BIST 100
11.426,21 0,82%
DOLAR
50,1576 0,11%
EURO
55,9339 -0,71%
GRAM ALTIN
6.532,82 -0,96%
BITCOIN
75.639,00 -0,13%
FAİZ
39,46 0,20%
GÜMÜŞ GRAM
83,82 0,10%
GBP/TRY
67,0537 -0,73%
EUR/USD
1,1145 -0,66%
BRENT PETROL
96,76 -0,63%
ÇEYREK ALTIN
10.676,63 -1,00%
İzmir Az Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °

Son Yazılarım

Ünlülere yeni uyuşturucu operasyonu: Melek Mosso, İbrahim Çelikkol, Mustafa Ceceli hakkında karar verildi

Ünlülere yeni uyuşturucu operasyonu: Melek Mosso, İbrahim Çelikkol, Mustafa Ceceli hakkında karar verildi

Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda elde edilen deliller, ihbar ve bilgiler neticesinde ‘kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak’, ‘kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak’, ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde temin etmek’ suçlarına iştirak ettikleri tespit edilen şüpheliler Simge Sağın, İbrahim Çelikkol, Melek Mosso, Deha Bilimlier, Mustafa Ceceli, Ersay Üner, Bengü Erden, Aslı Sipahi Hacısüleymanoğlu ve İlkay Şencan gözaltına alındı. Operasyonlarda arama ve el koyma işlemlerinin de yapıldığı belirtildi.
9 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
Adli Tıp Kurumu’nda kan ve saç örneği veren şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Simge Sağın ve İlkay Şencan çıkarıldıkları mahkemece ‘yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, Melek Mosso, İbrahim Çelikkol, Mustafa Ceceli, Deha Bilimlier, Ersay Üner, Asli Sipahi Hacısüleymanoğlu, Bengü Erden ise savcılık tarafından serbest bırakıldı.
‘EVİNDEKİ İLAÇLARIN REÇETELİ OLDUĞUNU DOSYAYA İBRAZ ETTİK’
Açıklamalarda bulunan Melek Mosso’nun avukatı, “Bir tedbir kararı yok. Evindeki ilaçların reçeteli olduğunu dosyaya ibraz ettik. Dolayısıyla adli kontrol olmadan serbest kaldı” dedi.
İsrail’den Eşref Rüya dizisi oyuncusu Görkem Sevindik’e tehdit!
229 kilometre hızla gelen ölüm! Sürücünün cezası açıklandı… Mahkemede son sözü bu oldu…

'İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' davasının 17'nci duruşması sona erdi

‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ davasının 17’nci duruşması sona erdi

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, İBB’de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel’in avukatlarının beyanlarının alınması tamamlandı.
Daha sonra savunma yapan İBB’de iş analisti olan sanık Iraz Bayrak, 6 aydır tutuklu olduğunu belirterek, 2017’de üniversite okumak için İstanbul’a geldiğini, kendisini iş analistliğine yönelttiğini ve 2021’de üniversiteden mezun olduğunu anlattı.
Üniversitedeki hocasının önerisiyle belediyeye iş başvurusunda bulunduğunu belirten Bayrak, sonrasında mülakatlara girdiğini ve 2021’de belediyede iş analisti olarak işe başladığını söyledi. Bayrak, iddianamede anlatıldığı gibi kimsenin aracılığıyla işe girmediğini savundu.
İlginizi Çekebilir
İş analistinin imza ve onay yetkisi olmadığını anlatan Bayrak, “Talepte bulunan birimin personeliyle iletişime geçer. Bilgileri tasarım ekibine aktarır. Sonra bunları yazılım ekiplerine aktarır. Personel kaynağı yoksa proje bir dış kaynağına verilir, burada bir iş analisti olmaz. İş analisti yazılımcılar adına sekreter gibi davranır. Kurumun resmi talep sistemi üzerinden talep açmaya başlar. Bu talepler idarecilerin onayına bağlıdır. Onaylanmazsa talep kapatılır. İş analisti ortada durur ve herkes analistle muhatap olur.” ifadelerini kullandı.
Sanık Bayrak, ifadesinde şunları kaydetti:
“Yapılan toplantılarda bana, “İBB Hanem” projesinin, İBB’den hizmet alan vatandaşların beklediği faydayı sağlamasının amaçlandığı söylendi. İlgili panelde sadece sahadaki personeli görme yetkiniz vardı. Bu personel hane hane gezip, ne ihtiyacınız var diye soracak ekipti. Mobil uygulamaya giriş yapan kullanıcı, hangi mahallede hizmet verdiğini görebilirdi. Bunlar değiştirilemiyordu. Başka bir şey göremezdi. Uygulamaya personel, doğrulama kodu ve TC ile giriş yapılabilecekti. Personel, uygulamada vatandaşın belediyede neye başvurduğunu görebilirdi. Örneğin iş başvurusu yapmış mı, gıda destek paketi ihtiyacı var mı gibi. Sonrasında personel kişiyi arayıp, ‘Paket size teslim edildi mi?’ diye teyit edecekti.”
Bütün projenin bundan ibaret olduğunu savunan Bayrak, “İddianamede görülen veriler bunlar. Başka bir kimlik bilgisini ortaya koyacak bir veri görülmüyordu. Bilgi Teknolojileri Müdürlüğünde çalışıyorum. Veri deyince akla büyük şeyler geliyor. Veri tabanına erişme yetkim yoktu. Dış kaynak tarafından proje gerçekleştiriliyordu. Uygulamayı sadece personel kullanacaktı. Uygulamanın test edilmesi gerekiyordu kullanıma açılması için. Bir dönüş gelmediği için proje orada son buldu. Kullanıma açılmadı zaten. Personel bile kullanamadan proje son buldu. Vatandaşın kullanımına zaten açılmayacaktı.” beyanında bulundu.
Bayrak, HTS kayıtlarının projede çalışan kişilerle olduğunu savunarak, bu kayıtlardan projenin tarihinin de anlaşılabileceğini söyledi.
“İBB Hanem” projesinde 2-3 ay çalıştığını, tutukluluk süresinin bu süreden daha uzun olduğunu ifade eden Bayrak, “Projede kurallara uygun olarak hareket ettim. Diğer projelerde de aynı şekilde çalıştım. Kurumsal mail ve kanalları kullanırım. CHP ile veri alışverişi yapmakla suçlanıyorum. Ben ilçe başkanlarına nasıl veri ileteceğim? Kimseyle herhangi bir irtibatım yok. Dosya bana Akıllı Şehirler Müdürlüğünden geliyor ancak ben CHP’ye veri göndermekle suçlanıyorum.” savunmasını yaptı.
Bayrak, “İstanbul Senin” projesinde ise hiç yer almadığını beyan etti.
“HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE VERİ TEMİN ETMEDİM”
İBB’de veri uzmanı olan tutuklu sanık İsmet Korkmaz savunmasında, 2018 yılında üniversiteden mezun olduğunu, 2 yıl özel sektörde veri uzmanı olarak çalıştığını, sonrasında İBB’ye başvurduğunu belirterek, belediyenin Akıllı Şehir Müdürlüğünde veri uzmanı olarak 3,5 sene görev yaptığını söyledi.
Büyük veri ekibi adına toplantılara katıldığını, “İBB Hanem” uygulamasının faal olmayan bir uygulama olduğunu aktaran Korkmaz, “Sadece teknik destek sağlamaya çalıştık. Proje sosyal amaçlı bir projeydi. Verileri uygulamada eşleştirip imha ettik, herhangi bir yere eklemedik. Uygulamanın oluşturulması ve geliştirme aşamasında yer almadım. ‘İstanbul Senin’ uygulaması bana savcılıkta soruldu ancak ben ‘İBB Hanem’den dolayı tutuklandım. Hukuka aykırı şekilde veri temin etmedim, veri yayılmasıyla ilgili davranışım olmadı. Benim yaptığım işten dolayı verilerin sızmasının imkanı yoktur.” beyanında bulundu.
İBB’de bilgisayar mühendisi olarak çalışan tutuklu sanık Mehmet Çağlar Kuru, 2006 yılından itibaren belediyede görev yaptığını, ödül almış projelere imza attığını belirterek, çok sayıda sosyal yardım içeren uygulamalarda çalıştığını söyledi.
Tek eylemle suçlandığını ifade eden Kuru, “İstanbul Senin uygulamasında görevim yoktur. Ekipte yer almadım. Yetki ve sorumluluğum yoktu. Suçlamaları kabul etmiyorum.” dedi.
Sanık Kuru, “İBB Hanem” uygulamasıyla ilgili olarak da kurum içinde çalışan biri olarak veri sızdırma durumunun olmadığını savundu.
İBB’de şehir planlamacısı olan tutuklu sanık Nuri Cem Ceylan da iddiaya konu uygulamalarda yer almadığını öne sürerek, “Veri paylaşımı konusunda bir talimatım yok, herhangi bir suç işlemedim, herhangi bir örgüte de üye değilim.” savunmasını yaptı.
Sanık Ceylan, “Projelerin hiçbir yerinde yokum, yetkili de değilim. Uygulamaları geliştiren bir yazılımcı da değilim. Ben uygulama tasarım işi yaparım. Bunlarla ilgili bir toplantıya da katılmadım. Uygulamanın teknik alt yapısı hakkında bir işlem yapmam mümkün de değil. Gördüğüm bilginin kişisel bilgi olduğunu da anlamam. Projelerin yöneticisi gibi anlaşılmışız ama değilim. Herhangi birinin ifadesinde de yokum.” diye konuştu.
Yargılamada, bugüne kadar toplam 24 sanık savunma yapmış oldu.
Duruşma, yarın sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam edecek.
Alçak terör saldırısının şifreleri: ‘Hedefte Türkiye’nin ‘güvenli liman’ imajı var!’
ABD-İsrail-İran savaşının 39. günü! Dünyayı kilitleyecek yeni koz: Trump, ‘bu gece yok olacaklar’ dedi, İran’dan hamle geldi…

SON DAKİKA HABERLER: Görkem Sevindik neden tehdit edildi?

SON DAKİKA HABERLER: Görkem Sevindik neden tehdit edildi?

Eşref Rüya dizisinin başarılı oyuncusu Görkem Sevindik, İsrail’de başta aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir olmak üzere bazı İsrailliler tarafından hedef alındı.
Kadir Baba karakteri ile büyük beğeni toplayan Görkem Sevindik, Filistinli mahkumlar için yaptığı anlamlı paylaşımla İsrail’de gündem oldu.
GÖRKEM SEVİNDİK: LÜTFEN SUSMAYIN PAYLAŞIN
Görkem Sevindik, Filistinli mahkumlara yönelik idam yasasının onaylanmasına büyük tepki gösterdi. Ünlü oyuncu paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk… Vatanında yaşamak istedikleri ve işgal edilmiş topraklarını savundukları için 78 yıldır toplamda 400 bin Filistinli şehit edildi. Şimdi dünyanın gözü önünde 12 bin insan idam edilecek. İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? Lütfen susmayın, paylaşın.”

Sevindik’in bu paylaşımı, oyuncunun rol aldığı Kadir Baba’yı canlandırdığı “Eşref Rüya” dizisinin takip edildiği İsrail’de Siyonist çevreleri rahatsız etti. İsrailli sosyal medya kullanıcıları, Sevindik’in ifadelerinin ardından dizinin yayından kaldırılması ve izlenmemesi için kampanya başlattı.
Kısa sürede yayılan boykot çağrılarının aksine, ünlü oyuncunun paylaşımı binlerce destek mesajı ve beğeni almaya devam ediyor.
BEN-GVİR YİNE ŞAŞIRTMADI
Türk ve Müslüman düşmanlığı ile bilinen aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir de yaşanan bu gelişmelerin ardından provokasyon fırsatını kaçırmadı. Sosyal medyadan bir paylaşımda bulunan Ben-Gvir, Görkem Sevindik’e yönelik “Hiçbir zaman Kadir Baba olamayacaksın. Ancak Türk filmlerinde olabilirsin. Biz İsrail’de yaşıyoruz. Burası İsrail.” ifadelerini kullandı.
229 kilometre hızla gelen ölüm! Sürücünün cezası açıklandı… Mahkemede son sözü bu oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Tayfun Blok-4 füzesini imza…

İsrail'den Eşref Rüya dizisi oyuncusu Görkem Sevindik'e tehdit!

İsrail’den Eşref Rüya dizisi oyuncusu Görkem Sevindik’e tehdit!

Eşref Rüya dizisinin başarılı oyuncusu Görkem Sevindik, İsrail’de başta aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir olmak üzere bazı İsrailliler tarafından hedef alındı.
Kadir Baba karakteri ile büyük beğeni toplayan Görkem Sevindik, Filistinli mahkumlar için yaptığı anlamlı paylaşımla İsrail’de gündem oldu.
GÖRKEM SEVİNDİK: LÜTFEN SUSMAYIN PAYLAŞIN
Görkem Sevindik, özellikle Filistinli mahkumlara yönelik idam yasasının onaylanmasına büyük tepki gösterdi. Ünlü oyuncu paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk… Vatanında yaşamak istedikleri ve işgal edilmiş topraklarını savundukları için 78 yıldır toplamda 400 bin Filistinli şehit edildi. Şimdi dünyanın gözü önünde 12 bin insan idam edilecek. İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? Lütfen susmayın, paylaşın.”
Sevindik’in bu paylaşımı, oyuncunun rol aldığı Kadir Baba’yı canlandırdığı “Eşref Rüya” dizisinin takip edildiği İsrail’de Siyonist çevreleri rahatsız etti. İsrailli sosyal medya kullanıcıları, Sevindik’in ifadelerinin ardından dizinin yayından kaldırılması ve izlenmemesi için kampanya başlattı.
Kısa sürede yayılan boykot çağrılarının aksine, ünlü oyuncunun paylaşımı binlerce destek mesajı ve beğeni almaya devam ediyor.
BEN GVİR YİNE ŞAŞIRTMADI
Türk ve Müslüman düşmanlığı ile bilinen aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir de yaşanan bu gelişmelerin ardından provokasyon fırsatını kaçırmadı. Sosyal medyadan bir paylaşımda bulunan Ben Gvir Görkem Sevindik’e yönelik “Hiçbir zaman Kadir Baba olamayacaksın. Ancak Türk filmlerinde olabilirsin. Biz İsrail’de yaşıyoruz. Burası İsrail.” ifadelerini kullandı….

Cumhurbaşkanı Erdoğan Pedro Sanchez ile görüştü! Dünyaya 'İran' mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Pedro Sanchez ile görüştü! Dünyaya ‘İran’ mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’de ve diğer yerlerdeki hukuk tanımazlığının önüne geçilmemesi durumunda, bölgenin barışa hasret kalmaya devam edeceğini belirtti.
Görüşmeye dair detayları İletişim Başkanlığı böyle paylaştı;
İlginizi Çekebilir
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Liderler, ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı.
Cumhurbaşkanımız, Türkiye ve İspanya’nın savunma başta olmak üzere her alanda sergiledikleri dayanışmanın halklarımız tarafından da memnuniyetle karşılandığını ve ilişkilerimizin daha ileri taşınmasını hedeflediklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’ın topyekün yıkıma uğratılması hedefiyle hareket edilmesini tasvip etmediğimiz gibi İran’ın kardeş bölge ülkelerine yönelik tutumunu da doğru bulmadığımızı, vicdan sahibi herkesin barışı sahiplenmesi ve diplomasiye odaklanması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’de ve diğer yerlerdeki hukuk tanımazlığının önüne geçilmemesi durumunda, bölgenin barışa hasret kalmaya devam edeceğini de belirtti.
Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılması için müzakerelerin yeniden canlandırılmasının ve barış odaklı temasları uluslararası camianın daha ciddi şekilde ele almasının mühim olduğunu ifade etti.
İstanbul’da terör saldırısı! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alçak ve zaman ayarlı provokasyonlara müsaade etmeyeceğiz
İran’ın ‘can simidi’ olan ülke! ABD’nin kıramadığı sistem: Dünyanın en büyük ağı…

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik yeni davada sanıkların yargılanması sürdü

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik yeni davada sanıkların yargılanması sürdü

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya, Serdar Sertçelik ve Bora Kaplan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı.
Müşteki sanıklar Metehan İlkyaz, Gökhan Karaca ve Ufuk Gültekin ise duruşmaya Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılım sağladı.
Mahkeme başkanı, tutuklu sanık Önder Polat’a savunma yapması için söz verdi.
İddianamede örgüt üyesi olduğu iddia edilen emekli polis memuru Önder Polat, “15 Temmuz darbe girişimi sırasında bombanın içindeydim. Gazilik unvanı almayı düşünmedim bile. 30 yıl boyunca Ankara sokaklarında operasyonel görevlerde çalıştım. Bu arkadaşlar da beni oradan tanırlar, benimle dertleri ne bilmiyorum. Ayhan Bora Kaplan bana saygısızlık etmedi ama beni sevmez, çünkü mekanlarının denetimini ben yaptım.” beyanında bulundu.
Şevket Demircan’ın avukatının bürosunun kapısına bırakılan telefonun içerisindeki mesajlaşmaların kendisine ait olmadığını, ayrıca Serdar Sertçelik’le samimiyetinin de bulunmadığını, bu durumun bir komplodan ibaret olduğunu savunan Polat, “‘M.Ö’nün oyunu’ demiştim, sonra telefonda parmak izi çıktı, dediğim çıktı.” ifadesini kullandı.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütünce alıkonularak, işkence gördüğü iddia edilen Erkan Doğan’ın arkadaşı tutuklu sanık Erhan Bakioğlu ise Doğan’ın uyuşturucu bağımlısı olduğunu, söylediklerine itibar edilmemesi gerektiğini belirtti.
Bakioğlu, Bora Kaplan’ın tutuklanmasının ardından Doğan’ın kendisini aradığını aktararak, “Ayhan Bora Kaplan ve Barış Kurt’u tutuklattım” dediğini söyledi.
Erhan Bakioğlu, Doğan ile sık sık görüntülü görüştüklerini, bu görüşmelerde Doğan’ın özel harekat ekiplerine ait olduğunu öne sürdüğü araçların fotoğraflarını gösterdiğini ve koruma altına alındığını, ayrıca büfesinin borcunun ödeneceğini söylediğini ifade etti.
Olayların dışında kalmak istediğini belirtmesine rağmen Doğan’ın sık sık kendisini aradığını ileri süren Bakioğlu, “Bana Kaplan’dan para isteyeceğini söyledi. Ben ‘Beni bulaştırma’ dedim. Bana telefon numarası attı, ‘Bunu ara’ dedi. Benden başka güvenebileceği kimse yok. Beni bir şekilde ikna etti. Sadece sesimi kullanacağını söyledi. Ben arkadaş kurbanı oldum.” diye konuştu.
Söz verilen tutuksuz sanık Tarık Teoman ise avukatlık mesleğini icra ettiği için bu dosyada yargılandığını ileri sürerek, “Mağdur oldum ama asıl avukatlık mesleğim gereğince hicap duydum. Avukatlar böyle bir soruşturma nedeniyle tutuklanma tehlikesi altında. Türkiye’de ilk kez kendi müvekkilini cezaevinde ziyaret ettiği için gözaltına alınan tek avukatımdır.” beyanında bulundu.
Yapılan yargılamanın hukuki olmadığını iddia eden Teoman, kimseden talimat almadığını savundu.
Duruşmaya, 9 Nisan Perşembe günü devam edilecek.
DAVANIN GEÇMİŞİ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca suç örgütünün kurucusu ve yöneticisi “Ayhan” kod adlı sanık Bora Kaplan ile diğer yönetici sanıklar Fethi Koyuncu, Mutlu Ayaş, Yusuf İzzet Savaş, Kanber Keskin ve Serdar Sertçelik’in aralarında bulunduğu 61 sanığın “suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek”, “kasten öldürme”, “nitelikli kasten öldürme”, “kasten yaralama”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “nitelikli yağma”, “eziyet”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “suç üstlenme” ve “suçluyu kayırma” suçlarından cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlenmişti.
İddianame, 17 Ocak 2024’te Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
61 sanığın yargılandığı davada karar 3 Aralık 2024’te açıklanmış, örgüt elebaşı Bora Kaplan’a 68 yıl, diğer 36 sanığa ise 1 yıl 6 ay 22 günden 21 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası verilmişti.
Bölge Adliye Mahkemesi Ayhan Bora Kaplan suç örgütü üyelerinin yeniden yargılanması için dosyayı Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geri göndermişti.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik yeni iddianame, 12 Eylül 2025’te Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturmasında görev alan ve sonrasında tutuklanan eski Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın avukatının hukuk bürosunun kapısına bırakılan poşetin içerisinde bir cep telefonu bulunması ve telefonun savcılığa teslim edilmesi üzerine başlayan soruşturma sonucunda hazırlanmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosunca, birleştirme talebiyle Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik, aralarında elebaşı Kaplan’ın olduğu 6 sanık hakkında hazırlanan yeni iddianame, 20 Mart’ta Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.
İddianamede, Bora Kaplan suç örgütü elebaşı, kırmızı bültenle aranırken Macaristan’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen Serdar Sertçelik ile Cengiz Haliç, Erhan Bakioğlu, Önder Polat ve Tarık Teoman ise şüpheli olarak yer aldı.
ABD-İsrail-İran savaşının 39. günü! Dünyayı kilitleyecek yeni koz: Trump, ‘bu gece yok olacaklar’ dedi, İran’dan hamle geldi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Tayfun Blok-4 füzesini imza

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Tayfun Blok-4 füzesini imza

HABER MERKEZİ- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lalahan’da düzenlenen “ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni’ne katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tayfun Blok-4 füzesini imzaladı.
Son dakika… İstanbul’da terör saldırısı! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alçak ve zaman ayarlı provokasyonlara müsaade etmeyeceğiz
Karada, denizde, havada destan yazan Türk Silahlı Kuvvetlerinin geliştirdiği proje, ürün, sistemlerle başarılarına her gün bir yenisini ekleyen ROKETSAN ailesi ve savunma sanayisinde faaliyet gösteren 4 bin 500’ü aşkın firmanın her bir mensubuna da selamlarını gönderen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Birazdan inşallah Kırıkkale Yakıt Üretim Tesislerimizin, Lalahan Harp Başlığı Tesisimizin, İleri Teknolojiler Ar-Ge ve Mühendislik Merkezimizin açılışını yapacağız. Ayrıca TAYFUN, SİPER, ATMACA, HİSAR-A, HİSAR-O ve SUNGUR sistemlerimiz ile ÇAKIR, SOM, SİHA’larımızın keskin pençesi MAM-T ve MAM-L gibi bir pek çok silah grubunu kahraman ordumuza teslim edeceğiz. Lalahan Füze Entegrasyon Tesislerimizin de temellerini atacağız. Savunma sanayimizi daha güçlü bir kalkınma ekseni haline getirecek ve nitelikli istihdam oranını yükseltecek bu yatırımlarla Katmanlı Hava Savunma Sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü arttıracak, seyir ve balistik füze kabiliyetlerimizi perçinleyecek akıllı mühimmat ailemize, seri üretim hızımıza ve Ar-Ge kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız.”

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, açılışını yaptıkları, teslimatını gerçekleştirdikleri ve temelini attıkları her yatırımın, Türkiye’nin savunma sanayisindeki kararlı yükselişinin güçlü bir ifadesi olduğunu söyledi.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de Milli Teknoloji Hamlesi’nin öncüsü olarak, savunma sanayisinin gücüne güç katacak büyük yatırımları hayata geçirmeye gayret gösterdiklerini söyledi.
İkinci, “Açılışını yapacağımız tesislerin yatırım bedeli toplam 1 milyar doların üzerinde. Bugün, inşallah, temel atma töreni yapacağımız tesislerimizle 2 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
İkinci, vatan topraklarının, “gök vatan”, “mavi vatan” ve “uzay vatan”ın savunma hattında olduklarına dikkati çekerek, Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma mimarisi Çelik Kubbe’nin vurucu gücünü oluşturduklarını anlattı.

Yüzlerce kilometre uzaktaki hedefleri nokta hassasiyetiyle vurabilecek balistik füzeler ve seyir füzeleri geliştirdiklerini de dile getiren İkinci, şu ifadeleri kullandı:
“Milli SİHA’larımızın, Bayraktarlarımızın, Akıncılarımızın, Kızıl Elmalarımızın, ANKA’larımızın, Aksungurlarımızın çelik pençelerini yapıyoruz. Tüm yerli ve milli platformlarımız için mühimmat ve roket üretimlerine devam ediyoruz. Üstelik tüm bu üretimleri, tüm teknolojileri yüzde 90’ın üzerindeki bir yerlilik oranıyla gerçekleştirmeye gayret gösteriyoruz.”

“FÜZELERİMİZİN ÜRETİM KAPASİTELERİNİ 5 KATINA ÇIKARACAĞIZ.”
Açılışı gerçekleştirilen yatırımlarla seri üretim, test ve AR-GE altyapısını çok daha üst noktalara taşıyacaklarını belirten İkinci, şunları kaydetti:
“Bu yatırımlarımızla Kırıkkale’de yakıt üretim tesislerimiz yaklaşık 25 bin dönüm arazi üzerinde bir teknoloji devi olarak faaliyetlerine başladı. Lalahan yerleşkemizde Avrupa’nın en büyük harp başlığı tesisini açacağız. 1000 kişilik kapasiteye sahip binamızda geleceğin teknolojilerini geliştirecek AR-GE çalışmalarına imza atacağız. Bugün temelini atacak olduğumuz yerleşkemizde füze entegrasyon alanında SİPER, HİSAR ve TAYFUN gibi füzelerimizin üretim kapasitelerini 5 katına çıkaracağız. Seri üretim kapasitemizi artıracağımız bu tesislerde 3 bin 300’den fazla mühendis ve teknisyene yeni istihdam sağlayacağız.”
İkinci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde savunma sanayisinin altın çağını yaşatmak için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceklerini de kaydetti.

“SAVUNMA SANAYİİNDE GELİNEN NOKTA BİR DESTAN”
ROKETSAN’ın Lalahan’daki yerleşkesinde, TRT Haber’e konuşanTerör ve güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ ise Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı seviyeyi değerlendirerek, teslim edilen yeni sistemler ve açılan tesislerle birlikte ortaya çıkan tabloyu ‘bir destan’ olarak nitelendirdi. Başbuğ, yerli ve milli üretimin Türkiye’ye sahada büyük özgüven kazandırdığını vurguladı.
Coşkun Başbuğ’un açıklamaları şöyle;
“Bugün savunma sanayinin geldiği nokta, artı ülkemizin içinde bulunduğu durumu değerlendirdiğinde ortaya bir destan çıkıyor. 20’den fazla bugün ürün, envantere girecek şekilde teslimatı yapılıyor ki bu zaten bizim hedefimizdi.
Hatırlarsan geçtiğimiz günlerde, gelişen dünyadaki o siyasi konjonktüre göre Sayın Erdoğan şöyle bir ifadede bulunmuştu:“Roketlerimizin sayısını artıracağız. Bunun stoklarını çoğaltacağız. Bu yönde seri üretime girecek önemli hamleler yapacağız.” demişti. Temel atmadan, tut açılışına kadar bir dizi tesis hizmete giriyor.
Roketlerin en önemli şeyi yakıt; onunla ilgili bir proje işliyor.Yani baktığında dünyada emsaller arasında ya emsalini geçmiş ya da ona rakip ürünler ürettiğimizi görüyorsun.ROKETSAN, HAVELSAN, ASELSAN… Bunların her biri inanılmaz değer ülkemiz için. ROKETSAN, günümüzde roket savaşları, füze savaşları yaşandığını gördüğünde şunu çok rahat anlıyorsun: Bu konuda inanılmaz önemli bir sektörde stokların çok iyi olmalı, üstelik füzelerin de en iyisi olmalı. Radarda yakalanmayan, yine aynı şekilde hedefe neredeyse sıfır hatayla isabet sağlayan füzelere sahip olmalısın. Çünkü bunların günümüz savaşlarında ne derece önemli bir strateji ve taktik olduğu net ortaya çıktı.

Şu an bölgemizde meydana gelen olaylar, keza çevremize yakılmaya çalışılan ateş… Bunun nihai hedefinin Anadolu olduğunu bilmek her vatandaşın bana göre vatandaşlık borcu. Zannetmeyin ki Gazze’de kurulu oyun veya kurulmaya çalışılan oyun sadece Filistin özelinde kuruluyor. Ya da zannetmeyin ki Irak’ta, Suriye’de yaşanan hadiseler o coğrafyaları kapsayan oyunlardır. Onların nihai hedefi biziz, Anadolu’yuz. Dolayısıyla bu bilinçle hareket ettiğinde hem kendi coğrafyana, ülkene, milletine hem de bulunduğun coğrafyaya, artı o kadim, tarihi dostluğumuz olduğu coğrafyalara bir borcu var bu milletin. Ve o borç da emperyal güçlere karşı durmak, aynı zamanda bu ülkelerin de savunucusu olmak. Biz bu iki misyonu da şu an edinmiş durumdayız.
Yani Türkiye’nin şu ürettikleri sadece Türkiye’nin iyiliği için değil, insanlığın iyiliği için gerekli. Ve gelinen noktaya baktığında, eğer kendi yerli ve milli imkânlarınla ayakta kalamıyorsan, geçmiş olsun. Sayın Erdoğan da bugün konuşmasında buna vurgu yaptı: “Allah’a şükür, en iyisini yapıyoruz.” dedi.
Ben hep söylerim; matematiksel karşılaştırma doğru değil. “İşte şunun bu kadar füzesi var, bu kadar tankı var, bu kadar topu var; o kazanır.” Değil. Öyle bir şey yok. Bugün Amerika’nın içine düştüğü durum ortada. Bak, hala çırpındıkça batan bir Amerika var. Keza girmiş olduğu emperyal işlerde de aynı; yüzüne gözüne bulaştıran bir Amerika. Ama kâğıda baktığında Amerika’nın yanına kimse yanaşmaması lazım. 11 tane uçak gemisi… Dünyanın yarı uçak gemisi Amerika’da mevcut ama ortada bir başarı hikâyesi çıkmıyor. Niye? Burada bulunan araç, silah, gereçler eğer işin ehline, yüreği olana, cesareti olana ve gerçekten bunu kendine görev edinene denk gelmezse teneke parçası, demir parçasıdır. Ama eğer burada inanç varsa, azim varsa, yiğitlik varsa, mertlik varsa, bir de cesaret varsa o zaman bunların her biri ayrı bir destana dönüşüyor.
Peki ne sağlıyor avantaj olarak? Şunu sağlıyor: Yarın bir gün sen harekâta giriştiğinde “Acaba Tayfun’un devamı gelir mi? Amerika bize bunu verir mi?” demeyeceksin. Bende kökü. Ben üretiyorum, ben yapıyorum, ben bunu kullanıyorum. Dolayısıyla Doğu’da, Güneydoğu’da, Irak’ta, Suriye’de girdiğim bütün harekâtlarda en büyük özgüven buydu. Hiç kimseye hesap vermedik. Hiç kimseden bir şey icazeti almadık. Hiç kimseden de bir şey istemedik. Biz kendi imkânlarımızla, bu milletin tırnağından, dişinden artırdığı, vergilerinden artırdığı şu tesislerle, sanayide ürettiklerimizle bu başarıyı sahada sağladık. Sağlamaya da devam edeceğiz.”

Son dakika… İbrahim Tatlıses yoğun bakıma kaldırıldı! Hastaneden açıklama
ABD-İsrail-İran savaşının 39. günü! Dünyayı kilitleyecek yeni koz: Trump, ‘bu gece yok olacaklar’ dedi, İran’dan hamle geldi…