BIST 100
13.662,75 -1,64%
DOLAR
45,8989 -0,01%
EURO
53,3188 -0,10%
GRAM ALTIN
6.521,03 -0,86%
FAİZ
43,74 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
108,33 -1,70%
BITCOIN
74.080,00 -1,42%
GBP/TRY
61,5399 -0,16%
EUR/USD
1,1616 -0,09%
BRENT
95,88 1,69%
ÇEYREK ALTIN
10.661,88 -0,86%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
16 °

Son Yazılarım

Üçlü Deniz girişimi: Bakan Fidan zirveye katıldı

Üçlü Deniz girişimi: Bakan Fidan zirveye katıldı

Bakanlığın sosyal medyadaki hesabından yapılan paylaşımda, Bakan Fidan’ın, Hırvatistan’ın Dubrovnik kentinde düzenlenen ÜDG 11. Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldığı bildirildi.
2015’te Polonya veHırvatistan’ın
girişimleriyle kurulan ÜDG; Baltık Denizi, Adriyatik Denizi ve Karadeniz bölgesindeki eski ve yetersiz enerji altyapısı ile dijital ve fiziki ulaştırma altyapısına sahip Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin bu altyapılarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Sadece AB ülkelerinin “Katılımcı Üye” olabildiği ÜDG’ye Türkiye’nin “Stratejik Ortak” olarak katılımı, 2025’te Varşova’da düzenlenen Zirve’de kabul edilmişti. Fidan, zirve kapsamında Bosna Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Borjana Kristo ve Hırvat mevkidaşı Grlic Radman ile görüştü.
Viyana ziyareti
Fidan bugün de Avusturya’ya yapacağı iki günlük ziyarette Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile görüşecek. Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturya Başbakanı Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu ile görüşmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor.
Fidan’ın Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi,ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkati çekmesi bekleniyor. Fidan’ın, ayrıca Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunu ifade etmesi bekleniyor.
Özbek mevkidaşı Saidov’la görüştü
Fidan, dün Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyor Saidov ile telefon görüşmesi yaptı. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Fidan’ın Saidov ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ve bölgesel konular ele alındı….

Uyuşturucuda 4 ayda 17 bin 188 operasyon! 17 ton uyuşturucu 51 milyon hap

Uyuşturucuda 4 ayda 17 bin 188 operasyon! 17 ton uyuşturucu 51 milyon hap

Burada konuşan Çiftçi, uyuşturucunun bireyi hedef alan sorunlar yumağı olduğunu, organize suç ağlarını büyüttüğünü, terör örgütlerinin finansmanına kaynak oluşturduğunu vurguladı. Çiftçi, “Uyuşturucu birçok suçu besleyen karanlık bir ana damardır. Bu damarı kurutmak devlet olarak en temel sorumluluğumuz, milletimize karşı borcumuzdur” dedi. Bakan Çiftçi, şöyle devam etti:
Hedef önleyicilik
Çiftçi, İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilen önleme projelerine değinerek, bu sayede 9 milyon 798 bin vatandaşa ulaşıldığını bildirerek, şöyle devam etti: “1 Ocak-25 Nisan 2026 tarihleri arasında uyuşturucu imal ve ticaretine yönelik 17 bin 188 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda 16,8 ton uyuşturucu madde, 51,2 milyon uyuşturucu hap ve 49 bin kök kenevir-skunk ele geçirildi. Hedef aldığımız 298 organize suç örgütünün 46’sının narkotik suç odaklı olması, uyuşturucu tehdidinin organize suçla, sokak şiddetiyle, yasa dışı para ağlarıyla ve terörün finansmanıyla ne kadar iç içe geçtiğini açıkça göstermektedir.”
Haber dili önerisi
Bu tarz haberleri verirken kullanılan dile de dikkat çeken Çiftçi, “Haber dili, görsel tercihleri, başlıklar, tekrar edilen ifadeler ve yayın akışı toplumsal algıyı doğrudan etkilemektedir. Uyuşturucuyu özendiren, normalleştiren, magazinleştiren, merak uyandıran her anlatım, mücadeleye büyük zararlar verir” diye konuştu.
DÖRT AYLIK BİLANÇO
■ 17.188 operasyon
■ 16.8 ton uyuşturucu
■ 51.2 milyon hap
■ 49 bin kök kenevir-skunk
■ 298 suç örgütü
■ 46’sı narkotik bağlantılı
■ 9 milyon 798 bin kişiye ulaşıldı…

Görevlerini devlet adamı gibi yaptılar

Görevlerini devlet adamı gibi yaptılar

MÜCADELEYE DEVAM: Yaklaşık 11 saati bulan Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu toplantılarıyla önümüzdeki süreci değerlendirdik. Bundan sonrası için bir santim eğilmeden, bir kelime eksik konuşmadan, bir adım geri atmadan, milletin elimize verdiği bayrağı tüm saldırılara rağmen bırakmadan, CHP ailesinin tüm fertlerinin birbirineve Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’e sıkı sıkı sarıldıkları bir mücadeleyi sürdürmeye karar verdik. Mücadeleye yeni bir nefes, yeni bir inat ve inançla devam etmeye karar verdik.
DAVALAR DÖKÜLÜYOR: Siyasi davalar tel tel dökülüyor. 14 itirafçı ifadelerini geri çekti. Bu yargı çetesi ve talimat aldıkları siyasetçiler, her hukuksuzluk adımlarının not alındığını sakın unutmasın. İktidar olduğumuzda devr-i sabık yaratmayacağız. Ama haysiyet cellatlığı yapanları, kanunsuz emir verenleri, buna uyanları, verdiği kararlarla makam kapanları asla unutmayacağız.
KUTLUYORUM:O Ayaş Kaymakamı… O hadsizlik olduğunda o paylaşımı kaldırtan Ankara Valisi, Ankara Valisi gibi çalışmıştır. İçişleri Bakanı kendisinin birçok uygulaması ile ilgili eleştiri haklarım saklı olmak üzere, Ayaş Kaymakamı’na soruşturma açıp onu tenzili rütbe ile yolladığında bu vakitten sonra benim İçişleri Bakanı’na ve Ankara Valisi’ne söyleyecek bir sözüm yoktur. Görevlerini devlet adamı gibi yapmışlardır. Kendilerini kutluyorum.
4 MAYIS’TA 81 İLDEYİZ: Biz milletin ferasetine ve adaletine güveniyoruz.4 Mayıs’ta CHP 81 ilde, 973 ilçededir. Yolun sonu iktidardır, yolun sonu selamettir.
‘Ara zam zorunluluk’
ZAM PLANLANMALI: Bu şartlarda geçim olması mümkün değil. Artık ara zam, bir zorunluluk haline gelmiştir. Mutlaka bu üç aydaki enflasyon tahribatını giderecek hem asgari ücret açısından hem de en düşük emekli maaşı ve diğer emekli maaşları açısından zam planlanmalıdır.

Avrupa Türkiyesiz yapamaz

Avrupa Türkiyesiz yapamaz

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın vali seçilmesi Kerkük’te Türkmen varlığının görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Sabırla örülmüş bir sürecin, ciddiyetle korunmuş bir davanın bugün meyve verdiğini şükürle görüyoruz. Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır.
Kibrin dışa vurumu
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğini’ söylemiştir. Bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. ‘Neydim’ demeyen mahfillerin ‘ne oldumcu’ tavrıyla mücadele etmek zorunda kaldığımız basiretsiz uluslararası sahada mesele Ankara’nın istikameti değil; Brüksel’in ikiyüzlü siyasetidir. Türkiye’yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullanmak isteyen çarpık, çıkarcı, ikiyüzlü Avrupa zihniyetidir.
Kontrollü gücün sessizliği
Şayet Avrupa, Türkiye’ye karşı kullandığı dili adalet, hakkaniyet ve rasyonalite zeminine çekmezse; Türkiye’yi ihtiyaç anında çağrılacak, rahatladığı anda ötede tutulacak bir unsur gibi görmeyi sürdürürse, kendi tarlasını nadasa mahkûm eden siyasi bir kuraklıkla karşı karşıya kalacaktır. Ursula Hanım’ın şahsında tüm Avrupa efkarına sesleniyorum; Türkiye, gel denildiğinde gelen, git denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez. Türkiye yalnız rahat günlerin devleti değildir.
Türkiye Avrupasız da devlettir
Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya’yla, Çin’le, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi çerçeve ve derinlikte ilişki kuracağına ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Avrupa Türkiyesiz yapamaz. Fakat Türkiye, Avrupasız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir.
Hadsizliklerle yüzleşsin
Temennimiz şudur; Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin. Türkiye Cumhuriyeti başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır. Kefesini başkalarının koyduğu terazide tartılmayacaktır. Bize yer göstermeye kalkışanlara yerini hatırlatacak kudretimiz vardır….

Gereksiz bir cüretkârlık

Gereksiz bir cüretkârlık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplannanAK Parti MYK toplantısının ardındanbasın toplantısı düzenleyen Parti Sözcüsü Ömer Çelik, özetle şunları söyledi:
‘Yakından takip ediyoruz’
Fransa’nın açıklamalarını yakından takip ediyoruz. NATO içerisinde müttefiklik ilişkimiz varken, ima yoluyla bile olsa başka NATO müttefikleriyle ittifak kurduğunu ifade ederken Türkiye’yi karşısına alan söylemler üretmesi son derece yanlıştır. Yine şunu unutmamak gerekir ki çok yakın zamanda Sayın Macron NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti demişti. Daha sonra bu görüşünden geri adım attı. Bugün ise Türkiye’ye karşı birtakım aşırı söylemler kullanmada gereksiz bir cömertlik ve cüretkârlık içerisinde olduğunu görüyoruz Fransa’nın. Bu doğru bir tavır değildir.
‘Fransa’ya ne faydası var’
Fransa’nın Akdeniz’deki istikrarsızlıkla ilgilenmesi gerekir. Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacak bir siyasi teşvik içerisinde olması gerekir. Ama bunun yerine ne zaman bir tartışma çıksa Rum kesiminin etrafında bir bayrak göstermekten, gemi göndermekten bahsediyor, Yunanistan’la ittifak kurmaktan bahsediyor. Bu tip tavırların Fransa’ya ne faydası var.
‘Yan yollara başvuruyor’
Yunanistan açısından bu geçerlidir. Yunanistan’ın Türkiye ile sorunlarını masada çözme imkânı varken sürekli olarak İsrail’den başkalarına kadar birtakım ittifaklar peşinde koşup Türkiye karşıtlığı söylemini sürekli yükseltip bundan elde edeceği nedir. Sürekli olarak bu tip yan yollara başvuruyorlar.
‘Talihsiz bir açıklama’
AB Komisyon Başkanı Von der Leyen’in çok talihsiz bir açıklaması oldu. Türkiye’yi de içine katarak bazı ülkeleri zikrederek bunların Avrupa’ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti ve Avrupa bütünleşmesinin bu şekilde sağlanması gerektiğini söyledi. Bu, Avrupa Birliği’nin şu anda niçin bu hâlde olduğunu gösteren çok temel bir açıklamadır. Türkiye gibi AB’ye aday bir ülkeyi karşıt konumda değerlendirmek, göç ve güvenlik konusunda sürekli kapımızı çalanların zihniyetini göstermesi bakımından çok önemlidir….

Dizi sektörüne yeni düzen

Dizi sektörüne yeni düzen

Mithat Yurdakul / ANKARA – Dizi sektörüne yeni düzenlemeler geliyor. Rekabet Kurumu’nun başını çektiği çalışmayla sinema salonları, dizi yapımı, dijital platformlar, kast ajansı ve aktör seçimine rekabet kriterleri gelecek. Yeni dönemle birlikte Rekabet Kurumu, yalnızca rekabet ihlali ve cezalarla ilgilenmeyecek, doğrudan sektörleri yeniden yapılandıran düzenleyici bir aktör olarak devreye girecek. Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, televizyon dizilerinin uzun süreli olmasında kast ve menajerlik ücretlerinin yüksekliğine dikkat çekerek, “Ulusal kanallardaki dizi süreleri 3 saati aşıyor. Bunun belki en önemli sebebi, reklam alma çabaları. Bir de maliyet tarafı var. Kast ve menajerlik ajansları maliyet içinde önemli bir yer tutuyor. Burada no-name (isimsiz) sanatçılara fırsat tanınması lazım, bu oyuncuların projelerde yer alması için subjektif kriterlerden uzak durulması lazım. Subjektif kriterler gelişimin önünde bir engel olur, hem de maliyetin içinde belli oyuncuları ön plana çıkarırsa dizi, film ve yapım sektörü için bir problem olur” dedi.

‘Dengelemek istiyoruz’
Hazırlayacakları tebliğle bir oyuncuyla 10 yıllık sözleşme yapılmasının önüne geçileceğini vurgulayan Küle, “Ulusal kanalları rahatlatacak imkanlar sağlanırsa daha kısa, keyif alacağımız diziler ortaya çıkacaktır. Yeni düzenlemeyle sektörün yaratıcılık kısmını dengelemek istiyoruz. Tek bir yönetmen sürekli aynı oyuncularla çalışıyor” diye konuştu. Küle, Cem Yılmaz’ın filmlerinde Zafer Algöz ile çalıştığının hatırlatılması üzerine de “Çalışsın, ben beğeniyorum Zafer Algöz’ü. Biz (sektöre) direktifler vermeyeceğiz. Piyasaya giriş engellerini kaldıracak şekilde düzenleme yapıyoruz. Pazar gücüne sahip oyuncuların bu pazar gücünün kırılmasına yönelik düzenlemeler yapacağız” ifadelerini kullandı.
Kast direktörlüğüyle menajerlik ayrılacak
Dizilerde yapım ve dağıtım işini ayrıştıracaklarını aktaran Küle, “Yapımcılar sadece kendi filmlerini dağıtabilecekler. Onun dışındaki dağıtım faaliyetini sadece bağımsız taraflar yapabilecekler. Kast direktörlüğü ve menajerliği ayıracağız” dedi. Sinema sektöründe de salonlara sahip olan hâkim gücün aynı zamanda dağıtım faaliyetinde bulunduğuna işaret eden Küle, “Mars sinemalarında uyguladığımız gibi kendi yapımlarına ayrılan gösterim alanını yüzde 20 ile sınırlayıp yüzde 80’i üçüncü taraflara açma şartı getirdik” dedi. Küle, Netflix, Disney gibi platformlarla ilgili devam eden soruşturmayı da rekabetçi şartlar oluşacak şekilde bir taahhütle bitirme aşamasında olduklarını belirtti….

Hukuka Fransız kaldılar

Hukuka Fransız kaldılar

Asena Yatağan / ANKARA – Doğu Akdeniz’de Fransa ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki iş birliği yeni bir krize kapı aralandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rum lider Hristodulidis, Lefkoşa’nın Rum kesiminde düzenledikleri basın toplantısında, Fransa ile GKRY arasında “Ada’da Fransız kuvvetlerinin bulunmasını” öngören Kuvvetler Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) haziran ayında Paris’te imzalanacağını açıkladı. Ada’da Fransız askeri askeri varlığını kalıcı hale getirmeye yönelik olduğu değerlendirilen bu hamleye KKTC’den sert tepki gelirken, uzmanlar garantörlük anlaşması nedeniyle bu adımın Kıbrıs Türkleri ile mutabakat sağlanmadanhayata geçirilemeyeceğinivurguluyor.

‘Kayda değer bir askeri sonuç doğurmaz’
Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hasan Ünal: Fransa’nın asıl amacı Yunanistan’a sattığı silahlar ve bu çerçevede kurulan ilişkiler üzerinden bir ittifak görüntüsü yaratmak. Sanki Türkiye ile Yunanistan ya da Güney Kıbrıs arasında bir çatışma çıkarsa Fransa otomatik devreye girecekmiş gibi bir algı oluşturuluyor ama bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Nitekim Fransa daha önce Yunanistan’la yaptığı anlaşmada deniz yetki alanları kaynaklı bir çatışmanın bu kapsamda olmayacağını da açıkladı. Rum kesimiyle yapılan anlaşma da benzer şekilde abartılıyor, buraya sınırlı sayıda asker gelip eğitim faaliyetleri yürütmesi dışında kayda değer bir askeri sonuç doğuracak bir durum yok.
‘Siyasi ve psikolojik’
Türkiye’nin kapasitesi ve coğrafi üstünlüğü nedeniyle böyle adımlar dengeyi değiştirmez, ancak gereksiz aktörlerin sürece dahil olması KKTC ve Ada üzerindeki dengeleri etkileyecek şekilde Rum-Yunan tarafında beklentileri yükseltir ve siyasi olarak gerilimi besler. Bu nedenle meselenin askeri değil daha çok siyasi ve psikolojik bir boyutu olduğu değerlendiriliyor.

‘Gerilim yaratma potansiyeli var’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: Yunanistan ile ABD ve Fransa arasında zaten yürürlükte olan savunma anlaşmaları bulunduğu için bu tür bir konuşlandırma aslında tamamen yeni bir durum değil, mevcut düzenin devamı niteliğinde. Bu çerçevede Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması teknik olarak mümkün olsa da bunun kapsamı sınırlı olur ve doğrudan Türkiye’ye karşı bir askeri hamleye dönüşmesi gerçekçi değil. Çünkü Türkiye’nin coğrafi yakınlığı ve askeri kapasitesi böyle bir girişimi caydırır. Ancak bu tür adımların Türkiye’ye dolaylı bir mesaj vermek olduğu için gerilim yaratma potansiyeli vardır.
Hukuka uygun değil
Kıbrıs’ta Fransız askeri konuşlandırılması, uluslararası hukuka da uygun olmaz. BM tarafındanda kabul edilmiş 1960 Anlaşması hâlâ yürürlükte. Bu koşullar altında karşı tarafın tek başına hareket etmesi hukuken mümkün değil. Öncelikle bizimle oturup, Kıbrıs’taki Türkler ile mutabakat sağlamaları gerekir.

‘Dış güçler Ada’nın güvenliğini riske atar’
Emekli Tümgeneral Güray Alpar: Garantör ülkeler dışındaki güçlerin Ada’ya gelmesi Ada’nın güvenliğini riske atar. Nitekim ABD’nin Orta Doğu’daki krizler kapsamında üsleri kullanması nedeniyle geçmişte İran tarafından bu bölgelere saldırılar gündeme geldi. Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi arasında son derece hassas dengeler var ve bu dengeler içinde dış aktörlerin askeri varlık göstermesi gerilimi tırmandırır. Fransa’nın bu adımlarla hem siyasi etkisini artırma hem de silah satışlarını destekleme ve Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarına yönelik çıkarlarını güçlendirme amacı taşıdığı değerlendiriliyor….

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskortDeneme Bonusu Veren Sitelersilvercrestgolf.comcasino siteleribahis sitelerigrandpashabetgrandpashabetJojobetgrandpashabetbahiscommarsbahisimajbetbetofficevaycasinobetpuanmatadorbetbetpuankavbetroyalbetgalabetjojobetJojobetvaycasinobetistpasacasinocasibommarsbahis güncel girişpusulabet güncel girişpusulabet girişmatbet girişbetgarantijojobetbetebetDeneme Bonusu Veren Siteler 2026casibom1win girişholiganbetjojobetmercurecasinobetplayholiganbetonline casinosdeneme bonusucasinomilyongrandpashabetmarsbahismatbetmatbetsekabetpusulabetimajbetholiganbetmatbetcasibomjojobetparobetbetixirsekabetmatbetteosbetbahiscasino1wincasinomilyonbetplay girişbetgitradissonbet girişimajbetkralbetpusulabetligobetgameofbetcasibomcasibompusulabetslotbarjojobetjojobet girişbettilt1winbahiscasinobahiscomteosbetgrandpashabetamgbahisbettiltbetplaycasibombetgit girişjojobetradissonbetcratosroyalbettipobetLunabetBetorderCasibomJojobetmarsbahis güncel girişholiganbetpusulabetjojobetjojobet girişCasibomroyalbetmilanobetbetgarantiholiganbetholiganbet girişMarsbahisCasibomsuperbet girişsuperbetbetebetMarsbahisMarsbahis Güncel Girişgrandpashabet girişcasibomJojobetCasibomPusulabetPusulabetDeneme bonusu veren siteler 2026Deneme bonusu veren siteler 2026grandpashabet twitter girişgrandpashabet şikayetDeneme bonusuDeneme bonusugrandpashabetgrandpashabet