BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,8988 0,07%
EURO
53,4230 0,11%
GRAM ALTIN
6.640,32 -0,14%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
113,12 -0,40%
BITCOIN
75.713,00 -0,38%
GBP/TRY
61,7389 0,20%
EUR/USD
1,1638 0,06%
BRENT
98,36 -1,23%
ÇEYREK ALTIN
10.856,92 -0,14%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
20 °

Son Yazılarım

Gülistan Doku'nun telefonunda 'Google' detayı! 'Gizli takipçi' ortaya çıktı: Yerini bulmaya çalıştım

Gülistan Doku’nun telefonunda ‘Google’ detayı! ‘Gizli takipçi’ ortaya çıktı: Yerini bulmaya çalıştım

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, göreve başlar başlamaz Gülistan Doku dosyasını raftan indirip incelemeye başladı. Soruşturmayı baştan ele alan Başsavcı Ebru Cansu’nun talimatıyla, ‘Jandarma Dedektifleri’ olarak bilinen Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT) personelinden oluşan özel ekip kuruldu.

Gülistan Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri, PTS kayıtları toplandı. Gülistan’a ait yeni görüntülerin de bulunduğu, 67’si ana arter olmak üzere toplamda 70 KGYS ile güvenlik kameralarına ait ek 700 saatlik görüntü de dosyaya girdi. Gülistan’ın kaybolmadan önce erkek arkadaşı Zeinal Abarakov ile görüşmek için geldiği kafeye nereden geldiğinin, kafeden ne zaman çıkıp öğretmenine gittiğinin de ortaya çıktığı görüntüler, Başsavcılık ve özel ekip tarafından saniye saniye izlenerek, Gülistan’ın akıbeti araştırıldı. Ayrıca dosyaya bazı şüpheliler eklenerek, HTS, PTS çalışmaları da yapıldı. Gerekli çalışmaların tamamlanmasının ardından da operasyon başlatıldı. Kayıp dosyasından ‘cinayet’ soruşturmasına dönen dosyada, cinayet şüphesiyle 14, 17 ve 24 Nisan’da operasyonlar düzenlendi. 17 şüpheli gözaltına alındı. Dosyada şüpheli olan ve ABD’de bulunan Umut Altaş içinse kırmızı bülten çıkarıldı.

İlginizi Çekebilir
DÖNEMİN VALİSİ VE OĞLU İLE BİRLİKTE 12 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile daraltılmış baz çalışmasıyla Gülistan Doku’ya son teması bulunduğu tespit edilen ve o dönem İl Özel İdaresi çalışanı olan Erdoğan Elaldı, ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov’un babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ile annesi Nurşen Arıkan, ihraç polis memuru Gökhan Ertok ve o dönem Tuncay Sonel’in yakın koruması olan Şükrü Eroğlu, ‘Suç delillerini gizleme ve yok etme’ suçundan tutuklandı. Ferhat Güven ise Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’ya yönelik eylemi nedeniyle ‘Yağma’ suçundan tutuklanıp cezaevine gönderildi. Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarını sildiği iddiasıyla Bursa’da gözaltına alınan ve Tunceli Adliyesi’ne getirilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından tutuklandı. Tuncay Sonel ise ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’, ‘Bilişim sistemindeki verileri engelleme, bozma, yok etme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’, ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından tutuklandı. Şüpheliler U.A. ile Munzur Üniversitesi’nden kameralardan sorumlu olan S.G. ve S.Ö. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Hastane kayıtlarının silindiği iddiasıyla ‘Delilleri yok etme ve gizleme’ suçlamasıyla gözaltına alınan Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri Burçin Y. ve Yücel E., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

GÜLİSTAN’IN TELEFONUNDAKİ EYLEMLER TAKİP EDİLMİŞ
Zeinal Abarakov’un jandarmada verdiği ifade tutanağında, Ulusal Kriminal Büro tarafından yapılan teknik incelemelerde, kız arkadaşı Gülistan Doku’nun kullandığı telefona yönelik ‘etkinlik takibi’ yapıldığına ilişkin bulguların tespit edildiği belirtildi.
Cep telefonu incelemeleri sonucu elde edilen dijital veriler ile Gülistan’ın kaybolmadan bir gün önce 4 Ocak 2020 saat 22.21’de ve olay günü olan 5 Ocak 2020’de saat 07.13 ile 10.00 sıralarında kullandığı telefona ilişkin etkinlik takip kayıtlarının belirlendiği kaydedildi.
Yapılan incelemelerde, SMS/Mesajlar uygulamasına yönelik de Google etkinlik kayıtlarının tespit edildiği ifade edildi. Jandarma tarafından Abarakov’a yöneltilen soruda, “Takip ettiğiniz bu telefonun Gülistan’ın telefonu olduğu anlaşılmıştır. Gülistan’ı neden takip etme gereği duydunuz? SMS/Mesajlar uygulamasına erişim mi sağladınız? Gülistan’ın cihazına takip uygulaması mı yüklediniz? Bu takipler sonucunda hangi bilgilere ulaştınız?” şeklinde sorular soruldu.
Tutanakta ayrıca veri tabanı incelemelerinde başında ‘GÜ’ ibaresi bulunan cihaz kayıtlarının görüldüğü ve toplam 17 farklı etkinlik bulgusunun tespit edildiği bilgisine yer verildi.
Yapılan etkinlik takiplerinin Rusça olması nedeniyle işlemin Zeinal Abarakov tarafından yapıldığının değerlendirildiği de tutanakta yer aldı.
‘TELEFONUNDA BENİM GOOGLE HESABIM KAYITLIYDI’
İfadesinde, kaybolduktan sonra Gülistan’ın telefonundaki hesabına telefonun yerini bulmak için erişmeye çalıştığını belirten Abarakov, “Gülistan’ın sosyal medya uygulamalarının hiçbirisinin şifrelerini bilmiyordum. Gülistan’ın sosyal medya hesaplarına girmeye çalıştığımı hatırlamıyorum. Gülistan’ın telefonunda benim kullandığım Google hesabı kayıtlıydı. Ben de Google hesabımdan Gülistan’ın telefonunun yerini bulmaya çalıştım. Hatta Antalya’da otelde kaldığımız zaman bizi koruyan polislere bu hesabı ve şifrelerini de verdim. O polisler de verdiğim bilgilerle hesabıma bakmışlar ancak bir şey bulup bulmadıkları konusunda dönüş yapmadılar. Bu polislerden sadece E. müdürü tanıyorum. Otele ilk yerleştiğimiz dönemlerde de E. müdür yanımızdaydı. Bu hesapları polislere vermeden önce Google hesabımda arama geçmişinde 05 Ocak 2020 tarihinden sonra ‘KYK YURT’ şeklinde arama yapıldığını fark ettikten sonra hesabı polislere bu konu hakkında araştırma yapmaları için verdim. Ben kesinlikle bu arama işlemini yapmadım ve hatta KYK’nın ne olduğunu bilmiyorum. Biz Gülistan ile beraberken tam tersine Gülistan Doku’nun telefonumdaki mesajlara ulaşmak için benim telefonuma uygulama yüklediğini fark ettim” dedi.

Asansörde korkunç saldırı! Komşusu parmağını ısırarak kopardı: Onu çok severdim, niçin yaptı anlamadım

Asansörde korkunç saldırı! Komşusu parmağını ısırarak kopardı: Onu çok severdim, niçin yaptı anlamadım

Olay, 7 Nisan’da ilçedeki Cüneyde Mahallesi’nde meydana geldi. İsmail Bozdağ, beraber otobüsten inip yaşadıkları apartmanın asansörüne bindiği komşusu A.E.’nin saldırısına uğradı. Bozdağ’ın sağ elinin serçe parmağı, A.E. tarafından ısırılarak koparıldı.
İlginizi Çekebilir
Bozdağ, başka bir komşusu tarafından yanında parmağıyla hastaneye götürüldü. Bozdağ’ın yerine dikilen parmağı yeniden tutmayınca ampute edildi. Bozdağ’ın şikayeti üzerine gözaltına alınan A.E., ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
‘ONU ÇOK SEVERDİM, O DA BENİ SEVERDİ’
Yaşadıklarını anlatan İsmail Bozdağ, “Komşumla aynı otobüsle çarşıdan geliyorduk. A.E. ile beraber otobüsten ben indim, kendisi de arkamdan indi. Apartmanda aynı asansöre bindik. Asansör kendi katına gelince kapı açıldı, inmedi. İnmeyince de ben, ‘Niçin inmedin?’ dedim. ‘Sana ne’ deyip bana yumrukla vurunca asansörün içinde kapışmaya başladık. O ara elimi ısırdı. Elimi ısırınca parmağımı koparana kadar bırakmadı. O ara ben bağırmaya başlayınca elimi ağzından çekti. Parmağım kopmuş vaziyetteydi. Sonra komşum Ali’den yardım istedim.
’10 dakikada değişim vaadi’, hayatını kararttı! Yüzü bu hale geldi
Ali gelince bizi ayırdı. Beni hastaneye götürdüler, orada diktiler. Dikildikten sonra tutmadı. Tutmayınca kangrene çevirdi. Ondan sonra parmağımı kestiler. Bir husumetimiz yoktu kendisiyle. Onu çok severdim, o da beni severdi. Niçin yaptı, ben de anlamadım” dedi.
Eğlence mekanındaki kanlı infazda verilen ceza bozuldu! Husumetlisini 7 el ateş ederek öldürmüştü…

Doğum masasında beyin ameliyatı! Aynı anda hem anne oldu hem de görmeye başladı

Doğum masasında beyin ameliyatı! Aynı anda hem anne oldu hem de görmeye başladı

Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık hamile hasta, aynı anda gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu.
Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan tetkiklerde, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı belirlendi.
Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı.
Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi.
İlginizi Çekebilir
Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, “Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum” dedi.

“CERRAHİMİZİ BAŞARILI BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRDİK”
Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise “Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık.
İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık” diye konuştu.

“ÜST DÜZEY BİR AMELİYATTI”
Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, “Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz” dedi.

Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi:
“Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum.”
Bakan Göktaş’tan Bosch’un Anneler Günü reklamıyla ilgili açıklama…

Gülistan Doku'nun telefonunda 'Google' detayı! Eski sevgilinin ifadesi ortaya çıktı: Yerini bulmaya çalıştım

Gülistan Doku’nun telefonunda ‘Google’ detayı! Eski sevgilinin ifadesi ortaya çıktı: Yerini bulmaya çalıştım

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, göreve başlar başlamaz Gülistan Doku dosyasını raftan indirip incelemeye başladı. Soruşturmayı baştan ele alan Başsavcı Ebru Cansu’nun talimatıyla, ‘Jandarma Dedektifleri’ olarak bilinen Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT) personelinden oluşan özel ekip kuruldu.

Gülistan Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri, PTS kayıtları toplandı. Gülistan’a ait yeni görüntülerin de bulunduğu, 67’si ana arter olmak üzere toplamda 70 KGYS ile güvenlik kameralarına ait ek 700 saatlik görüntü de dosyaya girdi. Gülistan’ın kaybolmadan önce erkek arkadaşı Zeinal Abarakov ile görüşmek için geldiği kafeye nereden geldiğinin, kafeden ne zaman çıkıp öğretmenine gittiğinin de ortaya çıktığı görüntüler, Başsavcılık ve özel ekip tarafından saniye saniye izlenerek, Gülistan’ın akıbeti araştırıldı. Ayrıca dosyaya bazı şüpheliler eklenerek, HTS, PTS çalışmaları da yapıldı. Gerekli çalışmaların tamamlanmasının ardından da operasyon başlatıldı. Kayıp dosyasından ‘cinayet’ soruşturmasına dönen dosyada, cinayet şüphesiyle 14, 17 ve 24 Nisan’da operasyonlar düzenlendi. 17 şüpheli gözaltına alındı. Dosyada şüpheli olan ve ABD’de bulunan Umut Altaş içinse kırmızı bülten çıkarıldı.

İlginizi Çekebilir
DÖNEMİN VALİSİ VE OĞLU İLE BİRLİKTE 12 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile daraltılmış baz çalışmasıyla Gülistan Doku’ya son teması bulunduğu tespit edilen ve o dönem İl Özel İdaresi çalışanı olan Erdoğan Elaldı, ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov’un babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ile annesi Nurşen Arıkan, ihraç polis memuru Gökhan Ertok ve o dönem Tuncay Sonel’in yakın koruması olan Şükrü Eroğlu, ‘Suç delillerini gizleme ve yok etme’ suçundan tutuklandı. Ferhat Güven ise Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’ya yönelik eylemi nedeniyle ‘Yağma’ suçundan tutuklanıp cezaevine gönderildi. Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarını sildiği iddiasıyla Bursa’da gözaltına alınan ve Tunceli Adliyesi’ne getirilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından tutuklandı. Tuncay Sonel ise ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’, ‘Bilişim sistemindeki verileri engelleme, bozma, yok etme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’, ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından tutuklandı. Şüpheliler U.A. ile Munzur Üniversitesi’nden kameralardan sorumlu olan S.G. ve S.Ö. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Hastane kayıtlarının silindiği iddiasıyla ‘Delilleri yok etme ve gizleme’ suçlamasıyla gözaltına alınan Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri Burçin Y. ve Yücel E., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

GÜLİSTAN’IN TELEFONUNDAKİ EYLEMLER TAKİP EDİLMİŞ
Zeinal Abarakov’un jandarmada verdiği ifade tutanağında, Ulusal Kriminal Büro tarafından yapılan teknik incelemelerde, kız arkadaşı Gülistan Doku’nun kullandığı telefona yönelik ‘etkinlik takibi’ yapıldığına ilişkin bulguların tespit edildiği belirtildi.
Cep telefonu incelemeleri sonucu elde edilen dijital veriler ile Gülistan’ın kaybolmadan bir gün önce 4 Ocak 2020 saat 22.21’de ve olay günü olan 5 Ocak 2020’de saat 07.13 ile 10.00 sıralarında kullandığı telefona ilişkin etkinlik takip kayıtlarının belirlendiği kaydedildi.
Yapılan incelemelerde, SMS/Mesajlar uygulamasına yönelik de Google etkinlik kayıtlarının tespit edildiği ifade edildi. Jandarma tarafından Abarakov’a yöneltilen soruda, “Takip ettiğiniz bu telefonun Gülistan’ın telefonu olduğu anlaşılmıştır. Gülistan’ı neden takip etme gereği duydunuz? SMS/Mesajlar uygulamasına erişim mi sağladınız? Gülistan’ın cihazına takip uygulaması mı yüklediniz? Bu takipler sonucunda hangi bilgilere ulaştınız?” şeklinde sorular soruldu.
Tutanakta ayrıca veri tabanı incelemelerinde başında ‘GÜ’ ibaresi bulunan cihaz kayıtlarının görüldüğü ve toplam 17 farklı etkinlik bulgusunun tespit edildiği bilgisine yer verildi.
Yapılan etkinlik takiplerinin Rusça olması nedeniyle işlemin Zeinal Abarakov tarafından yapıldığının değerlendirildiği de tutanakta yer aldı.
‘TELEFONUNDA BENİM GOOGLE HESABIM KAYITLIYDI’
İfadesinde, kaybolduktan sonra Gülistan’ın telefonundaki hesabına telefonun yerini bulmak için erişmeye çalıştığını belirten Abarakov, “Gülistan’ın sosyal medya uygulamalarının hiçbirisinin şifrelerini bilmiyordum. Gülistan’ın sosyal medya hesaplarına girmeye çalıştığımı hatırlamıyorum. Gülistan’ın telefonunda benim kullandığım Google hesabı kayıtlıydı. Ben de Google hesabımdan Gülistan’ın telefonunun yerini bulmaya çalıştım. Hatta Antalya’da otelde kaldığımız zaman bizi koruyan polislere bu hesabı ve şifrelerini de verdim. O polisler de verdiğim bilgilerle hesabıma bakmışlar ancak bir şey bulup bulmadıkları konusunda dönüş yapmadılar. Bu polislerden sadece E. müdürü tanıyorum. Otele ilk yerleştiğimiz dönemlerde de E. müdür yanımızdaydı. Bu hesapları polislere vermeden önce Google hesabımda arama geçmişinde 05 Ocak 2020 tarihinden sonra ‘KYK YURT’ şeklinde arama yapıldığını fark ettikten sonra hesabı polislere bu konu hakkında araştırma yapmaları için verdim. Ben kesinlikle bu arama işlemini yapmadım ve hatta KYK’nın ne olduğunu bilmiyorum. Biz Gülistan ile beraberken tam tersine Gülistan Doku’nun telefonumdaki mesajlara ulaşmak için benim telefonuma uygulama yüklediğini fark ettim” dedi.

'10 dakikada değişim vaadi', hayatını kararttı! Yüzü bu hale geldi

’10 dakikada değişim vaadi’, hayatını kararttı! Yüzü bu hale geldi

Ankara’da yaşayan 57 yaşındaki Serap Kopar, yüzündeki kırışıklıklardan memnun olmadığı için internetten bulduğu Ş.S. isimli kadına ait güzellik merkezinden randevu aldı. İddiaya göre yüzüne yapılacak işlem için 50 bin lira ödemesi gerektiği belirtilen Kopar’a tuzak kuran çalışanlar, Sağlık Bakanlığının sözde ‘Sağlık Fonu’ adı altında faizsiz kredi verdiğini, 50 bin lirayı buradan tahsis edeceklerini ve 10 taksite bölebileceklerini söyledi.

Durumdan şüphe duyan Kopar, ödemeyi kredi kartıyla yapmak istediğini ifade etti. Ücretin alınmasından sonra yüzüne farklı türde sıvıların enjekte edildiğini söyleyen Kopar, iddiaya göre bir hafta sonra fenalaşarak hastaneye gitmek zorunda kaldı. Kopar’a yüz felci teşhisi konuldu. Durum üzerine güzellik merkezi yetkililerinden şikayetçi olan Kopar, ikinci şoku da banka hesabını kontrol ederken yaşadı. Ödediği 50 bin liranın henüz taksitlendirilmediğini ve işlemin bir kuyumcuya ait ‘POS’ cihazından yapıldığını öğrenen Kopar, eşiyle birlikte söz konusu güzellik merkezine gitti. Kopar’a işlemin yapıldığı sırada bir yanlışlık olduğu, paranın tekrar hesabına gönderileceği ve taksitlendirmenin o şekilde yapılacağı ifade edildi. Kuyumcu hesabına gönderilen paranın bu kez de bir mobilyacıya ait hesaptan kendisine tekrar gönderildiğini ifade eden Kopar, ödemeyi ancak 4 taksite böldürebildiğini ve kendisi gibi yüzlerce kişinin de aynı şekilde mağdur olduğunu iddia etti.
Konuyla ilgili şikayetçi olduklarını, hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirten Kopar, eski haline dönmesinin ise henüz kesin olmadığını ve göreceği tedavinin ardından belli olacağını dile getirdi.

“FİYATI YÜKSEK BULUNCA İNDİRİM YAPTILAR VE 50 BİN LİRAYA ANLAŞTIK”
Olayla ilgili konuşan Serap Kopar, yüzümdeki kırışıklıklardan şikayetçi olduğunu, güvenebileceği bir güzellik merkezi aradığını, bu merkezi internette bulduğunu ifade ederek, “Ünlülere de işlem yapmışlar. Merkezi bir yerde de oldukları için güvendim ve randevu istedim. Gittiğimde yüzüme işlem yapacaklarını ve 10 dakika içinde farkı görebileceğimi söylediler. Kendinden çok eminlerdi. Daha sonra muhasebe ekibiyle görüştüm. Ücretin 75 bin lira olduğunu söylediler. Fiyatı yüksek bulunca indirim yaptılar ve 50 bin liraya anlaştık. Bana Sağlık Bakanlığının ‘Sağlık Fonu’ olduğunu ve ücreti oradan tahsis edeceklerini, taksitle faizsiz bir şekilde ödeyebileceğimi belirttiler” dedi.

“YÜZÜMÜN UYUŞMADIĞINI VE İĞNEDEN KORKTUĞUMU SÖYLEMEME RAĞMEN UMURSAMADILAR”
İşlem sırasında yüzünün uyuşmadığını söylediğini ama bunun çalışanlar tarafından önemsenmediğini ifade eden Kopar, “Telefonumdan banka hesabıma girdim. Elimden alarak kendileri işlem yapmak istedi. Adıma fon tanımlı olduğunu, işlemi yapacaklarını söylediler. Adıma kredi çekeceklerini düşündüm. Bu şekilde bir işlem yapmalarını istemediğimi belirtince kredi kartımı istediler. Kartımdan 50 bin lira çektiklerini ve 10 taksit şeklinde ödeyebileceğimi söylediler. Taksit işlemlerinin ise bir hafta sonra hesabıma yansıyacağını ifade ettiler. Daha sonra yüzüme krem sürdüler. Bir dakika bile olmadan işlem odasına geçtik. Yüzümün uyuşmadığını ve iğneden korktuğumu söylememe rağmen umursamadılar. Girdiğimiz odada farklı boyda iğneler vardı. Yüzümün her yerine iğnelerle işlem yaptılar. O kadar çok iğne batırdılar ki canım çok acıdı” diye konuştu.
‘Bunu ilk Türk çocuğu kullanmalı’ dedi! Geleceği değiştirecek sistem: Parmak izinden seçilecek
“İŞLEMİ BİR KUYUMCUYA AİT ‘POS’ CİHAZINDAN YAPTIKLARINI ÖĞRENDİK”
Duydukları şüphe üzerine daha sonra tekrar güzellik merkezine gittiklerini söyleyen Kopar, “Odadan çıktığımda kötü haldeydim. Oradakiler durumun normal olduğunu söylediler. Birkaç gün sonra vücudumda lekeler ve dökülmeler oluşmaya başladı. Baş ağrım vardı. O sırada işlemin taksitlendirilmesinin hala yapılmadığını fark ettim. Eşimle birlikte güzellik merkezine gittik. Hala taksit yapılmadığını söyledik. Yanlışlık olduğunu söylediler ve en fazla 4 taksit yapabileceklerini ifade ettiler. İşlemi de bir kuyumcuya ait ‘POS’ cihazından yaptıklarını öğrendik. Daha sonra ilk işlemi iptal edip, fiyatı taksitlendirmek için hesabıma 50 bin lirayı tekrar gönderdiler. Paranın gönderildiği hesap da bir mobilya dükkanınınmış” ifadelerini kullandı.”AĞZIM YAMULDU, YÜZÜM AŞAĞIYA SARKTI”
Yaşadığı sağlık problemleriyle ilgili konuşan Kopar, “Taksit işlemini hallettikten birkaç gün sonra da yüzümün uyuştuğunu fark ettim. Yürümekte güçlük çektim. Hastaneye gittim. Çok kötü durumdaydım. Daha da kötüleştiğimi fark ettim. Uzun süren tahlillerin ardından hastanede müşahedeye alındım ve 4 gün tedavi gördüm” dedi. İşitmede de sıkıntılar yaşadığını kaydeden Kopar, “Ağzım yamuldu, yüzüm aşağıya sarktı. Yüz felci tanısı konuldu. Aylarca fizik tedavisi göreceğim. Ne kadar düzeleceğini bilmiyorum. Uyurken gözümü kapatamıyorum. Çok mağdur oldum. Beni bu hale sokan herkesten şikayetçiyim. Yüzlerce insanın benim gibi mağdur olduğunu gördüm. Her yere şikayette bulundum” dedi.
Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım başkan adaylığını resmen açıkladı!
“EŞİM, PARANIN ÇEKİLDİĞİ POS CİHAZININ SAHİBİ OLAN KUYUMCUYA ULAŞTI”
Paranın gönderildiği kuyumcuya ulaştıklarını söyleyen Kopar, “Eşim, paranın çekildiği POS cihazının sahibi olan kuyumcuya ulaştı. Bize, ‘Arkadaşlarım mağdur olmasın diye birkaç günlüğüne cihazı ödünç verdim. Onlarla bir ilgim yok, hatta alacaklarım var’ dedi. Eşim de kendisine tepki gösterdi. Ardından bize arkadaşlarıyla görüşeceğini ve paramızı iade edeceklerini söyledi” diye konuştu….

Bakan Göktaş'tan Bosch'un Anneler Günü reklamıyla ilgili açıklama

Bakan Göktaş’tan Bosch’un Anneler Günü reklamıyla ilgili açıklama

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bir televizyon kanalının canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.
Bakan Göktaş, 15 Mayıs’ın Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Aile Günü olarak ilan edildiğini belirterek, Türkiye’nin küresel boyutta da bu sürece dahil olması için Birleşmiş Milletler Aile Dostları Grubu’na üye olduklarını söyledi.
Çalışmaları yurt dışı boyutuyla da kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını söyleyen Göktaş, “2025 yılını Aile Yılı olarak ilan ettik. En önemlisi politikaları hayata geçirdik. Nüfus Politikaları Kurulunu hayata geçirdik. Aile Enstitümüzü hayata geçirdik. Bunlar kurumsal yapılarımız. Bu kurumsal yapılarımızla beraber özellikle doğrudan vatandaşı ilgilendiren pek çok yeniliği hayata geçirdik.” diye konuştu.
Nüfusu desteklemek için ilk anne ve baba olma yaşını da biraz daha aşağıya çekmek istediklerini söyleyen Göktaş, ilk anne olma yaşının 2002 yılında 22, günümüzde ise 26 olduğunu, ilk baba olma yaşının ise 26’dan 29’a yükseldiğini söyledi.
İlginizi Çekebilir
Aile ve Gençlik Fonu’nun olumlu sonuç aldıkları bir proje olduğunu belirten Göktaş, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar 9 bin 190 çiftimizden 9 bin 310 çocuğumuz oldu. Proje güzel ilerliyor. Tabii Sayın Cumhurbaşkanı’mızın yeni müjdeleri oldu bu kapsamda. 4 yıllık bir kredi bu Aile ve Gençlik Fonu. 2 yıl geri ödemesiz 4 yıllık faizsiz bir kredi. Bu süre zarfında bir çocuk sahibi olurlarsa krediyi 12 ay erteliyoruz. 2 çocuk olursa bu hafta da kabinede müjdeledi; kredinin tamamını hibe ediyoruz. 81 ilimizde 81 ikiz, 3 tane üçüz bebeğimiz var. O ailelerimiz doğrudan bu hibeden de faydalanmış oldu. Gençlerimiz için hayırlı uğurlu olsun.”

15 MAYIS MİLLİ AİLE HAFTASI OLARAK TÜM TÜRKİYE’DE KUTLANACAK
Bakan Göktaş, Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda 2026-2035 dönemini kapsayan bir sürece girdiklerini ifade ederek, “Aileyi devlet aklının merkezine koymuş olduk. Bütün politikalarımızı aileyi güçlendiren, nüfusu güçlendiren, nüfusu destek olacak şekilde bundan sonraki süreçlerde de o doğrultuda yapmaya devam edeceğiz.” dedi.
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Nüfus 10 Yılı kapsamında mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak tüm Türkiye’de kutlanacağını ifade etti.
Bakan Göktaş, doğum izinleri konusunda, 16 haftasını tamamlamış ancak 1 Nisan tarihi itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış çalışan anneleri kapsayan ek düzenlemeyi kanunlaştırdıklarını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
“Tekrar işe dönmesi halinde dahi bu 8 haftalık bir süreci çalıştığı kuruma bir dilekçe sunarak tekrar devam edecek. Tabii ücretli bir doğum izni bu. Başvuru süremiz 15 Mayıs’a kadar. Dolayısıyla kamu kurumları, işverenler sürece adaptasyonu biraz zaman alabilir ama konu çok nettir. Zira kanunlaştı. Bu hususta gerekli düzenlemeler de hayata geçirildi. Dolayısıyla Resmi Gazete’de yayımlandığından itibaren artık bu süreç yürürlüğe girdi. Bütün işverenlerin bu sürece dahil olması gerekiyor. Sözleşmeli personelle ilgili birtakım sorular geldi. O düzenlemeyi de bu önümüzdeki günlerde hayata geçireceğiz. Onlar da müsterih olsun. Amacımız hiçbir çalışan anneyi dışarıda bırakmak değil. Çalışan her annemiz bu düzenlemeden istifade edebilecek.”
Gelecek nesillere en büyük değerlerin aile içinden aktarıldığını vurgulayan Bakan Göktaş, küresel çapta aile diplomasisiyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini, bugüne kadar 186 ülke ile ikili görüşmeler gerçekleştirdiklerini, 23 mutabakat zaptı imzaladıklarını söyledi.

“14 SOSYAL RİSK HARİTAMIZI TAMAMLADIK”
Çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Göktaş, düzenlemeyle çocukları korumayı ve sosyal mecralara yönelik bir denetim mekanizması oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Göktaş, “Amacımız özellikle şiddet içerikleri, olumsuz içerikleri, o yaşa uygun olmayan akran zorbalığını özendiren içerikleri, bu tür akımların da orada paylaşılmadan firmalar tarafından, sosyal mecralar tarafından da sosyal ağ sağlayıcıları tarafından da kapatılması.” ifadesini kullandı.
“Çocuklar Güvende” uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Bakan Göktaş, uygulamanın küresel arenada ilk 20’ye girdiğini söyledi.
Savaş bitiyor mu? ABD ve İran’dan peş peşe açıklamalar
Sosyal risk haritasından da bahseden Göktaş, haritanın 648 gösterge ile özellikle hane bazlı analiz içerdiğini aktardı.
Şiddet ve suç riski oluşmadan müdahale mekanizmasını geliştireceklerini belirten Göktaş, “Yani biz şu anda Türkiye genelinde özellikle orta riskli ve yüksek riskliye kadar çeşitli riskli olguları olan hanelerimizi görebiliyoruz. 14 sosyal risk haritamızı tamamladık. İki tanesi ile ilgili fiilen şu anda sahada uyguluyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Modeli’ne de değinen Bakan Göktaş, “Biz de 2 senedir yaklaşık bu çalışmayı yürütüyoruz. 14 kurumla Strateji Bütçe Başkanlığımızla farklı kurumlardan destek alarak çalışmamızın son aşamasına geldik diyebiliriz. 2027’de tüm Türkiye’de yaygınlaştırmayı ümit ediyoruz.” dedi.

“PROPAGANDALARA FIRSAT VERMEYECEĞİMİZİ ÖZELLİKLE İFADE ETMEK İSTİYORUM”
Bakan Göktaş, Bosch’un Anneler Günü için hazırladığı reklam filmine ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Bu meseleyi hayvan sevgisi üzerinden tartışmayı doğru bulmadığını belirten Göktaş, “Ben de evimde bir can besliyorum pek çok Türk insanının evinde bulunur. Bizim de kedimiz ‘Bulut’ var. Ama aynı zamanda olayı çarpıtarak, ideolojik boyuta çekmek isteyen bir kitle olduğunu çok net bir şekilde görüyorum.” dedi.
Göktaş, bu durumu tehlikeli bulduğunun altını çizerek, “Çünkü mesele ne evcil hayvanı besleyen ailelerdir ne de bir hayvan sevgisidir. Mesele aile kavramıdır, annelik kavramıdır. Ve Anneler Günü’ne gidiyoruz, Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemizin ilan edildiğinden bir gün sonra aslında annelik, babalık kavramının içinin tamamen boşaltıldığını ve farklı şekilde maalesef normalleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Göktaş, anneliğin hassasiyetle ele alınması gereken, kıymetli bir kavram olduğunu belirterek, doğum yapan annelerin yanı sıra koruyucu ailelere de önem verdiklerini ifade etti.
Tartışılması gereken konunun hayvan sevgisi değil, annelik tanımı olduğunu vurgulayan Göktaş, Anneler Günü kapsamında yayımlanan bir reklamın, kamuoyunda çocukla ilgili bir beklenti oluşturmasına rağmen farklı bir içerikle sunulduğunu ve bunun “propaganda niteliği” taşıdığını düşündüğünü aktardı.
Göktaş, Anadolu insanının hayvanlarla kurduğu bağın herkes tarafından bilindiğini dile getirerek, “Bunu burada bir hayvan düşmanlığına dönüştürmenin hiç kimseye faydası yok. Çünkü bizim amacımız bu değildi. Amacımız burada anneliğin indirgendiği durumdu. Dolayısıyla bu propagandalara fırsat vermeyeceğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.” dedi.
Göktaş, aile konusunun gündeme geldiği her durumda “kadınların eve hapsedildiği” yönünde eleştiriler yapıldığını belirterek, söz konusu reklamın da ev işlerinin ve ev aletlerinin yalnızca kadınlarla özdeşleştirildiği bir yaklaşım içerdiğini ifade etti.

“BAŞTA KENDİ ANNEM OLMAK ÜZERE BÜTÜN ANNELERİMİZİN ANNELER GÜNÜ’NÜ KUTLUYORUM”
Yurt dışındaki örneklerde bu konuların aile dengesi içerisinde ele alındığını aktaran Göktaş, reklamın, “Neden ev aletleri yalnızca kadınlarla ilişkilendiriliyor?” sorusunu gündeme taşıması beklenirken, annelik kavramını farklılaştırdığını ve değersizleştirdiğini düşündüğünü dile getirdi.
Toplumu ayrıştırmayan, hem merhameti hem aileyi birlikte savunan bir anlayışa ihtiyaç olduğunu kaydeden Göktaş, şu ifadeleri kullandı:
“Şimdiden başta kendi annem olmak üzere bütün annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum. Bizlere emek veren işte yoğun mesai sarf eden bazen toplumumuzun gerçekten ana yerlerinden bir tanesi anne. Ve doğum yapmış, doğum iznine çıkacak bütün annelerimize de şimdiden hayırlı olsun diyorum.”
İsrail ve Yunanistan’da gündem Türkiye’nin 6 bin kilometre menzilli kıtalararası balistik füzesi YILDIRIMHAN! Canlı yayında itiraf: ‘Tel Aviv için kırmızı alarm’…

Eğlence mekanındaki kanlı infazda verilen ceza bozuldu! Husumetlisini 7 el ateş ederek öldürmüştü

Eğlence mekanındaki kanlı infazda verilen ceza bozuldu! Husumetlisini 7 el ateş ederek öldürmüştü

Olay, 31 Ekim 2024’te saat 21.00 sıralarında Sinan Mahallesi’ndeki eğlence mekanında meydana geldi. Husumetli Ramazan Uçar ile Hüseyin Mete, aynı mekanda karşılaştı. Ramazan Uçar, yan masada bir kadınla sohbet eden Hüseyin Mete’ye üzerinde bulundurduğu tabancayla 7 el ateş etti. Mete yere yığılırken, mekandakiler panikle kaçtı. İncelemede, Hüseyin Mete’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Olayın ardından kaçan Ramazan Uçar, polis ekipleri tarafından yakalanıp tutuklandı.
İlginizi Çekebilir
Ramazan Uçar hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle dava açıldı. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Ramazan Uçar’a geçen yıl eylül ayındaki karar duruşmasında ‘haksız tahrik’ ve ‘iyi hal’ indirimi ile 15 yıl 10 ay hapis ve 2 bin 500 lira adli para cezası verildi.
İSTİNAF KARARI BOZDU, YENİDEN YARGILANIYOR
Karar, dosyanın taşındığı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu. Dosya Burdur 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne iade edilirken, sanık yeniden yargılanmaya başlandı.
Davanın bugün görülen duruşmasında, taraf avukatları ile Hüseyin Mete’nin annesi Sevilay ve babası Nihat Mete, salonda hazır bulundu. Sanık Ramazan Uçar ise cezaevinden SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

‘OĞLUM, İYİLİK YAPACAĞIM DERKEN KÖTÜLÜK BULDU’
Hüseyin Mete’nin annesi Sevilay Mete, “Sanığın en yüksek cezayı almasını talep ediyorum. Oğlum, iyilik yapacağım derken kötülük buldu” dedi. Ailenin avukatı sanığın ‘Tasarlayarak öldürmek’ suçundan ceza almasını istedi. Baba Nihat Mete de sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ettiğini söyledi.
Sanık Ramazan Uçar, “Takdir mahkemenin” derken, avukatı da adli kontrolle tahliye talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı erteledi.

Piyasalar bu habere kilitlendi: Altın resmen fırladı, petrol sert düştü…

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskortDeneme Bonusu Veren Sitelersilvercrestgolf.comcasino siteleribahis sitelerigrandpashabetgrandpashabetJojobetgrandpashabetbahiscommarsbahisdeneme bonusubetofficebahsinebetpuanbetpuanbetpuanpadişahbetroyalbetgalabetjojobetbetofficebahiscasinopasacasinopasacasinotaksimbetgrandpashabet girişjojobet girişmatbet girişvdcasino girişbetgarantijojobetbetebetdeneme bonusuDeneme Bonusu Veren Sitelercasibom1win girişholiganbetgrandpashabet girişbetsalvadorjojobet girişholiganbetonline casinosdeneme bonusuteosbetgrandpashabetjojobetjojobet girişmatbetsekabetimajbetvdcasinoholiganbetmatbetcasibomjojobettrendbetbetixirsekabetmatbetbahiscasino1winbetgitteosbetromabetgameobetradissonbet girişimajbetkralbetimajbetligobetgameofbetcasibomcasibompusulabetslotbargrandpashabetbettiltbahiscomjojobetcasinowongrandpashabetsonbahisbahiscomholiganbetbahiscombetbeybettiltwbahisjojobetnesinecasinojetbahistipobetBetorderBetorder girişCasibomJojobetgrandpashabet girişmatbetpusulabetjojobetjojobet girişCasibombetasusmilanobetbetgarantiholiganbetholiganbet girişMarsbahisCasibomorisbet girişorisbetbetebetMarsbahisMarsbahis Güncel GirişpusulabetcasibomJojobetCasibomMadridbetMadridbet