BIST 100
11.147,50 0,27%
DOLAR
49,7872 0,07%
EURO
55,6629 0,06%
GRAM ALTIN
6.406,73 -0,30%
BITCOIN
79.526,00 -0,26%
FAİZ
39,69 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
84,58 -2,08%
GBP/TRY
66,4616 0,06%
EUR/USD
1,1162 -0,11%
BRENT PETROL
110,82 0,27%
ÇEYREK ALTIN
10.475,00 -0,30%
İzmir Sisli
İzmir hava durumu
15 °

EKONOMİ

Artanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark

Azalanlar

Tümü
  • Hisse Fiyat Fark

İşlem Görenler

Tümü
  • Hisse Hacim
  • A1CAP 0,00
  • MZHLD 0,00
  • MPARK 0,00
  • MRGYO 0,00
  • MRSHL 0,00
Bitcoin
79.542 -0.61%
Ethereum
2.301,71 -0.68%
Tether
0,998685 -0.07%
Binance Coin
734,30 -0.52%
XRP
1,30 0.71%
Solana
99,43 -1.46%
TRON
0,327985 -0.62%
Dogecoin
0,077075 0.38%
Cardano
0,203145 0.40%
Dai
1 -0.02%
Avalanche
8,75 -0.95%
Arbitrum B. USDT
0,999951 0.02%
Polygon B. USDT
1 0.05%
Wrapped Solana
98,97 -5.00%
Polygon PoS Bridged DAI (Polygon POS)
0,999531 -0.04%
KADEM, New York'ta küresel Müslüman sivil toplum temsilcilerini buluşturdu

KADEM, New York’ta küresel Müslüman sivil toplum temsilcilerini buluşturdu

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, “Faith, Justice and Moral Leadership: Reimagining Muslim Civil Society (İnanç, Adalet ve Ahlaki Liderlik: Müslüman Sivil Toplumun Yeniden Tasavvuru)” başlıklı kapalı oturum formatındaki buluşma Türkevi’nde yapıldı.
İlginizi Çekebilir
Buluşma, Müslüman sivil toplumun küresel krizler karşısındaki rolünü, etik liderlik anlayışını ve kadınların toplumsal dönüşümdeki etkisini ele alan kapsamlı bir diyalog zemini oluşturdu.
Programın açılış konuşmasını yapan KADEM Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Zeynep Temizer Atalar, bugünün dünyasında sivil toplumun rolünün yeniden düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Sivil toplumun yalnızca krizlere tepki veren bir yapı olmaması gerektiğini dile getiren Atalar, aynı zamanda toplumsal normları şekillendiren, sorumluluk bilincini güçlendiren, kamu ile toplum arasında ahlaki köprü kuran bir aktör olması gerektiğini anlattı.
Atalar, Müslüman sivil toplum kuruluşlarının yalnızca krizlere müdahale eden veya mağdurlara yardım eden yapılar değil, aynı zamanda ilkeli ve sorumlu yönetim, toplumsal dayanışma ile küresel adalet tartışmalarına katkı sunan norm kurucu aktörler haline gelebileceğini de kaydetti.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) BM Daimi Gözlemcisi Büyükelçi Hameed Ajibaiye Opeloyeru ile Pakistan’ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Asim Iftikhar Ahmad da programın ilk oturumunda katılımcılara hitap etti.
Konuşmalarda, inanç temelli sivil toplum kuruluşlarının küresel sorunların çözümünde oynayabileceği rol ve uluslararası işbirliğinin önemi vurgulandı.
MÜSLÜMAN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA DAHA GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ AĞI
Program, KADEM Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Zeynep Feyza Eker Ayhan’ın moderatörlüğündeki açık istişare oturumuyla devam etti.
Farklı ülkelerden diplomatlar, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinin söz aldığı oturumda, Müslüman sivil toplum kuruluşları arasında daha güçlü işbirliği ağı kurulması, etik liderliğin güçlendirilmesi ve kadınların sivil toplumdaki rolünün artırılması konuları ele alındı.
Toplantıda söz alan temsilciler, özellikle Gazze’de yaşanan insani krizin, kadınlar ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkati çekerek, küresel sivil toplumun bu tür krizler karşısında daha güçlü bir dayanışma göstermesi gerektiğinin altı çizildi.
Kadın liderliğinin özellikle vurgulandığı oturumda, Müslüman kadınların yalnızca toplumsal dayanışma ağlarının taşıyıcısı değil, aynı zamanda sivil toplum, eğitim, diplomasi ve kamu politikası alanlarında dönüştürücü liderler olduğu aktarıldı.

DİPLOMASİ, AKADEMİ VE SİVİL TOPLUM AYNI MASADA
Shahada Inc. Başkanı Basira Rahim, burada yaptığı konuşmada, ABD’de Müslüman sivil toplumunun köklerinin Afro Amerikalı Müslümanlara dayandığını belirterek, “Müslüman sivil toplumunun temelleri bu topraklarda Afro-Amerikalı Müslümanlar ve yerli topluluklar tarafından atıldı. Bu tarihi anlamadan bugünü anlamamız mümkün değil.” dedi.
Uluslararası sivil toplum kuruluşu Cornerstone’un kurucusu ve direktörü Nadira Gandhi ise savaş ve kriz ortamlarında kadınların taşıdığı yükün çoğu zaman görünmez kaldığını anlattı.
Gandhi, “Kadınlar savaş ve krizlerin en ağır yükünü taşıyor. Ancak aynı zamanda toplumlarını yeniden ayağa kaldıran direncin de merkezinde yer alıyorlar.” diye konuştu.
New York’un Brooklyn bölgesinde bulunan Masjid Al-Taqwa Camisi’nin yöneticilerinden Majida Farrell, Müslüman topluluklar arasında iletişim ve işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirerek, “Küresel bir ağımız var ancak bu ağ yeterince birbirine bağlı değil. Camiler ve topluluklar arasında daha güçlü iletişim kurmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

New York merkezli Black Muslims Now organizasyonunun kurucusu ve icra direktörü Sahar Ali, Müslüman toplum içinde Afrikalı Amerikalı Müslümanların yaşadığı görünmezliğe dikkati çekerek, “Gerçek bir dayanışma için Müslüman toplum içindeki tarihsel eşitsizlikleri ve görünmez kalan hikayeleri konuşmamız gerekiyor.” dedi.
New York merkezli Africana isimli sivil toplum kuruluşunun icra direktörü Awa Bob ise kriz dönemlerinde dayanışmanın somut adımlarla gösterilmesi gerektiğini, bu tür buluşmaların farklı toplulukların birbirini tanıması ve ortak hareket etmesi için önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.
“NEW YORK’TAKİ KURUMSAL ÇEVRELERDE ÇOK AZ MÜSLÜMAN KADIN LİDER GÖRÜYORUZ”
The Above Group İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Christy Rocco ise özellikle kurumsal dünyada Müslüman kadınların temsiline işaret ederek, “New York’taki kurumsal çevrelerde çok az Müslüman kadın lider görüyoruz. Bu alanda daha güçlü profesyonel ağlar kurmamız gerekiyor.” diye konuştu.

İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor! ‘Bu kadar sevildiğini bilmek acımızı dindiriyor’…

Herkesi şaşırtan hafıza: Daha önce benzer durumlarla karşılaştık ama Hasan çok başka

Herkesi şaşırtan hafıza: Daha önce benzer durumlarla karşılaştık ama Hasan çok başka

Geçen yıl eylül ayında Gölkent Erkek Yatılı Hafızlık Kur’an Kursu’nda eğitim almaya başlayan 5. sınıf öğrencisi Hasan Keleş, ocak ayında Kur’an-ı Kerimi ezberlemeye başladı. Kısa sürede ezber yaptığı fark edilen Keleş, ramazan ayının da içinde bulunduğu dönemde günlük ezberini 20 sayfaya kadar çıkardı.
Üstün gayretiyle 2,5 ayda hafızlığını tamamlayıp başarısını kurstaki arkadaşlarıyla pasta keserek kutlayan Keleş, ileride yazılım mühendisi olmak istiyor.
Gölkent Erkek Yatılı Hafızlık Kur’an Kursu Derneği Başkanı Kadir Çelikiz, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı il ve ilçe müftülüklerinin koordinasyonunda hizmet veren bir hafızlık Kur’an kursu olduklarını söyledi.

Aynı zamanda kursta akademik eğitimin de verildiğini anlatan Çelikiz, eğitim hayatına başladıkları 2020-2021 yılından bu yana 100 öğrencinin hafızlığını tamamladığı bilgisini verdi.
Çelikiz, öğrencilerden Hasan Keleş’in 2,5 ay gibi kısa sürede Kur’an-ı Kerim-i ezberlediğine değinerek, “Daha önce buna benzeri durumlarla çok karşılaştık. İnanılmaz derecede yetenekli hafızlarımız oldu ve onların başarılarını, sevinçlerini hep paylaştık ama evladımız Hasan Keleş başka. Daha önce 5, 6, 7, 8, 9, 10 ayda ve 1 yılda hafızlığını tamamlayan öğrencilerimiz oldu fakat Hasan Kur’an-ı Kerim’i 2,5 ay gibi bir sürede hıfzetti.” diye konuştu.

Keleş’in, oruç tuttuğu ramazan ayı boyunca ezber yapmaya devam ettiğini dile getiren Çelikiz, öğrencisinin derslerini aksatmadan günde 15-20 sayfa ezberlediğini kaydetti.
“KURAN-I KERİM’DEN BİR SAYFAYI EZBERLEMEM 15-30 DAKİKA SÜRDÜ”
Kur’an-ı Kerim’i 2,5 ayda ezberleyen 11 yaşındaki İzmit İbni Sina İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Keleş, hafız olmayı çok istediğini söyledi.

Kur’an-ı Kerim’i yüzüne okumaya başladığını dile getiren Keleş, “İlk başta hocam bir sayfayı kısa sürede ezberlediğimi fark etti. Akşam dersimi hazırlıyorum, sabah da hocama okuyorum. Kur’an-ı Kerim’den bir sayfayı ezberlemem 15-30 dakika sürdü.” dedi.

Keleş, 2,5 ayda hafız olduğu için çok mutlu olduğunu dile getirerek, kendisine destek veren hocalarına ve ailesine teşekkür etti.
Hafızlığını daha da geliştirmeyi hedeflediğini belirten Keleş, ileride yazılım mühendisi olmayı istediğini sözlerine ekledi….

Ramazan sofralarının meşhur lezzeti tescillendi! Tekirdağ Ramazan Çöreği artık coğrafi işaretli

Ramazan sofralarının meşhur lezzeti tescillendi! Tekirdağ Ramazan Çöreği artık coğrafi işaretli

Tekirdağ’ın köklü lezzetlerinden biri olarak bilinen “Tekirdağ Ramazan Çöreği”, yürütülen çalışmaların ardından coğrafi işaret tescili alarak kentin gastronomi değerleri arasındaki yerini resmen aldı. Yıllardır özellikle Ramazan aylarında sofralarda yer bulan ve şehirle özdeşleşen çörek, alınan bu tescille birlikte artık Tekirdağ’a ait tescilli bir ürün olarak kayıtlara geçti.
İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanıyor! Ailesinden Fatih Camii Haziresi açıklaması
RAMAZAN ÇÖREĞİ TESCİLLENDİ
Şehrin mutfak kültürünü korumak, yerel lezzetleri yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirilen başvurunun sonuçlanmasıyla birlikte Tekirdağ Ramazan Çöreği coğrafi işaretle koruma altına alındı. Böylece hem ürünün özgün tarifinin korunması hem de Tekirdağ’ın gastronomi turizmine katkı sağlanması hedefleniyor.
Kentin kültürel mirası açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen tescil süreci, düzenlenen lansman toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Tekirdağ Ramazan Çöreği’nin kentin geleneksel lezzetlerinden biri olduğu vurgulanırken, coğrafi işaret tescilinin yerel üreticiler ve esnaf için de önemli bir değer oluşturacağı ifade edildi.

Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ise bölge genelinde coğrafi işaretli ürün sayısını artırmak için çalışmaya devam ettiklerini belirterek, “Bu tescil, ürünün katma değerini artırırken bölge turizmine de doğrudan katkı sağlayacak. Trakya bölgemizde coğrafi işaretlerle ilgili artan farkındalığın yanı sıra ajansımızın diğer hedefi coğrafi işaretli ürün üreticileri ile satım alım heyetlerini buluşturmak, ürünlerin restoran menülerinde yerini almasını sağlamaktır. Biz bu kapsamda geliştirilecek her türlü projede iş birliği yapmaya hazırız. İçinde bulunduğumuz Mart 2026 itibariyle Edirne’de 15, Tekirdağ’da 14 ve Kırklareli’nde 8 olmak üzere Trakya Bölgemizde toplam 37 coğrafi işaret tescilli ürünümüz bulunuyor. Bölge genelinde devam eden 14 başvurumuz ile Trakya’nın gastronomik mirasını kayıt altına alma çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

Toplantıda paylaşılan bilgilere göre alınan bu tescille birlikte; çöreğin orijinal tarifi ve yapım teknikleri kayıt altına alındığı için aslına uygun üretim garanti edilecek. Marka değeri artan ürün yerel esnafın ve fırıncıların kazancına katkı sağlayacak.
…

4 ayda 15 ceza yedi, 250 bin lira ödedi ama vazgeçemiyor: Benim için bir tutku

4 ayda 15 ceza yedi, 250 bin lira ödedi ama vazgeçemiyor: Benim için bir tutku

İddiaya göre 23 yaşındaki İbrahim Emir Yıldırımcan, modifiye araç kullanımı, abart egzoz, ehliyetsiz araç kullanma ve polisin ‘dur’ ihtarına uymama gibi ihlaller nedeniyle son aylarda defalarca ceza aldı.
En son trafik ekiplerinden kaçtığı gerekçesiyle aracına 6 ay trafikten men cezası verilen Yıldırımcan’ın, aracını sakladığı öğrenildi.
Son 4 ayda toplam 15 kez ceza aldığını belirten Yıldırımcan, cezaların yaklaşık 250 bin lirayı bulduğunu söyledi.
Yaşadıklarını anlatan Yıldırımcan, “4 ay içerisinde toplam 15 ceza yedim. Bunların toplam tutarı 250 bin lira civarında. Polisten kaçmaktan, ‘dur’ ihtarına uymamaktan ve egzoz gibi şeylerden ceza yiyorum. Arabayı yapıyoruz ve o kadar masraf ediyoruz. Normalde trafiğe çıkması yasak ama çıkıyoruz. Normal şekilde gezsek bile zaten durdurup ceza yazılıyor. En son çare kaçmak oldu. Benim son cezalarımın hepsi kaçmaktan yazıldı” dedi.
İlginizi Çekebilir
“ARACINI SAKLADI”
Polisin ‘dur’ ihtarına uymayıp kaçtığı için aracının 6 ay trafikten men edildiğini belirten Yıldırımcan, otomobilini sakladığını söyledi.
Yeni cezalarla birlikte tutarın daha da artacağını dile getiren Yıldırımcan, “Benim yediğim cezaları yenileriyle karşılaştırdığımda şu an 500 bin lira rahat çıkar. Rahat bir şekilde dolaşıp kimseye bulaşmıyoruz ama yine bizi buluyorlar” diye konuştu.
Otobanda yaşanan son olay sonrası polis tarafından arandığını da ifade eden Yıldırımcan, “Geçen gün otobanda kaçtığımda beni aradılar. ‘Cezaevine düşersin’ dediler. Aracı uzak bir noktaya yolladım. Eve de birkaç gün gitmedim. Tutuklanmaktan korkmuyorum. Araba işinden çok zevk alıyorum. Cezaevine girerim ama o arabayı vermem” ifadelerini kullandı.
Aracına büyük emek verdiğini söyleyen Yıldırımcan, otomobil merakının küçük yaşlarda başladığını belirterek, “Benim için çok değerli, çok emeğimiz var. 14 yaşında araba işlerine girdim. Son 1 yıldır da yarış hevesim oldu. Bu benim için bir tutku” dedi.
İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanacak! Ailesinden Fatih Camii Haziresi açıklaması
Savaşın 17’nci gününde Orta Doğu ateş çemberi! İsrail duyurdu: ‘Lübnan’a karadan saldıracağız’…

Profesör korkulan sorunun yanıtını verdi: Atılan füzeler fayları harekete geçirir mi?

Profesör korkulan sorunun yanıtını verdi: Atılan füzeler fayları harekete geçirir mi?

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden (OMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, güncel savaş durumunda kullanılan büyük çaptaki füzelerin depremleri tetikleyebileceğini ancak büyük bir deprem yaşatamayacağını söyledi.
Bu füzelerin oluşturdukları sarsıntıların sınırlı etkilere sahip olduklarını söyleyen Prof. Dr. Zeybek, “Bu tür füzeler depremi tetikleyici olabilir. Ancak bu durum, füzelerin ya da bombalamaların doğrudan deprem ürettiği anlamına gelmez. Oluşturdukları sarsıntılar sınırlı etkilere sahiptir ve büyük depremleri meydana getirecek bir mekanizma olarak değerlendirilmez. Bu nedenle bu füzelerin doğrudan deprem üreteceğini beklemiyoruz” diye konuştu.

‘DEPREMLERİN KAYNAKLARI YERİN İÇİDİR’
Kullanılan füzelerin herhangi büyük bir deprem tedirginliği yaşatmayacağını söyleyen Prof. Dr. Zeybek, “Güncel olarak savaş durumlarında kullanılan füzeler belirli ölçüde sarsıntı oluşturabilir. Ancak bu sarsıntıların büyük depremler meydana getirdiğini söylemek doğru değildir. Çünkü depremlerin kaynağı tamamen yerin iç dinamiklerine bağlıdır. Yerin içerisinde, özellikle yer kabuğunda zamanla biriken enerjinin yer kabuğunun karşı koyma gücünü aşmasıyla kırılmalar meydana gelir ve bu kırılmalar deprem olarak ortaya çıkar. Bu nedenle bu tür bombalamaların doğrudan deprem oluşturduğunu söylemek bilimsel olarak doğru değildir. Depremlerin kaynakları genel olarak bellidir. Yer kabuğunda bulunan fayların hareket etmesi ve bu faylarda meydana gelen kırılmalar depremlerin en yaygın nedenidir. Bunun dışında volkanik faaliyetler sırasında da sarsıntılar ortaya çıkabilir ve yer kabuğunun bazı bölümlerinde kırılmalar meydana gelebilir. Ayrıca karstik sahalarda yer altındaki boşlukların çökmesi sonucunda karstik çökmeler oluşabilir ve bu çökmeler de yerel ölçekte depremlere yol açabilir. Bu nedenle depremler temelde yer kabuğunda gerçekleşen doğal jeolojik süreçlerin bir sonucudur” ifadelerini kullandı.

‘KARADENİZ TABANINDAKİ FAYLARIN 7’NİN ÜZERİNDE DEPREMLER ÜRETMESİNİ BEKLEMİYORUZ’
Yakın zamanda Tokat’ın Niksar ilçesinde meydana gelen depremi ve Karadeniz’in deprem risklerini değerlendiren Prof. Dr. Zeybek, şöyle konuştu:
“Karadeniz tabanında 5-6 büyüklüğünde deprem üretebilecek faylar bulunuyor. Ancak Niksar’da meydana gelen depremin bu faylarla bir ilişkisi yok. Bu deprem tamamen Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde gerçekleşmiş bir deprem. Bununla birlikte Karadeniz tabanındaki faylar 5-6 büyüklüğünde deprem üretebildiği için kıyı yerleşimlerinde yer seçimine ve yapılaşmaya dikkat etmek gerekir. Karadeniz tabanındaki fayların 7’nin üzerinde çok büyük ve yıkıcı depremler üretmesini beklemiyoruz. Ancak deprem, büyük fay hatlarında birkaç yüz kilometrelik alanı etkileyebiliyor. Nitekim Erzincan depreminde yaklaşık 1200 kilometre uzunluğa sahip Kuzey Anadolu fay zonunda 350-360 kilometrelik bir yüzey kırığı oluşmuştu. Karadeniz tabanındaki fayların deprem üretme riski düşük olsa da bu durum yıkıcı ve hasar verici depremler olmayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle tedbirli olmak gerekiyor. Samsun için örnek vermek gerekirse Kuzey Anadolu fayının önemli bir parçası Samsun’un güney kesiminden geçiyor. Ladik ve Havza hattı Kuzey Anadolu fayının bir parçasını oluşturuyor. Türkiye, dünyanın en aktif tektonik kuşaklarından biri olan Alp Orojen kuşağında yer alıyor. Bu nedenle ülkemizde sık sık depremler meydana geliyor. Niksar’da meydana gelen deprem ise AFAD’ın verilerine göre yerin yaklaşık 6,3 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Bu sığ bir deprem. Sığ depremler yüzeye yakın olduğu için hasar etkisi daha fazla olabiliyor. Bu nedenle deprem büyüklüğü çok yüksek değil diye düşünmemek, yapı stokuna ve yer seçimine dikkat etmek gerekiyor. 2023’te Kahramanmaraş depremleri yaşandı. Devletimiz ve yöneticilerimiz o şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için ciddi çalışmalar yürüttü. Ancak vatandaşların da ev alırken, arsa alırken ya da bina yaparken dikkat etmesi gereken hususlar var. Bunlara riayet edilirse devletin ve yöneticilerin üzerindeki yükün bir kısmı paylaşılmış olur.”

…

Emniyet teşkilatında büyük dönüşüm sinyali! Bakan Çiftçi, Dicle Canova'ya anlattı

Emniyet teşkilatında büyük dönüşüm sinyali! Bakan Çiftçi, Dicle Canova’ya anlattı

HABER MERKEZİ- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’yayaptığı açıklamalarla gündemin en çok konuşulan başlıklarına dair dikkat çeken mesajlar verdi. Sınır kapılarındaki hareketlilikten emniyet teşkilatında planlanan kurumsal dönüşüme kadar birçok konuya değinen Çiftçi, trafikte tartışma yaratan araçlardaki multimedya ekranlarıyla ilgili yaptırımların yeni yönetmelik hazırlanana kadar durdurulduğunu açıkladı.
İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanacak! Ailesinden Fatih Camii Haziresi açıklaması
Sınır güvenliği konusunda da net konuşan Çiftçi, İran’da başlayan savaş sonrası Türkiye sınırlarında geçişlerin artmadığını, aksine yaklaşık dörtte bir oranında azalma görüldüğünü söyledi. Trafikteki düzenlemelerin temel amacının ise can güvenliğini korumak ve kazaları azaltmak olduğunu vurguladı.
İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ, CNN TÜRK’E KONUŞTU
CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova’nın gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sınır kapılarında tüm tedbirlerin alındığını, geçişlerde artış yerine azalma görüldüğünü açıkladı. Emniyet teşkilatının kurumsal yapısının gözden geçirilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Çiftçi, trafik düzenlemelerinin amacının insan hayatını korumak olduğunu söyledi. Araçlardaki multimedya ekranlarla ilgili yaptırımların ise gerekli yönetmeliğe kadar durdurulduğunu belirtti.
SINIR GÜVENLİĞİ
Savaşın başlamasından itibaren sınırların geçişlerinde herhangi bir artış yaşanmadığını belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı;
Sınır kapılarındaki durum ne?
”İçişleri Bakanlığımızın sorumluluk alanına giren hususlar kapsamında sınır kapılarımızda gerekli tüm tedbirler alınmıştır. İran’da savaşın başlamasından bu yana sınırlarımızdan geçişlerde herhangi bir artış yaşanmamış, aksine azalma görülmüştür. İran yönetiminin kendi vatandaşlarının Türkiye’ye geçişlerini sınırlandırmasının ardından sınır kapılarımızdaki geçişler neredeyse dörtte bir oranında azalmıştır. Buna karşılık İran’a dönüş yapan İran uyruklu kişi sayısında geçen yılın aynı dönemine göre artış kaydedilmiştir. Bayram süresince de ekiplerimiz görevlerini aksatmadan sürdürmeye devam edecektir.”
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDE DÖNÜŞÜM
Emniyet Genel Müdürlüğü büyük bir teşkilat ancak teşkilatın yapısı Emniyet Genel Müdürlüğüne dar geldiği ve genel müdürlüğün başkanlık seviyesine çıkarılacağı, yapılandırılacağı gündeme gelmişti yeni dönemde bu çalışmalara devam edilecek mi?
”Emniyet Teşkilatımız; 305 bini polis, 30 bini bekçi ve 16 bini sivil personel olmak üzere yaklaşık 350 bin kişiden oluşan büyük ve güçlü bir kurumdur. Gelişen teknoloji, farklılaşan suç türleri ve toplumumuzun değişen ihtiyaçları doğrultusunda kurumsal organizasyon yapımızın yeniden gözden geçirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Amacımız; gece gündüz fedakârca görev yapan bu büyük teşkilatı en iyi, en modern ve etkin yönetsel organizasyon yapısına kavuşturmaktır. Hızlı, mobilize ve verimlilik esasına dayanan normatif bir kurumsal yapı oluşturarak vatandaşlarımıza sunulan hizmetin kalitesini artırmayı; aynı zamanda personelimizin çalışma şartlarını ve çalışma sürelerini iyileştirmeyi hedefliyoruz.”
KARARNAME BEKLENTİSİ
Belli bir zaman aralığı içerisinde kararname görür müyüz? Emniyet müdürleri, valiler…
”Bizim en büyük önceliğimiz kamu düzeni ve milletimizin güvenliğini sağlamaktır. Bu kapsamda ihtiyaç olan alanlarda çalışma arkadaşlarımız arasında bayrak değişimi olabilir; ancak buradaki temel ilkemiz istikrar. Her alanda olumlu trend ve istikrarı sağladığımız zaman değişim ihtiyacı muhakkak azalacaktır. ”

AMACIMIZ TRAFİKTE İNSAN HAYATINI KORUMAK
APP plakalar ile birlikte en çok konuşulan konulardan birisi araç içine konulan multimedya cihazları. Hangi durumlarda yasak olacak?
”Bizim hem APP plaka hem de multimedya cihazları konusunda önceliğimiz ve hassasiyetimiz trafik güvenliğiyle birlikte vatandaşlarımızın huzurunu tahkim etmektir. Trafik hepimizin ortak yaşam alanıdır. Her bir vatandaşımızın gününün önemli bir kısmı trafikte geçiyor. Bu noktada ülkemizde düzenli ve sağlıklı bir trafik kültürünün oluşması noktasında bazı adımları atmak durumundayız. Fakat burada vatandaşlarımızın konuyla ilgili akıllarında yer edinen soru işaretlerini gideriyoruz. Düzenlemenin çerçevesi çok nettir: Birincisi, araç sürüş halindeyken sürücünün görüşüne engel olmayacak. İkincisi, sürüş sırasında her hangi bir video oynatıcı kullanılmayacak. Burada hem direksiyon başındaki vatandaşımızı hem de diğer insanları tehlikeye sokacak durumu ortadan kaldırmak işin esasıdır.
Yeni nesil otomobillerde böyle bir sorun söz konusu değil. Yeni nesil araçlar buna uygun şekilde tasarlanmıştır. Sonradan araçlara monte edilen multimedya ekranlarla ilgilide kanunun belirttiği duruma ters düşmeyenler için böyle bir durum söz konusu değil.
Konunun taraflarının da görüşlerini de alarak trafik güvenliğini olumsuz etkilemeyecek şekilde, trafikte seyreden tüm araçlar bakımından tutarlı, açık, hakkaniyetli ve yeknesak bir şekilde uygulanabilecek gerekli yönetmelik çıkarılıncaya kadar düzenlemenin uygulanmasını da erteledik. 27 Şubattan bu yana uygulanan cezaları da iptal ettik.
Öte yandan şunun da altını çizmek isterim: araçlara sonradan ilave edilen müzik sistemlerine yönelik denetimler ile yüksek sesle müzik dinleyerek kamunun huzurunu bozanlara ilişkin tedbirlerin uygulanmasına kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü bizim için önemli olan hem trafik güvenliğinin sağlanması hem de vatandaşlarımızın günlük hayatında huzur ve sükûnun korunmasıdır.”
Trafik Kanunu’nda bu aşamadan sonra bir takım rötuşlar olur mu?
”İçişleri Bakanlığı olarak bizler, diğer tüm alanlarda olduğu gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen kanunların uygulanmasını sağlamakla sorumluyuz. Tüm kanunlarda olduğu gibi bu konuda da insan hayatını korumayı esas alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Trafikte insan hayatını korumayı amaçlayan bir trafik kültürünün oluşması için vatandaşlarımızı bilinçlendirmeye ve rehberlik etmeye devam edeceğiz. Bu düzenlemenin tek amacı trafikte can ve mal güvenliğini artırmaktır.
2019 yılında 174 bin 899 olan ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası sayısı, 2025 yılı sonunda yüzde 42 artarak 288 bin 328’e yükselmiştir. 2019 yılında trafik kazalarında 5 bin 473 vatandaşımız hayatını kaybederken, bu sayı 2025 yılında 6 bin 35 olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılının ilk iki ayında ise trafik kazası sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 oranında azalmıştır.
2021-2025 yılları arasında trafikte saldırganlığın sebep olduğu olaylar sonrasında 123 vatandaşımız hayatını kaybederken, 31 bin 875 kasten yaralama olayı gerçekleşti. 41 bin 926 mala zarar verme olayı yaşandı. Alınan tedbirlerin, trafikte can kayıplarının önlenmesi, yaralanma ve sakat kalma oranlarının azaltılması yönünde olumlu katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.”
Öte yandan, Erzurum’dan ani ayrılan ve şehirle vedalaşamayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin arefe gününü Erzurum’da geçireceği, son iftarını burada yapacağı ve bayram sabahı sınır karakolunu ziyaret edeceği öğrenildi.
Hollywood’un merakla beklediği 98. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu! İşte büyülü geceye damga vuran anlar ve kazananlar
‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ davasında 5’inci gün! Oturma krizi…

Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı 'rüşvet' ve 'irtikap' soruşturması: 6 zanlı adliyede

Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı ‘rüşvet’ ve ‘irtikap’ soruşturması: 6 zanlı adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı “rüşvet” ve “irtikap” suçlarına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan, Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş, belediye mimarı ve şehir plancısı Meral Celep, iş insanı ve eski Kuşadasıspor Kulübü Başkanı Ferdi Zenginoğlu ile iş insanı Hüseyin Kabasakal’ın emniyetteki işlemleri tamamlandı. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen şüphelilerin savcılıktaki işlemleri sürüyor.
NELER OLMUŞTU?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı soruşturmada tanık ve müşteki beyanları, şüpheli ifadeleri, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeler, HTS kayıtları ile MASAK tarafından hazırlanan raporlar neticesinde incelenen hesap hareketlerinin değerlendirilmesi sonucu “rüşvet” ve “irtikap” suçlarının işlendiği belirlenmişti.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş’in de aralarında bulunduğu 6 şüpheli, 13 Mart’ta Aydın, İzmir ve Antalya’da düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı.
İlber Ortaylı son yolculuğuna uğurlanacak! Ailesinden Fatih Camii Haziresi açıklaması
…

Borsa
1.000,00
TL
Dolar
1.000,80
TL
Euro
1.000,40
TL
Altın
996,05
TL
Borsa
975,66
TL
Dolar
1.004,68
TL
Euro
998,46
TL
Altın
968,63
TL
Borsa
864,54
TL
Dolar
1.017,63
TL
Euro
998,17
TL
Altın
954,16
TL
Borsa
1.019,21
TL
Dolar
1.189,03
TL
Euro
1.138,88
TL
Altın
1.083,69
TL