
Bergama’da Papatya Festivali
Yazan: Tahsin TUNA
Merhaba…
Ben Tahsin Tuna. Bu toprakların rüzgârını çocukluğumda yüzümde hissetmiş, taşına basarken tarihine saygı duymayı öğrenmiş bir Bergamalıyım. Kırk yılı aşkın süredir bu kentin sokaklarında yürürken, aslında sadece yolları değil; hatıraları, kokuları ve sessiz hikâyeleri de arşınladım.
Bugün size bir çiçeği anlatmak istiyorum.
Ama öyle sıradan bir çiçeği değil…
Sessizliğiyle konuşan, sadeliğiyle öğreten, kırılgan görünse de direnmeyi bilen bir çiçeği: papatyayı…
Çünkü papatya, bu toprakların kalbidir.
Bergama, Galenos ve Papatyanın Şifası
Bergama denince akla yalnızca taş yapılar, antik tiyatrolar gelmez…
Bu toprakların bir de görünmeyen yüzü vardır: şifa.
Ve o şifanın en büyük temsilcilerinden biri, Galenos’tur.
Asklepion’un taş yollarında dolaşırken, onun ayak izleri hâlâ hissedilir. Bitkileri sadece incelemezdi; onları dinlerdi. Her yaprağın, her kökün bir dili olduğuna inanırdı.
Papatya…
Onun için sadece bir çiçek değildi.
Bir yarayı saran el, bir ateşi düşüren nefes, bir ruhu sakinleştiren dokunuştu.
Bugün bilim, papatyanın içindeki maddeleri isimlendiriyor.
Ama Galenos, onu çok daha önce tanımlamıştı:
“Toprağa düşmüş bir güneş parçası…”
Bergama’nın bereketli toprağında açan her papatya, aslında geçmişten bugüne uzanan bir şifa köprüsüdür. Bir annenin çocuğuna demlediği çayda, bir yaşlının yorgun akşamında, bir hastanın sabırla bekleyişinde hep o vardır.
Neden Papatya Festivali?
Bir şehrin ruhu, seçtiği simgelerde saklıdır.
Peki Bergama neyi anlatır?
Direnmeyi…
Yeniden doğmayı…
Köklerine tutunmayı…
Tıpkı papatya gibi.
Üzerine basılır…
Ama ertesi bahar yine açar.
Rüzgâr savurur…
Ama yine yüzünü güneşe döner.
İşte bu yüzden bir Papatya Festivali, sadece bir etkinlik değildir.
Bu; geçmişe bir selam, doğaya bir teşekkür ve geleceğe bırakılan bir emanettir.
Bu festivalde;
Doğa yeniden hatırlanacak…
Tarih yeniden anlatılacak…
Unutulan şifa yeniden dile gelecek…
Çocuklar papatyayı sadece koparmayı değil, korumayı öğrenecek.
Gençler, bu toprakların yalnızca taş değil; aynı zamanda bir “yaşam bilgeliği” taşıdığını fark edecek.
Papatyanın Hikâyesi: Güneşin Yerdeki İzi
Derler ki…
Papatyalar gökyüzünden düşen küçük güneş parçalarıdır.
Her biri, toprağa değdiği yerde ışık olur.
Her biri, karanlığa karşı sessiz bir direniştir.
Asklepion’un kutsal yolunda yürüyen hastalar, daha tedavi başlamadan önce iyileşmeye başlardı.
Çünkü ayaklarının altında papatyalar vardı…
Ve o papatyaların kokusunda umut gizliydi.
Bugün biz papatyayı “seviyor-sevmiyor” diye koparıyoruz belki…
Ama aslında o, çok daha derin bir şey fısıldar:
“Sevgi, sabırdır.
Sadakat, kök salmaktır.
Şifa, doğaya kulak vermektir.”
Sonuç Olarak…
Gelin…
Birlikte papatyaların arasından yürüyelim.
Bir çiçeğin kokusunda çocukluğumuzu bulalım,
Bir yaprağın titreyişinde geçmişimizi hissedelim.
Bergama sadece bir şehir değil;
Yaşayan bir hafızadır.
Ve o hafızanın en zarif cümlesi, papatyadır.
Bizlere düşen görev;
Bu kentin sadece taşını değil,
Toprağındaki mucizeyi de anlatmaktır.
Çünkü her papatya, kulağımıza aynı şeyi fısıldar:
“Şifa uzağında değil…
Sadece bakmayı unutma.”
📍 Etkinlik: Bergama 2. Galenos Festivali
📅 Tarih: 15 – 17 Mayıs 2026
📌 Yer: Bergama
Sevgiyle kalın…
Şifayla kalın… 🌼

