BIST 100
14.369,61 -0,51%
DOLAR
45,2006 0,04%
EURO
52,8310 -0,70%
GRAM ALTIN
6.561,46 -2,12%
FAİZ
41,22 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
106,00 -3,21%
BITCOIN
80.105,00 1,52%
GBP/TRY
61,1714 -0,39%
EUR/USD
1,1684 -0,32%
BRENT
114,90 6,22%
ÇEYREK ALTIN
10.727,98 -2,12%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °

POLİTİKA

Yer: Başakşehir! Alacak tartışmasında husumetlisini silahla yaralayan şüpheli tutuklandı

Yer: Başakşehir! Alacak tartışmasında husumetlisini silahla yaralayan şüpheli tutuklandı

Olay, 26 Nisan Pazar günü saat 17.00 sıralarında Bahçeşehir 2. Kısım Mahallesi Kamelya Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, H.G., aralarında daha önceden alacak meselesi nedeniyle husumet bulunan F.Ç.’nin yaşadığı siteye gitti. Burada karşılaşan ikili arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüdü. Tartışma sırasında F.Ç., yanındaki silahla H.G.’ye ateş ederek olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, yaralı H.G.’yi olay yerindeki ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdı.

TUTUKLANDI
Polis ekipleri, olay yerinden kiralık araçla kaçan F.Ç.’yi yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda şüpheli, Bağcılar Göztepe Mahallesi’nde olayda kullandığı silah, 2 şarjör ve 26 mermi ile birlikte yakalandı. Gözaltına alınarak emniyete götürülen F.Ç., işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede ‘kasten yaralama’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
SALDIRI ANI KAMERADA
Çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasıyla kaydedilen görüntülerde, F.Ç.’nin elindeki silahla H.G.’ye ateş ettiği ve olayın ardından kaçtığı anlar yer aldı.
Atlas Çağlayan’ın ölümü Türkiye’nin yüreğini yakmıştı! Katilin babası hakkında dava açıldı
İçişleri Bakanlığı: Maden işçileri işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır…

Atlas Çağlayan'ın ölümü Türkiye'nin yüreğini yakmıştı! Katilin babası hakkında dava açıldı

Atlas Çağlayan’ın ölümü Türkiye’nin yüreğini yakmıştı! Katilin babası hakkında dava açıldı

İstanbul Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin tutuklanan 14 yaşındaki zanlı E.Ç.’nin babası Y.Ç. hakkında dava açıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Y.Ç. hakkında, zanlının olay anında kullandığı sustalı bıçağın sahibi olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianamede, Y.Ç. (40) ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.

KATİLİN BABASI BAŞKA BİR SUÇTAN CEZAEVİNDE
İddianamede, olayda kullanılan bıçağın Y.Ç.’ye ait olduğu, şüphelinin Atlas Çağlayan cinayetinin işlendiği dönemde cezaevinde olduğu gerekçesiyle suçtan haberdar olmadığını belirttiği aktarıldı.
İlginizi Çekebilir
İddianamede, UYAP sorgulamasında şüphelinin 2 Kasım 2025 tarihinde Bakırköy Metris Cezaevinde bulunduğu, suç tarihi itibariyle halen Çorlu Karatepe 1 Nolu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları’nda bulunduğu vurgulandı. İddianamede, suça konu bıçağa İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarında yapılan incelemeye göre, 6136 sayılı ‘ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanuna muhalefet’ kanunu kapsamında kaldığı belirtildi.
1 YILA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ
Sanık Y.Ç. hakkında, ‘ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler hakkında kanuna muhalefet’ suçundan 6 aydan1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Sanık, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Atlas Çağlayan cinayetinde aileye mesaj atan sanık hakim karşısında! ‘Rahatsızlık vermek istedim’
İçişleri Bakanlığı: Maden işçileri işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır…

İçişleri Bakanlığı: Maden işçileri işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır

İçişleri Bakanlığı: Maden işçileri işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “İçişleri Bakanlığındaki toplantı tarafların uzlaşmasıyla sonuçlanmıştır. İşçiler, işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını açıklamışlardır.” denildi.
İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik’ın başkanlığındaki toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Faruk Özçelik, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç, Ankara Vali Yardımcısı Gürsoy Osman Bilgin, Emniyet Güvenlik Daire Başkanı Emrullah Gölcük, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, Sendika yetkilisi Başaran Aksu, maden işçisi Sinan Koçak, maden işçisi Özcan Gültekin ve Doruk Madencilik Şirketi sahibi Sabahattin Yıldız yer aldı.
MAAŞLAR YATIRILDI
İçişleri Bakanlığındaki toplantı tarafların uzlaşmasıyla sonuçlandı. İşçiler, işverenle anlaşarak eylemi noktaladıklarını duyurdu.
Ankara’da maden işçilerinin eylemi sona ererken işçilerin maaşları da yatırıldı, kalan ücretler için de 15 gün süre istendi.
Son dakika… AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten Macron’a sert tepki: Türkiye’yi karşısına alan söylemleri son derece yanlış
Petrol piyasasında deprem! Birleşik Arap Emirlikleri OPEC’ten ayrılıyor…

Son dakika..

Son dakika… AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten Macron’a sert tepki: Türkiye’yi karşısına alan söylemleri son derece yanlış

İşte AK Parti Sözcüsü Çelik’in açıklamalarından öne çıkan satır başları:Dün 27 Nisan Muhtıra Teşebbüsü’nün yıl dönümüydü. O şekildeki karanlık günlerden, vesayet günlerinden bugünlere gelen mücadele çok büyük hikâyeler, çok büyük fedakârlıklar, çok büyük bedeller, çok büyük meydan okumalara verilen cevaplar ve cesaretler içeriyor. Dolayısıyla aynı zamanda bütün bu zorlukların içerisinde yapılmış çok büyük hizmetler ve devrimci dönüşümler var. Bunun tabii bir anma programıyla ele alınması mümkün değil ama bir şekilde bunların içinden seçim yapacağız.
İlginizi Çekebilir
Tabii ikinci bir konumuz da Türkiye’nin, Türkiye Yüzyılı’nın önümüzdeki 25 yılına bakan bir perspektif ortaya koymasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın değerlendirmeleri olacaktır. Dolayısıyla 25. yılla ilgili hazırlıklara şimdiden başlamak üzere MYK’mız bunu değerlendirmeye almıştır. Terörsüz Türkiye gündemimizde ve bu mesele MYK’mızda değerlendirilmektedir. Bir diğer konuda ise meclis çalışmalarını değerlendirip MYK gündemini bu şekilde tamamlayacağız.
Bahsettiğim gibi dün 27 Nisan’daki muhtıra teşebbüsünün yıl dönümüydü. Bu muhtıra, darbe mekaniği açısından Türkiye’de seçilmiş iradenin milletten aldığı gücün yaralanması ve işlevsiz bırakılması bakımından çok çirkin bir geleneğin, siyaset karşıtı bir geleneğin maalesef önemli enstrümanlarından biriydi. 27 Nisan’da da bu ortaya konulmaya çalışıldı. Fakat Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve bir hükümet, AK Parti hükümeti buna direnerek muhtıra haline getirilmek istenen girişimi bir kâğıt parçasına çevirdi. Bu, Türkiye’nin demokrasisi ve sivil siyasi tarihi açısından devrimci bir dönüşümdür. Dolayısıyla bunun çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Türkiye siyasetinin ve demokrasinin üzerindeki çirkin bir uygulamanın vesayetinin bitirilmesidir.
“LEYEN TALİHSİZ BİR AÇIKLAMA YAPTI”
Tabii yine siyasi olarak bir değerlendirme yaptık. Dış politikadaki gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Biliyorsunuz, gerek Rusya-Ukrayna savaşı, gerek Gazze konusu, gerek diğer kriz alanları ve şu anda İran konusu olmak üzere pek çok ittifak sistemi arasında ülkeler arasındaki ittifaklar çatlar, NATO ile ilgili tartışmalar yaşanırken Avrupa Birliği kendi içerisinde pek çok tartışma yaşıyor. Avrupa Birliği bu krizlerde bir bütün olarak hareket edemiyor. Tabii AB Komisyon Başkanı Von der Leyen’in çok talihsiz bir açıklaması oldu. Türkiye’yi de içine katarak bazı ülkeleri zikrederek bunların Avrupa’ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti ve Avrupa bütünleşmesinin bu şekilde sağlanması gerektiğini söyledi. Tabii bu, Avrupa Birliği’nin şu anda niçin bu hâlde olduğunu gösteren çok temel bir açıklamadır. Yani Türkiye gibi AB’ye aday bir ülkeyi karşıt konumda değerlendirmek, göç ve güvenlik konusunda sürekli kapımızı çalanların zihniyetini göstermesi bakımından çok önemlidir. Tabii bu bir sır değildi ancak gerek fasılların müzakere edilmesine dönük fanatik uygulamalar, kurala dayanmayan yaklaşımlar, gerek diğer konulardaki ilerlemelere dönük tıkanmalar aslında bir Aydınlanma Avrupası yaklaşımına değil, bir Hristiyan kulübü Avrupası anlayışına işaret ediyordu. Biz de bu konuda uyarılarımızı yapıyorduk. Şimdi bunun sonuçlarıyla sadece Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri karşı karşıya gelmiyor. Avrupa Birliği bunu Rusya-Ukrayna Savaşı’nda yaşıyor, kendi çelişkilerinin doğurduğu sonuçları görüyoruz. Gazze konusundaki savrulmalarını görüyoruz. İran savaşı konusundaki etkisizliklerini ve işlevsizliklerini görüyoruz.
“AVRUPA BİRLİĞİ,NATO MESELESİNDE KENDİ GÜVENLİĞİNİ BİLE SAĞLAYAMAYAN BİR BİRLİK DURUMUNDADIR”
Tabii burada sorulması gereken şey Ursula Von Der Leyen’e yöneliktir. Bir AB Komisyon Başkanı olarak bir aday ülkeye dönük bu çifte standardın ideolojik temelleri nedir diye sormak gerekir. İkincisi de her zaman söylenir, Avrupa Birliği bir ekonomik güç oldu ama hiçbir zaman bir siyasi güç olamadı. Bir stratejik güç haline gelemedi. Bugün de görüldüğü gibi NATO meselesinde kendi güvenliğini bile sağlayamayan bir birlik durumundadır. Bütün bunlar tartışılırken onların aday ülke olan Türkiye’nin etkisini engellemeye dönük bir tutum içine girmesi Avrupa Birliği’nin neden bu halde olduğunu açıkça göstermektedir.
Bir diğer konu da şudur. Madem Türkiye bütün Balkanları ve Avrupa’yı domine edecek kadar büyük bir güçtür, normal bir siyasi akıl Türkiye ile iş birliği yapmayı gerektirir. Bu kadar büyük bir güç olduğunu aslında Ursula Von Der Leyen söylediklerinin satır aralarında itiraf etmektedir. Bu itirafıyla aslında büyüyen ve ilkelere dayanan bir Avrupa’dan değil, küçülen ve kendi bürokrasisine gömülmüş bir Avrupa’dan bahsetmektedir. Ancak Türkiye’nin diğer ülkelerden farkı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday bir ülke olmasıdır. Onu bu kadar güçlü görüyorsanız, Balkanları domine edecek kadar etkili kabul ediyorsanız, o zaman doğru olan bu aday ülkeyle iş birliği yapmaktır. Bu vizyondan çok uzaklar ama bu vizyona ulaşmalarını temenni ediyoruz.
Yine diğer bir konu, biz Netanyahu ve onun katliam şebekesinin fanatizminin sadece Müslümanlarla sınırlı olmadığını, insanlığın tüm unsurlarına karşı yöneldiğini ifade ediyorduk. Önceki basın toplantılarımda kıyamet kilisesinde yapılacak ayinin nasıl engellendiğini dile getirmiştim. Şimdi de Lübnan’da İsrail askerinin Hz. İsa’ya ait bir heykeli parçalamasındaki nefret doğal olarak Hristiyan âleminin tepkisini çekmiştir. Burada görülmesi gereken şey, tamamen ideolojik bir motivasyonla ve fanatik bir dini yaklaşımla hareket eden bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzdur. Bunların ne Müslümanların değerlerine ne de Hristiyanların değerlerine saygısı vardır. Bu yüzden insanlık ittifakı diyoruz. İnsanlık ittifakının topyekûn bu fanatizmi durdurması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu arada Papa Franciscus’un savaş karşıtı ifadelerinin son derece dikkat çekici olduğunu belirtmek isterim. Kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Bir Katolik din adamı olarak bu savaşa karşı olduklarını ifade ederken dört ölçüden bahsetmektedir. Birincisi, bir savaş için adil bir neden olmalıdır. İkincisi, doğru bir niyet olmalıdır. Üçüncüsü, savaş son çare olmalıdır. Dördüncüsü ise orantılı araçlar söz konusu olmalıdır. Anlaşıldığı üzere burada yürütülen savaşların Gazze’de, Lübnan’da ve İran’da gayrimeşru olduğu ifade edilmektedir. Bunun Hristiyan din adamları tarafından dile getirilmesinin son derece kıymetli olduğunu belirtmek isterim.
“MÜZAKERELER HENÜZ İSTENİLEN ŞEKİLDE İLERLEMİYOR”
Aynı şekilde Kudüs’ün statüsünün korunması konusunda da insanlık cephesinin, insanlık ittifakının ortak hareket etmesi gerektiği her olayla birlikte bir kez daha görülmektedir. Tabii İran savaşıyla ortaya çıkan tabloyu, ABD ve İsrail’in haksız ve hukuksuz bir şekilde İran’a yaptığı saldırının ardından oluşan durumu yakından takip ediyoruz. Ateşkes sağlandı ancak İslamabad’daki müzakereler henüz istenilen şekilde ilerlemiyor. İslamabad’daki müzakerelerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi gerektiğini ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kesinlikle tekrar savaşa dönülmemelidir. Bu savaş haksız ve hukuksuzdur. Hiçbir şekilde daha büyük insani trajedilere yol açılmamalıdır. Uluslararası toplum da ateşkesin tamamen barışa dönüşmesine güçlü bir destek vermelidir.
“İSRAİL,GAZZE’Yİ UNUTTURMAYA ÇALIŞMAKTADIR”
Burada tabii birçok konu bulunmaktadır. Zenginleştirilmiş uranyum meselesi vardır. Hürmüz konusu vardır. İran’ın talep ettiği tazminatlar vardır. Bu haksız saldırganlığın sona ermesi için atılması gereken adımlar bulunmaktadır. Güvenlik garantileri söz konusudur. İsrail saldırganlığının bundan sonra devam etmeyeceğine dair garantilerin nasıl oluşturulacağı çok önemlidir. Ancak tüm bunlar masada çözülebilir konulardır. Bu nedenle İslamabad’daki müzakerelerin devam etmesi, tekrar savaşa dönülmemesi ve ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi için uluslararası toplumun tam destek vermesi gerekmektedir. Tabii tüm bu gündemler içerisinde asla unutmamamız gereken konu Gazze’dir. İsrail, Lübnan’a saldırarak, başka yerlerde krizler çıkararak ve İran’a saldırarak Gazze’yi unutturmaya çalışmaktadır. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının yakından takip edilmesi gerekmektedir. Litani Nehri’ne kadar olan bölgede bir milyondan fazla kişi yerinden edilmiştir. Bu bölge hem hava hem de kara harekâtlarıyla işgal edilmektedir. İsrail işgalciliğine devam etmekte ve Lübnan’da hem insanları öldürmekte hem de tarihi değerleri tahrip etmektedir ve savaşın büyümesi için her türlü kışkırtıcılığı yapmaktadır. Burada insani felaket giderek büyümektedir. Ateşkes çağrılarına ve masa zemininin varlığına rağmen İsrail bunları dikkate almadan saldırganlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Lübnan konusunda uluslararası toplumun yüksek bir hassasiyet göstermesi gerekmektedir.
Gazze’deki durumu da yakından takip ediyoruz. Aslında Gazze’de ikinci aşamaya geçilmesi gerekirdi ancak İsrail ilk aşamadaki yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmemekte ve ilk aşamayı da tahrip etmeye çalışmaktadır. Bu çerçevede tek taraflı dayatmalar ve şartlar öne sürmektedir. İsrail’in Gazze’de suikastlara ve kadınlar ile çocuklar dahil sivillerin öldürülmesine son vermesi gerekmektedir. Bu, ilk aşamanın sürdürülebilmesi için gerekli en temel insani zemindir. Yine ilk aşama için mutabık kalınan yardımların Gazze’ye tam olarak ulaşması ve Refah Kapısı’nın açılması gibi hususların yerine getirilmesi gerekmektedir. Ancak İsrail bunlardan da uzak durmaktadır. Bu nedenle ikinci aşamaya geçilmesini engelleyen taraf İsrail’dir. Ayrıca Batı Şeria’ya yönelik saldırılar devam etmekte ve Batı Şeria’nın Gazze’ye benzer bir duruma sürüklenmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Bunun mutlaka önlenmesi gerekmektedir.
Tüm bu çerçevede değerlendirildiğinde dış politika gündeminde Sayın Cumhurbaşkanımızın mesaisi en yoğun şekilde barışın sağlanması ve diplomasi masalarının güçlendirilmesi ekseninde devam etmektedir. Bütün bu gelişmeleri değerlendiriyor ve yakından takip ediyoruz. Ülkemizin herhangi bir yerde kurulacak bir barış masası için en güvenilir liman olduğu tüm dünyanın gözü önünde açıkça görülmektedir. Bu dönemler insanlık ittifakı adına doğru ittifaklar kurmanın, doğru ilkeleri hayata geçirmenin ve kurallara dayalı uluslararası düzeni daha işler hale getirmenin zamanlarıdır. Bunun aksine hareket edenler ise daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.”
Piyasalar allak bullak: Altın fiyatları çakıldı!
SORU-CEVAP
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basın toplantısının ardından, basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu.
Emmanuel Macron’un özellikle Fransa’dan yaptığı bazı açıklamalar var. Yunanistan ziyareti de dikkat çekici. Özellikle Yunanistan ve Rum kesimiyle bir dayanışma içerisinde olduklarını ifade ediyor ve Türkiye’ye karşı açıklamalar yapıyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Şimdi tabii Fransa’nın açıklamalarını yakından takip ediyoruz. Doğrusu rasyonel bir zemine oturmuyor. NATO içerisinde müttefiklik ilişkimiz varken, ima yoluyla bile olsa başka NATO müttefikleriyle ittifak kurduğunu ifade ederken Türkiye’yi karşısına alan söylemler üretmesi son derece yanlıştır. Yine şunu unutmamak gerekir ki çok yakın zamanda hatırlıyorsunuz Sayın Macron NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti demişti. Daha sonra bu görüşünden geri adım attı. Bugün ise Türkiye’ye karşı birtakım aşırı söylemler kullanmada gereksiz bir cömertlik ve cüretkârlık içerisinde olduğunu görüyoruz Fransa’nın. Bu doğru bir tavır değildir. Bakın, Akdeniz’deki istikrarsızlıkla ilgilenmesi gerekir Fransa’nın. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bir an evvel sona erdirilmesiyle ilgilenmesi gerekir. Suriye’de birtakım farklı grupları desteklemek yerine Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacak bir siyasi teşvik içerisinde olması gerekir. Yine Fransa’nın Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a saldırısı karşısında daha net konuşması gerekir. Karadeniz’deki tabloyu iyi değerlendirmesi gerekir. Ama bunun yerine ne zaman bir tartışma çıksa Rum kesiminin etrafında bir bayrak göstermekten, gemi göndermekten bahsediyor. İşte Yunanistan’la ittifak kurmaktan bahsediyor. Burada şunu sormak gerekir. Bu tip tavırların Fransa’ya ne faydası var. Bu tip tavırların Yunanistan’a ne faydası var. Bu tip tavırların Akdeniz’in güvenliğine ne faydası var. Bu tip tavırların NATO müttefikliğine ne katkısı var. Bütün bu soruların cevabı olumsuzdur.
Diğer taraftan şöyle bir konu var. Yunanistan açısından bu geçerlidir. Günün sonunda herkes gidiyor, biz baş başa kalıyoruz. Dolayısıyla Yunanistan’ın Türkiye ile sorunlarını masada çözme imkânı varken sürekli olarak İsrail’den başkalarına kadar birtakım ittifaklar peşinde koşup Türkiye karşıtlığı söylemini sürekli yükseltip bundan elde edeceği nedir. Biz Yunanistan’a üçüncü ülkelerin araya girmemesini, Türkiye ile Yunanistan’ın berrak ve net müzakereler yoluyla kendi sorunlarını çözebilecek kapasiteyi üretmesini söylüyoruz. Ama bunun yerine sürekli olarak bu tip yan yollara başvuruyorlar. Otobandan ayrılmamak gerekir. Otobandan ayrıldığında çoğu zaman şarampole düşüldüğü görülmüştür. Aynı hatayı tekrar yapmaya gerek yoktur. Tabii Rum kesiminin İsrail’le kurduğu ittifak utanç verici bir ittifaktır. Bu kadar katliam gerçekleştirmiş bir siyonist yapıyla yan yana durmak onların kendi bileceği bir iştir. Ama bugün uluslararası sorunlarda Türkiye ile ilişkilerde yanlış yerde durdukları gibi, uluslararası meselelerde de tarihin doğru tarafında durmamaktadırlar. Fransa’nın Sahel bölgesinden Akdeniz’e kadar olan tüm bu alanlarda yaptığı değerlendirmelerin ve attığı adımların ne kadar yanlış olduğu son birkaç yılda açıkça görülmüştür. Fransa’nın bunlardan vazgeçmesi ve Türkiye ile olan müttefiklik ilişkisini gerçekçi ve doğru bir zeminde ele alması herkesin faydasınadır.
Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazarı, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için “kılıç artı” ifadesini kullanmıştı. Bu da toplumda bazı kesimleri rahatsız etmiş ve tepkilere neden olmuştu. Buna ilişkin yaklaşımınız nedir?
Tabii biz CHP ya da başka partiler veya bazı köşe yazarları arasındaki bu tartışmaların tarafı değiliz. Ancak kullanılan o ifade bütün Alevi canlarımızı ve Alevi vatandaşlarımızı inciten bir ifadedir. Alevi vatandaşlarımızı ve canlarımızı inciten bir ifade bizi de incitir. Bunu kendimize yapılmış sayarız. O ifade bir nefret söylemidir. Doğrudan nefret söylemi olarak değerlendirilmelidir ve kategorik olarak reddedilmelidir. Alevi kardeşlerimize ve vatandaşlarımıza yönelik bu tür çirkin ifadelerin kullanılmasını en güçlü şekilde kınıyoruz. Bunu reddediyoruz ve kendimize yapılmış sayıyoruz. Bu tür nefret söylemlerinin hem ahlaki olarak mahkûm edilmesi hem de bu konularda daha güçlü bir hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla Alevi vatandaşlarımıza yönelik bu çirkin ifadeleri insanlığa yapılmış bir saygısızlık olarak görüyor, kınıyor ve hep birlikte reddediyoruz.
Fenerbahçe’de Başkan Sadettin Saran seçim kararını resmen açıkladı!…

İBB 'yolsuzluk' davası! Adem Soytekin: Ekrem Bey 'operasyon yapılacak, hazırlıklı ol' dedi

İBB ‘yolsuzluk’ davası! Adem Soytekin: Ekrem Bey ‘operasyon yapılacak, hazırlıklı ol’ dedi

“İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü”ne ilişkin 92’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 28. duruşması sanık savunmalarıyla devam ediyor.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, örgüt yöneticisi tutuklu sanık Adem Soytekin savunma yaptı.
İlginizi Çekebilir
‘BEN SADECE YAPTIĞIM İŞLERİN KARŞILIĞINI ALDIM’
Adem Soytekin savunmasında, “Bugüne kadar iş almak için kimsenin kapısına gitmedim. Dosyada yer alan birçok hususun temelinde, belediye görevinde kamuya yönelik yapılan okul, kreş, cami, yurt, mezar gibi yapıların tarafımızca yapılmış olması yatmaktadır. Ben rüşvet organizasyonu kuran, yöneten, aracılık eden birisi değilim. Ben iş yapan ve yaptığım işin karşılığını alan bir müteahhitim. İşimizi tamamladıktan sonra hak edişlerimizi kimi zaman nakit, kimi zaman çek olarak tahsil etmişiz. Benim bilgim ve iradem dahilindeki kısım sadece burasıdır. Beylikdüzü Belediyesi’nin, her belediye gibi, pek çok kamu hizmetinde tahsis edilecek tesisler yaptığı bilinmektedir. Halen de bütün belediyeler bu tesisleri yapmaktadır yapmaya da devam edecektir. Genelde belediyeler, hepinizin bildiği gibi, bu tesisleri kendi kaynaklarıyla yapmazlar. Doğrudur, yanlıştır, bu ayrı bir meseledir; ancak bu tesisler genellikle bağışlarla yapılır. Adına gönüllü bağış her ne denirse densin, bu işlerin yürüyüşü böyledir. Tanışma süreci akabinde Beylikdüzü Belediyesi’nden, tamamı ihalesiz olarak yapılan bu işleri aldım ve yaptım. Benim bu tesisleri yaptığım sabittir. Nereden sabittir. Bizzat iddia makamının yazdıklarından sabittir. Bu suç değildir. Suçsa da biz bu suçu işledik, işlemeye de devam edeceğiz diyen belediye yetkililerinin beyanlarında da sabittir. Başka nereden sabittir. Rüşvet dediğini, kendisinden zorla bağış adı altında rüşvet alındığını iddia eden insanların beyanlarında da sabittir. Ben bahsettiğim işleri yaptım fakat tek başıma yapmadım. Bunların tedarikçileri, taşeronları ve yüzlerce çalışanı vardır. Şimdi geleyim bu tesisleri nasıl yaptık meselesine. Burada sistem şu şekildeydi. Belediyeye iş verilir. Örneğin, ‘Şurada kreş yapacaksınız, kültür merkezi yapacaksınız, yurt yapacaksınız’ denir. Devamında da hak edişlerimizin şu kişilerden, kimi zaman daire, dükkan veya çek şeklinde alınacağı söylenirdi. Bu süreçte ben devreye girdiğimde, belediyeyle ilgili kişi arasındaki adına rüşvet, bağış ya da pazarlık her ne denirse densin, süreç çoktan bitmiş, taraflar anlaşmış olurdu. Ben işimi yaparım. Ben burada sadece yaptığım işlerin karşılığını alıyorum. Dediğim gibi, ben iş bu aşamaya gelene kadar sürece dahil olmam. İddianame boyunca üzerime yüklenmiş hususlar, tarafımca gerçekleştirilen ve büyük ölçüde kamu yararına olan işlerin karşılığında tarafıma yönlendirilen firmalardan hak edişlerimi tahsil etme usulü ve yöntemlerine ilişkindir. Oysa ben bu ödemelerin tamamını gizlemedim. Tam tersine, soruşturma aşamasında bizzat kendim anlatmış, belgeleriyle dosyaya sunmuş biriyim. Eğer benim suç gizlemek, delil saklamak, ilişkileri örtmek gibi bir niyetim olsaydı, bugün dosyada eylem olarak yazan birçok husus zaten benim sunduğum belge ve beyanlarla da ortaya çıkmazdı. Bugün dahi benim tavrım, bir suç örgütü mensubu tavrı değil; gerçeğin ortaya çıkmasını isteyen sorumlu bir Türk vatandaşı tavrıdır. Ayrıca dosyada aleyhimde yer alan bazı kişilerin beyanlarının teknik ve maddi delillerle çeliştiği de açıktır. Benimle hiç görüşme kaydı bulunmayan, ortak baz kaydı olmayan, üstelik tarih anlatımlarıyla kendi içinde çelişen, hiç tanımadığım kişilerin soyut beyanlarıyla çok ağır isnatlar kurulmaktadır” dedi.
‘ETKİN PİŞMANLIK’ SÜRECİNİ ANLATTI
Soytekin, “Dosyada ifade veren müteahhitlerin ifadeleri basında yer almaya başladı. O dönem avukatlarımdan biri olan ve belediye tarafındaki vekillerle de irtibatı bulunan Onur Büyükhatipoğlu aracılığıyla bu durumun izah edilmesini istedim. Basında haberler çıktığını, bazı müteahhitlerin bana belediyeye yaptığım işlerin hak edişleri olarak verdikleri çek ve taşınmazları rüşvet olarak verdiklerini söylediklerini, bunun ise beni çok rahatsız ettiğini ifade ettim. Bunun böyle olmadığını, bunu en iyi belediye vekillerinin bildiğini, bu konuda bir açıklama yapılması gerektiğini belirttim. Böyle bir açıklama beni ailem, medya ve kamuoyu karşısında doğru şekilde konumlandıracaktı. Onur Bey, belediye tarafıyla görüştüğünde böyle bir açıklamanın yapılmayacağını bana iletti. Bunun üzerine ‘Madem öyle, bunları kendim açıklarım’ dedim. İşte benim etkin pişmanlık sürecim böyle başladı. Yaptığım tüm işlerin, hak edişlerimin karşılığı olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak yansıtılması ve bunu en iyi bilen belediye yetkilileri tarafından bu konuda yalnız bırakılmam üzerine kendimi aileme ve kamuoyuna anlatma motivasyonuyla bu sürece başladım. Ben İstanbul’un farklı belediyelerinde çalışmış birisiyim. 2023 yılında, 6 Şubat depremi sonrası bir toplantıda benden 100 konteyner istendi. 30 tanesi için anlaştık. Sonrasında, afet yönetimi nedeniyle konteyner bulmakta zorlanınca, ilgili belediyenin yönlendirdiği firmayla anlaştık. Parasını gönderdik. Firma konteynerleri üretti ve Adıyaman’a teslim etti. Şimdi sormak istiyorum. Benim müteahhite verdiğim çekler veya konteyner için üretici firmaya yaptığım ödemeler rüşvet midir, irtikap mıdır. Elbette değildir. Çünkü bunu rızamla yaptım. Üstelik neyi, ne zaman, ne kadar ve hangi yöntemle bağış olarak vereceğime de ben karar verdim” dedi.
‘SÖYLEDİKLERİ GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR’
Adem Soytekin savunmasında ayrıca, “Deniz İstanbul’dan 3 bağımsız bölümün bana devri yapılmıştır. Bunun rüşvet olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Sözkonusu daireler o dönem yaptığım işlere karşılık alınmıştır. Bu daireler Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) binasının tadilatı karşılığında verilmiştir. Hakkımdaki iddia Dursun Keleş’in beyanlarına dayanmaktadır. Söyledikleri gerçeği yansıtmamaktadır. Dosyada Dursun Keleş’i aradığıma dair HTS kaydı yoktur. Dursun Keleş’in yalan ifadesi yüzünden Ekrem Bey adına baskı ve şantaj yapan biri gibi gösterildim” dedi.
Soytekin savunmasının devamında, “Mehmet Pehlivan benim söylediklerime ‘Yalan ve hayal ürünü toplantı’ diyor. O toplantı yalan değil, bal gibi de yapılmış. Bunu ben değil kendi tarafları da söylüyor. Kendi vekilleri de çıkıp bu toplantının yapıldığını ve ayrıca benim yaptırdığımı söylüyorlar. Hem böyle bir toplantı yok diyeceksin hem de siz toplantı yapıldığını kabul edeceksiniz. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsunuz. Ali Nuhoğlu ifadesinde, Pehlivan ile 4-5 kez görüştüğünü ve Pehlivan’ın mal varlığında tedbir olup olmadığı sorduğunu söyledi. Benim söylediğim şeyler doğrulanıyor. Buna rağmen çıkıp dediklerime yalan diyorsunuz. Ortada yalan değil, sizin görmediğiniz bir gerçek var. Ali Nuhoğlu’na tedbir geldiğini söyleyen de Pehlivan’ın kendisi” dedi.
Duruşmaya Adem Soytekin’in savunmasının ardından ara verildi.
‘ALİ KURT ŞAHSINA ÇALIŞIR’
Mahkeme Başkanı’nın, “Ali Kurt’a 1,5 milyon dolar gönderildi demişsin. Ayrıntısı nedir” sorusuna Soytekin cevap vermedi. Mahkeme Başkanı’nın “Seninle diyalogda sorun yaşıyoruz” sözleri üzerine Soytekin, “Rüşvet başkanım, rüşvet” dedi. Adem Soytekin’in, “300 daire satıldı. 50-60 milyon lira paramızı alabilmek için 500 bin dolar istendi. Biz de Ali Kurt’a verdik” beyanı üzerine mahkeme başkanı, “Şahsına mı istedi” diye sordu. Soytekin ise “Ali Kurt şahsına çalışır başkanım, şahsına münhasır” yanıtını verdi.
‘EKREM BEY HAZIRLIKLI OL DEDİ’
Ardından duruşma savcısı, “Operasyon sürecine ilişkin gizli toplantı iddiası var. Siz Mehmet Pehlivan tarafından sistemdeki tüm aktörler uyarıldığı için para bulunamamıştır. Operasyon öncesi İmamoğlu bana ‘Tedbirini aldın mı. Operasyon yapılacak, sen de listedesin dedi’ şeklinde beyanınız var, doğru mu” diye sordu. Soytekin, “Doğru. Ekrem Bey ‘Hazırlıklı ol’ dedi. Keşke dinleseydim, şirketlerime el konuldu. Mehmet Pehlivan da oradaydı. Bunların hepsi konuşulan şeyler” dedi. Operasyon öncesi bazı sanıkların yurtdışına kaçırılmak istendiği iddiasına ilişkin soruya ise Soytekin, “Toplantıda ‘Gitmek istersen seni de gönderebiliriz’ gibi konuşuldu. Ben direkt ‘Benim herşeyim burada, çıkmam’ dedim. Toplantıda gerilim, operasyonun başlaması ve İmamoğlu’nun adaylık sürecinin erken olduğu üzerineydi” yanıtını verdi.
‘SİSTEM KELİMESİ KULLANILIYORDU’
Duruşma savcısının, “İl binası satın alım meselesi var, ‘Para kuleleri’ olayı. Bu paraların CHP’li belediyelerden toplandığı ve bağış olmadığı, Turan Taşkın Özer’in yapmadığınız bağışın makbuzunu istediği yönünde beyanınız var, doğru mu” sorusuna ise Soytekin, “Aynen doğru” dedi. Mahkeme Başkanı’nın, “Sistem kelimesi kullanılıyor muydu” sorusuna Soytekin, “Sistem kullanılıyordu” yanıtını verdi. Duruşma savcısı, “Hasan İmamoğlu’na Westside projesinden 3 daire verildiğine yönelik duyumum oldu demişsiniz, kimden duydunuz” diye sorarken Soytekin ise yanıt olarak “Satış ofisindeki müdürle konuştuğumu hatırlıyorum” dedi.
‘BENİMLE KURUŞUNU BİLE ALAMADIĞINIZ BİR TİCARET YAPTINIZ MI’
Sorgu sırasında söz alan İmamoğlu, “Adem Soytekin size kolay gelsin ne diyeyim. 2008’den itibaren firmamla ticaret yaptınız. Benimle yapılan her ticarette kuruşuna kadar hassas bir adam oldum. Benimle bir kuruşunu bile almadığınız bir ticaret yaptınız mı” diye sordu. Soytekin, “Hayır olmadı” yanıtını verdi. Savcının, “YTT Hukuk Bürosu’nda operasyon öncesi bir görüşme oldu mu” sorusuna ise Soytekin, “Evet olmuştur” yanıtını verdi. İmamoğlu, “Ben burada bazı şeyleri tanımlamakta zorlanıyorum. 19 Mart-23 Mart arasında çok sıkıntılı bir 5 gün yaşadık. Kolay bir 5 gün değildi. Çağlayan Adliyesi’nde adını sonradan öğrendiğim savcı içeri girdiğimizde feryat figan bir bant kaydından ve ses kaydından bahsetti, küfürlü konuştu. Bu savcı bu küfürlü konuşmayı yaptıktan sonra ben ‘Kime söylüyor’ dedim. Adem Bey’e söylüyor dediler. İsmi geçen savcı size de sinkaflı, küfürlü konuştu mu. Size bu bant kaydından bahsetti mi” diye sordu. Soytekin ise, “Sinkaflı derken. Ben her gittiğimde savcı bey bana yemek ısmarladı. Bana bir tapeden bahsetmedi” yanıtını verdi. Savcının, “YTT Hukuk Bürosu’nda operasyon öncesi bir görüşme oldu mu” sorusuna ise Soytekin, “Evet olmuştur” yanıtını verdi.
‘GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMASI İÇİN BU BEYANI VERİYORUM’
Mahkeme başkanı Soytekin’e, “Tutuklanmamın üzerinden yaklaşık 3 ay sonra ifade vermemin sebebi, olayların bütününü anlamak için geçen süredir. Bu süreçte cezaevinde avukatlar aracılığıyla şahsıma ciddi baskılar yapıldı, milletvekilliği teklifiyle susturulmaya çalışıldım. Ekrem İmamoğlu’na ait notlar tarafıma okutturularak susturulmaya çalışıldım. Hatırladığım notlardan biri ‘Adem dik dur, bizi satma’ içerikli nottur. Ben şu an ifademde kimseyi sattığımı düşünmüyorum. Devletimin yanında, gerçeklerin ortaya çıkması için bu beyanı veriyorum” şeklindeki ifadesi soruldu. Soytekin ise, “Getirilen notlar Ekrem Bey tarafından gönderildiği söylenerek getirildi” dedi
Petrol piyasasında deprem! Birleşik Arap Emirlikleri OPEC’ten ayrılıyor

Gülistan Doku davası: Kilit isim Umut Altaş'ın babasının ifadesindeki çelişkiler..

Gülistan Doku davası: Kilit isim Umut Altaş’ın babasının ifadesindeki çelişkiler… Gizlenen konuşma ifşa oldu

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı.

Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’nın olayla ilgili soruşturması sürerken, kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın tutuklu babası Celal Altaş ile 9 Ocak 2026 tarihinde WhatsApp konuşmaları ortaya çıkmıştı.
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı
Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Celal Altaş’ın uzun yıllar turizm acentesinin bulunduğu ve ardından son 1,5 yıldır bir kafe işlettiği gelirini ise ifadesinde 100 bin TL olarak bildirdiği öğrenildi. 1992 yılında evlenen ve 2 çocuğu bulunan Altaş’ın evlendikten 10 yıl sonra boşandığı ve boşanmasın rağmen eşiyle aynı evde ikamet ettiği ifadesinde yer aldı. Altaş’ın Artuklu Mahallesi’ndeki iş yerinin ise yaşanan olaylardan dolayı kapalı olduğu görüldü.

“ÖTECEĞİM HER ŞEYİ, GÖRECEKSİNİZ DÜNYA KAÇ BUCAK”
Umut Altaş’ın 9 Ocak 2026’da WhatsApp üzerinden babası Celal Altaş’a, “Sen öyle kolay sanıyorsun demi. Yaptıklarınızın bir bedeli olmayacak. Bugün hesabıma 9 bin dolar bekliyorum. Bırak rol yapmayı sen susturuyordun ya, kim yer bu numaraları, sen herkesi kendin gibi salak görüyorsun, öteceğim her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak” dediği ortaya çıkmıştı. Baba Celal Altaş’ın ifadesinde bu konuşmalarda hiç bahsetmediği belirlendi.
Jandarmadaki ifadesinde Celal Altaş oğluyla mesajlaşmalarına değinmeyerek “O dönem başka kullandığım numara yoktur. Oğlum Umut Altaş ile yurtdışına gittikten sonra WhatsApp üzerinden şu an hafızamda olmayan fakat telefonumda ‘Umut Baba’ diye kayıtlı numara üzerinden yaklaşık 4-5 ay öncesine kadar görüşüyorduk, 4-5 aydır da numaraya ulaşılamıyor ve görüşmüyoruz, çünkü Umut’un ABD’de uyuşturucuya bulaştığını düşünüyorum. ABD’deki diğer oğlum Sidar ile sık sık görüşüyorum ama Umut’un durumunu o da bilmiyor ve haber alamıyormuş. Umut Tunceli’de iken de uyuşturucu madde kullanıyormuş. Ben görmedim ama ABD’ye gittikten sonra arkadaşlarından duymuştum” dedi.
Gülistan Doku soruşturmasında firari Umut Altaş’ın Whatsapp yazışmaları: Öteceğim lan her şeyi

“BANA PARA GÖNDERİN BEN TEHDİT EDİLİYORUM, YÜKLÜ MİKTARDA PARA LAZIM”
Altaş ifadesinde devamında ise “Bu olayla ilgili hiçbir şekilde olaya iştirakim veya yardımım yoktur. Umut konusunda da kendisi ile defalarca ABD’de iken telefonla konuştuğumuzda sordum, bana ‘tanımıyorum, bilgim yok, bir şeye de tanık olmadım’ dedi. Fakat yine bir gün yaklaşık yine 3-4 ay evvel oğlum ile telefonla koştuğumuzda ısrarlı bir şekilde bir şeye tanık oldun mu bir şey biliyor musun diye sorduğumda ‘Mustafa Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum’ demişti. Başka bir konuşmada ise ‘Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım’ demişti. Hatta bu konuşma esnasında sinirle telefonu kapattı. Para istemesini uyuşturucu almak için olabilir ama neden tehdit edildiğini anlamadım. Ben de oğlum somut bir şey gördün mü tanık oldun mu diye sorduğumda sadece bunları söylemişti” diyerek kendisini savundu.
Haber Detay Görsel Slider
Öte yandan 3 Şubat 2025 tarihinde iş yerine gelen jandarma ekipleriyle yaptığı görüşme esnasında tedirgin, heyecanlı tavırlar sergilediğinin yönünde tespitler yapıldığı ve bu tavırların kendisine sorulması üzerine Altaş, “Oğlumun böyle bir olaya karışmış olma ihtimalinin vermiş olduğu heyecanla bu tür hareketler sergilemiş olabilirim ama ben farkında değildim. Bu görüşmeden sonra, böyle bir durum olup olmadığını öğrenmek amaçlı Tuncay Sonel’i aramayı düşündüm fakat sonradan suç teşkil edebileceğini değerlendirerek aramadım. Ama oğlum ile defalarca konu üzerine yukarıda belirttiğim üzere WhatsApp üzerinden telefonla konuştum” ifadelerini kullandı.

Atlas Çağlayan cinayetinde aileye mesaj atan sanık hakim karşısında! 'Rahatsızlık vermek istedim'

Atlas Çağlayan cinayetinde aileye mesaj atan sanık hakim karşısında! ‘Rahatsızlık vermek istedim’

Güngören’de öldürülen Atlas Çağlayan (17) cinayetinin ardından aileye tehdit mesajları attığı belirlenen ve 19 yıl 3 ay hapis talebiyle yargılanan Muhammed Yusuf Kazıcı hakim karşısına çıktı. Kazıcı savunmasında, “Bir cahillik yapıp aileye rahatsızlık vermek istedim pişmanım” dedi.
İlginizi Çekebilir
Güngören’de 14 Ocak’ta E.Ç. tarafından bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan’ın ölümünün ardından ailesine yönelik tehdit mesajları gönderdiği belirlenen Muhammet Yusuf Kazıcı hakkında Gülhan Ünlü’ye yönelik ‘Gece vakti yağmaya teşebbüs’ ve ‘Kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçlarından toplam 2 yıl 9 aydan, 12 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep edildi. Ayrıca Kazıcı hakkında Gülhan Ünlü ve Cüneyt Çağlayan ile mağdurlar Atlas, Doruk, Ayaz ve Arden Çağlayan’a yönelik ‘Zincirleme şekilde kişisel verileri ele geçirmek’ suçundan 2 yıl 6 aydan, 7 yıla kadar hapis cezası istendi. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan sanık Kazıcı, duruşmaya SEGBİS (Sesli ve görüntülü Bilişim Sistemleri) ile katılırken tarafların avukatı duruşmada hazır bulundu.

‘MESAJLARI SANAL MEDYAYA KENDİMİ KAPTIRDIĞIM İÇİN GÖNDERDİM’
Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Muhammed Yusuf Kazıcı, “İddianamede yazılı mesajları ve paylaşımları ben yaptım. Bir cahillik yaptım. Atlas Çağlayan ve müştekileri tanımıyorum. 40 bin lira alacak verecek meselesi yoktur. O mesajları sanal medyaya kendimi kaptırdığım için gönderdim. Gülhan Ünlü’yü sosyal medyada görmüştüm. Ben de orada dolaşırken cahillikle mesaj attım. Çok pişmanım, keşke yazmasaydım.
“BİR CAHİLLİK EDİP, RAHATSIZLIK VERMEK İSTEDİM”
Gülhan Ünlü’nün numarasını, panel sorgulamasından temin ettim. Müştekiye siparişleri kapıda ödemeli olarak göndermiştim. Aynı gün içerisinde 3 kere sipariş gönderdim. 112’ye asılsız ihbarları da ben yaptım. Bir cahillik edip, rahatsızlık vermek istedim. Yanlış bir düşünceydi. Kendimi karşı tarafa Muhammet Hüseyin Yıldırım olarak tanıttım, rastgele ad soyad yazdım. Cezaevindeki diğer mahkumlardan ve ailemden tepki aldım, çok pişmanım. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum. Bu eylemleri birinden talimat alarak değil, kendiliğimden yaptım. Benim Daltonlar ya da başka suç örgütleri ile bir bağlantım yoktur” dedi.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ
Savcı, sanık Muhammed Yusuf Kazıcı’yı ‘Gece vakti yağmaya teşebbüs’ ve ‘Kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçlarından, ayrıca Gülhan Ünlü ve Cüneyt Çağlayan ile mağdurlar Atlas, Doruk, Ayaz ve Arden Çağlayan’a yönelik ‘Zincirleme şekilde kişisel verileri ele geçirmek’ suçundan toplam 5 yıl 3 aydan, 19 yıl 3 aya kadar hapis cezası uygulanmasını talep etti. Mahkeme sanık Kazıcı’nın tutukluluk halinin devamına karar verirken, duruşmayı ise 13 Mayıs Çarşamba gününe erteledi.
Test sürüşleri başladı! Edirne-İstanbul arası bir buçuk saate düşüyor
Fenerbahçe’de Başkan Sadettin Saran seçim kararını resmen açıkladı!…

Deneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskorthttps://hotelnirvanapalace.com/deneme bonusutaraftarium24silvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbetcasino siteleri1winGrandpashabetbahis sitelerideneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelergrandpashabetgrandpashabetmatbetgrandpashabetmatbetsekabetsmartbahispusulabetvdcasinocratosroyalbetjojobetjojobet girişbetperamgbahiscasinowonmercurecasinobetplayteosbetromabetradissonbetcratosroyalbetradissonbetgrandpashabetmatbetsekabetpusulabetvdcasinoholiganbet1winonwinjojobetbets10romabetcashwinradissonbetbetpuangameofbettambetgameofbetbetpuantambetbetpuantambetsekabetavvabetMarsbahisMarsbahisslotbarCratosroyalbetsuperbetinshell satın albetnanocasibomcasibom girişmatbetmarsbahisperabetparmabetJojobetJojobetCasibom GirişCasibomcasibom girişJojobetCasibomCasibommilanobettrlisansGrandpashabetholiganbetholiganbetBetwoonExtrabetExtrabetsuperbetinroyalbetholiganbetcasino apijojobetjojobetdoedarealbahisrealbahismeritkingsuperbetinmobilbahiskralbetgrandpashabetbahiscasinobahsinesahabetfixbetmatadorbetbetciobetasusholiganbetjojobetavvabetjojobetsetrabetmarsbahisbetciocasinopercasibommatbet girişmatbet güncel girişpusulabet girişpusulabet girişnorabahissekabet girişholiganbet girişMarsbahisCasibom Giriş