BIST 100
11.481,67 4,16%
DOLAR
50,0207 0,07%
EURO
56,2301 0,48%
GRAM ALTIN
6.488,48 2,93%
BITCOIN
80.411,00 3,35%
FAİZ
39,62 -0,18%
GÜMÜŞ GRAM
83,75 4,86%
GBP/TRY
67,4057 0,44%
EUR/USD
1,1234 0,37%
BRENT PETROL
100,74 -2,71%
ÇEYREK ALTIN
10.608,67 2,93%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °

Son Yazılarım

Sabah saat 06

Sabah saat 06.00’da kuyruk başladı: Ne alırsak 200 lira

Antalya’da ikinci el ürün satışı yapan ve ürünlerini indirimli fiyatlarla satışa sunan bir giyim mağazasının açılışı izdihama sahne oldu. Kışla Mahallesi Şehit Binbaşı Cengiz Toytonguç Caddesi’nde gerçekleşen açılışta, sabahın erken saatlerinden itibaren mağaza önünde toplanan vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu.
Kapıların saat 11.00’de açılmasıyla birlikte içeri girmek isteyen kalabalık yoğunluk oluştururken, mağaza görevlileri izdihamı kontrol altına almakta zorlandı.

İçerideki yoğunluk artınca mağaza sahipleri kapıları zaman zaman kapatarak kontrollü şekilde müşteri almaya devam etti. Mağaza içinde ve dışında oluşan kalabalık dikkat çekerken, açılışın ilk saatlerinde yaklaşık 2 bin kişinin içeri alındığı öğrenildi. İndirimli ürünlere yoğun ilgi gösteren vatandaşların mağaza önündeki bekleyişi ise devam ediyor.
13 yıldır sır gibi devam ediyor! İstanbul’da başladı, Türkiye’ye yayıldı: Hayatımız kısa
“AÇILIŞI SABAH SAAT 06.00’DAN BERİ BEKLEYENLER VARMIŞ”
Açılışı sosyal medyada görüp sabah saat 08.20’den itibaren sıraya giren Semih Ünel, “Bugün burada yeni bir mağaza açıldı. Açılış için geldik. İndirim olduğunu ve tüm ürünlerin 200 liradan satıldığını duyduk. Biz de alışveriş yapmak için sıraya girdik. Bu mağaza, ikinci el ürünler satan bir yer. Sabah saat 08.30 gibi buradaydık ve sıranın sonundaydık. Şimdi ise kuyruk metrelerce uzadı. Sabah saat 06.00’da gelenler bile varmış. Ürün kalmayabilir diye çok umudumuz yok ama yine de beklemeye devam ediyoruz. İş yeri sahibi, önceki açılışına ait görüntüleri paylaşmıştı. Bu yüzden erken gelmek istedik” dedi.
Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! ‘Sen deli Kadirsin diyorlar’
“KARARLIYIM, BUGÜN MUTLAKA ALIŞVERİŞ YAPACAĞIM”
Arda Kabalar ise, “Ben de arkadaşımla sabah 08.00’den beri burada bekliyorum. Kararlıyım, bugün mutlaka alışveriş yapacağım. Bu açılışı daha önce İstanbul’da da yapmışlar, o yüzden yoğunluk olacağını biliyorduk ve erken geldik. Başta sıranın en sonundaydık, şimdi ise kuyruk Güllük Caddesi’ne kadar uzandı. Normalde bu ürünleri sosyal medya üzerinden de alabiliyoruz ancak şu anda indirim olduğu için buradayız. Ne alırsak 200 lira” dedi.
…

13 yıldır sır gibi devam ediyor! İstanbul'da başladı, Türkiye'ye yayıldı: Hayatımız kısa

13 yıldır sır gibi devam ediyor! İstanbul’da başladı, Türkiye’ye yayıldı: Hayatımız kısa

İstanbul’da bir şirkette mali denetmen olarak çalışan 1 çocuk babası Deniz Seçer, doğa gönüllülüğünü bir yaşam biçimi haline getirdi. ‘Doğaya borcumuz’ var diyen seçer 13 yıl içinde Türkiye’nin dört bir yanındaki atıl arazilere on binlerce fidan dikti, yüz binlerce tohumu toprakla buluşturdu. Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) gönüllü programında yer alan ve aynı zamanda sertifikalı bir yangın söndürme gönüllüsü olan Seçer’in doğa serüveni, geçtiğimiz yıl uluslararası festivallerden ödülle dönen ‘Ağaç Adam’ belgeseline de konu oldu. Seçer bugünlerde başlattığı bir projeyle 1 milyon zeytin ağacı dikmeyi hedefliyor.

’12-13 YILDIR GÖNÜLLÜ OLARAK AĞAÇ DİKİYORUM’
Deniz Seçer ağaç dikmeye nasıl başladığını anlatırken, “Sanırım doğaya olan borcumuzu ödeme isteğiyle ağaç dikmeye başladım diyebilirim. 12-13 yıldır ağaç dikiyorum, gönüllü olarak ağaç dikiyorum. Kurak arazilere, çorak topraklara, ağaçsız dağlara çok uzun yıllardır on binlerce ağaç diktim, yüz binlerce tohum topu attım. Tamamen bu faaliyetleri gönüllü olarak gerçekleştirdim. Sanırım doğamızın, doğa ananın buna ihtiyacı var ve birilerinin bunu yapması gerekiyor gönüllü olarak” diye konuştu.
Bursa’da şehit ailesini yıkan olay! Baba: Yine bir travma yaşadık

‘HER KAFAMIZIN ESTİĞİ YERE FİDAN DİKEMİYORUZ’
Fidan dikimi yapılacak arazilerin belirlenme sürecindeki hassasiyeti anlatan Seçer, “Çok uzun yıllardır fidanlarımı Orman Genel Müdürlüğü’nden alırım, OGM’nin fidanlıklarından. Çünkü çok güzel fidan üretiyorlar. Sıklıkla çam ağaçları, türevleri, yani iğne yapraklılar ve meşe ağaçlarını satın alırım orada ve gönüllü olarak ağaçsız dağlara dikerim. Tabii ki bu dikim aşamasında perde arkasında birçok işlem var. Her kafamızın estiği yere fidan dikemiyoruz, uygun araziler olması gerekiyor. Kişilerin arazilerine fidan dikmek, sit alanlarına ya da OGM’nin çalışma alanlarına fidan dikmek çok uygun olmuyor. Ama kamuya açık alanlarda ağaçsız, çorak alanlarda gönüllü olarak, bireysel olarak fidan dikebiliyoruz ve ben de sıklıkla bu alanları tercih ediyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’den Afrika’ya enerji hamlesi: Uzmanlara göre ‘tarihi bir an’

‘AĞAÇ DİKMEK İÇİN YÜZLERCE KİLOMETRE GİDİP GELMEMİZ GEREKİYOR’
İstanbul’da uygun alan bulmanın zorluğuna değinen Seçer, 10 yıllık süreçte geçtiğimiz senelerde bir belgesele konu olduğundan da bahsetti. Seçer, “İstanbulluyum ama İstanbul’da malum ağaç dikmek için çok fazla uygun yer yok. En yakın ağaç diktiğimiz lokasyonlar da sıklıkla Sakarya, Bilecik, Bursa ve Balıkesir coğrafyası diyebilirim. Yani ağaç dikmek için yüzlerce kilometre gidip gelmemiz gerekiyor bazen, konaklamamız gerekiyor. Bu yaklaşık 10 yıllık serüvenin sonucunda geçtiğimiz sene ‘Ağaç Adam’ isminde bir belgeselimiz yayınlandı. Tamamen ağaç dikme ve tohum topları üzerine tasarlanmış bir belgesel. Bu belgesel yaklaşık bir buçuk sene içerisinde 30’dan fazla festivalde gösterim aldı, onlarca kez ‘En İyi Belgesel’ ödülüne layık görüldü. Bu belgesel paralelinde doğasever kitlemiz ve çevremdeki doğasever arkadaşlarımız sayısı otomatikman artmış oldu” dedi.

‘SAHİPLENİLEN HER AĞAÇ PROTOKOLLE KAYIT ALTINA ALINIYOR’
Zeytin ağaçlarının korunmasına yönelik başlattıkları ‘1 Milyon Zeytin Ağacı’ projesine değinen Seçer, şöyle devam etti:
“Son yıllarda çok fazla zeytin ağacının kesildiğine, yandığına şahit olduk ve buna kayıtsız kalamadım açıkçası. Yakın zamanda ‘1 Milyon Zeytin Ağacı Dikiyoruz’ ismiyle bir proje başlattık. Bu proje tamamen doğaseverlerin internet üzerinden sahiplendiği zeytin fidanlarının, ben ve etrafımdaki profesyonel doğasever arkadaşlar tarafından ihtiyaç sahibi çiftçilerimizin arazilerine dikilmesiyle gerçekleşiyor. Diktiğimiz tüm zeytin ağaçları çiftçilerimizle birlikte bir protokol karşılığında dikiliyor. Yani bugün sahiplenilen her zeytin ağacının hangi il, hangi ilçe, hangi köy, hangi parsele dikildiği bir protokolle kayıt altına alınıyor.”

‘KADINLARIMIZIN VE ÇOCUKLARIMIZIN ÜRETİME KATILMASINI İSTİYORUZ’
Seçer, “Aslında baktığınızda sadece bir zeytin ağacı dikme projesi değil, bir tarımsal destek projesi de diyebiliriz. Çünkü kırsal kesimde çok fazla ağaçsız araziler var ve orada kadınlarımız, çocuklarımız, dezavantajlı grupların üretime katılmasını istiyoruz. Çiftçiliğin artmasını, zeytin ağacının yok olmamasını istiyoruz. Çünkü hepimizin bildiği gibi çok kutsal bir ağaç. 1 milyon zeytin ağacı projesiyle ilk başta Kuzey Ege pilot bölge olmak üzere, ardından Manisa ve ardından Hatay olmak üzere umarım milyonlarca zeytin ağacını toprakla buluşturacağız” diye konuştu.

‘ORADA MİLYARLARCA CAN BİR GÜNDE YOK OLABİLİYOR’
Aynı zamanda yangın söndürme gönüllüsü olduğunu belirten Seçer, “Ben aynı zamanda bir orman gönüllüsüyüm. Orman Bakanlığı’na bağlı eğitimini almış bir yangın gönüllüsüyüm. Bugüne kadar onlarca yangına katılmışımdır. Hepimiz uzaktan ‘Bir yerler yanıyor’ diyoruz ama orman yangının içerisine girdiğinizde aslında oradaki resim bizim söylemlerimizden, sosyal medyada paylaştıklarımızdan çok çok daha farklı. Çünkü orada milyonlarca ağaç var, milyarlarca canlı var ve yüzyıllar boyunca orada yaşamışlar ve hepsi bir günde yok olabiliyor. İşte herhalde biz doğaseverler hem o yangında hem de o yangından sonra devreye girip elimizden geldiğince doğaya destek olmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘HAYATIMIZ KISA, DİKECEK ÇOK FAZLA FİDANIMIZ VAR’
Seçer sözlerini şöyle tamamladı: Geleceğe bir miras bırakıyoruz. Binlerce ağacı diktikten sonra asırlar boyunca yaşayacak, gelecek nesillere bereket olacak, nesillerimize nefes olacak, ekmek olacak, aş olacak, ailelere geçim sağlayacak. Hem bende hem bu sürece dahil olan tüm doğaseverlerde uyandırdığı hisler çok çok daha büyük. Her ne kadar doğada bu kadar vakit geçiriyor olsam da aslında kurumsal bir şirkette denetçi olarak çalışıyorum. Özellikle kış sezonunda, eylül ayından mart ayına kadar boş zamanlarımın neredeyse tamamını doğada geçiririm. Çünkü mümkün mertebe daha fazla fidan dikmek istiyorum. Hayatımız kısa, dikecek çok fazla fidanımız var ve doğa ananın da buna çok fazla ihtiyacı var. O yüzden fırsat buldukça doğada nefes alırım, doğada soluk alırım….

Son dakika: Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Son dakika: Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 25 Aralık 2025 tarihinde, evde oksijen satürasyonunun düşmesi üzerine Koç Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı.
HAYATINI KAYBETTİ Burada tedavi altına alınan Cindoruk, yoğun bakım servisine yatırıldı. Cindoruk’un bugün hayatını kaybettiği bildirildi.

HÜSAMETTİN CİNDORUK KİMDİR?
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Hüsamettin Cindoruk, Türk siyasetinin bir dönem etkili isimleri arasındaydı. Cindoruk, siyaset hayatına Demokrat Parti gençlik kollarıyla başladı. 1958 yılında Demokrat Parti’den ayrılan Hüsamettin Cindoruk, Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı.
Cindoruk, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Yassıada yargılamalarında 18 eski milletvekilinin avukatlığını üstlendi. Hüsamettin Cindoruk, Yüksek Adalet Divanı’na hakaret ettiği gerekçesiyle iki buçuk ay hapis cezasına çarptırıldı.
Demokratik siyasal yaşama dönüşle birlikte Adalet Partisi ve Demokratik Parti’de faaliyet gösteren Cindoruk’un 12 Eylül 1980 darbesiyle siyasi yaşamı bir kez daha sekteye uğradı. Hüsamettin Cindoruk, 1983 yılında kurucusu olduğu Büyük Türkiye Partisi ile siyasete geri döndü ancak yeni kurulan partiyi Milli Güvenlik Konseyi kapattı.
Cindoruk, aralarında Süleyman Demirel’in de bulunduğu dönemin siyasetçileriyle Zincirbozan’a gönderilenler arasındaydı. Darbe süreçlerinin ardından Hüsamettin Cindoruk 14 Mayıs 1985 tarihinde Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi. Cindoruk, Genel Başkanlık koltuğunu siyasi yasağının bitmesinin ardından Süleyman Demirel’e bıraktı. Hüsamettin Cindoruk, 1991-1995 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini yürüttü.
Erdoğan’dan hobi bahçeleri talimatı
Savaşın 43. gününde dünyanın gözü Pakistan’da! Barış masası kuruluyor: ABD’den İran’ın şartına ilk onay geldi…

Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! 'Sen deli Kadirsin diyorlar'

Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! ‘Sen deli Kadirsin diyorlar’

Olay, dün sabah saat 07.00 sıralarında Cebeci Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yüzde 70 engelli olan Kadir Gökçe ablasının yanına giderek telefonuna mesajlaşma uygulaması indirmek istedi.
ABD basını yazdı! Ateşkesin perde arkasında yeni cephe: ‘Çin’den İran’a sessiz destek’
Ablasının yaşadığı sokakta karşılaştığı kişiler, Gökçe’nin kendilerine hakaret ettiğini öne sürdü. Annesinin yanında Gökçe ile tartışmaya başladı. Tartışma sırasında 2 kişi sopalarla Kadir Gökçe’yi darbetti. İhbar üzerine olay yerine gelen polisler kavgayı ayırmak istediği sırada 2 kişiden biri Gökçe’nin annesi Ayfer Kaya’ya vurmaya başladı. O anlar güvenlik kamerasına yansırken gözaltına alınan 2 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘SEN DELİ KADİRSİN DİYORLAR’
Anne Ayfer Kaya, “Olay, dün saat 06.30 sıralarında oldu. Oğlum ablasının yanına gitti. Oğlum oraya gidince ‘niye sen buraya geliyorsun, sen deli kadirsin’ diyorlar kavga çıkıyor. Daha sonra polis geldi. Ben de müdahale edince üzerime yürüdüler ve beni dövdüler” dedi.
Altında geri dönüş sinyali: Dev bankalardan dikkat çeken tahmin

‘BENİ İSTEMİYORLAR’
Kadir Gökçe, ” Ablamın yanına gittim sonra beni orada dövdüler. Beni istemiyorlar, engelli olduğumu deli olduğumu söylüyorlar. Gelip benim arkamdan vurdular. İyiyim ama kafam ağrıyor. Davacıyım, sonuna kadar davacıyım” dedi.
…

7 ili ilgilenlendiren fay hattı! 'Tehlike çok büyük, 7 üzerinde deprem olabilir'

7 ili ilgilenlendiren fay hattı! ‘Tehlike çok büyük, 7 üzerinde deprem olabilir’

Türkiye Bilişim Derneği tarafından Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde ‘Krizden Dayanıklılığa: Afetlerde Bilişim ve Haberleşme Çözümleri’ konulu panel düzenlendi. Kültür Merkezi’nde moderatörlüğünü Atatürk Üniversitesi Afet Haberleşmesi ve Teknolojileri Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Faruk Baturalp Günay’ın yaptığı panelde konuşan Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Kenan Akbayram, Kuzey Anadolu Fayı’nda 1949 yılından başlayan bir deprem silsilesi yaşandığını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Fayda genel olarak batı yönlü bir deprem göçü olduğunu belirten Akbayram, “Yani yaklaşık 50 yılda meydana gelen depremler Marmara’ya kadar gelen Kuzey Anadolu Fayı’nın büyük bir kısmını kırmış. İki kısım kırılmamış. Birisi İstanbul’un güneyindeki Marmara sismik boşluğu diyebileceğimiz bölge diğeri de Yedisu. Bu iki bölgede tehlikemiz çok yüksek. Kahramanmaraş depremleri 13 ilimizi etkiledi. Çok büyük bir ihtimalle Yedisu Fayı’nda olacak bir depremde bu bölgede birçok ilimizi etkileyecek. Bütün şehirler tarumar olacak demiyoruz ama şehirlerde sismik riskin yüksek olduğu alanlarda yıkımlar olacaktır maalesef eğer hazırlanmazsak. Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ’ın bir kısmı, Muş, Diyarbakır ve Bitlis etkilenebilir. Belli bir çerçevede yaklaşık 100-150 kilometrelik bir dairede depremin merkez üssünü Yedisu olarak kabul edersek etkileme imkanı var” diye konuştu.

Fenerbahçe’den Vedat Muriqi bombası! Bonservisi ortaya çıktı
BİNGÖL SİSMİK BOŞLUĞU
Kahramanmaraş depremleriyle 330 kilometrelik Doğu Anadolu Fay zonunun kırıldığını kaydeden Akbayram, “6 Şubat depremleriyle Doğu Anadolu Fay zonunun büyük bir kesimi kırıldı. Kırılmayan bir yer var. Biz oraya ‘Bingöl sismik boşluğu’ diyoruz. Palu ile Bingöl’ün Ilıcalar beldesi arasındaki kesimde sismik boşluğumuz var. Buranın ne kadar büyüklükte bir deprem üreteceğine dair bir fikrimiz yok. Çok büyük bir ihtimalle 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli var. Bununda bölgedeki illeri etkileme tehlikesi var maalesef” dedi.
ABD basını yazdı! Ateşkesin perde arkasında yeni cephe: ‘Çin’den İran’a sessiz destek’
Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erdem Bayrak, 30 istasyonla bölgeyi anlık olarak takip ettiklerini söyledi. Doç. Dr. Bayrak, Tüm Türkiye’nin ve bölgenin deprem konusunda riskli olduğunun görüldüğünü ifade etti. Erzurum çevresinde Karlıova Yedisu, Aşkale ve Horasan Faylarının devamında sismik boşluklar olduğunu anlatan Doç. Dr. Bayrak, şunları söyledi:
“Yaptığımız çalışmada özellikle sismik boşluğa denk gelen kısımlarda sismik gerilmenin gittikçe arttığı gelecekte potansiyel bir deprem üretebileceğini görebiliyoruz. Bölgemizdeki coğrafi zorluklar da çok önemli. Çünkü dört bir tarafımız dağlarla çevrili. Afet anını düşünürsek kaçmaya çalışanlar gelmeye çalışanlar bizler için problem. Onlarla ilgili tedbir almamız ve lojistiği kesintisiz hala getirmemiz gerekmektedir. Erken uyarı sistemi yapısal sağlık izlemeyle saniyeler kazanabiliriz.”
Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti Erzurum Şube Başkanı Ömer Faruk Özler, deprem sonrası iletişim ve haberleşmenin önemini anlattı. Panel sonrası konuşmacılar, izleyenlerin sorularını cevaplandırdı.

Altında geri dönüş sinyali: Dev bankalardan dikkat çeken tahmin…

Bursa'da şehit ailesini yıkan olay! Baba: Yine bir travma yaşadık

Bursa’da şehit ailesini yıkan olay! Baba: Yine bir travma yaşadık

Mudanya ilçesi Ömerbey Mahallesi’nde bulunan mezarlıkta meydana gelen olayın ardından harekete geçen ekipler, bölgedeki güvenlik kameralarını incelemeye aldı.
Yapılan çalışmalar sonucu kimliği tespit edilen Bülent D. (48), operasyonla kısa sürede gözaltına alındı.

Şüphelinin ilk ifadesinde, söz konusu heykeli çöpte bulduğunu ve çalmadığını öne sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor.
ABD basını yazdı! Ateşkesin perde arkasında yeni cephe: ‘Çin’den İran’a sessiz destek’
AİLE ZİYARETTE FARK ETTİ
Olay, şehit ailesinin akşam saatlerinde mezarlığı ziyareti sırasında ortaya çıktı. Şehidin kabrine gelen aile, silah arkadaşları tarafından Kayseri’de özel olarak yaptırılan komando heykelinin yerinde olmadığını fark etti.

Durumun ardından aile, vakit kaybetmeden emniyet birimlerine başvurarak şikayette bulundu.
“YİNE BİR TRAVMA YAŞADIK”
Şehidin babası Sadık Yavuz, yaşanan olaya tepki göstererek, yapılanın sadece bir hırsızlık değil, aynı zamanda büyük bir saygısızlık olduğunu dile getirdi. “Silah arkadaşının özel olarak yaptırdığı bir hatıraydı. Maddi değeri yok ama bizim için paha biçilemez. Bunu görmek bizi yeniden yıktı. Resmen bir travmayı tekrar yaşadık. Bunu yapanların en ağır cezayı almasını istiyoruz” dedi.
Manisa’da feci kaza! Traktör devrildi, 3 kişi hayatını kaybetti
“O HEYKELİ OĞLUM DİYE ÖPÜYORDUM”
Şehit annesi Zerrin Yavuz ise yaşadığı acıyı gözyaşları içinde anlattı: “Ben her gün buradayım. O heykeli oğlum gibi görüp sarılıyor, öpüyordum. Dün geldiğimizde yoktu. Bu nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir insanlık? Şehitlerimiz bunu hak etmiyor.”

SORUŞTURMA SÜRÜYOR
Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın devam ettiği, çalındığı belirlenen komando heykelinin akıbetine ilişkin çalışmaların sürdüğü öğrenildi….

İstanbul'da sahte altın imalathanesine baskın! Kuyumcuların kontrolünden bu yöntemle geçmiş

İstanbul’da sahte altın imalathanesine baskın! Kuyumcuların kontrolünden bu yöntemle geçmiş

Fatih’te bir iş hanında kurduğu atölyede pirinçten ürettiği sahte altınları, tanınmış altın üreten firmaların mühürlerini vurarak pazarladığı iddia edilen şüpheli gözaltına alındı. Şüphelinin iş yerinde yapılan aramada satışa hazır hale getirilmiş, 472 sahte altın ile çok sayıda sahte bilezik ele geçirildi. Şüphelinin gramı büyük olan parçaları altın suyuna batırarak mihenk taşıyla yapılan kontrollerden geçmesini sağladığı tespit edildi. Şüpheli işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
İlginizi Çekebilir
472 PAKETLENMİŞ ALTIN
İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü, Dolandırıcılık Büro Amirliğine gelen bir ihbarı değerlendiren polis ekipleri Fatih, Taştekneler sokakta bulunan bir adresi takibe aldı. İş yerinin kapalı olduğu tespit edilirken, pusu kuran polisler bir süre sonra iş yerini açan Yüksel A.’yı gözaltına aldı. Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri iş yerinde yaptıkları aramada çok sayıda sahte altın ele geçirdi. 1 gramdan 10 grama kadar paketlenmiş bir halde bulunan altınların üzerinde, tanınmış altın üreticilerin logolarının bulunduğu tespit edildi. Polis ekipleri içerde yaptıkları aramada çeşitli gramajlarda 472 paketlenmiş sahte altın, çok sayıda bilezik ele geçirdi.
Haber Detay Görsel Slider
ALTIN SUYUNA BATIRMIŞ
Soruşturma sırasında şüphelinin pirinç kullanarak sahte altınları imal ettiği daha sonra tanınmış altın üreticilerinin logolarının bulunduğu kutularla paketlediği tespit edildi. Şüphelinin gramajı ağır olan altınları ve bilezik gibi ziynet eşyalarını altın suyuna batırarak, kuyumcularda yapılan mihenk taşıyla kontrol işleminden geçmesini sağladığı öğrenildi.
MİLYONLARCA HAKSIZ KAZANÇ
Şüphelinin sahte altınları kuyumculara gerçek altın gibi pazarladığı bu yolla milyonlarca liralık haksız kazanç elde ettiği tespit edildi. Şüpheli işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Altında geri dönüş sinyali: Dev bankalardan dikkat çeken tahmin…

15 günlük yağmur etkisi! İstanbul'da barajlarda doluluk oranı açıklandı

15 günlük yağmur etkisi! İstanbul’da barajlarda doluluk oranı açıklandı

İstanbul’da günlerdir etkili olan yağışın etkisiyle barajlardaki doluluk oranları hızla yükseldi. İSKİ verilerine göre bugün itibariyle İstanbul’da doluluk oranları yüzde 70.05 olarak ölçüldü. Doluluk oranı 15 gün içinde yüzde 54.69’dan yüzde 70.05’ye yükseldi. Geçtiğimiz yıl yüzde 6’lara kadar gerileyen Alibeyköy barajında doluluk oranı yüzde 67.56’a yükselirken, eskiden araçların gezdiği hayvanların otladığı alanlar yeniden suyla doldu.

YÜZDE 70’İ GEÇTİ
Hızla yükselişe geçen İstanbul’un barajlarında doluluk oranları bugün itibarıyla yüzde 70’e ulaştı. Bugün yapılan ölçümlerde baraj doluluk oranları yüzde 70.05 olarak ölçüldü. İstanbul’un barajlarında doluluk oranı geçtiğimiz aylarda yüzde 20’li seviyelere kadar gerilemişti.
Savaşın 43. gününde dünyanın gözü Pakistan’da! ABD ile İran barış için masaya oturuyor, İngiliz basını yazdı: İşte müzakereyi tıkayabilecek 5 engel

İlginizi Çekebilir
ALİBEYKÖY BARAJINDA KURUYAN ALANLAR YENİDEN SUYLA DOLDU
Barajlardaki olumlu durumdan Alibeyköy barajı da nasibini aldı. Alibeyköy barajında doluluk oranı yüzde 67.56’a yükseldi. Alibeyköy Barajında doluluk oranı geçtiğimiz Kasım ayı içinde 6.27’ye kadar gerilemişti. Kasım ayında çekilen görüntülerle, bugün çekilen görüntüler arasında büyük bir fark olduğu görüldü. Toprağın suya doymasıyla baraj gölünü besleyen derelerin debilerinin yükselmesiyle daha önceden tamamen kuruyan alanlar tekrar suyla dolmaya başladı.

İstanbul’da en dolu baraj yüzde 92.54’le Elmalı barajı oldu. İstanbul’un kuzeyinde bulunan ve kısa bir süre önce adeta kuruyan Kazandere barajında doluluk oranı yüzde 62.1’e , Papuçdere barajında ise 57.99’a ulaştı. İstanbul’a su sağlayan önemli barajlardan biri olan Ömerli baraj gölü havzasında doluluk oranı yüzde 92.37 olarak ölçüldü.
İstanbul’un barajlarında doluluk oranları
ÖMERLİ %92.37
DARLIK %86.11
ELMALI %92.54
TERKOS %56.12
ALİBEYKÖY %67.56
BÜYÜKÇEKMECE %56.47
SAZLIDERE %45.36
ISTARNACALAR %76.36
KAZANDERE %62.1
PAPUÇDERE %57.99

“HALA GEÇEN YILDAN 11 PUAN AŞAĞIDAYIZ”
İstanbul’un barajlarındaki doluluk oranı son yağışlarla birlikte yaklaşık yüzde 70 seviyesine ulaşırken, kamuoyunda megakentte ‘Su sorunu yaşanmayacak.’ algısı oluştu. Ancak bu oran geçen yılın ve uzun yılların gerisinde kalıyor.
Kentin su kaynakları ve bunların yönetimine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, yetersiz kar yağışı nedeniyle son haftalardaki yağışların baraj ve su havzaları açısından çok değerli olduğunu söyledi.
Barajlardaki doluluk oranının yüzde 70 seviyesinde olduğunu ve beklenen yağışlarla yüzde 75’ün üzerine çıkabileceğini belirten Albay, “Ama unutmayalım, hala geçen yıldan 11 puan aşağıdayız. Yani çok fazla rahatlayacak durumumuz yok.” ifadelerini kullandı.
Albay, İstanbul’un yerleşik nüfusunun 16 milyon olduğunu, bu yüzden barajlardaki suyun yağışlarla devamlılık göstermesi gerektiğini vurguladı.
Mevcut oranların asla yeterli olmayacağına dikkati çeken Albay, şöyle konuştu:
Alıntı Metni
“BU ORANDA BİR NÜFUS İÇİN İSTANBUL’UN SUYU YOK”
Yapılan son projeksiyonlara göre Türkiye’de kar kalınlığının 25 santimetre düştüğüne, bunun da derelerin debilerinin düşmesine ve barajlara gelen suyun azalmasına yol açacağına işaret eden Albay, iki yıl üst üste yaşanabilecek kuraklık ve Melen’den su akışının olmamasının kendilerini korkuttuğunu ifade etti.
Prof. Dr. Albay, özellikle İstanbul’un önlem alıp gelecek projeksiyonlarını sürekli geliştirmesi gerektiğini dile getirerek, “İstanbul gerçekten çok hızlı büyüyen bir şehir. 1950’lerde 1 milyon nüfusu ile Avrupa’nın 14’üncü büyük şehri. Şu anda ise Avrupa’nın en büyük şehri. Bu oranda bir nüfus için İstanbul’un suyu yok. En büyük sorunumuz nüfus artışı ve betonlaşma. Ciddi bir şekilde bizim havzaları korumamız lazım. Nüfus artışını eğer durduramazsak İstanbul’da gelecekle ilgili projeksiyon yapmakta da zorlanacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Yalnız İstanbul’da değil, Türkiye genelinde kayıp kaçak oranının çok yüksek olduğunu aktaran Albay, “Siz barajdan suyu veriyorsunuz, evinize, fabrikanıza, iş yerinize gelmeden yolda kayboluyor. Buna lüksümüz yok. İstanbul’un ve bütün Türkiye’nin suyu çok az. 112 milyar metreküp suyumuz var. Bu su artmayacak, azalacak. Dolayısıyla bizim gerçekten özellikle içme suyu anlamında kayıp kaçak oranını azaltmamız, bu konuda ciddi önlemler almamız lazım.” dedi.
Su bilincinin önemine değinen Albay, “Suyu hala çok kötü kullanıyoruz. Tıraş olurken, diş fırçalarken, banyo yaparken, makine çalıştırırken, araba yıkarken, bahçe sularken, her yerde suyu çok kötü kullanıyoruz. Artık bu suyun az olduğunu anlamamız lazım. Su çok değerli, daha da değerli hale gelecek. Dolayısıyla verimli kullanım anlamında ilkokuldan başlayarak eğitimimizi, su kültürünü geliştirmek ve çocuklara bu ilgiyi vermemiz lazım. Aksi takdirde önümüzdeki yıllarda haziran temmuz aylarından itibaren yavaş yavaş su sıkıntısı ülke genelinde başlayacak. İklimsel nedenlerle bu baskı daha da artacak gibi gözüküyor.” diye konuştu.

YAĞMUR SUYU HASADI, DENİZ SUYUNUN ARITILMASI VE SUYUN GERİ KAZANIMI
Albay, su sıkıntısına karşı alınacak önlemlere ek olarak iklim değişikliği, nüfus dağılımı ve artışı göz önünde bulundurularak gelecek projeksiyonunun planlanması gerektiğini söyledi.
Deniz suyunun arıtılması, geri kazanım, yağmur suyu hasadı gibi alternatif yöntemleri de de değerlendiren Albay, şöyle devam etti:
Alıntı Metni
Prof. Dr. Meriç Albay, Avrupa Birliği projesi kapsamında kullanılmış suyun tarımda kullanımı dahil tekrar kullanılması yönünde çalışma yürüttüklerini, özellikle ağır metal bakımından sıkıntı bulunmuyorsa suyu tekrar kullanma noktasında alternatifler geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi….

16 yaşındaki Mustafa Yağız Edik cinayetinde kan donduran detaylar: Tek atışla kalbinden öldü

16 yaşındaki Mustafa Yağız Edik cinayetinde kan donduran detaylar: Tek atışla kalbinden öldü

Olay, 10 Mart’ta saat 04.00 sıralarında Büyük Bölcek Mahallesi Şehit Mehmet Ali Demir Caddesi’nde meydana geldi. Bir lokantada garsonluk yapan ve aynı zamanda Açık Öğretim Lisesi’nde eğitimini sürdüren Mustafa Yağız Edik, iddiaya göre halasının kızını rahatsız eden çiğ köftecide çalışan R.M. ile buluştu. Çıkan tartışmada R.M., Edik’i bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından gözaltına alınan R.M., sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.

İlginizi Çekebilir
‘BU BIÇAKLA ÖLECEK’ MESAJI İDDİASI
Oğlu öldürülün 2 çocuk babası Osman Edik, yaşanan süreci anlattı. Edik, şunları söyledi: “Olay günü saatler öncesi oğlum evde iken, kuzeni oğluma mesaj atıyor. Mesajda ‘Abi bu fotoğraftakini tanıyor musun? Beni rahatsız ediyor’ diyor. Mustafa Yağız da kuzenine, ‘Ben hallederim diye’ mesaja cevap veriyor. Daha sonra annesine durumu anlatıp, evden çıkıyor. İş yerindeki bir ağabeyini yanına alıp, halasının kızını rahatsız eden R.M.’nin çalıştığı iş yerine gidiyorlar. Orada, iş yerinin sahibi ve o çocukla görüşüp, olaya tatlıya bağlayıp, ayrılıyorlar. Olay ramazan ayında gerçekleştiği için oğlumun çalıştığı lokanta sahura kadar açıktı. Oğlum da yanında kişiyle birlikte lokantaya gidiyor. Saat 03.40 sıralarına eşim, oğlumu arıyor, eve ne zaman geleceğini soruyor, sahur yemeğini hazırladığını belirtiyor. Oğlum da ‘Anne ben de işten çıkıyorum, geliyorum’ diyor. Tam işten çıkarken R.M. adlı çocuk, cep telefonundan görüntülü arıyor, küfür ve hakaretlerde bulunuyor. Bunun üzerine oğlum çok sinirleniyor ve iş yerinde arkadaşları sakinleştiriyor. Sonra yanındaki M.A.Y. adlı arkadaşıyla, R.M.’nin bulunduğu yere konuşmak için gidiyorlar. Sonra da orada oğlum öldürülüyor.”

Osman Edik, olay günü gece saatlerinde R.M.’nin, G.Y. adlı bir kıza ‘Mustafa Yağız Edik bu gece, bu bıçakla ölecek’ diye mesaj gönderdiğini ve bu durumu da araştırılması için polise bildirdiklerini söyledi.
‘BİR KİŞİ BİRİNİ ÖLDÜREBİLİYORSA, O KİŞİ ÇOCUK DEĞİLDİR’
Oğlu ve öldüren kişinin daha 16 yaşlarında olduğunu belirten Edik, “R.M. adlı çocuğu, oğlum hiç tanımıyor. O gece ne oldu da böyle bir olay yaşandı, biz merak ediyoruz. Ailecek sabahlara kadar yatamıyoruz. Sonuçta bu bizim evladımız. Hem Aksaray’da hem Türkiye’de, çocuk yaştaki suçlu belli bir yıl ceza alır, ondan sonra da bırakılır algısı var. Bu konuda bir yasa çıkartılması gerekiyor. Bir kişi, birini öldürebiliyorsa, o kişi çocuk değildir. Bu cani ve katildir. Bile isteye öldürmüştür. O gece G.Y. adlı kıza attığı sesli mesajda, ‘Tek atışla kalbinden öldü’ diyor. Bu kız hakkında da tüm incelemenin yapılmasını istiyoruz. Benim oğlumun katili ve dahli olanlar bir an önce yakalanıp adalet önünde hesap vermeli. Bizim derdimiz, başka Mustafalar ölmesin. Çok ağır bir şey, Rabb’im kimseye yaşatmasın. Devletime güveniyorum. Öldüren de olaya dahli olan da en ağır ceza neyse almalıdır.” dedi.
6 yaşındaki Eylül kalp krizinden hayatını kaybetti

TEHDİT MESAJI
Edik, şikayetten vazgeçmeleri için tehdit mesajı aldıklarını öne sürerek, “Cenazemizin ilk günü eşimin cep telefonuna mesaj geldi. ‘Mustafa Edik’i öldüren kişinin arkadaşıyız. Şikayetinizi geri çekmezseniz, sizin hiç aklınıza ya da hayalinize gelmez şeyler yapar, size cehennemi yaşatırız’ yazılıydı. Biz, durumu polise bildirdik. Mesaj yurt dışındaki bir telefon numarasından atılmış. Acımızın yanında bir de bunla uğraştık. Biz her şeyi adaletle çözme taraftarıyız. Devletimize güveniyoruz. Savcılarımıza güveniyoruz. En hızlı şekilde adaletin tecelli etmesini bekliyoruz” diye konuştu. (DHA)
Manisa’da feci kaza! Traktör devrildi, 3 kişi hayatını kaybetti…