BIST 100
10.759,56 -3,64%
DOLAR
49,9411 0,10%
EURO
55,7452 -0,30%
GRAM ALTIN
6.222,90 -3,56%
BITCOIN
77.297,00 0,67%
FAİZ
39,67 0,43%
GÜMÜŞ GRAM
78,92 -5,74%
GBP/TRY
66,9160 0,04%
EUR/USD
1,1160 -0,18%
BRENT PETROL
111,79 0,51%
ÇEYREK ALTIN
10.174,43 -3,56%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
17 °

Son Yazılarım

İzmir Konak’ta taksici Deniz Örer cinayeti davası: Şüpheli için müebbet istendi

İzmir Konak’ta taksici Deniz Örer cinayeti davası: Şüpheli için müebbet istendi

İzmir’in Konak ilçesinde, bindiği taksinin şoförünü tabancayla öldürüp, ardından aracını gasp ederek içerisinde uyuşturucu partisi veren şüpheli hakkında hazırlanan iddianame mahkemece kabul edildi. Hakkında müebbet ve 19 yıla kadar hapis cezası talep edilen zanlı, 23 Haziran günü yargılanmaya başlayacak.
Osimhen için çılgın transfer iddiası! Dudak uçuklatan bonservis
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Konak ilçesinde 9 Mart tarihinde meydana gelen olaya ilişkin incelemesini tamamladı. Taksi şoförü Deniz Örer’in, aracına müşteri olarak aldığı Doğuş Meşe (24) tarafından tabancayla öldürülmesiyle ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin kabulüne karar verildi.

CEZA TALEPLERİ NETLEŞTİ
Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, sanık Doğuş Meşe hakkında istenen cezalar yer aldı. Şüpheli şahıs hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca zanlının gece vakti silahla yağma suçundan 15 yıla, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan ise 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendiği kaydedildi.
HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK
Cinayet ve gasp suçlamalarıyla yargılanacak olan sanık Doğuş Meşe, 23 Haziran tarihinde hakim karşısına çıkacak.
Kayıtları silme talimatını kim verdi? Gülistan Doku soruşturmasında kritik ifade…

Kayıtları silme talimatını kim verdi? Gülistan Doku soruşturmasında kritik ifade

Kayıtları silme talimatını kim verdi? Gülistan Doku soruşturmasında kritik ifade

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 11 şüpheli tutuklanırken, son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir olmuştu. ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan tutuklanan Özdemir’in jandarmadaki ifadesi ortaya çıktı.
İlginizi Çekebilir
Özdemir, 2019 ve 2020 yıllarında kendisinin Tunceli Devlet Hastanesi Baş Hekimlik görevini, eşinin de Tunceli İl Sağlık Müdürlüğünde başkan olarak yani il müdür yardımcısı olarak görev yaptığını ifade etti.
3 yıl boyunca hem Tunceli Devlet Hastanesinde Başhekim ve hem de il sağlık müdürü olarak görev yapma sebebi sorulunca, “Ben bu görevi kendim istemedim, hatta o dönemin valisi olan Tuncay Sonel’e atamamın yapıldığı ilk aylarında kendi makamına gidip, sayın valim ben bu 2 görevi yapmakta zorlanıyorum diye 2-3 kez ifade ettim ancak pandemi sebebi ile olduğunu düşünüyorum, herhangi bir değişim olmadı” dedi.

2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi’nde Sisoft isimli yazılım şirketi ile çalışıldığını ifade eden Özdemir, hastanede şirket çalışanı olarak 2 elemandan birinin Burçin Yerlikaya, asıl sorumlu olan diğerinin Yücel Erdem olduğunu ifade etti. Özdemir’e 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi kayıtlarının silinmesi ve düzeltilmesi işlemlerinde kimin yetkili olduğu da soruldu. Özdemir, “Hastane kayıtlarının silinmesi, düzeltilmesi, eklenmesi hususlarında bu personeller ve firmanın kendisi yetkiliydi, benim yada başka bir hastane çalışanında böyle bir yetki yoktu. Yetki olmadığı gibi bilgi ve beceriside yoktu. Benim de bu konu ile ilgili yetkim olmadığı gibi becerimde yoktur. Silme işlemi ile ilgili şöyle örnek vererek anlatmak istiyorum; A isimli şahsın hastane müracatı alınıp TCKN’ den dolayı olası yanlış kaydedilmesi durumunda, bilgi İşleme kaydı açan poliklinik ya da acil sekreteri yazılı belgeyi 2 müdür yardımcısına imzalatıp, havalesini sağlayarak Yücel beye yazılı olarak dilekçesini verir, Yücel bey gerekli silme, düzeltme ve ekleme işlemlerini yapar, bu tarz konular benim bilgimi gerektirecek konular değildir, daha önce yapıldıysa da bilgim yoktur” diye konuştu.
‘Takipsizlik” dosyaları özel birim! Bakan Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması: Önemli olan mezarın yerini bulmak
“BU KAYITLARA ULAŞILAMIYORSA SİLİNMİŞTİR”
Gülistan Doku’yu tanımadığını, hiç görmediğini söyleyen Özdemir’e Gülistan Doku’nun 07.01.2020 tarihli POLNET sorgusu çıktısı doğrultusunda 31.12.2019 saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu tespit edildiği halde, müteakip yapılan araştırmalar neticesinde bu kayıtlara ulaşılamamış olup bahse konu kaydın silinmesi de soruldu. Bahse konu “POLNET” çıktısı ve tutanak gösterilince Özdemir, “Bahse konu POLNET sisteminin Polislerin kullanmış olduğu sorgu sistemi olarak biliyorum. POLNET’ in de verileri Hastaneden aldığını biliyorum. 7 Ocak’ ta böyle bir POLNET sorgusu yapılıp Tutanak tutulduysa herhalde böyle bir şey vardır. Sonrasında bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir. Başkaca bir açıklaması olup, olmadığı konusunda bir bilgim yok, bu konuyu bilişim uzmanlarının çözmesi gerekli. Tahminen silindiği yönünde görüşüm vardır” ifadelerini kullandı.
“BU İMZA BAŞHEKİM YARDIMCILARIMA AİT OLABİLİR”
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere 08.01.2020 tarihli yazıyla Tunceli Devlet Hastanesinden “Gülistan Doku’nun son 1 yıla ait kayıtların çıkartılarak (Muayene olduğu poliklinikler vs.) gönderilmesi” ile ilgili yazıya cevabi olarak 09.01.2020 tarihli üst yazı ekinde kendisinin imzası bulunduğu halde, Gülistan Doku’ya ait Epikriz raporları içerisinde 31.12.2020 tarihli Epikriz raporuna rastlanmadığı da Özdemir’e soruldu. Özdemir, “Bu imza başhekim yardımcılarıma ait olabilir geçmişte de ben olmadığım zaman işler aksamasın diye atmış olabilirler. Ben bu evrak ile ilgili o dönemde Gülistan Doku hakkında bilgi istenildiğini biliyorum, başhekim yardımcılarım bana evrakı hazırlayıp gönderdiklerini söylemişlerdi, ama içeriğinin ne olduğunu bilmiyorum, eklerinde sunular epikriz raporlarının eksikliğinden de bir bilgim yoktur” diye kaydetti.
Görüntüler İstanbul Havalimanı’ndan! Yer hizmetleri aracıyla kokain sevkiyatı kamerada
“BENİM MESLEK ETİĞİME, KİŞİSEL KARAKTERİME YAKIŞMAYAN DURUMDUR”
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Akgün yazılım şirketi ile yapılan yazışma sonucunda şirketten 16.04.2025 tarihinde gelen cevabi yazıda “Gülistan Doku’ya ait 31.12.2019 tarihli HBYS sisteminde yer alması gereken hastane kayıtlarının profesyonel ve detaylı bir çalışma ile kasıtlı bir biçimde silindiği değerlendirildi. Özdemir’e “Gülistan Doku’nun bahse konu hastane kayıtlarına silme talimatını size kim verdi? Siz bu silme işlemini kime yaptırdınız?” sorusu yöneltildi. Özdemir şöyle cevapladı: “Ben yukarıda da bahsettiğim gibi kimse ile bu konu hakkında ve Gülistan Doku hakkında hiç bir görüşmem olmadı, bahse konu Akgün firmasının yazısında belirtildiği hususlar yapıldı ise bunda benim bir sorumluluğum ve bilgim yoktur. Bu tamamen bilgi işlemciler ve yazılım şirketi olan Sisoft’ un sorumluluğunda ve kontrolünde olan işlemlerdir. Benim Kullanıcı yetkilerimde o dönem böyle bir yetkim yoktu. Firma ile hizmet sözleşmemiz vardır. Benim normal poliklinik hizmetleri ve hastane istatistikleri konusunda kullanıcı yetkim vardır. Bu konu hakkında bir bilgim olmadığı için silme işlemini de kimin yaptığını, ya da kimin yaptırdığını bilmiyorum. Bana kimse bu işlemi yapma konusunda talimat vermedi, veremez de çünkü ben böyle kötü bir işi yapacak değilim. Benim meslek etiğime, kişisel karakterime yakışmayan durumdur. Maddi, manevi bir problemim olmadığı için hiçbir vaatle kimse bana bu tarz yasal olmayan, yanlış işlemleri yaptıramaz” dedi.

Böcek ailesi faciasında ilk duruşma: Ölüm zinciri böyle başladı: Google puanı yüksek diye seçtik…

Görüntüler İstanbul Havalimanı'ndan! Yer hizmetleri aracıyla kokain sevkiyatı kamerada

Görüntüler İstanbul Havalimanı’ndan! Yer hizmetleri aracıyla kokain sevkiyatı kamerada

Bir ihbarı değerlendiren gümrük ekipleri İstanbul Havalimanı D kapısından kutuların içinden kokainin personel tarafından ülkeye sokularak teslim edildiği görüldü. Bunun üzerine görüntülerini değerlendiren ekipler belirlenen şahısların kutular içerisinde uyuşturucu maddeleri ülkeye sokmak istediklerini tespit etti. Yapılan operasyonda aralarında bir yer hizmeti şirketinde çalıştığı tespit edilen kişilerinde bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınırken, ele geçirilen kolilerin içerisinde 47 kilo 34 gram kokain ele geçirildi.
İlginizi Çekebilir
5 KİŞİ TUTUKLANDI
İstanbul Havalimanı D Kapısı’nda 2 koli içinde toplam 47 kilo 34 gram kokain olduğu değerlendirilen toz madde ele geçirildi. İlk olarak kolileri uçak altından alıp D Kapısı’na getiren yer hizmetleri personeli C.Ç. ile S.A. ilk olarak gözaltına alındı.2 şüphelinin ifadeleri doğrultusunda, kolilerin alınması talimatını verdiği değerlendirilen operasyon kontrol merkezi memuru S.A. ile kargo vardiya müdürü M.G. hakkında da işlem başlatıldı. S.A. gözaltına alınırken, adresinde bulunamayan M.G. hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Kolileri teslim almaya geldiği belirlenen A.A., ekipleri fark edince olay yerinden kaçtı. Firari durumda bulunan 1 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılırken, firari şüphelinin babası S.A. ile eşi G.M.A. gözaltına alındı.
AVM’lere girişlerde ücret alınacak mı? DMM’den açıklama geldi

2 ŞÜPHELİ ARANIYOR
Olay günü D Kapısı’nda görevli gümrük muhafaza memurları A.E.T. ile İ.Y. de soruşturmaya dahil edildi. Gözaltına alınan 2 memur işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 2 şüphelinin ifadeleri sonrası dosya Dilucu Gümrük Müdürlüğü’ne uzandı. Burada görev yapan gümrük muhafaza memuru S.K., Iğdır’da gözaltına alındı. İstanbul’a getirilen şüpheli tutuklandı. 2 firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Diğer yandan soruşturma kapsamında, kokainin havalimanı içindeki sevk zinciri ve bağlantılı personel ağıyla ilgili çok yönlü incelemenin sürdüğü öğrenildi.

GÜVENLİK KAMERALARI KAYDETTİ
Diğer yandan uyuşturucu sevkiyatı güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Görüntülerde kolilerin 2 kişi tarafından yer hizmetlerine ait araçla D kapısına getirilişi ve turnike üzerine bırakıldığı anlar görülüyor. Daha sonra 1 gümrük memuru kolilerin bulunduğu yere geliyor. Bu sırada kolilerin X-ray cihazından geçirilmesi, ardından da açıldığı anlar görüntülere yansıyor. Kolileri getiren personelin gözaltına alındığı anlar da görüntülerde yer alıyor.
‘Takipsizlik” dosyaları özel birim! Bakan Gürlek’ten Gülistan Doku açıklaması: Önemli olan mezarın yerini bulmak
Yüreğir Belediye Başkanı görevinden uzaklaştırıldı…

Mucize burada başladı: İlk görev yerim tabelası bile olmayan bir yerdi

Mucize burada başladı: İlk görev yerim tabelası bile olmayan bir yerdi

Bartın Eskiemirler’de 6 yıl görev yapan ebe Dilek Uzunkulakoğlu, Kuran kurslarında kadınlara, kahvehanede erkeklere genel sağlık eğitimleri verdi. Kadın ve çocuklara istismar farkındalığına yönelik eğitimler veren Uzunkulakoğlu, ev ziyaretlerinde bulunarak kadınları kanser taraması konusunda bilgilendirdi. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde gönüllü olarak çalışan Uzunkulakoğlu, 3 yıl önce Ankara’daki Bilkent Şehir Hastanesi’ne tayin oldu. Uzunkulakoğlu, şehirden kırsala yaşadığı deneyimleri 21-28 Nisan Ebeler Haftası’nda anlattı.

‘İKNA ETTİĞİM BİR KADIN ERKEN EVRE KANSER ÇIKTI’
Dilek Uzunkulakoğlu, köyde ebelik yapmanın farklı görev ve sorumluluk yüklediğini söyleyerek, “İlk görev yerim tabelası bile olmayan bir yerdi. Çünkü uzun zamandır ebe gitmeyen bir köyden bahsediyorum. Birçok şey çok zorluydu. Çünkü bazen yollar kapanıyordu, arabamla inemiyordum mesela. Bazen elektriğin, suyun 4-5 gün gelmediği zamanlar oluyordu. Ve merkeze uzak bir köy olduğu için bazen ambulans bile çıkamıyorduk. O yüzden benim için zorlu bir süreç olacakmış hissiyatı vardı. Hem yöneten hem planlayan olduğum için eğitimler düzenliyordum. Mesela kadınları Kuran kursunda toplayıp eğitimler veriyordum, kahvehaneye gidip erkeklere orada eğitimler veriyordum. Çocuklara özellikle istismar farkındalığıyla ilgili eğitimler veriyordum. HPV taramaları için kadınları teker teker arayıp ikna etmeye çalışıyordum. Benim için en unutulmaz an ikna ettiğim kadınlardan birine ilk evre kanser tanısı konmuş olması ve sonradan bir araya gelip bana teşekkür etmesiydi” diye konuştu.
Görüntüler İstanbul Havalimanı’ndan! Yer hizmetleri aracıyla kokain sevkiyatı kamerada

‘ARKADAŞIMIN MEZARINI BULUP DUA ETTİM’
Sonrasında gönüllü olarak Hatay’a gittiğini belirten Uzunkulakoğlu, “Orada gezici ekipteydim. Aşılara çıkıyorduk ya da köyleri geziyorduk. Beni orada en çok etkileyen şey birçok şehirden, farklı alanlardan bir araya gelmiş olmamızdı. Ama öyle bir ekip kurduk ki o ekipte sanki yıllardır birlikte çalışıyormuşuz havası olması beni çok etkiledi. Ve oradaki insanların umudu beni çok etkiledi. Çünkü her yer çok kötü; ama herkes bir şeylerin güzel olacağına inanıyor; bu inanılmaz etkiledi beni. Bir de beni en çok etkileyen şeylerden biri, çok yakın bir arkadaşımı kaybettim depremde. Ve onu hiç tanımayan insanlarla onun mezarını bulup onun için dua ettim. O yüzden bu benim için ekstra kıymetli geliyor” dedi.
‘EBELER OLARAK İYİ Kİ VARIZ DİYORUM’
Ebeler Haftası’nın içinde Çocuk Bayramı’nı da barındırmasına dikkat çeken Uzunkulaoğlu, “Ebelik, görünenden hep daha fazlası; bir hayatla başlıyor aslında. Bir toplumu güçlendiriyor. İşini seven, özveriyle yapan, bir annenin, bir çocuğun hayatına dokunan, bir nesle bir şeyler öğreten, kadınların en unutulmaz, en özel anını gülerek hatırlayacakları bir ana dönüştüren bütün meslektaşlarımın Ebeler Haftası’nı kutluyorum. Çünkü ben biliyorum ki dünyaya sadece bir bebek gelmiyor; aslında bakarsanız bir kadından da bir anne doğuyor. O yüzden ebeler olarak ‘İyi ki varız’ diyorum” ifadelerini kullandı. (DHA)
Böcek ailesi faciasında ilk duruşma: Ölüm zinciri böyle başladı: Google puanı yüksek diye seçtik
…

SON DAKİKA HABERİ: Böcek ailesi faciasında ilk duruşma! 'Google puanı yüksek diye seçtik'

SON DAKİKA HABERİ: Böcek ailesi faciasında ilk duruşma! ‘Google puanı yüksek diye seçtik’

Çiğdem ve Servet Böcek çifti geçtiğimiz yıl çocukları 6 yaşındaki Muhammet Böcek ve 3 yaşındaki Masal Böcek ile Almanya’dan İstanbul’a tatile gelmişti. Fatih’te kaldıkları otelde zehirlenme şüphesiyle hastaneye giden aile burada yapılan tedavinin ardından yeniden otele dönmüşlerdi. Ancak gece yeniden rahatsızlanan aile tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yapılan otopsi sonucunda ailenin otelde kullanılan böcek ilacından zehirlendikleri ortaya çıkmıştı.

İlginizi Çekebilir
HAKİM KARŞISINA ÇIKTILAR
Soruşturmanın ardından otel sahibi ve ilaçlama şirketinin sahibinin de arasında olduğu 6 sanık hakkında dava açıldı. Açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya 5’i tutuklu 6 sanık ve avukatları katıldı. İddianamenin okunmasının ardından ilk olarak otel sahibi olan tutuklu sanık Hakan Oğlak savunma yaptı.

“ODA İLAÇLANDIKTAN SONRA 2 GÜN KAPALI KALDI”
Olayın yaşandığı dönem bacaklarındaki sıkıntı nedeniyle otelle ilgilenemediğini anlatan Hakan Oğlak, “Benim canım feda olsaydı da bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı ya bu aile yaşasaydı” dedi. Olaydan önce otelden aradıklarını ve haşere sorunu olduğunu söylediklerini anlatan Oğlak, “Ne yapalım dediler. Ben de ilaçlama şirketini arayın dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o ilaçlanan odayı iki gün kapalı tuttuk” dedi.

“ÖLÜMLERİN İLAÇLAMAYA BAĞLI OLDUĞUNA İNANMIYORUM”
İlaçlama şirketini seçme sebebinin ise Google puanının yüksek olması olduğunu söyleyen Hakan Oğlak, “101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 102 numaralı odayı etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yok. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ölümlerinin ilaçlama bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde bile ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı ben nasıl bilebilirim ki?” dedi.
Fatih’te ikinci Böcek ailesi vakası! Hollandalı iki kardeş can verdi… Midelerinde yine aynı zehir
“BENİM BİR İHMALİM YOK”
İşlemediği bir suç yüzünden 5 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Oğlak, “Benim bu olayda ihmalim ya da kusurum yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?” dedi.
“OTELİN KAPISINI KİLİTLEYİP ÇIKTIM”
Resepsiyon görevlisi olan tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud In Chıshtı ise yaptığı savunmada 101 numaralı odanın ilaçlamadan dolayı kapalı olduğunu söyleyerek, “Olay günü Servet Böcek ve Çiğdem Böcek çocuklarının yedikleri şeylerden dolayı kustuğunu söyleyerek odayı temizlememizi söylediler. Biz de odayı temizledik. Gece 12 gibi otelde kusma kokusu vardı. Gece 1 gibi acıktığım için yemek yemek için dışarı çıktım. Otelin kapısını kilitledim, anahtarı da cama yapıştırdım” dedi.

Otele döndükten sonra kapının önünde ambulans gördüğünü anlatan sanık, “Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum” dedi.
İLAÇLAMA ŞİRKETİNİN SAHİBİ: İLAÇLAMA İŞİYLE HİÇBİR BİLGİM YOK
Muhammad Moeen Ud In Chıshtı’nın ardından ilaçlama şirketinin sahibi olan tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasını yaptı. “Şirketin 2019 yılında sertifikası vardı” diyen sanık Zeki Kışı, “İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı onlar alır. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yok. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik” dedi.
MAHKEME BAŞKANININ SORUSUNA CEVAP VEREMEDİ
Bu savunma üzerine mahkeme başkanı sanığa tepki göstererek, “Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok, çalıştırdığın insanlar işin ehli değil, bu işin olabileceğini ön görmedin mi?” dedi. Sanık mahkeme başkanının sorusunu yanıtsız bıraktı.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek “maktul”, 2 kişi “müşteki” ve 6 kişi ise “şüpheli” olarak yer alıyor.
İddianamede, Fatih’te 13 Kasım 2025’te yaşanan zehirlenme olayında Çiğdem Böcek, Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek’in zehirlenme sonucu hayatlarını kaybettiği ve aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek’in de 17 Kasım 2025’te hayatını kaybettiği anlatılıyor.
Hayatını kaybeden maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yediği yerlerle ilgili olarak soruşturmanın genişletildiği, bu kapsamda mağdurların kokoreç, midye, lokum, unlu mamul yedikleri ve meşrubat içtikleri işletme sahiplerinin tespit edildiği belirtiliyor.
İddianamede, tespit edilen iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği, dosyaya gelen Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu’na göre maktullerin ölüm sebebinin kaldıkları oteldeki böcekleri öldürmek için uygulanan ilaca bağlı zehirlenmeden kaynaklandığı kaydediliyor.
Olayın yaşandığı oteli ilaçlayan şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun, herhangi bir sertifika kaydına rastlanmadığı ve izinsiz olarak biyosidal ürün uygulaması yaptığı raporda anlatılıyor.
1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre, kişilerin ölümünün kalmakta oldukları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyor.
İddianamede yer verilen bilirkişi raporunda, yaşanan olayda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucunda gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtiliyor.
Bilirkişi raporunda, yanlış kimyasal (Alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle, sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firması yetkilileri şüpheliler Zeki Kışı ve Serkan Kışı’nın asli kusurlu oldukları iddianamede belirtiliyor.
İddianamede, ilaçlama firması çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikası, bilgisi ve deneyimi olmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu aktarılıyor.
Otelin sahibi şüpheli Hakan Oğlak’ın yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak, uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu iddianamede yer alan raporda belirtiliyor.
Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı’nın, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
İddianamede, Rustemsha Batyrov hakkında ise “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
…

Böcek ailesi faciasında ilk duruşma: Ölüm zinciri böyle başladı: Google puanı yüksek diye seçtik

Böcek ailesi faciasında ilk duruşma: Ölüm zinciri böyle başladı: Google puanı yüksek diye seçtik

Çiğdem ve Servet Böcek çifti geçtiğimiz yıl çocukları 6 yaşındaki Muhammet Böcek ve 3 yaşındaki Masal Böcek ile Almanya’dan İstanbul’a tatile gelmişti. Fatih’te kaldıkları otelde zehirlenme şüphesiyle hastaneye giden aile burada yapılan tedavinin ardından yeniden otele dönmüşlerdi. Ancak gece yeniden rahatsızlanan aile tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yapılan otopsi sonucunda ailenin otelde kullanılan böcek ilacından zehirlendikleri ortaya çıkmıştı.

İlginizi Çekebilir
HAKİM KARŞISINA ÇIKTILAR
Soruşturmanın ardından otel sahibi ve ilaçlama şirketinin sahibinin de arasında olduğu 6 sanık hakkında dava açıldı. Açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya 5’i tutuklu 6 sanık ve avukatları katıldı. İddianamenin okunmasının ardından ilk olarak otel sahibi olan tutuklu sanık Hakan Oğlak savunma yaptı.

“ODA İLAÇLANDIKTAN SONRA 2 GÜN KAPALI KALDI”
Olayın yaşandığı dönem bacaklarındaki sıkıntı nedeniyle otelle ilgilenemediğini anlatan Hakan Oğlak, “Benim canım feda olsaydı da bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı ya bu aile yaşasaydı” dedi. Olaydan önce otelden aradıklarını ve haşere sorunu olduğunu söylediklerini anlatan Oğlak, “Ne yapalım dediler. Ben de ilaçlama şirketini arayın dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o ilaçlanan odayı iki gün kapalı tuttuk” dedi.

“ÖLÜMLERİN İLAÇLAMAYA BAĞLI OLDUĞUNA İNANMIYORUM”
İlaçlama şirketini seçme sebebinin ise Google puanının yüksek olması olduğunu söyleyen Hakan Oğlak, “101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 102 numaralı odayı etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yok. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ölümlerinin ilaçlama bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde bile ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı ben nasıl bilebilirim ki?” dedi.
Fatih’te ikinci Böcek ailesi vakası! Hollandalı iki kardeş can verdi… Midelerinde yine aynı zehir
“BENİM BİR İHMALİM YOK”
İşlemediği bir suç yüzünden 5 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Oğlak, “Benim bu olayda ihmalim ya da kusurum yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?” dedi.
“OTELİN KAPISINI KİLİTLEYİP ÇIKTIM”
Resepsiyon görevlisi olan tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud In Chıshtı ise yaptığı savunmada 101 numaralı odanın ilaçlamadan dolayı kapalı olduğunu söyleyerek, “Olay günü Servet Böcek ve Çiğdem Böcek çocuklarının yedikleri şeylerden dolayı kustuğunu söyleyerek odayı temizlememizi söylediler. Biz de odayı temizledik. Gece 12 gibi otelde kusma kokusu vardı. Gece 1 gibi acıktığım için yemek yemek için dışarı çıktım. Otelin kapısını kilitledim, anahtarı da cama yapıştırdım” dedi.

Otele döndükten sonra kapının önünde ambulans gördüğünü anlatan sanık, “Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum” dedi.
İLAÇLAMA ŞİRKETİNİN SAHİBİ: İLAÇLAMA İŞİYLE HİÇBİR BİLGİM YOK
Muhammad Moeen Ud In Chıshtı’nın ardından ilaçlama şirketinin sahibi olan tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasını yaptı. “Şirketin 2019 yılında sertifikası vardı” diyen sanık Zeki Kışı, “İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı onlar alır. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yok. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik” dedi.
MAHKEME BAŞKANININ SORUSUNA CEVAP VEREMEDİ
Bu savunma üzerine mahkeme başkanı sanığa tepki göstererek, “Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok, çalıştırdığın insanlar işin ehli değil, bu işin olabileceğini ön görmedin mi?” dedi. Sanık mahkeme başkanının sorusunu yanıtsız bıraktı.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek “maktul”, 2 kişi “müşteki” ve 6 kişi ise “şüpheli” olarak yer alıyor.
İddianamede, Fatih’te 13 Kasım 2025’te yaşanan zehirlenme olayında Çiğdem Böcek, Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek’in zehirlenme sonucu hayatlarını kaybettiği ve aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek’in de 17 Kasım 2025’te hayatını kaybettiği anlatılıyor.
Hayatını kaybeden maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yediği yerlerle ilgili olarak soruşturmanın genişletildiği, bu kapsamda mağdurların kokoreç, midye, lokum, unlu mamul yedikleri ve meşrubat içtikleri işletme sahiplerinin tespit edildiği belirtiliyor.
İddianamede, tespit edilen iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği, dosyaya gelen Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu’na göre maktullerin ölüm sebebinin kaldıkları oteldeki böcekleri öldürmek için uygulanan ilaca bağlı zehirlenmeden kaynaklandığı kaydediliyor.
Olayın yaşandığı oteli ilaçlayan şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun, herhangi bir sertifika kaydına rastlanmadığı ve izinsiz olarak biyosidal ürün uygulaması yaptığı raporda anlatılıyor.
1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre, kişilerin ölümünün kalmakta oldukları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyor.
İddianamede yer verilen bilirkişi raporunda, yaşanan olayda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucunda gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtiliyor.
Bilirkişi raporunda, yanlış kimyasal (Alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle, sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firması yetkilileri şüpheliler Zeki Kışı ve Serkan Kışı’nın asli kusurlu oldukları iddianamede belirtiliyor.
İddianamede, ilaçlama firması çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu’nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikası, bilgisi ve deneyimi olmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu aktarılıyor.
Otelin sahibi şüpheli Hakan Oğlak’ın yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak, uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu iddianamede yer alan raporda belirtiliyor.
Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı’nın, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
İddianamede, Rustemsha Batyrov hakkında ise “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
…