BIST 100
14.514,82 0,82%
DOLAR
48,0340 0,14%
EURO
56,1088 -0,04%
GRAM ALTIN
7.107,39 2,12%
FAİZ
40,85 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
106,56 1,55%
BITCOIN
77.002,00 -0,41%
GBP/TRY
65,5401 0,05%
EUR/USD
1,1679 0,01%
BRENT
94,39 0,65%
ÇEYREK ALTIN
11.620,58 2,12%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
22 °

Son Yazılarım

SON DAKİKA KABİNE TOPLANTISI KARARLARI: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletçe yüreğimiz yanıyor

SON DAKİKA KABİNE TOPLANTISI KARARLARI: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletçe yüreğimiz yanıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Külliye’de toplanan Kabine yaklaşık 3 saat 40 dakika sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları…
Millet olarak hepimiz acılarımızı, ailelerimizin üzüntülerini samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını; eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz.
Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum. Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. İki öğretmen ile üç öğrencimizin tedavisi hâlen devam ediyor. Hamdolsun, yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor.
Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Rabbim bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha telin ediyorum.
“ATEŞ HEPİMİZİN YÜREĞİNE DÜŞTÜ”
Saldırılar sadece Kahramanmaraş’ı, sadece Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkiledi. Milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş’a düşen ateş hepimizin yüreğine düştü.
Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, millî eğitim, sivil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattı. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor.
Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat hâlinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkarıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Kahramanmaraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası da tutuklandı.

“İLK ANDAN İTİBAREN YAKINDAN SÜRECİ BİZZAT TAKİP ETTİM”
Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakından takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık.
İlginizi Çekebilir
Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini bu şekilde gösterebiliyor.
Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı; endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle, bilerek veya bilmeyerek saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürülmüştür.

“BÖYLE BİR ACI ÜZERİNDEN MİLLETİ TAHRİK ETMEK SORUMSUZLUKTUR”
Kimse kusura bakmasın ama daha olay aydınlatılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milleti tehdit etmeye çalışan sivil toplum kuruluşlarının hedef tahtasına konulması ne anlama gelmektedir? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan “olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar” diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana, hangi ahlaka sığar?
Milletçe yüreğimiz yanıyor. Fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk olarak Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapılıyor. Nedir bu telaşınız, nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra, infiale kapılmadan; sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun, bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.
Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş için kırmızı bülten! Dönemin başhekimi tutuklandı
“BÜTÜNCÜL STRATEJİ” VURGUSU
Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal iş birliğine uzanan geniş bir yelpazede bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor.
Şiddet kültürünü besleyen unsurların teşhisinde ne kadar isabetli olursak, tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde, okulların adeta kışlaya veya karakola çevrilmesi gibi pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımlarla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor.
Şu gerçeğin hepimiz farkındayız: Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken, evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal âlemdeki dijital arkadaşlarıyla kurduğu ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Anne babasıyla geçirilen zaman, maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az.
Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler, hatta dijital ebeveynler; evlatlarımızın hayatlarına ve karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini ifsat ettiği, sosyal medya platformlarının amiyane tabirle adeta bir kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücü de eklendiğinde karşımıza son derece karmaşık bir tablo çıkıyor.
“BAKANLIKLARA GEREKLİ TALİMATLARI VERDİM”
Şunun bir defa bilinmesini isterim: Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız büyük önem taşımaktadır.
Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür ve görünmez varlığımızı, yapay zekâdan da istifade ederek daha da güçlendirmeliyiz. Okul-kolluk iş birliğinin artırılması ve yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi de bu süreçte atacağımız adımlar arasında yer alacaktır.
İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim. Aziz milletim, kıymetli basın mensupları; burada özellikle aileye ve ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile, kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adabımuaşeret kuralları ailede öğrenilir. Birey, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile; kültürün, millî ve manevi değerlerin taşıyıcısı; ahlakın, şefkatin ve diğer canlılara merhametle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” dememizin ve artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi budur.
Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı daha kırılgan hâle getiriyor. Okul, aile ve rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkin şekilde kullanılması büyük önem taşıyor. Hükûmet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemi’ni daha etkin hâle getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız.
Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek, duygu ve değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden ve etkili şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hâle getireceğiz.
TBMM’de 23 Nisan Özel Oturumu! Kurtulmuş’un koltuğuna oturan İnci Yıldız Şentürk’ün sözleri tüyleri diken diken etti
OLUMSUZ ETKİ OLUŞTURAN YAPIMLAR
Aziz kardeşlerim, şiddetin tırmanmasında bir diğer etken de çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturan diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın kişiler olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçekle bağını zedeliyor.
Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız açısından taklit riskini artırıyor. Bakınız, biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever ve hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil, her türlü canlı istifade etti.
“KURU GÜRÜLTÜYE PABUÇ BIRAKMAYIZ”
Belirli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz, en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar.
Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi ve toplumu koruma gayretleri adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla göz ardı edildi. Oysa terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele, bu ikisi arasında dengeyi yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.
“EKRANDA ŞİDDET VE YOZLAŞMA” MESELESİ
Değerli arkadaşlar, burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: Reyting kaygısı, şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade; aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti ve şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor.
Biz, yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insan, bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor.
RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla birlikte, özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız.
15 YAŞ ALTINA SOSYAL AĞ KULLANIMI DÜZENLEMESİ
Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarını güçlendirecek yeni düzenlemeler yaparken, bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz.
Şu bir gerçektir ki dijital dünyada bir içerik birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde zaman zaman gecikmeler yaşanabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçmek için içerik takibinde tek tek kaldırma yöntemi yerine hızlı filtreleme araçlarının kullanılması gerekiyor.
Aynı şekilde yaş doğrulama, kimlik temelli denetim ve VPN ile aşılma girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden, 15 yaş altı çocukların sosyal ağ kullanımını sınırlayan düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle önemli bir boşluğun doldurulacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü de getireceğiz.
‘ATEŞLİ SİLAHLAR’ MESELESİ
Bir diğer konu ateşli silahlar meselesidir. Zaten bir süredir bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyorduk. Mevcut uygulamalara ek olarak, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, özellikle silahın çocukların eline geçmesi durumunda verilecek cezaları artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız.
Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni, uygulanabilir, etkin ve caydırıcı önlemleri kararlılıkla hayata geçireceğiz.
Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var: Onlara, vatandaşı olmaktan gurur duyacakları; müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış ve güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri umutla parlayan çocukları için bu sorunu büyümeden çözüme kavuşturacağız.
Araç piyasasında sessiz düşüş!…

16 yaşındaki Zeynep hayatını kaybetmişti! Dehşet anı saniye saniye kamerada

16 yaşındaki Zeynep hayatını kaybetmişti! Dehşet anı saniye saniye kamerada

Kaza, dün saat 20.00 sıralarında Yüreğir ilçesi Akıncılar Mahallesi’nde meydana geldi. Bir alışveriş merkezindeki kafeteryada çalışan Zeynep Su Acar, arkadaşı Ercan Aydın’ın kullandığı motosikletle evine gitmek için yola çıktı.
İlginizi Çekebilir
Yolda ilerlerken Aydın’ın kontrolünü yitirdiği motosiklet, devrildi. Metrelerce sürüklenen motosiklet, metro köprüsünün ayağına çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan Aydın ile Acar, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan Zeynep Su Acar, yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı.
Adana Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsisinin ardından yakınları tarafından alınan Acar’ın cenazesi, Kürkçüler Mezarlığı’nda toprağa verildi. Hastanede tedavisi devam eden Ercan Aydın’ın ise hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi.
KAZANIN GÖRÜNTÜSÜ ORTAYA ÇIKTI
Adana’da Zeynep Su Acar’ın öldüğü, Ercan Aydın’ın ise ağır yaralandığı motosiklet kazasının güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı. Görüntüde, Aydın’ın kullandığı motosikletin refüjdeki taşa değdikten sonra kontrolden çıktığı, arkada oturan Zeynep Su Acar’ın savrularak metro köprüsünün ayağına çarptığı görüldü.
Haber Detay Görsel Slider
Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş için kırmızı bülten! Dönemin başhekimi tutuklandı

Son dakika..

Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş için kırmızı bülten! Dönemin başhekimi tutuklandı

Tunceli’de okuyan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 14 Nisan’da bazı şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiş, 10 şüpheli tutuklanmıştı.
Soruşturmada, şüphelilerden Altaş’ın yurt dışında olduğu tespit edilmişti.
Alınan bilgiye göre, Adalet Bakanlığı, Altaş’ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle aranması için resmi süreci başlattı.
Altaş’ın iade dosyasının hem ABD makamlarına iletilmek hem de Interpol Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak üzere ilgili bakanlıklara bildirildiği öğrenildi.

DÖNEMİN TUNCELİ DEVLET HASTANESİ BAŞHEKİMİ TUTUKLANDI
Son dakika bilgisine göre dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı.
Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada, Doku’nun 31 Aralık 2019’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş yaptığı kayıtların silindiği bilgileri dosyaya girmişti.
Sağlık Bakanlığınca, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hastane kayıtlarının silindiği iddiaları üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı ve müfettiş görevlendirildiği bildirilmişti.
Gülistan Doku soruşturmasında esrarengiz not! Eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel, ‘tanımıyorum’ demişti
25 yaşındaki doktor Beyza yanarak can vermişti! Feci kaza kamerada…

Yaptığı apartman 96 kişiye mezar olmuştu! Karar değişti: 62 kez müebbetten 22 yıla

Yaptığı apartman 96 kişiye mezar olmuştu! Karar değişti: 62 kez müebbetten 22 yıla

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesince görülen duruşmaya tutuklu sanık Alpargün, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı, avukatlar ve bazı müştekiler de duruşma salonunda hazır bulundu.
Esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden cumhuriyet savcısı, sanığın “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması yönünde görüş sundu.
Alpargün, savunmasında, apartmanı kanunlara uygun inşa ettiğini öne sürerek, şu beyanda bulundu:
“İnşaatta hiçbir eksik malzeme kullanmadım. 1975 Deprem Yönetmeliği’ne uygun inşaat yaptım. Proje eksiksiz ve kusursuzdur. Binanın iskanını aldım. Ciddi sağlık sorunlarım var, kanser hastasıyım. Uzun süredir tutukluyum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”
Müşteki avukatları ise Konya Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan 6 kişilik heyetin hazırladığı ve yerel mahkemeye sunduğu 46 sayfalık ikinci bilirkişi raporu dikkate alınarak sanığın “olası kastla öldürme” suçundan cezalandırılmasını, savcılığın mütalaasını bu yönde değiştirmesini talep etti.
Beyanların ardından 18. Ceza Dairesi, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdığı Hasan Alpargün’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi.
‘Başka binamda hasar yok’ diyen 96 kişinin öldüğü apartmanın müteahhidine büyük şok

İlginizi Çekebilir
DAVA SÜRECİ
Alpargün Apartmanı’nın yıkılması sonucu 96 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan müteahhit Hasan Alpargün’ün 6 Şubat 2023’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gittiği belirlenmişti. Çalışmalar sonucunda Lefkoşa Emniyet Müdürlüğüne teslim olan Alpargün, Adana’ya getirilmiş ve 13 Şubat 2023’te tutuklanmıştı.
Alpargün’ün 990 bin dolar, 890 bin avro ve 500 bin lirasını Türkiye’den KKTC’ye transfer etmeye çalıştığı ve Lefkoşa’da daire satın almak için girişimde bulunduğu öne sürülmüştü.
Hakkında dava açılan Alpargün, Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesince 27 Eylül 2024’teki karar duruşmasında “olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, sanık hakkındaki kararı hukuka aykırı bularak bozmuş ve dosyayı incelenmek üzere 12. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti. Yeniden yargılandığı davanın 30 Ekim 2025’teki karar duruşmasında aynı ceza verilen sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedilmişti.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, 2 Şubat 2026’da verdiği kararla müteahhit Hasan Alpargün’ün hakkındaki ikinci istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına hükmetmişti.
MAHKEME HEYETİNE HAKARETTEN DE CEZA ALMIŞTI
Alpargün hakkında davanın 10 Temmuz 2025’teki celsesinde heyete yönelik sinkaflı ifadeler kullandığı gerekçesiyle “zincirleme şekilde kamu görevlisine alenen hakaret” suçundan yeni dava açılmıştı. Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesince 22 Ocak 2026’daki karar duruşmasında Alpargün’e kamu görevlisine yönelik “dini değerlere alenen hakaret” suçundan 255 bin lira adli para cezası verilmişti.
‘Mukadderat’ demişti, rekor ceza aldı! Alpargün Apartmanı davasında 96 canın katiline tarihi ceza

deneme bonusu veren sitelerhttps://about.xpmedical.com/Deneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://lutherhotelpalacios.com/grandpashabetGrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergeminibikes.comDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://elysium-studios.com/grandpashabetJojobetmichaelanthonyspizza.nethttps://contact.moerleinlagerhouse.com/Deneme Bonusu Veren Sitelerjojobet girişporno izlechild porngrandpashabetgrandpashabetchild porngrandpashabetporno izlekargabetgrandpashabetgrandpashabetholiganbetholiganbetgrandpashabetholiganbetjojobetjojobetjojobetcasibomcasibommarsbahiscasibomjojobetcasibomcasibomgrandpashabetgrandpashabetcasibomtambetcasinoroyal girişjojobetgrandpashabetgrandpashabet girişmatbetpusulabet girişimajbetsuperbetinmarsbahis girişbettiltbetpuan girişcasinowonholiganbet girişcratosroyalbetcratosroyalbetradissonbet girişvdcasino girişpusulabetchild pornmatadorbetimajbet güncelbetpuanbetpuansonbahissonbahisgrandpashabetsuperbetinparmabet girişparmabetslotrabets10matadorbetcasibom2010marsbahis.comjojobetholiganbetcasibomholiganbetholiganbetgrandpashabetsekabetmatbetgrandpashabetjojobetcasibomgrandpashabetimajbetmatbetcasibom girişcasibomcasibom girişmarsbahisholiganbetjojobetJojobetHoliganbetMarsbahisCasibomjojobet girişjojobet giriş