BIST 100
14.288,80 -1,18%
DOLAR
47,9556 0,06%
EURO
56,1874 0,36%
GRAM ALTIN
6.869,13 -1,43%
FAİZ
40,89 0,05%
GÜMÜŞ GRAM
101,43 -1,80%
BITCOIN
71.751,00 3,92%
GBP/TRY
65,5552 0,47%
EUR/USD
1,1690 0,11%
BRENT
94,57 3,22%
ÇEYREK ALTIN
11.234,83 -1,40%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
37 °

Son Yazılarım

Şırnak'ta durdurulan araçtan servet çıktı; piyasa değeri 590 milyon

Şırnak’ta durdurulan araçtan servet çıktı; piyasa değeri 590 milyon

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Şırnak’ta kaçakçılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda; Cizre ilçesinde durumundan şüphelenilen bir araçta yapılan aramada piyasa değeri yaklaşık 590 milyon TL olan kaçak altın ve döviz ele geçirildiğini açıkladı. Olayla ilgili 3 kişi hakkında adli işlem başlatıldı.
KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE VURGUSU
EGM, sanal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Şırnak Emniyet Müdürlüğümüz KOM ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Cizre Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda; Cizre ilçemizde durumundan şüphelenilen bir araç durdurularak gerçekleştirilen aramalarda piyasa değeri yaklaşık 590.000.000 TL olan kaçak altın ve döviz ele geçirilmiştir. Yapılan operasyonda; 30 adet (1 kg’lık) külçe altın, 85.939,5 gram (66 parça halinde) altın, 90.600 Dolar, 7.470 Euro ele geçirilmiştir. Operasyon kapsamında 3 şüpheli şahıs hakkında adli işlem başlatılmıştır. Suçun her türlüsüyle olduğu gibi kaçakçılık suçlarıyla da mücadelemiz amansız ve kararlılıkla devam etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

SON DAKİKA! Araç sahipleri dikkat! Bakan Çiftçi ‘Multimedya’ düzenlemesi için tarih verdi
Rüşvet paraları motosikletle taşındı! Eski başkan Şükrü Sözen’in tutuklandığı soruşturmada skandal görüntüler…

Son dakika..

Son dakika… Okullarda alınacak yeni tedbirler açıklanıyor

Milli Eğitim Bakanı Tekin’in konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle; Çocuklarımızın güven içinde olmalarını konuşurken onların iç dünyasını, milli ve manevi duygularını, aidiyet bağlarını ve maruz kaldıkları bütün etkileri aynı ciddiyetle ele almak mecburiyetinde olduğumuzu biliyoruz. AK Parti hükümetleri olarak eğitimi beceri ve değer bütünlüğü içinde ele almaya gayret ettik.
İlginizi Çekebilir
Bu doğrultuda biz de göreve geldiğimiz ilk günden itibaren milli ve manevi değerlerimizin oluşturduğu zeminde aileyi eğitimin asli paydaşı olarak görmeyi esas aldık. Onları bir anlam derinliği içinde aklıselim, kalbiselim, zevkiselim sahibi bir şahsiyete ulaştırmaktır. Bütün eğitim politikalarımızın nihai amacı, kökleriyle sağlam bağlar kuran, çağın şartlarını doğru değerlendiren, imkanlarından istifade eden, anlam dünyası güçlü, iradesi sağlam, istikameti net, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesilleri yetiştirmektir.
Değerli basın mensupları, saygıdeğer velilerimiz, kıymetli öğretmenlerimiz ve sevgili öğrencilerim. Biz ülkemizin her köşesine yayılan kurumsal yapımızla milyonlarca öğrenci ve öğretmenden oluşan büyük bir maarif ailesiyiz. Vatanımızın dört bir yanında her sabah sınıfının kapısını büyük bir heyecanla açan, öğrencisinin gözünün içine bakarak ders anlatan, onun sevincine ve derdine ortak olan, istikbali için emek veren dünyanın en fedakar öğretmenlerine sahibiz. Ayla öğretmenimizin öğrencilerini korumak için kendisini siper eden vakur ve fedakar duruşu, Fatma Nur öğretmenimizin, İbrahim öğretmenimizin, Aybüke öğretmenimizin ve Necmettin öğretmenimizin bu toprakların evlatları için canını ortaya koymuş tüm öğretmenlerimizin hatırası da büyük maarif ailemizin nasıl bir vicdan taşıdığını hepimize bir kez daha gösterecektir. Ben de bu büyük ailenin bir ferdi olarak öğretmenlerimize bugün huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı, hürmetimi ve minnetimi ifade etmek istiyorum. Çünkü onların ortaya koyduğu emek, sabır, merhamet, mesuliyet duygusu ve fedakarlık bu memleketin geleceğini ayakta tutan büyük karakterin göstergesidir. Şüphesiz ki acımız ortak, yasımız ortak, mesuliyetimiz ortak. Bu ortak mesuliyetin merkezinde gözümüzün nuru, en kıymetli varlığımız olan evlatlarımız bulunuyor.
“DEVLETİMİZİN BÜTÜN KURUMLARIYLA SAHADA OLDUK”
Bu ülkenin çocukları, bu toprakların nadide çiçekleridir. Her biri kendine özgü güzelliğiyle dünyamızı zenginleştirir. Her biri kendi istidadıyla var olur. Esasında her biri başlı başına bir alemdir. Toprağın bağrından bin bir emekle yetişen bir çiçeğe nasıl ihtimam gösterilirse evlatlarımıza da öyle bakmak, onları korumak, onları öyle kuşatmak mecburiyetindeyiz. Bu sebeple içinden geçtiğimiz tablonun ağırlığını da omuzlarımıza binen mesuliyeti de bütün derinliğiyle hissediyoruz. Nitekim bu ağırlığın farkında olarak ilk andan itibaren devletimizin bütün kurumlarıyla sahada olduk. İlgili birimlerimiz süratle harekete geçti. Müfettiş görevlendirmeleri yapıldı. Psikososyal destek süreçlerini başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın yakın takip ve talimatlarıyla İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ve ilgili bütün kurumlarımızla tam bir eş güdüm içerisinde sürecin her aşamasını dikkatle takip ettik. Etmeye de devam ediyoruz.
Acılı ailelerimiz başta olmak üzere hiçbir ailemizin kendisini yalnız hissetmemesi için gerekli desteği sürdürüyoruz. Ancak burada bilhassa ifade etmek isterim ki ilk andan itibaren ortaya koyduğumuz hassasiyet ve müdahale, adım adım inşa ettiğimiz daha kapsayıcı bir mesuliyet anlayışının sahadaki tezahürüdür. Göreve geldiğimiz günden beri çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü, öğretmenlerimizin huzurla vazifesini sürdürdüğü güvenli okul iklimini daha da güçlendirmek için kararlı adımlar attık. Ve atmaya da devam ediyoruz.
“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÇALIŞMALARINI BAŞLATTIK”
Şimdi müsaadenizle bugüne kadar attığımız bazı adımları sizlere anımsatmak istiyorum. Öncelikle göreve başlar başlamaz köklerden geleceğe yaklaşımıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çalışmalarını başlattık. Eylül 2024’te uygulamaya koyduğumuz modelimizle beraber öğrencilerimizin sosyal ve duygusal öğrenme becerilerini, okuryazarlık becerilerini geliştirmeyi, erdem, değer ve eylem çerçevesiyle onlara milli ve manevi değerlerimizi kazandırmayı hedefledik. Böylece sağlıklı şahsiyetlerden oluşan huzurlu toplumun temel unsuru olan yetkin ve erdemli insanı merkeze aldık. Eş zamanlı olarak öğretmenler odası buluşmaları başlatarak eğitim süreçlerini daha güçlü bir istişare zeminiyle destekledik.
Okulun ciddiyetini, düzenini ve öğretmenin otoritesini tahkim etmeye gayret ettik. Oyunun eğitici ve iyileştirici gücünden istifade etmek amacıyla okul bahçelerimizde geleneksel oyun alanlarımızı yaygınlaştırma çalışmaları başlattık. Derslerde cep telefonlarına sınır getirdik. Veli randevu sistemini hayata geçirerek veli ziyaretlerini planlı bir yapıya kavuşturduk. Liselerde sınıfta kalmayı yeniden devreye aldık. Okul kıyafeti uygulamasını hayata geçirdik. Okullarda şiddetin önlenmesi genelgemizi yayımladık. Çıkardığımız öğretmenlik mesleği hakkında kanunda yaptığımız düzenleme ile eğitim çalışanlarımıza yönelik hukuki destek mekanizmalarını daha güçlü bir biçimde işletmeye başlattık. Ayrıca dijital dünyanın çocuklarımızın zihni ve kalbi üzerinde kurduğu baskıyı görmezden gelmedik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz ile medya okuryazarlığını, dijital okuryazarlığı ve bilgi okuryazarlığını müfredatın bir parçası haline getirdik. Dijital vatandaşlık eğitimi yaklaşımını güçlendirdik. Veli vizyon platformunu kurduk. Öğretmen bilgi servisi ve okul veli asistanı sistemleriyle öğretmen, veli ve okul arasındaki irtibatı daha güvenli ve daha kontrollü bir zemine taşıdık. Ülkemizin öncülüğünde dünyada ilk kez yayımlanan Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi doğrultusunda tedbirler silsilesi oluşturduk.
Siber zorbalık, dezenformasyon ve çevrim içi riskler karşısında çocuklarımızı koruyan yeni bir dikkat geliştirdik. Sonrasında bağımlılıkla mücadeleyi çocuklarımızın esenliği, karakter gelişimi ve okul aidiyetiyle birlikte ele aldık. Duygu Değer Temelli Dijital Esenlik Projesi ile çocuklarımızın teknoloji karşısında savunmasız kalan iç dünyasını daha yakından gözeten bir koruma çerçevesi kurduk. Dijital bağımlılık, teknoloji bağımlılığı, sigara ve tütün bağımlılığı ile akran zorbalığı başlıklarında öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize yönelik yüz yüze ve çevrim içi eğitimleri yaygınlaştırdık. Bağımlılıkta erken uyarı işaretlerinin fark edilmesine yönelik olarak Yeşilay ile iş birliğiyle veli eğitimleri yaptık. Duygu, değer temelli müdahale setleriyle çocuklarımızın risk alanları karşısında daha güçlü bir iç direnç geliştirmesini, karakterini tahkim etmesini ve kendi iradesini koruyacak bir bilinç kazanmasını hedefledik. Okul aidiyetinin güçlendirilmesi projeleri kapsamında çocuklarımızın kendilerini okulun tabii bir parçası olarak hissetmelerini, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarını, sosyal, sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel etkinlikler yoluyla zararlı madde ve davranışlara karşı daha güçlü bir otokontrol geliştirmelerini destekledik. Bağımlılıkla mücadeleyi çocuklarımızı hayata bağlayan, aidiyetini kuvvetlendiren ve şahsiyetini koruyan bütüncül bir imkan olarak ele aldık. Aileyi eğitimin merkezinde tuttuk ve bu konudaki hassasiyetimizi de her ortamda bıkmadan tekrarladık. Ailemle eğitim yolculuğum, aile okulu kursları, Maarif Modeli ebeveyn okulu, düzenli yayımlanan aile eğitim bültenleri, Güçlü Aile Güçlü Gelecek Kongresi ve farklı temalarda yürüttüğümüz aile buluşmalarıyla anne baba ile çocuk arasındaki bağı kuvvetlendiren daha güçlü bir zemin kurduk. Biz biliyoruz ki çocuğun iç dünyası ailede şekillenir. Okul aile iş birliğini ısrarla tahkim etmek istememizin sebebi de budur.
Millî ve manevi değerlerle, güçlü bir aidiyet duygusuyla ve ortak hafızayla büyümesine özel önem verdik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin erdem, değer ve eylem yaklaşımını okul hayatının iklimine taşımaya çalıştık. Her çocuk bir fidan. İlk ders Yeşil Vatan temasıyla başlayan çalışmalarımızı yıl içine yayılan etkinliklerle derinleştirdik. Öğrencilerimizin milli bilincini ve vatanseverlik duygusunu geliştirmek için ikinci döneme bayrak sevgisi temasıyla başladık. Çocuklarımızın milli ve manevi dünyamızı ve kültürel zenginliğimizi hissetmeleri ve yaşamaları için Ramazan ayı boyunca Maarifin Kalbinde Ramazan ve İftarda Konuşalım etkinliklerini gerçekleştirdik. Demokrasi kültürünü yerleştirmek, bağımsızlık bilincini güçlendirmek, milli birlik ve beraberliğimizi ve toplumsal dayanışmamızı tahkim etmek için 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan aldığımız ilhamla Maarifin Kalbinde Çocuk yaklaşımıyla Nisan ayını çocuklarımıza hasrettik. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir zulmün yaşandığı Filistin ve Gazze’deki drama dikkat çekmek için Çanakkale’den Gazze’ye bağımsızlık ruhu ve vatan sevgisi farkındalık çalışmalarından EBA ve TRT EBA’da tarih bilincini diri tutan içeriklere kadar uzanan güçlü bir kültürel ve ahlaki zemin oluşturarak çocuklarımızın vicdanla, sorumlulukla, aidiyet şuuruyla ve milli hafızayla büyümesini önceledik. Güvenli okul ikliminin inşası için süreci veri temelli ve kurumsal bir yönetim anlayışıyla takip edecek yapay zeka destekli bakanlık yönetim sistemini kurduk. Bu sistemle bakanlığımıza ait bütün veriler tek bir merkezde toplanıp işlenerek yapay zeka destekli güçlü bir karar destek mekanizması oluşturduk. Örneğin okul güvenlik endeksi, devamsızlık raporları, RAM başvuru durumu, RAM’larla okul arasındaki ilişkiyi izleyen raporlar, disiplin verileri, disiplin ile demografik yapı arasındaki ilişkiyi gösteren analizler, rehber öğretmen norm simülasyonları ve RAM’a sevk edildiği halde kaydı görünmeyen öğrencilere ilişkin izleme başlıklarını devreye soktuk. Böylece sahada oluşan riskleri ortaya çıkmadan önce öngörebilen, belirtileri erkenden fark eden, okulu sistematik bir biçimde izleyen, rehberlik ihtiyacını tanımlayan ve müdahale kapasitesini veriye dayalı bir biçimde yöneten daha güçlü bir çerçeve kurduk. Rehberlik, risk izleme ve erken müdahale kapasitemizi büyüttük. Ortaöğretim kurumlarımızda öğrencilerin devamsızlık, akademik başarı, disiplin kayıtları ve sosyal uyum göstergelerini birlikte değerlendiren yapay zeka destekli bir izleme yapısı kurduk. Okul terki ve devamsızlık takibi projelerini devreye aldık. Disiplin cezaları analiz risk modeliyle risk alanlarını veriye dayalı bir biçimde takip etmeye başladık. Müdahale ve yönlendirme mekanizmalarını güçlendirdik. MEBİ’deki bireyselleştirilmiş rehberlik modülleri ile öğrencilerimizin empati, öfke kontrolü, çatışma çözme, akran baskısıyla baş etme ve dijital güvenlik alanlarında desteklenmesini sağladık. Akran zorbalığıyla mücadele ve öğretmenlerimizin esenliklerini güçlendirmeye dönük projeler kapsamında rehberlik çalışmalarını ve öğretmen eğitimlerini Milli Eğitim Akademisinde devreye alarak yaygınlaştırdık. Bu alandaki kurumsal kapasitemizi sahaya daha güçlü bir biçimde taşıdık. Güvenli okul yaklaşımıyla okul iklimini sahada somut ve kurumsal tedbirlerle güçlendirdik. İçişleri Bakanlığımızla koordineli bir biçimde geliştirdiğimiz okul durum değerlendirme ölçeği ile risk alanlarını daha sağlıklı bir biçimde tespit ettik. Bu ölçek sayesinde 2025-2026 eğitim öğretim yılında 1136 okulumuzda kolluk görevlisi ve 24.214 güvenli eğitim koordinasyon görevlisi görevlendirdik. 21.103 okulumuzun giriş çıkış saatlerinde 6.105 ekiple sahayı destekledik. Öğrenci servisi planlama ve takip sistemlerinden dijital tabanlı izleme çalışmalarına, okul güvenliğine dönük stratejik eylem hazırlıklarından kurumlar arası koordinasyona kadar uzanan geniş bir hatta çalışmalarımızı sürdürdük.
Daha önce kimse fark etmemişti! Ay’da 2 yeni keşif
OKULLARDA 7 YENİ TEDBİR
Öncelik olarak okul güvenliğini fiziki tedbirler temelinde ele alan bu çalışmaların ilk etabını şimdi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bütün bakanlıklarımızla müştereken değerlendirdiğimiz yeni önlemleri de karara bağladık. Bir kısmı mevcut uygulamalarımızı güçlendiren, bir kısmı da sahada ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap veren bu çalışmaların ilk etabını şimdi sizlerle paylaşmak istiyorum. Okul güvenliğini fiziki tedbirlerle birlikte dijital risk alanlarını da kapsayacak şekilde genişleterek ele alıyoruz. Bu iş birliği çerçevesinde siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık verecek, ilgili birimlerimizin kapasitesini güçlendirecek, dijital dünyanın karanlık alanlarında çocuklarımızı hedef alan riskleri yapay zeka destekli takip ve analiz imkanlarıyla daha yakından izleyip, izleme sonuçlarına göre önlemlerimizi güçlendireceğiz. İkinci olarak bakanlıklar arası veri paylaşımını ve iş birliğini güçlendirecek, okullarımızın çevresinden giriş çıkış düzenine, riskli durumlara erken müdahale eden kurumlar arası eş güdüme kadar yeni çalışma modellerini ivedilikle devreye alıyoruz. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla yürüttüğümüz veri entegrasyonu sürecini bakanlık yönetim sistemimizle bütünleştirerek yapay zeka destekli bir risk analiz ve erken uyarı sistemi oluşturuyoruz. Devamsızlık eğilimleri, disiplin verileri, demografik yapı, okul riski ve suça yönelim gibi göstergeleri birlikte değerlendiren bu yapı sayesinde tek başına sınırlı anlam taşıyan sinyalleri bütüncül biçimde okuyabilecek, ilgili birimlerimizi erken aşamada harekete geçirebileceğiz. Üçüncü olarak aile ile okul arasındaki irtibatı daha da sağlamlaştırmak istiyoruz. İki yıl önce başlattığımız veli randevu sistemini daha etkin hale getiriyoruz. Okul aile rehberlik sürecinin gündelik eğitim hayatının tamamında daha canlı ve işlevsel olmasını temin etmek istiyoruz. Bağımlılık ve benzeri risklere karşı velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içerisinde farklı yazılımlarla birlikte devreye alıyoruz. Anne babalarımızın çocuklarının maruz kaldığı dijital içerikleri daha yakından tanıması, riskleri daha erken fark etmesi ve gerektiğinde hızlı destek alabilmesi için yeni bir destek imkanı oluşturuyoruz. Beşinci olarak öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi, sınıf içi müdahale, erken uyarı işaretlerini fark etme ve riskli durumlara doğru tepki verme konularında kapsamlı eğitimler planlıyoruz. Öğretmenimizi okul iklimini ayakta tutan en güçlü rehber olarak desteklemeyi sürdüreceğiz. Altıncı olarak öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını daha da güçlendirecek, hali hazırda 23 ilimizde pilot olarak başlattığımız duygu değer temelli dijital esenlik projemizi genişleterek ülke sathına yaygınlaştıracağız. Çocuğun iç dünyasını dikkate alan yaklaşımlarla netice alabileceğiz….

'Evlenin' diyenlere inat düğün parasıyla öyle bir şey yaptılar ki: Çünkü ikimizin ailesi de çok kalabalık

‘Evlenin’ diyenlere inat düğün parasıyla öyle bir şey yaptılar ki: Çünkü ikimizin ailesi de çok kalabalık

Eskişehir’de yaşayan 24 yaşındaki Melek Büşra Akkuş ve evlilik hazırlığı yaptığı erkek arkadaşı 21 yaşındaki Enes Bostan evlilik için biriktirdikleri para ile İstiklal Mahallesi İki Eylül Caddesi üzerinde bulunan bir iş hanından lokanta devraldı. Yaklaşık 1 buçuk milyon TL harcayan gençler, işletmelerini açmayı başardı. Genç girişimci çift yaklaşık 6 aydır lokantalarını işletip hem kendi paralarını kazanıyor hem de düğünleri için para biriktiriyor.
Üniversite mezunu olan ve öğrencilik yıllarından yarı zamanlı çoğu kez çalışıp aşina olduğu restoran işletmeciliğini yapmakta Akkuş, çok fazla zorlanmadığına değindi.
Evlilik hazırlığı yaptığı erkek arkadaşı ile iş ortağı olmasının kendisi için avantaj olduğuna dikkat çeken Melek Büşra Akkuş, gençlere girişimci olmaları yönünde tavsiyede bulundu.

“DÜĞÜN PARASIYLA İŞ KURABİLECEĞİMİZİ FARK ETTİK”
Konuyla alakalı konuşan Melek Büşra Akkuş, “24 yaşındayım. Ortopedi okudum, sonra yüksek lisans yaptım. Daha sonra ‘evleneceğiz’ diye ayırdığımız düğün parasıyla ‘kendi işimizi kuralım’ diye düşünerek lokanta açtık. Ben okurken de restoranlarda, lokantalarda ustalık yapıyordum. Kendi restoranımı açmak hayalimdi. Bizim artık evlenmemiz gerekiyordu, bayağıdır sevgiliyiz. İnsanlar bize ‘Evlenin artık, düğün yapın’ diyorlardı. Kendi aramızda oturup konuştuğumuz zaman, düğün parasıyla iş kurabileceğimizi fark ettik. Çünkü ikimizin de ailesi çok kalabalık. O parayla düğün yapmak yerine önce iş kurup, sonra işten kazandığımız parayla düğün yapmak daha mantıklı geldi. O yüzden şimdi düğün paramızla açtığımız lokantayı işletiyoruz. Burayı açalı daha 6 ay oldu, henüz çok yeniyiz. Bizde personel diye bir şey yok, hepimiz çalışanız. Çoğunlukla ‘Biz kendi işimizin amelesiyiz’ diyoruz zaten. Devraldığımız tutar çok ufak bir rakamdı, 450-500 bin gibi bir tutardı. Ama tadilatı falan derken cebimizden 1 milyon, hatta belki de 1 buçuk milyon çıktı” dedi.
“GÜNDE, ET, TAVUK FARK ETMEKSİZİN 15 ÇEŞİT YEMEK ÇIKIYOR”
Dükkânında müşterilerine sunduğu menü hakkında da konuşan Melek Büşra Akkuş, “Ortakla çalışmanın şöyle bir dezavantajı var: ‘Ortağınızın yere attığı bir kürdan bile her zaman size batar’ derlerdi; inanmazdım. Bu, nişanlınız olsa bile öyle oluyormuş. Bir de nazının geçtiği bir insan olunca ya sen bütün yükü ona yıkıyorsun ya da o bütün yükü sana yıkıyor. O yüzden zor ama güzel yanları da var. Birbirine patronluk taslamayan iki ortağız ve beraber çalıştığımız zamanlar çok eğlenceli geçiyor. Günde, et, tavuk fark etmeksizin 15 çeşit yemek çıkıyor. Gayet de uygun fiyatlıyız. Aklınıza gelebilecek her yemek çıkıyor; sadece Türk yemekleri değil; Çin yemekleri, Doğu Anadolu gibi her bölgeden yemek çıkarıyoruz” diye konuştu.
“ÇOK HIRSLI, HER GÜN AYNI SAATTE O BENİ ARAR KALDIRIR”
Genç bir işletmecinin dükkânında çalışmaktan duyduğu mutluluğu anlatan usta şef Burhanettin Bilen şöyle konuştu;
“Bolu Mengenliyim, yemek uzmanıyım. Almanya, Medine, Kıbrıs gibi yerlerde görev yaptım. Patronumuz çok süper bir kızımız, o benim torunum. Çok hırslı, her gün aynı saatte o beni arar kaldırır, bazen ben ararım; iletişimi hiç kesmeyiz. Gençlere tavsiyem çalışmaları, özellikle bu işte. Ben imamdım, istifa ettim ve bulaşıkçı olarak başladım. Bulaşıkçılıktan ustalığa yükseldim. Bir usta 150 bine çalışıyor, az para değil.”…

Deliller ağzında çakılı! İspatlamak için iki yıldır yemek yiyemiyor

Deliller ağzında çakılı! İspatlamak için iki yıldır yemek yiyemiyor

Sivas’ta yaşayan iki çocuk annesi Gülbeyaz Çelikdemir’in hayatı, 2 yıl önce yaşadığı bir olaydan dolayı adeta karardı. 2 Yıl önce diş ağrısı şikayetiyle Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hastanesine giden Çelikdemir, doktor olduğunu düşündüğü bir kişi tarafından, “Burada işler uzar, dışarıda daha hızlı halledebiliriz” vaadi ile özel bir diş kliniğine yönlendirildi.
Çelikdemir, hasta sandalyesinde kendisi ile temas kuran Y.İ.’nin doktor değil de implant satıcısı olduğunu sonradan öğrendi.

Çelikdemir’in gittiği A.D.’ye ait özel klinikte 25 dişi birden çekildi. Çelikdemir’in hastane doktorlarından H.Ö. tarafından ağzına 8 implant çakıldı. İmplantlar çakıldıktan sora Çelikdemir’in sağlık sorunları hiç bitmedi. Çenesinde iltihap oluştu, çene etleri çekildi, ağzından iki farklı operasyon geçirdi. 2 yıl boyunca sürekli sıvı gıdalar tüketmek zorunda kaldığı için bağırsaklarında sağlık sorunları baş gösterdi. İmplantların sökülmesi için özel diş kliniğine gittiğinde ise, hiç kullanamadığı, üzerlerine diş takılamayan implantların sökülmesi için kendisinden ayrıca ücret istendi.
KONUYU YARGIYA TAŞIDI
Diş ağrısı ile başlayan tedavi sürecinde hem tüm dişlerinden hem de sağlığından olan Gülbeyaz Çelikdemir konuyu yargıya taşıdı. Çelikdemir Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada Y.İ., A.D. ve H.Ö.’den şikayetçi oldu.
Çelikdemir, mahkeme sürecinde delillerin yok olmaması için ağzına çakılı ve üzerinde diş olmayan implantlar ile hayatını sürdürüyor.

“İMPLANT ÇAKILDIKTAN SONRA BİRÇOK SAĞLIK SORUNU YAŞADIM”
Çelikdemir, implantlar çakıldıktan sonra birçok sağlık sorunu yaşadığını ifade ederek, “Sorunum 2024 Yılında başladı. Diş rahatsızlığım nedeniyle Cumhuriyet Üniversitesi’ne başvurdum. Orda muayene sırasında implant teklif edildi. Muayene olduktan sonra implant yapılmasına karar verildi. Belirli bir gün sonra ben üniversitede yaptıracağım diye düşünürken ismini sonradan öğrendiğim şahıs tarafından üniversitenin bahçesinde ikna edilerek özel bir kliniğe yönlendirildim. Bu kişiyle üniversite hastanesinde tanıştım ve kendisine doktor olarak tanıdım. Kendilerinin dışarıda kliniği olduğunu, üniversitede işlerin uzun süreceğini söyleyerek beni ikna etti. Gün belirlendikten sonra aradılar ve kliniğe gittim. Kliniğe gittikten sonra bir gün içerisinde tüm dişlerim, 25 tane dişim çekildi. İmplant kondu. Normalde üç tane dişim ağrıyordu. 25’i çekildi. İmplantlar konulduğu günden itibaren şu ana kadar sorun yaşıyorum ve sağlık sorunlarım da arttı. Yemek ve nefes borum arasında kitle oluştu. Hipertiroidi hastası oldum. Bağırsak sorunları yaşıyorum. Sürekli alt çenemde enfeksiyon oluşuyor” dedi.
“SORUNLARIN PSİKOLOJİK DEDİLER”
Çelikdemir, yaşadığı problemlerle ilgili özel diş kliniğine başvurduğunda problemlerinin psikolojik olduğunun söylendiğini ifade edip, “Kendilerine hata olduğunu, implantlarda sorun olduğunu söylediğimde bana psikolojik olarak öyle hissettiğimi söylediler. Üç ay beklememi söylediler, üç ay bekledim, tekrar gittim. Bu sefer de üst çenede üst damaktan et alıp alt çeneye yama yaptılar, yamada tutmadı. Kendilerine yanlış giden işlem olduğunu söyledim. Paramı iade etmelerini söyledim. Kendilerine güvenim olmadığını söyledim. Ne paramı iade ettiler ne de sorunu giderdiler” şeklinde konuştu.

“BİLİR KİŞİ MUAYENE ETMEDEN RAPOR HAZIRLADI”
Yargı sürecinde ikinci bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu belirten Çelikdemir, “Konu yargıya taşıdım. Bu aşamada şahıslar beni yorduğu gibi yargı da beni yordu. Rapor istedik, bilirkişi olan meslektaşları rapor vermekte direndi. Bilirkişi heyeti istedik, heyet beni muayene etmeden gıyabıma rapor verdi. En büyük delil burada, en büyük delil benim perişan haldeki çenem, beni görmeden nasıl rapor veriyor” şeklinde konuştu.
Zor günler geçiren kadın, implantları çaktırmak için 36 çeyrek altın harcadığını, söktürmek için gittiğinde ise kendisinden 12 bin TL ek ücret talep edildiğini belirtip, adaletin yerini bulmasını beklediğini ifade etti. Çelikdemir, deliller kararmasın diye ağzında farklı bir işlem yaptıramadığını, yargı süreci boyunca ağzında hiç diş olmadan, sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kaldığını sözlerine ekledi….

Adana’da akılalmaz hırsızlık! Ayakkabılıktaki anahtarı alıp eve girdiler, 60 bin TL ve altınları çaldılar

Adana’da akılalmaz hırsızlık! Ayakkabılıktaki anahtarı alıp eve girdiler, 60 bin TL ve altınları çaldılar

Sadece birkaç saatliğine evden çıktı, geri döndüğünde hayatının şokunu yaşadı. Adana’da genç bir anne, çocukları için bıraktığı anahtar yüzünden mağdur oldu. 3 kadın, anahtarı alıp eve girdi ve birikmiş para ile altınları alarak izlerini kaybettirdi.
AYAKKABILIĞA BIRAKILAN ANAHTARLA EVE GİRDİLER
Olay, 21 Nisan’da Yüreğir ilçesi 19 Mayıs Mahallesi’nde meydana geldi. İnternet üzerinden satış yaparak geçimini sağlayan 2 çocuk annesi Nazlı Tören, çocuğunu dil ve konuşma terapistine götürmek üzere evinden ayrıldı. İddiaya göre; bu sırada eve gelen 3 kadın, kapı önündeki ayakkabılığın içine bırakılan anahtarı alarak içeri girdi.
YATAK ODASINDAKİ ALTINLARI ÇALDILAR
Şüpheliler, yatak odasında bulunan 9 Cumhuriyet altını ile 60 bin lirayı çaldıktan sonra evden ayrıldı. Eve dönen Tören, altın ve parasının yerinde olmadığını fark edince durumu polise bildirdi. Nazlı Tören, şüphelendiği 3 kadının güvenlik kamerasına da yansıdığını belirterek şikayetçi oldu.
‘PARAYI BANKADAN ÇEKİP, DOLABIMA KOYDUM’
Nazlı Tören, olay günü çocuğuyla birlikte dışarıda olduğunu belirterek, “65 bin TL parayı bankadan çekip, evde bulunan dolabıma koydum. Sabah ihtiyacım olduğu için 5 bin TL’sini alarak evden ayrıldım. Eve geldiğimde dolabımın açık olduğunu gördüm. Dolabı kontrol ettiğimde 60 bin TL ile 9 Cumhuriyet altınımın yerinde olmadığını fark ettim. Bunun üzerine polise ihbarda bulundum” dedi.
‘ÇOCUKLARIMIN RIZKINI ALDILAR’
Tören, “Saat 14.20 sıralarında kayınbiraderimin oğlu sokağa geliyor ve o sırada evin önünden hızla uzaklaşan kişileri görüyor. Ben de eve gelip hırsızlığı fark ettikten sonra güvenlik kamerasını inceledim. Görüntülerde 3 kişinin yüzlerini kapatarak, kameradan saklanıp sokaktan ayrıldığı görülüyor. E-ticaret işiyle uğraşıyorum. O parayı toptancıya vermek için ayırmıştım. Maalesef binbir emekle biriktirdiğim parayı gelip çaldılar. Parayı çalanlarda hiç vicdan yok, kul hakkı nedir; bilmezler. Çocuklarımdan vakit kısarak bu işi yapıyorum. Çocuklarımın rızkını aldılar, hakkımı helal etmiyorum. Şüphelilerin yakalanmasını istiyorum” diye konuştu.

Dağda tek başına 12 yıl: Ailem oldukça varlıklıydı

Dağda tek başına 12 yıl: Ailem oldukça varlıklıydı

Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı kırsal Karatepe Köyü’nde 1969 yılında dünyaya gelen Davut Günel, 40 yaşlarına kadar köyde çiftçilik yapıp ailesi ile birlikte yaşadı. Bu süreçte hiç evlenmeyen Günel, 45 yaşlarında iken iddiaya göre güvendiği bazı kişiler tarafından haksızlığa uğradığını düşününce insanlarla birlikte yaşamaktan vazgeçip dağda babasından kalma bir araziye naylondan çadır kurup adeta Robinson Crusoe gibi tek başına yaşamaya başladı.

İnsanlara olan güvenini kaybedince dağlarda yaşamaya başladı!
Çevresinde sevilen ve iyi niyeti ile tanına Davut Günel’in bu durumunun haber olması üzerine yerel yönetimler ve bazı hayırseverler devreye girip Günel’in çadır kurduğu alana konteynır konulup alan yaşanabilir hale getirildi.
Yaklaşık 12 yıldır dağda tek başına yaşamını sürdüren Günel’in yaşadığı alan güneş paneli ile elektriğe kavuşturulup elektrikli ev aletleri de konuldu.
Kendisine yardımcı olan herkese teşekkür eden Davut Günel, yaşamını burada sürdürmeye kararlı olduğunu belirterek, günlerini ibadet yaparak geçirmeye gayret ettiğini belirterek, “Hayat bazen insanı tahmin etmediği yerlere sürükleyebiliyor. Ben de belli bir yaştan sonra böyle bir hayatı seçtim. Adeta kendimi yalnızlığa vurdum. Ama insanlar beni seviyormuş. Benimle ilgilendiler. Yardımcı oluyorlar. Yemeğimi veriyorlar. Su ihtiyacımı kışın yağmur suyu toplayarak karşılıyorum. Yazın ise bir şekilde su taşıyorum. Hayatımdan şikayetçi değilim” diye konuştu.
“NE MALINIZA NE DE ŞİRİN GÖRÜNEN ÇEVRENİZE GÜVENMEYİN”
Bir zamanlar köyün en varlıklı ailesinin oğlu olduğunu ancak insanoğlunun hayatta ne ile karşılaşacağını bilemediğini ifade eden Davut Günel, “Ailem oldukça varlıklı idi. Annem-babam hayatta iken köyümde yaşamaya devam ettim. Annem babam ölünce Köşk’te yaşamaya başladım. Bu süreçte ne kadar güvendiğim insan varsa zararı hep onlardan gördüm. Hal böyle olunca fani dünyada kimseyi kırmamak için dağlara çıktım. Atalarımdan kalan bu yere naylon çadır kurdum. Yıllarca fiziki olarak oldukça kötü şartlarda yaşadım. Ancak manevi olarak çevremdekilerden uzaklaşıp rahat etmeye çalıştım. Sağ olsun yardımsever insanlar bulunduğum ortamın fiziki şartlarını da güzelleştirdiler. Bu şekilde yalnız başıma yaşayıp gidiyorum” diyerek yaşam şartlarını değiştiren herkese teşekkür etti.

Son Dakika: Çağla Tuğaltay cinayeti listede! Umut ışığı yakıldı

Son Dakika: Çağla Tuğaltay cinayeti listede! Umut ışığı yakıldı

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kaybolduğunda cevapsız sorularla dolu dosya, örtbas edilen delillerden yoksundu. Ancak 6 yıl sonra 2026’da kamuoyu, Gülistan’ın bulunacağı umuduyla ve başına ne geldiğiyle ilgili korkunç gerçekle yüzleşti. Gülistan’ı tüm Türkiye aramış, katilleri de onu tüm Türkiye’den kaçırmıştı. Deliller karartılmış, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel de bu suça karışması şüphesiyle önce gözaltına alınmış ve sonra tutuklanmıştı. Gülistan için genç kızın ailesine ve Türkiye’ye söz veren Başsavcı Ebru Cansu, çözülemeyen tüm faili meçhul davalar için de umut veren duruşu ve çabasıyla soruşturmayı bambaşka bir boyuta taşımıştı. Gülistan için aralanan sır bulutları, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasıyla artık başka dosyalar için de aralanacaktı. Rojin Kabaiş ve Milliyet.com.tr Özel Haberler Servisi olarak 2 yılı aşkın süredir takip ettiğimiz Çağla Tuğaltay Dosyası da buna dahildi… Çağla’nın 26 yıl önce kimliği belirsiz kişiler tarafından hayattan koparılması, bugün topluma mâl olmuş bir soruşturmaya dönüşmüştü. 5 Haziran 2000’den bu yana soru işaretleriyle dolu soruşturmada bazı deliller hiç toplanmamış bazıları ise çok geç toplanmıştı. Çağla’nın katilinin bulunmasına gönüllü olarak katkı veren Avukat Ümit Altay, Gülistan’dan sonra Çağla için de yapılacak yeni incelemeleri soruşturmanın benzerliklerini ve kritik zamanlamayı Milliyet.com.tr’ye anlattı.

DOSYA YENİDEN İNCELENECEK! ‘6 YIL BAŞKA 26 YIL BAŞKA’
Gülistan Doku, kaybolduktan sonra günlerce baraj gölünde aramalar yapılmış, dosyaya eklenen pek çok delil değerlendirilmiş, 6 kez savcı değiştirmiş ancak yine de genç kıza ne olduğu sır kalmıştı. Gülistan’ı bulacak pek çok delil aslında dosyaya bilerek eklenmemiş ve yıllar sonra bu delillerin silindiği veya karartıldığı ortaya çıkmıştı. Üstelik bu suça karışan şüpheliler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel de girmişti. 6 yıl önce yaşanmış bir olay için bazı delillerin yeniden toplanması ya da iz sürülmesi elbette 26 yıllık dosyaya oranla daha kolaydı. Ancak Ümit Altay’a göre 26 yıllık Çağla Tuğaltay cinayeti çözülemeyecek bir sır değildi. Genç kızın kapısı zorlanmamış evinde ağabeyinin odasında mutfakta bulunan bir bıçakla öldürülmesi Türk toplumunu derinden yaralamış ve pek çok ipucunu da sunmuştu. Katilin ayak izleri evin koridorunda bulunmuş, genç kızın cansız bedenindeki 5 numaralı lekenin kime ait olduğu belirlenememişti. 26 yıl önce yapılan olay yeri incelemesi ya da çalışmalar 6 yıl öncekiyle aynı olamazdı. O dönem yapılamayan bazı incelemeler 2020 yılında yapılabiliyordu. Ancak katili ele verecek detayların incelenmeye değer olduğu Adalet Bakanlığı tarafından alınan kararla da açıkça ortaya koyulmuştu.
Alıntı Metni
Urfa’daki bu köyde herkes tenis oynuyor! Televizyonda gördükleri raketi ellerinden düşürmüyorlar

GÜLİSTAN’DA SİLİNDİ ÇAĞLA’DA TOPLANMADI: ‘SİLİNME DURUMU BU KEZ SÖZ KONUSU DEĞİL’
Gülistan Doku soruşturmasında görülen ve pek çok kişiyi daha da yaralayan acı gerçek, delillerin bilerek karartılmasına yönelikti. 6 yıldır aranan genç kız, aslında hiç bulunmak üzere aranmamış olabilirdi. Dosyada delilleri karartan ellerin ise dönemin valisine ait olduğu iddiaları, gündeme bomba gibi düşmüştü. Gülistan için deliller bilerek karartılmıştı. Ancak ‘delil karartma’ sadece var olanı gizleyerek veya silerek yapılmıyordu. Bu bazen de delillerin hiç toplanmamasıyla ilgili olabilirdi. Avukat Ümit Altay Çağla Tuğaltay cinayetindeki ‘delil karartma iddiaları’ ilgili şöyle konuştu:
“Arama kayıtları dosyada var. Mesela Çağla’nın yaşamış olduğu evin sabit numarasının arama ve aranma kayıtları dosyada var. Bunların silinmesi söz konusu değil. Soruşturma dosyasında öyle bir evrak silinemez. Gülistan olayında soruşturmaya yansımadan, kolluk marifetiyle gayriresmi bir şekilde silinmesi söz konusuydu. Yani el altından diyebileceğimiz bir silme ve yok etme, karartma söz konusuydu. Çağla’da ise bu numaraların kaydı alınmıştı. Ancak dosyada yapılacak bir karartma her zaman silme yoluyla yapılmaz. Eksik araştırma yapılarak, yönlendirme yapılarak ‘karartma’ yapılabilir. Mesela Gülistan Doku olayında da böyle dolaylı karartma var. Kızın bulunamayacağı yerde sabah akşam arama yapılıyor. Kızın orada olmadığını bilerek arama yaptıklarına dair iddialar var. Mağduru yanlış yerde aramak, soruşturmayı böyle çıkmaza sokmak da bazen dolaylı olarak kapatmaktır. Çağla olayında da onu görüyoruz daha çok.”

‘13 YIL HİÇBİR ŞEY YAPILMAMIŞ BİR DOSYAYI ÇÖZMEK KOLAY DEĞİL’
Yeniden incelenen Rojin Kabaiş dosyasına bakıldığında Çağla’nınkine oranla çok daha yeni tarihli olduğu görülüyor. Rojin için yapılacak inceleme daha kısa bir zaman dilimini kapsadığından fail ya da faillerin daha kolay bulunmasını, delillerin daha erişilebilir olmasını ve teknoloji sayesinde daha fazla görüntü veya kayıt bulunmasını sağlayabilir. Ancak 2000 yılında evinde öldürülen Çağla için delillerin üzerinden geçen 26 yıl dosyayı çok geniş bir alana yayıyordu. Öyle ki bugün kesin toplanmıştır denilen bazı delil ve ifadelerin de eksik olduğu hesaba katıldığında durum daha karmaşık görünüyordu. Soruşturma ve dosya ilgili, “2000 yılından 2013 yılına kadar yazılı ifadelerin belki de sadece yüzde 5’i alınmıştı. Gerekli, alınması gereken çok azı alınmış ve dosyaya koyulmuştu. Anne doktora gittim diyor. Doktordaydım diyor cinayet saatinde, ancak doktorun yazılı ifadesi yok. Bu şekilde çalışma yaparsanız o zaman ister istemez burada bir dolaylı olarak karartılma yapılmış olma iddiası ortaya çıkar. Burada kesin konuşmaktan kaçınıyorum ama gerçekten de polisin yapmaması gereken şeylerin yapıldığını, yapması gereken şeylerin de yapılmadığını düşünüyorum. Mesela ilk DNA eşleştirme çalışması 2007 yılında yapılıyor. Cinayetten 7 sene sonra ilk defa dosyadaki DNA’ların birbiriyle karşılaştırıldığını görüyoruz. 2000 yılında neredeyse hiçbir şey yapılmamış. Baz bilgileri alınmamış. İnsanlar o zaman cep telefonu kullanıyor. Nerede olduklarını sinyal bilgisiyle bulabilirsiniz ama hiçbiri alınmamış. Ağabeyin ifadesi bile alınmamış. Bunlar da bize şunu gösteriyor açıkçası, burada bir karartma mı var?Burada kasta varan ihmaller olduğu için bakanlığın iradesini görünce bizler çok umutlandık” diyen Avukat Ümit Altay sözlerini şöyle noktaladı:
Alıntı Metni
Savaşın 56. günü… İsrail ve Lübnan arasındaki ateşkes uzadı! Tahran’da patlama sesleri duyuldu
Rüşvet paraları motosikletle taşındı! Eski başkan Şükrü Sözen’in tutuklandığı soruşturmada skandal görüntüler…

deneme bonusu veren sitelerhttps://about.xpmedical.com/Deneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://lutherhotelpalacios.com/grandpashabetGrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergeminibikes.comDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://elysium-studios.com/grandpashabetJojobetmichaelanthonyspizza.nethttps://contact.moerleinlagerhouse.com/Deneme Bonusu Veren Sitelerjojobet girişporno izlechild porngrandpashabetgrandpashabetchild porngrandpashabetmilosbetporno izlejojobetgrandpashabetgrandpashabetholiganbetholiganbetgrandpashabetholiganbetjojobetjojobetjojobetbetgitbetgitromabetbetgitgameofbetradissonbetbetgitcratosroyalbetcratosroyalbetbetgitbetbeyholiganbetesbetgrandpashabetgrandpashabet girişmatbetimajbetpusulabetvdcasinomatbet girişbetciobetbeyamkbet giriştlcasinoradissonbet girişcratosroyalbetholiganbetjojobetpusulabet girişpornVDCasinobetsalvadorbetsalvadorpalacebetpalacebetromabetvdcasinoparmabet girişparmabetcasibomslotratipobettipobetjojobet112casibom.comcashwinbetpuansonbahisjojobetjojobetpusulabetgrandpashabetamgbahismercurecasinobetplaycasinomilyonholiganbetimajbetcasibom girişcasibomcasibomcasibom giriş