BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1497 0,09%
EURO
55,9304 -0,72%
GRAM ALTIN
6.556,39 -0,60%
BITCOIN
75.785,00 0,18%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
83,81 0,09%
GBP/TRY
67,1077 -0,65%
EUR/USD
1,1143 -0,68%
BRENT PETROL
97,05 -0,34%
ÇEYREK ALTIN
10.719,70 -0,60%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
12 °

Son Yazılarım

Çorum'da 'sazan sarmalı' operasyonu! 21 kişi tutuklandı

Çorum’da ‘sazan sarmalı’ operasyonu! 21 kişi tutuklandı

Çorum İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerince yaklaşık 6 ay süren teknik ve fiziki takip sonucu, bir suç örgütünün internet sitelerindeki ev ilanlarını kopyalayarak yeni ilanlar oluşturduğu tespit edildi. Şüphelilerin, ilan sahipleriyle iletişime geçip evi satın almak için anlaşarak ilanı kaldırtıp, aynı evi sanal medya platformlarında yeniden ilana koydukları, buldukları alıcıları tapu müdürlüklerinde satıcılarla buluşturdukları ve hileli yöntemlerle ödemeyi kendi hesaplarına yönlendirerek haksız kazanç sağladıkları belirlendi.

Sazan sarmalı yöntemiyle 23 kişinin dolandırıldığı, şüphelilerin banka hesaplarında toplam 140 milyon 511 bin 814 TL işlem hacmi bulunduğu ortaya çıkarıldı. Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 43 milyon 250 bin TL’lik dolandırıcılığın da önüne geçti. Soruşturma kapsamında şŞüphelilerin farklı illerde değişik tarihlerde 4 ayrı ‘ateşli silahla kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘mala zarar verme’ olayına da karıştıkları tespit edildi. Suç örgütüne üye 23 kişinin yakalanmasına yönelik Çorum merkezli Mersin, Diyarbakır, Gaziantep ve Bursa’da 31 Mart’ta eş zamanlı operasyon düzenlendi. Adreslere yapılan baskınlarda hakkında yakalama kararı bulunan 23 şüpheli gözaltına alındı. Yapılan aramalarda ise 1 makineli tabanca, 4 tabanca, 308 adet 9×19 mm fişek, 240 adet uyuşturucu hap, 38 cep telefonu ve SIM kart, 1 e-SIM, 2 dizüstü bilgisayar, 1 hafıza kartı, 25 bin 900 TL, çeşitli altın takılar ele geçirildi. Öte yandan gözaltına alınan şüphelilerden H.İ.Ö.’nün 52 yıl, M.K.’nin 12 yıl, M.D.O.’nun ise 9 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı belirlendi. Şüphelilere ait banka hesaplarına bloke konulurken, piyasa değeri yaklaşık 9 milyon 600 bin TL olan 4 araca da ‘satılamaz/devredilemez’ şerhi konuldu
Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından bu sabah adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan 23 şüpheliden 21’i tutuklanırken, 2’si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kadın hakimi vuran savcının savunması ‘pes’ dedirtti: Aşk kuyusundan çıkamadım, istesem öldürürdüm…

Bahar arkadaşlarıyla çıktığı tekne tatilinde can vermişti..

Bahar arkadaşlarıyla çıktığı tekne tatilinde can vermişti… Kahreden rapor: Ölüm nedeni sessiz katil

Aydın’ın Efeler ilçesi Çeştepe Mahallesi’nde yaşayan Bahar Taş, arkadaşlarıyla birlikte 7 Şubat’ta gezmek için Muğla’nın Milas ilçesine gitti. İddiaya göre, arkadaş grubu, geceyi burada kiraladıkları ‘Adas’ isimli teknede geçirdi.
İlginizi Çekebilir
8 Şubat’ta saat 14.30 sıralarında Taş’ın kamarada hareketsiz şekilde durduğunu fark eden arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla bölgeye jandarma ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Ekiplerin kontrolünde, Bahar Taş’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Taş’ın cansız bedeni, ölüm nedeninin belirlenmesi için Muğla Adli Tıp Kurumu’nun morguna götürüldü. Otopsi işlemlerinin ardından Taş, Aydın’ın Efeler ilçesi Çeştepe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Kadın hakimi vuran savcının savunması ‘pes’ dedirtti: Aşk kuyusundan çıkamadım, istesem öldürürdüm
KARBONMONOKSİTTEN ZEHİRLENMİŞ
Yapılan otopsi sonrası Adli Tıp Raporu’na göre; Taş’ın karbonmonoksit gazı zehirlenmesi nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.

Milas İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından teknenin bakımlarıyla ilgilenen ve tekne sahibi olduğu belirtilen Savaş E., Aydın’da gözaltına alındı. Milas’a getirilen şüpheli işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Teknede ise bilirkişi incelemesinin devam ettiği belirtildi.
26 yaşındaki genci ölüme sürükleyen neden ortaya çıktı! İnsan zinciri yetmedi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus Lider Putin ile telefonda görüştü! 'Türkiye, İran'a saldırıları onaylamıyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus Lider Putin ile telefonda görüştü! ‘Türkiye, İran’a saldırıları onaylamıyor’

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı görüşmeye ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Liderler, Türkiye ile Rusya ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konuları ele aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin İran’a yönelik saldırıları onaylamadığını, İran’ın bölge ülkelerine mukabelesini de tasvip etmediğimizi, savaşın daha fazla kontrolden çıkmaması için tüm taraflarla barış ve istikrar odaklı temasların sürdüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanımız, Netanyahu Hükümeti’nin bölge genelindeki saldırgan politikalarının önünün alınması gerektiğini, İsrail’in Kudüs’ün statüsünün aşındırılmasına yönelik adımlarına müsaade edilemeyeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanımız, Suriye’deki son durumu yakından takip ettiğini, Suriye’de istikrarı güçlendirecek her adımın Türkiye ve Rusya’nın ortak menfaatine olduğunu, buradaki kazanımların riske atılmamasının önemini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşının barışla neticelenmesi için Türkiye’nin arayışlarının sekteye uğratılmamasının önemli olduğunu, Türkiye’nin tüm taraflara gerilimi tırmandıracak adımlardan uzak durmalarını tavsiye ettiğini, Karadeniz’deki sivil gemilere saldırıların istikrar ortamına zarar verdiğini, İran savaşının Rusya-Ukrayna krizinde yeni çatışma alanları oluşturmaması gerektiğini belirtti.
ABD-İsrail-İran savaşının 35. günü! Savaş uçağı düşürüldü, ABD’li pilotlar için insan avı! Tahran başına ödül koydu
2 ülke daha savaşa dahil mi oldu? Düşürülen dron şüpheleri artırdı! ‘Envanterlerinde var’…

3 gündür kayıp olan üniversiteli Seda'dan aileye şok mektup: ‘Peşime düşmeyin’

3 gündür kayıp olan üniversiteli Seda’dan aileye şok mektup: ‘Peşime düşmeyin’

İnönü Üniversitesi öğrencisi Özel Eğitim Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Seda A., salı günü okula gitmek için evden çıktı. Akşam eve dönmeyen Seda A.’ya ulaşamayan ailesi, polise başvurdu. Polis ve jandarma ekipleri tarafından aranan Seda A.’nın ailesine bir mektup bıraktığı öğrenildi.
İlginizi Çekebilir
‘SEVDİĞİM ADAMIN YANINA GİDİYORUM’
Ailesi tarafından bulunan mektupta, “Sizlerden çok özür diliyorum. Bazı şeyleri beceremedim. Göremezseniz de elimden geleni yaptım hep. Bugüne kadarki emeğiniz, sevginiz, maddi manevi desteğiniz için teşekkür ederim. Hakkınızı helal edin. O sıkı sıkı tuttuğunuz kuş ölmesin diye, olmak istediğim yere, sevdiğim adamın yanına gidiyorum. Peşime düşmeyin. Adınıza leke sürmüyorum. Sadece mutlu olmak istiyorum. Hoşça kalın” ifadeleri yer aldı.

Öte yandan üniversite arkadaşlarının, Seda A.’nın sanal medya üzerinden Ufuk adında biri ile tanıştığını söylediği, ailesinin ulaştığı bu kişinin ise genç kızı tanımadığını belirttiği ifade edildi. Seda A.’nın yakın çevresi ve okul arkadaşlarının ifadelerine başvuran ekipler, cep telefon sinyali üzerinden iz bulmaya çalışıyor.
Baba ve oğlunu öldürdü: İlk kez hakim karşısına çıktı: Para için olsaydı 10 ay beklemezdim
26 yaşındaki genci ölüme sürükleyen neden ortaya çıktı! İnsan zinciri yetmedi…

MHP lideri Bahçeli'den Alparslan Türkeş için anma mesajı

MHP lideri Bahçeli’den Alparslan Türkeş için anma mesajı

MHP lideri Bahçeli’nin açıklamaları şöyle; Partimizin Kurucu Genel Başkanı Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyorum. 25 Kasım 1917’de Lefkoşa’da başlayan 80 yıllık kutlu bir ömür, 4 Nisan 1997’de Ankara’da son bulmuştur. Alparslan Türkeş, Türk milliyetçiliği fikrini kurumsallaştırarak geniş kitlelere ulaştıran, onu bir siyasî proje hâline getirip yurdun dört köşesine hatta sınırların ötesine yayan büyük bir fikir, dava ve devlet adamıdır. Açtığı ülkücü çığır, millî heyecan ve arzuları bir şuurda toplamıştır.
Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletini korumak, güçlendirmek ve dünyada lâyık olduğu mertebeye ulaştırmak için millî bir görüş etrafında birleşilmesi gerektiğini savunan Türkeş, Türk milletinin tüm sorunlarından kurtuluşunun topyekûn bir kalkınma ile mümkün olabileceğini söylemiştir. Merhum Türkeş Bey, Türk devlet ve siyaset hayatına derin izler bırakmış bir mücadele insanıdır. Fırtınalı yıllarda, zorlu şartlarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan ve fikri tutarlılığından taviz vermemiştir.
Bakan Gürlek’ten sosyal medya düzenlemesi açıklaması: Herkes gerçek kimliğini girecek
Hiçbir menfaat vaadine aldanmamış, yolundan dönmemiş, satanlardan, korkanlardan, terk edenlerden olmamıştır. Fani hayatını ülkesine, milletine ve ülkülerine adamıştır. Türk milliyetçiliğinin çile ve mücadeleyle geçen tarihine yakından şahit olmuş, müdahil olmuş, varlığı ile bu mücadeleye farklı bir anlam kazandırmıştır. Türkeş, Türklük ülküsü ile Türk milliyetçiliği davasının günümüze uzanan şerefli geçmişindeki en önemli şahsiyetlerinden birisidir. O, tarihten ilhamını alarak gözlerini geleceğin ufkuna dikmişti.
“Emanet olunan davayı kucakladım. Hiç arkama bakmadan, tereddütsüz, hiçbir şeye aldırmadan yürüyorum.” sözleri ile büyük Türk milletinin elden ele taşınan mukaddes emanetini, nesilden nesile aktarma kararlılığını göstermiştir.
Türk milliyetçiliğini, Türk milletini sevmek ve onu yükseltmek ülküsü olarak ifade ederek ömrünü bu gayeye hizmetle geçirmiştir. Tutarlı hayat çizgisiyle, tavizsiz duruşuyla davamızın onuruna leke düşürmemiş; tehdit ve tehlikeler karşısında zaaf göstermemiştir. Büyük bir mücadele, engin bir gönül ve ülkü insanı olan Türkeş Bey, hayatını mukaddes davasına adamış, ruhunu Türk-İslâm ülküsünün başarısına vakfetmiş, sağduyunun gür sesi ve demokrasinin yılmaz bir neferi olmuştur.
Haksızlık karşısında susmamış, geleceğin büyük Türkiye’sini planlamış ve bunu bıkmadan usanmadan anlatmıştır. Ne mutlu ki Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, vizyon ve kadroları yetiştiren bir siyaset mektebi ve ekolü haline gelmiştir.
Fikriyatımız ve siyasi mücadelemiz aziz milletimizde ve mazlum gönüllerde karşılık bulmuştur. Merhum Türkeş Bey’in yaktığı meşale sönmeyecek, yaptığı zamanlar üstü çağrısı asla silinmeyecektir. Şanla, şerefle 57 yılı geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisi, bugün dünden daha güçlü, daha gelişmiştir. Partimizin kurulduğu 1969’dan itibaren elde ettiğimiz birikim ve tecrübeler Türk ve Türkiye Yüzyılının inşa ve ihya müjdesi haline gelmiştir.
Merhum Türkeş, “Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine lâyık bir istikbâl meydana getirme davası” olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasını, “Türklük gurur ve şuuru ile İslâm ahlâk ve faziletini” bir potada eriten bir manevî temele dayandırmıştır. Türkeş, Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini “insan sevgisi” olarak belirlemiş; “gerçek milliyetçiliğin, milleti meydana getiren her insanı hiçbir ayrım yapmaksızın aynı derecede sevmek” olduğunu savunarak millî birlik ve beraberliğimizin temelini kuvvetlendirmiştir.
Türk milletinin en büyük gücünün, tarih boyunca gösterdiği birlik ve dayanışma olduğunu vurgulayarak Peygamber Efendimizin “birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır” sözünü sıkça tekrar etmiştir.
Ona göre “Türk milletinin kutlu güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür.”
Onun “iç barış ülküsü” tabiri Türkiye’deki her türlü fitne, tefrika ve ayrılık hareketine karşı çağları aşan bir panzehir hüviyetindedir. Bugün büyük bir toplumsal kabule mazhar olan Terörsüz Türkiye vizyonu, “iç barış ülküsü” nün gerçeğe dönüşmesidir.
Türkeş’i gerçek manada anmak, hatırasını yâd etmek; O’nu doğru anlamaktan, ülküsünü ve fikirlerini bütünüyle korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer. Merhum Türkeş Bey’in iki kutlu emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları emin ve ehil ellerde bugün milletimizin istikbal ve istiklal güvencesidir.
Milliyetçi ülkücü hareket, aynı ilkelerle yolunda yürümeye devam edecektir. Başbuğumuzun vizyonu doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milli özlem ve hedeflerimize kararlı adımlarla ulaşmak, Türk ve Türkiye Yüzyılında lider ülke ve süper güç Türkiye’yi inşa etmek gayretindeyiz.
Bizim gücümüz Türk milleti, yegâne sığınak ve manevi mükâfatımız Rabbimizin himaye ve ihsanıdır. Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet olsun. Tüm dava büyüklerimizle birlikte Cenab-ı Hak ondan razı olsun….

Baba ve oğlunu öldürdü: İlk kez hakim karşısına çıktı: Para için olsaydı 10 ay beklemezdim

Baba ve oğlunu öldürdü: İlk kez hakim karşısına çıktı: Para için olsaydı 10 ay beklemezdim

Olay, geçen yıl 3 Temmuz’da Karamürsel ilçesi 4 Temmuz Mahallesi Devlet Hastanesi alt sokağı mevkisinde meydana geldi. İzzet Kalyon, aralarında çıkan tartışmada Mehmet Canımoğlu ve oğlu Aykut Canımoğlu’yu tabancayla vurarak öldürdü. Kalyon tutuklanırken, baba-oğlu kendisini dolandırmakla suçladı. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, sanık hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan 2 kez müebbet hapis, ‘6136 sayılı Kanun’a muhalefet’ suçundan da 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.
‘OĞLUM HESABA PARA GELMEDİĞİNİ SÖYLEDİ’
Olay ile ilgili açılan davanın ilk duruşması bugün Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanık Kalyon ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada dinlenen tutuklu sanık Kalyon, olaydan 10 ay önce 1 milyon 600 bin TL bedelle daha önce aynı iş yerinde birlikte çalıştıkları Aykut Canımoğlu’na oğlunun üzerine kayıtlı otomobilini sattığını belirterek, “Notere gidip eşinin üstüne arabayı aldırdı ve bana dekont göstererek oğlumun IBAN’ına parayı attığını gösterdi. Oğlumu aradım ancak ulaşamadım. Dekontu da gördüğüm için kendisine güvendim. Akşam olunca oğlumu tekrar aradım ancak oğlum bana hesaba para gelmediğini söyledi. Aykut’u arayarak durumu anlattığımda bana, saatin geç olması ve hafta sonu olması sebebiyle paranın havuza düşmüş olabileceğini söyledi” dedi.
’10 AY PARAMI ALAMADIM’
Pazartesi günü paranın yatmaması üzerine tekrar aradığını belirten Kalyon, “Adres ve isim yanlışlığı gibi sebeplerle paranın geri geldiğini, başka yere yatırım yaptığı için benden 5 gün müsaade istedi. Yine para gelmeyince bu sefer Aykut’un babası Mehmet’in evine gittim, durumu anlatınca bana ‘merak etme sonraki hafta paranı alırsın’ dedi. Bunu da kabul ettim. Sonra yine 1 ay müsaade istediler. Ben de parayı alamayacağımı anlayınca şikayette bulundum. 10 ay paramı alamadım” diye konuştu.
‘PARANI MAHKEMEDEN ALIRSIN’
Yaklaşık 10 ay sonra hastaneye giderken baba ve oğlunu gördüğünü de anlatan Kalyon durup yanlarına gittiğini, duruşmaya neden gelmediklerini sorduğunu söyledi. Aykut Canımoğlu’nun kendisine “Beni mahkemeye vermişsin. Paranı da mahkemeden alırsın. Belanı aramaya mı geldin? Bir daha seni burada görmeyeceğim” dediğini, babasının da oğlunu desteklediğini belirterek tartışma çıktığını anlattı. Kalyon, Mehmet Canımoğlu’nun kendisini iterek yere düşürüp sonra ilerlediğini, arabaya doğru giderken Aykut Canımoğlu’nun kendisine küfrettiğini ve tehditte bulunduğunu söyledi.
‘PARA İÇİN OLSAYDI 10 AY BEKLEMEZDİM’
Kalyon, kardeşiyle pikniğe gittiği için orada atış yapacakları için silahın yanında bulunduğunu belirterek, “Ben arabaya doğru giderken Aykut üstüme yürüyerek elini beline attı. Ben de belimden silahı çıkararak ateş ettim. Babası ve kendisinin silah taşıdığını bildiğim için bana zarar vereceklerinden korktum. Mehmet de elinde bir şeyle üzerime yürüyünce korkarak ona da ateş ettim. Şuurumu kaybettim. Silahım tutukluluk etmiş, kendimi de vurabilirdim. Keşke dolandırılmasaydım da bu olay olmasaydı. Kanser hastasıyım. Korkumdan böyle eylemde bulundum. Bu olay para için olmadı, para için olsaydı 10 ay beklemezdim, beni öldürecekler diye korktum. Ben can korkusuyla ateş ettim. Kanser hastasıyım” dedi.
Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu öne sürülen silahların varlığının araştırılmasına karar vererek duruşmayı erteledi. (DHA)
…

Kadın hakimi vuran savcının savunması 'pes' dedirtti: Aşk kuyusundan çıkamadım, istesem öldürürdüm

Kadın hakimi vuran savcının savunması ‘pes’ dedirtti: Aşk kuyusundan çıkamadım, istesem öldürürdüm

İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Muhammed Çağatay Kılıçaslan, 13 Ocak’ta 23. Ceza Dairesi Hakimi Aslı Kahraman’a, odasında ziyaret ettiği tartışma sonraı silahla ateş edip yaraladı. Savcı Kılıçarslan, ikinci kez ateş etmek istediği sırada ise odada bulunan Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü çaycı Yakup K. tarafından müdahale edildi. Hakim Kahraman olaydan yaralı olarak kurtulurken savcı Kılıçarslan hakkında ‘kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal’, ‘silahla ve zincirleme şekilde tehdit’, ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek’ ve ‘ısrarlı takip’ suçlarından, 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talebiyle dava açılmıştı.
İlginizi Çekebilir
Davanın ilk duruşması İstanbul Adliyesi 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, hakim Aslı Kahraman ve tarafların avukatları katıldı.
‘AŞK ÇIKRIĞI OLMAYAN BİR KUYUYA BENZER’
Kılıçaslan savunmasında, “Ben hatalarımın bedelini ödemeye hazırım. Geldiğimiz noktada bana bunun fazlası ödetilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni de Cumhuriyet Savcısı olmam. Sözlerime başlamadan önce de onu da yıpratmak istemiyorum. Müştekiden de burada özür dilemek istiyorum. Müşteki ile nisan sonu gibi tanıştık. Hakime hanımın duruşma savcısı ile sorunlar yaşaması ile kendisinin mahkemesine görevlendirildim. Öncesinde tanımıyordum kendisini. Mayısın ilk haftasında duruşmalara çıkmaya başlayınca aramızda duygusal bir yakınlık oldu. Bu zamanla ilerledi daha da bağlandık birbirimize. Sosyal ve medeni hallerimizin el vermemesine rağmen bu bizi durdurmadı. Kendisinin başka bir mahkemeye tayini çıktı, birlikte tatile gittik. Bu tatilde hamile olabilir gibi söylemlerde bulunmuştu. Bu tatilden sonra hamile olduğunu öğrendik. Benim müşteki ile evlenme gibi isteğim vardı. Nisan ve mayısta yaşadığımız hadiseler evlilik kararından beni soğutmuştu. Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer. Ben de çıkamadım. Kendisine bebeği aldırma konusunda baskı yapmadım, evlenme teklifinde de bulunmadım. Kürtaj olmasının ardından ciddi bir psikolojik baskı gördüm. Kendisi İzmir’e gitti bana bazı mesajlar attı. Bana kötü niyetlerle yaklaşmadı. O da bana aşık oldu, hamile kaldı sonuçta. Yanlış hatırlamıyorsam tatilimizin ardından istinaf mahkemesinde görevine başladı” dedi.
‘Futbolda bahis’ soruşturması: Mert Hakan Yandaş için karar verildi

‘DÜŞTÜĞÜ AŞK ÇUKURUNDAN ÇIKAMADI’
Sanık savunmasının devamında, “Kendisi orada yalnız bırakıldı. Kürtaj olayı ve dairesinde yaşadığı hadiseler nedeniyle bu sorunla ilişkimize yansıdı. Herhangi bir faaliyette bulunmadım. Sonraki süreçte müştekinin evine gittiğimde biraz sohbet ettik ve tekrar hamile kaldığını söyledi. Ben orada doğrusu biraz şaşırdım. Burada onu da suçlamak istemiyorum. Olayın sıcaklığı ve düştüğü aşk çukurundan çıkamadı o da. Söyleme şekli de beni hazırlama şeklinde değildi. Hamilelik hadiseleri bu şekilde yaşandı. Bugün burada yalan söylemeyeceğim. O mesajları ben attım. Gitmesini istediğimi söyledim. Kendisi beni tersledi. İkinci gebeliğin de doğru olduğuna ve çocuğun benden olduğuna inanıyorum. Daha sonra aramızda hararetli bir tartışma oldu. Kendisine asla vurmadım. Kendisi bana çok vurdu. Alnıma yumruklar attı. Odaya kahramanımız çaycı girdi. Hakime hanım çaycıya bana saldırıyor deyince çaycı bana müdahale etmeye çalıştı. Hakime hanımla aramıza girdi. Çekildim cep telefonumu aldım. Çaycı 30 saniyelik olayda 4-5 tane yalan söylüyor. Müştekinin çantasına doğru yöneldiğini ve bana silah çıkaracağını düşündüm. Tabancayı gören çaycı çekildi zaten. Tabancayı aşağıya doğrulttum. Tabanca ile ilk atışımı yaptım. İlk atışta vurulmadığına eminim. Kendisi bacağından yararlandı. Çantasına hamle yapmaktan vazgeçmemesi ile silahımın namlusunu yine doğrulttum. Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Savcıyım, suçumun ne olduğunu biliyorum” dedi.
Aydın Köşk Belediye Başkanı Güler disipline sevk edildi
‘ÖLDÜRMEK İSTESEM KAFASINA TEK KURŞUNLA ÖLDÜREBİLİRDİM’
Kılıçarslan “İnsanın aklıyla alay ediliyor. Cezaevine gitmemin ardından çokça destek mesajı aldım. Biz kötü insanlar değiliz, yanlış şeyler yaptık. Kastım öldürme olsa kafasına tek kurşunla öldürebilirim. Tanığı da öldürmek istemedim. Aramızda çok kısa bir mesafe var. Hatalıyım ama kendisinden özür diliyorum. Bir insanın hatalarını ödetmeye çalışmanın ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Tutukluluk sürem hayli uzamıştır. Güvenlik gerekçeleriyle şehir dışındayım. Tutukluluk anlamında doldum. Ben artık bu olaydan sıyrılmak ve olayı unutmak istiyorum. Hatalarımın bedelini kat be kat ödeyeceğim. Hakkımda bir ihraç kararı çıkmadı. Müşteki beni iyi tanır. Aklım ve sıhhatim yerinde olduğu sürece müştekinin bu olayı unutmasını diliyorum” dedi.
‘BENİ SÜREKLİ RAHATSIZ ETMEYE DEVAM ETTİ’
Aslı Kahraman savunmasında “Sanık ilişkinin bittiğini kabul etmemesine rağmen beni sürekli rahatsız etmeye devam etti. Kendisini engellememe rağmen bu sefer de iş yerime gelmeye başladı. Kendisi ile tekrar görüşme talebim olmadı. Evimde hırsızlık olduğunu fark ettim. Zaman zaman bunları sayarım. Tatilin ardından eksiklik olduğunu fark ettim. Mutfakta kullandığım keskin bir bıçak vardı. Onun kaybolduğunu fark ettim. Altınlarımı da sayarken eksiklik olduğunu fark ettim. Valizin kapağının kesildiğini fark ettim. Çanta içerisinde arabamın yedek anahtarı da vardı onu da almış kendisi. İçerisindeki harici bellekte geçmişim var. Onların hepsi çalınmıştı. Bütün işaretler beni sanığa yönlendirdi. Reddetti kendisi ama şikayetçi olacağımı söyleyince bana pasaportumu getirdi. Hırsızlığı onun yaptığını anladığımı söyleyince sürekli odama geldi” dedi.

26 yaşındaki genci ölüme sürükleyen neden ortaya çıktı! İnsan zinciri yetmedi
HAKİM OLAY GÜNÜNÜ ANLATTI
Kahraman savunmasının devamında, “Olay günü sabah saatlerinde odama vardım. Dahili telefonum çalmaya başladı. Numaranın gözükmemesinden onun aradığını anladım. Telefonun fişini çıkarttım. Zaten onun aramalarından telefonun fişini çekerek çalışıyordum. Beni yeniden arayınca odada hâkim bey olduğu için telefonu açtım. Yine tehdit etmeye başladı. Beni buradan kovmaya çalışıyordu. O sırada hâkim bey kapıya kadar geldi. Sanık hemen önümdeydi. Odanın şeklini de dosyaya sunabilirim. O benim önümde durduğu sürece geçemiyorum. Kalemi arayıp güvenlik çağıracaktım. Kalemi aramaya çalıştığım sırada sanık arkamdan telefonu kapatıp elimi ve kolumu arkadan birleştirdi. Baktım güç yettiremiyorum. O sırada silahını çıkardı. Sanığın ateş edeceğini hiç düşünmedim. Biraz daha sakinledim. Silahı beline soktu. O sırada çaycı geldi. Bana saldırıyor dedim ona. Çaycı da bize doğru yaklaştı ve bizim aramıza girdi. Sanığı geriye doğru ittirmeye başladı. Tekrar çıkmamaya başlayınca kalemi aradım. Önümü döndüğümde tabanca tekrar elindeydi. Bana hangi eliyle ateş ettiğini görmedim. O sırada ilk atış sesi geldi. Kasığımdan girip duvarı delmiş mermi. Şaşkınlıkla vuruldum diye bağırdım. Bütün gücümle imdat diye bağırmaya başladım. Sonrasında da hastaneye intikal ettirildim. Sanığın geri planda nasıl oyunlar çevirdiğini bilmiyordum. Sanık zaten olayın en başından bugüne ‘Bana şantaj yapıyor’ gibi iftiralarda bulunmuş. Bunların duyulduğunu öğrendim. O yüzden hiç planlı değildi falan demesin. Sanığın dijital incelemesinde çıkan Aslı yazılı dosyanın içindeki her şey benim evimdeki bellekten çalınan fotoğraflardan oluşuyor. Bu hususta hırsızlıktan da bir ihbarda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Sanık akıllı, savcı da olduğu için suçlamaları biliyor” dedi.
Yer: Bartın! ‘Elimde bomba var’ diye bağıran kişi gözaltına alındı
‘ÇILDIRMIŞ VAZİYETTEYDİ’
Olay günü hakimin odasına girerek savcının elinden silahı alan hükümlü çaycı tanık Yakup Karadağ, “Aslı hakim yardım istedi. Araya girdim, savcı olduğunu söyledi. ‘Saldırabileceğin anlamına gelmiyor’ dedim. Ateş etmeye başladı, çıldırmış vaziyetteydi” dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma eksik hususların giderilmesi için 12 Haziran’a ertelendi….