BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,8970 -0,02%
EURO
53,4818 0,21%
GRAM ALTIN
6.648,12 1,07%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,76 1,42%
BITCOIN
73.462,00 -2,24%
GBP/TRY
61,7041 0,11%
EUR/USD
1,1653 0,23%
BRENT
93,73 -0,59%
ÇEYREK ALTIN
10.869,68 1,07%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
21 °

Son Yazılarım

SON DAKİKA HABERİ: Orta Doğu'da 'Yağmur çalınıyor' iddiası! Uzmanlar açıkladı

SON DAKİKA HABERİ: Orta Doğu’da ‘Yağmur çalınıyor’ iddiası! Uzmanlar açıkladı

Sosyal medyada hızla yayılan bir iddia gündem yarattı: Amerika, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gerçekten yağmurları kontrol ediyor olabilir mi? Tartışmaların fitilini, İran’ın Afganistan Büyükelçiliği’ne ait olduğu öne sürülen bir X hesabından paylaşılan ve kısa süre içinde silinen dikkat çekici bir iddia ateşledi. Söz konusu paylaşımda, İran füzelerinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan AN/TPY-2 radar sistemlerinin yer aldığı üssü hedef aldığı ve bu saldırının ardından İran ile Irak’ta yağışların aniden arttığı öne sürüldü.
‘Hürmüz’ gerilimi altını vurdu! Piyasalarda dengeleri değiştiren hareket
‘YAĞMUR KONTROL EDİLİYOR’ TEORİSİ
İddialar bununla da sınırlı kalmadı. Sosyal medyada bazı kullanıcılar, söz konusu üssün yalnızca balistik füzeleri izlemekle kalmadığını, aynı zamanda yüksek frekanslı dalgalarla atmosferi etkileyerek hava olaylarını yönlendirebildiğini ileri sürdü. Bu teorilere göre yağmur bulutları istenilen bölgelere çekiliyor ya da belirli coğrafyalardan uzaklaştırılıyor.
İRAN SALDIRISI SONRASI YAĞIŞ İDDİALARI
İran’ın bölgedeki askeri operasyonlarının ardından Irak ve İran’da yağışların artması, bu iddiaları daha da alevlendirdi. Paylaşımlarda, bölgedeki sıcaklıkların yaklaşık 5 derece düştüğü ve iklimin kısa sürede değiştiği öne sürülüyor.
HEDEF SU KAYNAKLARI MI?
Bazı yorumlara göre ise bu tür teknolojilerin amacı, başta İran olmak üzere bölge ülkelerinin su kaynaklarını zayıflatmak, tarım ve hayvancılığı sekteye uğratmak ve coğrafyayı kuraklaştırmak.
TAHRAN’IN TAŞINMA İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE
Bu iddiaları desteklemek için geçmişte İran’da yaşanan su krizi ve başkent Tahran’ın taşınmasının gündeme gelmesi de hatırlatılıyor.
GEÇMİŞTE ‘YAĞMUR SİLAHI’ KULLANILDI MI?
Öte yandan, ABD’nin Vietnam Savaşı sırasında yağışı artırmaya yönelik askeri projeler yürüttüğü biliniyor. Tüm bu gelişmeler, “hava gerçekten bir silaha dönüştürülebilir mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
‘BULUT TOHUMLAMA’ TEKNOLOJİSİ YENİ DEĞİL
Sosyal medyada yayılan ‘gizli bulut tohumlama merkezi vuruldu, bölgenin iklimi değişti’ iddiaları dikkat çekti. Uzmanlara göre ise yaşanan yağış artışı doğal hava sistemleriyle açıklanıyor. Son günlerde sosyal medyada hızla yayılan bu iddia, Orta Doğu’daki hava değişimlerini ‘gizli bir operasyonla’ ilişkilendirdi. Paylaşımlarda, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunduğu öne sürülen bir “bulut tohumlama merkezini” vurduğu ve bunun ardından Türkiye, Irak ve İran’da yağışların arttığı iddia edildi. Ancak bu iddiaları doğrulayan herhangi bir resmî açıklama ya da güvenilir uluslararası kaynak bulunmuyor.
Uzmanlara göre tartışmanın merkezindeki “bulut tohumlama” teknolojisi yeni değil. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri gibi kurak ülkeler, yağışı artırmak için bu yöntemi yıllardır kullanıyor. Sistem, bulutlara gümüş iyodür gibi parçacıklar bırakılarak yağışın tetiklenmesini amaçlıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, bu yöntemin: sadece mevcut bulutlar üzerinde etkili olduğunu, yağışı sınırlı oranda (%5–15) artırabildiğini, geniş coğrafyaların iklimini değiştiremediğini ortaya koyuyor.
YAĞIŞ ARTIŞLARININ NEDENİ NE?
Meteoroloji uzmanları, Türkiye ve çevresinde son haftalarda görülen yağışların mevsimsel geçişlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu dönemde: Akdeniz üzerinden gelen alçak basınç sistemleri, atmosferdeki jet akımı değişimleri, ilkbahar geçişine bağlı ani sıcaklık düşüşleri, bölgede kısa sürede yoğun yağışlara neden olabiliyor.
İsrail’de ‘acil muharebe hazırlığı’ başladı! ‘200 milyon dolarlık sipariş verildi’
GERÇEKTEN HAVA KONTROL EDİLEBİLİR Mİ?
Görüş aldığımız meteoroloji kaynakları, sosyal medyadaki iddiaların bilimsel karşılığı olmadığını vurguluyor.Sosyal medyada gündem olan ‘yağmur kontrolü’iddialarıyla ilgili tartışmalar sürerken, konuya ilişkin açıklama CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Orhan Şen’den geldi.İddiaları değerlendiren Prof. Dr. Şen, bulut tohumlama ve yapay yağış uygulamalarının bilimsel bir gerçek olduğunu ancak bu yöntemlerin yalnızca sınırlı ve lokal alanlarda etkili olabildiğini vurguladı.

Orhan Şen’in açıklamaları şöyle;
Yapay yağış veya bulut tohumlaması, eski ismiyle “yağmur bombası” gibi, artık bu isimle anılmasa da daha modern aletlerle yapılan yağış artırma projeleridir. Yağış artırma projeleri, dünyanın 50’nin üzerindeki ülkesinde hala yapılmaktadır. Çevremizdeki ülkelere baktığımızda; Yunanistan’da, Rusya’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Katar’da, Suudi Arabistan’da ve İsrail’de (savaştan öncesine kadar) bu uygulamalar yapılmıştır. Ve bu, bilimsel bir uygulamadır. Yağış artırımıdır. Yağış artırımı, öyle bulut yokken yağış oluşturmak gibi bir şey değildir. Bulut varsa veya yağış oluşma ihtimali varsa, bu yağışı belirli oranlarda artırmaktır.
YAĞIŞ ARTIRIMI SINIRLI VE LOKAL
Bu artış ne kadar olur? Yaklaşık %10 ile %15 civarında. Uygulanan tekniğe ve bulut tipine göre, özellikle kümülonimbus tipi bulutlarda bu oran %20-25’e kadar çıkabilir. Hatta tropik bölgelerde, örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nde, yaklaşık %25 oranında yağış artırımı yapılmaktadır. Dediğim gibi; mutlaka bulut olacak ve bulutun içinde sıvı su bulunacaktır. Eğer bu sıvı su zerreciklerinin birleşeceği çekirdekler eksikse, yağış gerçekleşmez ya da az gerçekleşir. Bu durumda buluta tanecik enjekte edilir. Bu işlemde, buz kristaline benzeyen yapısıyla gümüş iyodür kullanılır. 1 gram gümüş iyodür içinde 10 üzeri 16 adet tanecik bulunur. Bu tanecikler, jeneratörlerle ya da uçak kanatlarına takılan fişeklerle duman halinde bulut içine verilir ve yoğunluk artırılır. Böylece yağışın gerçekleşmesi sağlanır. Bu sistem lokaldir. Yani sınırlı bir alanı kapsar.
Örneğin Marmara Bölgesi’ni, İstanbul’u düşünelim: Marmara Denizi’nden Karadeniz kıyılarına kadar yaklaşık 100 kilometrelik bir alanda uygulanabilir. Daha büyük meteorolojik sistemlere müdahale edilemez. Sadece tekil bulutlara uygulanır. Dolayısıyla bu tamamen bilimsel bir yöntemdir. Meteorolojik ölçümlere dayanır ve bulut mikrofiziği bilgisine sahip uzmanlar tarafından uygulanır.
“BAŞKA ÜLKELER HAVAMIZI ETKİLEYEMEZ”
Dünyada hâlâ uygulanmaktadır. Sadece yağış artırımı değil; dolu önleme, sis dağıtma, kar artırma gibi alanlarda da kullanılır. Burada önemli bir nokta da şudur: Bu uygulama komşu ülkelere etki edecek büyüklükte değildir. Yaklaşık 100 kilometrelik bir alanla sınırlıdır. En fazla komşu bir bölgeye çok küçük etkisi olabilir. Örneğin İzmir’de yapılan bir uygulamanın Salihli’ye sınırlı bir etkisi olabilir. Ama bu da çok belirgin değildir. Çünkü atmosfer sürekli kendini yeniler. Dolayısıyla başka bir ülkenin yağışını almak gibi bir durum söz konusu değildir.
“BULUT TOHUMLAMA TÜRKİYE’DE DE YAPILDI”
Bu tür uygulamalar Türkiye’de de geçmişte yapılmıştır. 1990, 1992 ve 1998 yıllarında çeşitli hava modifikasyonu çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar kuraklık dönemlerinde çözüm olarak gündeme gelmiştir. Yaklaşık %18 oranında başarı sağlanmıştır.
Günümüzde de bazı ülkelerde uygulanmaya devam etmektedir. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri, bu alanda oldukça gelişmiş bir sistem kurmuştur. Ayrıca havaya müdahale sadece yağış için değil; sis dağıtma gibi amaçlarla da yapılabilir. Örneğin bir havaalanında yoğun sis varsa ve uçaklar iniş yapamıyorsa, bu sis dağıtılabilir. Bu da bir hava modifikasyonudur. Ancak bu sistemler kontrollüdür. İstenirse yağış artırılarak sel riski oluşturulabilir.
Nitekim geçmişte, Vietnam Savaşı sırasında ABD’nin yağışı artırarak askeri avantaj sağladığı bilinmektedir. Bu nedenle bu teknolojiler hem iyi hem kötü amaçla kullanılabilir. Ancak günümüzde genellikle tarım, su yönetimi ve afet önleme amaçlı kullanılmaktadır.
Özetle; bu sistemler mümkündür ancak sadece lokal ölçekte etkilidir. Ülkeler arası hava kontrolü mümkün değildir. Yağış artırımı en fazla %10-15 civarında olur. Dolayısıyla başka bir ülkenin yağışını “çalmak” gibi bir durum bilimsel olarak mümkün değildir. İnsanlar hikâyelere daha yatkındır ancak bilimsel gerçekler ölçümlere dayanır.
TÜRKİYE’DEKİ YAĞIŞLARIN NEDENİ NE?
Son dönemde Türkiye’de artan yağışların nedeni de bu tür müdahaleler değildir. Meteorolojik sistemler Türkiye’ye batıdan ve kuzeyden gelir. Doğudan, yani İran, İsrail veya Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen bir sistem yoktur. Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığın nedeni, Kuzey Atlantik’teki basınç sistemleriydi. Bu yıl ise bu sistem zayıfladı ve yağışlı hava Türkiye’ye ulaştı. Bu nedenle yağışlar arttı. Yani yağış artışının sebebi tamamen doğal meteorolojik süreçlerdir. Başka ülkelerin müdahalesiyle ilgisi yoktur.
Ayrıca bir üssün bombalanması ile atmosferdeki yağış oluşumu arasında da hiçbir bilimsel bağ yoktur. Bunlar bilimsel temeli olmayan iddialardır. Sıcaklık değişimleri de doğaldır. Özellikle bahar aylarında hava çok hızlı değişir. Birkaç gün içinde kıştan yaza geçiş yaşanabilir. Bu da meteorolojinin doğasıdır.
“ÜS VURULDU, YAĞMUR ARTTI’ İDDİASI GERÇEKLİKTEN UZAK”
Sonuç olarak; hava olayları büyük ölçekli sistemlere bağlıdır ve bu sistemlere müdahale edilemez. Yapılabilen müdahaleler sadece lokal ve sınırlıdır. İklim ise çok daha uzun süreçlerin sonucudur ve kısa vadede değiştirilemez. Dolayısıyla “yağmur çalınıyor” iddiaları bilimsel gerçeklikten uzaktır.
GÖKYÜZÜNDE OPERASYON MU VAR?
İddialara ilişkin bir diğer değerlendirme iseİstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros’tan geldi. Hüseyin Toros, yoğun yağışların ardından ortaya atılan iddiaların bilimsel bir temele dayanmadığını belirtti. Bulut tohumlama yönteminin uzun yıllardır kullanılan bir teknik olduğunu hatırlatan Toros, bu uygulamanın yalnızca mevcut bulutlar üzerinde ve sınırlı ölçekte etkili olabildiğini ifade etti.
Bulut tohumlamanın yağışı en fazla yüzde 5 ila 15 oranında artırabildiğini vurgulayan Toros, bu etkinin hem yerel hem de kısa süreli olduğuna dikkat çekti. Toros, “Bu yöntemle geniş coğrafyaların iklimini değiştirmek ya da kalıcı bir etki oluşturmak mümkün değil” dedi.
“Bir ülke başka bir ülkenin yağışını etkileyebilir mi?” sorusuna da yanıt veren Toros, atmosferik sistemlerin çok büyük ölçekli ve yüksek enerjili yapılar olduğunu belirterek, mevcut teknolojiyle böyle bir müdahalenin imkânsız olduğunu kaydetti.
Türkiye’de son dönemde görülen yağış artışlarının ise tamamen doğal meteorolojik süreçlerle açıklanabileceğini dile getiren Toros, özellikle Akdeniz üzerinden gelen nemli hava kütleleri, alçak basınç sistemleri ve sıcaklık farklarının bu süreçte etkili olduğunu söyledi. Küresel iklim değişikliğinin de aşırı hava olaylarının sıklığını artırdığına işaret etti.
“Hava kontrolü” kavramının çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade eden Toros, günümüzde yalnızca sınırlı müdahalelerin mümkün olduğunu, ancak bunun hava ya da iklimi kontrol etmek anlamına gelmediğini belirtti. Sosyal medyada dile getirilen “iklim silahı” iddialarına da değinen Toros, bu tür söylemlerin bilimsel verilerle desteklenmediğini vurgulayarak, atmosferik olayların basınç sistemleri, nem taşınımı ve sıcaklık farkları gibi doğal süreçlerle şekillendiğini söyledi. Toros, sonuç olarak son dönemdeki yağışların herhangi bir yapay müdahalenin değil, doğal atmosferik süreçlerin ve mevsimsel geçişlerin sonucu olduğunu ifade etti.
İDDİALAR NASIL YAYILDI?
İncelemelere göre söz konusu iddialar, sosyal medya platformlarında anonim hesaplardan paylaşıldı. Herhangi bir kanıt veya görüntüyle desteklenmedi. Kısa sürede farklı dillerde yaygınlaştı. Uzmanlar, bu tür içeriklerin genellikle doğal hava olaylarını gizemli hale getirerek dikkat çekme amacı taşıdığını ifade ediyor. Orta Doğu’daki son yağış artışı ve sıcaklık değişimleri, sosyal medyada öne sürüldüğü gibi bir ‘iklim silahı’ veya gizli operasyonla değil, doğal atmosferik süreçlerle açıklanıyor. Bilimsel verilere göre mevcut teknolojiler, hava durumunu sınırlı ölçüde etkileyebilse de bölgesel iklimi kontrol edecek düzeyde değil.
İbrahim Tatlıses ‘mirasımı devlete bırakıyorum’ dedi ama bu mümkün mü? İmparator’a ‘saklı pay’ engeli!…

Minik validen 'okullarda güvenlik önlemleri artırılsın' talimatı

Minik validen ‘okullarda güvenlik önlemleri artırılsın’ talimatı

Tokat’ta, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen etkinlikte, ilkokul öğrencisi Esma Selvi Yıldız temsili olarak bir günlüğüne vali oldu. Minik vali, özellikle okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması yönünde talimat verdi.
TBMM 106 yaşında… Meclis Başkanı Kurtulmuş: Ülkemizi yükseltmekten asla vazgeçmeyeceğiz
VALİLİĞİN KOLTUĞUNA OTURAN ÇOCUK OKULLARDA GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN ARTTIRILMASINI İSTEDİ
Karşıyaka İlkokulu 4’üncü sınıf öğrencisi Esma Selvi Yıldız, etkinlik kapsamında Tokat Valiliği makamına geçti. Yıldız’ı, Tokat Valisi Abdullah Köklü karşıladı. Makam koltuğuna oturan Yıldız, şehir yönetimine ilişkin görüş ve taleplerini dile getirdi.

Son günlerde yaşanan bazı olaylar nedeniyle okula gitmekten endişe duyduğunu ifade eden Yıldız, “güvenli şehir” anlayışının güçlendirilmesini istedi. Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini belirten Yıldız, ayrıca ihtiyaç sahibi vatandaşların tespit edilerek desteklenmesi yönünde ilgili birimlere talimat verdi. Valilik Özel Kalem Müdürü Numan Karlı, minik valinin talimatlarını not alarak ilgili birimlere iletilmek üzere kayıt altına aldı. Ziyarette konuşan Tokat Valisi Abdullah Köklü ise bu tür temsili görevlerin çocukların özgüven kazanması ve devlet yönetimini yakından tanımaları açısından önemli olduğunu belirtti. Köklü, Tokat genelinde güvenlik başta olmak üzere gerekli tedbirlerin kurumlar arası iş birliğiyle sürdürüldüğünü ifade etti.

9 kişinin hayatını kaybettiği Ayser Çalık Ortaokulu’nda sessiz 23 Nisan…

30 yıllık esnafın hayatı kabusa döndü! ‘Günde 1 milyon lira kazanıyorlar’

30 yıllık esnafın hayatı kabusa döndü! ‘Günde 1 milyon lira kazanıyorlar’

Ankara Yıldız Sanayi Sitesi’nde 30 yıldır kuzenleriyle birlikte otomobil yedek parçası dükkanı işleten İsmail Özmen, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin iş yerinin ismini kullanıp, kurdukları sahte internet sitesi ve sanal medya hesaplarından hayali yedek parça satarak dolandırıcılık yapıldığı iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
İlginizi Çekebilir
Özmen, suç duyurusu dilekçesinde, şüphelilerin sahte sitelerdeki sözde ürün görüntülerini vatandaşlara iletip, banka hesaplarına para transferi gerçekleştikten sonra ürün teslimi yapmadıklarını, mağdur olan vatandaşların ise sitede iş yerinin ismi kullanıldığı için kendisine başvurduklarını iddia etti. Özmen, yaklaşık 1 yıldır devam eden bu durum nedeniyle iş yapamaz hale geldiğini söyleyerek, şüphelilerin tespit edilip cezalandırılmasını istedi.
‘PARAYI ALIP ENGELLİYORLAR’
Özmen, kendi firmalarıyla hiçbir ilgisi olmayan kişiler tarafından açılan sahte internet sitesi ve hesaplardan vatandaşlara sözde yedek parça satışı yapıldığını söyleyerek, “Bizim dükkanımızın tabelasını ve dükkan kartımızı kopyalamışlar. O tabelaya ve karta kendi telefon numaralarını ekleyerek müşterilerimize güven vermişler. Bizim dükkanımızla aynı isimde bir site açmışlar. Bu site üzerinden müşterilere kendi IBAN’larını paylaşarak dolandırıcılık yapıyorlar. Adamlar konuya gayet vakıf; herhangi bir müşterimiz bir ürün sorduğu zaman yok demiyorlar. Ürün hakkında yeterli bilgiye ve donanıma sahipler, her şekilde satış yapabiliyorlar. Parayı alıyorlar sonra da engelliyorlar” dedi.
17 yıldır kayıp Yusuf Kazdal dosyası | Tuncay Sonel detayı! ‘Aklımızda bir soru işareti oldu’

İş insanına büyük şok! Çalan telefonu açtı kabusu yaşadı: ‘Ben de inandım’
‘DÜKKANIMIZI YAKMAKLA TEHDİT EDENLER OLDU’
Dolandırılan kişilerin kendilerine ulaştığını ve tepki gösterdiğini belirten Özmen, yaşadıkları mağduriyetin giderek büyüdüğünü dile getirerek, “Bize ulaşan insanlar dolandırıldıkları için haklı olarak sinirli oluyor. Ama bu işin bizimle hiçbir ilgisi yok. Buna rağmen ağır hakaretler, küfürler ve tehditler alıyoruz. Dükkanımızı yakmakla tehdit edenler bile oldu. Dün yeğenim Hasan’a açılan telefonlar artık bardağı taşıran son damla oldu bizim için. Şehir dışından arayan bir müşteri bu dolandırıcılık ağına takılmış ve mağdur olmuş, bizden ürün almamasına rağmen çocuğu canıyla tehdit etmiş. Adamın canı yanmış, kendince haklı ama bizim bu işle ilgili hiçbir kabahatimiz yok” diye konuştu.
Özmen, savcılık ve emniyet birimlerine gerekli şikayetleri yaptıklarını söyleyerek, “Gerekli belgelerimiz elimizde mevcut. Müşterilerimiz de bize ödediği dekontları sürekli atıyor. Ama bu işin muhatabı biz değiliz. Buna rağmen iş yapamaz hale geldik. Bugün bizim esnaf olarak dükkanımızda siftah yokken adamlar günlük 500 bin lira, 1 milyon lira gibi hasılatlar elde ediyorlar” ifadelerini kullandı.

‘BU SIKINTIYI BİRÇOK ESNAF YAŞIYOR’
İsmail Özmen’in yeğeni Hasan Özmen (19) ise “Dün bir müşterimiz bizi aradı. Bizden şanzıman aldığını söyledi. Fakat bizden değil dolandırıcıdan almış. Daha sonra tehdit ve hakaret etti. Fakat bunun bizle bir alakası yok. Bu sıkıntıyı sanayide birçok esnaf yaşıyor. Bu şekilde internet dolandırıcılığı artık yaygın bir yöntem haline geldi. Bu sektör üzerinden para kazanıyorlar. Yetkililerden bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini istiyoruz” dedi.
3 aylık hamile Helin cinayetinde kan donduran detaylar! ‘Çiçek alacağım” deyip tuzak kurdu…

Son dakika..

Son dakika… Orta Doğu’da ‘Yağmur çalınıyor’ iddiası Türkiye’de gündem oldu! Uzmanlar noktayı koydu: Sadece 100 kilometre!

Sosyal medyada hızla yayılan bir iddia gündem yarattı: Amerika, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gerçekten yağmurları kontrol ediyor olabilir mi? Tartışmaların fitilini, İran’ın Afganistan Büyükelçiliği’ne ait olduğu öne sürülen bir X hesabından paylaşılan ve kısa süre içinde silinen dikkat çekici bir iddia ateşledi. Söz konusu paylaşımda, İran füzelerinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan AN/TPY-2 radar sistemlerinin yer aldığı üssü hedef aldığı ve bu saldırının ardından İran ile Irak’ta yağışların aniden arttığı öne sürüldü.
‘Hürmüz’ gerilimi altını vurdu! Piyasalarda dengeleri değiştiren hareket
‘YAĞMUR KONTROL EDİLİYOR’ TEORİSİ
İddialar bununla da sınırlı kalmadı. Sosyal medyada bazı kullanıcılar, söz konusu üssün yalnızca balistik füzeleri izlemekle kalmadığını, aynı zamanda yüksek frekanslı dalgalarla atmosferi etkileyerek hava olaylarını yönlendirebildiğini ileri sürdü. Bu teorilere göre yağmur bulutları istenilen bölgelere çekiliyor ya da belirli coğrafyalardan uzaklaştırılıyor.
İRAN SALDIRISI SONRASI YAĞIŞ İDDİALARI
İran’ın bölgedeki askeri operasyonlarının ardından Irak ve İran’da yağışların artması, bu iddiaları daha da alevlendirdi. Paylaşımlarda, bölgedeki sıcaklıkların yaklaşık 5 derece düştüğü ve iklimin kısa sürede değiştiği öne sürülüyor.
HEDEF SU KAYNAKLARI MI?
Bazı yorumlara göre ise bu tür teknolojilerin amacı, başta İran olmak üzere bölge ülkelerinin su kaynaklarını zayıflatmak, tarım ve hayvancılığı sekteye uğratmak ve coğrafyayı kuraklaştırmak.
TAHRAN’IN TAŞINMA İDDİASI YENİDEN GÜNDEMDE
Bu iddiaları desteklemek için geçmişte İran’da yaşanan su krizi ve başkent Tahran’ın taşınmasının gündeme gelmesi de hatırlatılıyor.
GEÇMİŞTE ‘YAĞMUR SİLAHI’ KULLANILDI MI?
Öte yandan, ABD’nin Vietnam Savaşı sırasında yağışı artırmaya yönelik askeri projeler yürüttüğü biliniyor. Tüm bu gelişmeler, “hava gerçekten bir silaha dönüştürülebilir mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
‘BULUT TOHUMLAMA’ TEKNOLOJİSİ YENİ DEĞİL
Sosyal medyada yayılan ‘gizli bulut tohumlama merkezi vuruldu, bölgenin iklimi değişti’ iddiaları dikkat çekti. Uzmanlara göre ise yaşanan yağış artışı doğal hava sistemleriyle açıklanıyor. Son günlerde sosyal medyada hızla yayılan bu iddia, Orta Doğu’daki hava değişimlerini ‘gizli bir operasyonla’ ilişkilendirdi. Paylaşımlarda, İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunduğu öne sürülen bir “bulut tohumlama merkezini” vurduğu ve bunun ardından Türkiye, Irak ve İran’da yağışların arttığı iddia edildi. Ancak bu iddiaları doğrulayan herhangi bir resmî açıklama ya da güvenilir uluslararası kaynak bulunmuyor.
Uzmanlara göre tartışmanın merkezindeki “bulut tohumlama” teknolojisi yeni değil. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri gibi kurak ülkeler, yağışı artırmak için bu yöntemi yıllardır kullanıyor. Sistem, bulutlara gümüş iyodür gibi parçacıklar bırakılarak yağışın tetiklenmesini amaçlıyor. Ancak bilimsel çalışmalar, bu yöntemin: sadece mevcut bulutlar üzerinde etkili olduğunu, yağışı sınırlı oranda (%5–15) artırabildiğini, geniş coğrafyaların iklimini değiştiremediğini ortaya koyuyor.
YAĞIŞ ARTIŞLARININ NEDENİ NE?
Meteoroloji uzmanları, Türkiye ve çevresinde son haftalarda görülen yağışların mevsimsel geçişlerle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu dönemde: Akdeniz üzerinden gelen alçak basınç sistemleri, atmosferdeki jet akımı değişimleri, ilkbahar geçişine bağlı ani sıcaklık düşüşleri, bölgede kısa sürede yoğun yağışlara neden olabiliyor.
İsrail’de ‘acil muharebe hazırlığı’ başladı! ‘200 milyon dolarlık sipariş verildi’
GERÇEKTEN HAVA KONTROL EDİLEBİLİR Mİ?
Görüş aldığımız meteoroloji kaynakları, sosyal medyadaki iddiaların bilimsel karşılığı olmadığını vurguluyor.Sosyal medyada gündem olan ‘yağmur kontrolü’iddialarıyla ilgili tartışmalar sürerken, konuya ilişkin açıklama CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Orhan Şen’den geldi.İddiaları değerlendiren Prof. Dr. Şen, bulut tohumlama ve yapay yağış uygulamalarının bilimsel bir gerçek olduğunu ancak bu yöntemlerin yalnızca sınırlı ve lokal alanlarda etkili olabildiğini vurguladı.

Orhan Şen’in açıklamaları şöyle;
Yapay yağış veya bulut tohumlaması, eski ismiyle “yağmur bombası” gibi, artık bu isimle anılmasa da daha modern aletlerle yapılan yağış artırma projeleridir. Yağış artırma projeleri, dünyanın 50’nin üzerindeki ülkesinde hala yapılmaktadır. Çevremizdeki ülkelere baktığımızda; Yunanistan’da, Rusya’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Katar’da, Suudi Arabistan’da ve İsrail’de (savaştan öncesine kadar) bu uygulamalar yapılmıştır. Ve bu, bilimsel bir uygulamadır. Yağış artırımıdır. Yağış artırımı, öyle bulut yokken yağış oluşturmak gibi bir şey değildir. Bulut varsa veya yağış oluşma ihtimali varsa, bu yağışı belirli oranlarda artırmaktır.
YAĞIŞ ARTIRIMI SINIRLI VE LOKAL
Bu artış ne kadar olur? Yaklaşık %10 ile %15 civarında. Uygulanan tekniğe ve bulut tipine göre, özellikle kümülonimbus tipi bulutlarda bu oran %20-25’e kadar çıkabilir. Hatta tropik bölgelerde, örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nde, yaklaşık %25 oranında yağış artırımı yapılmaktadır. Dediğim gibi; mutlaka bulut olacak ve bulutun içinde sıvı su bulunacaktır. Eğer bu sıvı su zerreciklerinin birleşeceği çekirdekler eksikse, yağış gerçekleşmez ya da az gerçekleşir. Bu durumda buluta tanecik enjekte edilir. Bu işlemde, buz kristaline benzeyen yapısıyla gümüş iyodür kullanılır. 1 gram gümüş iyodür içinde 10 üzeri 16 adet tanecik bulunur. Bu tanecikler, jeneratörlerle ya da uçak kanatlarına takılan fişeklerle duman halinde bulut içine verilir ve yoğunluk artırılır. Böylece yağışın gerçekleşmesi sağlanır. Bu sistem lokaldir. Yani sınırlı bir alanı kapsar.
Örneğin Marmara Bölgesi’ni, İstanbul’u düşünelim: Marmara Denizi’nden Karadeniz kıyılarına kadar yaklaşık 100 kilometrelik bir alanda uygulanabilir. Daha büyük meteorolojik sistemlere müdahale edilemez. Sadece tekil bulutlara uygulanır. Dolayısıyla bu tamamen bilimsel bir yöntemdir. Meteorolojik ölçümlere dayanır ve bulut mikrofiziği bilgisine sahip uzmanlar tarafından uygulanır.
“BAŞKA ÜLKELER HAVAMIZI ETKİLEYEMEZ”
Dünyada hâlâ uygulanmaktadır. Sadece yağış artırımı değil; dolu önleme, sis dağıtma, kar artırma gibi alanlarda da kullanılır. Burada önemli bir nokta da şudur: Bu uygulama komşu ülkelere etki edecek büyüklükte değildir. Yaklaşık 100 kilometrelik bir alanla sınırlıdır. En fazla komşu bir bölgeye çok küçük etkisi olabilir. Örneğin İzmir’de yapılan bir uygulamanın Salihli’ye sınırlı bir etkisi olabilir. Ama bu da çok belirgin değildir. Çünkü atmosfer sürekli kendini yeniler. Dolayısıyla başka bir ülkenin yağışını almak gibi bir durum söz konusu değildir.
“BULUT TOHUMLAMA TÜRKİYE’DE DE YAPILDI”
Bu tür uygulamalar Türkiye’de de geçmişte yapılmıştır. 1990, 1992 ve 1998 yıllarında çeşitli hava modifikasyonu çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar kuraklık dönemlerinde çözüm olarak gündeme gelmiştir. Yaklaşık %18 oranında başarı sağlanmıştır.
Günümüzde de bazı ülkelerde uygulanmaya devam etmektedir. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri, bu alanda oldukça gelişmiş bir sistem kurmuştur. Ayrıca havaya müdahale sadece yağış için değil; sis dağıtma gibi amaçlarla da yapılabilir. Örneğin bir havaalanında yoğun sis varsa ve uçaklar iniş yapamıyorsa, bu sis dağıtılabilir. Bu da bir hava modifikasyonudur. Ancak bu sistemler kontrollüdür. İstenirse yağış artırılarak sel riski oluşturulabilir.
Nitekim geçmişte, Vietnam Savaşı sırasında ABD’nin yağışı artırarak askeri avantaj sağladığı bilinmektedir. Bu nedenle bu teknolojiler hem iyi hem kötü amaçla kullanılabilir. Ancak günümüzde genellikle tarım, su yönetimi ve afet önleme amaçlı kullanılmaktadır.
Özetle; bu sistemler mümkündür ancak sadece lokal ölçekte etkilidir. Ülkeler arası hava kontrolü mümkün değildir. Yağış artırımı en fazla %10-15 civarında olur. Dolayısıyla başka bir ülkenin yağışını “çalmak” gibi bir durum bilimsel olarak mümkün değildir. İnsanlar hikâyelere daha yatkındır ancak bilimsel gerçekler ölçümlere dayanır.
TÜRKİYE’DEKİ YAĞIŞLARIN NEDENİ NE?
Son dönemde Türkiye’de artan yağışların nedeni de bu tür müdahaleler değildir. Meteorolojik sistemler Türkiye’ye batıdan ve kuzeyden gelir. Doğudan, yani İran, İsrail veya Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen bir sistem yoktur. Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklığın nedeni, Kuzey Atlantik’teki basınç sistemleriydi. Bu yıl ise bu sistem zayıfladı ve yağışlı hava Türkiye’ye ulaştı. Bu nedenle yağışlar arttı. Yani yağış artışının sebebi tamamen doğal meteorolojik süreçlerdir. Başka ülkelerin müdahalesiyle ilgisi yoktur.
Ayrıca bir üssün bombalanması ile atmosferdeki yağış oluşumu arasında da hiçbir bilimsel bağ yoktur. Bunlar bilimsel temeli olmayan iddialardır. Sıcaklık değişimleri de doğaldır. Özellikle bahar aylarında hava çok hızlı değişir. Birkaç gün içinde kıştan yaza geçiş yaşanabilir. Bu da meteorolojinin doğasıdır.
“ÜS VURULDU, YAĞMUR ARTTI’ İDDİASI GERÇEKLİKTEN UZAK”
Sonuç olarak; hava olayları büyük ölçekli sistemlere bağlıdır ve bu sistemlere müdahale edilemez. Yapılabilen müdahaleler sadece lokal ve sınırlıdır. İklim ise çok daha uzun süreçlerin sonucudur ve kısa vadede değiştirilemez. Dolayısıyla “yağmur çalınıyor” iddiaları bilimsel gerçeklikten uzaktır.
GÖKYÜZÜNDE OPERASYON MU VAR?
İddialara ilişkin bir diğer değerlendirme iseİstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros’tan geldi. Hüseyin Toros, yoğun yağışların ardından ortaya atılan iddiaların bilimsel bir temele dayanmadığını belirtti. Bulut tohumlama yönteminin uzun yıllardır kullanılan bir teknik olduğunu hatırlatan Toros, bu uygulamanın yalnızca mevcut bulutlar üzerinde ve sınırlı ölçekte etkili olabildiğini ifade etti.
Bulut tohumlamanın yağışı en fazla yüzde 5 ila 15 oranında artırabildiğini vurgulayan Toros, bu etkinin hem yerel hem de kısa süreli olduğuna dikkat çekti. Toros, “Bu yöntemle geniş coğrafyaların iklimini değiştirmek ya da kalıcı bir etki oluşturmak mümkün değil” dedi.
“Bir ülke başka bir ülkenin yağışını etkileyebilir mi?” sorusuna da yanıt veren Toros, atmosferik sistemlerin çok büyük ölçekli ve yüksek enerjili yapılar olduğunu belirterek, mevcut teknolojiyle böyle bir müdahalenin imkânsız olduğunu kaydetti.
Türkiye’de son dönemde görülen yağış artışlarının ise tamamen doğal meteorolojik süreçlerle açıklanabileceğini dile getiren Toros, özellikle Akdeniz üzerinden gelen nemli hava kütleleri, alçak basınç sistemleri ve sıcaklık farklarının bu süreçte etkili olduğunu söyledi. Küresel iklim değişikliğinin de aşırı hava olaylarının sıklığını artırdığına işaret etti.
“Hava kontrolü” kavramının çoğu zaman yanlış yorumlandığını ifade eden Toros, günümüzde yalnızca sınırlı müdahalelerin mümkün olduğunu, ancak bunun hava ya da iklimi kontrol etmek anlamına gelmediğini belirtti. Sosyal medyada dile getirilen “iklim silahı” iddialarına da değinen Toros, bu tür söylemlerin bilimsel verilerle desteklenmediğini vurgulayarak, atmosferik olayların basınç sistemleri, nem taşınımı ve sıcaklık farkları gibi doğal süreçlerle şekillendiğini söyledi. Toros, sonuç olarak son dönemdeki yağışların herhangi bir yapay müdahalenin değil, doğal atmosferik süreçlerin ve mevsimsel geçişlerin sonucu olduğunu ifade etti.
İDDİALAR NASIL YAYILDI?
İncelemelere göre söz konusu iddialar, sosyal medya platformlarında anonim hesaplardan paylaşıldı. Herhangi bir kanıt veya görüntüyle desteklenmedi. Kısa sürede farklı dillerde yaygınlaştı. Uzmanlar, bu tür içeriklerin genellikle doğal hava olaylarını gizemli hale getirerek dikkat çekme amacı taşıdığını ifade ediyor. Orta Doğu’daki son yağış artışı ve sıcaklık değişimleri, sosyal medyada öne sürüldüğü gibi bir ‘iklim silahı’ veya gizli operasyonla değil, doğal atmosferik süreçlerle açıklanıyor. Bilimsel verilere göre mevcut teknolojiler, hava durumunu sınırlı ölçüde etkileyebilse de bölgesel iklimi kontrol edecek düzeyde değil.
İbrahim Tatlıses ‘mirasımı devlete bırakıyorum’ dedi ama bu mümkün mü? İmparator’a ‘saklı pay’ engeli!…

Minik vali korkusunu açıkladı: 'Okula giderken endişe ediyorum'

Minik vali korkusunu açıkladı: ‘Okula giderken endişe ediyorum’

Tokat’ta, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen etkinlikte, ilkokul öğrencisi Esma Selvi Yıldız temsili olarak bir günlüğüne vali oldu. Minik vali, özellikle okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması yönünde talimat verdi.
TBMM 106 yaşında… Meclis Başkanı Kurtulmuş: Ülkemizi yükseltmekten asla vazgeçmeyeceğiz
VALİLİĞİN KOLTUĞUNA OTURAN ÇOCUK OKULLARDA GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN ARTTIRILMASINI İSTEDİ
Karşıyaka İlkokulu 4’üncü sınıf öğrencisi Esma Selvi Yıldız, etkinlik kapsamında Tokat Valiliği makamına geçti. Yıldız’ı, Tokat Valisi Abdullah Köklü karşıladı. Makam koltuğuna oturan Yıldız, şehir yönetimine ilişkin görüş ve taleplerini dile getirdi.

Son günlerde yaşanan bazı olaylar nedeniyle okula gitmekten endişe duyduğunu ifade eden Yıldız, “güvenli şehir” anlayışının güçlendirilmesini istedi. Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini belirten Yıldız, ayrıca ihtiyaç sahibi vatandaşların tespit edilerek desteklenmesi yönünde ilgili birimlere talimat verdi. Valilik Özel Kalem Müdürü Numan Karlı, minik valinin talimatlarını not alarak ilgili birimlere iletilmek üzere kayıt altına aldı. Ziyarette konuşan Tokat Valisi Abdullah Köklü ise bu tür temsili görevlerin çocukların özgüven kazanması ve devlet yönetimini yakından tanımaları açısından önemli olduğunu belirtti. Köklü, Tokat genelinde güvenlik başta olmak üzere gerekli tedbirlerin kurumlar arası iş birliğiyle sürdürüldüğünü ifade etti.

9 kişinin hayatını kaybettiği Ayser Çalık Ortaokulu’nda sessiz 23 Nisan…

SON DAKİKA HABERİ: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'den Gülistan Doku dosyasıyla ilgili yeni açıklama: Tek hedefimiz var

SON DAKİKA HABERİ: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den Gülistan Doku dosyasıyla ilgili yeni açıklama: Tek hedefimiz var

HABER MERKEZİ- Bakan Çiftçi, son dönemde yaşanan okul saldırılarının ardından güvenlik yaklaşımının yeniden ele alındığını belirterek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile birlikte geniş kapsamlı bir toplantı yapıldığını açıkladı. Buna göre, tüm okullarda risk analizleri yenilenecek, giriş-çıkış saatlerinde kolluk görünürlüğü artırılacak ve her okulda güvenlik kurulları oluşturulacak. Akran zorbalığı, dijital riskler ve psikososyal destek başlıklarının da yeni dönemde daha yakından izleneceği vurgulandı.
İlginizi Çekebilir
Toplantıda, okul saldırılarının ardından dijital mecralarda yürütülen çalışmalara da dikkat çekildi. 2025 yılı ve 2026’nın ilk aylarında yüz binlerce sosyal medya hesabının incelendiğini belirten Çiftçi, şiddeti öven ve provokatif içerik paylaşan yüzlerce hesap hakkında işlem başlatıldığını ifade etti. Binlerce URL için erişim engeli uygulanırken, bazı dijital oluşumlara ait yüzlerce kanalın kapatıldığı bildirildi.
Bakan Çiftçi, kamuoyunun yakından takip ettiği Gülistan Doku dosyasına ilişkin sürecin çok yönlü sürdüğünü söyledi. Bu kapsamda eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında iddiaların incelenmesi için müfettiş görevlendirildiğini, Sonel’in görevden uzaklaştırılarak tutuklandığını açıkladı. Sürecin tüm yönleriyle aydınlatılmasının hedeflendiği vurgulandı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıklamaları şöyle;
OKUL SALDIRILARI
“Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki menfur saldırıların ardından meseleyi sadece bir asayiş başlığı olarak görmedik; okul güvenliğini bütün boyutlarıyla yeniden ele aldık. Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in katılımıyla valilerimiz, il emniyet müdürlerimiz, il jandarma komutanlarımız ve il millî eğitim müdürlerimizle kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yaptık Ardından 81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz.
Öncelikle bütün okulların çevresi yeniden risk esaslı değerlendirilecek; giriş-çıkış yoğunluğu, öğrenci hareketliliği, servis güzergâhları, kör noktalar ve çevresel risk alanları tek tek gözden geçirilecek. Okul giriş ve çıkış saatlerinde kolluk görünürlüğü artırılacak.Metruk yapılar, parklar, internet kafeler, oyun salonları ve öğrencilerin yoğun bulunduğu güzergâhlarda devriye ve denetimler sıklaştırılacak. Kamera sistemleri, giriş-çıkış kontrolü, ziyaretçi usulleri ve güvenli toplanma alanları yeniden değerlendirilecek; eksikler süratle giderilecek. Okul Güvenliğinde bekçiler ve geçici köy korucuları da devreye alınabilecek.
Daha önce yılda iki kez yapılan “Okul Güvenliği” toplantıları artık her ayın ilk haftasında düzenli yapılacak. Her okulda okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir “güvenlik kurulu” oluşturulacak. Biz burada yedi basamaklı bir çerçeve üzerinde çalışıyoruz: risk ve tehdit analizlerinin yenilenmesi, fiziki güvenlik önlemlerinin artırılması, erken uyarı sistemi, takip görevi, rehberlik-güvenlik koordinasyonu, bakanlıklar arası eşgüdüm ve acil durum farkındalık eğitimi. Meseleyi sadece bina güvenliği olarak görmüyoruz; akran zorbalığı, tehdit dili, dışlanma, öfke kontrolü, içine kapanma ve dijital risk işaretleri de yakından izlenecek. Devamsızlık yapan, okul ile bağı zayıflayan ve risk altında olduğu değerlendirilen çocuklar için okul-aile-rehberlik-kamu kurumları arasında daha yakın izleme ve destek süreci kurulacak.Rehberlik ve psikososyal destek hizmetleri güçlendirilecek. Sosyal medya, dijital mecralar, şiddeti özendiren içerikler ve olumsuz rol modeller konusunda da önleyici bilinçlendirme çalışmaları yaygınlaştırılacak. Ruhsatlı silah sahibi ebeveynlere yönelik bilinçlendirme yapılacak, ruhsatsız silahla mücadele de tavizsiz sürecek. Olası olaylarda müdahale sırası, kurumlar arası koordinasyon ve ilk müdahale kapasitesi yeniden gözden geçirilecek. Her il kısa, orta ve uzun vadeli uygulama planı hazırlayacak ve tedbirleri düzenli olarak Bakanlığımıza raporlayacak.
OKUL SALDIRILARI SONRASI SİBER SUÇLARLA MÜCADELE
Okul saldırılarından sonra yalnızca olay yerindeki fiziki güvenlik boyutuna odaklanmadık; dijital mecraları da aynı ciddiyetle takip ettik. Çünkü gördük ki bazı hesaplar suçu övüyor, saldırganlığı özendiriyor, korku yayıyor ve toplumu provoke etmeye çalışıyor. Kolluk kuvvetlerimizin sanal devriye faaliyetleri kapsamında 2025 yılında 210 bin 234, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla da 86 bin 937 hesap yöneticisi ve kullanıcısı tespit edildi. Sadece bu iki okul saldırısı sonrasında saldırgan içerikli 539, provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında gerekli işlemler başlatıldı. Olaylarla bağlantılı 8.011 URL için içerik çıkarılması ve erişim engellenmesi süreci işletildi; toplamda 8.270 URL hakkında karar uygulandı.“C31K” isimli oluşuma ait Telegram üzerinde faaliyet gösteren 259 kanal kapatıldı.Provokatif paylaşım yapan çok sayıda sosyal medya hesabı tek tek incelendi; bunlarla ilgili adli süreçler devreye alındı. Tutuklama, adli kontrol, erişim engeli ve yakalama süreçleri de eş zamanlı yürütüldü. Ayrıca kamu düzenini bozan, suçu ve suçluyu öven, olayları manipüle eden çok sayıda hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu.
Muhterem Cumhurbaşkanımızın da ortaya koyduğu kararlı irade doğrultusunda sanal devriye kapasitemizi artırdık.Bizim için dijital alan, hukukun dışında kalan bir alan değildir.Sokakta suça nasıl geçit vermiyorsak, sosyal medya ve dijital mecralarda suçu öven yapılara da aynı kararlılıkla müdahale ediyoruz. Sanal dünya da hukuk dışı bir alan değildir; suçu övene de toplumu provoke edene de dijital mecralarda alan bırakmayacağız.

GÜLİSTAN DOKU DOSYASINDA SÜREÇ
Gülistan Doku’nun kaybolması hepimizi derinden üzmüş, kamu vicdanında çok güçlü bir hassasiyet oluşturmuştur. Bu dosyada önceliğimiz maddi gerçekliğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır. Bakanlık olarak ortaya atılan bütün iddiaların titizlikle incelenmesini esas alıyoruz. 17 Nisan 2026 tarihli onayla, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e yönelik iddialar ve delillerin karartıldığı yönündeki beyanlar için 2 Mülkiye Müfettişi görevlendirildi. Aynı tarihli onayla Tuncay Sonel görevden uzaklaştırıldı. Yine 17 Nisan 2026 tarihinde gözaltına alındı. 21 Nisan’da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.Fail Umut Altaş’ın, Türkiye’den 2022’de Meksika’ya gittiği tespit edildi, Meksika’dan da kaçak yollarla ABD’de geçtiği ve şu an ABD içinde olduğu tespit edildi. Umut Altaş, şu an ABD içinde aranıyor.
20 Nisan 2026 tarihli onayla da olay sonrasındaki inceleme, araştırma ve soruşturma süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek üzere 2 Mülkiye Müfettişi ve 2 Polis Müfettişi daha görevlendirildi. Jandarma Genel Komutanlığımız cesedin bulunması için teknik ve lojistik destek sağlıyor. Süreç çok yönlü şekilde devam ediyor. Dün Bakan Yardımcımız Kübra Güran Hanımefendi, hem yerinde incelemeler yapmak, hem de Adalet Bakanlığımızla ortak bir toplantı yapmak üzere Tunceli’deydi. Bizim yaklaşımımız nettir: hiçbir iddia karşılıksız bırakılmaz, hiçbir ihmal görmezden gelinmez, hiçbir süreç karanlıkta kalmaz.Bu dosyada tek hedefimiz vardır: Somut gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkması.
Gülistan Doku cinayetiyle ilgili olarak fail Umut Altaş’ın, Türkiye’den 2022’de Meksika’ya gittiği tespit edildiği, Meksika’dan da kaçak yollarla ABD’de geçtiği ve şu an ABD içinde olduğu tespit edildi. Umut Altaş, şu an ABD içinde aranıyor.
FAİLİMEÇHUL CİNAYETLER VE FİRARİ FAİLLER KONUSU
Kasten öldürme gibi insan hayatını hedef alan suçlarda temel önceliğimiz her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesidir. 2003’ten bugüne yani Ak Parti Hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının %97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor.262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.94 kişi için kırmızı bülten görüşü soruldu. Yurt içine ya da yurt dışına kaçmış faillerin yakalanması için ulusal ve uluslararası bütün mekanizmaları devreye alıyoruz. Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir.Kasten öldürmede hiçbir dosyayı sahipsiz bırakmıyoruz; her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz.
SOKAK ÇETELERİ (YENİ NESİL SUÇ ÖRGÜTLERİ)
Biz buna sokak çeteleri yerine “Yeni Nesil Suç Örgütleri” diyoruz. Bu “Yeni Nesil Suç Örgütleri, hem asayişi bozan hem de mahalle huzurunu hedef alan, gençleri suça sürükleyen ve şehir güvenliğini tehdit eden yapılardır. Biz bu yılı açık ve net bir iradeyle “Yeni Nesil Suç Örgütleri” mücadele yılı ilan ettik. Çünkü bugün ortaya çıkan yapılar, geçmişin klasik mafya yapılarından farklı özellikler taşıyor. Kendilerine çizgi film karakterlerinden ya da takma isimlerden esinlenerek adlar veriyorlar. Gösterişi, sosyal medya görünürlüğünü ve korku yaymayı bir yöntem olarak kullanıyorlar. Yaş ortalamaları düşüyor, hızlı para kazanma hevesi öne çıkıyor. Dijital platformları hem propaganda hem de suç gelirleri bakımından daha yoğun kullanıyorlar. Sabit merkezleri zayıf, örgütsel bağları daha gevşek, hareket tarzları daha öngörülemez. Bu nedenle bunlarla mücadele de klasik yöntemlerle sınırlı kalamaz. 2025 yılında 652 organize suç çetesine yönelik 1.730 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda 14 bin 75 şahıs gözaltına alındı, 7 bin 659 şahıs tutuklandı, 3 bin 463 şahıs hakkında adli kontrol işlemi yapıldı. 1 Ocak–16 Nisan 2026 döneminde ise 274 organize suç çetesine yönelik 676 operasyon yaptık. Geçen yılın aynı döneminde bu sayı 222 çeteye yönelik 556 operasyondu. Yani hem operasyon sayımızı hem de darbe indirdiğimiz yapı sayısını artırdık. Aynı dönemde 4 bin 963 şahıs gözaltına alındı, 2 bin 219 şahıs tutuklandı, 1.129 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildi. Operasyon yapılan suç çetelerinin; 191 KOM, 41 narkotik ve 42 siber bağlantılı organize suç örgütlerinden oluşuyor. TCK 220 kapsamında mevcut planlı dosya sayısı da 489. Sokaklarımızı, mahallelerimizi ve gençlerimizi bu yapılara teslim edemeyiz.
2026, sokak çetelerine alan bırakmadığımız yıl olacaktır; mahallelerimizin huzurunu suç örgütlerine teslim etmeyeceğiz.
RUHSATSIZ SİLAHLA MÜCADELE
Ruhsatsız silah meselesi doğrudan kamu düzenini, vatandaşımızın güvenliğini ve toplumsal huzuru etkileyen bir başlıktır. Bu nedenle mücadelemizi tavizsiz sürdürüyoruz. 2024 yılında 111 bin 131 ruhsatsız silah yakalandı. 123 bin 739 şahıs hakkında işlem yapıldı. 2025 yılında 110 bin 470 ruhsatsız silah ele geçirildi. 119 bin 469 şahıs hakkında işlem tesis edildi. Bu yılın ilk döneminde, yani 1 Ocak–16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 silah yakalandı. 33 bin 120 şahsa işlem yapıldı. Silah türlerine baktığımızda 14 bin 226 tabanca, 6 bin 170 kurusıkı tabanca, 11 bin 554 av tüfeği ve 573 uzun namlulu silah ele geçirildi. Her silah bizim için doğrudan bir güvenlik meselesidir. Sokakta korku oluşturan, suçta kullanılma riski taşıyan hiçbir silaha müsamaha göstermiyoruz. Emniyetimiz ve jandarmamız ruhsatsız silahı kaynağında tespit etmek, ele geçirmek ve sorumluları adli mercilere teslim etmek için aralıksız çalışıyor.
Ruhsatsız silaha karşı tavrımız açıktır; nerede olursa olsun bulur, ele geçirir, adaletin önüne çıkarırız.
BELEDİYELERE YÖNELİK SORUŞTURMALAR
Öncelikle şunu çok açık ifade etmek isterim: Bakanlığımızın belediyelere yönelik işlemleri siyasi aidiyete göre değil, ihbar, şikâyet, teftiş ve denetim sonuçlarına göre yürütülmektedir. 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinden 17 Nisan 2026 tarihine kadar 3 bin 309 araştırma ve inceleme yürütüldü. Bunların 1.535’i hakkında soruşturma izni verildi. Burada mükerrer dosyalar da var; yani aynı belediye hakkında birden fazla soruşturma söz konusu olabiliyor. Dağılıma baktığımızda 677’si AK Partili belediyelerle ilgili. 371’i CHP’li, 128’i MHP’li, 18’i DEM Partili, 9’u İYİ Partili, 332’si de diğer partilere mensup belediyelerle ilgili. Bu veriye göre en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir. Yaklaşık toplamın yüzde 44’üne tekabül ediyor. Bu tablo bile tek başına “sadece muhalefet belediyeleri hedef alınıyor” iddiasının gerçekle örtüşmediğini gösteriyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi özelinde ise Sayın Mansur Yavaş’ın görev dönemini kapsayan yaklaşık 7 yılda toplam 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildi. 23 ön inceleme raporu düzenlendi. 32 iddia konusu değerlendirildi. Müfettiş önerileri doğrultusunda 7 konuda soruşturma izni verildi. Bunların 2’si Danıştay tarafından kaldırıldı, 2’si halen Danıştay incelemesinde, 3 dosyada ise karar sonrası işlemler sürüyor. 25 iddiada ise Sayın Yavaş’ın imzası, onayı veya talimatı tespit edilemediği için soruşturma izni verilmedi. Ayrıca 18 konuda suç unsuruna rastlanmadı. 13 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi. 2 tazmin raporu da belediyeye iletildi. Hâlen 11 araştırma ve ön inceleme süreci devam ediyor. Dolayısıyla burada yapılan işlem siyasi değil; iddia, inceleme, müfettiş raporu ve hukuk süreci temelinde yürüyen idari bir mekanizmadır. Ayrıca burada altını çizmek gerekir ki, İçişleri Bakanlığımızca verilen soruşturma izinleri nihai hüküm niteliği taşımaz. Bu kararlar, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesinde alınan idari kararlardır ve yargı denetimine tabidir. Nitekim bu süreçlerde Danıştay incelemesi söz konusudur. Son sözü söyleyecek olan merci, bağımsız ve tarafsız yargıdır. Belediyelerle ilgili süreçlerde ölçümüz, hukuktur; aidiyet değil, iddia ve delildir.

İbrahim Tatlıses ‘mirasımı devlete bırakıyorum’ dedi ama bu mümkün mü? İmparator’a ‘saklı pay’ engeli!
‘Hürmüz’ gerilimi altını vurdu! Piyasalarda dengeleri değiştiren hareket…

TBMM Başkanı Kurtulmuş, koltuğunu 6

TBMM Başkanı Kurtulmuş, koltuğunu 6. sınıf öğrencisine devretti

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve çocukları kabul etti. Çocuklarla sohbet edip, bayramlarını kutlayan Kurtulmuş, ’23 Nisan’ geleneği kapsamında makam koltuğunu Semiha İsen Ortaokulu 6’ncı sınıf öğrencisi İnci Yıldız Şentürk’e (12) bıraktı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ederek, “23 Nisan etkinlikleri kapsamında bir hafta boyunca Meclis bahçesini çocuklarımıza açtık ve gerçekten de geniş kapsamlı bir kutlama haftasını idrak ediyoruz. Tıpkı bu program gibi pazartesi günü TBMM Genel Kurulu’nda sizlerden bir arkadaşımız Meclis Başkanı olarak çocuk oturumunu yönetti. Bugün burada ise makamın devir teslim törenini yapacağız. Tabii bunlar sembolik törenler olmakla birlikte her birinizin zihninde ve hayatınızın sonraki süreçlerinde size bir hedef, bir gelecek yaklaşımı verecek olan etkinliklerdir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın iki tarafı var ama bunlar birbirleriyle bağlantılıdır. Bunlardan birisi ulusal egemenlik yani millet olarak bağımsızlığımıza, milli iradeye, egemenliğimize, Cumhuriyet’i ve demokrasiyi sahiplenmemiz gerektiğini hatırlamamız gereken bir milli bayram. Milli bayram bu özelliği ile devletin, toplumsal düzenin niteliği ile Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüyle ilgili temel meselelerimizi hatırlıyoruz ve bir kere daha bunları teyit ediyoruz” ifadelerini kullandı.
TBMM’de 23 Nisan Özel Oturumu! Kurtulmuş’un koltuğuna oturan İnci Yıldız Şentürk’ün sözleri tüyleri diken diken etti

’23 NİSAN DÜNYADA ÇOCUKLARA ATFEDİLMİŞ TEK BAYRAMDIR’
Kurtulmuş, “23 Nisan, dünyada çocuklara atfedilmiş tek bayramdır. Dün burada dünya çocuklarını temsilen 27 farklı ülkeden çocuklarla bir araya geldik. Onlara da bu bayram vasıtasıyla, çocuklara ne kadar önem verdiğimizi, gelecek nesillerin iyi yetişmesi ile ilgili ne kadar hassas olduğumuzu tüm dünyaya hatırlatmış olduk. Çocuk bayramı; ülkenin, devletin, milletin geleceğinin sizlere emanet edildiği anlamına geliyor. Bu bayram, aynı zamanda Türkiye’nin çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmesi, ahlaklı, faziletli, milli ve medeniyet değerlerine, birliğimize, dirliğimize, demokrasi ile Cumhuriyet’e sahip çıkan bir anlayışla yetişmeleri ve günümüzün şartları içerisinde ayakta durmaları ve ilerlemeleri için gerekli olan bütün birikime sahip çıkmaları gerektiği hedefini hatırlatıyor. Aslında, ‘Çocuk bayramı’ ismini koyarak ülkenin geleceğine ilişkin bir hedefi de ortaya koyuyoruz. Yani çocuklarımızı iyi ve güçlü yetiştirerek dünya çocukları arasında lider olacak nesiller yetiştirmeyi de bir hedef olarak önümüze koyuyoruz. Bu bayramın iki tarafını asla unutmayın. Özellikle çocuklar ile ilgili kısmını çok iyi anlamamız gerekiyor. İnşallah sizlerin ve ülkemizdeki çocukların arasından çok nitelikli insanlar yetişecek, bilim insanları, sanatçılar, sporcular, siyasetçiler, hukukçular, doktorlar yetişecek ve bunların her birisinin dünya çapında isimler olacağından hiç şüphemiz yoktur. Dolayısıyla büyük ve güçlü bir Türkiye’den bahsediyorsak gerçekten güçlü bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor. Bunun için sizlerin buradaki varlığınız gelecek için teminattır” diye konuştu.
‘İNŞALLAH BU TÜR OLAYLARI BİR KEZ DAHA YAŞAMAYIZ’
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise çocukların ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik etti. Bakan Tekin, Şanlıurfa ile Kahramanmaraş’taki okullardaki saldırılarla ilgili, “Geçtiğimiz hafta yaşadığımız kötü olay sebebiyle kaybettiğimiz, şehit verdiğimiz, başta Ayla öğretmeniz olmak üzere öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum, mekanları cennet olsun. Tedavileri süren öğretmen ve öğrenci kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. İnşallah bu tür olayları bir kez daha yaşamayız. Bugün TBMM’nin kuruluşunun 106’ncı yıl dönümü. Milli Eğitim Bakanlığı olarak çocuklarımızı çağdaş pedagojik yaklaşımlar ve ihtiyaç duyulan şeylerle yetiştirmeye çalışırken bir yandan da çocuklarımızın bizi bir arada tutan, bizi millet yapan değerlerimizi içselleştirmesini, ulusal egemenliğimizin, bağımsızlığımızın, Cumhuriyet’imizin, demokrasimizin devamı için mücadele eden vatandaşlar yetiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Bu kapsamda da tıpkı ramazan ayında, ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ temasında olduğu gibi nisan ayının tamamını da, ‘Maarifin Kalbinde Çocuk’ temasıyla bütün bu süreci çocuklarımızın içselleştirebileceği, farkındalık yaratabilecek etkinlikleri hazırlamak üzere okullarımıza bir genelge ile bildirmiştik. Yaygın eğitim kurumlarımızın tamamında, ‘ulusal egemenlik’, ‘demokrasi’, ‘hukuk devleti’ gibi kavramlar etrafında çocuklarımızın farkındalık etkinliklerinin içerisinde bulunmasını okullardan ve öğretmenlerden istedik. Bu kapsamda 75 binin üzerindeki okullarımızın neredeyse tamamında farklı farklı etkinlikler yapıldı” dedi.
‘SEVGİ VE GÜVENİN HAKİM OLDUĞU OKULLARDA NEŞEYLE BÜYÜMEK İSTİYORUZ’
Çocuk başkan İnci Yıldız Şentürk ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin 106’ncı kuruluş yıl dönümünü tarifsiz gurur ve heyecanla kutladığını belirterek, “Bugün burada yalnızca bir çocuk değil, milletimizin yarınlara uzanan umudu olarak bulunuyorum. Bizlere bu anlamlı günü armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bizleri bu makamda ağırlayan TBMM Başkanımız Numan Kurtulmuş’a ve tüm büyüklerimize yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Geçtiğimiz hafta okullarımızda yaşanan üzücü olaylar hepimizi derinden etkiledi. Okulların umutların büyüdüğü, hayallerin filizlendiği, çocukların en güvende hissettiği yerler olması gerekir. Böyle acıların bu kıymetli mekanlarda yaşanmış olması kalbimizi daha da ağırlaştırmıştır. Hayatını kaybeden öğretmen ve arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Yaralanan kardeşlerimizin ise en kısa süre içerisinde sağlıklarına kavuşmalarını istiyoruz. Biz çocuklar sevginin, anlayışın ve güvenin hakim olduğu okullarda neşeyle büyümek ve öğrenmek istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çocukların ardından Meclis’in kuruluşunun 106’ncı yıl dönümü nedeniyle gerçekleştirilen kutlamaları kabul etti….

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskortDeneme Bonusu Veren Sitelersilvercrestgolf.comcasino siteleribahis sitelerigrandpashabetgrandpashabetJojobetgrandpashabetbahiscommarsbahisdeneme bonusubetofficepiabetbetpuanmatadorbetbetpuanikimisligalabetgalabetavrupabetikimislipiabetbetistpasacasinobetixirgrandpashabet girişsekabet girişpusulabet girişvdcasino girişbetgarantivdcasinobetebetSpincocasibomjojobetholiganbetcasinomilyoncasinoroyalbetsalvadorholiganbetonline casinosdeneme bonusupalacebetgrandpashabetholiganbetmatbetsekabetimajbet girişpusulabetvdcasinoholiganbetvdcasinosekabetmatbetbetixircapitolbetpusulabetgrandpashabetteosbetbahiscasinobetgitpalacebetgameofbetradissonbetcratosroyalbetimajbetkralbetpusulabetligobetgameofbetcasibomcasibompusulabetslotbarcasinowonsonbahis girişbetpuan girişsonbahisbetpuanesbet girişcashwinbetbeyesbetbetpuan girişbetbey girişgrandpashabettambetnesinecasino girişnesinecasinoibizabettipobetLunabetBetorderJojobetgrandpashabet girişholiganbetpusulabet girişjojobetjojobet girişCasibombetasusmilanobetbetgarantiMarsbahisCasibomjojobet girişjojobetbetebetMarsbahisMarsbahis Güncel Girişholiganbet girişpokerklasJojobetCasibomMariobetMariobetDeneme bonusu veren siteler 2026Deneme bonusu veren siteler 2026GrandPashaBet ŞikayetGrandPashaBet ŞikayetDeneme bonusuDeneme bonusugrandpashabetdeneme bonusudeneme bonusuvaycasinodeneme bonusuCasibomdeneme bonusudeneme bonusuCasibom