BIST 100
14.077,67 -0,43%
DOLAR
47,3388 0,15%
EURO
53,9108 0,13%
GRAM ALTIN
6.158,42 0,06%
FAİZ
42,46 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
87,94 0,32%
BITCOIN
65.019,00 -0,12%
GBP/TRY
63,0950 0,04%
EUR/USD
1,1384 0,06%
BRENT
100,02 -0,67%
ÇEYREK ALTIN
10.069,02 0,06%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
21 °

ANASAYFA

'Bin bir kilise' şehri Ani, ziyaretçi rekoruna koşuyor! Gören Büyüleniyor

‘Bin bir kilise’ şehri Ani, ziyaretçi rekoruna koşuyor! Gören Büyüleniyor

Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ve geçmişte birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Ani, görkemli yapıları ve eşsiz atmosferiyle ziyaretçilerini adeta yüzyıllar öncesine götürüyor. Bahar aylarıyla birlikte artan ilgi, bölge ekonomisine de hareket getirirken, Ani’nin bu yıl yeni bir ziyaretçi rekoru kırması bekleniyor.
İlginizi Çekebilir
Stratejik bir konuma sahip olan Ani, geçmişte farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmasıyla dikkat çekiyor. Özellikle Orta Çağ’da önemli bir ticaret ve kültür merkezi olan kent, bugün de ziyaretçilerini adeta tarihte yolculuğa çıkarıyor.
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte ziyaretçi sayısında gözle görülür bir artış yaşanırken, bölgeye gelen turistler, görkemli surları, katedralleri ve tarihi yapıları yakından inceleme fırsatı buluyor. Özellikle Ani Katedrali ve Tigran Honents Kilisesi gibi yapılar, ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği noktalar arasında yer alıyor.

“ÇOK SEVDİK, ÇOK ETKİLEYİCİ”
Ani Ören Yeri’ni çok beğendiğini ifade eden Buse Genel, “Bugün Ani Ören Yeri’ne bir gezi düzenlendi. Bizde buraya geldik. Rehber eşliğinde bize tarihi yerleri anlattılar. Çok sevdik burayı, çok etkileyiciydi” dedi.

Öte yandan Ani’ye olan ilgi her geçen yıl artıyor. 2026 sonuna kadar ziyaretçi sayısının daha da yükselmesi bekleniyor. Turizm hareketliliği Kars ekonomisine de canlılık katıyor.

Doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla öne çıkan Kars, Ani Ören Yeri sayesinde kültür turizminin önemli merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor.

Ani’yi ziyaret eden turistler, geçmişin izlerini taşıyan eşsiz kentte farklı medeniyetlerin mirasını bir arada görmenin etkileyici deneyimini yaşıyor.

Humeyni’nin Türkiye’deki gizli adresi! MİT arşivinden çıktı…

Halıya sarılı ceset davasında yeni gelişme! Sedef Güler cinayetinde savcı mütalaasını açıkladı

Halıya sarılı ceset davasında yeni gelişme! Sedef Güler cinayetinde savcı mütalaasını açıkladı

Büyükçekmece’de Sedef Güler’in halıya sarılı ve ayaklarına ağırlık bağlanmış halde denizde ölü bulunmasına ilişkin davada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, 2 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklardan Fırat Baykara getirilirken, Yavuz Güngör ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Maktulün annesi Gülizar Sezer, taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da duruşmada hazır bulundu.
İlginizi Çekebilir
Duruşmada, cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada, 7 Haziran 2024’te Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi’nde halıya sarılı, elleri koli bandı, ayakları zincir ve dambılla bağlı bir kadın cesedinin bulunduğu anlatıldı.
Halıdaki yıkama firmasına ait etiketten yola çıkılarak sanıklar Fırat Baykara ile Yavuz Güngör’ün kullandığı eve ulaşıldığı belirtilen mütalaada, evde yapılan aramalarda ise maktul Sedef Güler’e ait kimlik bilgileri ile cesedin sarılı olduğu halı etrafında bulunan perde parçaları, un çuvalının kalan kısımları ve kanlı eldivenin ele geçirildiği aktarıldı.
Parmak izinden cesedin Sedef Güler’e ait olduğunun anlaşıldığı ifade edilen mütalaada, sanıklar Fırat Baykara ile Yavuz Güngör’ün, maktulün cesedini halıya sarıp zincirle bağladıktan sonra araca koyarak Mimar Sinan Köprüsü’nden attıkları, olayın ardından ise korkarak kaçtıkları belirtildi.

SANIKLARIN EKİPLERE HABER VERMEK YERİNE CESEDİ YOK ETMEYE ÇALIŞTIKLARI VURGULANDI
Sanık Yavuz Güngör’ün Edirne üzerinden yurt dışına kaçmaya çalıştığı ifade edilen mütalaada, sanıkların 5-7 Haziran tarihleri arasında polis ve sağlık ekiplerine haber verme imkanı ve yeterli süreleri bulunmasına rağmen maktulün cesedini yok etmeye yönelik eylemlerde bulundukları kaydedildi.
Mütalaada ayrıca, söz konusu evin sanık Fırat Baykara adına kiralanmış olması, ölüm sebebinin tespitini engellemek amacıyla cesedin denize atılması dikkate alındığında sanık Baykara’nın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği vurgulandı.
Sanıklar Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek maktul Sedef Güler’i iştirak halinde öldürdükleri belirtilen mütalaada, iki sanığın “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Öte yandan mütalaada sanıklar Fırat Baykara ve Yavuz Güngör’ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi istendi.
Mütalaada, firarı sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın dosyasının ayrılması talep edildi.
Mütalaanın ardından söz alan sanık Fırat Baykara, kimseyi öldürmediğini belirterek, “Mütalaaya katılmıyorum. Maktulün ölümüyle yakından uzaktan alakam yoktur. Ben olay yerine gittiğimde maktul ölmüştü.” ifadesini kullandı.
Sanık Yavuz Güngör ise kimseye bir şey yapmadığını belirterek, “Uyandığımda maktul ölmüştü. Tekrar cezaevine girme kaygısıyla saçma şeyler yaptım. Bunun dışında öldürme şeklinde bir eylemim yoktur.” savunmasını yaptı.
Mahkeme heyeti, sanıklar Baykara ve Güngör’ün tutukluluk halinin devamına karar vererek, firari sanık Yiğit Hüseyin Ayvalık hakkında çıkarılan yakalama kararının devamına hükmetti.
Heyet, tanık olarak çağrılan sanık Yavuz Güngör’ün kızı H.Y.G. ile D.G. hakkında zorla getirilme kararı çıkarılmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.
Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan anne Gülizar Sezer, kızını öldüren sanığın mahkemede pişkin şekilde savunma yaptığını ve bunu kabul etmediğini söyledi.
Sezer, kızının sabıkasının olmadığını, sanıkların ise suç kayıtlarının bulunduğunu ifade ederek, adaletin yerini bulmasını istediğini dile getirdi….

Son Dakika Haberleri: MİT paylaştı! 'Çok gizli' ibaresiyle gönderilmiş...

Son Dakika Haberleri: MİT paylaştı! ‘Çok gizli’ ibaresiyle gönderilmiş…

MİT’in resmi internet sitesinde, “Özel Koleksiyon” sekmesi başlığı altında yer alan “Belgeler” kısmında yayımlanan istihbarat raporlarına yenisi eklendi.
Belge, İran devriminin lideri Ayetullah Humeyni’nin, 4 Kasım 1964 ile 5 Ekim 1965 tarihleri arasında MİT’in gözetiminde Türkiye’de ikameti kapsamında Milli Emniyet Hizmeti Reisi Ziya Selışık imzasıyla İstanbul Merkez Şefliği’ne “çok gizli” ibaresiyle gönderilen 11 Kasım 1964 tarihli emir yazısını içeriyor.
Raporda, şu ifadelerin yer aldığı görüldü:
Alıntı Metni

TÜRKİYE’DEKİ SÜRGÜN YILLARI
Ayetullah Humeyni, 1962-1963 yıllarında şah devrinde tutuklandı. Humeyni bir yıl tutuklu kaldıktan sonra 4 Kasım 1964’te Türkiye’ye sürgün edildi.
İlk Ankara’ya getirilen Humeyni, orada bir müddet kaldıktan sonra Bursa’ya götürüldü.
Bakan Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması: Umut Altaş olayı çözecek kişi

BURSA’DA KALDIĞI EV
Öte yandan Bursa’da Çekirge’de ve Setbaşı’nda 2 farklı evde kalan Humeyni’nin Karaağaç Mahallesi Sakaldöken Caddesi’nde kaldığı ev, geçtiğimiz yıllarda 20 milyon liraya satışa çıkarılmıştı.
Meyve kasası cinayeti! Genç avukat ablasının davasını üstlendi, kanlı pusuda öldürüldü

Birbirinden bağımsız üç daire ve geniş bir bahçesi bulunan evin büyüklüğü 754 metrekare.

Muğla’da dağları karış karış gezip buldu: Torunlarıma sonsuza kadar bir miras bırakıyorum
2021 yılında basına yansıyan haberlerde; daha önce İran’dan yetkililerin evle ilgilendiği, fakat satışın gerçekleşmediğini belirten mülk sahibi Kemal Eroğlu, “1964’te Bursa’ya gelen Humeyni yaklaşık 6-7 ay bizim evde kalmış. Ulucami’ye sık sık gidip geldiği için oraya yakın bir ev olduğu için burayı tercih etmiş. Zaten İran’dan belgesel çekmek için geldiler. Yakın tarihte İran konsolosluğundan geldiler. İran’ın 6. cumhurbaşkanı Prof. Dr. Mahmud Ahmedinejad da ziyaret etmişti. Bize satar mısınız diye sormuştular. O zaman satmayı düşünmedik. Şimdi ise satacağız” ifadelerini kullanmıştı.

20 milyon TL’ye evi satacaklarının altını çizen Eroğlu, “754 metrekare, 3 katlı ve büyük bir bahçeye sahip. 3 kat birbirinden müstakil. Önceliğimiz İran yetkililerine satmak isteriz. Çünkü burada manevî bir değer var. Daha önce farklı yerlerden teklif gelmişti” diye konuşmuştu.
‘EVDE ONDAN BİR İZ YOK’
Mahalledeki eski esnafların ve komşuların Humeyni’yi hatırladıklarını ifade eden Eroğlu, “Bu mahallede bu bilinin bir şey. Evde ondan bir iz yok. Çünkü sürgündeki bir adamın gizli kaldığı bir ev burası. O zamanlar bu evin sahibinin iki evi varmış. Biri Çekirge’de, biri de burasıymış. Çekirge’de 4, burada 7 ay kaldığı söyleniyor. Dedemler 1980’lerde alıyor evi ve alırken bu durumdan haberdardılar. Dedem evi aldıktan sonra dış cephesi olduğu gibi kalsa da içi restore edildi” ifadelerini kullanmıştı. (İHA)
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney kimdi? ‘Kasvetli bir tek göz odada doğdu, Victor Hugo hayranıydı…’

Dünya Altın Konseyi açıkladı: Türkiye altına hücum etti!

Kent merkezinde domuz saldırısı! 3 kişiyi hastanelik etti, valilikten açıklama geldi

Kent merkezinde domuz saldırısı! 3 kişiyi hastanelik etti, valilikten açıklama geldi

Olay, 27 Nisan’da saat 23.00 sıralarında meydana geldi. Kent merkezine inip sokaklarda dolaşan yaban domuzu, farklı noktalarda karşısına çıkan 3 kişiye saldırıp yaraladı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
İlginizi Çekebilir
Domuzun Turgut Özal Bulvarı’nda yaya geçidinde bir kişiye saldırdığı anlar ise cep telefonuyla kayda alındı. Yaban domuzu, bir süre sonra gözden uzaklaştı.
‘KENT MERKEZİNDE İLK DEFA OLUYOR’
Olayın görgü tanıklarından esnaf Nurullah Dağ, yaban domuzunu gördüğünde çok şaşırdığını ifade ederek, “Dükkanımı kapatmıştım. Arabama binip eve gidecektim ki insanların koşuşturduğunu gördüm. Sonra baktığımda yaban domuzunun insanların ve araçların arasında koştuğunu, bir vatandaşa çarptığını gördüm. İnsanlar panik halinde kornaya basınca daha çok yabanileşmeye başladı, daha çok insanlara saldırganlaşmaya başladı. Daha önce köylerde, çay kenarlarında, tarlalarda vatandaşlarımız muhakkak karşılaşmıştır ama şu ana kadar kent merkezinde ilk defa oluyor. Vatandaşlar korna çalınca, bağırıp çağırınca domuz da biraz daha ürktü. Ben de o esnada gördüğüm zaman çok şaşırdım. İlginç bir durum hepimiz için” diye konuştu.
Tozu sildi, servet ortaya çıktı! Çöplükten çıkan hazine şaşırttı

VALİLİK: YARALILAR TABURCU EDİLDİ
Batman Valiliği tarafından yapılan açıklamada, “27 Nisan günü saat 23.00 sularında Batman şehir merkezinde bir yaban domuzu görülmesi ihbarı üzerine; Valiliğimiz koordinesinde, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü ve Belediye personellerinden oluşan ekipler tarafından ihbarların yapıldığı bölgelerde incelemeler yapılmış olup, Valiliğimiz koordinesinde hızlı ve kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, söz konusu yaban domuzunun vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı ve toplum sağlığını tehdit ettiği tespit edilmiş; bu kapsamda gerekli müdahale gerçekleştirilerek hayvan etkisiz hale getirilmiştir. Hayvanın yaraladığı 3 vatandaşımız, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından taburcu edilmiştir. Valiliğimiz koordinesinde ilgili kurumlarımız tarafından, benzer olayların tekrar yaşanmaması amacıyla yaban hayvanlarının muhtemel geçiş güzergahlarında gözlem ve kontrol faaliyetlerine başlanmış olup, bu çalışmalar aralıksız şekilde sürdürülecektir. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin korunması adına gerekli tüm tedbirler kararlılıkla alınmaya devam edilecektir” denildi.
Yer: Rize! Defalarca denedi başarılı olamadı: ‘10 gündür ara ara ziyaret ediyor’

Muğla’da dağları karış karış gezip buldu: Torunlarıma sonsuza kadar bir miras bırakıyorum

Son dakika..

Son dakika… Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor

İşte Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar: 11.Uluslararası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışması ödül merasiminde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Dünyanın farklı ülkelerinden programımızı teşrif eden tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin şahsında gönül coğrafyamızda ve yeryüzünün dört bir yanında kalbi bizimle atan, ülkemize ve milletimize aşkla, umutla, güvenle bakan tüm kardeşlerime buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
İlginizi Çekebilir
Bu muhteşem yarışmayı 11. kez başarıyla tertipleyen Diyanet İşleri Başkanlığımıza tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum. 20 Nisan’da başlayan ve 39 ülkeden 41 Kur’an sevdalısının iştirak ettiği yarışmanın finali geçtiğimiz pazar günü Peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır’ımızda yapıldı. Birbirinden değerli hafız ve kârilerimiz finalde sözlerin en güzeli Kur’an-ı Kerim’i çok müessir, çok latif bir surette huşu içinde teganni ettiler. Öncelikle yarışmaya katılan ve dereceye giren her bir kardeşimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Birazdan ödüllerini tevcih edeceğimiz Kur’an bülbüllerini canı gönülden kutluyorum. Ödül sahiplerini belirleyen kıymetli jüri üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum.
Yine sizlerin vesilesiyle Allah’ın ism-i celilini, din-i mübin-i İslam’ın eşsiz değerlerini, gönüller sultanının muhkem ve mükerrem ahlakını yaymak için canla başla çalışan, ömrünü ilme, insan yetiştirmeye, yeryüzünü iyilik ve güzellikle tezyin etmeye adayan, bilgi ve tecrübesini, ihlas ve samimiyetini irşad faaliyetleriyle muhtaç gönüllerin istifadesine sunan tüm hocalarımıza, alimlerimize, o mümtaz gönül erlerine buradan en kalbi muhabbetlerimi yolluyorum. Şunu evvel emirde ifade etmek istiyorum. Kitabullah’a gönül veren hafızlarımız, kârilerimiz, tertil ve tilavet üstatlarımız çok hayırlı, bereketli, menzil-i maksudu ebedi saadet olan fevkalade kıymetli bir yoldadır. Bakınız bu yol sabredenlerin yoludur. Bu yol azmini iman ve sebatla teçhiz edenlerin yoludur. Bu yol en nihayetinde inşallah livayü’l-hamd sancağının altında birleşme, haşr u cem olma yoludur. Merhum Sezai Karakoç’un ifadesiyle bu yollar Üveysi Karani’nin, Cüneyd-i Bağdadi’nin, Beyazıd-ı Bestami’nin, Hallac-ı Mansur’un, Abdülkadir Geylani’nin, Ahmed er-Rufai’nin, Muhyiddin Arabi’nin, Mevlana Celaleddin Rumi’nin, Bahaeddin Nakşibendi’nin, İmam-ı Rabbani’nin, Halid-i Bağdadi’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Akşemseddin’in, Aziz Mahmud Hüdayi’nin, bütün bu hazretlerin, onlara bağlı olanların ve daha nice uluların yoludur. Bu yollar ki sonunda ana yolda birleşir ve tek bir yol olurlar. O yol ki imamların, sahabilerin, peygamberlerin ve son peygamberin yoludur. O yol ki Kur’an yoludur. Hakikat yoludur. Hakikat uygarlığı olan İslam’ın yoludur. O yol ki Allah yoludur. Evet. Asırlar boyunca kendilerini bu yola vakfetmiş, eserleriyle, fikirleriyle, şahsiyetleriyle ve yetiştirdikleri talebeleriyle nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Cümlesinin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin. Onların izinden gitmeye, sırat-ı müstakim üzere olmaya hepimizi inşallah mezun, memur ve müyesser eylesin diyorum.
Kıymetli kardeşlerim, muhterem misafirler, ezellerin ve ebedlerin Resulü Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur. Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin. Peygamber sevgisi, ehl-i beyt sevgisi ve Kur’an kıraati. Çünkü Kur’an hafızları, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde peygamberler ve safaya ermiş Allah dostları ile birlikte arşın gölgesindedir. Yine bir başka hadis-i şeriflerinde ise şu müjdeyi vermişlerdir. Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir. Oku ve yüksel. Dünyada tertil ile okuduğun gibi burada da tertil ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun ayetin son noktasındadır. Kur’an-ı Kerim’i okuyan, öğrenen, hıfzeden ve elbette güzel bir sesle, tesirli bir ahenkle terennüm eden siz kıymetli kardeşlerimi bugün bir kez daha tebrik ediyorum.
“FİLİSTİN’DEN LÜBNAN’A, KÖRFEZ’DEN SUDAN’A, GÖZYAŞI VAR”
Şu gerçeği de burada dikkatinize getirmek durumundayım. Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Filistin’den Lübnan’a, Körfez’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, başımızı nereye çevirsek maalesef gözyaşlarıyla karşılaşıyoruz. Medeni denilen dünyanın üç maymunu oynadığı bu imtihan günlerinde kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor. Yıllardır ellerine geçirdikleri her fırsatta kibirli bir tavırla adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların gerçek yüzlerini bugün hep birlikte görüyoruz. Şunu açık açık ifade etmek isterim ki, bu imtihanı verebilmek için Kur’an’a ve sünnete, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktan başka yolumuz yoktur. Bu imtihanı verebilmek için birbirimize inanmaktan, güvenmekten, destek olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur.
Müslümanlar olarak tefrikayı, nifak ve husumeti, yersiz ve zamansız tartışmaları bir kenara bırakmak, yek vücut olmak mecburiyetindeyiz. Birbirinize düşmeyin, sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider. Bu ayet-i kerimedeki uyarıyı hayatımızın her safhasına tatbik etmek mecburiyetindeyiz. Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları. Kardeş olun. Kılavuzumuz, önderimiz Hatemü’l-Enbiya Efendimiz’in işte bu nasihatini en güçlü şekilde kendimize rehber edinmek mecburiyetindeyiz. Diğer türlü bu sıkıntıların üstesinden gelmemiz, önümüze çıkan engelleri bertaraf etmemiz, bu acılara bir son vermemiz Allah muhafaza mümkün olmayacaktır. Sabredeceğiz. Ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Bir duvarın tuğlaları misali birbirimize sıkıca kenetleneceğiz. Zulmün ve zalimin olmadığı huzurlu bir geleceği inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.
Bu düşüncelerle 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasının bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Dereceye giren kardeşlerimi tekrar tebrik ediyorum. Programımıza iştirak eden siz kıymetli kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor. Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.
Humeyni’nin Türkiye’deki gizli adresi! MİT arşivinden çıktı
Son dakika… Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan TOKİ’nin 500 bin konut kampanyasıyla ilgili açıklama: İlk teslimat Mart 2027’de…

Balıkesir Ayvalık açıklarında narkotik operasyonu: 158 kilo uyuşturucu ele geçirildi

Balıkesir Ayvalık açıklarında narkotik operasyonu: 158 kilo uyuşturucu ele geçirildi

HABER MERKEZİ- İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürüttüğü çalışmalar sonucunda, deniz yoluyla uyuşturucu kaçakçılığı yapılacağı bilgisine ulaşıldı.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama şöyle;
“Balıkesir’in Ayvalık ilçesi açıklarında, Sahil Güvenliğimiz ve Polislerimiz tarafından düzenlenen ortak operasyonda 158 kg uyuşturucu madde ele geçirildi.

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen istihbari çalışmalar sonucu; Deniz yolu ile uyuşturucu madde kaçakçılığı yapılacağı bilgisinin alınması üzerine, Balıkesir’in Ayvalık ilçesi açıklarında, Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı ve Sahil Güvenlik Botları (TCSG-907, KB-107) tarafından tespit edilen bir tekneye yönelik düzenlenen ortak operasyonda,158 kg skunk uyuşturucu maddesi ele geçirildi.

2 şüpheli yakalandı. Mavi Vatan’ımızda Sahil Güvenliğimiz ile karada Polisimiz ve Jandarmamız ile suç ve suçlularla mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. İzmir İl Emniyet Müdürlüğümüzü, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığımızı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz.”

Humeyni’nin Türkiye’deki gizli adresi! MİT arşivinden çıktı…

Türkiye'nin giyilebilir en büyük ayakkabısı ortaya çıktı! Tam 222 numara

Türkiye’nin giyilebilir en büyük ayakkabısı ortaya çıktı! Tam 222 numara

Bolu’nun Gerede ilçesinde meslek yüksekokulu öğrencileri ve bir tekniker tarafından 222 numara ayakkabı üretildi. Tam kalıp ölçülerine göre hazırlanan ayakkabı, Türkiye’nin en büyük numaralı giyilebilir ayakkabısı olarak öne çıktı.
İlginizi Çekebilir
Türkiye’nin önemli deri üretim merkezlerinden ilçede, Gerede Meslek Yüksekokulu Ayakkabı Tasarımı Bölümü Teknikeri Ahmet Çetinkaya ve öğrencileri dikkati çeken bir projeye imza attı. Almanya’daki bir firmanın bahçesinde gördükleri devasa çizmeden esinlenen ekip, Türkiye’nin giyilebilir en büyük numaralı ayakkabısını tasarladı.

“ÖLÇÜSÜ TAM BİR KALIP ÖLÇÜSÜDÜR”
Üretim sürecine ilişkin bilgi veren Tekniker Ahmet Çetinkaya, öğrencilerden Zekeriya Atmaca öncülüğünde başlayan çalışmaya diğer öğrencilerin de destek verdiğini belirtti. Çetinkaya, “O dönem sınıfta yaşı en büyük öğrenci de oydu. Onunla birlikte birkaç öğrenci de destek verdi. Böyle bir şey tasarlandı.

Daha sonra straforlarla ayakkabının iç kalıbını hazırladık. Onun üzerine alçı yaparak sertleşmesini bekledik. Normal kullanabileceğimiz bir kalıp ortaya çıktı. Kalıbın üzerine yine stampa çıkardık, modelini oluşturduk. Bunu parçaladıktan sonra 7 kanat deriyle kesimini yaptık. Alt tabanında kösele kullandık. Ayakkabıyı 222 numara ölçüyle büyüttük. Yani ölçüsü tam bir kalıp ölçüsüdür” dedi.

“BİZ DAHA BÜYÜĞÜNÜ YAPMAYI HAYAL ETMİŞTİK”
Daha büyük ölçülerde ayakkabı yapmayı hayal ettiklerini fakat 222 numara ölçüsünde çıktığını aktaran Ahmet Çetinkaya, “Gerede’deki deri fabrikalarından bize hediye edilen derilerle yaptığımız bir ayakkabı. Giyilebilir durumdaki en büyük ayakkabı.

Tabii kimsenin ayağı 222 numara değil ama gerçekten ayağı 222 numara olan birisi olsa bu ayakkabıyı çok rahatlıkla giyebilir. Biz daha büyüğünü yapmayı hayal etmiştik. Almanya’da bir firmanın bahçesinde çok büyük bir çizme görmüştük. Bundan yola çıktık. Aslında bizim hayalimiz bundan daha büyük bir ayakkabıydı. Mevcut şartlarda en büyük bunu yapabildik” şeklinde konuştu.

Humeyni’nin Türkiye’deki gizli adresi! MİT arşivinden çıktı…

Kocaeli'de temel kazısı paniği! 5 katlı bina mühürlendi, 14 kişi tahliye edildi

Kocaeli’de temel kazısı paniği! 5 katlı bina mühürlendi, 14 kişi tahliye edildi

Kocaeli’nin İnönü Mahallesi 152’nci Sokak mevkinde dün akşam saatlerinde temel kazısı çalışmalarının sona ermesi sonrası, 5 katlı apartmandan sesler gelmeye başladı. Yaşanan olay sonrası durum 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirildi.
İhbar üzerine adrese polis, zabıta, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemede, apartmanın altındaki toprak kütlesinin bir kısmının kaydığın belirlendi.
Bunun üzerine apartman dairelerindeki 14 kişi tedbir amacıyla tahliye edildi. Polis ekipleri şerit çekerek çevrede güvenlik önlemi alırken, doğal gaz akışı kesildi.
Çayırova Belediyesi zabıta ekipleri tarafından apartman mühürlendi.

‘ÇATIRDAMA SESİ GELİYOR’
Mahalle sakini Özgür Gögal, “Binanın yanından alınan hafriyat ile ilgili akşam saatlerinde çatırdama sesi geliyor. Binanın karşısında bulunanlar sesi alarak haber veriyorlar. Akabinde belediye ekipleri, AKUT, itfaiye ve polis intikal ediyor. Bina hızlı bir şekilde boşaltılıyor, doğal gaz kesiliyor ve bina mühürleniyor. 5 dairede oturan aileler de kendi akrabalarına giderek geceyi geçiriyorlar. Bugün de ilgililer ve belediye kurumlarından gelen birimler incelemelerini başlattı. Durumu değerlendirip bina ve binanın yan tarafındaki temelle ilgili bir çalışma yaptı. Durumu değerlendirip bina sakinlerini tekrardan binaya alacaklar” ifadelerine yer verdi.

Son dakika… Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan TOKİ’nin 500 bin konut kampanyasıyla ilgili açıklama: İlk teslimat Mart 2027’de…

Haberler: Meyve kasası için avukatı öldürdüler

Haberler: Meyve kasası için avukatı öldürdüler

Olay, dün saat 17.00 sıralarında, Gürsu ilçesi Ağaköy Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre H.Ç., soğuk hava deposu bulunan Elif Çalışkan’a armut sattı. Ödemesini yapan Çalışkan’dan ihracatta kullanılan 5 milyon TL’lik armut kasası satın alan H.Ç. ise borcunu ödemedi. Çalışkan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olan kız kardeşi Hatice Kocaefe aracılığıyla hukuki süreç başlatınca, H.Ç. ile aralarında husumet oluştu. Yine iddiaya göre kız kardeşleri telefonda tehdit eden H.Ç., hakkında başlatılan icra takibinin geri çekilmesini istedi. Çalışkan ile Kocaefe olumsuz yanıt verip, hukuki sürecin devam edeceğini belirtti.
İlginizi Çekebilir
2 kız kardeş, babaları Rahmi Kocaefe ve erkek kardeşleri Muammer Kocaefe ile birlikte sahibi oldukları soğuk hava deposuna yürüyerek gittikleri sırada, otomobille önlerini kesen H.Ç. tarafından silahla ateş açıldı. Şüpheli otomobille kaçarken, Elif Çalışkan dizinden Hatice Kocaefe ise göğsünden yaralandı.
İhbarla bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Hatice Kocaefe ambulansla kaldırıldığı Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Tedaviye alınan Elif Çalışkan’ın sağlık durumunun ise iyi olduğu öğrenildi.

Servis dehşeti! 5 yaşındaki Metehan’ın ölümünde ihmal iddiası: ‘Oğlumun sırtında teker izlerini gördüm’
Saldırının ardından kaçan H.Ç. ile yanındaki şüpheli, jandarma ekipleri tarafından yakalanıp gözaltına alındı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
SALDIRI KAMERADA
soğuk hava deposu sahibi Elif Çalışkan’ı yaralayıp, avukat kız kardeşi Hatice Kocaefe’yi (26) tabancayla vurarak öldürdüğü saldırının güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı. Soğuk hava deposunun güvenlik kamerasına yansıyan görüntüde iki kız kardeşin yanlarında babaları ve erkek kardeşleriyle depodan çıkıp, toprak yolda yürüdüğü sırada, mahalle yolunda ilerleyen siyah otomobilden ateş açıldığı, kurşunların isabet ettiği kardeşlerin yere yığıldığı görüldü.

Silah sesiyle birlikte çevredeki hayvanların koşarak uzaklaştığı, Elif Çalışkan’ın dizine isabet eden kurşuna rağmen yerden kalkıp, babası ve erkek kardeşiyle birlikte, ağır yaralanan kız kardeşi Hatice Kocaefe’ye yardıma gittiği anlar da görüntüye yansıdı. Silah seslerini duyan çevredekilerin de yardıma koştuğu görüldü.

Bursa’da 7 yıllık esaret: Kaçırılan Nazar’ın hikayesinde mutlu son: Kardeşiyle ilk kez tanıştı
KEŞİF YAPMIŞ
Öte yandan H.Ç.’nin saldırıdan önce mahallede 16 AGB 45 plakalı otomobiliyle 3-4 kez tur atıp, keşif yaptığı anlar ile saldırıyı düzenleyip, kaçtığı anlar da kameraya yansıdı.
BAKAN GÜRLEK’TEN AÇIKLAMA
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Bursa’da silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden avukat Hatice Kocaefe için başsağlığı mesajı yayımladı. Bakan Gürlek, “”Bursa’da menfur bir saldırı sonucu Avukat Hatice KOCAEFE’nin hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendim.
Avukatlarımız, yargının kurucu unsurlarından biri olarak adaletin sağlanmasında hayati bir rol üstlenmektedir. Bu onurlu mesleğe yönelen her saldırı, adalete ve hukuk devletine yönelmiş bir tehdittir.
Hayatını kaybeden genç avukat arkadaşımıza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm hukuk camiamıza başsağlığı, yaralanan vatandaşımıza acil şifalar diliyorum.
Bu alçak saldırının failleri hukuk önünde mutlaka hesap verecek; savunma makamına yönelen hiçbir tehdide asla müsamaha gösterilmeyecektir” dedi….

Hakan Çakır cinayetinde yeni gelişme! Mahkeme gerekçesinde şok detaylar

Hakan Çakır cinayetinde yeni gelişme! Mahkeme gerekçesinde şok detaylar

Keçiören’de çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır’ın, annesi Sevender Özkan Çakır ve kız kardeşi Melisa Nur Çakır (15), geçen yıl 10 Ağustos’ta dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesi nedeniyle tartıştı. Melisa Nur Çakır’ın haber vermesi üzerine gelen ağabeyi Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen kavgada Hakan Çakır, bıçaklanarak öldürüldü.
İlginizi Çekebilir
Ankara 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 8 Nisan’da görülen duruşmasında sanıklar hakkındaki karar açıklandı. Mahkeme heyeti, sanıklar Cemal Zeynal’a müebbet ve 27 yıl 1 ay 15 gün, büyük oğlu Ahmet Emir Zeynal’a müebbet hapis ve 29 yıl 2 ay, suça sürüklenen çocukları B.S.Z.’ye 32 yıl 7 ay, T.Y.Z.’ye ise 24 yıl hapis cezası verdi. Tutuksuz sanık Umut Kılınç 6 ay hapis cezasına çarptırılırken, Hakan Çakır’ın babası Şahin Çakır’ın beraatine karar verildi. Hakan Çakır’ın ağabeyi Hakkı Can Çakır’a ise 10 bin TL para cezası verilerek, hükmün açıklanması geri bırakıldı.
‘MÜŞTEREK FAİL OLARAK HAREKET ETTİKLERİ KABUL EDİLDİ’
Sanıklar hakkında verilen hükmün gerekçesi açıklandı. Gerekçeli kararda mahkeme; Sanıklar Ahmet Emir Zeynal, Cemal Zeynal, B.S.Z ve T.Y.Z’nin olayın ikinci aşamasında birlikte hareket ettikleri, Ahmet Emir Zeynal’ın olay yerinden ayrıldıktan sonra diğer sanıkları çağırdığı, bu kişilerin pala, bıçak ve çivili sopa gibi silahlarla olay yerine gelerek karşı tarafa birlikte saldırdıkları, eylem üzerinde ortak hakimiyet kurdukları ve müşterek fail olarak hareket ettikleri kabul edildi. Maktul Hakan Çakır’ın vücudunda tespit edilen kesici-delici alet yaralarının her birinin ayrı ayrı öldürücü nitelikte olduğu, ölümün büyük damar yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği, kullanılan aletler, darbe sayısı ve hedef alınan bölgeler birlikte değerlendirilerek sanıkların öldürme kastıyla hareket ettikleri belirtildi.

‘ÇEVREDEKİLERİN TEPKİLERİ SEBEBİYLE EYLEME DEVAM EDEMEDİLER’
Hakkı Can Çakır ve Şahin Çakır’a yönelik eylemlerde, mağdurların hayati tehlike geçirecek ve yaşamını tehlikeye sokacak şekilde kesici-delici alet yaralanmaları aldığı, yaralanmaların niteliği, kullanılan aletler ve darbe bölgeleri dikkate alınarak eylemlerin öldürmeye yönelik olduğu, ancak çevrede bulunan kişilerin ‘öldürüldüler’ şeklindeki tepkilerinin duyulması üzerine Ahmet Emir Zeynal, Cemal Zeynal ile B.S.Z ve T.Y.Z.’nin olay yerinden uzaklaştıkları, bu nedenle eylemlerini sürdüremedikleri kaydedildi. Eyyüp Demir ve Sevender Özkan’a yönelik eylemlerde ise yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, ancak eylemlerin bıçak, pala ve sopa gibi silah sayılan aletlerle gerçekleştirilmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun oluştuğu belirtildi.
Atlas Çağlayan cinayetinde yeni gelişme! Aileye tehdit mesajları atan şüpheli yakalandı
Ahmet Emir Zeynal’ın katılanlara yönelik tehdit ve hakaret içerikli sözler söylediği, ancak bu sözlerin ardından öldürme ve yaralama eylemlerinin gerçekleşmesi nedeniyle tehdit suçundan ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığı değerlendirildi. Umut Kılınç’ın öldürme ve yaralama eylemlerine iştirak ettiğine dair kesin ve yeterli delil elde edilemediği, olayın ilk aşamasında darp eylemine katıldığının sabit olduğu, ancak öldürücü nitelikteki saldırı aşamasında ortak hakimiyet kurduğunun ispatlanamadığı kabul edildi.
Bakan Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması: Umut Altaş olayı çözecek kişi
Hakkı Can Çakır, Şahin Çakır ve Eyyüp Demir’in eylemlerinin ise kendilerine ve yakınlarına yönelik saldırıyı bertaraf etmeye yönelik olduğu, olayın koşulları itibarıyla meşru savunma kapsamında kaldığı değerlendirildi….

Tozu sildi, servet ortaya çıktı! Çöplükten çıkan hazine şaşırttı

Tozu sildi, servet ortaya çıktı! Çöplükten çıkan hazine şaşırttı

Gürün ilçesinde hurdacılık yapan Mehmet Özdemir, çöplükten hurda topladığı sırada birçok tarihi olduğunu değerlendirdiği materyal gördü.
Özdemir, çöplük içindeki hurdanın içinden topladığı onlarca tarihi eseri alarak durumu yetkililere bildirdi. Yapılan incelemeler sonucunda tarihi eserlerin 102 sikke, 11 yüzük, 7 obje, 3 heykel, 2 mühür, 1 ok ucu, 1 yüzük parçası, 1 madeni paradan oluştuğu belirlendi.

128 parçadan oluşan tarihi eserler Sivas Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi.
HATAY’DA BELEDİYENİN KAZISINDA KAYA MEZARI BULUNDU
Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde belediyenin yaptığı kazı sırasında Roma dönemine ait kaya mezarı bulundu.
İlçedeki Yeni Mahalle’de belediyenin sosyal tesis alanında yürüttüğü büyütme ve yenileme çalışmaları sırasında iş makinesiyle yapılan kazıda mağaraya rastlandı. Mağaranın içerisinde insan kemikleri ve küp parçalarına rastlanılması üzerine çalışmalar durduruldu. Belediye ekipleri tarafından İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne haber verildi. Arkeolog ve teknik ekipler tarafından yapılan incelemede, mağarada Roma dönemine ait kaya mezarı olduğu tespit edildi. Bölgeye giriş ve çıkışlar güvenlik amacıyla kapatıldı.

Kaya mezarının müzeye nakli için çalışma başlatıldı.
Muğla’da dağları karış karış gezip buldu: Torunlarıma sonsuza kadar bir miras bırakıyorum…

Haberler: Dağlarda yürüyüş yaptı! 5 Yeni keşfe imza attı

Haberler: Dağlarda yürüyüş yaptı! 5 Yeni keşfe imza attı

Fen bilgisi öğretmenliği de yapan ve eczacılıktan yaklaşık 20 yıl önce emekli olan 78 yaşındaki Özdemir, bölgede çıktığı doğa yürüyüşlerinde gördüğü farklı çiçeklerin fotoğrafını çekiyor.
Fotoğrafları bu alanlarda çalışma yapan akademisyenlere gönderen Özdemir, nadir olduğu düşünülen çiçeklerin topraktan çıkıp tohuma dönüşme sürecini de kayda alıyor.

Uzmanların detaylı incelemelerinin ardından yeni bitki türlerinin literatüre girmesi sağlanıyor. Bugüne kadar 5 bitki türünün keşfini sağlayan Özdemir, ilerleyen yaşına rağmen tutkusu olan doğa yürüyüşlerinde yeni çiçekler arıyor.
Kağıthane’de feci kaza! Evin çatısına düşen okul servisinin şoförü öldü

Özdemir, hiç vazgeçmediği doğa yürüyüşlerini sürdürdüğünü söyledi.
Yürüyüşler sırasında kendisine ilginç gelen çiçekleri fotoğrafladığını belirten Özdemir, “Uzmanlar çiçeği izlememi söylerse, bir yıl boyunca o çiçeği takip ediyoruz. Örnekler alıyoruz ve onu hocalarımıza gönderiyoruz. Daha sonra yapılan laboratuvar çalışmalarında türün yeni olup olmadığı anlaşılıyor. Tür yeni ise makalesi yazılarak bilim dünyasına kazandırılıyor.” dedi.
Trump’tan İran’a silahlı gözdağı! ‘Artık iyi adam yok’

Özdemir, 20 yıldır çiçeklerle ilgilendiği için farklı çiçeklerin dikkatini çektiğini ifade etti. Doğada arkadaşlarıyla yürürken çiçekleri incelediğini kaydeden Özdemir, şöyle konuştu.

“Örneğin ‘fritillaria ozdemir-elmasii’, çok tarihi bir yerde, yürüyüş rotası üzerinde gördük. Farklı bir tür olduğunu hocalarımıza söylediğimizde yakından ilgilendiler. Arkadaşımla bulduğumuz bu bitki de bilim dünyasına kazandırıldı. Bir diğeri de ‘crocus rifatozdemirii’. Dağda gezerken farklı olduğunu düşündüğüm çiğdemi, Prof. Dr. Osman Erol’a gönderdim. Hocamızın ilgilenmemi söylemesi üzerine daha sonra yeni bir tür olduğunu ortaya koyduk. ‘Biarum rifatii’ gibi toplamda 5 yeni türü bilim dünyasına kazandırdık.”

Kahvede oturmak yerine doğada yürümeyi, kuşların sesini dinlemeyi tercih ettiğini dile getiren Özdemir, böylece yorgunluğunu çok rahat attığını ve yaşam sevincinin arttığını anlattı.
Haber Detay Görsel Slider
“AYRICA ÇALIŞMALARIMIZI KİTAP HALİNE DE GETİRDİK”
Bilim dünyasına kendi ismiyle çiçek kazandırmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Özdemir, “Çiçeklere ismimin verilmesiyle torunlarıma, çocuklarıma sonsuza kadar bir miras bırakıyorum. Ayrıca, çalışmalarımızı kitap haline de getirdik. ‘Fethiye Çiçekleri’, ‘Babadağ Çiçekleri’, ‘Muğla’nın Nadir ve Endemik Çiçekleri’ gibi kitaplarımız da var. Amacımız, bizden sonra gelen nesle çiçeklerimizi en iyi şekilde tanıtmak.” diye konuştu. Özdemir, ayakları tuttuğu sürece doğada yürümeye, yeni çiçekler bulmaya çalışacağını vurguladı. Prof. Dr. Osman Erol, Prof. Dr. Hasan Yıldırım gibi hocalara teşekkür eden Özdemir, akademisyenlerin yardımlarıyla mutlaka daha yeni, daha güzel çiçekler bulacaklarına inandığını kaydetti….