BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,8971 -0,02%
EURO
53,4927 0,23%
GRAM ALTIN
6.644,82 1,02%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,78 1,43%
BITCOIN
73.074,00 -2,76%
GBP/TRY
61,6967 0,10%
EUR/USD
1,1655 0,25%
BRENT
93,64 -0,69%
ÇEYREK ALTIN
10.864,28 1,02%
İzmir Hafif Yağmur
İzmir hava durumu
25 °

Son Yazılarım

Adana’da akılalmaz hırsızlık! Ayakkabılıktaki anahtarı alıp eve girdiler, 60 bin TL ve altınları çaldılar

Adana’da akılalmaz hırsızlık! Ayakkabılıktaki anahtarı alıp eve girdiler, 60 bin TL ve altınları çaldılar

Sadece birkaç saatliğine evden çıktı, geri döndüğünde hayatının şokunu yaşadı. Adana’da genç bir anne, çocukları için bıraktığı anahtar yüzünden mağdur oldu. 3 kadın, anahtarı alıp eve girdi ve birikmiş para ile altınları alarak izlerini kaybettirdi.
AYAKKABILIĞA BIRAKILAN ANAHTARLA EVE GİRDİLER
Olay, 21 Nisan’da Yüreğir ilçesi 19 Mayıs Mahallesi’nde meydana geldi. İnternet üzerinden satış yaparak geçimini sağlayan 2 çocuk annesi Nazlı Tören, çocuğunu dil ve konuşma terapistine götürmek üzere evinden ayrıldı. İddiaya göre; bu sırada eve gelen 3 kadın, kapı önündeki ayakkabılığın içine bırakılan anahtarı alarak içeri girdi.
YATAK ODASINDAKİ ALTINLARI ÇALDILAR
Şüpheliler, yatak odasında bulunan 9 Cumhuriyet altını ile 60 bin lirayı çaldıktan sonra evden ayrıldı. Eve dönen Tören, altın ve parasının yerinde olmadığını fark edince durumu polise bildirdi. Nazlı Tören, şüphelendiği 3 kadının güvenlik kamerasına da yansıdığını belirterek şikayetçi oldu.
‘PARAYI BANKADAN ÇEKİP, DOLABIMA KOYDUM’
Nazlı Tören, olay günü çocuğuyla birlikte dışarıda olduğunu belirterek, “65 bin TL parayı bankadan çekip, evde bulunan dolabıma koydum. Sabah ihtiyacım olduğu için 5 bin TL’sini alarak evden ayrıldım. Eve geldiğimde dolabımın açık olduğunu gördüm. Dolabı kontrol ettiğimde 60 bin TL ile 9 Cumhuriyet altınımın yerinde olmadığını fark ettim. Bunun üzerine polise ihbarda bulundum” dedi.
‘ÇOCUKLARIMIN RIZKINI ALDILAR’
Tören, “Saat 14.20 sıralarında kayınbiraderimin oğlu sokağa geliyor ve o sırada evin önünden hızla uzaklaşan kişileri görüyor. Ben de eve gelip hırsızlığı fark ettikten sonra güvenlik kamerasını inceledim. Görüntülerde 3 kişinin yüzlerini kapatarak, kameradan saklanıp sokaktan ayrıldığı görülüyor. E-ticaret işiyle uğraşıyorum. O parayı toptancıya vermek için ayırmıştım. Maalesef binbir emekle biriktirdiğim parayı gelip çaldılar. Parayı çalanlarda hiç vicdan yok, kul hakkı nedir; bilmezler. Çocuklarımdan vakit kısarak bu işi yapıyorum. Çocuklarımın rızkını aldılar, hakkımı helal etmiyorum. Şüphelilerin yakalanmasını istiyorum” diye konuştu.

Dağda tek başına 12 yıl: Ailem oldukça varlıklıydı

Dağda tek başına 12 yıl: Ailem oldukça varlıklıydı

Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı kırsal Karatepe Köyü’nde 1969 yılında dünyaya gelen Davut Günel, 40 yaşlarına kadar köyde çiftçilik yapıp ailesi ile birlikte yaşadı. Bu süreçte hiç evlenmeyen Günel, 45 yaşlarında iken iddiaya göre güvendiği bazı kişiler tarafından haksızlığa uğradığını düşününce insanlarla birlikte yaşamaktan vazgeçip dağda babasından kalma bir araziye naylondan çadır kurup adeta Robinson Crusoe gibi tek başına yaşamaya başladı.

İnsanlara olan güvenini kaybedince dağlarda yaşamaya başladı!
Çevresinde sevilen ve iyi niyeti ile tanına Davut Günel’in bu durumunun haber olması üzerine yerel yönetimler ve bazı hayırseverler devreye girip Günel’in çadır kurduğu alana konteynır konulup alan yaşanabilir hale getirildi.
Yaklaşık 12 yıldır dağda tek başına yaşamını sürdüren Günel’in yaşadığı alan güneş paneli ile elektriğe kavuşturulup elektrikli ev aletleri de konuldu.
Kendisine yardımcı olan herkese teşekkür eden Davut Günel, yaşamını burada sürdürmeye kararlı olduğunu belirterek, günlerini ibadet yaparak geçirmeye gayret ettiğini belirterek, “Hayat bazen insanı tahmin etmediği yerlere sürükleyebiliyor. Ben de belli bir yaştan sonra böyle bir hayatı seçtim. Adeta kendimi yalnızlığa vurdum. Ama insanlar beni seviyormuş. Benimle ilgilendiler. Yardımcı oluyorlar. Yemeğimi veriyorlar. Su ihtiyacımı kışın yağmur suyu toplayarak karşılıyorum. Yazın ise bir şekilde su taşıyorum. Hayatımdan şikayetçi değilim” diye konuştu.
“NE MALINIZA NE DE ŞİRİN GÖRÜNEN ÇEVRENİZE GÜVENMEYİN”
Bir zamanlar köyün en varlıklı ailesinin oğlu olduğunu ancak insanoğlunun hayatta ne ile karşılaşacağını bilemediğini ifade eden Davut Günel, “Ailem oldukça varlıklı idi. Annem-babam hayatta iken köyümde yaşamaya devam ettim. Annem babam ölünce Köşk’te yaşamaya başladım. Bu süreçte ne kadar güvendiğim insan varsa zararı hep onlardan gördüm. Hal böyle olunca fani dünyada kimseyi kırmamak için dağlara çıktım. Atalarımdan kalan bu yere naylon çadır kurdum. Yıllarca fiziki olarak oldukça kötü şartlarda yaşadım. Ancak manevi olarak çevremdekilerden uzaklaşıp rahat etmeye çalıştım. Sağ olsun yardımsever insanlar bulunduğum ortamın fiziki şartlarını da güzelleştirdiler. Bu şekilde yalnız başıma yaşayıp gidiyorum” diyerek yaşam şartlarını değiştiren herkese teşekkür etti.

Son Dakika: Çağla Tuğaltay cinayeti listede! Umut ışığı yakıldı

Son Dakika: Çağla Tuğaltay cinayeti listede! Umut ışığı yakıldı

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaybolduğunda cevapsız sorularla dolu dosya, örtbas edilen delillerden yoksundu. Ancak 6 yıl sonra 2026’da kamuoyu, Gülistan’ın bulunacağı umuduyla ve başına ne geldiğiyle ilgili korkunç gerçekle yüzleşti. Gülistan’ı tüm Türkiye aramış, katilleri de onu tüm Türkiye’den kaçırmıştı. Deliller karartılmış, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel de bu suça karışması şüphesiyle önce gözaltına alınmış ve sonra tutuklanmıştı. Gülistan için genç kızın ailesine ve Türkiye’ye söz veren Başsavcı Ebru Cansu, çözülemeyen tüm faili meçhul davalar için de umut veren duruşu ve çabasıyla soruşturmayı bambaşka bir boyuta taşımıştı. Gülistan için aralanan sır bulutları, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasıyla artık başka dosyalar için de aralanacaktı. Rojin Kabaiş ve Milliyet.com.tr Özel Haberler Servisi olarak 2 yılı aşkın süredir takip ettiğimiz Çağla Tuğaltay Dosyası da buna dahildi… Çağla’nın 26 yıl önce kimliği belirsiz kişiler tarafından hayattan koparılması, bugün topluma mâl olmuş bir soruşturmaya dönüşmüştü. 5 Haziran 2000’den bu yana soru işaretleriyle dolu soruşturmada bazı deliller hiç toplanmamış bazıları ise çok geç toplanmıştı. Çağla’nın katilinin bulunmasına gönüllü olarak katkı veren Avukat Ümit Altay, Gülistan’dan sonra Çağla için de yapılacak yeni incelemeleri soruşturmanın benzerliklerini ve kritik zamanlamayı Milliyet.com.tr’ye anlattı.

DOSYA YENİDEN İNCELENECEK! ‘6 YIL BAŞKA 26 YIL BAŞKA’
Gülistan Doku, kaybolduktan sonra günlerce baraj gölünde aramalar yapılmış, dosyaya eklenen pek çok delil değerlendirilmiş, 6 kez savcı değiştirmiş ancak yine de genç kıza ne olduğu sır kalmıştı. Gülistan’ı bulacak pek çok delil aslında dosyaya bilerek eklenmemiş ve yıllar sonra bu delillerin silindiği veya karartıldığı ortaya çıkmıştı. Üstelik bu suça karışan şüpheliler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel de girmişti. 6 yıl önce yaşanmış bir olay için bazı delillerin yeniden toplanması ya da iz sürülmesi elbette 26 yıllık dosyaya oranla daha kolaydı. Ancak Ümit Altay’a göre 26 yıllık Çağla Tuğaltay cinayeti çözülemeyecek bir sır değildi. Genç kızın kapısı zorlanmamış evinde ağabeyinin odasında mutfakta bulunan bir bıçakla öldürülmesi Türk toplumunu derinden yaralamış ve pek çok ipucunu da sunmuştu. Katilin ayak izleri evin koridorunda bulunmuş, genç kızın cansız bedenindeki 5 numaralı lekenin kime ait olduğu belirlenememişti. 26 yıl önce yapılan olay yeri incelemesi ya da çalışmalar 6 yıl öncekiyle aynı olamazdı. O dönem yapılamayan bazı incelemeler 2020 yılında yapılabiliyordu. Ancak katili ele verecek detayların incelenmeye değer olduğu Adalet Bakanlığı tarafından alınan kararla da açıkça ortaya koyulmuştu.
Alıntı Metni
Urfa’daki bu köyde herkes tenis oynuyor! Televizyonda gördükleri raketi ellerinden düşürmüyorlar

GÜLİSTAN’DA SİLİNDİ ÇAĞLA’DA TOPLANMADI: ‘SİLİNME DURUMU BU KEZ SÖZ KONUSU DEĞİL’
Gülistan Doku soruşturmasında görülen ve pek çok kişiyi daha da yaralayan acı gerçek, delillerin bilerek karartılmasına yönelikti. 6 yıldır aranan genç kız, aslında hiç bulunmak üzere aranmamış olabilirdi. Dosyada delilleri karartan ellerin ise dönemin valisine ait olduğu iddiaları, gündeme bomba gibi düşmüştü. Gülistan için deliller bilerek karartılmıştı. Ancak ‘delil karartma’ sadece var olanı gizleyerek veya silerek yapılmıyordu. Bu bazen de delillerin hiç toplanmamasıyla ilgili olabilirdi. Avukat Ümit Altay Çağla Tuğaltay cinayetindeki ‘delil karartma iddiaları’ ilgili şöyle konuştu:
“Arama kayıtları dosyada var. Mesela Çağla’nın yaşamış olduğu evin sabit numarasının arama ve aranma kayıtları dosyada var. Bunların silinmesi söz konusu değil. Soruşturma dosyasında öyle bir evrak silinemez. Gülistan olayında soruşturmaya yansımadan, kolluk marifetiyle gayriresmi bir şekilde silinmesi söz konusuydu. Yani el altından diyebileceğimiz bir silme ve yok etme, karartma söz konusuydu. Çağla’da ise bu numaraların kaydı alınmıştı. Ancak dosyada yapılacak bir karartma her zaman silme yoluyla yapılmaz. Eksik araştırma yapılarak, yönlendirme yapılarak ‘karartma’ yapılabilir. Mesela Gülistan Doku olayında da böyle dolaylı karartma var. Kızın bulunamayacağı yerde sabah akşam arama yapılıyor. Kızın orada olmadığını bilerek arama yaptıklarına dair iddialar var. Mağduru yanlış yerde aramak, soruşturmayı böyle çıkmaza sokmak da bazen dolaylı olarak kapatmaktır. Çağla olayında da onu görüyoruz daha çok.”

‘13 YIL HİÇBİR ŞEY YAPILMAMIŞ BİR DOSYAYI ÇÖZMEK KOLAY DEĞİL’
Yeniden incelenen Rojin Kabaiş dosyasına bakıldığında Çağla’nınkine oranla çok daha yeni tarihli olduğu görülüyor. Rojin için yapılacak inceleme daha kısa bir zaman dilimini kapsadığından fail ya da faillerin daha kolay bulunmasını, delillerin daha erişilebilir olmasını ve teknoloji sayesinde daha fazla görüntü veya kayıt bulunmasını sağlayabilir. Ancak 2000 yılında evinde öldürülen Çağla için delillerin üzerinden geçen 26 yıl dosyayı çok geniş bir alana yayıyordu. Öyle ki bugün kesin toplanmıştır denilen bazı delil ve ifadelerin de eksik olduğu hesaba katıldığında durum daha karmaşık görünüyordu. Soruşturma ve dosya ilgili, “2000 yılından 2013 yılına kadar yazılı ifadelerin belki de sadece yüzde 5’i alınmıştı. Gerekli, alınması gereken çok azı alınmış ve dosyaya koyulmuştu. Anne doktora gittim diyor. Doktordaydım diyor cinayet saatinde, ancak doktorun yazılı ifadesi yok. Bu şekilde çalışma yaparsanız o zaman ister istemez burada bir dolaylı olarak karartılma yapılmış olma iddiası ortaya çıkar. Burada kesin konuşmaktan kaçınıyorum ama gerçekten de polisin yapmaması gereken şeylerin yapıldığını, yapması gereken şeylerin de yapılmadığını düşünüyorum. Mesela ilk DNA eşleştirme çalışması 2007 yılında yapılıyor. Cinayetten 7 sene sonra ilk defa dosyadaki DNA’ların birbiriyle karşılaştırıldığını görüyoruz. 2000 yılında neredeyse hiçbir şey yapılmamış. Baz bilgileri alınmamış. İnsanlar o zaman cep telefonu kullanıyor. Nerede olduklarını sinyal bilgisiyle bulabilirsiniz ama hiçbiri alınmamış. Ağabeyin ifadesi bile alınmamış. Bunlar da bize şunu gösteriyor açıkçası, burada bir karartma mı var?Burada kasta varan ihmaller olduğu için bakanlığın iradesini görünce bizler çok umutlandık” diyen Avukat Ümit Altay sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni
Savaşın 56. günü… İsrail ve Lübnan arasındaki ateşkes uzadı! Tahran’da patlama sesleri duyuldu
Rüşvet paraları motosikletle taşındı! Eski başkan Şükrü Sözen’in tutuklandığı soruşturmada skandal görüntüler…

Coğrafya kaderdir! Çocukların büyüdükleri yer ruh sağlıklarını etkiliyor

Coğrafya kaderdir! Çocukların büyüdükleri yer ruh sağlıklarını etkiliyor

“Coğrafya kaderdir” denilir ya Çin’de 20 bin çocuk üzerinde yapılan yeni bir bilimsel araştırma da çocukların büyüdükleri yerlerin ruh sağlıklarını belirlediğini gösterdi. Araştırmacılar, kırsal bölgelerde büyüyen çocukların depresyon, içe kapanma ve duygusal sorunlar yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu, şehirde büyüyen çocukların ise DEHB (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) gibi davranış sorunları geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu tespit etti.
“Pediatric Investigation” dergisinde yayımlanan bulgular, kent yaşamının baskılarının stres ve hızlı tempo gibi davranış sorunlarını artırdığını ortaya koyuyor. Buna karşılık kırsal bölgelerde yaşayan çocukların ise yoksulluk, izolasyon gibi zorluklarla daha sık karşılaştığı görülüyor.
SALDIRGANLIKTA ETKİLİ
Araştır-mada, kırsal kesimdeki çocuklar anksiyete, depresyon, sosyal geri çekilme, somatik (bedensel) şikâyetler ve dikkat sorunları ölçümlerinde daha yüksek puan aldı. Şehirli çocuklar ise sosyal sorunlar ve kurallara uymama davranışlarında daha yüksek puanlar aldı. Euronews’ün haberine göre, ruhsal bozukluğu olan kırsal kesim öğrencileri daha belirgin içe kapanma, depresyon semptomları, sosyal sorunlar, düşünce sorunları, kurallara karşı gelme ve saldırgan davranışlar gösterirken; kentli öğrenciler daha fazla somatik şikâyet ve saldırgan davranışlar sergiledi.
En çarpıcı bulgulardan biri ise cinsiyetle ilgili. Erkek çocuklar kırsal veya kentsel alanlarda yaşamalarına bağlı olarak önemli ölçüde farklı psikolojik belirtiler gösterirken, kızlar için bu çok belirgindeğildi. Araştırmacılar bunun “erkek çocukların ruh sağlığının çevreye daha duyarlı olabileceği” anlamına geldiğini söyledi.
23 Nisan’da hem yas hem coşku bir arada! Türkiye tek yürek…

‘Kuduz’ tehlikesi! Türkiye yüksek riskli ülkeler listesinde

‘Kuduz’ tehlikesi! Türkiye yüksek riskli ülkeler listesinde

EVRİN GÜVENDİK / ANKARA – Karaca, “Bunların en önemlileri kuduz ve kist hidatik. Türkiye’de 2014’teki kuduzla temas sayısı 197 bin 125; 2024’te bu rakam 500 binlere gelmiş. Bir kişi için minumum 3 doz aşı yapılıyor. Bir doz aşının bedeli 10 dolar. Türkiye kuduz riski yüksek ülkeler listesinde” dedi.
AŞILAMA BAŞARISI
İstanbul’da 2007 ya da 2008’de gerçekleştiğini hatırladığı bir turist vakasını aktaran Karaca, “Topkapı Sarayı önünde bir köpek turisti ısırdı ve kuduz çıktı. İstanbul’da 1999 yılında 131 noktada kuduz vakası mevcuttu. Şu anda ise 10 yıldır hayvanlarda kuduz vakası görülmemekte. Bu başarı Tarım Bakanlığı ve belediyelerin ortak aşılama programları sayesinde mümkün oldu. Ancak Türkiye’nin birçok bölgesinde kuduz hâlâ devam etmekte. Şanlıurfa’da, Diyarbakır’da var. Altı ay önce bir genç kuduzdan öldü Diyarbakır’da” diye konuştu.
‘YABAN HAYATINA SIÇRADI’
Karaca şu bilgileri verdi: “Kuduzun yok edilmesi için Tarım Bakanlığı 3,5 milyar harcıyor. Çünkü yaban hayata sıçradı. Yaban hayata sıçramasında da sokak köpeklerinin rolü çok büyük. Doğu ve Güneydoğu Anadolu dahil çiftlik hayvanlarında kuduz tespit ediliyor. Bunun da sebepleri yine sahipsiz sokak hayvanlarının saldırısı. Türkiye’de 1 milyon 250 bin civarında sokak köpeği tespit ettik. 51 ilde sokak hayvanlarının toplanmasında hedef sayıya ulaşıldı. Ülke genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 78’i toplandı.”
Dijital dünyada bağımlılıkta en büyük risk: E-Spor! Panzehir güçlü aile
Gülistan’dan sonra sıra Çağla Tuğaltay’da! Umut ışığı yakıldı: Bu kez silinmesi söz konusu değil…

Dijital dünyada bağımlılıkta en büyük risk: E-Spor! Panzehir güçlü aile

Dijital dünyada bağımlılıkta en büyük risk: E-Spor! Panzehir güçlü aile

EVRİN GÜVENDİK / ANKARA – TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, okul saldırılarının ardından yeniden gündem olan sosyal medya ve dijital dünyadaki risk ve tehditler konusunda akademisyenleri dinledi. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Orhan Koçak, komisyondaki sunumunda 5 bin gençle yaptıkları akıllı telefon ve internet kullanımına ilişkin araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Araştırmalarında gençlere aileleriyle ilişkileri, kültürel, sosyal, fiziksel ve dini aktivitelerini sorduklarını, bu aktivitelerinin çocukları ve gençleri nasıl değiştirdiğini ölçmeye, anlamaya çalıştıklarını söyleyen Koçak, “Aileyle ilişkileri güçlü, aile desteği yüksek olan gençlerin ciddi manada iyi oluşlarının yüksek olduğunu ve akıllı telefon kullanımının ciddi manada düştüğünü gördük. Aynı zamanda fiziksel, eğitsel ve dinî aktivitelerin de bu süreci aynı şekilde güçlendirdiğini tespit ettik” dedi.
ABUR CUBUR YEMEK GİBİ
Özellikle sosyal ortamların ve arkadaşlık ilişkilerinin akıllı telefon ve internet kullanımını, akıllı telefon kullanımının ise “online ortama yönelimi” artırdığını belirten Koçak, “Online ortam mutluluğu, online ortam arkadaşlığı abur cubur yemeğe benziyor. Ruhumuzu abur cubur beslersek ne olur? Sağlıksız bir beslenme olur. Online ortamdaki arkadaşlıklar üzerinden özellikle alınan sosyal destek de maalesef sağlıklı bir gelişmeye yol açmıyor” diye konuştu.
Gülistan’dan sonra sıra Çağla Tuğaltay’da! Umut ışığı yakıldı: Bu kez silinmesi söz konusu değil

SPOR DİYE YUTTURULUYOR
Prof. Dr. Koçak iletişim odaklı aktiviteler ve grup aktivitelerini “riskli alanlar” olarak tanımlarken, “Özellikle e-Spor adında bir spor türedi. Spor diye yutturuluyor maalesef, ciddi bir risk. Çocuklarımız buralarda tamamen dijital bağımlısı oluyorlar. Bu diğer aktivitelere de tamamen aileyle ilgili, sosyal hayatla ilgili, akademiyle ilgili diğer aktivitelere de ciddi manada zarar veriyor. E-Spor meselesine Meclisimizin özenle eğilmesi gerektiği kanaatindeyim” ifadelerini kullandı. Koçak, dini ve manevi aktivitelerin de “dijital kaçış” ihtiyacını azalttığını söyledi. Koçak, liseler açısından duruma bakıldığında, spor liselerinde akıllı telefon bağımlılığının yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekti. İmam hatip liselerinde de fiziksel aktiviteler eksik olduğu için teknoloji bağımlılığı riskinin yüksek olduğunu söyledi.
ADALET BAKANLIĞI’NDA 7 DAİRE BAŞKANLIĞI
Adalet Bakanı Akın Gürlek NSosyal’deki hesabından yaptığı paylaşımda, ceza adalet sisteminin etkinliğini artırmaya devam edildiğini belirtti. “Gülistan Doku soruşturması” gibi toplum vicdanında derin iz bırakan faili meçhul olayların aydınlatılması için kurumsal kapasitenin güçlendirildiğini ifade eden Gürlek, Adli Emanet Daire Başkanlığı, Doğal Afet ve Kazalar Daire Başkanlığı, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, Kamu Düzeni, Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Daire Başkanlığı, Örgütlü, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Daire Başkanlığı, Terör Suçları Daire Başkanlığı, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Daire Başkanlığı kurulduğunu birdirdi. Gürlek, “Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nde bir daire başkanlığı kurduk. Bu şekilde faili meçhul bazı dosyaları, Başsavcı arkadaşa iletecekler” diye konuştu.
‘İNTİHAR RİSKİNİ ARTIRIYOR’
Yaptıkları başka bir çalışma sonuçlarından da bahseden Prof. Dr. Orhan Koçak, dijital platformların etkisi nedeniyle intihar oranlarının arttığını kaydetti: “Her yıl dünyada 800 bin civarında intihar var ve son yıllarda özellikle dijital platformların etkisi sayesinde intihar oranları daha da arttı. Bu ağlara ‘sosyal’ ağ diyoruz ama bizleri sosyalleştirmiyor, yalancı bir emzik gibi adeta bizi yalnızlaştırıyor. 1.200 örneklem üzerinden yapmış olduğumuz modelleme bize diyor ki; sosyal ağlar ve çevrim içi oyun bağımlılığı bizleri yalnızlaştırıyor ve yalnızlaşan bireyler de maalesef intihar düşüncesine kapılmayla karşı karşıya kalıyorlar.”…

Gülistan’dan sonra sıra Çağla Tuğaltay’da! Umut ışığı yakıldı: Bu kez silinmesi söz konusu değil

Gülistan’dan sonra sıra Çağla Tuğaltay’da! Umut ışığı yakıldı: Bu kez silinmesi söz konusu değil

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaybolduğunda cevapsız sorularla dolu dosya, örtbas edilen delillerden yoksundu. Ancak 6 yıl sonra 2026’da kamuoyu, Gülistan’ın bulunacağı umuduyla ve başına ne geldiğiyle ilgili korkunç gerçekle yüzleşti. Gülistan’ı tüm Türkiye aramış, katilleri de onu tüm Türkiye’den kaçırmıştı. Deliller karartılmış, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel de bu suça karışması şüphesiyle önce gözaltına alınmış ve sonra tutuklanmıştı. Gülistan için genç kızın ailesine ve Türkiye’ye söz veren Başsavcı Ebru Cansu, çözülemeyen tüm faili meçhul davalar için de umut veren duruşu ve çabasıyla soruşturmayı bambaşka bir boyuta taşımıştı. Gülistan için aralanan sır bulutları, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasıyla artık başka dosyalar için de aralanacaktı. Rojin Kabaiş ve Milliyet.com.tr Özel Haberler Servisi olarak 2 yılı aşkın süredir takip ettiğimiz Çağla Tuğaltay Dosyası da buna dahildi… Çağla’nın 26 yıl önce kimliği belirsiz kişiler tarafından hayattan koparılması, bugün topluma mâl olmuş bir soruşturmaya dönüşmüştü. 5 Haziran 2000’den bu yana soru işaretleriyle dolu soruşturmada bazı deliller hiç toplanmamış bazıları ise çok geç toplanmıştı. Çağla’nın katilinin bulunmasına gönüllü olarak katkı veren Avukat Ümit Altay, Gülistan’dan sonra Çağla için de yapılacak yeni incelemeleri soruşturmanın benzerliklerini ve kritik zamanlamayı Milliyet.com.tr’ye anlattı.

DOSYA YENİDEN İNCELENECEK! ‘6 YIL BAŞKA 26 YIL BAŞKA’
Gülistan Doku, kaybolduktan sonra günlerce baraj gölünde aramalar yapılmış, dosyaya eklenen pek çok delil değerlendirilmiş, 6 kez savcı değiştirmiş ancak yine de genç kıza ne olduğu sır kalmıştı. Gülistan’ı bulacak pek çok delil aslında dosyaya bilerek eklenmemiş ve yıllar sonra bu delillerin silindiği veya karartıldığı ortaya çıkmıştı. Üstelik bu suça karışan şüpheliler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel de girmişti. 6 yıl önce yaşanmış bir olay için bazı delillerin yeniden toplanması ya da iz sürülmesi elbette 26 yıllık dosyaya oranla daha kolaydı. Ancak Ümit Altay’a göre 26 yıllık Çağla Tuğaltay cinayeti çözülemeyecek bir sır değildi. Genç kızın kapısı zorlanmamış evinde ağabeyinin odasında mutfakta bulunan bir bıçakla öldürülmesi Türk toplumunu derinden yaralamış ve pek çok ipucunu da sunmuştu. Katilin ayak izleri evin koridorunda bulunmuş, genç kızın cansız bedenindeki 5 numaralı lekenin kime ait olduğu belirlenememişti. 26 yıl önce yapılan olay yeri incelemesi ya da çalışmalar 6 yıl öncekiyle aynı olamazdı. O dönem yapılamayan bazı incelemeler 2020 yılında yapılabiliyordu. Ancak katili ele verecek detayların incelenmeye değer olduğu Adalet Bakanlığı tarafından alınan kararla da açıkça ortaya koyulmuştu.
Alıntı Metni
Urfa’daki bu köyde herkes tenis oynuyor! Televizyonda gördükleri raketi ellerinden düşürmüyorlar

GÜLİSTAN’DA SİLİNDİ ÇAĞLA’DA TOPLANMADI: ‘SİLİNME DURUMU BU KEZ SÖZ KONUSU DEĞİL’
Gülistan Doku soruşturmasında görülen ve pek çok kişiyi daha da yaralayan acı gerçek, delillerin bilerek karartılmasına yönelikti. 6 yıldır aranan genç kız, aslında hiç bulunmak üzere aranmamış olabilirdi. Dosyada delilleri karartan ellerin ise dönemin valisine ait olduğu iddiaları, gündeme bomba gibi düşmüştü. Gülistan için deliller bilerek karartılmıştı. Ancak ‘delil karartma’ sadece var olanı gizleyerek veya silerek yapılmıyordu. Bu bazen de delillerin hiç toplanmamasıyla ilgili olabilirdi. Avukat Ümit Altay Çağla Tuğaltay cinayetindeki ‘delil karartma iddiaları’ ilgili şöyle konuştu:
“Arama kayıtları dosyada var. Mesela Çağla’nın yaşamış olduğu evin sabit numarasının arama ve aranma kayıtları dosyada var. Bunların silinmesi söz konusu değil. Soruşturma dosyasında öyle bir evrak silinemez. Gülistan olayında soruşturmaya yansımadan, kolluk marifetiyle gayriresmi bir şekilde silinmesi söz konusuydu. Yani el altından diyebileceğimiz bir silme ve yok etme, karartma söz konusuydu. Çağla’da ise bu numaraların kaydı alınmıştı. Ancak dosyada yapılacak bir karartma her zaman silme yoluyla yapılmaz. Eksik araştırma yapılarak, yönlendirme yapılarak ‘karartma’ yapılabilir. Mesela Gülistan Doku olayında da böyle dolaylı karartma var. Kızın bulunamayacağı yerde sabah akşam arama yapılıyor. Kızın orada olmadığını bilerek arama yaptıklarına dair iddialar var. Mağduru yanlış yerde aramak, soruşturmayı böyle çıkmaza sokmak da bazen dolaylı olarak kapatmaktır. Çağla olayında da onu görüyoruz daha çok.”

‘13 YIL HİÇBİR ŞEY YAPILMAMIŞ BİR DOSYAYI ÇÖZMEK KOLAY DEĞİL’
Yeniden incelenen Rojin Kabaiş dosyasına bakıldığında Çağla’nınkine oranla çok daha yeni tarihli olduğu görülüyor. Rojin için yapılacak inceleme daha kısa bir zaman dilimini kapsadığından fail ya da faillerin daha kolay bulunmasını, delillerin daha erişilebilir olmasını ve teknoloji sayesinde daha fazla görüntü veya kayıt bulunmasını sağlayabilir. Ancak 2000 yılında evinde öldürülen Çağla için delillerin üzerinden geçen 26 yıl dosyayı çok geniş bir alana yayıyordu. Öyle ki bugün kesin toplanmıştır denilen bazı delil ve ifadelerin de eksik olduğu hesaba katıldığında durum daha karmaşık görünüyordu. Soruşturma ve dosya ilgili, “2000 yılından 2013 yılına kadar yazılı ifadelerin belki de sadece yüzde 5’i alınmıştı. Gerekli, alınması gereken çok azı alınmış ve dosyaya koyulmuştu. Anne doktora gittim diyor. Doktordaydım diyor cinayet saatinde, ancak doktorun yazılı ifadesi yok. Bu şekilde çalışma yaparsanız o zaman ister istemez burada bir dolaylı olarak karartılma yapılmış olma iddiası ortaya çıkar. Burada kesin konuşmaktan kaçınıyorum ama gerçekten de polisin yapmaması gereken şeylerin yapıldığını, yapması gereken şeylerin de yapılmadığını düşünüyorum. Mesela ilk DNA eşleştirme çalışması 2007 yılında yapılıyor. Cinayetten 7 sene sonra ilk defa dosyadaki DNA’ların birbiriyle karşılaştırıldığını görüyoruz. 2000 yılında neredeyse hiçbir şey yapılmamış. Baz bilgileri alınmamış. İnsanlar o zaman cep telefonu kullanıyor. Nerede olduklarını sinyal bilgisiyle bulabilirsiniz ama hiçbiri alınmamış. Ağabeyin ifadesi bile alınmamış. Bunlar da bize şunu gösteriyor açıkçası, burada bir karartma mı var?Burada kasta varan ihmaller olduğu için bakanlığın iradesini görünce bizler çok umutlandık” diyen Avukat Ümit Altay sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni
Savaşın 56. günü… İsrail ve Lübnan arasındaki ateşkes uzadı! Tahran’da patlama sesleri duyuldu
Rüşvet paraları motosikletle taşındı! Eski başkan Şükrü Sözen’in tutuklandığı soruşturmada skandal görüntüler…

23 Nisan’da hem yas hem coşku bir arada! Türkiye tek yürek

23 Nisan’da hem yas hem coşku bir arada! Türkiye tek yürek

Diyarbakır’daki törenlerde yerde oturan Atatürk maketine bir çocuğun gül vermesi herkesi duygulandırdı.

SESSİZ COŞKU
Kars’ın Sarıkamış ilçesi Hamamlı İlkokulu’nda öğrenim gören öğrencilerin, ellerinde Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle yaptıkları korteje yöre sakinleri de destek verdi. Köy içinde başlayıp okul bahçesinde son bulan yürüyüşün ardından saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Sessiz yürüyüşün ardından Kahramanmaraş’ta hayatını kaybedenler için hazırlanan anma köşesine öğrenciler ve öğretmenleri beyaz güller bıraktı.

OKULDA SESSİZ 23 NİSAN
Kahramanmaraş’ta 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası Ayser Çalık Ortaokulu’nda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda sessizlik hakim oldu.
Saldırıda hayatını kaybeden Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik dün oğlunun mezarını ziyaret etti. Şişik, “Hakikaten çok saygın ve asil bir milletimiz var. Çocuklarımıza sahip çıktılar, bizi yalnız bırakmadılar” dedi.

7 YAŞINDAKİ PARS, GÜNEY KUTBU’NDA TÜRK BAYRAĞI AÇTI
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yaşayan ilkokul birinci sınıf öğrencisi Pars Danışan (7), özel izinle Güney Kutbu’na çıkarak burada 14 gün yaşadı. Güney Kutbu’nda Türk bayrağı “Dünyamızı koruyalım. Lütfen dünyamızı kirletmeyelim” mesajı verip Türkiye’deki tüm çocuklara selamlarını iletti. İHA

Bursa Büyükşehir Belediyesi kortej yürüyüşü düzenlendi. Tarihi Çarşıbaşı Hanlar Bölgesi’nde toplanan kalabalıkla kortej oluşturuldu.

Samsun’da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında 9 ülke ve bölgeden 113 çocuğun katılımıyla düzenlenen “Türk Dünyası Çocuk Festivali” sona erdi.

7 ÖĞRENCİLİ OKULDA 77 KİŞİYLE COŞKUSU
Bingöl’ün Solhan ilçesindeki 7 öğrencili Murat Köyü İlkokulu’nda çalışan müdür ve öğretmen Mahsum Öztürk, çevre köylerdeki 70 öğrenciyi görev yaptığı okulda bir araya getirip, 23 Nisan programı düzenledi.

ÇOCUK TRENİ YOLA ÇIKTI
Kayseri Büyükşehir Beledi-yesi’ninhayata geçirdiği ‘Çocuk Treni’ etkinliği, gün boyu ücretsiz süren seferleri ve renkli aktiviteleriyle çocuklara unutulmaz bir bayramı yaşattı.

ANITKABİR’E AKIN ETTİLER
Ankara’da binlerce kişi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle Anıtkabir’i ziyaret etti. Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir, sabah saatlerinde düzenlenen resmi törenlerin ardından ziyarete açıldı. Açılışla beraber binlerce kişi, ellerindeki Türk bayrakları ile Atatürk’ün huzuruna geldi.

‘YARIM KALAN GÜLÜŞLER’
Erzurum’da Atatürk Üniversitesi 15 Temmuz Milli İrade Salonu’ndaki program müzik dinletisi, şiirlerin okunması ve“Saygının Işığı” adlı dans gösterileriyle devam etti. Öğrenciler, “Urfa ve Maraş’ın yarım kalan gülüşlerini unutmayacağız” yazılı pankart açtı.

İzmir’’de Cumhuriyet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törende, Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler anısına saygı duruşunda bulunuldu.

MAKAM KOLTUKLARI ÇOCUKLARIN OLDU
İstanbul Valiliği’nce, 23 Nisan bayramı dolayısıyla düzenlenen törende Taksim Cumhuriyet Anıtı’na çelenk bırakıldı.
İstanbul Valisi Davut Gül, Bahçelievler 15 Temmuz Şehitleri İlkokulu öğrencilerini makamında kabul etti. Gül, koltuğunu 2. sınıf öğrencisi Asmin Ayşe Aslan’a devretti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan da makamını 4’üncü sınıf öğrencisi Zeynep Mira Örs’e devretti.
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğündeki programda İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, makam koltuğunu 2021’de şehit olan Hakkari İl Emniyet Müdür Yardımcısı Hasan Cevher’in oğlu Yusuf Alp Cevher’e devretti.

Şırnak’ın Silopi ilçesindeki etkinlikte özel öğrenciler, ‘Katibim’ türküsü eşliğinde gösteri yaptı. Okulların özel eğitim sınıflarının hazırladığı performanslar da izleyenlerin beğenisini topladı.

Edirne’de, ‘Balkan Çocuk Şenliği’ne, Bosna Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Kosova, Arnavutluk ve Sırbistan’dan gelen 143 öğrenci katıldı.

SOLOTÜRK’DEN GÖSTERİ UÇUŞU
Antalya’da SOLOTÜRK, gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Konyaaltı Sahili Olbia Meydanı önünde toplanan vatandaşlar,F-16 uçağıyla yapılan gösteriyi ilgiyle izledi.
MEB’DEN ÖZEL GAZETE
Milli Eğitim Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından 23 Nisan’a özel olarak çıkarılan “Gazete Çocuk” 3. sayısıyla okurlarla buluştu. Gazetede çocukların kaleminden çıkan yazılar, şiirler, resimler ve röportajlarla birlikte bayramın neşesi, heyecanı ve anlamı sayfalara yansıdı. EĞİTİM SERVİSİ…

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskortDeneme Bonusu Veren Sitelersilvercrestgolf.comcasino siteleribahis sitelerigrandpashabetgrandpashabetJojobetgrandpashabetbahiscommarsbahisdeneme bonusubetofficepiabetbetpuanmatadorbetbetpuanikimisligalabetgalabetavrupabetikimislipiabetbetistpasacasinobetixirgrandpashabet girişsekabet girişpusulabet girişvdcasino girişbetgarantivdcasinobetebetdeneme bonusu veren sitelercasibomjojobetholiganbetcasinomilyoncasinoroyalbetsalvadorholiganbetonline casinosdeneme bonusupalacebetgrandpashabetholiganbetmatbetsekabetimajbet girişpusulabetvdcasinoholiganbetvdcasinosekabetmatbetbetixircapitolbetpusulabetgrandpashabetteosbetbahiscasinobetgitpalacebetgameofbetradissonbetcratosroyalbetimajbetkralbetpusulabetligobetgameofbetcasibomcasibompusulabetslotbarcasinowonsonbahis girişbetpuan girişsonbahisbetpuanesbet girişcashwinbetbeyesbetbetpuan girişbetbey girişgrandpashabettambetnesinecasino girişnesinecasinoibizabettipobetLunabetBetorderJojobetgrandpashabet girişholiganbetpusulabet girişjojobetjojobet girişCasibombetasusmilanobetbetgarantiMarsbahisCasibomjojobet girişjojobetbetebetMarsbahisMarsbahis Güncel Girişholiganbet girişpokerklasJojobetCasibomPusulabetPusulabetDeneme bonusu veren siteler 2026Deneme bonusu veren siteler 2026GrandPashaBet ŞikayetGrandPashaBet ŞikayetDeneme bonusuDeneme bonusugrandpashabetdeneme bonusudeneme bonusumedusabahisdeneme bonusuCasibomdeneme bonusudeneme bonusuCasibom