BIST 100
14.367,60 -1,89%
DOLAR
45,5066 0,16%
EURO
52,9486 -0,25%
GRAM ALTIN
6.644,89 -2,19%
FAİZ
42,37 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
111,19 -8,84%
BITCOIN
79.093,00 0,02%
GBP/TRY
60,7296 -0,48%
EUR/USD
1,1625 -0,38%
BRENT
109,26 3,35%
ÇEYREK ALTIN
10.864,40 -2,19%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
16 °

POLİTİKA

638 dosya raftan indirildi: Türkiye’nin faili meçhul haritası

638 dosya raftan indirildi: Türkiye’nin faili meçhul haritası

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “Faili meçhul suçların cezasız kalmaması temel önceliğimizdir” diyerek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde ,”Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” kurulduğunu açıklamasının ardından, bu özel birimin aydınlatılması için çalışacağı dosyaların belirlenmesi için ilk etapta 81 ildeki tüm adliyelerde tarama gerçekleştirildi. Türkiye’nin bir anlamda faili meçhul haritasını ortaya koyan çalışma sonucunda ilk etapta 75 ilde 693 kişinin katledildiği 638 faili meçhul dosyası yeniden incelemeye alındı.
İlginizi Çekebilir
Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından çalışmaya ilişkin yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ile kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere toplum vicdanını yaralayan tüm dosyaları yeniden mercek altına aldıklarını ifade etti. Gürlek, şunları kaydetti:
‘Cezasızlığa geçit yok’
“Bu çerçevede faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkardık. Ülke genelinde gerçekleştirdiğimiz taramalar neticesinde, 75 ildeki 638 dosya ve 693 maktule ilişkin kapsamlı inceleme sürecini başlattık. Delile dayalı, titiz analiz ve güçlü koordinasyon ile cezasızlığa geçit vermeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı kılmak, her bir dosyada hakikati ortaya çıkarmak ve milletimizin vicdanını rahatlatmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Adaletin tecellisi için suçun ve suçlunun izini sürmeye devam edeceğiz.”
Rehberlik görevi
Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, sadece dosya incelemekle kalmayacak, Cumhuriyet Başsavcılıkları bünyesinde derdest bulunan dosyalar kapsamında suçluların cezasız kalmaması için teknik, kriminal ve analitik yöntemler konusunda ilgili kurumlara rehberlik ederek, güçlü bilgi akışını sağlayacak.
Rekor İzmir’de
Bakanlığın verilerine göre, faili meçhul dosya sayısında rekor İzmir’de. 51 maktule ilişkin 49 faili meçhul dosyanın tespit edildiği İzmir’i, 34 dosya ve 35 maktul ile Sakarya, 30 dosya ve 31 maktul ile Trabzon takip ediyor. Dosya sayısı en yüksek ilk 10 arasında Giresun, Tokat, Tekirdağ, Malatya, Kahramanmaraş, Çanakkale ve Diyarbakır da yer alıyor. Ankara ve İstanbul’da ise önem arz eden 10’ar dosya ve 10’ar maktul yönünden incelemeler yürütülecek. Faili meçhul dosya tespiti olmayan iller ise şunlar: Bartın, Çorum, Erzincan, Niğde, Sivas ve Şırnak.
Fenerbahçe’ye Galatasaray derbisi öncesi Marco Asensio’dan iyi haber!…

81 ilde dron üretim merkezi kurulacak: Türkiye dron üssü olacak

81 ilde dron üretim merkezi kurulacak: Türkiye dron üssü olacak

Ercan Sarıkaya / İSTANBUL – SAHA İstanbul tarafından düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, 5-9 Mayıs’ta İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Bu yıl 5’inci kez sektör temsilcilerini bir araya getirecek olan fuarın bilgilendirme toplantısı dün İstanbul’da yapıldı.
İlginizi Çekebilir
Hedef 8 milyar dolar
Toplantıya SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar ile SAHA İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça ile aralarında ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu’nun da bulunduğu SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Üyeleri, savunma sanayii temsilcileri ve basın mensupları katıldı.
SAHA 2026’da bin 700’ü aşkın yerli ve yabancı firmanın yer alacağını söyleyen Haluk Bayraktar, “Bu firmaların yaklaşık 260’tan fazlası yabancı. 200 bini aşkın ziyaretçi bekliyoruz” ifadesini kullandı. 2024 yılında düzenlenen SAHA fuarında 6.2 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi yapıldığını anlatan Bayraktar, bu sene bu hedefi en az 8 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
‘Tecrübemiz var’
Haluk Bayraktar, faaliyetlerini Türkiye’nin 81 iline yayma konusunda bir karar aldıklarını belirterek, “En büyüğünü İstanbul’da olmak üzere her ilimizde bir dron üretim ve eğitim merkezi kuracağız. Bunlar halka açık, gençlerin gelip eğitim ve üretim yapabileceği, dronları test edebileceği, bir ekosisteme girebileceği merkezler olacak. Bu sene SAHA fuarından elde edeceğimiz gelirleri dron üretim ve eğitim merkezlerinin kurulmasında kullanacağız. Böylelikle herhangi bir anda milyonlarca dron üretebilecek kapasiteye bir anda tüm yurt çapında ulaşıyor olacağız” diye konuştu.
“Dron eğitim öğretim merkezi konusunda bir birikimimiz var” diyen Bayraktar “World Dron Championship, TEKNOFEST bünyesinde yıllardır yapıyoruz. Dolayısıyla gençlerimizin eğitimi konusunda tecrübemiz de var. Bizim burada yapacağımız şey kurulu merkezlerde bu altyapıyı sağlamak” ifadelerini kullandı.
Bir günde öldürüp, yüzyılda kayboldu! Tüm ülkeyi kasıp kavurdu, terletip hayattan kopardı
Çelik Kubbe tanıtılacak
Mavi Vatan’a yönelik yeni vurucu güçler, Çelik Kubbe’nin yeni yeteneklerini ve hava taarruzuna yönelik bazı yeni ürünler tanıtılacak. ALTAY Tankı’nın üretimden çıkmış bir örneğini de sergilenecek. Fuar kapsamında ayrıca deniz kuvvetlerine ait platformlar da ziyaretçilere açılacak. TCG Anadolu başta olmak üzere Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait gemiler, Ataköy Marina ve Sarayburnu Limanı’nda hem resmi heyetlerin ziyaretine hem de 8-9 Mayıs’ta düzenlenecek halk günlerinde ziyaretçilere açık olacak. Yerli ve milli insansız deniz araçları da Ataköy Marina’da sergilenecek….

Gençlerden 57’nci Alay Vefa Yürüyüşü

Gençlerden 57’nci Alay Vefa Yürüyüşü

Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümünde dün ‘57’nci Alay Vefa Yürüyüşü’ düzenlendi. Yürüyüşe yurdun dört bir yanından gençler katıldı. Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Eceabat ilçesi Kocadere köyünde bulunan kamp alanında yürüyüş öncesinde çifte sela verilip, çifte ezan okunduktan sonra sabah namazı kılındı. Daha sonra Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu Gürsoy, 57’nci Alay askerlerinin yemeği olan kırık buğday çorbası dağıttı. Bu sırada şehitlere saygı için top atışı gerçekleştirildi.
‘Şehitlerimizi anıyoruz’
Burada açıklama yapan Gürsoy, “57’nci Alay sadece bir askeri birlik değil. Bir duruşun, bir inancın, bir cesaretin ve gerekirse canını da ortaya koyarak geri dönmemeyi bize anlatan ve yaşatan hakikaten bir milli mücadele. O anlamda ben başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ve milli bütün şehitlerimize rahmetle ve minnetle anıyoruz” dedi.
‘Kahramanlar yurdu’
Törene katılan binlerce öğrenci, izci, asker ile Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu Gürsoy ve beraberindekiler, yaklaşık 5 kilometre süren 57’nci Alay Vefa Yürüyüşü’ne başladı. Yürüyüş, Conkbayırı’nda sona erdi. Conkbayırı’ndaki Atatürk Anıtı önünde, temsili 57’nci Alay Sancağı devir teslim töreni düzenlendi.
Programda konuşan Gürsoy, “Burası sözün bittiği; cesaretin, dirayetin ve imanın konuştuğu Çanakkale. Burası aslanlar yatağı. Burası kahramanlar yurdu” dedi.

Sancak teslim edildi
Konuşmaların ardından 57’nci Alay’ın temsili sancağı, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi öğrencileri Muhammed Şamil Cançelik ile Adnan Yılmazbaş tarafından 111 yıl sonra tekrar kurulan 57’nci Piyade Alay Komutanı Piyade Albay Şerif Kaan Aka’ya teslim edildi.
Lone Pine’de anma töreni
Lone Pine (Yalnız Çam) Anıtı’nda da Anzak Günü kapsamında savaşta hayatını yitiren Avustralyalı askerler için anma töreni düzenlendi.

Anzaklar’dan ‘Şafak Ayini’
Yeni Zelanda ve Avustralya Kolordusu Anzakların anısına ‘Şafak Ayini Anma Töreni’, Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Arıburnu önünde bulunan Anzak Koyu’nda gerçekleştirildi. Yeni Zelanda ve Avustralya’dan gelen binlerce kişi, 111 yıl önce savaşta yaşamını yitiren atalarını törenle andı.

Türk Yıldızları’ndan nefes kesen gösteri
Etkinlikler kapsamında Türk Hava Kuvvetlerinin akrobasi timi Türk Yıldızları, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Şehitler Abidesi’nin yer aldığı Hisarlık Tepe’de toplananlar, ekiplerin savaş uçaklarıyla yaptığı gösteriyi ilgiyle takip etti.
Harp muhabirleri cepheden tarihe not düştü
Çanakkale Savaşları sırasında cephe gerisinde görev yapan Türk harp muhabirleri, kaleme aldıkları haber ve mektuplarla hem savaşın seyrini kamuoyuna aktardı hem de tarihsel hafızanın oluşmasına katkı sağladı. Çanakkale Savaşları’nda görev yapan Türk harp muhabirleri, cepheden aktardıkları haber ve mektuplarla savaşın seyrini kamuoyuna duyurdu ve tarihsel hafızaya önemli katkı sağladı. Osmanlı’nın belirlediği kurallar çerçevesinde çalışan muhabirler, cephedeki çatışmaları, askerlerin yaşamını ve sosyal hayatı yazdı. Uzmanlara göre bu haberler, halkın moralini etkileyen en önemli kaynaklardan biri oldu….

100 bin konutun kura çekimi başladı: ‘İstanbul’da çözüm kentsel dönüşümdür’

100 bin konutun kura çekimi başladı: ‘İstanbul’da çözüm kentsel dönüşümdür’

‘Ev Sahibi Türkiye’ kampanyası kapsamında İstanbul’da yapılacak 100 bin konutun kura çekimi dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile gerçekleşti. İstanbul’da kura çekiminin 3 gün süreceği belirtildi. Erdoğan, törende yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
HAYIRLARA VESİLE OLSUN: 500 bin sosyal konut projemiz kapsamında kuralarını çekeceğimiz 100 bin konutun hak sahiplerimiz başta olmak üzere İstanbul’umuz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
1 MİLYON 762 BİN SOSYAL KONUT: TOKİ eliyle bugüne kadar tam 1 milyon 762 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk. Bu konutlarla 6 milyondan fazla vatandaşımızı camisiyle, parklarıyla, yürüyüş yolları ve diğer sosyal donatılarıyla modern yaşam alanlarına kavuşturduk.
2 MİLYON 262 BİN BÖLÜM DÖNÜŞTÜ: Bugüne kadar İstanbul’da 986 bin, Türkiye genelinde ise 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başardık. İstanbul’da 232 bin 533 bağımsız bölümün inşa süreci, 125 binin proje süreci kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında devam ediyor. İstanbul’un dönüşüm sürecini daha da hızlandırmak için ‘Yarısı Bizden’ kampanyasını hayata geçirdik.
233 BİN BAĞIMSIZ BÖLÜM İNŞAA EDİLİYOR: Bugün itibarıyla 316 bin bağımsız bölümün ‘Yarısı Bizden’ kampanyasına dahil ettik. Kampanya kapsamında 83 bin bağımsız bölümde dönüşüm tamamlandı, 233 bin bağımsız bölümün ise proje ve inşa çalışmaları devam ediyor. İstanbul’un güvenliği için yegane çözüm, kentsel dönüşümdür.
İSTANBUL’UN DAHA ACİL GÜNDEMİ YOK: İstanbul’un bundan daha acil, daha öncelikli bir gündemi yoktur. İstanbul afetlere ne kadar hazır ve dirençli olursa, İstanbul o derece güçlü olacaktır. Onun için buradan tüm vatandaşlarımıza şu çağrıyı yapmak istiyorum. Gelin bu kampanyaları, bu fırsatları değerlendirin. Binanızı dönüştürmek için geç olmadan harekete geçin.

Kiralık sosyal konutlar
İSTANBUL’DA BAŞLIYOR: Kiralık sosyal konut uygulamamızı Türkiye’de ilk kez İstanbul’da başlatıyor, TOKİ eliyle kiralama sistemini kuruyoruz. Projenin ilk adımını 15 bin kiralık sosyal konutla atacağız. İstanbul’umuz ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun diyorum.
TOKİ ile 7 milyon sıcak yuva
TOKİ, 2003 yılından bu yana sosyal devlet anlayışıyla yürüttüğü projeler kapsamında bugüne kadar 1 milyon 750 binden fazla konut inşa ederek yaklaşık 7 milyon dar gelirli vatandaşı depreme dayanıklı ve güvenli konutlarla buluşturdu. 500 bin sosyal konut hedefinin son ayağı olan İstanbul etabında, hane halkı net gelir şartı diğer illerden farklı olarak 145 bin TL olarak uygulanırken, ödeme şartlarında da vatandaşa kolaylık sağlandı.
7 bin 313 TL’den başlayan taksit
İstanbul’da inşa edilecek 2+1 ve 1+1 konutlar için hak sahipleri yüzde 10 peşinat ve 240 ay vade imkanından yararlanacak. Taksitlerin 7 bin 313 TL’den başladığı projeyle, hem dar gelirli vatandaşların konut ihtiyacının karşılanması hem de piyasadaki konut-kira fiyatlarının dengelenmesi hedefleniyor.
Mahalle kültürü korunacak
Proje yalnızca konut arzıyla sınırlı kalmayıp sosyal donatılarıyla da dikkat çekiyor. 500 bin konutun yanı sıra, mahalle kültürünü korumak amacıyla 500 mahalle konağı, 500 anaokulu ve 500 cami inşa edilecek. Ekonominin lokomotifi olan inşaat sektöründe 300 alt sektörü harekete geçiren projenin, istihdama da büyük katkı sağlaması bekleniyor. İstanbul kurasının tamamlanmasıyla birlikte, 10 Kasım 2025’te başlayan başvuru sürecinden bu yana heyecanla bekleyen 5 milyon 242 bin geçerli başvuru sahibi arasından toplam 500 bin asil hak sahibi belirlenmiş olacak.
KAFEDE SOHBET
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen “Ev Sahibi Türkiye” İstanbul Kura Çekim Töreni’nin ardından Beyoğlu’nda bir kafeyi ziyaret etti. Erdoğan, burada tokalaştığı vatandaşlarla sohbet etti, elini öpen çocuklara harçlık dağıttı. Çocuklara ayrıca, Cumhurbaşkanlığı ekiplerince oyuncak hediye edildi.
Bakan kurum: Bu projeyi çok önemsiyoruz
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum törendeki konuşmasında, Kahramanmaraş depremi sonrasında 2 yıl içerisinde AB büyüklüğünde alanda yeniden imar edildiğini ifade ederek, “Azmimiz 11 ilimizde 455 bin yuvaya tecrübemiz 81 vilayetimizin geleceği için 500 bin sosyal konut projesine dönüştü. Bu projeyi çok önemsiyoruz. 100 yılın konut projesi diyoruz. Türkiye bugün dünyanın en hızlı ve en kaliteli konutlarını yapan ülkeler arasında 1 numaradır. Dünyada coğrafyamızda dört bir yanımız ateş çemberine dönüşmüşken yıkan değil yapan inşa eden eşsiz bir ülkedir” dedi….

Doku’nun cesedi aranıyor

Doku’nun cesedi aranıyor

JAK ekipleri ile Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT timlerinden oluşan 30 kişilik özel ekip, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun koordinasyonunda çalışmalarını sürdürüyor. Ekiplerin, daraltılmış baz verileri ve şüphe uyandıran noktalar üzerinden hareket ederek belirlenen alanlarda arama yaptığı öğrenildi.
Araziye çıkan ekiplerin bir bölümü, yer altı görüntüleme cihazlarıyla tarama gerçekleştiriyor. Cihazların gönderdiği kızılötesi sinyaller sayesinde yer altının üç boyutlu görüntüsü elde edilerek şüpheli alanlar detaylı şekilde inceleniyor.
Mağaralar taranıyor
Diğer ekipler ise bölgedeki mağaralara halatlarla girip, el feneri ve tepe lambalarıyla iç kısımlarda arama yapıyor. Arama faaliyetlerinde kadavra köpekleri de görev yapıyor. Arama çalışmalarının elde edilecek bulgular doğrultusunda farklı noktalarda da sürdürülebileceği, çalışmaların 1 ay sürebileceği öğrenildi.
İki gözaltı daha
Öte yandan, soruşturma kapsamında Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri Burçin Yerlikaya ve Yücel Erdem gözaltına alındı.

Başsavcı anlattı: Soruşturmada düğümü çözen detay
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, 6 yıldır kayıp olan Doku’yu arama çalışmalarının nasıl başladığını ve süreci anlattı. SIM kartın başka bir ilde baz vermesi üzerine durumu sorguladığını ifade eden Cansu, “Bunun üstüne gidip zincirleme şekilde durum sorgulandığında birtakım verilere ulaştık. SIM kartın takıldığı cihaz bilgileri gelmişti sadece dosyaya. Ancak onun peşinde düşülmemişti. Bu SIM kart bu cihaza takılmış ama bu cihazı öncesinde kimler kullanmış? Kim takmış olabilir? Bunun araştırması yoktu. O aşamada araştırdığımda da beni Gökhan’a götürdü. Şüphelilerin her türlü dijital materyallerine el konuldu, inceleme izni alındı. Şu an siber suçlarda uzmanlarca incelemeleri devam ediyor” dedi. ● HABER MERKEZİ…

‘Daha çok teknoloji yerine daha çok tekâmül’

‘Daha çok teknoloji yerine daha çok tekâmül’

EFNAN ATMACA – İranlı yazar ve sosyolog Shahzadeh N. İgual’in tasarlayıp sahneye koyduğu, özgün müzikal anlatı “Bir Gecede Binbir Gece: Bin Şems Bir Celaleddin”, Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ile Şems-i Tebrizi arasındaki derin bağı konu alıyor. İran’ın UNESCO tescilli kadim “nakkallik” (Naqqāli) geleneğini modern bir sahne estetiğiyle buluşturan performans izleyiciyi iki medeniyet arasındaki narin kültürel köprü üzerinde edebi bir yolculuğa davet ediyor. Bu özel gösteriyi ve İran’da yaşananları İgual ile konuştuk.
■ “Bir Gecede Binbir Gece: Bin Şems Bir Celaleddin” adlı anlatınızın çıkış noktası nedir?
Mevlânâ ile Şems’in karşılaşması, iki insanın buluşmasından daha fazlasını anlatır: Hakikatin, dostluğun ve dönüşümün mümkün olduğunu hatırlatır. Ben bu anlatıyı hazırlarken çağımızın yorgun ruhuna yeni bir dokunuş kazandırmak istedim.
Bugün insanlık büyük bir bilgi çağında ama aynı zamanda büyük bir anlam krizi yaşıyor, idrak alanları daralıyor. Her şey hızlandı, duygu tüketimi dahil.
“Bir Gecede Binbir Gece” fikri tam da buradan doğdu. Çünkü bazen bir gece, insanın bütün ömrünü değiştirebilir; bazen bir kelâm bin kitaptan daha derin iz bırakabilir. Bu eser, geçmişin sadece nostalji çarkından çıkmadı bugünü iyileştirsin diye doğdu.

■ İki medeniyet arasındaki narin kültürel köprü üzerinde bir yolculuk olarak niteliyorsunuz anlatınızı… Sizce bu iki kültürü birbirine bağlayan en önemli unsur nedir?
En önemli damar, gönül merkezli medeniyet anlayışı. Hem Anadolu hem İran coğrafyası, insanı yalnızca akıl üzerinden konumlandırmamış; vicdan, şiir, merhamet ve irfan zaviyesinden de tanımlamış. Bu yüzden aramızdaki bağ yalnızca tarihî demek doğru olmaz. Aynı zamanda ruhsal.
Dillerimiz farklı olabilir, lehçelerimiz değişebilir; ancak bir annenin duası, bir dervişin sessizliği, bir şairin hasreti iki toplumda da aynı yankıyı bulur. Ortak hafızamızda ekmek, misafirlik, aşk, hikmet ve sabır var. Bu, aynı dili konuşmadan da anlaşmaktır. Modern cihan sınırları büyüttü; oysa kadim dünya daha duygusal geçişler kurmuştu. Benim anlatım da biraz o unutulan köprünün taşlarını yeniden görünür kılma çabasıdır.
■ Mevlânâ’nın yolu bizi hoşgörüye davet ediyor, onun yedi öğüdünü tutsak dünya değişecekmiş gibi geliyor. Siz, en çok hangi mesajı duyalım istersiniz?
Bu eserde hoşgörü kelimesinden daha derin bir mânâyı öne çıkarmak istedim: Dönüşüm cesaretini. Çünkü hoşgörü, bazen yalnızca katlanmak gibi anlaşılabiliyor. Oysa Mevlânâ’nın çağrısı, insanın kendini aşmasıdır. Şems ile karşılaşan Celaleddin’in Mevlânâ’ya dönüşmesi bize şunu söyler: İnsan sabit bir varlık değildir; değişebilir, genişleyebilir, yeniden doğabilir. Bugün dünyanın en büyük ihtiyacı da budur Daha çok teknolojiyerine daha çok tekâmül. İzleyicinin salondan çıkarken “Ben de içimdeki karanlığı aydınlatabilirim” diye mırıldanmasını isterim. Çünkü dünya, kendini dönüştüren insanların toplamıyla değişir.

■ Tasavvuf yolu, manevî şifa ve tefekkür aracı olabilir mi ve kültürler ile inançlar arası diyalog için güçlü bir ortak payda sunabilir mi?
Kesinlikle olabilir. Tasavvuf, bir dinî tartışma alanından önce bir insanlık terbiyesidir. Ahlak haritasıdır. Kalbi arındırmak, kibrin üstesinden gelmek, öfkeyi terbiye etmek, benlik duvarlarını inceltmek… Bunlar yalnızca bir inancın olamaz, bütün insanlığın ihtiyaç duyduğu değerlerdir.
Bugün dünyada insanlar bilgiye ulaşmakta zorlanmazken huzura kavuşmakta güçlük çekiyor. İrfan burada bir yavaşlama sanatı sunuyor. İçe bakmayı, susmayı, dinlemeyi, kendinle yüzleşmeyi öğretiyor. Bu yönüyle manevî bir şifa imkânı taşıyor. Aynı zamanda farklı inançlar arasında da güçlü bir ortak zemindir. Çünkü sevgi, adalet, tevazu ve merhamet bütün semavi geleneklerin ortak dilidir.
‘İRAN’DA SAVAŞIN ATEŞİ ORTAK AİDİYET DUYGUSUNU GÖRÜNÜR KILDI’
■ İranlı bir kadın olarak ABD ve İsrail’in saldırılarını, söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İran’dan haber alabiliyor musunuz; oradakiler ne istiyor, ne düşünüyor?
Savaş, her coğrafyada, her dilde aynı dehşette okunur. Ben nereden gelirse gelsin sivilleri hedef alan her saldırının karşısındayım. Bombaların milliyeti olmaz; acının pasaportu yoktur.
İran halkı çok katmanlı, çok bilinçli ve son derece dirençli bir toplumdur. Dışarıdan tek bir ses gibi görünse de içeride milyonlarca farklı hayat, talep ve düşünce var.
İnsanlar öncelikle onurlu bir yaşam, ekonomik güvenlik, özgürlük alanlarının genişlemesi ve gelecek umudu istiyor. Yani dünyanın başka yerlerindeki insanlar ne istiyorsa, onlar da onu istiyor.
İran’da uzun yıllardır farklı fikirlerde duran, birbirine mesafeli hatta zaman zaman karşı karşıya gelen muhalif kesimlerin böylesi ağır bir savaş atmosferinde ortak bir direnç zemini oluşturması, siyasetin en çetin anlarda yeniden tarif edildiğini gösteriyor. Çünkü bazı dönemlerde ideolojik ayrılıklar geri çekilir, memleketin varlığı ve halkın geleceği daha büyük bir başlık hâline gelir.
Bu savaş yalnızca cephelerin değil, toplumsal hafızanın da sınandığı bir dönem oldu. Devlete muhalif olan birçok insanın ülkenin parçalanmasına, dış müdahaleyle dizayn edilmesine ya da halkın topluca cezalandırılmasına karşı durması, İran toplumundaki siyasal olgunluğun önemli bir göstergesidir. Muhalefet burada yalnızca itiraz eden değil, gerektiğinde ülkesinin onurunu da savunan bir pozisyon aldı. Bazen en sert rüzgârlar kuru dalları kırarken kökleri birbirine daha sıkı bağlar. İran’da da savaşın ateşi, farklı düşünceleri tamamen yok etmek yerine, ortak aidiyet duygusunu görünür kıldı. Çünkü insan, evinin çatısı yanarken önce hangi odada anlaşamadığını değil, yangının nasıl söndürüleceğini düşünür.

“Bir Gecede Binbir Gece: Bin Şems Bir Celaleddin”, 7 Mayıs’ta KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde….

Emine Erdoğan, Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin açılışına katıldı

Emine Erdoğan, Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katıldı

Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ev sahipliğinde Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katıldı.
Burada konuşan Emine Erdoğan, Rami Kütüphanesi gibi tarihi bir mekanda düzenlenen bienali organize ettiği için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, paydaşlarına ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Emine Erdoğan, bir toplumun ufkunu genişleten şeyin birlikte hayal edebilme yeteneği olduğunu belirterek, hayal gücünün medeniyet gücü anlamına geldiğini söyledi.
İlginizi Çekebilir
Gökyüzünde ilerleyen uçaklar, dünyayı birbirine bağlayan internet ve uzayın derinliklerine yapılan seyahatlerin bir hayal tohumunun filiz vermesiyle mümkün olduğunu dile getiren Erdoğan, “Yani uçaktan önce uçmanın, internetten önce görünmez ağların, uzay mekiklerinden önce atmosferin dışına çıkmanın hayali vardır.” sözlerini sarf etti.
Erdoğan, insanlık tarihine yön vermiş keşiflere bakıldığında, insanı hayrete düşürmesi gereken şeyin bir insanın bunları hayal edebilme kapasitesi olduğunu söyledi.
Hayal etme yeteneğinin çocuklukta kazanıldığına dikkati çeken Erdoğan, “Çocuk zihni, birbirinden harika hayal mahsullerinin yetiştiği bir bahçeye benzer. İşte bu yüzden, bizim vazifemiz bu bahçenin toprağını zenginleştirmektir. Çünkü biliyoruz ki hayalin olmadığı yerde, sonu tükenişe varan bir tekrar başlar.” diye konuştu.

⁠”ÇOCUKLARI EDEBİ DEĞERİ OLAN KİTAPLARLA TANIŞTIRMALIYIZ”
Erdoğan, hayal gücünün beslenmesiyle ortaya yeni ihtimaller, dünyalar ve gerçeklikler çıktığını belirterek, “Bu yüzden çocukları, edebi değeri olan, onların potansiyelini harekete geçirecek, zihinsel sıçramalar yaptıracak nitelikli kitaplarla tanıştırmalıyız. Çünkü edebiyat, hayatı seyrettiğimiz bir penceredir. Çocuklar, hayatla ilgili ilk izlenimlerini okudukları kitaplarla oluştururlar. Edebi niteliği yüksek bir kitap, çocuğu sadece eğlendirmez, onu hayata da hazırlar. Çocuk okuyarak ana dilini yetkin kullanmayı öğrenir. Kelime dağarcığı genişledikçe ifade gücü kuvvetlenir. Soyut düşünme ve akıl yürütme gibi beceriler kazanır.” açıklamalarında bulundu.
Resimli kitapların çocukları edebiyatla, sanatla ilk kez tanıştıran çok önemli enstrümanlar olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Siz çocuğa resimlerin altındaki metni okurken çocuk, sayfalardaki resimlerden kendine duru bir vicdan inşa edecek doneler toplar. Mesela, tekerlekli sandalyesini ittiği arkadaşıyla kahkaha atan çocukların dostluğunun resmedildiği bir sayfada sevginin farklılıkları sildiğini görür. Bir sofraya birlikte oturmuş dede, nine, anne, baba ve kardeşlerin yüzlerindeki tebessümlerden aile olmanın huzurunu hisseder. Yerde yatan yaralı bir kediye doğru eğilen çocuğun bakışındaki hüzün, hayvanların acılarına empati geliştirmesini sağlar. Böylelikle, hayatta yolunu bulabileceği manevi haritaları olur. Duygusal zekası gelişmiş, toplumsal duyarlılığı sağlam, vicdan pusulasıyla yol alan bir insan olarak büyür.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, çocuğa verilen her kitabın ona kimlik kazandırdığını, kitaptaki kahramanların yeri geldiğinde çocuğun en iyi arkadaşı, rol modeli, öğretmeni olduğunu söyledi.
⁠”BİZİM HER BİRİ EVRENSEL BİR SİMGE OLAN KENDİ KAHRAMANLARIMIZ VAR”
Çocukların bu kitap kahramanlarıyla, hiç bilmedikleri coğrafyalara seyahat ettiklerini, ağaçların, kuşların dile gelip konuştuğu büyülü ormanlardan geçip, maceradan maceraya atıldıklarını kaydeden Erdoğan, “Bugün birçok çocuğumuz bu maceralara maalesef çeviri kitaplarla atılıyor. Haliyle başka bir kültürün insana bakışı, yaşam tarzı ve değerleriyle kodlanıyorlar. Ben en başta bir anne, bir anneanne ve bir babaanne olarak, bilhassa çocuk kitaplarının kendi kültür dünyamızın ürünleri olması gerektiği kanaatindeyim.” dedi.
Erdoğan konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Şu bir gerçek ki, taşıma suyla değirmen dönmez. Bizim her biri evrensel bir simge olan kendi kahramanlarımız var. Ama onları yeteri kadar kitap sayfalarında, çizgi filmlerde, bilgisayar oyunlarında ya da dijital dünyada göremiyoruz. Katip Çelebi’den Piri Reis’e, Mevlana’dan Itri’ye, arkalarında büyük insanlık mirasları bırakmış nice eşsiz şahsiyet, modern bir anlatıyla yeniden dünya sahnesine çıkmayı bekliyor. Evlatlarımız yarım yamalak bir Türkçe konuşan çeviri bir karakterle değil, Dede Korkut’la bağ kurabilmeli. Nasreddin Hoca’nın pratik zekasından, nüktelerinden hikmet dersleri alabilmeli. Adaleti Battal Gazi’den, bilgeliği Mevlana’dan, keşfetmeyi Evliya Çelebi’den öğrenmeli. Bu gayrette olan edebiyatçılarımız, sözlü kültür mirasımızı, ‘çocuğa göre’ ilkesiyle yeniden yorumlayıp yazıyor, ortaya harika eserler çıkarıyorlar. Onlara gerçekten bir gönül borcumuz var.”
Söz konusu yerli eserlerin sayısının kat be kat artması temennisinde bulunan Erdoğan, “Çünkü tüm o masallar, destanlar, öyküler, asırlardır bu coğrafyada kurulmuş hayallerin ve görülen düşlerin hafızasıdır. Fakat bu noktada bizlere de önemli ödevler düşüyor. Bilhassa ailelerimiz, mutlaka çocuklarını Türk edebiyatına teşvik etmeliler. Çocuklarını güvenebilecekleri kahramanlara emanet etmeliler. Çünkü küreselleşmenin ne yazık ki kültürleri tek potada eritme gibi bir yan tesiri var. Yabancı kitapların satır aralarında çocuklarımızı hangi değerlerin, kodların, referansların beklediğini tam olarak bilmiyoruz. Unutmayalım ki, kendi hikayesini çocuklarına anlatamayan toplumlar, başkalarının hikayelerinde kaybolur. Ve bir medeniyet çocuklarına kendi kahramanlarını sunabildiği ölçüde varlığını sürdürebilir.” diye konuştu.
Erdoğan, insanın acısıyla tatlısıyla, çocukluğunu hayatı boyunca içinde taşıdığını belirterek, bugünün çocuklarının dünyaya ekranlar aracılığıyla bakmasını eleştirdi.

⁠”EKRANLAR YERİNE RESİMLİ KİTAPLAR VEREREK, ÇOCUKLARI DİJİTAL İSTİLAYA KARŞI KORUYABİLİRİZ”
Günde 8 saate varan, hatta kimi zaman 8 saati bile aşan ekran süresinin, çocuklara tahminlerin ötesinde büyük zararlar verdiğini, gelişimsel gecikmelere yol açtığını, motor becerileri gelişimi olumsuz etkilediğini söyleyen Erdoğan, bu durumdaki çocukların kelime dağarcıklarının kısıtlı, anlam dünyalarının zayıf olduğunu, obezite, diyabet gibi kronik rahatsızlıklara yakalandığını anlattı.
Erdoğan, ekran bağımlısı çocukların, bilgisayar oyunları, sosyal medya gibi davranış bağımlılıklarının kurbanı olduklarını ifade ederek, “Tabii bununla beraber, siber zorbalık, şiddet içerikleri, nefret söylemleri, sapkın ideolojiler ve çevrimiçi istismar gibi türlü türlü risklerle de karşılaşıyorlar. Biliyor musunuz, bu son derece karmaşık sorun yumağı, aslında çok masum görünen bir adımla başlıyor. Oyalanması ya da uslu durması için çocuğun eline tutuşturulan telefon, onunla ekranlar arasında kopmaz bağlar kuruyor. Halbuki çocuklara ekranlar yerine resimli kitaplar versek, çocukluk denilen anavatanı bu dijital istilaya karşı pekala koruyabiliriz. Onlara kitaplar aracılığıyla zengin bir anlam dünyası kurabiliriz.” şeklinde konuştu.
Çocuğa okuma alışkanlığının tavsiye ederek değil, örnek olarak kazandırılabileceğinin altını çizen Erdoğan, “Kitapla haşır neşir anne babaları, abi ablaları gören çocuklar da ister istemez benzer bir temayül geliştirir. Doğrusu ben, aile içinde okuma saati etkinlikleri yapmanın hem aile bireyleri arasındaki iletişimi güçlendirmede, hem de zamana ve hayata anlam katmada çok etkili olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün çok şükür ülkemizde, Millet Kütüphanesi gibi, içinde bulunduğumuz Rami Kütüphanesi gibi, birbirinden güzel, zengin koleksiyonlara sahip kütüphanelerimiz var. Ailece kütüphanelere gitmek, çocuklara kütüphane görgüsü kazandırmak, kitabın kokusuyla, sayfalara dokunmanın bıraktığı hisle dopdolu anılar hediye etmek bizlerin elinde. Lütfen, bu çabayı gösterelim. Çocuklarımızı kitapların büyülü dünyasından mahrum etmeyelim. Unutmayalım ki hayal tohumlarından sadece bilimsel keşifler çıkmaz. Savaşların bittiği, adaletin herkesin payına düştüğü, evrensel değerlerin herkes için geçerli olduğu barış dolu bir dünya da bunu hayal edebilenlerle kurulabilir. O halde, çocukları tertemiz hayaller kurabilecekleri, erdemlerle dolu bizden hikayeler ve bizden kahramanlarla tanıştıralım.”
Tüm aileleri bienali ziyaret etmeye davet eden Erdoğan, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.
“ÇOCUK KİTABI, SANATIN ÇOCUKLA KURDUĞU EN ERKEN TEMAS”
Törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da kitapların bir çocuk için dünyayı tanımanın en zarif yollarından biri olduğunu, çocukların kelimeleri tam öğrenmeden önce de görerek ve hissederek anlam kurduğunu söyledi.
Bir çocuğun eline verilen nitelikli bir kitabın, onun iç dünyasına incelik, dikkat, merak ve estetik duyarlılık taşıdığını belirten Bakan Göktaş, “Bu nedenle çocuk kitabı, sanatın çocukla kurduğu en erken ve en güçlü temaslardan biridir. Bugün açılışını yaptığımız Çocuk ve Sanat Bienali de tam olarak bu temasın değerini görünür kılıyor.” diye konuştu.
Bakan Göktaş çocuk politikalarının merkezinde, her çocuğun güvenle büyümesi, kendini ifade edebilmesi, yeteneklerini keşfetmesi ve emin adımlarla hayata hazırlanması anlayışı olduğunu anlatarak, “Bu inançla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çocuklarımızın korunduğu ve aile yapımızın güçlendiği bir sosyal hizmet anlayışını her geçen gün daha da ileri taşıyoruz. Çocuklarımızın aile yanında, sevgiyle büyümesi için koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi güçlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Çocukların yaş ve gelişim düzeyine uygun, nitelikli içeriklere erişimini öncelikli bir mesele olarak gördüklerini dile getiren Bakan Göktaş, “​​​​​​​Bu hafta Meclis’te 15 yaş altı sosyal medyaya ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdik. Hiç şüphesiz, çocuklarımıza güvenli bir dijital dünya sunmak için hayata geçirdiğimiz bu düzenleme önemli bir adımdır.” dedi.
“ÇOCUKLARIMIZIN DÜNYAYI YENİDEN YORUMLADIĞI BİR ZEMİN OLARAK TASARLANDI”
Törene eşi Pervin Ersoy ile birlikte katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise konuşmasında, bienalin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını belirterek, “Aynı zamanda bir hayal kurma alanı, bir öğrenme yolculuğu ve çocuklarımızın dünyayı yeniden yorumladığı bir zemin olarak tasarlanmıştır. ‘Renkliyse Gerçektir’ sloganıyla yola çıkan bu önemli organizasyon, resimli çocuk kitaplarının iki boyutlu dünyasını üç boyutlu bir deneyime dönüştürerek kitabı yaşayan bir hale dönüştürmektedir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, bienalde ayrıca zengin bir programın katılımcıları beklediğini kaydederek, “300’ün üzerinde atölye, panel ve etkinlikle bu organizasyon, yalnızca çocukları değil aileleri de kültürel etkinliklerin aktif bir parçası haline getirmektedir. Bu bienalin birçok başlıkta mesajları da olacak. Yeşilay iş birliğiyle yürütülen farkındalık çalışmaları ve eğitim projelerinin çocuklarımızın sağlıklı ve bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamasını hedefliyoruz.” diye konuştu.
Törende Çok Genç Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Melike Günyüz de bir konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Bakan Göktaş günün anısına Emine Erdoğan’a diorama sanatıyla hazırlanmış bir eser hediye etti.
“Rami Çocuk ve Sanat Bienali Başlar” kısa film gösterimiyle başlayan tören, aile fotoğrafı çekimi ve kurdele kesimiyle sona erdi.
Emine Erdoğan törenin ardından Rami Kütüphanesi yerleşkesindeki deneyim, atölye ve masal alanlarını ziyaret etti.
Açılış programına milletvekilleri, bürokratlar, bienalin sponsorları, iş insanları, sanat ve edebiyat dünyasından öne çıkan isimler, öğretmenler ve öğrenciler de katıldı.
RAMİ ÇOCUK VE SANAT BİENALİ
Bienalde, birbirinden farklı ve tematik enstalasyon, interaktif sergi ve dijital deneyim alanları arasında Sıfır Atık Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen “Hayatı Dönüştürmek Bizim Elimizde” temalı deneyim alanı yer alıyor.
Sıfır atık bilincinin sanatla buluştuğu bu alanda, atığın bir son değil bir dönüşümün başlangıcı olduğu, günlük yaşamda işlevini yitirmiş olarak görülen organik atıkların toprağa karışarak yeni bir yaşamın parçasına dönüştüğü mesajı farklı bir yöntemle anlatılıyor.
Rami Çocuk ve Sanat Bienali boyunca, “Işıldayan Masallar” sergisi, ⁠ödüllü illüstrasyon seçkileri, “Kitabın Serüveni” deneyim alanı, ⁠sessiz kitap sergisi, ⁠Dede Korkut kutu oyunları gibi benzersiz alanlar Rami Kütüphanesi’nde 15 Haziran’a kadar tüm çocukların ve sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
İstanbul’da 100 bin TOKİ konutu için kura çekimi başladı! Erdoğan: Konutları 7 bin 313 lira taksit, 240 ay vadeyle teslim edeceğiz
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’ndan CNN Türk’te önemli açıklamalar: Yeni şehir hastaneleri geliyor

HABERLER: Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu son dakika açıkladı: Yeni şehir hastaneleri geliyor!

HABERLER: Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu son dakika açıkladı: Yeni şehir hastaneleri geliyor!

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Aile hekimliği konusunda Kasım 2024’te bir mevzuat çıkardıklarını ve birkaç hafta önce de o mevzuatı revize ettiklerini anlatan Memişoğlu, yaklaşık 31 bin aile hekiminin, 3 bin 800 aile hekimliğinde vatandaşlara hem koruyucu sağlık hem tedavi hem de takip hizmeti verdiğini söyledi.
12 ŞEHİR HASTANESİNİN İNŞAATI DEVAM EDİYOR
Aile hekimlikleri vasıtasıyla şu ana kadar 42 milyon insanı kronik hastalık anlamında taradıklarını, bunların yaklaşık 10 milyon 600 binini riskli bulduklarını belirten Memişoğlu, 5 milyon kişinin aile hekimliklerince takip ve tedavi altına alındığını, gerekli zamanlarda hastanelere gönderilerek tedavi ettirildiklerini kaydetti.
Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de 27 şehir hastanesinin açıldığını, 12 şehir hastanesinin de inşaatının devam ettiğini aktararak, şu bilgileri paylaştı:
İlginizi Çekebilir
“Kahramanmaraş, Van, Sakarya, Trabzon, Rize, Ordu, Samsun ve Şanlıurfa var, inşallah bu sene sonuna kadar yetiştireceğiz. Bunun yanında esasında Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı şehir hastanelerinden birisi olacak Sancaktepe Şehir Hastanemiz var, 4 bin 200 yataklı, onun da inşaatı devam ediyor. İnşallah 2027 sonunda veya 2028’de insanlarımızın hizmetine sunacağız. 9 tane de planladığımız var. İzmir’de, Tokat’ta, Konya’da, Muğla’da… Bunlar da en kısa zamanda ihaleye çıkacak. Fatih Sultan Mehmet’in inşaatı başladı, Bostancı’da eski FSM Hastanesi 1453 yataklı. Süreyya Paşa’nın projesini bitirdik, 1800 yataklı çok güzel bir hastane olacak. Bakırköy Ruh Sinir ve Bakırköy Sadi Konuk’un büyük bir kampüs olarak yenilenmesi var. Haydarpaşa, Siyami Ersek’in orada çok yakın zamanda inşaatına başlayacağımız yine büyük bir hastanemiz var. 2026’da bitireceğimiz şehir hastanesi haricinde toplam hastane sayısı 117.”
Türkiye’nin sağlıkta dönüşümde 2003’te AK Parti iktidarıyla büyük bir sağlık altyapısı yenilenmesi yaptığını belirten Memişoğlu, şu an Türkiye’de 971 devlet hastanesi olduğunu, bunların 794’ünün bu dönemde yapıldığını ve bir kısmının da yenilendiği ifade etti.

BAZI SAĞLIK TAŞINMAZLARININ SATIŞA ÇIKARILDIĞI İDDİASI
Bakan Memişoğlu, “Sağlık arazileri satılıyor” iddialarına ilişkin, “Biz hiçbir hastanemizi satmıyoruz, aktif olarak kullandığımız arazileri özelleştirmiyoruz.” dedi.
Kullanmadıkları, atıl kalmış veya yerine yeni hastane yapılacak alanlarla ilgili bir tasarrufta bulunduklarını dile getiren Memişoğlu, özelleştirme idaresiyle çalışarak bunların satılabilir ya da değerlendirilebilir şeklinde liste olarak çıkartıldığını, bunu satılmamış ya da satılacak diye algılayanların olduğunu söyledi.
Bu konuyu kötü niyetle söyleyenlerin kendilerinin vizyonunu anlama şansları olmadığını ifade eden Memişoğlu, “Biz sağlıkta dünyaya örnek olmuş sağlık hizmeti üreten bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye bugün dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerinden birisi olmuştur. İnsan gücüyle, altyapısıyla, teknolojisiyle her şeyiyle bugün Türkiye çevresinin sağlıkta parlayan yıldızıdır.” diye konuştu.
RANDEVU SİSTEMİNDEKİ YOĞUNLUK
Sağlık Bakanı Memişoğlu, 2024’ün ikinci yarısında yaklaşık 4 milyon kişinin randevu beklediğini, bununla ilgili gerekli çalışmaları yaptıklarını ve şu anda merkezi hastane randevu sisteminde bekleyen hasta sayısının 400 bine düştüğünü kaydetti.
Bazı branşlarda randevu sorununun hiç olmadığını, bazılarında da çok azalttıklarını belirten Memişoğlu, “Türkiye’nin 81 ilinde aynı gün bütün randevuları verebiliyoruz. Bazı illerde, bazı branşlarda az da olsa bir sıkıntımız var. Özellikle plastik cerrahi, dermatoloji gibi. Bu branşlarla ilgili de çok yakın zamanda tamamen randevu sorununu halletmiş olacağız.” dedi.
Memişoğlu, Türkiye’de azalan doğum oranları ve sezaryen doğumlarla ilgili de değerlendirmelerde bulunarak, bütün ilçe ve il müdürlüklerine, ilk bebeğini bekleyen, son 3 ayındaki her anne adayına bir ebe verilmesi konusunda talimat verdiklerini söyledi.
Riskli anne adaylarını ayrıca takip ettiklerini ve normal gebeler için sağlıklı hayat merkezleri ile hastanelerde gebe okulu sayısını iki katına çıkardıklarını aktaran Memişoğlu, bu çalışmaların ardından ilk defa son bir senede sezaryen oranlarının Türkiye’de düşüş eğilimine girdiğini bildirerek, bu düşüşü yeterli görmediklerini ve toplumu bilinçlendirmeye devam edeceklerini ifade etti.
UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE
Bakan Memişoğlu, dünya ile birlikte Türkiye’de son dönemde sıkça gündemde olan uyuşturucuyla mücadele konusunda geçen hafta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nun toplandığını anımsatarak, “2024-2028 Bağımlılıkla Mücadele Eylem Planı’mız doğrultusunda bütün bakanlıklar çaba harcıyor. Bu hastalıkta Türkiye esasında özellikle batı ve gelişmiş ülkelere göre daha iyi durumda. Bu tür bağımlı maddeleri Türkiye’ye sokan veya sokmaya çalışan insanlara karşı mücadeleyi çok daha sıkı tutmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Bakanlığın uyuşturucu ile mücadele konusunda “ALO 191” danışma ve destek hattı olduğunu ancak çok bilinmediğini dile getiren Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Anne, çocuğuyla ilgili şüphe ediyorsa, onu tedavi ettirmek istiyorsa veya en yakın danışma merkezine gitmek istiyorsa, neresi olduğunu, nasıl davranacağını bilmiyorsa lütfen 191’i arasın. Oradaki arkadaşlarımız ne yapacağı konusunda hem aileye hem de yakınlarına rahatlıkla bilgi veriyor. Madde bağımlılığıyla ilgili bütün danışmanlık bilgilerini bu hattan alabilirler. Bunun haricinde bütün hastanelerimiz, aile hekimleri, sağlıklı hayat merkezleri olsun, aynı zamanda ÇEMATEM ve AMATEM dediğimiz bağımlılık merkezleri, ayaktan poliklinikler veya YEDAM’lardan bu bilgileri alabilirler.”
Memişoğlu, “Sağlıklı Yaşam Köyü” adıyla İstanbul’daki Sancaktepe Şehir Hastanesi’nin yanında bir bağımlılık köyü inşa ettiklerini, hasta kabulüne başladıklarını, 40 danışanları bulunduğunu, resmi açılışını çok yakında yapmayı planladıklarını söyledi.
KANSER TEDAVİSİNDE “PROTON TERAPİSİ” YÖNTEMİ
Kanser hastalıklarının tedavisinde uygulanan proton terapisi yöntemi hakkında çalışma yaptıklarını, 2026 sonuna kadar büyük bir yol katedeceklerini ve tedavinin Türkiye’de de kullanılmaya başlanacağını bildiren Memişoğlu, şunları kaydetti:
“Kanserle ilgili kartisel var, kanser tedavilerinin çok ileri uç tedavi yöntemleri var. Bunlarla ilgili TÜSEB üzerinden 4 merkeze çok büyük bir destek verdik. İlk tedaviyi Etlik Şehir Hastanesi’nde aralık ayından itibaren ilk hastalarımıza uyguladık. Tabii sonuçlarını takip ettik ve şimdi baktığımız zaman gerçekten içinde tamamen kanserden kurtulmuş hastalarımız oldu. Bununla beraber Akdeniz Üniversitesi’nde de çok iyi bir merkez oluşuyor. Şimdi ruhsatlandırdık, onlar da kısa zamanda başlayacaklar. Bunun yanında Kayseri ve İstanbul’daki bir özel üniversitemiz de bu tedavileri yapabilir hale gelecek. Kartisel dediğimiz tedavilerde, insanın kendi hücreleri o kanser hücrelerine karşı aşırı derecede hassasiyet oluşturarak onları yok ediyor. Çok teknolojik, çok ileri seviye tedaviler bunlar. Türkiye bu konuda dünyada 4-5 ülkeden biri. Türkiye bunları onda bir maliyetiyle kendisi yapabiliyor.”
TÜRKİYE’DEN İRAN’A SAĞLIK YARDIMI
Bakan Memişoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgeye Türkiye’den sağlık anlamında yardım tırları gönderildiğini anlatarak, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız ‘Barış medeniyetiyiz, biz barışın ülkesiyiz.’ diyor. Bugün çevremize bakın her yer ateş çemberi ama Türkiye huzur içinde yaşıyor. Ama bütün mağdurların ve muhtaç olanların yanındayız, kovidde de gösterdik. Bugün İran’da insanlar sağlık hizmetine ulaşamayacak diye tedirginliğimiz var ve bu konuda İranlı meslektaşlarımız bizden yardım istedi. 8 Nisan’da 3 tır gönderdik, dün de 6 tır daha sağlık malzemesi ve tıbbi gereç gönderdik. Bugün Gazze’de 5 acil durum hastanemiz Mısır’daki sınır kapısında insanlara fayda vermek için bekliyor. Gazze’deki birçok yaralıya bugün Türkiye’de hizmet ediyoruz. Nijerya’sından Suriye’sine, Somali’sinden Libya’sına, Kırgizistan’ından Şam’ına kadar bütün her yerde hastanelerimizle mağdur, muhtaç bütün insanlara yardım ediyoruz.”
İstanbul’da 100 bin TOKİ konutu için kura çekimi başladı! Erdoğan: Konutları 7 bin 313 lira taksit, 240 ay vadeyle teslim edeceğiz
İstanbul’da 100 bin TOKİ konutu için kura töreni heyecanı! Bakan Kurum: İstanbul için en büyük konut hamlesi!…

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskorthttps://hotelnirvanapalace.com/Deneme Bonusu Veren Sitelersilvercrestgolf.comradyoenerji.com.tr1xbetcasino siteleri1winbahis sitelerigrandpashabetgrandpashabetJojobetBETWOON Girişbetistextrabetgalabetefesbetpradabetdeneme bonusucasibomtophillbettophillbetmeritkingbahiscommarsbahisbetebetbahiscasinosonbahisngsbahissahabetfixbetgalabetmatbetbetasusbetasusmarsbahisikimislijokerbetjokerbet girişcasibomgrandpashabet girişmarsbahis güncel girişmatadorbetonwinkavbetsahabetbetebetDeneme bonusumarsbahisteosbet1winromabetesbetsonbahisamgbahisonline casinosdizipalcasino sitelerisahabetmatbetsekabetjojobet girişmatbetimajbetpusulabetvdcasinojojobetvdcasinomatbetpusulabetjojobetjojobet girişmarsbahisimajbetonwinteosbet girişbetpuan girişsahabetesbet girişbetsalvador girişbetbey girişgrandpashabetkralbetwbahisbetlikebahislionpokerklasCasibommarsbahismarsbahis girişbetgitJojobetcasibomslotbarbetgitbetgit giriş1win girişbahiscasinoMercurecasinowbahis giriş1wincratosroyalbet girişMarsbahisMarsbahis Girişbetplaynesinecasino girişwbahisBettilt girişcratosroyalbetibizabet girişnesinecasinoBettiltCasibomtipobetHoliganbet girişBetpasimajbetHoliganbet