BIST 100
10.961,67 1,88%
DOLAR
49,9963 0,04%
EURO
55,9714 0,03%
GRAM ALTIN
6.311,90 -0,44%
BITCOIN
76.946,00 0,31%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
79,82 -1,63%
GBP/TRY
67,0664 0,01%
EUR/USD
1,1187 0,00%
BRENT PETROL
104,43 0,93%
ÇEYREK ALTIN
10.319,95 -0,44%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
14 °

Son Yazılarım

Son Dakika: Kahramanmaraş'ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü

Son Dakika: Kahramanmaraş’ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin eski öğrencisi Ömer Ket (19) önceki gün okulu silahla basıp 16 kişiyi yaralamış, ardından da intihar etmişti. Türkiye bu olayı konuşmaya devam ederken dün Kahramanmaraş’tan şok edici bir haber geldi: Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda dün öğle saatlerinde silah sesleri duyuldu. Okula çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ardı ardına silah seslerinin geldiği okulda büyük panik yaşandı. Öğrenciler camlardan atlayarak kurtulmaya çalışırken veliler de haberi duyar duymaz okula koştu.
İlginizi Çekebilir
Saldırıda sekizi öğrenci, biri öğretmen dokuz kişinin hayatını kaybettiği, 20kişinin de yaralandığı açıklandı.
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer yaptığı ilk açıklamada saldırıyı 8. sınıf öğrencisinin gerçekleştirdiğini, nedeninin bilinmediğini kaydetti. Ünlüer, “8. sınıf öğrencisi bir çocuk, sırt çantasında getirdiği silahlarla hedef gözetmeksizin öğrencilerin olduğu iki sınıfa girerek ateş etmek suretiyle ölüm ve yaralanmalara neden olmuş” dedi.
Beş silah, yedi şarjör
Ünlüer, saldırganın ne durumda olduğu yönündeki bir soruya “O da vefat etti. Kargaşa anında kendisine ateş etti. İntihar amaçlı mı yoksa kargaşa sırasında mı kendisine sıktı şu an için bilinmiyor. Olaya sebep olan 8. sınıf öğrencisi, bizim öğrencimiz ve babası eski emniyetçi. Onun silahlarını aldığını tahmin ediyoruz. Beş silah ve yedi şarjörle gelmiş, iki sınıfa girmiş” yanıtını verdi.
Uzmanlar okullardaki saldırıları Milliyet’e değerlendirdi: ‘Bulaşma etkisi’
Arbede yaşandı
Yaralılar çevredeki hastanelere sevk edilirken olay yerinde geniş güvenlik önlemi alındı. Olay sonrası okul önünde toplanan ve çocukları hakkında bilgi almak isteyen veliler ile güvenlik güçleri arasında arbede çıktı.Vali Ünlüer de megafonla panik halindeki kalabalığa hitap ederek vatandaşları sakinleştirmeye çalıştı.
Zırhlı araçla çıkarıldı
Saldırının ardından yaşamına son veren İhsan Aras Mersinli’nin cenazesi, okuldan zırhlı polis aracıyla çıkarıldı. Bu sırada okul önündeki kalabalık aracı durdurmaya çalıştı. Polis aracı, kalabalığın arasından güçlükle bölgeden uzaklaştı.
Anne ve babası gözaltında
Soruşturma kapsamında üç cumhuriyet başsavcıvekili ile dört cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Saldırganın 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi olan babası Uğur Mersinli ve annesi Peyman Pınar Mersinli gözaltına alındı.

Kimlikleri açıklandı
Öğretmen Ayla Kara (56), öğrenciler Mustafa Aslan, Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılınç, Furkan Sancak Balal (11), Bayram Nabi Şişik (10), Belinay Nur Poyraz (10), Adnan Göktürk Yeşil (11) ve Kerem Erdem Güngör.
‘Dijital mecralar ve oyunlar risk faktörü’
‘Terör değil bireysel hadise’
Olayın ardından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da Kahramanmaraş’a geldi. Bakanlar saldırıda yaralananlarıziyaret etti. Bakan Çiftçi gündüz yaptığı açıklamada “Olay, saat 13.30 sıralarında meydana geliyor. Okuldaikili eğitim veriyor. Sabahçı öğrencilerin tam dağılma vaktinde, kendisi de öğleden sonra okula devam eden 8. sınıf öğrencimiz, evden getirdiği silahlarla okulumuzun iki sınıfına girip rastgele ateş etmek suretiyle, büyük bir katliam yapıyor” dedi. “Bu hadise neticesinde dokuz vefatımız var” diyen Bakan Çiftçi “Bunlardan sekizi öğrenci, biri öğretmenimiz. 13 de yaralımız var. Yaralıların altısı yoğun bakımda, üçünün durumu da kritik” bilgisini paylaştı.

Eğitime ara verildi
Çiftçi, “Olay, bireysel bir hadise. Terör hadisesi değil. Kahramanmaraş’ta eğitime iki gün ara veriyoruz. Olayla ilgili dört Mülkiye Başmüfettişi, dört de Polis Başmüfettişi görevlendirdik. Milli Eğitim Bakanlığımız da gerekli başmüfettiş görevlendirmelerini yaptı” dedi. Tekin ise “Mevcut güvenlik önlemlerimizi güncelleyerek bütüncül bir güvenlik yaklaşımını hayata geçirmek üzere gerekli adımları kararlılıkla atıyoruz” açıklamasında bulundu. Yaralılarla ilgili dün gece saatlerinde bilgi veren Memişoğlu da, 11 yaralının taburcu edildiğini aktarırken, 9 yaralının ise tedavisinin sürdüğünü bildirdi.
İstihbarat servisi şüphesi
İstanbul Emniyeti’nde görevli uzman istihbaratçılar, internet üzerinden oynanan savaş ve çatışma oyunlarına sızan yabancı istihbarat mensuplarının, hedef aldıkları ülkede çocuklar üzerinde yoğunlaşıp, subliminal ve psikolojik çalışmalar yaparak çocukları eyleme yönlendirebileceğini belirtiyor.
Eskişehir örneği
Uzmanlar, bu tezlerine dayanak olarak 2024 yılında Eskişehir’de beş kişiyi yaralayan Arda Küçükyetim’in “Talimatı Doğu Avrupa ülkesinde yaşayan oyun yöneticisi arkadaşımdan aldım” şeklindeki ifadesini gösteriyor. / Ferit Zengin – Haber Merkezi
C31K grubu kapatıldı
Mesajlaşma uygulaması Telegram’daki “C31K” isimli grupta saldırıyı öven paylaşımlar yapıldı. “20 kişi yaralanmış, öyle bir şey yapmak isterim” ve “Maraş’ta bir lise daha vurulacak, zamanı var” gibi mesajlar paylaşıldı. Daha önce de hayvanlara eziyet görüntüleri, tehdit mesajlarıyla gündeme gelen gruba yönelik operasyonlar düzenlenmişti. Siber devriye ekiplerince takibe alınan grubun 100 bine yakın üyesinin deşifre çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Alınan bilgiye göre “C31K” adlı grup, dün gece kapatılırken, provokatif paylaşımlarda bulunan kullanıcılar hakkında da adli işlem başlatıldı.
Saldırılar siyasetin de gündeminde… ‘Ağır ve zor bir sınav’
Siyasiler yaptıkları açıklamalarla okullarda yaşanan şiddet olaylarından duydukları üzüntüyü dile getirdi ve alınması gereken tedbirlere yönelik mesajlar verdi.
TBMM Başkanı NumanKurtulmuş: İçimiz kan ağlıyor, büyükbir acı içerisindeyiz. Milletimizin başı sağ olsun. Masum ufacık çocuklar vefat etmiş oldu. Olayın arkasındaki gerçek nedir, katilin motivasyonları nelerdir, bunlar da ortaya çıkarılacaktır. Ağır ve zor bir sınavla karşı karşıyayız. Ümit ederim ki olayın tüm gerçekliği, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılır.
‘En acil gündem’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: İçişleri, Adalet ve Milli Eğitim bakanlıklarımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız olayın tüm yönleri ile aydınlatılması için çok yönlü inceleme ve soruşturmaları derhal başlatmışlardır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Kahramanmaraş’tan gelen haberle yüreğimize bir ateş daha düştü. Partimizden dört kişilik bir heyeti Kahramanmaraş’a görevlendirdik. Arkadaşlarımız, hem acıyı paylaşacak hem ailelerin ihtiyaçlarıyla ilgilenecek hem de olayın tüm yönlerini yerinde inceleyecekler. Okullardaki şiddet artık münferit olaylarla açıklanamaz. Bu mesele, büyüyen ve derinleşen bir güvenlik zaafiyetine dönüşmüştür. Çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, eğitim emekçilerimizin can güvenliğini sağlamak devletin en temel görevidir. Türkiye’nin en acil gündemlerinden biri artık okul güvenliği olmalıdır. Okullarda giriş çıkış denetimlerinin eksiksiz sağlanması, güvenlik personeli sayısının artırılması, kamera sistemlerinin güçlendirilmesi, okul çevrelerinde kolluk devriyelerinin sıklaştırılması ve acil kriz planlarının hazırda tutulması artık zorunluluktur.
‘Küresel bir tehdit’
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Bu vahim gelişmelerin, tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte; sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması, hakikatin tam manasıyla ortaya çıkarılması açısından zaruridir. Evlatlarımız, sosyal medyanın adeta emzirdiği; parmak uçlarıyla ekranlara yön verdiği, saniyeler içinde birbirine zıt duyguların yaşanıp tüketildiği yapay bir iklimin içinde büyümektedir.
Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan bu hızlı duygu geçişleri, henüz gelişim çağındaki zihinlerde gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır. Bu durum, kontrolsüz bırakıldığında, telafisi mümkün olmayan sonuçlara kapı aralayabilecek bir zemin hazırlamaktadır. Benzer hadiselerin farklı toplumlarda da yaşandığı gerçeği, meselenin küresel bir tehdit boyutu kazandığını açıkça göstermektedir. Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde, yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan, sükûnet ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Olayın tüm boyutları ilgili kurumlarımız tarafından titizlikle incelenmekte olup, sürece dair gerekli tüm adımlar atılmaktadır. Güvenlik, sağlık ve eğitim birimlerimiz sahada aktif şekilde görev yapmakta, sürecin her aşaması eş güdüm içerisinde yönetilmektedir. Bu tür olaylar karşısında toplumumuzun sağduyu ile hareket etmesi, paniğe kapılmaması büyük önem arz etmektedir. Olayın doğrudan çocuklarımızı ve ailelerimizi ilgilendiren bir boyutu bulunması nedeniyle, başta geleneksel ve dijital medya mecralarında olmak üzere, kullanılan dil ve söylemlerde azami özen gösterilmelidir. Travmatik etkileri artırabilecek, korku ve kaygıyı derinleştirebilecek ifadelerden kaçınılması, çocuklarımızın psikolojik güvenliğinin korunması açısından kritik bir sorumluluktur….

Okul saldırısının tek bir nedeni yok! Ardındaki sessiz sinyaller neler? Sosyo-psikopati, radikalleşme...

Okul saldırısının tek bir nedeni yok! Ardındaki sessiz sinyaller neler? Sosyo-psikopati, radikalleşme…

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr -Akıllara durgunluk veren olay, geçtiğimiz gün Şanlıurfa’nın Siverekilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşandı. Yaptığı devamsızlık nedeniyle sınıfta kaldığı için okuldan uzaklaştırılan ve sonrasında eğitimine açık öğretim lisesinde devam Ömer Ket,av tüfeğiyle eski okuluna gelerek dehşet saçtı. Türkiye’yi derinden sarsan olayda saldırgan; dördü öğretmen, 10’u öğrenci, biri polis memuru ve biri kantinci olmak üzere 16 kişiyi yaralarken, ikna edilmeye çalışıldığı sırada intihar edip yaşamına son verdi. Bir eğitim kurumuna yönelik şiddet eyleminin, yalnızca bir “asayiş haberi” olarak ele alınamayacak kadar derin bir toplumsal kırılmaya işaret ettiğini söyleyen Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, “Okullar, çocuklar ve gençler için güvenli alanlar olmalıdır. Bu alanlara yönelen saldırılar ise bireysel öfkenin ötesinde, ciddi bir ruhsal çözülme ve çoğu zaman biriken risk işaretlerinin gözden kaçırılmış olabileceğini düşündürür. Bu tür olayları değerlendirirken en büyük hata, tek bir nedene tutunmak ya da hızla etiketleme yapmaktır. Oysa klinik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları genellikle uzun bir sürecin, ihmal edilen uyarıların ve çoklu etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkar. Hem bireysel psikopatolojiyi hem de toplumsal bağlamı birlikte ele almak gerekir. Bahsi geçen olay, yalnızca bir kişinin ruhsal durumu ile açıklanamayacak kadar çok katmanlı. Ancak yine de bazı kavramları doğru anlamak önemli” dedi.

Suç kaydı ya da sabıka kaydına rastlanmayan Ömer Ket’in bir ay önce Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne de giriş için randevu aldığı öğrenilirken, sosyo-psikopatbir yapıya sahip olduğu belirtildi. Peki sosyo-psikopat nedir? Bir kişinin sosyo-psikopat olduğu nasıl anlaşılır? Halk arasında sıkça kullanılan “sosyo-psikopat” ifadesinin, aslında bilimsel bir tanı olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Klinik psikolojide ve psikiyatride bunun karşılığı çoğunlukla ‘Antisosyal Kişilik Bozukluğu’ olarak değerlendirilir. Bu yapıdaki bireylerde genellikle; başkalarının haklarını hiçe sayma, empati eksikliği, suçluluk ya da pişmanlık duymama, dürtüsellik ve saldırganlık, kurallara ve toplumsal normlara uyumda zorluk gibi özellikler görülür. Ancak bu özelliklerin birkaçını göstermek bir kişiye doğrudan tanı koymak için yeterli değildir” uyarısını yaptı.
Alıntı Metni
‘Bu savaş Türkiye’nin önünü açacaktır…’ Rusya ve Çin’le askeri iş birliği mümkün mü? ‘Yeni dünya düzenini bir kurarız’
‘SALDIRIYI DUYURMASI, KRİTİK BİR İŞARET’
Ömer Ket’in yaşanan elim olay öncesinde okulun sosyal medya platformuna “Hazır olun okulda birkaç gün sonra saldırı olacak, hazır olun kunduzlar” yazdığı görüldü. Peki saldırıyı önceden duyurması ne anlama gelir? Söz konusu bu paylaşımın, tehdit değerlendirmesi literatüründe”Leakage” (Sızıntı)olarak adlandırılan kritik bir işaret olduğuna dikkat çeken Hazer, “Şiddet eğilimli bireyler, eyleme geçmeden önce niyetlerini, planlarını veya fantezilerini doğrudan ya da dolaylı yollarla çevrelerine sıklıkla “sızdırırlar”. Bu mesajı üç açıdan değerlendirebiliriz. İlki, dikkat çekme ve güç gösterisi.Saldırgan, bu paylaşımı yaparak korku yaymayı, kendisini “güçlü” veya “önemli” hissetmeyi amaçlamış olabilir. Sosyal medya, bu tür bireyler için eylemlerini meşrulaştırdıkları veya büyüterek yansıttıkları bir sahne işlevi görebilir. İkincisi, bir çığlık olabilir mi?Her ne kadar eylem korkunç olsa da bazı vakalarda bu tür açık tehditler, bireyin durdurulmasına yönelik bilinçdışı bir yardım çağrısı niteliği taşıyabilir. Ancak bu, eylemin sorumluluğunu azaltmaz, sadece erken müdahale mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu gösterir” bilgilerini paylaştı.

‘DİJİTAL DÜNYADAKİ TEHDİTLER CİDDİYE ALINMALI’
Son mesajın da erken uyarı sisteminin önemine yönelik olduğunu aktaran Pelin Hazer, “Bu tür paylaşımlar asla “şaka”, “ergenlik hezeyanı” veya “boş tehdit” olarak geçiştirilmemelidir. Dijital ayak izlerinin takibi, okul güvenliği protokolleri ve aile/çevre duyarlılığı, bu sinyallerin doğru okunması ve kolluk kuvvetleri ile ruh sağlığı uzmanlarına zamanında iletilmesi açısından hayati önem taşır” diyerek bu vakanın dijital dünyadaki tehditlerin ciddiye alınması ve raporlama mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiğini bir kez daha yüzümüze çarptığını dile getirdi.
Alıntı Metni
BİR SALDIRI HABERİ DE KAHRAMANMARAŞ’TAN GELDİ
Ülke olarak Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde gerçekleşen silahlı okul baskının üzüntüsünü yaşarken, dün bir okul saldırı haberi de Kahramanmaraş’tan geldi. Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 8. Sınıfta okuyan 14 yaşında bir öğrenci, evden getirdiği silahlarla okulun iki sınıfına girip rastgele ateş ederek, 9 kişinin hayatına kaybetmesine, 13 kişinin yaralanmasına neden olan büyük bir katliam yaptı.
‘BU ÇOCUKLARIN RADİKALLEŞMESİ, İDEOLOJİK DEĞİL’
Radikalleşme üzerine çalışan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası Radikalizm Gözlemevi Başkanı Prof. Dr. Hilmi Demir, gençlerin odalarında tek başlarına derinlemesine daldıkları platformlar ve içeriklerin etkilerini vurgulayan “yatak odası radikalleşmesi” kavramı üzerine çalışmalar gerçekleştiriyor. Prof. Dr. Demir bu kavram çerçevesinde konuyu şöyle değerlendiriyor: “Bu çocukların radikalleşmesi, çok detay bilememekle birlikte ideolojik değil yani bunlar bir terör örgütüne ait olarak radikalleşmiş çocuklar değil. Anladığımız kadarıyla bireysel radikalleşme ve bizim daha çok ‘yatak odası radikalleşmesi’ dediğimiz kavrama uygun tipolojiler gösteriyorlar. Dolayısıyla bu çocukların geçmişlerine, bilgisayarda ne kadar süre geçirdiklerine bakmak lazım. Sonuçta seyrettikleri filmler, diziler, girdikleri sosyal medya hesapları, platformlar, oralardaki konuşmalar bu çocukların radikalleşmesine etki etmiş olmalı. Hatta etmemesi mümkün değil. Yani bunlar durup dururken olacak şeyler değil. Belki çocukların travması vardı, okulda neler yaşadı, devamsızlıkları, başarısızlıkları, bunların hepsi sinyaller verir.”
Özellikle ABD’deki vakalarda faillerin eylemleri öncesinde çok fazla sinyal verdikleri görülüyor. Bazen aileler, bazen eğitimciler, bazen yetkili makamlar tarafından atlanabilen bu hassas detayları görebilmek oldukça kritik. Prof. Dr. Demir, Siverek’teki vakada saldırganın olaydan önce sosyal medyada saldırıya ilişkin sinyaller verdiğini anımsatıyor.
Alıntı Metni

FARK ETTİĞİMİZ SİNYALLERİ NASIL ÖNLEYEBİLİRİZ?
“Biz o sinyallerin farkına varıyoruz ancak ‘Bunları nasıl önleyebiliriz? Çocuktaki bu şiddet eğilimini nasıl geri döndürebiliriz?’ konularında mekanizmalara sahip değiliz” diyen Prof. Dr. Demir, “Okuldaki güvenliği artıralım. Polis kontrolünü artıralım. Ama dünyada örnekler mevcut. Biz de daha geçen hafta çıkan “Yeni Nesil Çeteler ve Radikalleşme” kitabımızda dünyadaki örnekleri inceledik, yapılmış çalışmalara baktık. Orada da aynı şeyi gördük ki uzmanlar ‘Aşırı güvenlik önlemleri okulu hapishaneye çevirebiliyor ancak şiddeti önlemiyor’ diyor. Dolayısıyla şiddeti önlemek için sadece polise, sadece güvenliğe başvuramazsınız. Başka şeyler yapmak lazım” ifadelerini kullanıyor ve şöyle detaylandırıyor: “Mesela riskli bölgelerin analiz edilip daha sonra tespit edilen okullarda risk analiz birimleri oluşturulabilir. Öğretmenlerden, sosyal bilimlerden, psikologlardan ve polisten oluşan bu birimlere yetkiler verilebilir. Kurumlar arasında iletişim güçlendirilip bilgi paylaşımı mümkün kılınabilir. Hatta gerekirse konuya ilişkin bir kanun çalışması yürütülebilir. Yani bununla mücadele için topyekün bir seferberlik ve yeniden yapılanmaya ihtiyaç var.”
‘ARTIK ESKİ DÜNYA YOK’
“Artık dünya değişti, çocuklar değişti, nesiller değişti, gençler değişti. Eski dünya yok. Okullarda akran zorbalığı arttı. Çocukların birbirine karşı şiddeti arttı, şiddet temayülleri arttı. Psikiyatrik hastalıklar arttı. Hem de bunlar sadece Türkiye’de değil tüm dünyada arttı” diyen Prof. Dr. Demir olayın başka bir açısına daha değiniyor. Dünyadaki farklı örneklerde görüldüğü üzere benzeri eylemleri işleyenler, radikal kesimler ve görüşler tarafından ikonlaştırılabiliyor ve müsait zihinler bundan etkilenebiliyor: “Bu tür olayların en büyük özelliği şudur. Batı’da gördüğümüz çalışmalar bize hep bunu söyler: Bunlar taklit edilebilecek eylemlerdir ve o yüzden bunların medyadaki görselliklerini de azaltmak lazım. Şu anda bilmiyoruz; sosyal platformlarda arkada neler konuşuldu. Bunlar kahramanlaşabilir, ikonlaşabilir ve başkalarına ilham vermeye başlayabilir. Haliyle eylemlere ait görüntülerin, eylemin kendisinin medyada gösterilmemesi lazım.”
Okullarda kara hafta! Kahramanmaraş’ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü
Gülistan Doku dosyası: İtiraflar ve delil karartma şüphesi… Kilit isim firari Umut Altaş…

'Bu savaş Türkiye'nin önünü açacaktır..

‘Bu savaş Türkiye’nin önünü açacaktır…’ Rusya ve Çin’le askeri iş birliği mümkün mü? ‘Yeni dünya düzenini bir kurarız’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Alışkanlıkları, kurulmuş düzeni ve yanlış öğrenilmiş bilgiyi düzeltmek belki de dünyadaki en zor şeylerdir. Bunları kabullenmek için artık yola çıkma vakti geldiğinde ışığın kırmızıdan yeşile dönmesi, tüm kontrollerin yapılması ve kontak anahtarının çevrilmesi gerekir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gereken tüm bu adımlar arasından gözüken yola çıkmak için motorun sesini kulaklarımıza çalmıştı. Bir nevi kulağımıza kar suyu kaçırmıştı. ABD’nin NATO’dan çıkmasına ilişkin tartışmaların arttığı bu günlerde MHP ve Bahçeli kanalından dikkat çekici açıklamalar peş peşe geliyordu. 14 Nisan günü yaptığı konuşmada “Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres’in öncülüğünde; Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir” ifadelerini kullanan MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin gelecekteki iş birlikçileri ve bugüne dek süren ‘ortaklıklarıyla’ ilgili kritik bir mesaj vermişti. NATO’dan çıkacağı konuşulan ABD, bunu Türkiye’nin aleyhine attığı adımlar arasına eklemeye hazırlanıyor gibiydi. Peki ama NATO’nun en güçlü ikinci ordusu olan Türkiye, bundan sonra Rusya ve Çin’le bir iş birliği yaparsa dünya nasıl şekillenir? Ülkemize yapılacak bir saldırıda sonuç ne olur? Mavi Vatan Kavramının Sahibi Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, tüm detaylarıyla ‘yeni dünyanın kurucusu Türkiye’yi Milliyet.com.tr’ye anlattı.

HER ÇÖKÜŞTEN ÖNCE OLDUĞU GİBİ! ABD YETERSİZLİĞİNİN FARKINDA MI?
ABD, tüm dünyadaki saldırgan tutumunu yetersizliklerinin farkında olmadan sergiliyordu. Yani ‘bilmez, bilmediğini bilmez’ denebilecek o çaresiz ve kötü sonun kıyısına koşuyordu. Her saldırganlık borç yığınlarını büyütüyor, ABD NATO’dan çekilmeyi vazgeçemeyeceği saldırgan tutumunun yanında güçsüzleştiği için de istiyordu. NATO’nun dağılması durumunda ise Türkiye’nin yeni askeri anlaşmalar için ayak bağlarından kurtulması söz konusuydu. Bu durumda komşu Rusya ile sıkı ilişkiler kurmak, Türkiye için bir avantaj olabilirdi. Peki ama ilk adım nasıl olmalıydı? E. Tümamiral Cem Gürdeniz ABD’nin NATO’dan çıkması ve İsrail Türkiye ilişkilerinin gerginleşmesi durumunda Rusya ile halen mevcut olan ileri enerji, ekonomi ve siyasi iş birliğinin askeri alan seviyesine de yükseltilmesinin faydalı olacağını değerlendirdiğini söyleyerek ekliyor: “Rusya ile S 400’ler ile başlayan hava savunma füze sistemleri, hipersonik füze, ileri seviye SİHA teknolojileri alanında iş birliği alanları yaratılabilir. Ancak bir denizci olarak en önemli iş birliği alanının Hindistan Rusya ilişkilerinde örneklendiği üzere nükleer atak denizaltı (SSN) tahrik sistemlerinde iş birliği alanlarının geliştirilmesini isterdim. Türkiye’nin Akdeniz’de nükleer tahrikli denizaltı sahibi olması ve o seviyeye gelene kadar kiralayarak (Önceden Hindistan’ın yaptığı gibi) nükleer atak denizaltı işletmesi dahi tüm dengeleri değiştirir” diye anlatıyordu.Tümamiral Gürdeniz, ABD’nin yetersizliğinin temelinde yatan sebepleri de şöyle sıralıyor:
Alıntı Metni
Okul saldırısının tek bir nedeni yok! Ardındaki sessiz sinyaller neler? Sosyo-psikopati, radikalleşme…

TÜRKİYE’YE SALDIRIRLARSA HANGİ ÜLKE NEREDE DURACAK? TÜRKİYE-RUSYA-ÇİN GÜCÜ
Dünya tarihi Üçüncü Dünya Savaşı’nı yani Çin, Rusya ve ABD’nin fiilen çatışma dönemine girdiği ya da Türkiye bir gün İsrail ve ABD ile karşı karşıya gelirse, dünyanın geri kalanının alacağı tavır merak ediliyordu. Türkiye ‘yalnız’ kalır mıydı? Yoksa Türkiye’nin mücadelesi, Rusya ve Çin gibi güçlerin lehimize iş birliklerini de beraberinde getirir miydi? Tümamiral Cem Gürdeniz bunu NATO’dan çıkmak için her gün yeni bir söylem ve hamle yapan ABD’ye de dikkat çekerek şöyle anlatıyor:
“İsrail’den ve ABD’den Joe Kent gibi Trump karşıtı şahsiyetlerin İsrail-Türkiye çatışmasına ABD’ye yer almak için NATO’dan çıkacak söylemi tamamen retoriktir. Böyle bir çatışma ABD, NATO’da olsa bile zaten söz konusudur. ABD, NATO’da olduğu halde Türkiye’ye, gerek PKK ile mücadele, gerek Kıbrıs’taki Rum silahlanması gerek Türkiye’nin Yunanistan’da Dedeağaç’tan Girit’e kadar kuşatılması gerekse Türkiye’nin jeopolitik çıkar alanlarında Ankara’nın aleyhinde faaliyetler gösterdiği zaten tarihte kayıtlı. Bunun için NATO’dan çıkmasına zaten gerek yok. Eğer İsrail Türkiye’ye saldırırsa NATO’nun 32 ülkesinin 31’i zaten İsrail’in yanında duracaktır. Çünkü ABD’nin şu an var oluş nedeni esasında İsrail’in sürekliliği içindir. Bugün Gazze katliamı ve vahşi İran saldırısı sonrası pek çok düşünür, pek çok eski Amerikalı asker ile diplomat İsrail’in şu an ABD’de Kongre, Senato, medya, akademi dünyasında ne kadar etkili olduğunu, sadece 28 Şubat Savaşı’nın bile Siyonist etki ile başladığını anlatıyor. O nedenle İsrail Türkiye Savaşı aynı zamanda Türkiye ABD Savaşı’dır. Bunu net söyleyelim. Benim düşüncem, bu savaşın Türkiye’nin önünü açacağı şeklindedir. Eğer böyle bir süreç başlarsa Türkiye böyle bir krizde 80 yıl önce üyesi olduğu, güvenlik mimarisinden çıkarak kendi güvenlik mimarisini oluşturur. Burada bir ittifaka girmeden sadece Çin’le Rusya’yla ikili, askeri işbirliği anlaşması yapması bile yeterli olur. Zaten NATO’nun Trump ve MAGA ekolünün ABD’nin Avrupa’ya askeri desteğini çekeceğini her koşulda söylüyor ve hatta bunu gerek Ulusal Güvenlik Strateji ve Ulusal Savunma Stratejisi belgelerinde açık açık yazdılar. Büyük bir savaş bugün çıksa ABD, NATO’ya gereken lojistik desteği sağlayacak durumda değil. Aynı anda Çin Pasifik’te kriz çıkarırsa ya da Hürmüz’de yeni bir kriz ortaya çıkarsa dağılırlar.”

Tümamiral Cem Gürdeniz, dünya ve insanlık için en iyi olacak yolun Türkiye’nin oyun kurucu olduğu sistemden geçtiğini şu sözlerle anlattı: “Çin’le, Türkiye ve Rusya’nın oluşturacağı üçlü bir, hatta gelecekte İran’da içine alınacak bir iş birliği sistemi dünya jeopolitiğini, dünya tarihini değiştirecek nitelikte olur. Bu iş birliğine gelecekte ABD baskısından ve engellemelerinden acı çeken pek çok devlet de katılabilir. Çünkü artık Avrupa İsrail ve ABD’nin yarattığı bu küresel fırtına, küresel yangın yüzünden kendi rejimlerini, kendi huzurlarını kaybetme aşamasına gelmişlerdir. Dünyada çok büyük bir Amerikan ve İsrail nefreti oluşmaktadır. Bu tutum devam ettiği sürece yeni kutuplaşmalar, yeni güvenlik mekanizmaları oluşacaktır. Türkiye Çanakkale Savaşı’nın 2 yıl uzamasına neden olan bir ülke olarak İngiliz İmparatorluğu’nun çöküşünde rol almıştı. 100 yıl evvel. Şimdi Türkiye eğer böyle bir ortam oluşursa yeni dünya düzeninin oluşmasında en kilit rolü oynayacak ülke statüsüne geçer. Bu insanlık için de iyi olur.”
KURTULUŞ SAVAŞI’NDA YANIMIZDALARDI! ATATÜRK’ÜN ‘KURTARIŞ’ STRATEJİSİ
Kurtuluş Savaşı, 1919-1922 yılları arasında üç ana cephede Doğu, Güney, Batı’da yapılmıştı. Ülkemizin dört bir tarafı düşmanlar tarafından sarılmış, kadın erkek, genç yaşlı demeden herkes kurtuluş için mücadele vermişti. Ordularımız ve kurtuluşumuzun mimarı komutanlarımız o dönem dünyanın yeni düzeninde varlığını korumak için Türk devletini yeniden inşa edecek stratejiler uygulamıştı. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 26 Nisan 1920 tarihinde Lenin’e yazdığı bir mektupla sanki bugüne sesleniyordu. Bu mektupta Atatürk, Rusya ile bir askeri iş birliğinin kurulmasını teklif etmişti. Bu mektubun ardından Rusya’dan gelen askeri mühimmat, kurtuluşumuzun en önemli kaynaklarından biri olmuştu. Tarih tekerrür edecek olursa da Türkiye’nin Atatürk’ten miras kalan bu tavrı benimsemesi onu yine kazandırabilir miydi? Tümamiral Cem Gürdeniz, bunu da anlatarak sözlerini noktaladı.
Alıntı Metni
Okullarda kara hafta! Kahramanmaraş’ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü
Gülistan Doku dosyası: İtiraflar ve delil karartma şüphesi… Kilit isim firari Umut Altaş…

Saldırganın sinyaline ergen şakası demeyin! Sızıntı davranışına dikkat

Saldırganın sinyaline ergen şakası demeyin! Sızıntı davranışına dikkat

OZAN ÖMER KADÜKER – Siverek’teki saldırganın eylem öncesine ait sosyal medya paylaşımları dikkat çekerken uzmanlar bu tür içeriklerin ‘ergenlik şakası’ olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
İlginizi Çekebilir
Konuyla ilgili bilgi veren İstanbul Kültür Üniversitesi Adalet ve Suç Laboratuvarı Kurucu Direktörü Doç. Dr. Ayhan Erbay “Siverek olayı kriminolojik bir tablo. Bireysel psikopatolojiye indirgenerek açıklanamaz. Sorunu ‘tetiği çeken parmakta’ aramak yetersiz. Mesele o tetiği çektiren sosyal iklimi anlamak ve dönüştürebilmek. Türkiye Şiddet Haritası-2025 raporumuza göre, suç metropollere özgü olmaktan çıktı. İstanbul suçun merkezi olma özelliğini kaybetti. Şanlıurfa ve Adana’da suçun artışı dramatik düzeyde” dedi.
Bu tür eylemlerin genelde öngörülür, tehdit ve şiddet iması içeren paylaşımlarla sinyaller verdiğini aktaran Erbay, “Siverek’te de saldırgan öncesinde sosyal medyada ölü sayısı telaffuz ediyor. Kriminolojide buna ‘sızıntı davranışı’ diyoruz. Bir müdahale fırsatıdır. Ancak ‘şaka’ ya da ‘ergenlik’ diyerek atlanır” ifadelerini kullandı.
Okullarda kara hafta! Kahramanmaraş’ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü
Önleyici tedbirler alınmalı
Önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Eğitimci Can Uysal ise şunlar söyledi: “Çocuklar, pandemi sonrası tamamen dijitalleştiler. Bazen ne hissedeceklerini bilmiyorlar. Ciddi bir rehberliğe ihtiyaç var. İlk olarak Duygusal Rehberlik Merkezlerini devreye sokulmalı. İkincisi olarak Sosyal Medya Risk Analiz Birimi kurmalıyız tüm liselerimize. Çünkü bu öğrenci bu işi yapmadan önce bununla ilgili sosyal medyada ciddi paylaşımlar yapmış. Eğer şakadır, şaka yapıyordur deyip geçirirsek bir dahaki sefere daha büyük bir sıkıntıyla karşılaşabiliriz.”…

Oyun sanal tehlike gerçek!

Oyun sanal tehlike gerçek!

EREN KOCA – Şanlıurfa’da okula silahla saldıranÖmer Ket’in (19) dijital oyun saldırı oyunu PUBG bağımlısı olduğu ortaya çıktı. Yaşanan bu olay milyonlarca kullanıcısı olan dijital temelli bazı oyunlar ve yasaklanması gerektiği tekrar gündeme getirdi. Dünyada ve Türkiye’de oynanan en tehlikeli dijital oyunlar hangileri? Kaç kişi indirdi? Günde kaç kişi oynuyor? Yaş sınırı nedir? Uzmanlar Milliyet’e anlattı.
İlginizi Çekebilir
50 milyon aktif oyuncu
Türkiye’de dijital oyun bağımlısı sayısına ilişkin resmi ve kesin bir istatistik bulunmamakla birlikte, aktif oyuncu sayısının 50 milyona yaklaştığı ve oyun bağımlılığı tanılarının pandemiden sonra yüzde 50 arttığı belirtiliyor. İstatistiklere göre, 6-15 yaş çocuklar arasında yüzde 66 oranında arttı.
Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, meseleyi tek boyutlu ele almanın yanlış olacağını vurguladı. Eraslan, “Bugün dünyada 3 milyardan fazla insan dijital oyun oynuyor. Özellikle PUBG: Battlegrounds, Fortnite, Call of Duty ve Grand Theft Auto V gibi yüksek rekabet ve şiddet içeren oyunların oyuncu sayıları milyonları aşmış durumda. PUBG gibi oyunların aylık oyuncu sayısı 90 milyona ulaşabiliyor” dedi.
Okullarda kara hafta! Kahramanmaraş’ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü
‘Oyun tek başına suç üretmez’
Eraslan, “tehlikeli dijital oyunlar” kavramının doğru anlaşılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Bizim ‘tehlikeli dijital oyun’ olarak tanımladığımız şey; PUBG: Battlegrounds, Free Fire, Call of Duty: Mobile gibi oyunların kendisinden çok; yaşa uygun olmayan içerik, uzun süreli kontrolsüz kullanım ve dijital denetimsizliğin birleşimidir. Oyun tek başına suç üretmez. Ancak bağımlılık düzeyinde kullanım, sosyal izolasyon ve psikolojik sorunlarla birleştiğinde risk ortaya çıkar.”
Nasıl haberleşiyorlar?
Dijital oyunları oynayan bazı çocuk ve yetişkinlerin sosyal medya platformları WhatsApp, Telegram, TikTok, Instagram’dan haberleştikleri, Kick ve Twitch gibi canlı yayın platformları üzerinden oynadıkları öğrenildi.
İşte o tehlikeli oyunlar
■ PUBG Mobile’de yaş sınırı 16. Silah temelli oyunun, çevrimiçi rekabet ve bağımlılık potansiyeli bulunuyor. Dünyada günlük yaklaşık 25-30 milyonun üzerinde aktif kullanıcı oynarken, oyunu indirenlerin sayısı 150 milyonu aşabiliyor. Oyunun Türkiye’de yaklaşık 4 milyon aktif oyuncusu bulunuyor, günlük oynayan kişi sayısı ise yaklaşık 500 bin.
■ Counter-Strike 2’de (CS2) yaş sınırı 18. Oyun temelde teröristler ve anti-teröristler (anti-terörist) arasında geçen, strateji ve takım çalışmasına dayalı 5v5 taktiksel bir nişancı oyunu. Oyun bomba kurma/imha etme veya rehine kurtarma görevlerini yerine getirerek, raunt bazlı maçlarda rakip takımı etkisiz hale getirmek ve üstünlük sağlamayı amaçlıyor.
Dünyada günlük yaklaşık 1,5 miyon aktif kullanıcı oynarken, Türkiye’de milyonlarca aktif oyuncusu bulunuyor.
■ Call of Duty Warzone’de yaş sınırı 18. Oyun, yoğun şiddet ve bağımlılık riski içeriyor. Dünyada günlük yaklaşık 5 milyonun üzerinde aktif kullanıcı oynarken, Türkiye’de yaklaşık 200 bin aktif oyuncusu var.
■ Fortnite’nin yaş sınırı 12. Oyun, rekabet ve çevrimiçi iletişim baskısı yaratabiliyor. Dünyada günlük yaklaşık 1,3 milyon aktif kullanıcı oynarken, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon aktif oyuncusu var.
Erişim engeli
■ Roblox’ta yaş sınırı 13. Oyunda kullanıcı içerikleri nedeniyle ebeveyn denetimi şart. Dünyada günlük yaklaşık 70 milyon aktif kullanıcı oynarken, oyunu indirenlerin sayısı yaklaşık 100-144 milyon kişi. Türkiye’de yaklaşık 9 milyondan fazla aktif oyuncusu vardı. Ağustos 2024’te getirilen erişim engeliyle bu kullanıcıların önemli bir kısmı şu anda platforma doğrudan erişim sağlayamıyor.
■ GTA V’de yaş sınırı 18. Oyun şiddet, suç, cinsellik ve kötü rol modeller barındırıyor. Dünyada günlük yaklaşık 15-20 milyon civarında aktif kullanıcı oynarken, oyunu indirenlerin sayısı yaklaşık 220 milyondan fazla kişi. Türkiye’de aktif oyuncusu 100 binleri bulurken, günlük oynayan kişi sayısı 10 binlerce.

OKUL SALDIRISININ ARKASINDAN SAVAŞ OYUNU ÇIKTI! SALDIRGAN PUBG BAĞIMLISIYMIŞ
FERİT ZENGİN -Şanlıurfa’da önceki gün eski öğrencisi olduğu okula pompalı silahla saldırı düzenleyerek üçü ağır 16 kişiyi yaraladıktan sonra aynı silahla intihar eden 19 yaşındaki Ömer Ket’in bilgisayar savaş oyunu bağımlısı olduğu ortaya çıktı.
Yapılan soruşturma ve Ket’in cep telefonu üzerinde yapılan incelemede, internet üzerinden oynanan PUBG savaş oyunu bağımlısı olduğu ve bir süre önce çalışmak için girdiği kebapçıdan da bu nedenle işten çıkarıldığı tespit edildi. Saldırgan gibi ilçede bir çok gencin aynı oyunu oynadığı, oyunun gençler arasında çok yaygın olup oyun grupları kurulduğunu tespit eden güvenlik birimleri, oyun üzerinden birbirini militarize eden gençlere karşı ilçede alarm vererek, gençleri bu oyundan çekmek için çalışma başlattı.
Müdürden suç duyurusu
Saldırıyı gerçekleştiren saldırganın okulun eski öğrencisi olduğu ve saldırıdan önce sosyal medya hesabı Instagram üzerinden “Hazır olun bu okulda bir kaç gün sonra saldırı olacak, hazır olun kunduzlar” mesajını” paylaştığı ve okul müdürünün emniyete giderek suç duyurusunda bulunduğu ileri sürüldü.
Okul saldırısının tek bir nedeni yok! Ardındaki sessiz sinyaller neler? Sosyo-psikopati, radikalleşme…
1 gözaltı
Siverek Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan adli soruşturmada, saldırgan şahsa tüfeği veren/satan bir şüpheli gözaltına alındı.
Gençleri militarize etme çalışması
Yine yapılan çalışmalarda, tek başına, ikili ve dörtlü gruplarla oynanan ve oyunda kalabilmek için oyuncuyu sürekli çatışmaya ve öldürmeye zorlayan bir şiddet oyunu olup 16 yaş ve üzeri için uygun görülen oyunun, olayın yaşandığı ilçede gençler arasında yoğun olarak oynandığı da tespit edilirken, benzer olayların yaşanmaması için ilçede alarm seviyesine geçen emniyet birimlerinin oyuna erişimin engellenmesi içinde girişimlerde bulunacağı öğrenildi.
PUBG oyununun amacı nedir?
“Papçi” (veya orijinal adıyla PUBG: Battlegrounds), dünya çapında popüler olan bir çevrimiçi çok oyunculu hayatta kalma (battle royale) oyunudur. Oyun da, yaklaşık 100 oyuncu bir adaya paraşütle atlar. Oyuncuların temel amacı, adada buldukları silah, araç ve ekipmanları kullanarak diğer oyuncuları saf dışı bırakmak ve hayatta kalan son kişi veya takım olmaktır.
Aile tedavi için gün almış
Olay sonrası cesedi Adli Tıp Kurumuna kaldırılan Ömer Ket’in cep telefonu üzerinde yaptığı incelemede bir tür savaş oyunu olan Papçi’yi (PUBG) telefonuna indirerek oynadığını tespit eden polis, Ket’in oyunun bağımlısı olduğunu ve oyun nedeniyle zaman zaman etrafına saldırgan hareketlerde bulunduğunu ve bu nedenle de geçtiğimiz ay ailesi tarafından psikiyatri kliniğine gidilerek muayene ve tedavi için gün alındığını da tespit etti.
Oyun nedeniyle işten çıkarılmış
Yapılan çalışmalarda suç ve sabıka kaydı bulunmadığı tespit edilen saldırgan Ket’in, bu savaş oyunu nedeniyle işlerini aksatması ve dengesiz davranışlar sergilemesi nedeniyle kısa bir süre önce çalıştığı kebapçıdan da işten çıkarıldığı tespit edildi.
…

Gülistan Doku dosyası: İtiraflar ve delil karartma şüphesi… Kilit isim firari Umut Altaş

Gülistan Doku dosyası: İtiraflar ve delil karartma şüphesi… Kilit isim firari Umut Altaş

HABER MERKEZİ -Tunceli’de 6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin cinayet soruşturması ortaya çıkan yeni bilgilerle genişliyor. Soruşturmada gözaltına alınan 13 şüphelinin jandarmadaki ifade işlemleri sürüyor. Doku’nun 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada, abla Aygül Doku dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı olduğu öne sürülen Umut Altaş ve diğer şüphelilerle ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. Doku, baba Sonel ismini Altaş ailesinden öğrendiklerini ifade ederek, “Altaş ailesinden bu cinayeti öğrendik. Umut beni o süreçte 2-3 kere arıyor, aslında bu olayı bana anlatmak istiyor ama anlatamıyor. Bir türlü cesaret edemiyor” dedi. Umut Altaş’ın ardından bir not bıraktığını ve notta Gülistan’ın katilinin Mustafa Türkay Sonel olduğunun yazdığını iddia eden Doku, şunları aktardı:

‘Belgeler elimde’
“O nottan sonra biz ‘Altaş ailesi niye bunu söylüyor’ dedik.Valinin oğlunun arkadaşı olduğu herkesin dilindeydi. Biz de bunun üzerine Umut’un ailesinin yanına gittik. Oturur oturmaz bize ‘Allah rahmet eylesin’ dediler. O güne kadar kimse bize bunu söylememişti. Üzerine gittikçe ‘Bizim oğlumuzun tek bir suçu varVali’nin oğlu ile arkadaş olması’ dediler. Hepsi kayıtlı, hepsinin belgesi elimde.
Okullarda kara hafta! Kahramanmaraş’ta katliam: 1 öğretmen 8 öğrenci öldü
Sonra Umut’u aradım, bu olayın içinde olabilirsin. Belki kazayla karıştın, belki bir şeye şahit oldun. Kardeşimin mezarını bulabilmek için inandığım tüm değerler üzerine yemin ediyorum, senden şikâyetçi olmayacağım, dedim. Umut bana ‘Benim bildiğim çok şey var. Sana yardımcı olacağım’ dedi. Konuşacaktı. ‘Bana 5 dakika ver’ dedi. Telefonu kapattığı anda ailesini aradı. Ailesi susturdu. O konuşma bir daha gerçekleşmedi. Sonrasında babası Celal Altaş beni gece yarısı sürekli aramaya başladı. Olayın oğluna kalacağını biliyordu. Ses kayıtları dahil tüm belgeleri yargıya teslim ettim. Ama Tuncay Sonel o süreci öyle hesaplamış ki bizi köprüye yönlendirip tüm devlet imkânlarını oraya yığmakla kalmadı, arka planda delillerin silinmesine zemin hazırladı. Aynı süreçte Umut’u apar topar Amerika’ya gönderdi.”

‘Tuzak kurdular’
Doku, şöyle devam etti:“Kızımızı kötü bir şeye zorluyorlar, kabul etmediği için ‘Sizi ifşa edeceğim’ dediği için Gülistan’ı öldürüyorlar. Gülistan o gece Zaynal’a gidiyor, anlatıyor. Gülistan’ı bir şeye zorluyorlar. Gülistan böyle bir yolun yolcusu değil, kabul etmiyor. ‘Sizi şikâyet edeceğim’ dediği için ‘Gülistan’dan kurtulalım’ diyorlar. Gülistan’ın kan parasını yiyenler gözaltında olan Celal ve Nurşen Altaş’tır.Tuncay Sonel yargılandığı zaman dosya çözülecek. Zaten bütün ipler onda kopuyor.”
‘10 bin dolar aldım demiş’
Gülistan’ın hastaneye götürülüp götürülmediğine ilişkin kayıtların da incelenmesi gerektiğini söyleyen Aygül Doku, gözaltında olan Gökhan Ertok isimli eski polisin kardeşinin görüntülerini sildiğini itiraf ettiğini öne sürdü. Abla Doku, “Dosyada gizlilik kararı vardı diye söylemiyorduk. 6-7 ay önce Gökhan bize ulaştı. Elimizde belgeleri var. Gökhan bize ‘delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım. Gülistan o gün öldürülmedi,görüntüsü bende var. O kaydı bizzat ben sildim’ dedi. Yani emniyet 5 Ocak’ta tutanak tutmuştu ya ‘5 Ocak saat 11.00’de köprüden atladı’ diye. Gülistan Gökhan’ın deyişiyle saat 7’ye kadar zaten yaşıyormuş” diye konuştu. Gönderilen paranın dekontların soruşturma dosyasında olduğunu ifade eden Doku, “Gökhan itirafçı oldu zaten. Gökhan dedi ‘beni yakacaklar. Bir oğlum var, ben sadece bu cezamı yemek istiyorum, bu cinayeti ben işlemedim’ dedi” ifadelerini kullandı.

‘Tuncay Sonel siber çeteye vermiş’
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen de Gülistan’a ait sim kartın bir siber çeteye teslim edildiğini belirterek, “Gülistan Doku dosyasında ısrarla bir üst düzey kamu görevlisinin dosyayı örtbas ettiğini belirtmiştik. Bu aşamada üst düzey kamu görevlisinin Tuncay Sonel olduğunu savcılığa belirtmiştik. Dilekçe ile hakkında şikâyetlerimiz söz konusu” dedi. Gülistan’ın ortadan kaybolmasının ardından, en son görüldüğü bölgeden geçerken Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kameralarına 4 kez yansımasına rağmen soruşturma dosyasına girmediği öne sürülen görüntülere ilişkin dikkat çeken detaylar da ortaya çıktı. Görüntülerde, soruşturmanın baş şüphelileri dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile ABD’de bulunan şüpheli Umut Altaş’ın, 5 Ocak 2020 gecesi PTS kameralarına takılan anları yer aldı.
‘Bu savaş Türkiye’nin önünü açacaktır…’ Rusya ve Çin’le askeri iş birliği mümkün mü? ‘Yeni dünya düzenini bir kurarız’
SIM kartının izi sürüldü
Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun yürüttüğü çalışmalarda, sim kartın ve telefonun IMEI numarasının da izi sürüldü. BTK’den gelen veriler doğrultusunda, sim kartın bir cihaza takılarak uçak modunda bir iş yerinin kablosuz internetine bağlandığı saptandı. IP adresi ve cihazın IMEI numarasından yola çıkan ekipler, telefonun 13 gün sonra, eski polis Gökhan Ertok tarafından kullanıldığını belirledi. Ertok’un HTS kayıtları ve banka dokümanları üzerinde yapılan incelemede dönemin valisi Sonel ve yine gözaltında bulunan eski koruma Şükrü Eroğlu ile görüşme trafiği ve birden fazla para transferi gerçekleştirdiği de tespit edildi. Savcılık, şüphelinin Gülistan’ın sosyal medya hesabına tek kullanımlık şifre alarak giriş yaptığını belirledi. Ertok’un arkadaş listesinden 2 kişiyi sildiği tespit edildi. Şüphelinin 3 saat boyunca veri transferi yaptığı da belirlendi. Gökhan Ertok’un Gülistan’ın sosyal medya hesabına girdiğini, ancak sim kartını bir telefona taktığını hatırlamadığını öne sürdü.
‘Yoğun şüpheler var’
Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gürlek, 2020’den beri süren Gülistan Doku soruşturmasında “gözaltılar ve gerçekleşilen son adımların talimatını verdiği” iddiasını yalanladı ve şöyle konuştu:
“Bizim talimatımızla değil. 2020’de işlenmiş, vicdanları tatmin etmeyen bir olaydı, faili meçhule alınmıştı. Başsavcımız bana geldi, takdir hakkımız yok, başsavcılık yürütüyor. Başsavcımız delilleri topladığını söyledi. Yoğun şüpheler var. Bir kız çocuğunun öldürülüp öldürülmediği de belli değil. Başsavcımız çok ince çalıştı, gerekenler yapıldı. Kamu vicdanını yaralayan bir davranıştı. Şu anda soruşturma devam ediyor, gözaltında kişiler var. Muhtemelen deliller toplanma aşamasında. Bizim Adalet Bakanlığı olarak soruşturmaya müdahale etme veya talimat verme yetkimiz yok. Bu soruşturmanın üzerine gidilmesi çok önemli. Şahıslar önemli değildir, suç var mıdır, yok mudur, şüpheli var mıdır yok mudur, görevi önemli değildir. Savcılar buna bakmaz zaten.” …

CHP’de ‘ara seçim’ zirvesi

CHP’de ‘ara seçim’ zirvesi

MEHTAP GÖKDEMİR / ANKARA -Buna göre CHP, Cumhur İttifakı’nın ara seçim kapısını kapatmasına karşı kamuoyu baskısı oluşturacak. Muhalefet bloğu genişletilecek. Sahada, “AK Parti seçimden kaçıyor” denilecek. Edinilen bilgiye göre Özel, MYK’da, 12 partiyle ara seçim gündemiyle yaptığı ziyaretlere ilişkin, “Tüm görüşmeler olumlu geçti. Ara seçime olumsuz bir tavır gösteren olmadı. Anayasal bir zorunluluk olduğunda da herkes hemfikir” dedi.
‘Mutlak butlan çıkmaz’
Özel, önceki akşam da Ankara’ya çağırdığı il başkanlarıyla durum değerlendirmesi yaptı. Örgütüne her an seçim olacakmış gibi hazır olmaları talimatı veren Özel, “Herkes tarihsel sorumluluğuna uygun şekilde davranmalı ve çalışmalı” dedi. CHP lideri partiye ve partili belediyelere yönelik operasyonlara karşı da “ortak bir mücadele iklimi oluşturulmasını” istedi. Yapılan gözaltı ve tutuklamaların sahada vatandaşlara anlatılmasını isteyen Özel, mutlak butlan kelimesini kullanmadan bu konuda da, “Bu tür iddiaların, gündemlerin etkisi altında kalmadan çalışmalarımızı sürdürelim. Biz böyle bir kararın çıkacağına inanmıyoruz. Bunlar sonuç odaklı değil, süreç odaklıdır” ifadelerini kullandı.
CHP’li kurmaylar da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Türk demokrasisi önümüzdeki dönemde hak ettiği ana muhalefete kavuşacak” şeklindeki sözlerinin başta sosyal medya olmak üzere mutlak butlan tartışmalarını tetiklediğini belirterek, “Daha önce de benzer açıklamaları olmuştu. Bu açıklamasını o anlamda yorumlamadık. Ama öyle yorumlayanlar, olayı köpürtmek isteyenler bu olayları kullanıyor” görüşünü dile getirdiler….

Erdoğan’dan Netanyahu’ya çok sert yanıt: Kimse Türkiye’ye parmak sallayamaz

Erdoğan’dan Netanyahu’ya çok sert yanıt: Kimse Türkiye’ye parmak sallayamaz

AK Parti grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özetle şunları söyledi: İran ile ABD arasında başlayan müzakere sürecinde yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarımızı kesmiş değiliz. Aklıselimin, sağduyunun sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz.
İsrail’e rağmen olacak
Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail, en küçük barış umudu belirdiğinde, daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek.
Sanchez’e tebrik
Elbette bunu yaparken, Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Buradan Gazze kasabı Netenyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum.
Parmak sallayamaz
Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum; Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı, sağduyulu olmamızı, uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, böyle bir vehme kapılmasın. Biz, toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa, gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak, şahsım ve tüm dava arkadaşlarım, hepimiz İstiklâl Marşı ‘Korkma’ nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. İmkânsızlıklar içinde bile ‘kükremiş sel’ misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar.
Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum.
Sağlam direniş hattı
Kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız 18. ayına giren Terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar.
Erdoğan, okul saldırısıyla ilgili konuştu:Yüreklerimize kor bir ateş düştü
Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen saldırıyla ilgili sosyal medya hesabındanaçıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: Tüm Türkiye’yi derinden üzen silahlı saldırıdan etkilenen tüm vatandaşlarımıza, tüm ailelerimize, özellikle sevgili yavrularımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu elim saldırıda maalesef pırıl pırıl evlatlarımızı ve fedakâr bir eğitimcimizi kaybettik. Kaybettiğimiz canlarımıza yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyor; kederli ailelerine sabır, eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum.
Cumhuriyet savcılarımız, mülkiye ve maarif müfettişlerimiz derhâl başlatılan soruşturmaları titizlikle yürütmektedir. Olay tüm boyutlarıyla mutlaka aydınlığa kavuşturulacaktır. Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Politikalar, İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlarımız, yaralılarımızla ve hadiseden etkilenen kardeşlerimizle ilgilenmek, acıları paylaşmak ve sürece bizzat vaziyet etmek üzere Kahramanmaraş’a intikal etmişlerdir.
Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz. Bu süreçte milletimizden yalan ve yanlış haberlere, dezenformasyon içeren paylaşımlara itibar etmemelerini, ilgili kamu kurumlarımızın açıklamalarını dikkate almalarını istirham ediyorum.”
‘İhmali olanlardan hesap sorulacak’
Şanlıurfa Siverek’te bir lisede yaşanan silahlı saldırıya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, bir kişi gözaltına alınmış, dört yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır” dedi.
Gazetecilere ‘erken seçim’ yanıtı
TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, “Seçim zamanında yapılacak diye hem Ömer Bey hem de Devlet Bey beyanda bulundular. Buradan 14 Mayıs 2028’i mi anlamalıyız? Yoksa sizin de aday olabileceğiniz bir şey mi, formülü mü var?” sorusuna “Aynen öyle zamanında yapılacak” yanıtını verdi.
Dört belediye başkanı AK Parti’ye katıldı
Antalya Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul (CHP), Niğde Bozköy Belde Belediye Başkanı Muammer Çelikbaş (CHP), Tokat Çat Belde Belediye Başkanı Ali Pelit (YRP) ve Muş Yaygın Belde Belediye Başkanı Selahattin Yalçın (SP) dün AK Parti’ye katıldı. Erdoğan, dört başkanın rozetlerini grup sonrası yapılan kapalı programda taktı.
Şeytanın bacağını kırdık
Yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizle adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’na başkanlık etti. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, YİK toplantısında, bölgede yaşanan çatışmalar, “Terörsüz Türkiye” süreci ve okullarda yaşanan şiddet eylemlerinin ele alındığını belirtti.
Kanada Başbakanı’na özel davet
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Mark Carney ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, liderler görüşmede, Türkiye-Kanada ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı. Erdoğan, iki ülke arasındaki münasebetlerin derinleştirilmesine büyük önem atfedildiğini, enerji, savunma sanayi ve hava ulaştırması alanları başta olmak üzere birçok konuda büyük işbirliği potansiyeli bulunduğunu ifade etti. Erdoğan, Carney’i Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek NATO Ankara Zirvesi ve COP31 Zirvesi’ne davet etti. ● ANKARA Milliyet
Emine Erdoğan’dan başsağlığı mesajı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırı olaylarına ilişkin sosyal medyadan mesaj paylaştı. Erdoğan, “Meydana gelen elim hadiseler, hepimizin yüreğini derinden yaraladı. Bugün, milletçe birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken bir gündür. Hayatını kaybeden canlarımıza yüce Allah’tan rahmet diliyorum” ifadelerini kullandı. …