BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1580 0,11%
EURO
55,9540 -0,67%
GRAM ALTIN
6.538,11 -0,88%
BITCOIN
75.615,00 -0,16%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,80 0,08%
GBP/TRY
67,0586 -0,72%
EUR/USD
1,1147 -0,64%
BRENT PETROL
95,83 -1,58%
ÇEYREK ALTIN
10.689,80 -0,88%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
14 °

Son Yazılarım

İstanbul'da kabus gecesi! Talimat yurt dışından geldi: Devletimiz büyük, bir günde bunların hepsini temizler

İstanbul’da kabus gecesi! Talimat yurt dışından geldi: Devletimiz büyük, bir günde bunların hepsini temizler

Olay, dün saat 04.30 sıralarında Balmumcu Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, motosikletle olay yerine gelen kasklı ve siyah giyimli 2 şüpheli, Selçuk Kürkoğlu ve dini nikahlı eşi Dilek K.’ye ait araç kiralama şirketinin önündeki araçlara benzin dökerek kundakladı.
Kısa sürede büyüyen alevler park halindeki 14 aracı sardı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri yangını söndürdü.

VİLLASINI DA KURŞUNLADILAR
Kundaklama olayının ardından şüpheliler bu kez Levent Mahallesi’ndeki çifte ait villaya silahla ateş açtı. Olay yerinde yapılan incelemede 7 adet boş kovan bulunurken, villaya 5 merminin isabet ettiği tespit edildi. Saldırılarda yaralanan olmazken, yaklaşık 100 milyon liralık hasar oluştu. Zarar gören araçlar çekiciyle emniyet otoparkına götürüldü.

KUNDAKLAMA VE SALDIRI ANI KAMERADA
Diğer yandan oto galerinin benzin dökülerek kundaklandığı anların güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, kasklı ve siyah giyimli 2 kişiden birinin oto galeriye benzin döktüğü ardından da ateşe verildiği anlar görülüyor; araçlar alev alev yanıyor.

Silahlı saldırı görüntülerinde ise villanın önüne gelen şüpheli bir süre sonra silahla ateş açıyor. Şüpheli daha sonra motosikletle kaçıyor.
TELEFONLA TEHDİT EDİLMİŞ
Polis ekiplerinin yaptığı çalışmalarda Selçuk Kürkoğlu’nun geçtiğimiz pazar günü öğle saatlerinde telefonla aranarak tehdit edildiği, şüphelilere küfürle karşılık vererek telefonu kapattığı, sonrasında ise emniyete şikayette bulunmadığı öğrenildi. Olayın ardından Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar başlattı.
Beşiktaş’ta milyonluk yangın! 15 lüks araç küle döndü

‘ONLAR SERT GİRİŞ YAPINCA BEN DE SERT GİRDİM’
Olayla ilgili konuşan Selçuk Kürkoğlu, “Vallahi ben bir holdingin başkanıyım. Bölgede kafe, restoran, zincirlerimiz var. Pazar günü saat iki buçuk, üç civarında cep telefonumdan yabancı bir telefon, Amerika telefonuydu herhalde çaldı, açtım. Açtığım gibi karşımdaki hep sanki böyle bir tehditvari konuşur gibi direkt sert bir giriş yapınca, ben de biraz onlara sert giriş yaptım. Ben de onlara bayağı bir konuştum. Sonra bu üç dört dakika falan sürdü. Telefonunu falan kapattılar, engellediler. Aradan bir 15-20 dakika sonra tekrar aradılar. Tekrar No’ya bastılar. Yani cevap vermediler mesajlaşmaya başladılar. Tehditvari bazı şeyler. Sonra akşam saat 7-7,5 civarında ben şirketten restoranlardan çıktım. Eve geldim. Eve geldikten sonra gece saat 03.30-04 gibiydi bir telefon geldi. Bir taksiciydi herhalde. Sizin kiralama şirketinde araçlar yanıyor diyor. Biz hemen buradan çıktık. 5 dakikada şirketin olduğu bölgeye gittik. Gittiğimizde arabalara yanıyordu. Yaklaşık 15’e yakın araba yanıyordu. Hatta 17, 18 de olabilir. Biz onlardan şey yaparken bir telefon daha geldi. O ara telefona bizim Dilek Hanım baktı. Dedi ki şey, evi de kurşunlamışlar diye. Sonra biz oradan birkaç araba evin olduğu bölüme geldik. Geldiğimizde polisler falan vardı zaten orada. Bir 5-6 tane mermi villaya ateş etmişler. Sonra WhatsApp’tan mesajlar yazmaya başladılar. İşte tabi ben bunları çok kale almadım” dedi.

‘100 MİLYONA YAKIN ZARAR GÖRÜNÜYOR’
Kürkoğlu, “Kimseye de verecek bir lira paramız yok, vermeyiz de. Zaten emniyet geldi. Şu an takipteler, her an yakalanabilirler. Arabaların hiçbirinin kaskosu yok. Bazı haberlerde sanki arabalar kasko, biz yakmışız gibi haberler çıkıyor. Arabalarda kasko yok. Yaklaşık 100 milyona yakın araçlarla ilgili bir zarar görünüyor. Ben şöyle söyleyeyim, bunlara hangi iş yerinin sahiplerini, kimi alıyorlarsa bu adamları tehdit ediyorsa bunları kimse kale almasın. Direkt emniyete gidip savcılığa gidip suç duyusunda bulunsun. Zaten devletimiz büyük. Bir günde bunların hepsini temizler” dedi.
‘TALİMATI VERENLER TÜRKİYE’DE DEĞİL’
Kürkoğlu, “Çünkü bunu yapanlar zaten çoluk çocuk. Bunların talimatlarını veren Türkiye’de değil. Yapan çocuklar 15 yaşında, 17 yaşında işte kamera kayıtlarından gördünüz. Motosikletle geliyor, benzin döküp yakıp kaçıyor. Mesela villaya gelip ateş eden de motosikletli, iki kişi geliyor, motordan iniyor, ateş edip aynı motorla kaçıyorlar. Yani 1 dakika sürmüyor ateş etmeleri. Bence aynı kişiler değil. Oradaki ekip farklı, buradaki ekip farklı” diye konuştu. (DHA)

…

Adana’da dev operasyon! 'Afiyet olsun' yazılı paketlerden zehir çıktı

Adana’da dev operasyon! ‘Afiyet olsun’ yazılı paketlerden zehir çıktı

Adana’da narkotik polisinin uyuşturucu hap üretildiği belirlenen tesise düzenlediği operasyonda gözaltına alınan 9 şüpheliden 7’si tutuklandı. Şüphelilerin, hapları kamufle etmek için paketleri, üzerinde ‘Afiyet olsun’ ibaresi bulunan folyo ile kapladıkları ortaya çıktı.

UYUŞTURUCU HAPLARI KAMUFLE ETMEK İÇİN AKILALMAZ YÖNTEM
İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Seyhan ilçesi Ova Mahallesi’nde ıslak mendil üretim tesisi görünümlü bir iş yerinde uyuşturucu hap üretildiği bilgisi üzerine harekete geçti. Özel Harekat polisinin de desteğiyle iş yerine operasyon düzenlendi.

Operasyonda 9 şüpheli gözaltına alınırken, depoda kaçak olarak üretildiği belirlenen 703 bin 43 uyuşturucu hap, 2 bin 259 kilo uyuşturucu hap üretiminde kullanılan etken madde, 3 milyon 999 bin boş kapsül, 40 rulo şeffaf plastik ve folyo ile üretim makinesi ele geçirildi. Depodaki etken maddeden yaklaşık 5 milyon 793 bin uyuşturucu hap üretilebileceği bildirildi.

Bu arada şüphelilerin, ürettikleri uyuşturucu hapların paketlerine, üzerinde ‘Afiyet olsun’ ibaresi bulunan folyo ile kapladıklarını ortaya çıktı. Şüphelilerin, böylelikle uyuşturucu hapları kamufle etmek için ıslak mendil paketine benzetmeye çalıştıkları saptandı.

Emniyete götürülen şüphelilerden A.B. (42) ve İ.S. (45), sorgularında, iş yerini bir süre önce devren kiralık olarak tuttuklarını, başta ıslak mendil üretimi yapmak için işe başladıklarını daha sonra uyuşturucu üretmeye başladıklarını, bırakmak istediklerini ancak bırakamadıklarını öne sürdü.

İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilip, mahkemeye çıkarılan şüphelilerden A.B. ve İ.S.’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklandı, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davası: Savcıdan İmamoğlu’na: Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz
Son dakika… Üsküdar Belediyesi’ne operasyon: 20 kişi gözaltına alındı…

Bakan Ersoy sahadan duyurdu: Osmaniye'ye 678 milyon liralık dev yatırım

Bakan Ersoy sahadan duyurdu: Osmaniye’ye 678 milyon liralık dev yatırım

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Osmaniye programı kapsamında Valilikte basın açıklaması yaparak kentin turizmde yükselen konumuna ve yürütülen yatırımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Osmaniye Valiliği’nde il koordinasyon toplantısına da katılan Ersoy, kentin turizm master planının oluşturularak hızlıca hayata geçirileceğinin müjdesini verdi.
Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile makamında bir araya gelen Ersoy’un programlarına Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet ile AK Parti Osmaniye İl Başkanı Mehmet Sadi Binboğa ve MHP Osmaniye İl Başkanı Yusuf Çomu da eşlik etti.

“GÖZÜNÜZ GİBİ KORUYUN” TALİMATI
“Osmaniye, sadece doğal güzellikleriyle değil; aynı zamanda vatanına, milletine bağlı insanlarıyla da ülkemizin en kıymetli şehirlerinden biridir” diyen Ersoy, kentin milli birlik ve beraberlik açısından simge şehirlerden biri olduğuna işaret etti. Kültürel mirasın korunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki hassasiyetini aktararak “Şehirlerimizin kültürel varlıklarını gözünüz gibi koruyun.” sözlerini hatırlattı.
TURİZM MASTER PLANI İÇİN İLK ADIM ATILDI
Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Osmaniye’de yerel yönetimlerin turizm altyapı yatırım projelerine de katkı sağlandığını ifade eden Ersoy, vali ve belediye başkanlarıyla gerçekleştirdikleri il koordinasyon toplantısında kentin “Turizm Master Planı” çalışmasının başlatılması yönünde talimat verdi. Bakan Ersoy, hazırlanacak planın valilik koordinasyonunda, il ve ilçe belediyeleri ile üniversitenin katkılarıyla hızlı bir şekilde hayata geçirileceğini ifade etti. Söz konusu plana dair sürece değinen Ersoy, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlığın turizm alanında hangi önceliklerin ele alınacağı ve hangi çalışmaların hangi zaman planı içerisinde hayata geçirileceğine ilişkin yol haritasının birlikte belirleneceğini dile getirdi.Osmaniye’nin turizmde yükselen bir değer olduğunu belirten Ersoy, konaklama altyapısındaki gelişime dikkat çekti. 2002 yılında yalnızca 1 tesis ve 104 yatak kapasitesi bulunduğunu ifade eden Ersoy, bugün bu sayının 14 tesise ve 978 yatak kapasitesine ulaştığını kaydetti.
İlginizi Çekebilir…

İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davası: Savcı'dan İmamoğlu'na: Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz

İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü davası: Savcı’dan İmamoğlu’na: Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede ‘Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
DURUŞMALARDA BEŞİNCİ HAFTA
İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 20 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın 4 günü devam edilecek.
SAAT 22.00’YE KADAR DEVAM EDECEK
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi’ndeki binada görülecek 16’ıncı celsede, sanıkların savunmalarına devam edilecek. Diğer yandan Mahkeme başkanı saat 22.00’ye kadar duruşmaların devam edebileceğini belirtti.
18 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Geçtiğimiz celsede mahkeme heyeti, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli’nin tahliye edilmesine karar verdi.
İNAN GÜNEY’İN DOSYASI BİRLEŞTİRİLDİ
Diğer yandan halen tutuklu bulunan, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame, İBB ‘Yolsuzluk’ davasının dosyasıyla birleştirildi. Güney, iddianamenin İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından İBB dosyasında sanık olarak yer aldı.
İMAMOĞLU İLE SAVCI ARASINDA GERGİNLİK
Duruşma saat 10.45 sıralarında, duruşma savcısının Ekrem İmamoğlu’na yönelttiği soruyla başladı. Savcı, İmamoğlu’na “Dün duruşmada ‘İddia makamı bir suç örgütüdür’ demişsiniz. Doğru mu. İddia makamı olarak bu cümleleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz’ ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin ise savcının sözlerine tepki göstererek, “Böyle birşey diyemez sayın Mahkeme Başkanı” dedi. Bunun üzerine savcı, “Müvekkiliniz beyanlarına dikkat etsin. Yargılamayı gölgelemek adına bu beyanlardan vazgeçin” şeklinde konuştu.(DHA)

…

Son dakika..

Son dakika… MHP lideri Bahçeli’den Terörsüz Türkiye açıklaması: Barış taviz değildir

HABER MERKEZİ- İşte Bahçeli’nin konuşmasından satır başları:Aziz dava arkadaşlarım, muhterem milletvekilleri, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.
İlginizi Çekebilir
Değerli dava arkadaşlarım, Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh göklerine nakşeden merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Türkeş Bey, Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren, onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası hâline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır. Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında millî aklı esas almış, devleti ebed müddet şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir. O zor zamanların adamıydı. Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi. Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi. Ne tehditlere boyun eğmiş ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür. İnandığı değerleri her şart altında savunmuş, Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur. Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk Birliği ve Turan ülküsü Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır. Gerçeğe dönüşecektir. Çünkü büyük Türk milleti geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir. Bu duygu ve düşüncelerle merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum.
“KÜRESEL DÜZEN DERİN BİR ŞEKİLDE SARSILDI”
Değerli dava arkadaşlarım, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemde olduğumuz herkesin malumudur. Eski düzenin kurgulanmış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış, lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir. Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız. Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Ve bu durum hepimizin ortak aklı, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar, eskinin tam olarak öldüğünün, yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir. Bu da kelimenin tek anlamıyla bir kriz durumudur. Kriz ise sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir. Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir.
Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir. Zira dünya düzeni içerisinde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir. Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğunu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip huzursuzluğun ortaya çıkmasına, şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.
“TRUMP YÖNETİMİ GERÇEKLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALACAK”
Trump ve Netanyahu rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür. Başta Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askerî çevrelerdeki tartışmalar olmak üzere Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi hâlinde Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Benzer bir şekilde geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netanyahu’nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir. İşte bu nedenlerden dolayı her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyettir. Milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği de budur. Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz birçok konunun içeriğini oluşturan yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır. Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir fetret dönemini andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu, çatışmacı günlerine götürmektedir. Nitekim bu tespiti doğrularcasına küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir.
Son dakika… Üsküdar Belediyesi’ne operasyon: 20 kişi gözaltına alındı
“İRAN’INDİRENİŞ İRADESİ,TRUMP’IN ÖNGÖRÜLERİNİ BOŞA ÇIKARMIŞTIR”
Amerika Birleşik Devletleri, İsrail-İran savaşı 39. gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onuru, haysiyeti ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir. İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmektedir. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksi dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı’na odaklı çatışma dünyada bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevselliğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmakta aciz olduklarını da göstermektedir.
Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruz. İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir. Bu gerçeğin idrakiyle, böylesi bir millî şuurla, böylesi bir millî duyguyla bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde her zamankinden daha çok üzerimizde tarihî ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek, onlara ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız. Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen millî kültürümüz bize şunu temin etmektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin ve kudretin hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz.
“CHP BASİT VE ÇIKARCI BİR TUTUMLA HAREKET ETMEKTEDİR”
20.yüzyılın başında Orta Doğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan, saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkip ile daha güçlü bir Cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir. Fikir ve dava adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi ve direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi ve direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder. Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yoluyla incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koç başını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala ömrünü tamamlamış bir söylemle sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş bir görüntü vermektedir.
Öte yandan son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız. Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemde yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir. Asıl olan çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur. Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleğini giymeye dahi gerek yoktur.
Son dakika… Ünlülere yeni uyuşturucu operasyonu: Simge Sağın, Melek Mosso, Mustafa Ceceli…
Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, hepimizin çok iyi bildiği gibi Milliyetçi Hareket Partisi “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” derken slogan değil, fikir ifade eder. Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder. Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir, sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder. Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefesi, dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir. Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki bu zorunluluğun yüklediği tarihî misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız tarih şuuru ile yoğrulmuş, millî hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya, güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Türkiye’nin yeri tesadüflere değil, tarihî sorumlulukla jeopolitik hakikatlere ve millî iradeye göre tayin edilmektedir. Bizim için esas olan milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim hangi kılıfa bürünürse bürünsün karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.
“ÖLÜM KAPIMIZI ÇALSA DA KATİYEN VAZGEÇMEYİZ”
Burada altı özellikle çizilmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir. Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise millî duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve millî değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir. Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bizim kurduğumuz her cümlenin öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Nesnesi Türk milletidir. Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır. Kavgamız bunun içindir. Adanmışlığımız da bu nedenledir. Asla tereddüt yaşamayız. Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.
“TÜRKİYE’NİN DENGE KURUCU ROLÜ DAHA GÖRÜNÜR HALE GELMİŞTİR”
Kıymetli dava arkadaşlarım. Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, millî bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik ve tecrübeye dayalı bir akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir. Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasite ile bölgede diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta, aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi hâline getirmektedir. Türkiye’nin bu konumu tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askerî ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir. Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda üstlenilen arabuluculuk rolü bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş, benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hâle gelmiştir. Bu çerçevede Türkiye krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır. Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir.
“KÜRESEL ENERJİ SİSTEMİ CİDDİ BİR RİSK ALTINDADIR”
Değerli dava arkadaşlarım. Öte yandan hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri tutan, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir. Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, millî güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur. Enerji, tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır. Kısacası enerji hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır. İşte bu hakikatten hareketle bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur. Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır. Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler dar bir geçiş hattına özgü bir sorundan ziyade küresel enerji düzeninin ne denli hassas hâle geldiğini ortaya koymuştur. Bugün enerji limanları, petrol rafineleri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef hâline gelmekte ve tehdit altına girmektedir. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu çok daha derin bir kırılmadır. Bu doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir.
“ENERJİDE BAĞIMSIZLIK TÜRKİYE’NİN KIZIL ELMASIDIR”
İşte tam bu yeni dönemde Türkiye’nin rolü yeniden tanımlanmaktadır. Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye güçlü altyapısının katkısıyla artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış, bölgede enerji istikrarının, güveninin ve barışın merkezi hâline gelmiştir. Türkiye farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç hâline gelmiştir. Bu gelişme ekonomik bir kazanımın ötesinde millî kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Çünkü artık enerji uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir. Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesi ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlemektedir. Türkiye bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden, enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir. Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir. Enerji güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır. Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir ki enerjide bağımsızlık Türkiye’nin KIZILELMA’sıdır. Bu hedef bir zorunluluktur. Bu hedef millî bir duruştur. Türkiye bu hedef doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir.
68 yaşındaki kadın eşini öldürdü, satırla 15 parçaya ayırdı! Nedeni şoke etti
Aziz dava arkadaşlarım, tüm bu bahsettiğimiz konulara ilaveten Türkiye’nin savunma sanayi ve teknoloji alanında son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi de görmek ve gururlanmak gerekmektedir. Hiç şüphesiz bu ilerleme köklü bir stratejik dönüşümün ürünüdür. Uzun yıllar boyunca dış tedarike dayalı yapı bakım, onarım çalışmaları, modernizasyon ve operasyonel kullanımda çeşitli sınırlılıklar doğurmuş, bu durum yerli üretim ihtiyacını kaçınılmaz hâle getirmiştir. Son yıllarda Türkiye savunma sanayinde tedarik eden konumdan geliştiren ve üreten konuma geçiş sürecini hızlandırmıştır. Bu dönüşüm kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve mühendislik kapasitesinin artışıyla birlikte daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur. Özellikle insansız sistemler alanında elde edilen başarılar bu dönüşümün en görünür çıktıları olmuştur. Dolayısıyla Türkiye’nin savunma sanayinde son yıllarda kaydettiği yükseliş dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve millî üretim kapasitesinin artırılması ve bu yapının sürdürülebilir bir sistem hâline getirilmesi üzerinden şekillenmiştir. Bu stratejik hamle Türkiye’ye yalnızca sahada caydırıcılık kazandırmamış, aynı zamanda uluslararası sistemde daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma kabiliyetini de kazandırmıştır.
Bu tablo milletin iradesinin devletin iradesine yön verdiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi marifetiyle, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın kararlı siyasi iradesiyle vücut bulan tarihî bir dönüşüm sürecinin meyvesidir. Dün çeşitli sebeplerle akamete uğratılan savunma sanayi hamleleri bugün yeniden ayağa kaldırılmıştır. Bu vesileyle bu alana emek veren ve vizyon ortaya koyan öncü isimler de her daim rahmet ve minnetle anılmalıdır. Nuri Killigil, Şakir Zümre, Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş bu milletin üretme iradesini, mühendislik kabiliyetini ve bağımsızlık ülküsünü temsil eden müstesna şahsiyetler olarak tarihimizdeki yerlerini almıştır. Allah aziz ruhlarını şad etsin. Bugün gelinen noktada söz konusu bu şahsiyetlerin ortaya koyduğu hayaller Türkiye’nin güçlü devlet iradesi ve millet desteğiyle yeniden hayat bulmuş, yarım kalan her bir vizyon modern imkânlarla tamamlanarak somut birer stratejik kapasiteye dönüşmüştür. Bu çerçevede savunma sanayi, Türkiye’nin bağımsızlık iradesinin, millî güvenlik vizyonunun ve geleceğe dönük kararlılığının en güçlü tezahürü hâline gelmiştir.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE DOĞRU ZAMANDA ATILAN DOĞRU BİR ADIMDIR”
17 Mayıs 2025 tarihinde “Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz.” demiştim. Barış ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir. O gün ifade ettiğimiz gibi bu kanatlardan biri terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti. Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle millî iradenin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır. Bu tablo, millî iradenin tecelli yeri olan Gazi Meclisimizin tarihî sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir. Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır. Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde, milletin bekasına, devletin istiklaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir. Terörsüz Türkiye doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihî önemde bir dönüm noktasıdır. Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla, vatan ve millet aşkıyla, devlet ve millet dayanışmasıyla yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır. Terörsüz Türkiye, milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun ve lider ülke Türkiye’nin habercisidir.
“OYALANMAYA VE OYALAMAYA GEREK YOKTUR”
Bugün gelinen noktada yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde kendi iç bünyemizin tahkimi, millî birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması ertelenemez bir zaruret hâlini almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir. Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur. Biz diyoruz ki barış teslimiyet değildir. Barış taviz değildir. Barış milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış adaletin, kardeşliğin ve millî birliğin birlikte yükseldiği bir ülküdür. Türkiye Cumhuriyeti köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır. Bu teminat dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır. Yarın da ilelebet payidar kalacaktır. Ve ben bir kez daha söylüyorum. Bu aziz milletimin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu ruh yaşadıkça bu fitne kazanamayacak ve ihanet galip gelemeyecektir.
“A MİLLÎ FUTBOL TAKIMIMIZI YÜREKTEN TEBRİK EDİYORUM”
Konuşmama son verirken Dünya Kupası’nda aziz milletimizi temsil edecek A Millî Futbol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonu’nun muhterem başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum. Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık, teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir. Hepsinden öte Dünya Kupası’nda yeniden mücadele imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki ay yıldızlarımız tarihe yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, millî birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm cihana duyursun.
Trabzonspor-Galatasaray derbisi sonrası ceza yağmuru kapıda! Anonsçu yakın mercekte…