BIST 100
11.482,60 1,32%
DOLAR
50,1539 0,10%
EURO
55,9154 -0,74%
GRAM ALTIN
6.571,14 -0,38%
BITCOIN
75.610,00 -0,16%
FAİZ
39,49 0,28%
GÜMÜŞ GRAM
84,08 0,41%
GBP/TRY
67,0138 -0,79%
EUR/USD
1,1142 -0,69%
BRENT PETROL
97,48 0,11%
ÇEYREK ALTIN
10.743,81 -0,38%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
11 °

Son Yazılarım

Son dakika Narin Güran Cinayeti haberleri: Nevzat Bahtiyar yeniden yargılandı mı? Nevzat Bahtiyar son ifadesinde neler dedi?

Son dakika Narin Güran Cinayeti haberleri: Nevzat Bahtiyar yeniden yargılandı mı? Nevzat Bahtiyar son ifadesinde neler dedi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, “eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım” kapsamında değerlendirilmesi adına bozmasının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, Narin Güran’ın cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden tutuklu sanık Bahtiyar ile Narin’in babası Arif Güran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ve taraf avukatları hazır bulundu.
Skandal görüntü kaydedildi: Bayrak üzerinde geziyorlar diye kamera taktırmıştık

Kamerayla kayıt altına alınan duruşmada savunma yapan Nevzat Bahtiyar, olay günü sabahı 06.30 sıralarında elektrik onarımı işi için Çarıklı beldesine gittiğini belirtti.

İlginizi Çekebilir
‘SALİM’İN DEDİĞİNİ YAPSAYDIM, CESET AÇIĞA ÇIKMAZDI’
Duruşmada yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar’ın ifadesi alındı.
Mahkeme başkanının, ‘Bozma kararına itirazın var mı?’ sorusuna Nevzat Bahtiyar, ‘Yok’ diye cevap verdi. İfadesinde olay gününün anlatan Nevzat Bahtiyar, “Ben o gün işteyim. Sabah 06.30’da Çarıklı’daki evime gittim. Ondan sonra eve geldim. Saat kaç olduğunu hatırlamıyorum ama öğlendi. Geldim eve, eşim ‘Suyumuz gelmiyor’ dedi. Saat 15.00 civarıydı. Ondan sonra Salim Güran’ı aradım, ‘Tamam, su için yetkilileri arayacağım’ dedi. Ondan sonra Salim 50-70 metre uzaklıkta beni çağırdı. Ben yukarıya Arif’in evine doğru çıktım. Tepeye çıktım. Ondan sona gittim, cesedi yerde gördüm. Arif’in evine girdiğimde, girişte sol tarafta Narin’in cesedini gördüm. Salim bana, ‘Cesedi götüreceksin’ dedi. Ben reddettim. Ondan sonra silahı çekti benle oğlumu tehdit etti. ‘İlk önce oğlunu öldürürüm sonra seni’ dediği için mecbur kaldım, cesedi götürdüm. Battaniyenin içine cesedi ikimiz koyduk. Kapıya kadar, balkona kadar benimle birlikte cesedi battaniyeyle sardı. Sonra ben tek cesedi ahıra götürdüm. Orada torbaya koydum. Arabaya koyduktan sonra Yüksel’in (Narin’in annesi) evinin önünde ağladığını gördüm. Ben arabayla binmeden Salim benden battaniyeyi aldıktan sonra, ‘Bu cesedi götür parça parça et, kimse görmesin’ dedi. Ben cesedi açığa çıkardım. Eğer Salim’in dediğini yapsaydım bu ceset ortaya çıkmazdı. Ben iyilik yaptım. Eve gittiğimde kimseyi görmedim. Sadece Salim’i evde gördüm. Ama cesedi aldıktan sonra Yüksel’in evimizin yukarısında ağladığını gördüm” dedi.
Narin’in cinayetten 1 saat önceki görüntüleri ortaya çıktı
GÜRAN AİLESİ MAHKEME SALONUNDAN ÇIKARILDI
‘Hangi ifadeniz doğru’ sorusu üzerine Bahtiyar, “Ben ilk ifademde, ailem güvence altına alınmadığı için öyle dedim. Ama şimdi ailem güvence altında. Şu anda verdiğim ifade doğrudur. Salim Güran bana pusu kurdu. Beni yukarı çektiler. Ben mecbur kaldığım için cesedi götürdüm, pişmanım. Ben cesedi almaya gittiğimde kız ölmüştü. Ben Salim’in dediğini yapsam parça parça ederdim” diye konuştu.
Bu ifadelerinin ardından Arif Güran ve ailesi, Nevzat Bahtiyar’a tepki gösterdi. Gerilimin artması üzerine mahkeme başkanı, aile bireylerinin salondan çıkarılmasını istedi. Salondan çıkarılan aile bireyleri, Bahtiyar’a yönelik “Pedofili katil” diye bağırdı.
‘TEHDİT ETTİĞİ İÇİN CESEDİ ALDIM’
Ardından Nevzat Bahtiyar ifadesine devam edildi. Bahtiyar, savcının Salim Güran’ın kendisini çağırdığı zaman tam olarak nerede olduğu sorusuna, “Bizim evin tam üzerinde Salim beni çağırdı. ‘Nevzat, gel yukarıya senle işim var dedi’” diye cevapladı. ‘Koşarak mı gittin’ sorusuna ise, ‘Hayır normal yürüdüm. Benim elimde su hortumu vardı. Bıraktım gittim. Salim önümdeydi, 10-15 metre kadar. Oraya gittim. Ben ona yetişmeden Salim, Arif’in evine girdi. Ben de takip ettim. Onun arkasından girdim. Ben ceset olduğunu bilsem içeri girmezdim. Bana dedi ki ‘Cesedi götür’. Oğlumu tehdit etti. Ben de onun tehdit etmesi sonucu cesedi aldım” ifadelerini kullandı.
Beşiktaş’ta milyonluk yangın! 15 lüks araç küle döndü

‘8 KEZ YALAN SÖYLEYEN BİRİNE NASIL İNANILIYOR’
Mahkeme salonundan çıkarılan Narin’in ağabeyi Baran Güran, “Bu adama daha da inanılıyor mu? 8 kez ifade değiştiriyor, herkes bu adama inanıyor. Bütün aile bireylerinin tek ifadesi var, bu adam 8’inci ifadesini veriyor. 8 kez yalan söyleyen birine nasıl inanılıyor? Her defasında başka bir şey söylüyor. Böyle bir şey var mı? Aile bireylerini şeytanlaştırdılar” diye tepki gösterdi.
Görele Eski Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin yargılandığı taciz davasının mağduruydu! Şüpheli şekilde ölen Elif Tuana’nın babasından dikkat çeken iddia
‘BİRÇOK KEZ İFADE DEĞİŞTİRDİ, VERDİĞİ İFADELERLE AİLEM LİNÇ EDİLDİ’
Nardin Güran cinayetinde yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar’ın ifadesinin ardından, Narin Güran’ın babası Arif Güran söz aldı. Baba Güran, “Kusura bakmayın, kızımdan bahsedildiği zaman kendimi kaybediyorum. Bu hareket size saygısızlık olarak anlaşılmasın. Bu cani az konuştu. ‘Salim beni çağırdı’ demiş. Ben iddia ediyorum, benim evimden onun evi görülmüyor, ses de oraya gitmiyor. Dosya boyunca Dara-2 kamerasına bakılması unutuldu. Eğer o kamera Yüksel’in ağladığını gösterseydi, bugün Arif Güran ona teşekkür ederdi. ‘Kızımın katilerini ortaya çıkardın’ diye. Bugün Tavşantepe’de çeşitli açılardan kameralar var. Bu katil çok kez ifade değiştirdi. Bu kişinin ifadesi neticesinde ailem linç edildi. Salim, Yüksel ve Enes daraltılmış baz dışında somut delil olmadığı için onunla yargılandı. Başka delil yok. 7 yaşındaki oğlum, 7 saat ifade verdi ancak onun oğlu ifade vermedi. Ben bu kararı kabul etmiyorum. Adalet istiyorum” dedi.
‘POLİS EŞLİĞİNDE KEŞİF İSTİYORUM’
Nevzat Bahtiyar’ın birçok kez ifade değiştirdiğini belirten Arif Güran, “Jandarmayla değil, polisle bir keşif istiyorum. 1700 personel vardı. Salim Güran onlardan daha mı büyük? Madem Salim seni tehdit etti, gitseydin devlete. O kadar jandarma vardı, devlete gideydin. Eğer gitmiş olsa, ben burada bu adamdan hak talep etmezdim. Ancak bu adam 19 gün boyunca benimle namaz kıldı, aramalara katıldı. Bu adam polisle bir keşfe çıksın. Bu adamın ve Salim’in telefonu kollukta fabrika ayarlarına döndü. Deliller silindi. Nahit Eren burada şov yaptı. Nahit Eren burada Yüksel’in namusunu sorgulamazdı. Ben keşif istiyorum. Benim ailem yok oldu. Benim çekirdek ailem yok oldu. Benim kızımın hakkı yerde kalmasın, ben ailece yok olmaya razıyım. Niye bunun aile bireylerinden kimsenin ifadesi alınmıyor? Onun dediği dakikada Narin tepeye tırmanıyor. Benim kızımın geçtiği yerle Nevzat’ın evi arasında 10 metre var. Bu adam hayalet mi? Bu adamın konuşmalarına inanmıyorum, keşif istiyorum. Eğer keşif yapılsa ve dediği çıksa bir daha buraya gelmem ve cezaevindekileri de silerim. Benim kızım eve yetişseydi çantası, terliği, eşyası evde olacaktı. Ama gel gör ki benim kızımın eşyaları çantasında çıktı” diye konuştu.
‘DİĞER ÇOCUKLARIM OKULU BIRAKTI’
Güran, kızının ölümünde parmağı olanların ortaya çıkarılmasını isteyerek, şöyle konuştu:
“İstinaf bu dosyayı bozdu ama birileri müdahale etti. Bu yargılama, bu zulüm nereye kadar gidecek? Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel ve Salim yaptıysa onlar da cezasını çeksin. Benim ilk kızım da öldü ancak sosyal medyada ‘Arif kendi kızını öldürdü’ dediler. Burada Nevzat’ın avukatı dar bazı inkar ediyor ancak bu insanlar bundan ceza yedi. Köyde saat kavramı yoktur. Dar bazla ailem ceza aldı. Delil yoktur. Narin’den daha küçük çocuklarım var. Çocuklarım okulu bıraktı. Diğer heyetin hiçbir şey araştırmadan karar vermesiyle çocuklarım okulu bıraktı. Yalanlarla Narin gibi diğer 5 çocuğumun da hayatı karardı. Önce Allah’tan sonra da sizden adalet istiyorum. Havaalanını koruyan tüm kameralar köyümü görüyor. Ben keşif istiyorum. Bu dava ancak bu şekilde kapanır yoksa kapanmaz. Bir baba olarak, ağabey, kardeş olarak, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan neye inanıyorsanız inanın, ben keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet ortaya çıkarsın.”
‘İSTİSMAR EDİLDİKTEN SONRA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ KANAATİNDEYİM’
Arif Güran’ın avukatı Ezgi İpek ise soruşturmanın kötü yürütüldüğü kanaatinde olduğunu belirterek, “Bir buçuk senedir bu dava sürüyor. Dosyada birçok delilin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dijital deliller başta olmak üzere. Tuncay Beşikçi raporu vardı. PSA meselesi çok kıymetli. Çocuğun yüzde 99 istismar edildikten sonra öldürüldüğü kanaatindeyim. İstismar sonrası cinayet olma ihtimali yüksek. Bununla ilgili Adli Tıp Raporu alınması gerekirdi ama alınmamış. Soruşturma kötü yürütülmüş. Alakasız saatlere bakılmış netice itibari ile geldiğimiz aşama bu. Bu çocuğun bir buçuk senedir kemikleri sızlıyor. Bozma kararına uyulsun. Bu dosyayı aydınlatmak sizin elinizde. Keşif yapılsın” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları da Nevzat Bahtiyar’ın ‘İştirak halinde öldürme’ şeklinde cezalandırılmasını istedi.
DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Narin Güran cinayetinde yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar’ın duruşmasında mahkeme başkanı, katılanların keşif ve diğer taleplerini reddederek, duruşmaya 2 saat ara verdi. (DHA
DAVANIN GEÇMİŞİ
Anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onanmıştı
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise “eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım” kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu.
…

İstanbul merkezli 15 ilde operasyon! Suç içerikli paylaşım yapan 20 zanlı adliyede

İstanbul merkezli 15 ilde operasyon! Suç içerikli paylaşım yapan 20 zanlı adliyede

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince “Telegram” isimli sosyal medya uygulaması üzerinden kurşunlama, haraç, silahlı saldırı gibi suç örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemlerin yapılabileceğini belirten paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüphelilerden 20’sinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler işlemlerinin ardından adliyeye gönderildi.
Son dakika… 3 gündür aranan Mehmet Çiftlikci’den kötü haber! Otomobilinde ölü bulundu
NELER OLMUŞTU?
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince “Telegram” isimli sosyal medya uygulaması üzerinden, kurşunlama, haraç, silahlı saldırı gibi suç örgütlerinin gerçekleştirdiği eylemlerin yapılabileceğini belirten paylaşımlar yapan şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yapılmıştı.
Bu kapsamda, İstanbul merkezli Bursa, İzmir, Adana, Konya, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Diyarbakır, Ankara, Manisa, Mardin ve Antalya’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda haklarında gözaltı kararı verilen 44 şüpheliden 35’i gözaltına alınmıştı.
Devam eden çalışmalar kapsamında 3 şüphelinin daha yakalanmasıyla gözaltına alınan şüpheli sayısı 38 olmuştu. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden bir kısmı adliyeye sevk edilmiş, 16’sı tutuklanmıştı.
Hüseyin Teke’yi küçük kızının gözü önünde öldüren katilin savunması ortaya çıktı: Hedef gözetmedim…

Hüseyin Teke'yi küçük kızının gözü önünde öldüren katilin savunması ortaya çıktı: Hedef gözetmedim

Hüseyin Teke’yi küçük kızının gözü önünde öldüren katilin savunması ortaya çıktı: Hedef gözetmedim

Olay, Bahçelievler Mahallesi’nde 23 Mart saat 20.15’te meydana geldi. Hüseyin Teke ile aynı binada yaşayan oto galeri sahibi olduğu öğrenilen Seyfettin B.’nin iş yerine ait fazla araçları otoparka park etmesi nedeniyle telefonda tartışma başladı. İkili arasındaki bu tartışmanın ardından apartmanda karşılaşan taraflar arasında silahlı kavga çıktı. Kavgada Seyfettin B.’nin silahla ateş açması sonucu Hüseyin Teke, 11 yaşındaki kızının yanında vurularak ağır yaralandı.
İlginizi Çekebilir
Yaralanmasına rağmen saldırganın elindeki silahı almaya çalışan Teke, bu sırada silahın ikinci kez ateş almasıyla kalbinden vuruldu. Taraflar arasında yaşanan arbedede Seyfettin B. de hafif yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdığı Teke hayatını kaybetti. Yaralanan Seyfettin B. ise hastanedeki tedavisinin sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
‘HERŞEY BİR ANDA OLDU’
Şüpheli Seyfettin B.’nin savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. İfadesinde olay anını tam olarak hatırlamadığını belirten Seyfettin B., “Her şey bir anda oldu. Hüseyin’in bana ateş ettiğini gördükten sonra kendimi savunmak için ateş etmiş olabilirim. Hedef gözetmedim. Öldürme kastım yoktu. Ölen Hüseyin Teke komşum olur. Kendisiyle aramızda önceden husumet yoktur. Şahıs, benim hatırladığım kadarıyla 2 alt katımda ikamet etmekteydi. Olay tarihinde araçlarımızdan birini otoparkta kendi yerime park etmiştim, diğer aracımızı da aracının olmadığını bildiğim Fatih isimli komşumuzun yerine park etmiştim. Akşam saat 19.00 sıralarında Hüseyin Teke beni arayarak aracımı ne zaman çıkartacağımı, kendisinin araçlarını koyamaması sebebiyle sıkıntı yaşadığını söyledi. 1-2 gün sonra çıkacağını söyledim. Konuşmayı sonlandırdık. Sonrasında ben, aracı Fatih abinin yerine park ettiğimi hatırlayarak Hüseyin Teke’yi geri aradım. Onun yerine park etmediğimi, beni neden aradığını sordum. Bunun üzerine şahıs sinirle ‘Sen Allah mısın? Ben seni arayamaz mıyım?’ diye tepki gösterdi.
Narin cinayeti: Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı! Ortalığı karıştıran ifade: Aile salonda çıkarıldı
‘ŞANSIM ZATEN YOKTU’
Konuşma sırasında ikimiz de gerildik, konuyu yüz yüze konuşalım diyerek telefonu kapattık. Benim ikametimde kendime ait taşıma ruhsatlı tabancam vardır. Bu tabancamı her zaman ikametimden çıkarken yanıma alırım. Yine o gün tabancayı alıp Hüseyin’in dairesinin bulunduğu kata indim, Hüseyin de beni bekliyordu. Benimle bağırarak konuşmaya başladı. Hakaret etmedi ancak telefondaki ‘Sen Allah mısın?’ söylemlerini tekrarladı. Sonra da üzerinden tabancasını çıkardı, benim boğazıma dayadı. ‘Seni öldüreceğim’ şeklinde sözler söyledi. Bunun üzerine ben de tabancamı çıkardım ve ona gösterdim, ancak yere doğrulttum. Amacım silahı görüp geri adım atmasıydı. İkimiz de dip dibeydik. Hüseyin Teke beni kendi dairesinin önüne kadar çekiştirdi ve ittirdi. Bu esnada seslerimizi duyan annem Songül Bıyık yanımıza geldi. Annem bizi o halde görünce panikledi. Hüseyin’e bağırdı. Ben annemi o halde görünce çok üzüldüm. Silahımı cebime koyup annemle birlikte kendi daireme doğru çıkarken Hüseyin Teke peşimizden geldi. Beni kendine doğru çekiştirip tabancasıyla ateş etti. Olayın şokuyla nereye ateş ettiğini, kaç el ateş ettiğini anlamadım. Ayağımdan yaralandığımı görünce kendimi kaybettim. Annemi de göremedim, her şey bir anda siyah beyaz oldu. Tabancamla Hüseyin’e ateş ettiğim anı hatırlamıyorum. Hedef gözetme şansım zaten yoktu. Kaç el ateş ettiğimi de hatırlamıyorum” dedi.

‘HÜSEYİN’İ ÖLDÜRME KASTIYLA HAREKET ETMEMİŞTİM’
Seyfettin B., ifadesinin devamında, “Tabancamda 14 mermi vardı. Olaydan sonra emniyette silahımda 7 mermi kaldığını söylediler. Gözümü açtığımda ayağımın koptuğunu görünce kendimi asansöre attım ve kendi katıma çıktım. Ne Hüseyin’i ne de annemi görmedim. Silahımın kurulu olduğunu görünce şarjörü çıkarttım ve emniyete aldım. Okan isimli komşumuz yanıma geldi ve havluyla müdahalede bulundu. Kesinlikle Hüseyin’i öldürme kastıyla hareket etmemiştim. Hüseyin’in ateş etmesi üzerine kendimi kaybederek ateş ettim. Zaten aramızda öldürmeyi gerektirecek bir husumet yoktu. Hüseyin’in eşi olaydan sonra yerden bir şeyler aldığımı söylemiş ise de ben kendimde olmadığım için böyle bir şey yapmış olamam. İkametimde bir adet ruhsatlı, olayda kullanılan tabancam, bir adet kurusıkı tabanca ve bir adet boncuk tabancası bulunduruyordum. Olayda ben de yaralandım. Tedavim halen devam etmektedir. 2 defa ameliyat oldum. Olay sebebiyle pişmanım. Üzerime atılı suçlamayı anlattığım haliyle kabul ederim” dedi.
Akılalmaz intikam! 7 üniversite bitirdi, planını ince ince işledi
‘ARALARINDA BİR HUSUMET YOKTU’
Tanık Okan Sadi’nin emniyette verdiği ifadede ise, “Seyfettin Bıyık, babamın çocukluk arkadaşının oğlu olur ve aynı binada otururuz. Hüseyin Teke ile de aynı binada ikamet ederiz ve komşum olur. İki tarafı da bu münasebetlerle tanırım. Seyfettin Bıyık ve Hüseyin Teke arasında benim bildiğim herhangi bir husumet yoktu. İkisi de kendi işinde gücünde insanlardı. Olay günü, yani 23 Mart 2026 günü saat 20.15 sıralarında ben kendi ikametimde otururken bina içinden bağrışma sesleri duydum. Daire kapısını açıp kulak verdiğimde, aşağı katta Hüseyin Teke ile Seyfettin B.’nin tartışma seslerini duydum. Ben 3. katta ikamet ederim, bağrışma sesleri ise 2. kattan merdiven boşluğundan geliyordu. Ben de onları ayırmak için aşağı kata inmek üzere dairemden çıktım. Merdivenden indiğim esnada Seyfettin B.’nin, Hüseyin Teke’ye yumruk attığını gördüm. İkisinin de elinde tabanca vardı. Seyfettin B.’nin yanında annesi olan Şengül B.’ta vardı. Yumruk atıldığını ve ellerinde silah olduğunu görünce geri yukarı doğru çıktım. Ben yukarı çıktığım gibi silah sesleri gelmeye başladı. Kimin kimi vurduğunu göremedim ancak ikisinin de elinde tabanca vardı. Yukarı çıkıp kendi ikametime girdim. Silah sesleri bittikten sonra çığlık sesleri duydum. Bunun üzerine tekrar aşağı indim. Hüseyin Teke’nin merdiven önünde yüzüstü, hareketsiz şekilde kanlar içinde yattığını gördüm. Hüseyin Teke’nin yanına gitmek isterken yukarıdan merdivenden bir kadın aşağı inerek Seyfettin B.’nin 4. kat asansör önünde kanlar içinde yerde olduğunu söyledi. Ben de evden havlu alarak Seyfettin B.’nin yanına çıkıp yaralandığı ayağına havlu ile tampon yaptım. Bir süre sonra binaya sağlık ve polis ekipleri geldi. Seyfettin B. elinde bulunan silahı polis ekiplerine teslim etti. Yaşanan bu olayda neden kavga ettiklerine dair bir bilgim yoktu ancak olay sonrasında kapalı otoparkta yer anlaşmazlığı yüzünden kavga ettiklerini öğrendim. Benim konuyla ilgili bildiklerim bundan ibarettir” dediği öğrenildi.
…

Türk doktor tarih yazdı! Dünyada bir ilk: ‘Çok sayıda hasta için yeni bir umut’

Türk doktor tarih yazdı! Dünyada bir ilk: ‘Çok sayıda hasta için yeni bir umut’

Almanya’nın başkenti Berlin’de görev yapan Türk doktor Prof. Dr. Hüseyin İnce, kalp kapakçığı tedavisinde geliştirilen yeni tip triküspit kapak protezini dünyada ilk kez başarıyla kalbe yerleştirerek bir yeniliğe imza attı.
Malatya’nın Darende ilçesinden göçmen işçi çocuğu olarak Almanya’ya gelen ve tıp eğitimini Hamburg ve Brüksel’de tamamlayan 54 yaşındaki Prof. Dr. Hüseyin İnce, kalp kapakçığı tedavisi ve bu alandaki başarısını değerlendirdi.
İlginizi Çekebilir
İnce, eski tür triküspit kapaklarının kalbe yerleştirildiğinde bir daha çıkarma veya müdahale imkanı vermediğini, bu nedenle yanlış müdahalede kalbin açılarak tedavi yapılması gerektiğini belirterek, “Ancak yeni geliştirilen triküspit kapakçıkları kalp içerisinde bize müdahale imkanı veriyor ve bu anlamda güvenli bir müdahale yapmamıza olanak sağlıyor.” dedi.
Rostock Üniversitesinde profesör olarak görev yapan ve aynı zamanda Berlin’deki Vivantes Am Urban ile Neukölln’deki Vivantes Hastanesinde kardiyoloji bölüm başkanlığını yürüten İnce, minimal invaziv kalp kapakçığı tedavisi alanındaki başarılarıyla dünya çapında öne çıkıyor.
Hüseyin İnce, kalpteki triküspit kapağında rahatsızlık bulunan hastaya, ilk kez yeni tip triküspit kapak protezin minimal invaziv yöntemle yerleştirildiğini belirterek, “37 yaşındaki ileri derecede triküspit yetmezliği bulunan bir hastada başarısız bir onarım gerçekleştirilmişti. Sonrasında Triküspit Kapak Replasmanı sistemiyle dünyadaki ilk onarımı başarıyla gerçekleştirdik. Biz bu onarımı geçen 2025 Ağustos’ta yaptık. Bu, Avrupa Kalp Dergisi’nde de yayımlandı. Bu gelişmeden dolayı gururluyuz.” diye konuştu.

Triküspit kapağın, kasık bölgesinden, yani göğüs kafesini ameliyatla açmadan kalbe yerleştirildiğini ve orada sabitlendiğini anlatan İnce, “Bu yenilik, çok yüksek risk nedeniyle şimdiye kadar ameliyat edilemeyen çok sayıda hasta için yeni bir umut doğuruyor.” ifadesini kullandı.
Ardından bu yeni yöntemin diğer hastalarda da başarıyla uygulanmaya başlandığını ve dünyada bu yöntemle tedavi edilen hasta sayısının 80 olduğunu kaydeden İnce, “Almanya’da bu araştırma bakımından ilk 3 hasta bizim merkezlerimizde tedavi oldu. Hastalar çok iyi gelişme gösterdi.” dedi.
ÇOK YÜKSEK RİSK NEDENİYLE AMELİYAT EDİLEMEYEN HASTALAR İÇİN YENİ UMUT
Triküspit kapak yetmezliğinin nefes darlığı, halsizlik ve su tutulması gibi nedenlerle yaşam kalitesini ciddi şekilde kısıtladığına, organ yetmezliğine ve ölüme yol açabildiğine işaret eden İnce, göğüs kafesi ve kalbin açılmasıyla yapılan triküspit kapak cerrahisinin birçok durumda yüksek riskler taşıdığını söyledi.
Son yıllarda bu yetmezliğin tedavisine yönelik kateter girişimsel tekniklerin arttığını vurgulayan İnce, yapay kalp kapakçığının kişiye özel olarak uyarlandığını ve kasık damarından sağ kalbe, hastalıklı kapakçığa yerleştirilerek kısa bir müdahaleyle sabitlendiğini ifade etti.
Akılalmaz intikam! 7 üniversite bitirdi, planını ince ince işledi
“KAPAKÇIĞI YENİDEN KONUMLANDIRABİLMEMİZ BÜYÜK AVANTAJ”
Prof. Dr. İnce, yeni teknolojinin avantajlarını şöyle anlattı:
“Bu kapakçığın en büyük avantajı, triküspit hastasına taktıktan sonra konumu iyi değilse yeniden konumlandırabilmeniz, hastaya herhangi bir risk oluşturmadan kapakçığı tamamen çıkarabilmeniz. Ve bu, benim görüşüme göre, bu triküspit kapakçığıyla daha yüksek teknoloji seviyesine atılan bir sonraki adımdır.”
İnce, Rostock ve Berlin’deki ekip arkadaşlarına ve bu imkanı kendilerine tanıyanlara teşekkür etti.
NEFES DARLIĞI VARSA LÜTFEN DOKTORUNUZA GİDİN
Hastalara tavsiyelerde de bulunan İnce, “Nefes darlığı yaşayan kişilerin mutlaka bir kardiyoloğa veya doktorlarına başvurmalarını özellikle tavsiye ederim çünkü nefes darlığı her zaman yalnızca kilo ile açıklanabilecek bir durum değildir. Elbette fazla kilonun etkisi olabilir ancak kalp sağlığının da değerlendirilmesi büyük önem taşır. Özellikle 60 yaş sonrasında bazı kalp yetmezlikleri görülebilmektedir. Sevindirici olan ise günümüzde bu durumlar için oldukça etkili tedavi seçeneklerinin mevcut olmasıdır.” diye konuştu.
Göçmen çocuğu olarak Almanya’da yetiştiğini belirten İnce, “Annem ve babam göçmen olarak bu ülkeye geldiler. Berlin ve Rostock’ta yürüttüğümüz çalışmalar, yalnızca mesleki bir sorumluluk değil, aynı zamanda ilk kuşak göçmen bireylere kapsamlı ve yüksek kaliteli sağlık hizmeti sunma olanağı sağlamakta. Biz, kökeni ne olursa olsun, Almanya’da başarılı olan ve ülkemizin genel başarısına katkıda bulunan her insanla gurur duyuyoruz.” dedi.
Yeni teknolojinin yakın gelecekte daha geniş kitlelere ulaşmasını beklediğini vurgulayan İnce, araştırmaların sürdüğünü, 3-5 yıl içinde Avrupa’da bu imkanların tüm hastalar için mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.
“DÜNYADAKİ İLK KAPAK İMPLANTASYONU VAKASIYLA PROF. İNCE, TAMAMEN YENİ YOLLAR AÇIYOR”
Avrupa’nın uluslararası alanda en tanınmış kardiyologlarından ve Justus-Liebig Üniversitesi Kardiyoloji ve Anjiyoloji bölümünde görev yapan Prof. Samuel Sossalla da “(Triküspit) Dünyadaki ilk kapak implantasyonu vakasıyla Prof. İnce, tamamen yeni yollar açıyor ve Vdyne kapak implantasyonuyla dünya çapında önemli ve yeni bir kapak teknolojisi için bilimsel zemin hazırlıyor.” ifadelerini kullandı.
Hüseyin İnce’nin, girişimsel kardiyoloji alanında mükemmeliyetin en çarpıcı örneğini temsil ettiğini belirten Sossalla, “İnce, inovasyonları ileri taşıyor ve aynı zamanda hastalarla ve meslektaşlarla olan ilişkilerinde derin bir empatiyi koruyor. Birden fazla merkezi kapsayan etkileyici ve ekip odaklı liderliğinde, insani bütünlüğü yönetim gücüyle birleştiriyor ve böylece güven, adanmışlık ve somut dayanışma ile şekillenen bir ortam yaratıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Babasından kalan miras servete dönüştü: Litresi 5 bin Euro’ya alıcı buluyor
1000’DEN FAZLA MİTRACLİP İŞLEMİ YAPAN İLK HEKİM
Kalp kapağının minimal invaziv tedavisi konusunda dünyanın en deneyimli uzmanlarından biri olan İnce, 1000’den fazla MitraClip işlemi yaparak dünyada bu alanda da ayrıca ilk hekim olarak kayıtlara geçti.
Triküspit kapak yetmezliği, sağ atriyum ile sağ ventrikül arasındaki kapağın düzgün kapanmaması sonucu ortaya çıkıyor ve nefes darlığı, halsizlik ile vücutta sıvı birikimine yol açarak yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.
Göğüs kafesi ve kalbin açılmasıyla yapılan triküspit kapak kalp cerrahisi ise birçok durumda çok yüksek ameliyat risklerini de beraberinde getiriyor….

Küçük kızının gözü önünde öldürülmüştü! Katilin savunması ortaya çıktı

Küçük kızının gözü önünde öldürülmüştü! Katilin savunması ortaya çıktı

Olay, Bahçelievler Mahallesi’nde 23 Mart saat 20.15’te meydana geldi. Hüseyin Teke ile aynı binada yaşayan oto galeri sahibi olduğu öğrenilen Seyfettin B.’nin iş yerine ait fazla araçları otoparka park etmesi nedeniyle telefonda tartışma başladı. İkili arasındaki bu tartışmanın ardından apartmanda karşılaşan taraflar arasında silahlı kavga çıktı. Kavgada Seyfettin B.’nin silahla ateş açması sonucu Hüseyin Teke, 11 yaşındaki kızının yanında vurularak ağır yaralandı.
İlginizi Çekebilir
Yaralanmasına rağmen saldırganın elindeki silahı almaya çalışan Teke, bu sırada silahın ikinci kez ateş almasıyla kalbinden vuruldu. Taraflar arasında yaşanan arbedede Seyfettin B. de hafif yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdığı Teke hayatını kaybetti. Yaralanan Seyfettin B. ise hastanedeki tedavisinin sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
‘HERŞEY BİR ANDA OLDU’
Şüpheli Seyfettin B.’nin savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. İfadesinde olay anını tam olarak hatırlamadığını belirten Seyfettin B., “Her şey bir anda oldu. Hüseyin’in bana ateş ettiğini gördükten sonra kendimi savunmak için ateş etmiş olabilirim. Hedef gözetmedim. Öldürme kastım yoktu. Ölen Hüseyin Teke komşum olur. Kendisiyle aramızda önceden husumet yoktur. Şahıs, benim hatırladığım kadarıyla 2 alt katımda ikamet etmekteydi. Olay tarihinde araçlarımızdan birini otoparkta kendi yerime park etmiştim, diğer aracımızı da aracının olmadığını bildiğim Fatih isimli komşumuzun yerine park etmiştim. Akşam saat 19.00 sıralarında Hüseyin Teke beni arayarak aracımı ne zaman çıkartacağımı, kendisinin araçlarını koyamaması sebebiyle sıkıntı yaşadığını söyledi. 1-2 gün sonra çıkacağını söyledim. Konuşmayı sonlandırdık. Sonrasında ben, aracı Fatih abinin yerine park ettiğimi hatırlayarak Hüseyin Teke’yi geri aradım. Onun yerine park etmediğimi, beni neden aradığını sordum. Bunun üzerine şahıs sinirle ‘Sen Allah mısın? Ben seni arayamaz mıyım?’ diye tepki gösterdi.
Narin cinayeti: Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı! Ortalığı karıştıran ifade: Aile salonda çıkarıldı
‘ŞANSIM ZATEN YOKTU’
Konuşma sırasında ikimiz de gerildik, konuyu yüz yüze konuşalım diyerek telefonu kapattık. Benim ikametimde kendime ait taşıma ruhsatlı tabancam vardır. Bu tabancamı her zaman ikametimden çıkarken yanıma alırım. Yine o gün tabancayı alıp Hüseyin’in dairesinin bulunduğu kata indim, Hüseyin de beni bekliyordu. Benimle bağırarak konuşmaya başladı. Hakaret etmedi ancak telefondaki ‘Sen Allah mısın?’ söylemlerini tekrarladı. Sonra da üzerinden tabancasını çıkardı, benim boğazıma dayadı. ‘Seni öldüreceğim’ şeklinde sözler söyledi. Bunun üzerine ben de tabancamı çıkardım ve ona gösterdim, ancak yere doğrulttum. Amacım silahı görüp geri adım atmasıydı. İkimiz de dip dibeydik. Hüseyin Teke beni kendi dairesinin önüne kadar çekiştirdi ve ittirdi. Bu esnada seslerimizi duyan annem Songül Bıyık yanımıza geldi. Annem bizi o halde görünce panikledi. Hüseyin’e bağırdı. Ben annemi o halde görünce çok üzüldüm. Silahımı cebime koyup annemle birlikte kendi daireme doğru çıkarken Hüseyin Teke peşimizden geldi. Beni kendine doğru çekiştirip tabancasıyla ateş etti. Olayın şokuyla nereye ateş ettiğini, kaç el ateş ettiğini anlamadım. Ayağımdan yaralandığımı görünce kendimi kaybettim. Annemi de göremedim, her şey bir anda siyah beyaz oldu. Tabancamla Hüseyin’e ateş ettiğim anı hatırlamıyorum. Hedef gözetme şansım zaten yoktu. Kaç el ateş ettiğimi de hatırlamıyorum” dedi.

‘HÜSEYİN’İ ÖLDÜRME KASTIYLA HAREKET ETMEMİŞTİM’
Seyfettin B., ifadesinin devamında, “Tabancamda 14 mermi vardı. Olaydan sonra emniyette silahımda 7 mermi kaldığını söylediler. Gözümü açtığımda ayağımın koptuğunu görünce kendimi asansöre attım ve kendi katıma çıktım. Ne Hüseyin’i ne de annemi görmedim. Silahımın kurulu olduğunu görünce şarjörü çıkarttım ve emniyete aldım. Okan isimli komşumuz yanıma geldi ve havluyla müdahalede bulundu. Kesinlikle Hüseyin’i öldürme kastıyla hareket etmemiştim. Hüseyin’in ateş etmesi üzerine kendimi kaybederek ateş ettim. Zaten aramızda öldürmeyi gerektirecek bir husumet yoktu. Hüseyin’in eşi olaydan sonra yerden bir şeyler aldığımı söylemiş ise de ben kendimde olmadığım için böyle bir şey yapmış olamam. İkametimde bir adet ruhsatlı, olayda kullanılan tabancam, bir adet kurusıkı tabanca ve bir adet boncuk tabancası bulunduruyordum. Olayda ben de yaralandım. Tedavim halen devam etmektedir. 2 defa ameliyat oldum. Olay sebebiyle pişmanım. Üzerime atılı suçlamayı anlattığım haliyle kabul ederim” dedi.
Akılalmaz intikam! 7 üniversite bitirdi, planını ince ince işledi
‘ARALARINDA BİR HUSUMET YOKTU’
Tanık Okan Sadi’nin emniyette verdiği ifadede ise, “Seyfettin Bıyık, babamın çocukluk arkadaşının oğlu olur ve aynı binada otururuz. Hüseyin Teke ile de aynı binada ikamet ederiz ve komşum olur. İki tarafı da bu münasebetlerle tanırım. Seyfettin Bıyık ve Hüseyin Teke arasında benim bildiğim herhangi bir husumet yoktu. İkisi de kendi işinde gücünde insanlardı. Olay günü, yani 23 Mart 2026 günü saat 20.15 sıralarında ben kendi ikametimde otururken bina içinden bağrışma sesleri duydum. Daire kapısını açıp kulak verdiğimde, aşağı katta Hüseyin Teke ile Seyfettin B.’nin tartışma seslerini duydum. Ben 3. katta ikamet ederim, bağrışma sesleri ise 2. kattan merdiven boşluğundan geliyordu. Ben de onları ayırmak için aşağı kata inmek üzere dairemden çıktım. Merdivenden indiğim esnada Seyfettin B.’nin, Hüseyin Teke’ye yumruk attığını gördüm. İkisinin de elinde tabanca vardı. Seyfettin B.’nin yanında annesi olan Şengül B.’ta vardı. Yumruk atıldığını ve ellerinde silah olduğunu görünce geri yukarı doğru çıktım. Ben yukarı çıktığım gibi silah sesleri gelmeye başladı. Kimin kimi vurduğunu göremedim ancak ikisinin de elinde tabanca vardı. Yukarı çıkıp kendi ikametime girdim. Silah sesleri bittikten sonra çığlık sesleri duydum. Bunun üzerine tekrar aşağı indim. Hüseyin Teke’nin merdiven önünde yüzüstü, hareketsiz şekilde kanlar içinde yattığını gördüm. Hüseyin Teke’nin yanına gitmek isterken yukarıdan merdivenden bir kadın aşağı inerek Seyfettin B.’nin 4. kat asansör önünde kanlar içinde yerde olduğunu söyledi. Ben de evden havlu alarak Seyfettin B.’nin yanına çıkıp yaralandığı ayağına havlu ile tampon yaptım. Bir süre sonra binaya sağlık ve polis ekipleri geldi. Seyfettin B. elinde bulunan silahı polis ekiplerine teslim etti. Yaşanan bu olayda neden kavga ettiklerine dair bir bilgim yoktu ancak olay sonrasında kapalı otoparkta yer anlaşmazlığı yüzünden kavga ettiklerini öğrendim. Benim konuyla ilgili bildiklerim bundan ibarettir” dediği öğrenildi.
…