BIST 100
12.118,29 -1,08%
DOLAR
49,3917 0,02%
EURO
55,1418 -0,34%
GRAM ALTIN
6.513,86 -1,41%
BITCOIN
81.801,00 -1,85%
FAİZ
39,70 0,30%
GÜMÜŞ GRAM
88,34 -6,01%
GBP/TRY
65,2012 -0,46%
EUR/USD
1,1155 -0,39%
BRENT PETROL
104,53 -1,72%
ÇEYREK ALTIN
10.650,17 -1,41%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
16 °

HABER

6 Şubat depreminde pert olan araçlarla ilgili şok detay! 25 milyon liralık vurgun

6 Şubat depreminde pert olan araçlarla ilgili şok detay! 25 milyon liralık vurgun

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde enkaz altında kalarak kullanılamaz hale gelen ve ağır hasarlı araçları düşük bedellerle temin edip, motor ve şasi numaralarını çalıntı ve hacizli araçlara işleyerek piyasaya süren çeteyi deşifre etti. Polis teknik ve fiziki takip başlattığı 48 şüphelinin kimliğini tespit etti. Operasyon için harekete geçen ekipler, Adana merkezli 11 ilde belirlenen çok sayıda adrese 9 Nisan’da eş zamanlı baskın yaptı. Operasyonda gözaltına alınan 47 şüpheli, Adana Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
İlginizi Çekebilir
ARAÇLAR TRAFİKTE SEYİR HALİNDE GÖRÜLDÜ
Polisin, yaklaşık 6 ay önce depremde tamir edilemeyecek boyutta ağır hasar gören birden fazla aracın trafikte seyir halinde olduğunu belirlediği, soruşturmanın da bu şekilde başladığı belirtildi. Söz konusu araçların sahipleri ya da mirasçılarından düşük bedellerle satın alındığı, şüphelilerin atölyelerinde aynı marka ve modeldeki hacizli-yakalamalı veya çalıntı araçlarla şasi numaralarının değiştirildiği belirlendi. Ayrıca bu araçların tamir edilmiş gibi gösterilip, satıldıktan sonra trafiğe çıkarıldığı tespit edildi.
Adalet Bakanı Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması

25 MİLYON LİRALIK VURGUN
Şüphelilerin bu yöntemle 30 ayrı araç üzerinden yaklaşık 25 milyon liralık vurgun yaptığı belirlendi. Öte yandan, Konya’nın Selçuklu ilçesinde satın aldığı ağır hasarlı aracın, aranma kaydını öğrenen bir şüphelinin, polise yakalanmamak ve delilleri karartmak için hasarlı aracı kırsal bir noktada uçuruma attığı ortaya çıktı. Polisin, güvenlik kamerası ve Plaka Takip Sistemi’nden (PTS) takip ederek uçuruma atılan aracın yerini tespit edip, bulunduğu yerden vinçle çıkardığı bildirildi.

22 TUTUKLAMA
Emniyete götürülen şüphelilerin, ifadelerinde, “Biz araçlara change yaptırmadık, aksine tamir ettirdik. Olayla herhangi bir bağlantımız yok” dediği belirtildi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 22’si çıkarıldığı mahkemede tutuklanırken, 22’si adli kontrol şartı, 3’ü ise savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.

Firari bir şüpheliyi yakalama çalışması sürerken, çete üyelerine ait 15 milyon lira değerindeki 129 araca el konuldu, 23 banka hesabına da tedbir kararı uygulandı.
Karakolda işlenen cinayette sanık konuştu: ‘Görünce dayanamadım, kaç kez salladım hatırlamıyorum’…

Son Dakika Gülistan Doku Haberleri: Davada kritik aşama! Gözaltıların perde arkası...

Son Dakika Gülistan Doku Haberleri: Davada kritik aşama! Gözaltıların perde arkası…

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada özel ekip kurulmasını talep etti. Soruşturmada Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri ve PTS kayıtları yeniden toplandı.
Gülistan’a ait yeni görüntülerin de bulunduğu, 67’si ana arter olmak üzere toplamda 70 KGYS ile güvenlik kameralarına ait ek 700 saatlik görüntü de dosyaya girdi.

Şanlıurfa’da lisede silahlı saldırı! Yaralı öğrenciler var
Soruşturmada, cinayet şüphesiyle 13 şüphelinin yakalanmasına yönelik gece saatlerinde 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda aralarında Doku’nun erkek arkadaşı Z.A. ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu M.T.S. de bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.
CNN Türk MuhabiriMerve Tokazcanlı yayındasoruşturmanın kritik detaylarını aktardı.
Tokaz açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Soruşturmada, cinayet şüphesiyle 13 şüphelinin yakalanmasına yönelik gece saatlerinde 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda aralarında Doku’nun erkek arkadaşı Z.A. ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu M.T.S. de bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Teslim edilen bir sim kart detayı var ki; soruşturmanın kritik detaylarından biri de bu. Şimdi bir sim kart var o dönemde. Bunu aile de doğruladı bu arada. Aileden Gülistan’ın sim kartı alınıyor ve deniyor ki vali tarafından: “Biz bunu alacağız, inceleyeceğiz. Biz bunu savcılığa, jandarmaya teslim edeceğiz. Ve sonradan anlaşılıyor ki aslında o sim kart alınmış, Gülistan’a ait sim kart; ancak hiçbir zaman savcılığa teslim edilmemiş. Yine bu sim kart detayının da ortaya çıkması, artık bu sürecin o dönemin valisi ve çevresi tarafından farklı bir şekilde lanse edilmeye çalışıldığını da ortaya çıkaran noktalardan bir tanesi oldu.”

GİZLİ TANIK: ŞUBAT
“Dosyada bir gizli tanık var demiştik: Gizli tanık “Şubat”. Bu soruşturmada bilinen tüm gerçekleri temelinden sarsan çarpıcı birtakım detaylar verdi Şubat.”
“GÜLİSTAN ÖLDÜRÜLDÜ”
“Neydi bunlar? Soruşturmada Gülistan Dokun’un öldürüldüğünü açıkça beyan etti bu gizli tanık ve hatta Gülistan’ın nasıl öldürüldüğünü, cesedinin bir noktadan bir noktaya defalarca nasıl taşındığını ve işte bunun gibi pek çok detayı verdi. Yani “Gülistan öldürüldü” dedi ve cesedi de bu kişiler tarafından farklı tarihlerde, farklı yerlere taşındı dedi.”

“CESET ARANIYOR”
“Sonraki süreçte de jandarma tarafından, ekipler tarafından teknolojik cihazlarla, toprak altı arama cihazlarıyla Gülistan’ın cesedi aranmaya başlandı ve şu dakika itibarıyla da ekipler, gizli tanık beyanlarında tarif edilen noktalarda Gülistan’ın cansız bedenini didik didik arıyorlar. Çünkü ailenin gerçekten isteği bu. Bunu kalpten istiyorlar. Yani bir anne düşünün ki artık tek bir isteğe kalmış; o da kızının mezarına kavuşmak. Bir ikinci isteğe kalmış ki o da bunu yaşatanların hak ettikleri cezayı bulmaları. Çünkü feryat figan burada, saatlerdir bekleyişlerini sürdürüyorlar. Şimdi bu aşamada artık bu soruşturma bir kayıp genç kız soruşturması olarak yürümüyor. Bunun altını çizmekte fayda var. Gülistan Dokun’un kaybolmasıyla başlayan bu soruşturma, aradan geçen 6 yılın ardından bir cinayet soruşturmasına dönüşmüş durumda.”
Türkiye’yi sarsan vahşet: Tek hatırladığım 8 gün boyunca eşimin cesediyle uyumuşum

TANIK İFADELERİ
“Şimdi yeni tabii bilgiler de var bu soruşturma kapsamında. Tanık olarak dinlenen isimler var. Bu isimlerden bir tanesi de Songül Acar. Songül Acar ifadesinde önemli birtakım bilgiler veriyor. Gülistan Doku’nun ölümüne ilişkin, yaşanan soruşturma sürecine ilişkin net ifadeler kullanıyor. Şu beyanlarda bulunuyor: Gülistan Doku’nun kullandığı hat, annesi Bedriye Doku adına kayıtlıymış. Gülistan’ın kendisiyle birlikte tüm eşyaları ve cep telefonuyla sim kartı da kayıptı. Bunun üzerine annesi Bedriye Doku ve şimdi hatırlayamadığım diğer aile fertleri, Turkcell bayiğinden aynı hat üzerinden yedek sim kart çıkarttılar.
Gülistan’ın kız kardeşi Aygül bana sim kartı telefona taktığını, WhatsApp programını yükleyip bilgilerin gelmesini beklediğini; ama o sırada vali beyin haber göndererek — buranın altını çiziyorum ki az evvel de bu noktayı aktarmıştım — valinin haber göndererek “Siz yedek sim kartı nereden çıkarttınız? Eski sim karttaki bilgiler bundan kaynaklı silinebilir. Ama ben buna ilişkin bir çalışma yapacağım. O yüzden sim kartı hemen bana verin. Ben de incelenmesi için savcılığa teslim edeceğim.” dediğini; sonrasında WhatsApp programının, sim kartı Aygül’den aldıktan hemen sonra savcılığa verip vermediğini ben bilmiyorum. Ancak sonradan ben, Vali Bey’in özel kaleminde otururken Gülistan Doku’yla ilgili bir gelişme olup olmadığını Vali Bey’in koruması Şükrü Eroğlu’na sorduğumda — ki Şükrü Eroğlu da gözaltındaki isimlerden bir tanesi — bana “Vali Bey çok çalışıyor, bir sürü ekip getirdi. Gülistan Doku’nun sim kartını da savcılık Vali Bey’e teslim etti. Savcılığa Vali Bey teslim etti.” şeklinde bir beyan var burada.

‘SİM KART SAVCILIĞA HİÇ TESLİM EDİLMEMİŞ’
“Ama bunun sonrasında anlaşılıyor ki, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı ile de bunu konuştuk; böyle bir sim kart savcılığa hiç teslim edilmemiş. Vali tarafından, dönemin Tunceli Valisi tarafından alınan o sim kart savcılığa teslim edilmek üzere aileden alınıyor; ancak sonradan ortaya çıkıyor ki o sim kart aslında savcılığa teslim falan edilmemiş. Buradaki detaylar son derece önemli ki zaten o sim kart alındığında aslında soruşturmaya ilişkin önemli gelişmeleri barındıran Gülistan’ın WhatsApp kayıtlarını, WhatsApp konuşmalarını getirecekti belki ve o kayıtlar belki de olsaydı bugün çok daha başka şeyleri konuşuyor olacaktık.”
BAKAN GÜRLEK’TEN AÇIKLAMA: UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN KARARLILIKLA ARAŞTIRILMAKTADIR
Öte yandan Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten soruşturmayla ilgili yeni açıklama geldi.
Bakan Gürlek; Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmaya ilişkin, “Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır” dedi.
Bakan Gürlek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır. Bu zorlu ve kapsamlı süreci büyük bir sabırla takip eden Doku ailesinin acısını paylaşıyor; adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve hassasiyetle çalışan kolluk güçlerimize teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı, adaletin yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz” dedi.
GÜLİSTAN DOKU’NUN ANNE VE BABASI ADLİYEYE GELDİ
Gülistan’ın Doku’nun annesi Bedriye ile babası Halit Doku, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na geldi. Gözyaşlarıyla adliye binasına giren Bedriye Doku, “Savcının yanına gideceğiz. Adalet Bakanımıza, Sayın Başsavcımıza, hakime, polise, jandarmaya çok teşekkür ederim. Artık kadınlar ölmesin, Gülistan’lar, öğrenciler ölmesin. Jandarmalar, polisler, onlara da yazık değil miydi? O karda kışta, o kadar insana da yazık değil miydi? Onlar arama yaptılar günlerce. Yazık günah değil miydi? ‘Teyze, kızın burada yok’ diyorlardı. Israrla oraya yönlendirdiler” dedi.

Baba Halit Doku ise “Adalet yerini buldu. Adalete inanıyoruz. Adalete güvendiğimiz için adalet yerini buldu. Herkese teşekkür ederim” diye konuştu.
‘7 YILDIR ADALET ARIYORUZ’
Tunceli’de 5 Ocak 2020 yılından bu yana kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturma devam ederken; Gülistan’ın ablası Aygül Doku ve ailesi son gelişmeleri takip etmek üzere Tunceli Adliyesi’ne geldi. Burada açıklamalarda bulunan Aygül Doku, “Yaralı bir aileyi oraya götürüp, ‘Yasını tutun, kızınız intihar etti’ dedi Tuncay Sonel bize. Köprünün başında dalgıç abiler her çıkışında, ‘Kızınız burada yok’ derken; o, ‘Bana inanın. 2 çocuğum üzerine yemin ederim, size kızınızın bedenini vereceğim’ demişti. Dün Türkiye büyük bir zalimliğin, kötülüğün, caniliğin örneğini birebir daha gördü. 7 yıldır öz kızımızı bizden aldılar, bizi kandırdılar. Tiyatro izler gibi, film izler gibi dünyanın gözü önünde bizi izlediler. Başsavcımız Ebru Cansu tarih yazıyor. Bunun üzerinin örtülmesini istemiyoruz. 7 yıldır adalet arıyoruz. Sizler Gülistan’ın sesini duyurmasaydınız, kadınlar, ‘Gülistan Doku nerede’ demeseydi, Başsavcı Ebru Cansu olmasaydı, ‘Gülistan intihar etti’ olarak kalacaktı. Bu bir utançtır” diye konuştu. Anne Bedriye Doku ise “Kızımın cenazesini istiyorum. Cenazesini almadan buradan gitmeyeceğim” dedi. (DHA)
AİLENİN AVUKATI:İNTİHAR ETTİĞİ ALGISI OLUŞTURULDU
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan’ın baraj gölünde intihar ettiği algısı oluşturulduğunu ifade ederek, “Burada biliyorsunuz aramalar yapıldı dalgıçlar tarafından. Gülistan tarafından suya atılan ufak bir not kağıdı bile bulunmuştu. Gülistan 1.60 boylarında, 55-60 kiloydu, üzerinde parka, sırtında sırt çantası vardı. Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net şekilde ortadaydı. Ancak Gülistan’ın intihar ettiği algısı oluşturuldu. Bu algı da ortaya çıktı ki üst düzey kamu görevlisi tarafından yapılmış. Bu örtbasın kişisel nedenlerle geliştiği yani kendi aile bireyleri tarafından işlenen bir suçu örtbas etmek amacıyla baraj gölünde gereksiz aramalar yapıldığı neticesinde aile de 220 gün boyunca burada kaldı. Geldiğimiz bu aşamada dosyamız 3 başsavcı gördü. Başsavcımız ile birlikte dosyamızda etkin bir soruşturmaya başlandı. Bu aşamadan sonra hangi failin hangi fiili işlediği konusunda bir tartışma yapmayacağız. Başsavcılık artık gereğini yapıyor. Biz daha çok burada bugün onlara destek olmak amacıyla buradayız. Bu aşamada beklenti olarak bunu söyleyebiliriz, üst düzey kamu görevlisinin halen gözaltına alınmadığını görüyoruz. Failler açısından yargılanmanın devam edebilmesi için onun da gözaltına alınmasını bekliyoruz” dedi.

Doku dosyasında 6 yıl sonra kritik gelişme!
‘AİLE KIZLARINDAN HİÇBİR ZAMAN UMUDUNU KESMEDİ’
Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin tutuklanmasını beklediklerini ifade eden Çimen, “Biliyorsunuz dosyamızın 7’nci yılındayız. Geldiğimiz bu aşamada etkin bir soruşturma yapılmaya başlandı. 13’ün üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bu gözaltı kararlarının tutuklanmaya yönelik olarak yapıldığını biz değerlendiriyoruz. Muhtemelen tamamı da tutuklanacaktır. Burada üst düzey kamu görevlisinin şu an dava dışı kaldığı görülüyor. Yani onun da bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerektiğini düşünüyoruz. Şöyle ki en azından failler üst düzey kamu görevlisinin gözaltına alınmadığını düşünürlerse orada ‘kendimizi kurtarabilir miyiz’ diye bir umut doğabilir. Bu nedenle üst düzey kamu görevlisinin bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerekmektedir. Gülistan doku soruşturması kadın kırımının sembol dosyasıdır. Bu 7 yıl boyunca kadın kurumları, basın emekçileri gerçekten de dosyamızda çok özel bir ilgi ve takipleri söz konusu oldu. Bu anlamıyla da Gülistan Doku dosyasında etkin bir soruşturma yapılmaması adalet duygusunu da incitiyordu. Kadınlar Gülistan Doku dosyası çözülmediği takdirde rahat edemeyeceklerini biliyorlardı. Çünkü her an yeni bir Gülistan olabilirdi. Bu vesileyle Gülistan’ın dosyasında etkin bir soruşturma yapılması, kadına yönelik şiddet olaylarının da etkin bir şekilde soruşturulacağına olan inancı pekiştirecektir. Bu yönüyle ailenin tabi burada direnişi vardı, biliyorsunuz karda kışta 220 gün boyunca burada kaldılar. Hiçbir zaman kızlarından umudunu kesmediler. Çok büyük bir direnişleri oldu. Basın da bunu sahiplendi. Kadın kurumları da bunu sahiplendi. Dolayısıyla bu mücadelemizin sonu değil, bir başlangıçtır. Biz etkin bir soruşturmanın devam ettirilerek faillerin tutuklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
‘SORUŞTURMANIN BİRİNCİ DALGASI’
Dosyamızın, girdiğimizde aşamasında bir yıldır gerçekten dosya insan öldürme şeklinde ele alındı ve buna bağlı olarak tedbirler de sertleşti. Bu geldiğimiz aşamada da soruşturmanın birinci dalgası olarak tarif edebileceğimiz bir gözaltı kararları verildi. Gözaltı kararlarının da tutuklamaya yönelik olduğunu değerlendiriyoruz. Şu an dosyada gizlilik var, daha fazla ayrıntı vermem mümkün değil. Faillerin sorgusu yapıldıktan sonra yine ayrıntılı bir şekilde değerlendirmemizi yapacağız” diye konuştu….

Konya'da 3

Konya’da 3.2 büyüklüğündeki depremin ardından 2 bina için tahliye kararı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre; saat 10.38’de merkez üssü Selçuklu ilçesinde 3.2 büyüklüğünde deprem oldu. Yerin 11,94 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, kent merkezinde hissedildi. Depremin ardından Selçuklu ilçesi Hanaybaşı Mahallesi Yeni Sile Caddesi’nde 8 dairenin bulunduğu 2 katlı binanın duvarında çatlak oluştu. İhbarla bölgeye AFAD, itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi.

HASAR RAPOR U HAZIRLANACAK
Ekipler yaptığı incelemede; bir dairenin içindeki duvarda çatlaklık oluştuğunu, ayrıca binada daha önce zemin çökmesi yaşandığını tespit etti. Yanındaki 2 katlı binanın dış cephesinde de daha önce zemin çökmesinden kaynaklı oluşan çatlakta deprem sonrası büyüme olduğu belirlendi. Bunun üzerine ekipler, her iki binayı da tedbir amaçlı tahliye etti. Uzman ekipler tarafından yapılacak detaylı inceleme sonrası 2 binanın hasarı ile ilgili raporu hazırlanacağı belirtildi.
Adalet Bakanı Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması

‘DIŞ KISIMLERINI GÜÇLENDİRMİŞTİK’
Binada 5 yıldır oturan mülk sahiplerinden Hüseyin İpek, “Ben burada 5 yıldır oturuyorum. Binanın bir tarafından zeminden kaynaklı daha önce çökme vardı. Deprem olduktan sonra komşu, AFAD’ı aramış. Aslında göçecek bir bina değil. Binanın zemininde 60 santimetre taş duvar var. Tabii şikayet olduğu için inceleme yapılıyor. Ben burada 5 yıldır otuyorum, hiçbir sorunla karşılaşmadık. Burada 8 daire var ve bir dairenin köşesinde zemin oturması var. O da çatı suyu oraya indiğinden dolayı. Bu sorun 15 yıldır da var. Dış kısımlarını güçlendirmiştik” dedi. (DHA)
Haber Detay Görsel Slider
…

Son Dakika Haberleri: Çağla Savaş entübe edildi! Menenjit şüphesi...

Son Dakika Haberleri: Çağla Savaş entübe edildi! Menenjit şüphesi…

Kent merkezindeki Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu’na giden 8’inci sınıf öğrencisi Çağla Savaş (14), 4 Nisan’da ateş ve baş ağrısı gibi şikayetlerle Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisine götürüldü. İddiaya göre; yapılan kan tahlilinin ardından serum ve antibiyotik tedavisi verilip, taburcu edildi.
Ertesi gün çocuklarının daha da kötü olduğunu gören ailesi, Çağla’yı tekrar aynı hastanenin acil servisine getirdi ve benzer tedavinin ardından taburcu edildi. Baş ağrıları artan Çağla’yı ailesi, 6 Nisan’da uzman hekime muayene ettirdi. Çağla’ya antibiyotik tedavisi verildi ve evine gönderildi.
BİR HAFTADIR YOĞUN BAKIMDA
Aile, çocuklarına verilen ilaçları kullandı, durum kötüye gidince 7 Nisan’da tekrar aynı hastanenin acil servisine başvurdu. Yine aynı tedavi verildi. Aile, çocuklarının şikayetleri daha kötüye gidince 8 Nisan’da Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne (BEUN) başvurdu. Burada çekilen tomografinin ardından Çağla Savaş’ın menenjit olabileceğinden şüphelenilerek bu yönde tedavisine başlandı. Beyin ameliyatı geçiren Çağla Savaş kendi başına solunum yapamadığı için entübe edildi. Çağla’nın yoğun bakımdaki tedavisi, 1 haftadır sürüyor. Çağla dışında 2 çocukları daha olan Anne Gülşah Savaş ve baba Emrah Savaş, kızlarından gelecek iyi haberi bekliyor. Öte yandan aile, günde 3 kez olan yoğun bakım görüş hakkını kaçırmamak için hastaneden hiç ayrılmıyor.

Doku dosyasında 6 yıl sonra kritik gelişme!
‘ÇOCUĞUMUZUN BAŞI GERİYE DOĞRU YASLANDI’
Menenjit teşhisinin daha önce konulabileceğini ancak hatalı teşhis nedeniyle 4 gün zaman kaybettiklerini söyleyen baba Emrah Savaş, “Şiddetli bir baş ağrısıyla Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’ne gittik gece. Orada kan tahlili falan yaptılar. Çocuğa orada serum yapıp göndermişler. Yüzde 70’lerin üstünde kanında enfeksiyon olmasına rağmen taburcu ettiler. Ertesi gün yine aynı şekil, çocuğun baş ağrıları geçmedi. Yine aynı acile götürdük. Burada da enfeksiyonun yükseldiğini söylediler. Çocuğun baş ağrıları hiç geçmiyor, verdikleri ilaçlar antibiyotikler, ‘Bir de uzmana gösterelim’ dedik, pazartesi gösterdik. Uzman, acilde yapılan kan tahlillerine bakarak aynı serumu yazdı, daha düşük antibiyotik vererek gönderdi bizi. Kamera kayıtlarını da isteyeceğim. Şikayette bulunduğum zaman, çocuğun hastaneden çıkış görüntülerini görseniz; zaten dersiniz ki ‘Bu çocuğu nasıl bırakıyorsunuz.’ Çocuğu, annesi bir kolunda ben bir kolunda zor götürüyoruz. Bir de uzmana giderken çocuğumuzun başı geriye doğru yaslandı artık. Geriye doğru yaslanma, bu hastalığın zaten en önemli belirtilerinden birisiymiş. Şimdi buralarda öğreniyoruz bunları” dedi.

’96 SAATİMİZ GİTTİ’
Kızının rahatsızlıklarının geçmediğini, uzman muayenesinden sonra da kötüye gittiğini anlatan Emrah Savaş, “Ertesi akşam çocuğum yine rahatsızlandı, yine acile gittik, yine aynı. Hiçbir değişik bir şey yok. Kimse demiyor ki, ‘Bir MR çekelim, bir tomografi çekelim.’ Olacak gibi değil, ‘BEUN’a getirelim’ dedik. 4’üncü günün sabahında buraya geldik. Buraya gelince de geç kalınmış. Burada yaşadığımız süreç çok zor. Duyduğumuz, doktorlarımızın bize söylediği şeyler, hiç iç açıcı değildi. Ama yavrumuz dayanıyor, ameliyatını oldu. Ameliyatımız güzel geçti. Ameliyattan sonra tepkiler vermeye başladı, gözleriyle. Uzun bir süreç bizi bekliyor. Burada bize söylenilen bu virüs, çok hızlı yayılan bir virüsmüş. ‘6- 12 saatte bütün beyni, bütün vücudu ele geçirebiliyor’ dediler. Ama biz orada 4 günümüzü kaybettik. 6 saat, 12 saat bir şey değil; 96 saatimiz gitti. Bir tomografi çekin, olmadı bizi buraya sevk edin. 4 gün boyunca çocuğa hep aynı serum” diye konuştu.

‘BAŞKALARININ BAŞINA GELMESİN’
Baba Savaş, “Başındaki baskıyı azaltmak için beyin tarafından bir operasyon geçirdi. Zorlu bir süreçti, o baskıdan dolayı rahatlasa da nefes alma olayıyla uğraşıyor, nefesi makinadan, entübe edildi. Yoğun bakımda, tabii ayrılamıyoruz. Riskli, risk olduğu için de buralardayız. Çocuğumuzu bırakamıyoruz, gidemiyoruz. Ben gerekli her şeyi yapacağım, şikayetlerde bulunacağım. Bizim başımıza geldi, başkalarının başına gelmesin” dedi.
VALİLİKTEN AÇIKLAMA: İKİNCİ BİR MENENJİT VAKASI YOK
Zonguldak Valiliği’nden de konuyla ilgili yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, “Söz konusu durum, İl Sağlık Müdürlüğü’nün bildirimi zorunlu hastalıklar sistemi kapsamında şüpheli vaka olarak kaydedilmiş; okul idaresi tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze yapılan bildirim üzerine, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında gerekli koordinasyon sağlanmıştır. Bu doğrultuda, 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 09.00’da Halk Sağlığı ekipleri tarafından okulda gerekli inceleme ve bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar kapsamında; yakın temaslı öğrenciler, öğretmenler, okul kantini çalışanları ve aile bireylerine yönelik koruyucu tedavi başlatılmış, ayrıca ailelere gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Basına yansıyan menenjit şüphesi haberleri hassasiyetle takip edilmekte olup, mevcut durumda ikinci bir menenjit şüpheli vaka tespit edilmemiştir. Başta Kadın, Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil Servisleri olmak üzere tüm sağlık birimleri konuyu Valiliğimiz koordinasyonunda hassasiyetle takip etmektedir” denildi.
TEDAVİYİ YÜRÜTEN HEKİM: ZONGULDAK VE ÇEVRESİNDE SALGIN YOK
Zonguldak’ta Çağla Savaş’ın menenjit ön tanısı ile tedavi altına alınmasının ardından Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi’ne, menenjit şüphesiyle başka hastalar da sevk edildi. Hastanede yapılan tetkikler sonucu şüpheli hastalarda, menenjit vakasına rastlanmadı. BEUN Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi ve Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, “Zonguldak’ta menenjit vakalarının arttığına dair çeşitli konuşmalar olmakta. Aslında tek bir vakamız var, menenjit şüpheli. Baş ağrısı, kusma, ateş ve vücudundaki döküntü şikayetiyle bize başvurdu ve menenjit ön tanısıyla bu hastamızı tedavi altına aldık. Tedavisi halen, çocuk yoğun bakım servisimizde sürmekte. Bununla beraber birçok menenjit şüpheli vakaların bize gönderilmesine rağmen tespit ettiğimiz başka bir menenjit vakası mevcut değil. Bu yüzden Zonguldak ve çevresinde bir salgından bahsetmek çok doğru değil. O yüzden velilerin, halkımızın menenjit salgını varmış gibi korkmalarına, endişe etmelerine çok gerek yok. Şu anda münferit, tek bir vaka mevcut. Bu vakanın da tedavisi sürüyor” dedi.
AŞI İLE KORUNMAK MÜMKÜN
Menenjite yol açan 2 tip mikrop türüne karşı rutin aşı programı bulunduğunu, menenjitin korktukları bir hastalık olduğunu ve ölümcül seyredebildiğini anlatan Prof. Dr. Pişkin, “Çeşitli sekeller bırakabiliyor, sağırlık, zeka geriliği yapabiliyor. Bu yüzden bizim her zaman doktorlar olarak çok çekindiğimiz ve korktuğumuz bir hastalık. ‘Meningokok’ dediğimiz mikrop ülkemizde rutin aşılama programında yer almadığı için vakalar görülebilmekte. Tabii bu mikrobun da bir aşısı mevcut, ülkemizde vatandaşlarımız özel olarak temin edebiliyorlar” diye konuştu.
BAŞ AĞRISI, BULANTI- KUSMA VE ATEŞ ÜÇLÜSÜNE DİKKAT
Menenjiti ayırt edebilecek noktaları söyleyen Prof. Dr. İbrahim Etem Pişkin, “Menenjit bizim beynimizi ve menikslerimizi tutan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Baş ağrısı, bulantı- kusma ve ateş üçlüsü bir arada olduğunda, bu hastalığı aklımıza getirmemiz lazım ve doktorlar tarafından mutlaka çocuğumuzun değerlendirilmesi gerekiyor. Bu üçlü bulgularla beraber, döküntü ve bilincinde değişiklik oluyorsa çocukların menenjitten çok fazla şüphelenmek gerekiyor. Ve bunun tanısını koymak için belinden su almak gerekiyor. Bazen insanlar, çocuklarının belinden su aldırmak istemiyorlar ama bu tanıyı koymak için şart ve belirgin sıkıntı yaratan bir durum değil. Menenjit şüphesi olan vakaların hızlıca doktora başvurmalarında fayda var” dedi.
‘BULAŞ İÇİN DAHA UZUN SÜRELİ TEMASLAR LAZIM’
Menenjitin kolay bulaşmadığını, hasta ile uzun zaman geçirilmesini ve yakın temas kurulması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Pişkin, “Yakın temaslı olmadığınız müddetçe menenjit vakası ile menenjit olma olasılığınız çok düşük. Özellikle ergen gruptan daha çok korkuyoruz. Bu yaş grubunda, meningokok mikrobunun taşıyıcılığı daha çok görülüyor. O yüzden bu grupta daha sık karşımıza çıkan bir hastalık. Ama taşıyıcı demek, hasta demek değil. Bunların çoğunluğu hastalık yapmıyor. Bu salgın yaptığı zaman, özellikle aynı sınıfta, aynı evde uzun süre beraber yaşayan insanlarda bulaş görülüyor. Öksürmekle, hapşırmakla, sekresyonlarla bulaşabilen bir hastalık ama bir Influenza, Covid gibi çok çabuk bulaşabilen bir hastalık değil. Daha uzun süreli temaslar lazım. Menenjit vakası tespit ettiğimizde, yakın temaslıların menenjit olmasını engellemek için o kişilere antibiyotik tedavisi öneriyoruz, meningokok mikrobundan şüphelendiğimizde. Antibiyotikleri aldığında hastalık olma olasılığı azalıyor. Buradan şu sonuç çıkmasın; herkes antibiyotik kullansın, bütün okullara antibiyotik verelim değil. Sadece yakın temaslılara, hastayla yakın temasla ilgilenen doktor ve hemşirelere bu antibiyotiği öneriyoruz” diye konuştu.
‘ERGENLERİN AŞILANMALARINDA FAYDA VAR’
Aşılamanın öneminden bahseden Pişkin, “Asıl bunun koruyucu kısmı aşılar. Bu dönemde menenjit vakaları görüldüğünde, anne babaların aklına, ‘Çocuğuma aşı yaptırayım’ diye sorular geliyor. Öncelikle salgın durumları dışında, herhangi bir sıkıntı salgın olmadığında, daha önce menenjit aşılarını yaptıranların tekrar aşı olmasına gerek yok. Eğer bir salgın durumundaki bizde salgın yok. Daha önce aşı olanların tek doz hatırlatma aşıları yapılabilir. Özellikle 12-18 yaş grubu aralığında çocuklar daha riskli ve hastalığa yakalanma riskleri daha fazla olduğu için özellikle ergenlerin daha önce aşılanmadıysa aşılanmalarında fayda var” dedi.

…

Adalet Bakanı Gürlek'ten Gülistan Doku açıklaması

Adalet Bakanı Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması

Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca önemli bir adım atıldığını, çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirildiğini belirtti.
Bakan Gürlek, şunları kaydetti: “Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta, hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır. Bu zorlu ve kapsamlı süreci büyük bir sabırla takip eden Doku ailesinin acısını paylaşıyor, adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve hassasiyetle çalışan kolluk güçlerimize teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ‘Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda, faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz.”
Gülistan Doku davasında kritik aşama! Dönemin valisinin oğlunun neden gözaltına alındığ ortaya çıktı
NE OLMUŞTU?
Tunceli’de üniversitede okuyan kızları Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020’den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır’dan Tunceli’ye gelerek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu. 21 yaşındaki genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler arama başlatmış ancak bir sonuç elde edilememişti.
Aradan geçen sürenin ardından Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, aralarında dönemin Tunceli Valisinin oğlu Mustafa Türkay S. ve Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal A’nın aralarında bulunduğu 12 şüpheli dün gözaltına alınmıştı….

Gülistan Doku davasında kritik aşama! Dönemin valisinin oğlunun neden gözaltına olındığı ortaya çıktı

Gülistan Doku davasında kritik aşama! Dönemin valisinin oğlunun neden gözaltına olındığı ortaya çıktı

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada özel ekip kurulmasını talep etti. Soruşturmada Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri ve PTS kayıtları yeniden toplandı.
Gülistan’a ait yeni görüntülerin de bulunduğu, 67’si ana arter olmak üzere toplamda 70 KGYS ile güvenlik kameralarına ait ek 700 saatlik görüntü de dosyaya girdi.

CNN Türk MuhabiriMerve Tokazcanlı yayındasoruşturmanın kritik detaylarını aktardı.
Tokaz açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Soruşturmada, cinayet şüphesiyle 13 şüphelinin yakalanmasına yönelik gece saatlerinde 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda aralarında Doku’nun erkek arkadaşı Z.A. ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu M.T.S. de bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Teslim edilen bir sim kart detayı var ki; soruşturmanın kritik detaylarından biri de bu. Şimdi bir sim kart var o dönemde. Bunu aile de doğruladı bu arada. Aileden Gülistan’ın sim kartı alınıyor ve deniyor ki vali tarafından: “Biz bunu alacağız, inceleyeceğiz. Biz bunu savcılığa, jandarmaya teslim edeceğiz. Ve sonradan anlaşılıyor ki aslında o sim kart alınmış, Gülistan’a ait sim kart; ancak hiçbir zaman savcılığa teslim edilmemiş. Yine bu sim kart detayının da ortaya çıkması, artık bu sürecin o dönemin valisi ve çevresi tarafından farklı bir şekilde lanse edilmeye çalışıldığını da ortaya çıkaran noktalardan bir tanesi oldu.”

GİZLİ TANIK: ŞUBAT
“Dosyada bir gizli tanık var demiştik: Gizli tanık “Şubat”. Bu soruşturmada bilinen tüm gerçekleri temelinden sarsan çarpıcı birtakım detaylar verdi Şubat.”
“GÜLİSTAN ÖLDÜRÜLDÜ”
“Neydi bunlar? Soruşturmada Gülistan Dokun’un öldürüldüğünü açıkça beyan etti bu gizli tanık ve hatta Gülistan’ın nasıl öldürüldüğünü, cesedinin bir noktadan bir noktaya defalarca nasıl taşındığını ve işte bunun gibi pek çok detayı verdi. Yani “Gülistan öldürüldü” dedi ve cesedi de bu kişiler tarafından farklı tarihlerde, farklı yerlere taşındı dedi.”

“CESET ARANIYOR”
“Sonraki süreçte de jandarma tarafından, ekipler tarafından teknolojik cihazlarla, toprak altı arama cihazlarıyla Gülistan’ın cesedi aranmaya başlandı ve şu dakika itibarıyla da ekipler, gizli tanık beyanlarında tarif edilen noktalarda Gülistan’ın cansız bedenini didik didik arıyorlar. Çünkü ailenin gerçekten isteği bu. Bunu kalpten istiyorlar. Yani bir anne düşünün ki artık tek bir isteğe kalmış; o da kızının mezarına kavuşmak. Bir ikinci isteğe kalmış ki o da bunu yaşatanların hak ettikleri cezayı bulmaları. Çünkü feryat figan burada, saatlerdir bekleyişlerini sürdürüyorlar. Şimdi bu aşamada artık bu soruşturma bir kayıp genç kız soruşturması olarak yürümüyor. Bunun altını çizmekte fayda var. Gülistan Dokun’un kaybolmasıyla başlayan bu soruşturma, aradan geçen 6 yılın ardından bir cinayet soruşturmasına dönüşmüş durumda.”

BAKAN GÜRLEK’TEN AÇIKLAMA: UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN KARARLILIKLA ARAŞTIRILMAKTADIR
Öte yandan Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten soruşturmayla ilgili yeni açıklama geldi.
Soruşturmanın çok yönlü sürdürdüğü ve bu doğrultuda gözaltıların gerçekleştiğni aktaran Gürlek şu ifadeleri kullandı:
“Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle yeniden ele alınmakta; hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır. Bu zorlu ve kapsamlı süreci büyük bir sabırla takip eden Doku ailesinin acısını paylaşıyor; adaletin tecellisi için özveriyle görev yapan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve hassasiyetle çalışan kolluk güçlerimize teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar, hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz.”
Kayıp Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisinin oğlu gözaltına alındı
‘İNTİHAR ETTİĞİ ALGISI OLUŞTURULDU. BU ALGI DA ORTAYA ÇIKTI Kİ ÜST DÜZEY KAMU GÖREVLİSİ TARAFINDAN YAPILMIŞ’
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan’ın baraj gölünde intihar ettiği algısı oluşturulduğunu ifade ederek, “Burada biliyorsunuz aramalar yapıldı dalgıçlar tarafından. Gülistan tarafından suya atılan ufak bir not kağıdı bile bulunmuştu. Gülistan 1.60 boylarında, 55-60 kiloydu, üzerinde parka, sırtında sırt çantası vardı. Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net şekilde ortadaydı. Ancak Gülistan’ın intihar ettiği algısı oluşturuldu. Bu algı da ortaya çıktı ki üst düzey kamu görevlisi tarafından yapılmış. Bu örtbasın kişisel nedenlerle geliştiği yani kendi aile bireyleri tarafından işlenen bir suçu örtbas etmek amacıyla baraj gölünde gereksiz aramalar yapıldığı neticesinde aile de 220 gün boyunca burada kaldı. Geldiğimiz bu aşamada dosyamız 3 başsavcı gördü. Başsavcımız ile birlikte dosyamızda etkin bir soruşturmaya başlandı. Bu aşamadan sonra hangi failin hangi fiili işlediği konusunda bir tartışma yapmayacağız. Başsavcılık artık gereğini yapıyor. Biz daha çok burada bugün onlara destek olmak amacıyla buradayız. Bu aşamada beklenti olarak bunu söyleyebiliriz, üst düzey kamu görevlisinin halen gözaltına alınmadığını görüyoruz. Failler açısından yargılanmanın devam edebilmesi için onun da gözaltına alınmasını bekliyoruz” dedi.

Doku dosyasında 6 yıl sonra kritik gelişme!
‘AİLE KIZLARINDAN HİÇBİR ZAMAN UMUDUNU KESMEDİ’
Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin tutuklanmasını beklediklerini ifade eden Çimen, “Biliyorsunuz dosyamızın 7’nci yılındayız. Geldiğimiz bu aşamada etkin bir soruşturma yapılmaya başlandı. 13’ün üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bu gözaltı kararlarının tutuklanmaya yönelik olarak yapıldığını biz değerlendiriyoruz. Muhtemelen tamamı da tutuklanacaktır. Burada üst düzey kamu görevlisinin şu an dava dışı kaldığı görülüyor. Yani onun da bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerektiğini düşünüyoruz. Şöyle ki en azından failler üst düzey kamu görevlisinin gözaltına alınmadığını düşünürlerse orada ‘kendimizi kurtarabilir miyiz’ diye bir umut doğabilir. Bu nedenle üst düzey kamu görevlisinin bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerekmektedir. Gülistan doku soruşturması kadın kırımının sembol dosyasıdır. Bu 7 yıl boyunca kadın kurumları, basın emekçileri gerçekten de dosyamızda çok özel bir ilgi ve takipleri söz konusu oldu. Bu anlamıyla da Gülistan Doku dosyasında etkin bir soruşturma yapılmaması adalet duygusunu da incitiyordu. Kadınlar Gülistan Doku dosyası çözülmediği takdirde rahat edemeyeceklerini biliyorlardı. Çünkü her an yeni bir Gülistan olabilirdi. Bu vesileyle Gülistan’ın dosyasında etkin bir soruşturma yapılması, kadına yönelik şiddet olaylarının da etkin bir şekilde soruşturulacağına olan inancı pekiştirecektir. Bu yönüyle ailenin tabi burada direnişi vardı, biliyorsunuz karda kışta 220 gün boyunca burada kaldılar. Hiçbir zaman kızlarından umudunu kesmediler. Çok büyük bir direnişleri oldu. Basın da bunu sahiplendi. Kadın kurumları da bunu sahiplendi. Dolayısıyla bu mücadelemizin sonu değil, bir başlangıçtır. Biz etkin bir soruşturmanın devam ettirilerek faillerin tutuklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

‘SORUŞTURMANIN BİRİNCİ DALGASI’
Dosyamızın, girdiğimizde aşamasında bir yıldır gerçekten dosya insan öldürme şeklinde ele alındı ve buna bağlı olarak tedbirler de sertleşti. Bu geldiğimiz aşamada da soruşturmanın birinci dalgası olarak tarif edebileceğimiz bir gözaltı kararları verildi. Gözaltı kararlarının da tutuklamaya yönelik olduğunu değerlendiriyoruz. Şu an dosyada gizlilik var, daha fazla ayrıntı vermem mümkün değil. Faillerin sorgusu yapıldıktan sonra yine ayrıntılı bir şekilde değerlendirmemizi yapacağız” diye konuştu.

…

Çağla entübe edildi! Baba: Çok hızlı yayılan bir virüsmüş..

Çağla entübe edildi! Baba: Çok hızlı yayılan bir virüsmüş… Valilikten açıklama geldi

Kent merkezindeki Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu’na giden 8’inci sınıf öğrencisi Çağla Savaş (14), 4 Nisan’da ateş ve baş ağrısı gibi şikayetlerle Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisine götürüldü. İddiaya göre; yapılan kan tahlilinin ardından serum ve antibiyotik tedavisi verilip, taburcu edildi.
Ertesi gün çocuklarının daha da kötü olduğunu gören ailesi, Çağla’yı tekrar aynı hastanenin acil servisine getirdi ve benzer tedavinin ardından taburcu edildi. Baş ağrıları artan Çağla’yı ailesi, 6 Nisan’da uzman hekime muayene ettirdi. Çağla’ya antibiyotik tedavisi verildi ve evine gönderildi.
BİR HAFTADIR YOĞUN BAKIMDA
Aile, çocuklarına verilen ilaçları kullandı, durum kötüye gidince 7 Nisan’da tekrar aynı hastanenin acil servisine başvurdu. Yine aynı tedavi verildi. Aile, çocuklarının şikayetleri daha kötüye gidince 8 Nisan’da Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne (BEUN) başvurdu. Burada çekilen tomografinin ardından Çağla Savaş’ın menenjit olabileceğinden şüphelenilerek bu yönde tedavisine başlandı. Beyin ameliyatı geçiren Çağla Savaş kendi başına solunum yapamadığı için entübe edildi. Çağla’nın yoğun bakımdaki tedavisi, 1 haftadır sürüyor. Çağla dışında 2 çocukları daha olan Anne Gülşah Savaş ve baba Emrah Savaş, kızlarından gelecek iyi haberi bekliyor. Öte yandan aile, günde 3 kez olan yoğun bakım görüş hakkını kaçırmamak için hastaneden hiç ayrılmıyor.

Doku dosyasında 6 yıl sonra kritik gelişme!
‘ÇOCUĞUMUZUN BAŞI GERİYE DOĞRU YASLANDI’
Menenjit teşhisinin daha önce konulabileceğini ancak hatalı teşhis nedeniyle 4 gün zaman kaybettiklerini söyleyen baba Emrah Savaş, “Şiddetli bir baş ağrısıyla Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’ne gittik gece. Orada kan tahlili falan yaptılar. Çocuğa orada serum yapıp göndermişler. Yüzde 70’lerin üstünde kanında enfeksiyon olmasına rağmen taburcu ettiler. Ertesi gün yine aynı şekil, çocuğun baş ağrıları geçmedi. Yine aynı acile götürdük. Burada da enfeksiyonun yükseldiğini söylediler. Çocuğun baş ağrıları hiç geçmiyor, verdikleri ilaçlar antibiyotikler, ‘Bir de uzmana gösterelim’ dedik, pazartesi gösterdik. Uzman, acilde yapılan kan tahlillerine bakarak aynı serumu yazdı, daha düşük antibiyotik vererek gönderdi bizi. Kamera kayıtlarını da isteyeceğim. Şikayette bulunduğum zaman, çocuğun hastaneden çıkış görüntülerini görseniz; zaten dersiniz ki ‘Bu çocuğu nasıl bırakıyorsunuz.’ Çocuğu, annesi bir kolunda ben bir kolunda zor götürüyoruz. Bir de uzmana giderken çocuğumuzun başı geriye doğru yaslandı artık. Geriye doğru yaslanma, bu hastalığın zaten en önemli belirtilerinden birisiymiş. Şimdi buralarda öğreniyoruz bunları” dedi.

’96 SAATİMİZ GİTTİ’
Kızının rahatsızlıklarının geçmediğini, uzman muayenesinden sonra da kötüye gittiğini anlatan Emrah Savaş, “Ertesi akşam çocuğum yine rahatsızlandı, yine acile gittik, yine aynı. Hiçbir değişik bir şey yok. Kimse demiyor ki, ‘Bir MR çekelim, bir tomografi çekelim.’ Olacak gibi değil, ‘BEUN’a getirelim’ dedik. 4’üncü günün sabahında buraya geldik. Buraya gelince de geç kalınmış. Burada yaşadığımız süreç çok zor. Duyduğumuz, doktorlarımızın bize söylediği şeyler, hiç iç açıcı değildi. Ama yavrumuz dayanıyor, ameliyatını oldu. Ameliyatımız güzel geçti. Ameliyattan sonra tepkiler vermeye başladı, gözleriyle. Uzun bir süreç bizi bekliyor. Burada bize söylenilen bu virüs, çok hızlı yayılan bir virüsmüş. ‘6- 12 saatte bütün beyni, bütün vücudu ele geçirebiliyor’ dediler. Ama biz orada 4 günümüzü kaybettik. 6 saat, 12 saat bir şey değil; 96 saatimiz gitti. Bir tomografi çekin, olmadı bizi buraya sevk edin. 4 gün boyunca çocuğa hep aynı serum” diye konuştu.

‘BAŞKALARININ BAŞINA GELMESİN’
Baba Savaş, “Başındaki baskıyı azaltmak için beyin tarafından bir operasyon geçirdi. Zorlu bir süreçti, o baskıdan dolayı rahatlasa da nefes alma olayıyla uğraşıyor, nefesi makinadan, entübe edildi. Yoğun bakımda, tabii ayrılamıyoruz. Riskli, risk olduğu için de buralardayız. Çocuğumuzu bırakamıyoruz, gidemiyoruz. Ben gerekli her şeyi yapacağım, şikayetlerde bulunacağım. Bizim başımıza geldi, başkalarının başına gelmesin” dedi.
VALİLİKTEN AÇIKLAMA: İKİNCİ BİR MENENJİT VAKASI YOK
Zonguldak Valiliği’nden de konuyla ilgili yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, “Söz konusu durum, İl Sağlık Müdürlüğü’nün bildirimi zorunlu hastalıklar sistemi kapsamında şüpheli vaka olarak kaydedilmiş; okul idaresi tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze yapılan bildirim üzerine, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında gerekli koordinasyon sağlanmıştır. Bu doğrultuda, 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 09.00’da Halk Sağlığı ekipleri tarafından okulda gerekli inceleme ve bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalar kapsamında; yakın temaslı öğrenciler, öğretmenler, okul kantini çalışanları ve aile bireylerine yönelik koruyucu tedavi başlatılmış, ayrıca ailelere gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Basına yansıyan menenjit şüphesi haberleri hassasiyetle takip edilmekte olup, mevcut durumda ikinci bir menenjit şüpheli vaka tespit edilmemiştir. Başta Kadın, Doğum ve Çocuk Hastanesi ile Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil Servisleri olmak üzere tüm sağlık birimleri konuyu Valiliğimiz koordinasyonunda hassasiyetle takip etmektedir” denildi. (DHA)…