BIST 100
11.165,44 0,13%
DOLAR
49,8382 0,04%
EURO
55,6579 0,14%
GRAM ALTIN
6.461,17 -0,87%
BITCOIN
80.166,00 -1,34%
FAİZ
39,50 -0,23%
GÜMÜŞ GRAM
84,57 -2,26%
GBP/TRY
66,5380 0,18%
EUR/USD
1,1143 -0,10%
BRENT PETROL
109,87 -0,45%
ÇEYREK ALTIN
10.564,01 -0,87%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
20 °

Son Yazılarım

57’nci Alay’ın bilinmeyen töreni ortaya çıktı! Atatürk’ün o mektubu ilk kez görüldü

57’nci Alay’ın bilinmeyen töreni ortaya çıktı! Atatürk’ün o mektubu ilk kez görüldü

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, Çanakkale Kara Savaşları’nın kahraman birliği 57’nci Alay Sancağı için verilen altın ve gümüş imtiyaz ile harp madalyalarının hangi şartlarda ve nasıl bir törenle takıldığı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün törene gönderdiği mektubun arşiv belgelerinin ortaya çıkarıldığını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı bünyesinde yürütülen ‘Şehit Bilgi Kapısı Projesi’ kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla Çanakkale Kara Savaşları’nın kahraman birliği 57’nci Alay Sancağı için yapılan madalya törenine ait arşiv belgelerini gün yüzüne çıkarıldı. Söz konusu belgelerle 57’nci Alay Sancağı’na altın ve gümüş imtiyaz ile harp madalyalarının hangi şartlarda ve nasıl bir törenle takıldığı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün tören günü yazdığı mektubun ortaya çıktığı belirtildi.

‘ANCAK BU TÖRENLE İLGİLİ BİLGİLER İLK DEFA ORTAYA ÇIKMIŞTIR’
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Arıburnu bölgesindeki en önemli kuvvetlerden birini 57’nci Alay’ın oluşturduğunu belirtip, “Bu alay Çanakkale muharebeleri esnasında aynı zamanda en çok şehit veren alaylarımızın başında gelmektedir. 57’nci Alay’ın bu kahramanlığı üzerine bizzat alay komutanı tarafından 5 Mayıs 1915’te bir yazı yazılarak alayın sancağına madalya takılması için talep oluşturulmuştur. Hatta bu talep esnasında göndermiş olduğu yazıda alay komutanı, tümen komutanına, alayın kahramanlığının bölgede bulunan diğer alaylar tarafından da kabul edilmiş olduğunu söylemiştir” dedi.

Harbiye Nezareti’nin alay sancağına madalya takılması talebini muharebenin devam etmesi nedeniyle ancak muharebenin sonuna yaklaşılan 27 Aralık 1915 tarihinde bir yazıyla onayladığını gördüklerini belirten Doç. Dr. Borlat, “Nitekim alay sancağının Çanakkale Muharebesi esnasında özel muhafız birliği tarafından korunması için azami özen gösterilmiş.

Hatta bu özeni göstermeyenlerin bu süreç esnasında cezalandırılmış olduğunu göreceğiz. Muharebeler bittiğinde ise 57’nci Alay’ın sancağına bir madalya takılması için töreni gerçekleştirilmiştir. Ancak bu törenle ilgili bilgiler ilk defa ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar böyle bir madalya takılma sürecinin varlığı bilmesine rağmen Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından yapılan arşiv çalışması esnasında tümenin bütün belgeleri incelenmiş ve bu esnada alaya Keşan’ın Çelebi köyünde madalya takılmasına dair tören programı ortaya çıkmıştır” dedi.

‘ASKERLERİMİZİN RUHUNA DUA EDİLMESİ ÖNGÖRÜLMÜŞ’
Törenin Çanakkale muharebelerinin yıl dönümü olan 25 Nisan 1916’da gerçekleştirilmiş olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Borlat, tören programı ile ilgili şu bilgilere yer verdi:
“Kolordu komutanı bizzat kendisi törene katılacak. Aynı zamanda tümenin bağlantılı olduğu 57’nci Alay, 72’nci Alay, 77’nci Alay ve süvari birliklerinden göndermiş olan merasim askerleri de bu törende yerini alacaklardı. Tören programına göre alay sancağı orta kısımda duracak. Kolordu komutanı bizzat konuşmasıyla töreni başlatacak.

Aynı zamanda kolordu komutanından sonra Tümen Komutanı Şefik Aker, bizzat gelerek 57’nci Alay’ın Çanakkale Muharebesi esnasındaki rolünü anlatacak. Ardından başka bir askerse şehitlerimizi anmak amacıyla bir konuşma icra edecektir. Bu konuşmalardan sonra ise alay müftüsü tarafından askerlerimizin ruhuna bir dua okunması öngörülmüş.”

‘MUSTAFA KEMAL MEKTUBUNDA 57’NCİ ALAY’IN CEPHEDEKİ KAHRAMANLIĞINI ANLATMIŞ’
Törenin en önemli detaylarından birinin de Mustafa Kemal Atatürk’ün törene çağırılması olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Borlat, “Ancak Mustafa Kemal bu esnada 16’ncı Kolordu Komutanlığı nedeniyle Silvan’da bulunduğu için kendisi törene katılamamış. Bunun yerine törene bir mektup göndermiştir. Bunun Mustafa Kemal’in ilk defa ortaya çıkan mektuplarından birisi olduğunu göreceğiz. Mustafa Kemal bu mektubunda 57’nci Alay’ın Çanakkale Cephesi’ndeki kahramanlığını anlatmış. Aynı zamanda Alay’ın şehitlerinin ruhlarına Fatiha okunmasını istemiştir. Nitekim Atatürk’ün göndermiş olduğu mektupta Çelebi köyünde yapılan tören esnasında askerlerimize okunmuş. Böylece başlayan Çelebi köyündeki törenin son kısmında dualar edildikten sonra askerlere eğlence düzenlenmiş. Askerler diz çökmek suretiyle ortada bir yuvarlak oluşturmuşlar. Etrafında ise değişik oyunlar oynanmak suretiyle askerlerimizin töreni sonlandırmış. Ele geçiren bu belgeler sayesinde biz 57’nci Alay’ın Çanakkale Cephesi’ndeki rolünün ortaya çıkmasının yanı sırada sancak törenini de ilk defa ortaya çıkarmış olduk” diye konuştu.

Eski hakemlerden Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin tartışmalı pozisyonlarına son nokta! ‘Ciddi bir hata’
Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dönemin emniyet müdürü ifadeye çağrıldı…

Hakim çifti yıkan olay! 2,5 yaşındaki çocukları ‘çilek’ yüzünden hayatını kaybetti

Hakim çifti yıkan olay! 2,5 yaşındaki çocukları ‘çilek’ yüzünden hayatını kaybetti

Olay, dün akşam saatlerinde meydana geldi. Kırşehir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Hamza Türker ve Hakim Berna Saçan Türker’in 2,5 yaşındaki oğulları Mustafa Kemal Türker’in yediği çilek nefes borusuna kaçtı. Ailenin, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber vermesiyle adrese sağlık ekipleri sevk edildi.
İlginizi Çekebilir
Küçük çocuk, sağlık ekibinin müdahalesinin ardından Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Türker, burada doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı.
Otopsi işlemlerinin ardından Mustafa Kemal Türker için Kırşehir Ahi Evran Camii’nde tören düzenlendi. Törene Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan, HSYK 1’inci Daire Başkanı Turan Kuloğlu, HSYK Başkan Vekili Fuzuli Aydoğdu, savcılar ve hakimler, daire müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Türker’in cenazesi, kılınan namazın ardından Mersin’e gönderildi.

Yetiştirme yurdundan kabin memurluğuna! ‘Kendime ait diyebileceğim bir yer yoktu’

BAKAN GÜRLEK’TEN TAZİYE MESAJI
Adalet Bakanı Akın Gürlek de sanal medya hesabından aile için dün taziye mesajı yayımladı. Bakan Gürlek mesajında, “Kırşehir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanımız Sayın Hamza Türker ve Kırşehir Hakimimiz Sayın Berna Saçan Türker’in kıymetli evlatları Mustafa Kemal Türker’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Evlat acısı, tarifi en zor imtihanlardan biridir. Bu büyük kaybın acısını yürekten paylaşıyorum. Merhum evladımıza Yüce Allah’tan rahmet; başta kıymetli meslektaşlarımız olmak üzere ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerine yer verdi.
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dönemin emniyet müdürü ifadeye çağrıldı…

Şişhane’de korkunç kaza! Motosiklet durağa daldı: 1 ölü, 3 yaralı

Şişhane’de korkunç kaza! Motosiklet durağa daldı: 1 ölü, 3 yaralı

Şişhane’de Yusuf A. (36) yönetimindeki otomobilin çarptığı motosiklet sürüklenerek otobüs durağında bekleyenlerin arasına daldı. Kazada motosiklet sürücüsü Rıdvan Acar (37) hayatını kaybetti, motosiklette bulunan Betül Ü. (23) ile yaya Nazlı Eylül A. (20) ve Arda Y. (19) yaralandı. Sürücü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı.
İlginizi Çekebilir
Kaza, 20 Nisan Pazartesi günü saat 22.30 sıralarında Şişhane Bedrettin Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Yusuf A. yönetimindeki 34 FLA 78 plakalı araç, caddede ilerlediği sırada aynı yönde seyreden Rıdvan Acar yönetimindeki 34 KUT 519 plakalı motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklet sürüklenerek otobüs durağında bekleyen yayaların arasına daldı.

MOTOSİKLET DURAĞA DALDI
Kazada motosiklet sürücüsü Rıdvan Acar ağır yaralandı. Motosiklette yolcu olarak bulunan Betül Ü. ile durakta bekleyen Nazlı Eylül A. ve Arda Y. yaralandı.

İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Rıdvan Acar, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Acar tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yaralılardan Betül Ü. Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi’ne, Nazlı Eylül A. ile Arda Y. ise Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralıların hayati tehlikelerinin olmadığı öğrenildi.

SÜRÜCÜ TUTUKLANDI
Diğer yandan gözaltına alınan otomobil sürücüsü Yusuf A.’nın yapılan kontrollerde alkolsüz olduğu belirlendi. Sürücü işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan Yusuf A. ‘Taksirle öldürme’ suçundan tutuklandı.

Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dönemin emniyet müdürü ifadeye çağrıldı
Trump’ı hedef alan saldırganın notlarında İran detayı! Washington’da ‘en kötü senaryo’…

AK Parti'li Ömer Çelik'ten 27 Nisan e-muhtırası açıklaması

AK Parti’li Ömer Çelik’ten 27 Nisan e-muhtırası açıklaması

Çelik, üzerinden 19 yıl geçen 27 Nisan e-muhtırasına ilişkin, açıklamalarda bulundu. O günlerde askeri ve yargı vesayetinin bütün karanlığıyla Ankara’nın üzerine çöktüğünü vurgulayan Çelik, o günleri yaşamayan biri için bugünden bakarak o günleri anlamanın zor gelebileceğini söyledi.
İlginizi Çekebilir
Günümüzde Cumhurbaşkanı başkanlığında Kabine Toplantılarının yapıldığını, bu toplantıların siyasetin merkezinde yer aldığını ve gözlerin bu toplantıda yapılacak değerlendirmelere, alınacak kararlara çevrildiğini ifade eden Çelik, “Ama o günlerde böyle değildi. Bütün merkez, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarıydı. Çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplantıları, askeri vesayetin siyaset yapma alanıydı.” dedi.
“HÜKÜMET OLARAK NE KARAR ALIRSANIZ ALIN, MGK’DE ONA AYAR VERİLİYORDU”
Ömer Çelik, söz konusu tarihlerde sistematik olarak Anayasa’nın üzerine Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin konulduğunu, başbakanın üzerine vesayetçi bir cumhurbaşkanlığının kurgulanmaya çalışıldığını belirterek, “Seçilmiş iktidarın vatandaştan aldığı oyu, siyasi iradesini kadük hale getirmek için Milli Güvenlik Kurulu’nda yapılan siyasetler vardı. Yani siz hükümet olarak ne karar alırsanız alın, Milli Güvenlik Kurulu’nda ona bir şekilde ayar veriliyordu, yönü değiştiriliyordu. Türkiye’de bunun doruk noktası, bu muhtıra geleneğidir.” ifadesini kullandı.
Muhtıralar yoluyla hükümetlerin siyasi olarak tamamen işlevsiz bırakıldığını, onun bir kabuk, şekil haline getirildiğini, milletten aldığı iradenin elinden alındığını dile getiren Çelik, bunun bir sonraki aşamasının da darbe olduğunu kaydetti.
AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti: “Askeri muhtıra, Türkiye’de siyasi iradenizi vesayet makamlarına teslim etmezseniz doğrudan silahlı müdahaleyle karşılaşırsınız demenin bir başka çeşidiydi. Dolayısıyla muhtıra, Türkiye’de demokratik hayatı son derece zehirleyen, tahrip eden, berhava eden, işlevsiz kılan kötü bir geleneğin önemli enstrümanlarından maalesef bir tanesiydi. Buna karşı da Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet direnemedi. İşte 27 Nisan’ın önemi nedir? İlk defa Cumhuriyet tarihinde bir Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti hükümeti bu muhtıraya direnmiştir. Buna aslında muhtıra da dememek lazım. Çünkü bir muhtıra vermek istediler. Hükümet direnince o, kağıt parçası oldu. Yani bu, hesap edilmemiş bir şeydi ve Türk siyasi hayatında bir ilkti.”
Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dönemin emniyet müdürü ifadeye çağrıldı
“HÜKÜMETİN CEVAP VERMESİYLE BÜTÜN DENKLEM TERSİNE DÖNDÜ”
AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından uzun süre muhtıra geleneğinin kesintiye uğradığını hatırlatan Çelik, “Hatta o gece bizi arayan bazı gazeteci arkadaşlarımız, ‘Uzun zamandır askeri vesayetin susmuş olan faks cihazları bu gece çalışmaya başlayacak’ demişlerdi. Biz de zaten o şekilde haberdar olmuştuk. Cumhurbaşkanımızı, o zaman Sayın Başbakanımızı bu şekilde haberdar etmiştik. Ama tabii hesap edilmeyen şey şuydu, muhtıra zihniyetine bir hükümetin cevap verebileceği hiç düşünülmemişti. Dolayısıyla demokrasinin, seçilmiş iradenin üzerinde büyük bir karanlık oluşturmaya çalışırken hükümetin cevap vermesiyle bütün denklem tersine döndü ve muhtıra olarak kurgulanan şey, bir kağıt parçasına döndü.” diye konuştu.
Dönemin Genelkurmay Başkanı ve etrafındaki ekip tarafından kurgulanan söz konusu e-muhtırada, Cumhurbaşkanının ve milli eğitim politikasının nasıl olması gerektiğine kadar geniş yelpazede ifadeler yer aldığını anımsatan Çelik, şu açıklamalarda bulundu:
“Ama esas olan şudur, birincisi, o günden sonra muhtıra geleneği bir daha dirilmemek üzere bitmiş oldu. İkincisi, askeri vesayet, Türkiye’de her zaman dış destekli bir kurgu olarak, demokrasimizi bir tahrip kalıbı olarak yönetmiş bir şeydi. Çok iyi hatırlıyorum, mesela 28 Şubat dönemi, AK Parti’ye açılan kapatma davası dönemlerinde o dış bağlantıyı net bir şekilde görebilirsiniz. Bu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne de haksızlık eden, saygısızlık eden bir yaklaşımdı. Dolayısıyla o gece Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olarak direnmesi ve hükümetin, AK Parti’nin, milli iradenin topyekun direnmesi, sivil toplumun buna destek vermesi, bazı siyasi partilerin doğru bir tutum sergilemesi, muhtıra girişiminde elde edilmeye çalışılan sonucu altüst etti.”
“HEM MUHTIRA VERMİŞLER HEM DE TELEFONLARA ÇIKMAKTAN KAÇIYORLAR”
O gecenin, bugün anlattığı kadar rahat olmadığını vurgulayan Çelik, “Yani Ankara’nın üstüne çökmüş en kesif karanlığın olduğu, işin sonucunun nereye evrileceğinin tahmin edilemediği bir tabloydu. Ama o gece gösterilen kararlılık yani Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade, milletin seçilmiş iradesini herhangi bir vesayet odağına teslim etmeme konusunda net tutumu ve bedeli ne olursa olsun bunu ödemeye hazır olma tablosu, bu durumu ortaya çıkardı. Aslında o, Türkiye’nin demokrasi tarihinde, Cumhuriyet dönemindeki siyasi tarihimizde demokrasi ve sivil siyaset lehine devrimci dönüşümün, pozitif dönüşümün en önemli dönemeçlerinden bir tanesidir.” görüşünü paylaştı.
Çelik, o geceye dair şunları aktardı: “Muhtırayı verenlere o gece hesap sorulmak isteniyor. Yani Başbakanlık ‘Siz böyle bir muhtırayı nasıl verirsiniz’ demek için arıyor. Fakat onlar, hem muhtıra vermişler hem de telefonlara çıkmaktan kaçıyorlar. 15-16 saat boyunca böyle bir kaçma durumları oldu. Hükümetin cevap vereceği duyurulunca ortaya çıkmaya çalıştılar. Yani görüyorsunuz aslında ne kadar niteliksiz, ne kadar çirkin, Türk demokrasisine ne kadar büyük bir saygısızlık yapan maalesef kötü bir gelenek oluşmuş ve bu yıllarca devam etmiş. Türkiye’de millet iradesiyle iktidara geliyorsunuz, askeri vesayet iradesiyle iktidardan gidiyorsunuz gibi bir tablo vardı. Geçmişte bunun birçok örnekleri görülmüştü. O kötü gelenek, demokrasiye, milli iradeye musallat olan saygısızlık o gece bitirilmiştir.”
İSİM LİSTESİ TOKİ KURA SONUCU SORGULAMA İSTANBUL: TOKİ İstanbul çekilişi bitti mi, devam ediyor mu? 27 Nisan TOKİ İstanbul kura çekimi canlı yayın nasıl izlenir?
Eski hakemlerden Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin tartışmalı pozisyonlarına son nokta! ‘Ciddi bir hata’…

SON DAKİKA GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ: Soruşturma derinleşiyor! İşte ifadeye çağrılan yeni isim

SON DAKİKA GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ: Soruşturma derinleşiyor! İşte ifadeye çağrılan yeni isim

Tunceli’de güvenlik güçleri, 5 Ocak 2020’den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun cesedinin bulunması için kırsalda yoğun arama çalışması yürütüyor.
Eski hakemlerden Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin tartışmalı pozisyonlarına son nokta! ‘Ciddi bir hata’
GÜVENLİK GÜÇLERİ KIRSALDA GÜLİSTAN DOKU’NUN İZİNİ SÜRÜYOR
Soruşturma kapsamında, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı koordinesinde, Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) ekipleri, kentin belirli noktalarında arama faaliyeti gerçekleştiriyor.

Dağlık ve ormanlık alanların yanı sıra kaya oyukları ile mağaraları arayan ekipler, şüphelendikleri noktaları yer altı görüntüleme cihazıyla kontrol ediyor. Ekipler, özellikle Mazgirt Peri Suyu bölgesi ve Pertek’in Koçpınar köyü çevresinde arama çalışmalarına ağırlık veriyor.

12 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Tunceli’de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku’dan (21) 5 Ocak 2020’den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır’dan Tunceli’ye gelerek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca “kasten öldürme”, “cinsel saldırı”, “suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi”, “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “suçu bildirmeme” ve “suçluyu kayırma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Soruşturmada, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı.

ESKİ EMNİYET MÜDÜRÜ İFADEYE ÇAĞRILDI
Son olarakGülistan Doku soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Yürütülen soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’in Erzurum’da ifadesi alınıyor. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrıldı. Yalova İl Emniyet Müdürü olan Delen, talimat üzerine Erzurum’a geldi. Delen’in Erzurum Adliyesi’nde ifade işlemleri başladı.
Tunceli’de 2019-2021 yılları arasında İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz Delen, 23 Ocak 2026’da Yalova İl Emniyet Müdürlüğüne atanmıştı.
TANIK SIFATIYLA İFADESİNE BAŞVURULACAK
Detayları CNN Türk Muhabiri Merve Tokaz aktardı; “Gülistan Doku cinayeti soruşturması tüm hızıyla devam ediyor. Soruşturmada her geçen gün yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Son gelişmelerden biri de dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’in ifadeye çağrılması. Dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
Tabii o dönemde en çok merak edilen nokta şuydu: Dönem içinde yaşanan bir takım hadiseler var. Hastane kayıtlarının silinmesi, Gülistan’ın günlerce barajda aranması, SIM kartın aileden alınarak valinin talimatıyla, savcılık ve emniyet pas geçilerek doğrudan Ankara’ya gönderilmesi gibi soruşturma safhasında yaşanan bir takım hadiseler de söz konusu olmuştu.
Bu iddialar da gündeme gelmişti. Ve bu iddiaların gündeme gelmesinin ardından dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü de ifadeye çağrıldı.
Şimdi neden peki Erzurum tarafından çağrıldı, onu açıklayalım ve neden tanık olarak çağrıldığını da açıklayalım. Soruşturma artık iki ayaklı devam ediyor. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından koordineli yürütülen bir soruşturmadan bahsediyoruz.
Ancak bu soruşturmada bazı isimler var. Kim bunlar? Kamu görevlisi statüsünde, özel yetkiye sahip isimler. Örneğin dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel bu isimlerden bir tanesiydi. Tunceli yetkili mahkeme olmadığı için, Erzurum yetkili mahkeme olduğu için bölgede Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ayrı bir dosya açıldı. Yine İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen de benzer şekilde özel statüye sahip bir isim olduğu ve kamu görevlisi sıfatını hâlen koruduğu için doğrudan şüpheli olarak ifadeye çağrılması durumu söz konusu olamıyor. Bu nedenle en azından bu aşamada tanık sıfatıyla ifadesine başvurulacak.
Kendisinden, o dönemde Tuncay Sonel’in ne gibi talimatları olduğu; Gülistan’ı arama çalışmalarında, özellikle şehrin tamamını gören K noktası kameralarının yönlerinin değiştirilmesi; daraltılmış baz kayıtları raporuna göre 4 Ocak’ta Gülistan’ın iki kişiyle konuştuğu, yanına iki kişinin geldiği, ancak bu esnada kameranın esrarengiz şekilde yön değiştirmesi gibi konular sorulacak.
Yine kamera kayıtları, SIM kart hadisesi ve hastane kayıtlarının silinmesi gibi iddialara ilişkin dönemin İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’in detaylı şekilde ifadesine başvurulacak.
“DELEN’LE İLGİLİ BİR ŞÜPHE OLUŞMASI DURUMUNDA GÖZLER İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDA OLACAK”
İlgili başsavcılık, o dönemde emniyetin Vali Tuncay Sonel’in talimatıyla hareket edip etmediğini de sorgulayacak. Soruşturmanın ilerleyen safhasında Yılmaz Delen’le ilgili bir şüphe oluşması durumunda gözler İçişleri Bakanlığı’nda olacak. İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınması hâlinde, Yılmaz Delen’in tanık statüsünden şüpheli sıfatına geçmesi de söz konusu olabilir.
Tutuklu isimler var, ifadeye çağrılan isimler var. Parçalanan bir araç var. Ankara Kriminal Büro’da o araç üzerindeki çalışmalar devam ediyor. Gülistan’a ait DNA izi aranıyor. Ve son olarak, Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir’in talimatıyla, dönemin İl Emniyet Müdürü tanık olarak dinlenecek.

Son dakika… TOKİ’den İstanbul’da kiralık konut hazırlığı: Piyasanın yarısına ev geliyor…

Çocukluk arkadaşına güvendi, bedelini ağır ödedi: 3 kez cezaevine girdi: ‘Hiç şüphelenmedim, hepsini teslim ettim’

Çocukluk arkadaşına güvendi, bedelini ağır ödedi: 3 kez cezaevine girdi: ‘Hiç şüphelenmedim, hepsini teslim ettim’

Adana’da yaşayan 2 çocuk babası Yasin Örsdemir, 2020 yılında çocukluk arkadaşı S.T.’nin, “Bize hesap lazım, sana da para vereceğiz” demesi üzerine güvenip IBAN’ını verdi. 1 ay sonra bankadan aranan Örsdemir, “Hesabınız dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılıyor” denmesi üzerine hesabını kapattırdı. Bir süre sonra da Örsdemir hakkında evine dolandırıcılıktan mahkeme evrakları gelmeye başladı.
İlginizi Çekebilir
Aradan geçen süreçte hakkında 70 dava açılan Yasin Örsdemir, bu davaların 52’sini kapattı ancak hakkındaki 18 davanın yargı süreci devam ediyor. Bu süreçte 3 kere cezaevine de giren Örsdemir, şimdi yeniden cezaevine girmemek için mücadele ediyor.
“HİÇ ŞÜPHELENMEDİM, HEPSİNİ TESLİM ETTİM”
Çocukluk arkadaşına güvendiği için başına gelmeyen kalmadığını belirten Örsdemir, “Çocukluk arkadaşım olduğu için güvendim. Bana hesap ve kartlarımı vermemi istedi. Hiç şüphelenmedim, hepsini teslim ettim. Sonrasında benim adıma Türkiye genelinde dolandırıcılık yapılmış. 52 dosya açıldı ve kapandı, şu an 18 dosyam halen devam ediyor. Toplamda 3 kez cezaevine girdim, 1 yıl yattım. Özel bir şirkette çalışıyordum, işimden oldum. Hem kendi aracımı hem de babamın aracını satmak zorunda kaldık” dedi.

“6 YILDIR BU DURUMLA UĞRAŞIYORUM”
Bazı dosyalardan beraat ettiğini ancak bazı dosyalarda ceza aldığını dile getiren Örsdemir, “Mahkemelerde bilirkişi raporlarında bile olayın içinde olmadığım, para çekmediğim, kimseyle görüşmediğim açıkça yazıyor. Buna rağmen ceza alıyorum. 6 yıldır bu durumla uğraşıyorum. Çalışamıyorum, iş bulamıyorum. Sabıkam olduğu için kimse işe almıyor” ifadelerini kullandı.
“2 ÇOCUĞUM VAR, ÇOK ZOR DURUMDAYIZ”
Kendisini bu sürece sürükleyen arkadaşının yurt dışına kaçtığını öne süren Yasin Örsdemir, “Şu an yurt dışında hayatını yaşıyor. Sadece benden değil, birçok kişiden hesap almış. Mahkemede herkes aynı kişiyi söylüyor. Mağdur biz olduk. Şu ana kadar yaklaşık 500 bin lira borç ödedik, 250 bin lira borcumuz kaldı. Çalışabilsem zararları karşılamaya devam edeceğim ama sabıkadan dolayı iş bulamıyorum. Sürekli cezaevine girip çıkıyorum. 2 çocuğum var, çok zor durumdayız” dedi.
2 dönümle başladı, 8 dönüme ulaştı! Koydukları her taş servete dönüştü: ‘Hem kendimiz hem de ülke kazanır’
“BEN YAŞADIM, ÇOK AĞIR SONUÇLARI OLUYOR”
Vatandaşlara da uyarıda bulunan Örsdemir, kimseye IBAN verilmemesi gerektiğini söyleyerek, “Kimse kimseye güvenip IBAN ya da kart vermesin. En yakınınız bile olsa vermeyin. ‘Küçük bir para atacağım’ deseler bile inanmayın. Ben yaşadım, çok ağır sonuçları oluyor. Bilseydim asla vermezdim, kandırıldım. Ben de mağdurum” dedi.
Cezaevinde benzer durumları yaşayan çok sayıda kişiyle karşılaştığını da anlatan Yasin Örsdemir, “Orada gördüğüm insanların çoğu aynı şekilde kandırılmış. Yaşlısı var, genci var. Herkesi bir tanıdığı bu işe sürüklemiş. Ben de bir arkadaş kurbanıyım” diye konuştu.
Şişhane’de korkunç kaza! Motosiklet durağa daldı: 1 ölü, 3 yaralı…