BIST 100
14.341,41 -0,24%
DOLAR
44,9251 0,07%
EURO
52,6588 -0,18%
GRAM ALTIN
6.839,64 0,42%
FAİZ
40,28 1,00%
GÜMÜŞ GRAM
112,31 1,50%
BITCOIN
79.013,00 4,34%
GBP/TRY
60,6670 -0,11%
EUR/USD
1,1721 -0,20%
BRENT
101,44 3,01%
ÇEYREK ALTIN
11.182,81 0,42%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
21 °

HABER

İzmir'de eski eş dehşeti! 2 çocuk annesini öldürdü, ardından intihar etti

İzmir’de eski eş dehşeti! 2 çocuk annesini öldürdü, ardından intihar etti

İzmir’in Bayraklı ilçesinde boşandığı 2 çocuğunun annesi Havva Çubukçu’yu (34) öldürüp, aynı tabancayla intihar eden Uğur Baycan’ın (37), daha önce de evini bastığı eski eşini darbedip tehditlerde bulunduğu belirtildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nden APP plakalara ilişkin açıklama: Bu plakaları değiştirmeyin
DAHA ÖNCE TEHDİT ETTİĞİ KADINI SOKAK ORTASINDA VURDU
Olay, gece saatlerinde Muhittin Erenler Mahallesi 2169 Sokak’taki bir evde meydana geldi. Havva Çubukçu ile evine gelen eski eşi demir doğrama ustası Uğur Baycan arasında tartışma çıktı. Sokağa taşan tartışma sırasında Baycan, yanındaki tabancayla Çubukçu’ya ateş etti.

Çubukçu kanlar içerisinde yere yığılırken, bağrışma ve silah seslerini duyan komşuları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde Çubukçu’nun hayatını kaybettiği belirlendi.

Olayın ardından kaçan Baycan ise kısa süre sonra Refik İnce Mahallesi’nde 1925 Sokak’ta suç aleti tabanca ile kendisini vurarak intihar etti. Baycan ve Çubukçu’unun cansız bedenleri savcının incelemesinin ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırdı.
Çiftin 2 yıl önce evliliklerini sonlandırdığı, Uğur Baycan’ın boşandıktan sonra 1’i kız 2 çocuk annesi olan Çubukçu’yu sürekli tehdit ettiği, bir süre önce de evini basıp darbettiği bildirildi.
YÖK düğmeye bastı! Üniversitelerde 3+1, 2+2, 7+1, 6+2 modeli…

Vali Gül 'Engelsiz Şarj' akıllı telefon uygulamasının tanıtımına katıldı

Vali Gül ‘Engelsiz Şarj’ akıllı telefon uygulamasının tanıtımına katıldı

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen İstanbul Valiliği ile Açık Veri ve Teknoloji Derneği’nin ortak projesi hem iOS hem de Android cihazlarda kullanılabilecek ‘Engelsiz Şarj’ adlı uygulamanın tanıtımı Kağıthane’de yapıldı. Tanıtıma İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra, Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Kağıthane Kaymakamı Yüksel Kara, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Özcan Aygün, Açık Veri ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bilal Eren, ilgili kurumların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Ünlülere uyuşturucu operasyonu! Hande Erçel Adli Tıp’ta… İşte ilk görüntü
HARİTA ÜZERİNDE GÖSTERİYOR
‘Engelsiz Şarj’ projesi adıyla bilinen uygulama fiziksel engellilerin kullandığı akülü tekerlekli sandalyeler için en yakın şarj istasyonlarının yerlerini haritada gösteriyor. Ücretsiz olan uygulama akıllı telefonlara yüklendikten sonra şarj istasyonlarının lokasyon bilgilerini gösteriyor. Uygulamanın amacı engelli birey ve yakınlarının hareket özgürlüğünü artırmasının yanında var olan şarj istasyonlarının hem etkin kullanımını sağlamak hem de yeni yatırımları teşvik etmek.
‘TEKNOLOJİ GELİŞİYOR’
İstanbul Valisi Davut Gül, “Aslında işin merkezinde şu var. Hayatı nasıl kolaylaştırabiliriz. Bunu sadece parasal miktarla ya da yapılan binalarla, yapılan yollarla köprülerle açıklayamayız. Mesele istatistik olarak da açıklanamaz. Bir kişinin meselesiyse, bir kişinin hayatını zorlaştırıyorsa o, o kişi için en önemli meseledir. Bir kişinin hayatını da kolaylaştırıyorsa onun için hayatında önemli bir gelişmedir. Engeller, birlikte yaşadığımız, birlikte yaşamaya devam edeceğimiz ve şu an engelli olmayıp bir adım sonrasında engelli olmayacağının garantisi olmayan hepimiz için geçerli olan ve temel insan hakkı olan altyapının oluşması gerekiyor. Binalar, kaldırımlar, apartmanlar yapıyoruz. Herkesin girebildiği, gezebildiği, yaşayabildiği, görebildiği mekanların fiziksel engelli olan hemşehrilerimizin de görüp gezmesi gerekiyor. Teknoloji gelişiyor. Mesleğe ilk başladığımızda tekerlekli sandalyeler dört tekeri olan, birinin iterek götürdüğü tekerlekli sandalyelerdi. Sonra akülü sandalyeler ve bunun türevleri hayatımıza girmeye başladı. Bununla birlikte de özellikle cep telefonunun, internetin gelişmesiyle birlikte de hayatımızı kolaylaştıracak yeni yenilikler girmeye başladı” dedi.

‘ADRES TARİFİ YAPMADAN RAHAT GİDEBİLECEKLERİ BİR YAZILIM SİSTEMİ’
İstanbul Valisi Davut Gül, “Özellikle teknolojinin altyapısından kullanarak gelişen, engellilerin kullandığı aletlerin, edevatların, araçların birbiriyle örtüşmesi gerekiyor. Dolayısıyla da altyapısı uygun olan, altyapısı gelişmiş olan ilçelerde bu yapılan programla birlikte hemşehrilerimizin şarj istasyonlarını daha kolay bulması, daha da önemlisi diğer belediyelerin de bunu yaygınlaştırması, kullandıkça bir ihtiyaç olarak gündemimize gelmesi. Kağıthane’deki hemşehrimizin başka ilçeye gittiğinde ya da başka ilçedeki hemşehrimizin Kağıthane’ye geldiğinde birine sormadan, adres tarifi yapmadan rahat gidebilecekleri bir yazılım sistemi. Daha da önemlisi herkese açık, ücretsiz ve herkesin kullanabileceği bir yazılım programı. En önemlisi herkese açık ücretsiz ve herkesin kullanabileceği bir yazılım programı.” ifadelerini kullandı.
‘175 NOKTADA ŞARJ İSTASYONUNU İŞARETLEDİK’
Açık Veri ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Bilal Eren de programda bir konuşma yaptı. Eren, “Açık veri teknoloji derneği olarak hedefimiz, kuruluş gayemiz kamu verisinin paylaşımında şeffaflık ve daha önemlisi hayatı her alanda kolaylaştıracak projeler geliştirmek için bu verilerin açılmasını sağlamak. Hedefimiz bu, bu konuda çalışıyoruz. Kamu tarafından paylaşılan her veri, her bilgi seti, her bilgi kırıntısı bu tip projelerin geliştirilmesinde çok büyük öneme sahip. Özellikle yapay zeka çağında bu bir hammadde, adeta bir yakıt haline geliyor. Dolayısıyla kamu verisinin paylaşılması vatandaşla paylaşılması çok önemli. Bu proje de açık veri temelli, buna açık veri deniliyor. Açık veri temelli bir proje olması hasebiyle hem ülkemiz için hem dünyadaki ilk örneklerden bir tanesi. O anlamda çok gururluyuz. Dediğim gibi bugün itibarıyla erişebildiğimiz 175 noktada şarj istasyonunu haritada işaretledik. Akıllı telefon uygulamasıyla bunları görebiliriz. İndirdikten sonra uygulamanın çok kolay basit bir kullanımı var. Konum izni verirseniz bulunduğunuz noktaya en yakın şarj istasyonunu size gösteriyor. Yürüme mesafesinde veya tekerlekli sandalye gitme mesafesini de size gösteriyor” diye konuştu. Konuşmaların ardından Engelsiz Şarj isimli ücretsiz akıllı telefon uygulamasının tanıtımı töreninde kurdele kesildi. Şarj ünitesi engelli bir bireyin katılımıyla uygulamalı olarak gösterildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden APP plakalara ilişkin açıklama: Bu plakaları değiştirmeyin…

Yasak aşk yüzleşmesi ölümle bitti: Her şey ortaya çıktı

Yasak aşk yüzleşmesi ölümle bitti: Her şey ortaya çıktı

Ertuğrul Karadaşlı, 12 yıldır dini nikahla birlikte, son 2 yıldır da ayrı yaşadığı Y.O. ile konuşmak için Nilüfer ilçesi Çalı Mahallesi’nde 27 Nisan 2025’te akşam saatlerinde bir araya geldi. Çift konuştuğu sırada iddiaya göre; Karadaşlı’nın cep telefonuna Simge İvedi’den mesaj geldi. Mesajı gören Y.O., iddiaya göre; Ertuğrul Karadaşlı’nın 2 yıldır birlikte yaşadığını öğrendiği İvedi’yi arayıp, konuşmak için çağırdı. Simge İvedi, Üçevler Mahallesi Beşevler Sanayi Sitesi 15’inci Sokak’a geldi. Y.O., Ertuğrul Karadaşlı’nın arkadaşı tarafından evine götürülürken; İvedi ile Karadaşlı arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında, 28 Nisan’da saat 02.00 sıralarında Ertuğrul Karadaşlı göğsünden bıçaklanarak ağır yaralandı. Ambulansla Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Karadaşlı, kurtarılamadı.
TUTUKLANDI
Gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından tutuklanan Simge İvedi ifadesinde, “Aracıma doğru ilerlerken Ertuğrul, arkamdan bağırarak bana doğru göğsünü açtı. ‘Bak gördün mü ne yaptığını’ dedi. Kanı o sırada gördüm, onu ben bıçaklamadım. Ertuğrul kendisini bıçakladı” dedi.
İvedi hakkında ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine devam edildi. Bursa 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık, Ertuğrul Karadaşlı’nın yakınları ile taraf avukatları katıldı.
Erkek arkadaşını öldürmekle suçlanıyordu, şok savunma: ‘Kendisini bıçakladı’
‘BENİ ARADI, ‘YETİŞ BENİ ÖLDÜRECEKLER’ DEDİ’
Duruşmada tanık olarak dinlenen Sercan B., “Ertuğrul Karadaşlı ile esnaf arkadaşıyız. Olay günü akşam evimde otururken Ertuğrul ağabey beni aradı ve ‘Yetiş beni öldürecekler’ dedi. Ben de sebebini sorunca kadın meselesi olduğunu belirtti. Bunun üzerine beni karıştırmamasını söyleyerek telefonu kapattım. Daha sonra yine esnaf arkadaşım Gökhan’ı aramış. O da beni arayıp, Ertuğrul ağabeye yardım etmeye gideceğini söyledi. Ben karışmamasını söylememe rağmen Gökhan söz verdiğini, bu nedenle gideceğini belirtti. Bunun üzerine ben de Gökhan tek gitmesin diye beni almasını söyledim. Ertuğrul ağabey, iş yerine yakın bir yerde otomobilin içinde alkol alıyordu. Bize Simge’yi çağırdığını söyledi. Bu sırada imam nikahlı eşi Y.O. ve oğlu C.O. bekliyormuş. Simge gelince Y.O. ve C.O. da geldi. Y.O. ve C.O., Ertuğrul’a saldırmaya başladı. Onları ayırarak sakinleştirdik” dedi.
‘SİMGE, ‘ALLAH BELANI VERSİN’ DİYEREK BIÇAĞI GÖĞSÜNE SAPLADI’
Simge İvedi’yi kenara çektiğini söyleyen Sercan B., “Ben Simge’ye, ‘Bak her şey ortaya çıktı, sen de görüyorsun. Gençsin, bırak bunları arabana bin git’ dedim. O da ağabeyini arayacağını söyledi. Yaklaşık 5 dakika sonra sanığın ağabeyi Ferhat D. geldi. Bir süre Ertuğrul ağabeyle konuştular. Biz bu esnada tarafları sakinleştirmeye çalıştık. Ben daha sonra Y.O. ve oğlu C.O.’yu ikna ederek evlerine bırakıp, olay yerine geri geldim. Olay yerinde sanık, ağabeyi Ferhat, Ertuğrul ağabey, Gökhan ve ben vardık. Ben, ‘Artık geç oldu, gidelim. Bu işi uzatmayalım’ dedim. Bu sırada Simge ve Ertuğrul, benden 4-5 metre uzaklıkta, birbirlerinin yüzüne bakacak şekilde duruyordu. Simge’nin elleri arkasında kenetliydi. Simge birden ‘Allah belanı versin’ diyerek bıçağı iki eliyle Ertuğrul ağabeyin göğsüne sapladı. Ertuğrul ağabey, 2 adım geri gitti. Ben Ertuğrul ağabeyin yaralandığını görünce hastaneye gitmek için arabaya koştum. Bu sırada bıçağı yerde gördüm. Ertuğrul ağabey, göğsünü göstererek, ‘Beğendin mi yaptığını?’ dedi. Ben arabayı çalıştırırken Ertuğrul ağabey elleriyle otomobile dayandı ve yavaş yavaş düştü. Simge, 112’yi arayacağını söyledi. Ona güvenmeyip, ben de arama yaptım. Ben beklerken, Simge 112 ile konuşmaya başladı ve ‘Erkek arkadaşım kendini bıçakladı’ dedi. Daha sonra ben de ihbarda bulundum. Sağlık ekipleri geldiğinde Simge, ‘Siz de gördünüz, kendisini bıçakladı değil mi?’ diye sordu. Ben şaşırdım” diye konuştu.

‘SİMGE TAMPON YAPMAK İÇİN BENDEN BİR ŞEY İSTEDİ’
Simge İvedi ile bir kan bağının olmadığını ancak kendisinin ağabeyi olarak bilindiğini belirten Ferhat D., “Kendisi arkadaşım olur. 2 yıllık ilişkilerinin olduğunu biliyordum. Olay günü saat 23.00 sıralarında Simge beni aradı ve Ertuğrul’un başka bir kadınla ilişkisi olduğunu, bu kadınla yüzleşeceklerini, benim de bu yüzleşmeye tanık olmamı istediğini söyledi. Ben olay yerine gittiğimde 2 arkadaş, bir kadın ve genç biri daha vardı. Gittiğimde tartışma yaşanıyordu. Ertuğrul ile Simge arasında sözlü tartışma vardı. Ben, Sercan ve Gökhan, Ertuğrul ile Simge’den yaklaşık 4-5 metre mesafe uzakta duruyorduk. Bu sırada el ile göğse vurma sesi duydum. Ertuğrul ve Simge’nin bulunduğu yere dönünce, Ertuğrul’un elinde bıçak olduğunu gördüm. Bu sırada Ertuğrul, ‘Yaptığını beğendin mi?’ ya da ‘Oldu mu yaptığın?’ şeklinde söz söyledi. Aynı anda göğsünden kan fışkırmaya başladı. Bu sırada Simge, Ertuğrul’un karşısında yaklaşık 1 metre mesafede yüz yüze duruyordu. Daha sonra Ertuğrul yere düştü. Bu sırada Simge benden tampon yapmak için bir şey istedi. Bıçaklanma olayından önce Simge’nin ‘Allah belanı versin’ gibi bir söz söylediğini hatırlamıyorum. O sırada Simge, Ertuğrul’un kendini bıçakladığını söyledi” dedi.

‘ADALETE GÜVENİYORUM’
Bu arada duruşma sürerken, Simge İvedi’nin yakınlarının tanıklara yönelik tutumları nedeniyle mahkeme heyeti başkanı araya girdi. Heyet başkanı, İvedi’nin yakınlarının salon dışına çıkarılmasına karar verirken; sanık avukatı, Ertuğrul Karadaşlı’nın kendi kendini bıçakladığını savundu.
Simge İvedi ise savunmasında, şunları söyledi:
“Üzerime atılı suçlamaları ve tanıkların beyanlarını kabul etmiyorum. Sercan’ın ‘Allah belanı versin’ diye söylediğime yönelik beyanını kabul etmiyorum. Adalete güveniyorum, tahliyemi talep ediyorum.”
DURUŞMA ERTELENDİ
Beyanların ardından mütalaasını veren savcı, sanığın ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanık avukatının savunma için ek süre talebini kabul edip, Simge İvedi’nin tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma ertelendi. (DHA)

Gece 03

Gece 03.00’te dehşet! Komşuların müzik kavgası ölümle bitti

Olay, geçen yıl 28 Eylül’de Gökçebey ilçesi Çarşı Mahallesi’nde meydana geldi. Dilara Yıldırım, erkek arkadaşı Faruk B. ile otomobille evlerinin önüne geldi. İddiaya göre burada Dilara Yıldırım ile Faruk B. otomobilde yüksek sesle müzik dinlemeye başladı. Bu sırada B.S., camdan komşusu Yıldırım ile erkek arkadaşına tepki gösterince tartışma çıktı. Tartışmaya B.S.’nin oğlu Serdar Subaşı da dahil oldu. Serdar Subaşı, mutfaktan aldığı bıçakla sokağa çıktı. Burada tartışma kavgaya dönerken, Serdar Subaşı, Dilara Yıldırım ve Faruk B.’yi bıçakladı, otomobilinin lastiklerini de keserek zarar verdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Subaşı, jandarmaya teslim oldu. Yaralılardan Dilara Yıldırım kaldırıldığı Gökçebey Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Faruk B. ise Çaycuma Devlet Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Dilara Yıldırım, memleketi Karabük’te toprağa verilirken Serdar Subaşı tutuklandı.
Serdar Subaşı hakkında, ‘kadına karşı kasten öldürme’, ‘kasten yaralama’ ve ‘mala zarar verme’ suçlarından Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldı. Davanın ilk duruşması bugün görüldü. Salonda, tutuklu sanık Subaşı ile yaralanan Faruk B. ve taraf avukatları hazır bulunurken, Dilara Yıldırım’ın annesi Yeliz Yıldırım SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

‘LASTİKLERİ PATLATTIĞIMI GÖRÜNCE BANA YUMRUK ATMAYA BAŞLADI’
Öldürme kastı olmadığını söyleyen sanık Serdar Subaşı, “Saat 03.00 sıralarında yüksek sesli müzikle bir araç geldi. Camdan baktığımda sürgülü kapımızın önüne, araçlarımızın çıkışını kapatacak şekilde park ettiğini gördüm. Araçtan inen Faruk’un elinde açılmamış bira şişeleri vardı. Yabancı olduğu için ‘Hayırdır, kime bakıyorsun?’ diye seslendim. Bana ağır küfürlerle karşılık verdi. Eşim beni tuttu, evden çıkmamı engelledi. Tekrar camdan baktığımda Faruk’un yanında Dilara’yı gördüm. Aşağıdan bana ve eşime yönelik küfürlerine devam ettiler. Alt kata indim, annem çıkış kapısında durup beni engelledi. Daha sonra seslerin çoğaldığını fark edip balkondan baktığımda babamın dışarı çıktığını gördüm. Babamı ortalarına almışlardı. Önde Faruk, arkasında Dilara vardı ve küfrediyorlardı. Faruk babama yumruk sallıyor, bir yandan da elini sol cebine atıyordu. Bunu görünce alt katta babamın evinden mutfaktan bir bıçak alıp dışarı çıktım. İlk önce kapımızı kapatan Faruk’un arabasının sol ön lastiğini kestim. Faruk lastikleri patlattığımı görünce bana yumruk atmaya başladı ancak sarhoş olduğu için isabet ettiremedi. Elimdeki bıçağı korkutmak amacıyla salladım, bel tarafına geldi. Amacım sadece korkutmak ve saldırısını önlemekti” dedi.

Serdar Subaşı
‘PİŞMANIM, TAHLİYEMİ TALEP EDİYORUM’
Yaralanınca Faruk B.’nin kaçtığını ancak kendisinin sinirlerine hakim olamayıp aracın diğer lastiklerini de kestiği sırada arkasından Dilara Yıldırım’ın geldiğini anlatan Serdar Subaşı, “Lastikleri kesmek için çömelik vaziyetteydim. Arkamdan birisi bana tokat ve yumruk atıp ensemi, boynumu tırmalamaya başladı. ‘Seni öldüreceğim’ diyerek hakaret ediyordu. Baktığımda Dilara olduğunu gördüm. Çömelik olduğum için bir anda kalkamadım. Elimde büyük bir bıçak varken sert bir şekilde sola doğru döndüm. Bana doğru hamle yapınca o esnada yaralanmış. Ardından geri çekilip evinin olduğu sokağa doğru yürüdü. Evime girdikten sonra eşimi kontrol etmesi için gönderdim. Eşim, Dilara’nın yaralandığını ve karnından kan geldiğini söyleyince hemen 112’yi aradım. Ambulans gecikince ikinci kez aradım, muhtara haber verdim. Hiçbir şekilde Dilara’ya karşı husumetim yoktu. Arkamdan saldırdığı sırada aniden dönünce kazaen yaralandı, o an bıçaklandığını anlamadım bile. Pişmanım, tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.
‘KAÇMAK İSTEDİM BENİ SIRTIMDAN BIÇAKLADI’
Sanığın savunmalarını yalanlayan ve sırtından bıçaklandığını söyleyen Faruk B. ise “Hastaneden çıkıp kız arkadaşımı evine bırakmak için sokağa girdim. Yol bozuk olduğu için evin önüne kadar çıkamadım, sanığın evinin karşısına aracı park ettim. İnene kadar sanığı görmedim. Bana laf atıp küfretti. Arabaya binip uzaklaşmak istedim ancak babası dışarıdaydı ve kız arkadaşımın kafasına vurdu. Arabadan inip aralarına girdim. O esnada Serdar balkondan atlayıp yanımıza geldi. Bıçağı görür görmez kaçmak istedim ama beni sırtımdan bıçakladı. Sonrasında aracımın lastiklerini kesti. Ben olay yerinden ayrılırken Dilara ayaktaydı, hiçbir sıkıntısı yoktu. Bıçaklansa fark ederdim. Aracımda yüksek sesle müzik çalmıyordu. Şikayetçiyim” dedi.

‘Katilin en ağır cezayı almasını istiyorum’ diyen Dilara Yıldırım’ın annesi Yeliz Yıldırım, güvenlik kamerası kayıtlarını jandarmaya teslim ettiklerini ve şikayetçi olduğunu söyledi.
KAMERA GÖRÜNTÜLERİ İZLETİLDİ
Tanıkların da dinlendiği duruşmada, olaya ait güvenlik kamerası kayıtları izlendi. Görüntülerde, Yıldırım’ın önce eve geldiği sonra tekrar dışarı çıktığı, kavga nedeniyle küfür seslerini yükseldiği, birinin ‘Kalk Dilara’ diye bağırması, sanığın babası B.S.’nin de Faruk B.’ye ‘bin arabana git’ dediği anlar yer aldı.
MÜTALAA İÇİN SÜRE VERİLDİ
Cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamı ve mütalaa vermek için süre istedi. Mahkeme heyeti, sanığa Faruk B.’nin aracındaki maddi zararı karşılaması için süre verdi. Sanığın tutukluluğunun devamına ve savcıya mütalaa için süre verilmesine karar verilirken, duruşma ertelendi. (DHA)

Eşi ve oğlu öldürülen kadın ifadesi yürek yaktı: Çocuğumun kaçarken silahla ateş etti

Eşi ve oğlu öldürülen kadın ifadesi yürek yaktı: Çocuğumun kaçarken silahla ateş etti

Konya’da baba ve oğlunun uğradıkları silahlı saldırıda hayatını kaybettiği olayın zanlıları olan karı ve kocanın yargılanmasına başlandı. Mahkemede sanık kendisini, “Çocuğu görseydim, babasını da vurmazdım” diye savunması dikkat çekti.
BABA-OĞUL CİNAYETİNDE SANIK SAVUNMA YAPTI
Olay, geçtiğimiz yıl 25 Ağustos Pazartesi günü sabah saatlerinde merkez Karatay ilçesi Karaaslan Mahallesi Övgü Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, baba Mehmet Koçyiğit (33) ve oğlu Servet Koçyiğit (11) evlerinin bahçesinde 51 AEL 448 plakalı otomobile bindikleri sırada silahla saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti.
Olay sonrası katil zanlısı Hıdır A. yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Cinayetle ilgili tutuklanan sanık Hıdır A. ile tutuksuz sanık eşi Mercuhan A.’nın yargılanmasına başlandı.
Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına, tutuklu sanık Hıdır A. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, tutuksuz sanık Mercuhan A., olayda hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları mahkemede hazır bulundu.
“ÇOCUĞU GÖRSEYDİM, BABASINI DA VURMAZDIM”
Mahkeme heyeti tarafından söz verilen sanık Hıdır A. olayda hayatını kaybeden Mehmet Koçyiğit’in olaydan önceki gece kendisine ve ailesine küfür ettiğini öne sürerek, “O gün ettiği küfürleri kendime yediremedim. Eve geri döndüm, silahımı aldım. Mehmet’in evine gittim, evin etrafında dolanmaya başladım. Mehmet’i evin önünde araca binerken görünce kavşaktan konuşmak için döndüm. ‘Konuşalım’ dedim ama o yine küfür etti, silahımı çıkarıp ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Polisler bana ‘Çocuğu görmedin mi’ diye sordu, ben çocuğun olduğunu bilmiyordum. Çocuğu görseydim, babasını da vurmazdım” diye kendini savundu.
Eşi Hıdır A.’ya yardım etmekten yargılanan tutuksuz sanık Mercuhan A. ise olay yerinde olmadığını öne sürerek, üzerine atılı suçlamayı reddetti.
“BENİM GÖZÜME BAKARAK ÇOCUĞUMA VE EŞİME ATEŞ ETTİ”
Olayda hayatını kaybeden Mehmet Koçyiğit’in eşi Emine Koçyiğit ise “Araç evimin balkonuna yakın olduğu için aracın kapısının açılma sesini duydum. Silah sesi geldi. Balkondan baktığımda eşim yere yığılmış şekildeydi. Hıdır, çocuğumun kaçtığını gördüğü halde silahla ateş etti. Eşim ve çocuğum yan yanaydı. Hıdır benim gözüme bakarak çocuğuma ve eşime ateş etti. En ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum” şeklinde konuştu.
Mahkeme heyeti, sanık Hıdır A’nın tutukluluk halinin devamına, eşi Mercuhan A’nın da adli kontrol şartının devamına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi….

Güney Koreli Jang Türkiye'ye geldi, hayatı değişti

Güney Koreli Jang Türkiye’ye geldi, hayatı değişti

Çekya’daki bir lojistik firmasında yönetici olan Güney Koreli Yongsuk Jang (38), yaklaşık 5 yıl önce Muğla’nın Marmaris ilçesinde tur rehberliği stajı yapan Cansel Soylu (26) ile tanıştı.
Arkadaşlıklarını ilerleten çift, evlenme kararı aldı.

İki yıldır İslamiyet’i araştıran ve Müslüman olmaya karar veren Jang, Bingöl’e geldi.

Soylu ile Bingöl İl Müftüsü Orhan İmamoğlu’nu ziyaret eden Jang, şahitler huzurunda gerçekleştirilen ihtida töreninde kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu, Can ismini aldı.

Bingöl Belediyesi’nde düzenlenen nikah töreniyle dünyaevine giren çift için İl Müftülüğü’nde de dini tören yapıldı.
İl Müftüsü İmamoğlu, Çekya’nın başkenti Prag’da yaşayacak olan çifti tebrik ederek, sağlıklı ve huzurlu bir yaşam geçirmelerini diledi.

“ÇOK DUYGULANDIK”
Cansel Soylu Jang, bugünlere geldikleri için çok mutlu olduğunu söyledi.
Eşinin 2 yıl öncesinden Müslüman olmaya karar verdiğini anlatan Jang, “Müslümanlığı zaten kendisiyle konuşmuştuk ve bunu istiyordu. İkimiz için ilk kez olan bir şeydi, çok duygulandık. Eşime din konusunda yardım edeceğim.” dedi.
“Can” ismini alan Jang da İngilizce çok mutlu olduğunu belirterek, “Bütün dinlere saygım vardı, İslamiyet’i seçtim. Eşimi çok seviyorum, umarım çok güzel bir hayatımız olur. Bingöl’ü çok seviyorum.” diye konuştu. tıklatma oranı yüksek başlık önerileri…

YÖK düğmeye bastı! Üniversitelerde 3+1, 2+2, 7+1, 6+2 modeli

YÖK düğmeye bastı! Üniversitelerde 3+1, 2+2, 7+1, 6+2 modeli

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Atatürk Üniversitesi Senato Salonu’nda yapılan Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’na (ÜAK) başkanlık etti. Toplantının açılışında konuşan Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığını bildirdi.
Yürüttükleri stratejik dönüşümün önemli bir boyutunun yükseköğretim programlarına ilişkin hayata geçirdikleri kontenjan politikası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özvar, “Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla hem de sizlerle paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu sürecin ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim” diye konuştu.

İspanya’da dünyanın konuştuğu ‘ötenazi’ kararı: Ölümünden önce konuştu, son isteği ortaya çıktı
‘3+1 HATTA 2+2 YA DA 7+1 VEYA 6+2 MODELİNİ HAYATA GEÇİRMELİYİZ’
Yükseköğretimde stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından birinin de lisans programlarının içerik ve yapısının yeniden ele alınması olduğunu belirten Prof. Dr. Özvar, şunları söyledi:
“Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğlencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız önemlidir. Bu çerçevede günümüz dünyasında, ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem atfettiğimizi vurgulamak isterim. Sizlerle daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamalı, meslek eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur: Sadece ön lisansta değil lisansta da uzun süreli iş yerinde mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3+1, 2+2 ya da 7+1 veya 6+2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmalarını kendilerinden beklediğimiz bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim.”

Mesleki eğitimde Organize Sanayi Meslek Yüksekokullarının önem çıkan bir başlık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özvar, bu modeli daha da yaygınlaştırmayı planladıklarını söyledi.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nden APP plakalara ilişkin açıklama: Bu plakaları değiştirmeyin

‘11 ÜNİVERSİTEMİZİN İLK 500 İÇİNDE YER ALMASI ÇOK KIYMETLİ’
Üniversitelerin araştırma performansı ve uluslararası görünürlüğü üzerinde hassasiyetle durduklarını kaydeden Prof. Dr. Özvar, “Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç olarak görmediğimizi her vesileyle her platformda ifade etmeye çalışıyoruz. Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemizin farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık bin 900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır” dedi.7

Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü anlatan Prof. Dr. Özvar, “Bu alanlarla açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağı yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı’ndan alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara, yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenlemeyle doktora eğitimine giriş sürecini daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eş güdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşık yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır” diye konuştu.
Kurul üyeleriyle rektörlük binası önündeki kartal heykeli önünde fotoğraf çektiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar’a Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu hediye verdi. (DHA)…

Savunmada seri üretim fırtınası! Çelik Kubbe'ye yeni kabiliyetler

Savunmada seri üretim fırtınası! Çelik Kubbe’ye yeni kabiliyetler

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, Türkiye’nin geliştirdiği “Çelik Kubbe” hava savunma sistemine ilişkin, “Bundan sonra üzerine devamlı kabiliyet ekleyeceğimiz, teknoloji entegre edeceğimiz, yeni tehditlere karşı önlemler alacağımız bir altyapıyı temsil ediyor. Ülkemizin hava savunması anlamında tüm ihtiyaçlarına karşılık verebileceğini, onun için çalıştığımızı söyleyebilirim.” dedi.
İlginizi Çekebilir
İkinci, yaptığı açıklamada, ROKETSAN’ın seri üretim çalışmalarına hızla devam ettiğini, tanksavar füzelerinden seyir füzelerine, gemisavar füzelerinden balistik ve hava savunma füzelerine kadar birçok alanda ürünlerin seri üretimde olduğunu söyledi.
Ürünleri arasında balistik füzelerin önemli yere sahip olduğunu vurgulayan İkinci, “Hem TAYFUN balistik füzemiz hem de SOM seyir füzemizin üretimleri ve teslimatları devam ediyor. Bizler 24 saat esasına göre çalışıyoruz. ROKETSAN’da üretim faaliyetlerimiz hız kesmeden devam ediyor.” diye konuştu.
İkinci, yeni yatırımlarla mevcut üretim kapasitesini çok hızlı şekilde çok daha üst noktalara taşımaya gayret göstereceklerini dile getirerek, “İçinde bulunduğumuz konjonktürel ortam da zaten bunu yapmamıza mecburiyet arz ediyor. Hem ülkemizin savunmasını güçlendirmek hem de bu alandaki üretimlerimizin hızlanması için var gücümüzle çalışmaya gayret gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİMİ HIZLANDIRMA KONUSUNDA CİDDİ GAYRETLER İÇERİSİNDEYİZ”
Ülkelerin kendi geliştirdikleri hava savunma sistemlerinin çok kıymetli olduğunu vurgulayan İkinci, şöyle devam etti: “Çelik Kubbe, bu açıdan kendi geliştirdiğimiz bir sistem. ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE’nin ortaklığında geliştiriliyor. ‘Çelik Kubbe’nin bütün unsurlarını bizim yapıyor olmamız, her ihtiyaç duyduğumuzda, istediğimiz kadar hem füze hem radar sistemi hem de batarya sistemlerini üretebilecek kabiliyet sağlıyor. Bu açıdan bakıldığında Çelik Kubbe, Türkiye’nin en önemli savunma projelerinden biri. Sayısını ve üretimlerini hızla artırmamız gerekiyor. Bu konuda da ciddi gayretler içerisindeyiz.”
Emniyet Genel Müdürlüğü’nden APP plakalara ilişkin açıklama: Bu plakaları değiştirmeyin
İkinci, hava savunmasının zor bir alan olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onun için ‘en iyi sistemi yaptık, bitti’ denecek bir sistem değil. Değişen tehdit özellikleri ve karakteristiklerine göre üzerine yeni kabiliyetler, yeni özellikler koyarak devam ediyoruz. Bundan sonra üzerine devamlı kabiliyet ekleyeceğimiz, teknoloji entegre edeceğimiz, yeni tehditlere karşı önlemler alacağımız bir altyapıyı temsil ediyor. Ülkemizin hava savunması anlamında tüm ihtiyaçlarına karşılık verebileceğini, onun için çalıştığımızı söyleyebilirim.”
ROKETSAN’ın çok sayıda projesinin bulunduğunu aktaran İkinci, hava savunma füzelerinden hava-hava füzeleri ve yeni balistik füzelere kadar birçok ürünün 2026 yılı ve sonrasında peyderpey ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.

TÜRKİYE’NİN FÜZE SİSTEMLERİ GÜNDEMDE
Öte yandan ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan savaş sürecinin ardından özellikle silah sistemlerine yönelik ilgi arttı, gözler ise Türkiye’nin savunma teknolojilerine çevrildi. CNN Türk ekibi de bu kapsamda Roketsan’ın Lalahan tesislerinde, Çelik Kubbe’nin vurucu timlerinin bulunduğu noktada incelemelerde bulundu. Muhabir Paşa Alyurt ve Kameraman Mustafa Barış Tan ile birlikte gerçekleştirilen çekimlerde, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sistemleri görüntülendi.

LALAHAN TESİSLERİNDE KRİTİK İNCELEME
Tesislerde ilk olarak hava araçlarından atılan sistemler dikkat çekti. SOM seyir füzesi; 230 kilogramlık savaş başlığı ve toplam 600 kilogram ağırlığıyla yüksek patlayıcı ve zırh delici özelliklere sahip kritik bir sistem olarak öne çıkıyor. Bu füze, hem insanlı hem de insansız hava araçlarında aktif olarak kullanılıyor.
Hemen yanında bulunan Teber güdüm kiti ise genel maksat bombalarının vuruş kabiliyetini artırmak amacıyla geliştirildi. Yaklaşık 155 kilogram ağırlığındaki bu sistem, özellikle kritik operasyonlarda Türk Hava Kuvvetleri tarafından kullanılıyor.

MİNİ AKILLI MÜHİMMATLAR VE UMTAS SİSTEMİ
Tesislerde sergilenen bir diğer önemli sistem ise mini akıllı mühimmatlar oldu. Bu mühimmatlar, özellikle İHA’lar üzerinden kullanılarak sabit ve hareketli hedeflerin imhasında kritik rol oynuyor.
Ayrıca UMTAS uzun menzilli tanksavar füze sistemi de dikkat çekti. Taarruz helikopterleri için geliştirilen bu sistem, sahada önemli bir güç çarpanı olarak değerlendiriliyor.
HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ: SİPER ÖNE ÇIKIYOR
Tesislerdeki incelemelerde hava savunma sistemleri de önemli yer tuttu. Son dönemde yaşanan savaşlar göz önünde bulundurulduğunda bu sistemlerin önemi daha da artmış durumda.
Bu kapsamda öne çıkan sistemlerden biri SİPER hava savunma füzesi oldu. 100 kilometre ve üzeri menzile sahip olan bu sistem, hem kara hem deniz platformlarından kullanılabiliyor. Yaklaşık 5,4 metre uzunluğundaki SİPER, tehdit unsurlarını etkisiz hale getirmede kritik rol oynuyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcılığını artıran bu sistem halihazırda envanterde bulunuyor.
LEVENT FÜZESİ VE MİDLAS LANÇER SİSTEMİ
LEVENT füzesi ise gemi savunma sistemi olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 11 kilometre menzile sahip olan bu sistem, alçak irtifadan uçuş gerçekleştirdiği için hedeflere fark edilmeden ulaşabiliyor.
Tesislerde ayrıca milli lançer sistemi MİDLAS da görüntülendi. SİPER ve LEVENT gibi sistemler bu lançer üzerinden entegre şekilde kullanılıyor ve hedeflere yönlendiriliyor.
HEDEFTE SAVAŞ UÇAKLARI, İHA’LAR VE SEYİR FÜZELERİ VAR
Paşa Alyurt’un aktardıklarına göre, tanıtılan sistemlerin hedef yelpazesi oldukça geniş. Savaş uçakları, helikopterler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları gibi birçok tehdit unsuru bu sistemlerle etkisiz hale getirilebiliyor.
SUNGUR VE HİSAR SİSTEMLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
SUNGUR sistemi, 8 kilometre menzile sahip alçak irtifa hava savunma sistemi olarak öne çıkıyor. Orta irtifa hava savunma sistemleri ise yaklaşık 25 kilometre menzil ve 15 kilometre irtifaya kadar tehditleri etkisiz hale getirebiliyor.
HİSAR-A sistemi de bu kapsamda dikkat çeken bir diğer unsur. Yaklaşık 15 kilometre menzile sahip olan bu sistem, yüksek infilaklı parçacık etkili harp başlığıyla hava tehditlerine karşı etkin koruma sağlıyor.

TÜRKİYE’NİN SAVUNMA GÜCÜ ARTIYOR
Tüm bu sistemler değerlendirildiğinde, Türkiye’nin hem taarruzi hem de hava savunma kapasitesinin önemli ölçüde güçlendiği görülüyor. Özellikle ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan savaş süreci dikkate alındığında, bu sistemlerin stratejik önemi daha da artıyor.
CNN Türk ekibi de Roketsan Lalahan tesislerinde gerçekleştirdiği bu ziyaretle, Türkiye’nin savunma sanayisindeki kritik sistemleri yerinde görüntüleyerek kamuoyuna aktardı.
Ünlülere uyuşturucu operasyonu! Hande Erçel Adli Tıp’ta… İşte ilk görüntü…

Deneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskorthttps://hotelnirvanapalace.com/deneme bonusutaraftarium24silvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbetcasino sitelerimarsbahis1wingrandpashabetKingroyalbahis sitelerideneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelercasibomcasibompadişahbetbetsmoveultrabetperabetbullbahisbetvolepadişahbetcasibomcasibomtaraftarium24casibommatadorbetbahis forumBetnanomatadorbetkralbetcasibominterbahismatbet güncel girişsekabet girişgrandpashabetdoedagrandpashabetjojobetkumar sitelerivdcasino giriştambet girişmatbetmatbetimajbetvdcasinobetparkgrandpashabetcratosroyalbetmarsbahis giriş güncelromabetjojobet girişjojobetmersobahiscasinomilyoncasinoroyalpalacebet1winromabetgameofbetcratosroyalbetgameofbetgrandpashabet girişmarsbahissekabetmarsbahisgrandpashabetvdcasinograndpashabetsonbahiscashwinbetbeysonbahisromabet güncel girişbetpuangameofbetbahiscasinoradissonbet resmi girişbahiscasinogameofbetpalacebettambetwbahismatbetqueenbetMarsbahisjojobetslotbarGrandpashabetbetsatyakabetjojobetmarsbahis girişgrandpashabetmeritkingperabetdeneme bonusu veren yeni sitelerikimisliJojobetJojobetCasibomCasibomMarsbahisJojobetcasibom girişJojobetJojobetJojobetCasibomCasibomkulisbetcasinoperKingroyaljojobetpalacebet girişBetwoonextrabetextrabetjojobetHoliganbetstonebahisholiganbetcasino apinesinecasino