BIST 100
12.070,17 -0,40%
DOLAR
49,5275 0,11%
EURO
55,7037 0,10%
GRAM ALTIN
6.654,44 0,29%
BITCOIN
82.058,00 0,06%
FAİZ
39,44 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
91,92 0,60%
GBP/TRY
65,9952 0,28%
EUR/USD
1,1239 0,17%
BRENT PETROL
103,38 -0,66%
ÇEYREK ALTIN
10.880,00 0,29%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °

HABER

'Damat adayı' vahşeti! 65 yaşındaki kadının boğazını kesip altınları çaldı

‘Damat adayı’ vahşeti! 65 yaşındaki kadının boğazını kesip altınları çaldı

Olay, dün Hamidiye Mahallesi Yavuz Sokak’taki 5 katlı binanın 3’üncü katındaki dairede meydana geldi. Nihat Ekinci (69), cuma namazını kılmak üzere camiye gitmek için evden ayrıldı. Namazdan sonra eve dönen Ekinci, eşi Fatma Ekinci’yi yerde hareketsiz halde yatarken buldu. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık görevlileri sevk edildi. Ekipler yaptığı kontrolde, 2 çocuk annesi Ekinci’nin, boğazının kesilerek öldürüldükten sonra evde bulunan yüklü miktardaki altın ve ziynet eşyasının çalındığını belirledi.
EVİNDE ÇALDIĞI ALTINLARLA YAKALANDI
Cumhuriyet savcısının evde yaptığı incelemenin ardından Fatma Ekinci’nin cenazesi otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, cinayeti aile ile yakın ilişkisi bulunduğu belirtilen ilçede bilgisayar tamirciliği yapan Erdi B.’nin işlediğini saptadı. Şüpheli, gece saatlerinde evine düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Evde yapılan aramada öldürülen Fatma Ekinci’ye ait altın ve ziynet eşyaları bulundu.
Haber Detay Görsel Slider
KANLI KIYAFETLERİNİ ÇÖP KONTEYNERİNE ATMIŞ
Emniyete götürülen Erdi B.’in ifadesinde Fatma Ekinci’nin kızı ile olan ilişkisinden dolayı ‘damat adayı’ olduğunu öne sürdüğü bildirildi. Nihat Ekici’nin cuma namazına gideceğini bildiğini, altınların nerede saklandığından haberdar olduğunu belirten Erdi B., cinayetin ardından üzerinde kan bulunan kıyafetler ile olayda kullandığı bıçağı farklı mahallerde çöp konteynerine attığını itiraf etti.

ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Şüpheli adliyeye sevk edilirken, polis, çöp konteynerinden bulup çıkardığı kanlı kıyafet ve cinayette kullanılan bıçağı Cumhuriyet savcılığına teslim etti.

Fenerbahçeli futbolcu Skriniar’a hırsızlık şoku! İfadesi ortaya çıktı…

Öğretmen Fatma Nur Çelik cinayetinde kan donduran detaylar: Kitlesel öldürme temalı oyun

Öğretmen Fatma Nur Çelik cinayetinde kan donduran detaylar: Kitlesel öldürme temalı oyun

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, F.S.B’nin olay günü okulun bahçe kapısından içeri girerek hangi öğretmenin hangi gün ve saatte hangi sınıfta derste bulunduğunu gösteren ders programı dosyalarını incelediği belirtilerek, şüpheli çocuğun hareketlerinin hedef belirlemeye yönelik olduğu ifade edildi.
İddianamede, F.S.B’nin öğretmen Fatma Nur Çelik’in ders verdiği 206 nolu sınıfa girdiği, hiçbir uyarı ya da tartışma yaşamadan doğrudan masasında oturan Çelik’e yöneldiği, 4-5 bıçak darbesiyle sırt bölgesinden saldırdıktan sonra sınıftan hızla çıktığı anlatıldı.
Olay sonrasına ilişkin görüntülere değinilen iddianamede, öğretmen Çelik’in sınıftan çıktıktan sonra bir süre koridorda ayakta kalmaya çalıştığı ve duvara tutunarak ilerlediği, vücudunun özellikle sırt ve sol kürek kemiği civarında yoğun kanama olduğu, kaldırıldığı hastanede aynı gün vefat ettiği aktarıldı.
İddianamede, F.S.B’nin olay günü ders programını inceleyerek öğretmenlerin yerlerini tespit etmesi, ardından doğrudan 206 nolu sınıfa yönelmesi, sınıfa girdikten sonra herhangi bir tartışma, uyarı veya ani gelişen bir durum olmaksızın doğrudan Çelik’i hedef alması dikkate alınarak, saldırının ani bir refleks değil, yoğunluk ve devamlılık gösteren bir icra hareketi olduğu değerlendirmesi yapıldı. F.S.B’nin eyleminin olay anında doğmuş ani ve geçici öfke patlamasının ürünü olmadığı, aksine aylar öncesine yayılan, giderek derinleşen, zihinsel olarak beslenen ve nihayet somut icra hareketine dönüştürülen süreç sonunda gerçekleştiği vurgulandı.

REHBERLİK VE PSİKİYATRİ RAPORLARI
Okul rehberlik birimince 2025 yılı başlarından itibaren düzenlenen görüşme ve yönlendirme formlarında F.S.B’nin içe kapanma, kendine zarar verme, yoğun öfke, davranış bozulması, çevreye uyum güçlüğü ve psikiyatrik destek ihtiyacı nedeniyle izlem altına alındığı aktarılan iddianamede, F.S.B’nin bu görüşmelerde sesler duyduğunu, bu seslerin kendisine zarar verici telkinlerde bulunduğunu anlattığı, başka aşamada ise rehber öğretmenine “Birisini öldürmek istiyorum.” biçiminde beyanda bulunduğu, bu beyan üzerine ailenin tekrar çağrıldığı ve psikiyatrik sevk sürecinin işletildiği bilgisi yer aldı.
İddianamede, İstanbul Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin sağlık kurulu raporunda ise F.S.B’nin zaman zaman reddedilmiş ve kırgın hissettiğini, zira okula devam edememesini depresif duygularının nedenlerinden biri olarak gördüğünü ifade ettiği, okuldan uzak kalması sebebiyle öğretmenlerle ilgili husumet, kırgınlık ve dışlama algısını zihninde büyüttüğü değerlendirmesine yer verildi.
Bu sağlık kurulu raporu incelendiğinde F.S.B’nin olaydan önceki süreçte psikiyatrik şikayetlerle “ses duyma”, “siluet görme” gibi yaşantılar tarif ettiği ancak yapılan değerlendirmelerde bu yaşantıların psikotik bozukluk düzeyine ulaşmadığı, kişinin gerçeği değerlendirme yetisinin, muhakeme ve davranışlarını yönlendirme kabiliyetinin korunduğunun açıkça belirlendiği kaydedildi.
Olay tarihinde F.S.B’nin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğunun altı çizilen iddianamede, yine aynı sağlık kurulu raporunda eylemin ani gelişen kontrolsüz davranıştan ziyade, hazırlık, gizleme ve hedefe yönelme unsurları içeren planlı davranış örüntüsü gösterdiğinin ifade edildiği belirtildi.
İlginizi Çekebilir

ŞİDDET İÇERİKLİ OYUN VE FİLM TESPİTİ
F.S.B’nin tedavisinin olaydan kısa süre önce sonlanması ve yeniden serbest sosyal çevreye dönmesiyle aynı tarihte dijital kayıtlarda “Hatred Mass Murderer Mode” adlı kitlesel öldürme temalı oyun içeriği ile “Once Upon a Time in High School” isimli okul ve şiddet eksenli film içeriğine ilişkin videolar izlediğinin tespit edildiği belirtilen iddianamede, bu hususların tasarlamanın değerlendirilmesinde önem verilen suç kararından sonra geçen süre içinde F.S.B’nin zihinsel olarak fiili işleyeceği sahneyi kurması, öldürme düşüncesini besleyen araç ve imgelerle meşgul olması, kararından dönmeyip aksine onu derinleştirmesi ölçütleriyle paralel olduğu vurgulandı.
Ayrıca, F.S.B’nin YouTube’da “Hatred-Mass Murderer Mode” isimli oyunu olay tarihinden kısa süre önce izlediği ve oyunun içeriğinin, fail merkezli, yoğun nefret duygusu üzerine kurulu ve sivillere yönelik ayrım gözetmeksizin kitlesel öldürme eylemlerini esas alan kurguya sahip olduğu, oyun karakterinin çeşitli öldürücü araçlar kullanarak rastgele kişileri hedef aldığı ve öldürmenin başlı başına amaç haline getirildiği tespitine yer verildi.
İddianamede, F.S.B’nin eyleminin toplumun ortak vicdanını sarsacak nitelikte olduğu ve insan hayatını araçsallaştırdığı, öldürmeyi başlı başına amaç haline getirdiği kaydedildi.
Ayrıca iddianamede, F.S.B’nin öğretmenler Z.A. ve B.A’yı bıçakla hafif şekilde yaraladığı, öğrenciler S.K, K.A, B.R.A, M.A, A.D, M.B. ile öğretmen Ş.G’ye ise bıçakla saldırmaya çalıştığı, içlerinden bazılarını da bıçakla kovaladığı aktarıldı.
F.S.B’nin “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle öldürme”, “çocuğa karşı tasarlayarak canavarca hisle öldürmeye teşebbüs”, “kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak canavarca hisle öldürmeye teşebbüs” suçlarından 126 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden savcılık, iddianameyi çocuk ağır ceza mahkemesine gönderdi.
OLAY
Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi F.S.B. (17), 2 Mart’ta öğretmenler Fatma Nur Çelik (44), Z.A. (52) ve B.A’yı bıçakla yaralamıştı.
Öğretmenlerden Çelik kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, polis ekiplerince gözaltına alınan F.S.B, “görevi başındaki memuru kasten öldürmek” ve “kasten yaralama” suçlarından tutuklanmıştı.
Bursa’da şehit ailesini yıkan olay! Baba: Yine bir travma yaşadık
Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! ‘Sen deli Kadirsin diyorlar’

…

Hayatı bir günde değişti! Kocaeli'de dehşeti yaşayan kadın konuştu: Asla eskisi gibi olamayacağım

Hayatı bir günde değişti! Kocaeli’de dehşeti yaşayan kadın konuştu: Asla eskisi gibi olamayacağım

Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, bir grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı.
Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu.

Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, diğer 2 şüpheli ise serbest bırakıldı.”KÜFÜR UYARISIYLA SALDIRDILAR”
Yüz ve kafatasındaki kırıklardan kaynaklı ameliyata alınan ve bu sebeple kafasında 30 zımba bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı zor süreci anlattı.
Hastane sürecinden sonra evine gelen Meryem Yıldırım, “Bayramın birinci günü oğlumla dışarıda yemekteydik. Sonra eğlenmek için gittiğimiz mekanda tanımadığımız kişiler tarafından darp edildik. Orada başka bir kavga vardı. Bizi darp eden şahıslar önce mekandaki garsonu tartakladılar. Garson içeri kaçınca bunlar da içeri girdi. İçeri girdiklerinde de küfür ediyorlardı. Oğlum da ‘Beyler küfür etmesek mi’? dedi. Bunun üzerine oğluma yumruk attılar. Tekmeyle yumrukla saldırmaya başladılar. Mekan sahibi herkesi dışarı çıkarttı. Sadece bölüm bölüm dayak yediğimi hatırlıyorum. Yani durup durup vurmuşlar. Ben kaçtıkça gelip vurmuşlar. Sürekli kafama darbe aldım. Kurtulmak için başka bir mekana girdim. Bunlar mekan sahibi değil. Saldıranlar 3 kişiydiler, biri kadın, 2’si erkekti” diye konuştu.
İstanbul’da kadın sürücüye saldırı: Abi ne olur git, çocuğum var

“BEDENEN VE RUHEN ALDIĞIM ŞİDDETİN YANI SIRA HALA TEHDİTLER DEVEM EDİLİYOR”
Beyin ve iç kanama ihtimali ile hastanede uzun süre kaldığını söyleyen Yıldırım, “Ağır ameliyat geçirdim. Yüzümdeki kemiklerim kırıktı. Çenemde kayma oldu. Bu süreçte mama ile besleniyorum. Yürürken denge problemi yaşıyorum. Konuşma zorluğu çekiyorum. Gözümde görme kaybı var. Sürekli hastanedeyim. Bedenen ve ruhen aldığım şiddetin yanı sıra hala tehditler devem ediliyor. Şikayetimi çekmem için para teklif edildi, ancak kabul etmedim. Şikayetim devam ediyor. Bu şahıslar mekan dışında birisini bıçakladı, sonra garsonu darp ettiler. Garsonun arkasından bu şahıslar içeri girince olay yaşandı” ifadelerini kullandı.

“SAÇLARIM KAZINDI, ONLARI ÇOK SEVİYORDUM”
15 gün hastanede tedavi altında kaldığını söyleyen Yıldırım, “Hastanede ilaçlarla ayakta kalabildim. Göz kafesimin etrafı, kaşı üstüm, elmacık kemiklerim, elmacık kemiğimde kırık var ve hepsi platinle desteklendi. Burun kırığım var. Dişlerim kırık. Saçlarım kazındı, onları seviyordum. Ama görsellik artık ikinci planda kaldı. Canım çok acıyor. Ağrılı kesicilerle ayakta duruyorum. Konuşma bozukluğum var. Sadece ağrılarımın geçmesi için dua ediyorum. Hayattan soğuttular. Psikiyatrik tedavi görüyorum. Travmaya dayalı şizofrenik atak geçiriyorum” dedi.
Kafede dehşet! Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler

Olay sonrası 3 şüphelinin yakalandığını ve bunlardan birinin tutuklandığını söyleyen Meryem Yıldırım, “Adalete güveniyorum. İyi değilim. Eskisi gibi olmayacak hiçbir şey ama biraz daha rahat hissetmem için asla vazgeçmeyeceğim” diye konuştu.

Yıldırım, saçının kazındığı anları da paylaşarak duygu dolu anlar yaşadı.

Ayrıca tutuklu sanığın ailesi, cezaevinden görüşme esnasından çektiği fotoğrafı sosyal medya hesabından şu notla paylaştı; “Az kaldı aslan abim, üstümüze oynayan altımızda kalacak. Azıcık sabır.” Yıldırım, avukatı aracılığı ile bu fotoğrafı da dosyaya eklediğini belirtti….

Fatma Nur Çelik cinayeti! 17 yaşındaki katil için 126 yıl hapis talebi

Fatma Nur Çelik cinayeti! 17 yaşındaki katil için 126 yıl hapis talebi

Borsa İstanbul Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrenci Furkan Samet Bakalım(17), öğretmenleri Fatma Nur Çelik (44) ve Zeynep Aybars (52) ile 6 öğrenciyi bıçakla yaraladı.
Yaralılar hastaneye kaldırılırken, öğretmen Çelik tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Saldırıyı gerçekleştiren Furkan Samet Balım olay yerinde gözaltına alınmasının ardından çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İlginizi Çekebilir
İDDİANAME TAMAMLANDI
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma tamamlandı. Bakalım hakkında hazırlanan iddianamede, Çelik’i öldürüp 6 kişiyi de yaralaması nedeniyle, “Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle öldürme” suçundan, 6 kişiyi de yaralaması nedeniyle “Çocuğa karşı tasarlayarak canavarca hisle öldürmeye teşebbüs”, “Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak canavarca hisle öldürmeye teşebbüs” suçlarından toplamda 126 yıla kadar hapsi istendi. Adli Tıp Kurumu’nda alınan raporda, sanığın akıl sağlığının yerinde olduğunu ve eylemi ‘öldürme kastıyla’ gerçekleştirdiğini belirtildi.
Bursa’da şehit ailesini yıkan olay! Baba: Yine bir travma yaşadık
Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! ‘Sen deli Kadirsin diyorlar’

…

Son dakika..

Son dakika… Fenerbahçeli futbolcu Skriniar’a hırsızlık şoku! İfadesi ortaya çıktı

Olay, 9 Mart’ta Beykoz’da bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, Milan Skriniar evini taşımak için bir firma ile anlaştı. Taşıma işlemi sonunda masanın üzerindeki yaklaşık 37 bin dolarının yerinde olmadığını fark etti.
İlginizi Çekebilir
Skriniar polise ‘Bugün bir taşınma işimiz vardı, yapan şahıslar da burada 37 bin dolar civarında para çalındı’ dedi. İhbar üzerine polis ekipleri siteye geldi.
İFADE ORTAYA ÇIKTI Fenerbahçeli Milan Skriniar, yardımcısı aracılığı ile ifadesini verdi. Skriniar ifadesinde taşınmak için bir taşıma şirketi ile anlaştıklarını, sabah 11:00 sıralarında firma görevlilerinin gelerek eşyaları yükleme yaptıkları, 16:30 sıralarında yükleme işlemi bittiğini belirtti. Devamında kendisinin eve geldiğini 20:30 sıralarında 2’nci katta bulunan komodin içindeki 26 bin Dolar, 4.400 Euro, ve bir miktar parasının çalındığını fark ettiğini belirtti.
ABD basını yazdı! Ateşkesin perde arkasında yeni cephe: ‘Çin’den İran’a sessiz destek’
5 KİŞİ SERBEST BIRAKILDI
Bunun üzerine nakliye şirketini arayarak tekrardan ikamete çağırdığını polise belirtti. Polis o sırada olay yerinde olan nakliye firması çalışanları 5 kişinin ifadesine başvurmak üzere karakola götürdü. Şüpheliler A.E., B.A., C.Ü., E.O.Y. ve İ.Ü. Paşabahçe Polis Merkezi Amirliği’nde ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Polis ekipleri, sitenin güvenlik kamera kayıtlarını incelemeye aldı.
Savaşın 43. gününde dünyanın gözü Pakistan’da! Görüşme öncesi ilk kriz: ABD’den İran’a yalanlama geldi…

Sabah saat 06

Sabah saat 06.00’da kuyruk başladı: Ne alırsak 200 lira

Antalya’da ikinci el ürün satışı yapan ve ürünlerini indirimli fiyatlarla satışa sunan bir giyim mağazasının açılışı izdihama sahne oldu. Kışla Mahallesi Şehit Binbaşı Cengiz Toytonguç Caddesi’nde gerçekleşen açılışta, sabahın erken saatlerinden itibaren mağaza önünde toplanan vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu.
Kapıların saat 11.00’de açılmasıyla birlikte içeri girmek isteyen kalabalık yoğunluk oluştururken, mağaza görevlileri izdihamı kontrol altına almakta zorlandı.

İçerideki yoğunluk artınca mağaza sahipleri kapıları zaman zaman kapatarak kontrollü şekilde müşteri almaya devam etti. Mağaza içinde ve dışında oluşan kalabalık dikkat çekerken, açılışın ilk saatlerinde yaklaşık 2 bin kişinin içeri alındığı öğrenildi. İndirimli ürünlere yoğun ilgi gösteren vatandaşların mağaza önündeki bekleyişi ise devam ediyor.
13 yıldır sır gibi devam ediyor! İstanbul’da başladı, Türkiye’ye yayıldı: Hayatımız kısa
“AÇILIŞI SABAH SAAT 06.00’DAN BERİ BEKLEYENLER VARMIŞ”
Açılışı sosyal medyada görüp sabah saat 08.20’den itibaren sıraya giren Semih Ünel, “Bugün burada yeni bir mağaza açıldı. Açılış için geldik. İndirim olduğunu ve tüm ürünlerin 200 liradan satıldığını duyduk. Biz de alışveriş yapmak için sıraya girdik. Bu mağaza, ikinci el ürünler satan bir yer. Sabah saat 08.30 gibi buradaydık ve sıranın sonundaydık. Şimdi ise kuyruk metrelerce uzadı. Sabah saat 06.00’da gelenler bile varmış. Ürün kalmayabilir diye çok umudumuz yok ama yine de beklemeye devam ediyoruz. İş yeri sahibi, önceki açılışına ait görüntüleri paylaşmıştı. Bu yüzden erken gelmek istedik” dedi.
Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! ‘Sen deli Kadirsin diyorlar’
“KARARLIYIM, BUGÜN MUTLAKA ALIŞVERİŞ YAPACAĞIM”
Arda Kabalar ise, “Ben de arkadaşımla sabah 08.00’den beri burada bekliyorum. Kararlıyım, bugün mutlaka alışveriş yapacağım. Bu açılışı daha önce İstanbul’da da yapmışlar, o yüzden yoğunluk olacağını biliyorduk ve erken geldik. Başta sıranın en sonundaydık, şimdi ise kuyruk Güllük Caddesi’ne kadar uzandı. Normalde bu ürünleri sosyal medya üzerinden de alabiliyoruz ancak şu anda indirim olduğu için buradayız. Ne alırsak 200 lira” dedi.
…

13 yıldır sır gibi devam ediyor! İstanbul'da başladı, Türkiye'ye yayıldı: Hayatımız kısa

13 yıldır sır gibi devam ediyor! İstanbul’da başladı, Türkiye’ye yayıldı: Hayatımız kısa

İstanbul’da bir şirkette mali denetmen olarak çalışan 1 çocuk babası Deniz Seçer, doğa gönüllülüğünü bir yaşam biçimi haline getirdi. ‘Doğaya borcumuz’ var diyen seçer 13 yıl içinde Türkiye’nin dört bir yanındaki atıl arazilere on binlerce fidan dikti, yüz binlerce tohumu toprakla buluşturdu. Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) gönüllü programında yer alan ve aynı zamanda sertifikalı bir yangın söndürme gönüllüsü olan Seçer’in doğa serüveni, geçtiğimiz yıl uluslararası festivallerden ödülle dönen ‘Ağaç Adam’ belgeseline de konu oldu. Seçer bugünlerde başlattığı bir projeyle 1 milyon zeytin ağacı dikmeyi hedefliyor.

’12-13 YILDIR GÖNÜLLÜ OLARAK AĞAÇ DİKİYORUM’
Deniz Seçer ağaç dikmeye nasıl başladığını anlatırken, “Sanırım doğaya olan borcumuzu ödeme isteğiyle ağaç dikmeye başladım diyebilirim. 12-13 yıldır ağaç dikiyorum, gönüllü olarak ağaç dikiyorum. Kurak arazilere, çorak topraklara, ağaçsız dağlara çok uzun yıllardır on binlerce ağaç diktim, yüz binlerce tohum topu attım. Tamamen bu faaliyetleri gönüllü olarak gerçekleştirdim. Sanırım doğamızın, doğa ananın buna ihtiyacı var ve birilerinin bunu yapması gerekiyor gönüllü olarak” diye konuştu.
Bursa’da şehit ailesini yıkan olay! Baba: Yine bir travma yaşadık

‘HER KAFAMIZIN ESTİĞİ YERE FİDAN DİKEMİYORUZ’
Fidan dikimi yapılacak arazilerin belirlenme sürecindeki hassasiyeti anlatan Seçer, “Çok uzun yıllardır fidanlarımı Orman Genel Müdürlüğü’nden alırım, OGM’nin fidanlıklarından. Çünkü çok güzel fidan üretiyorlar. Sıklıkla çam ağaçları, türevleri, yani iğne yapraklılar ve meşe ağaçlarını satın alırım orada ve gönüllü olarak ağaçsız dağlara dikerim. Tabii ki bu dikim aşamasında perde arkasında birçok işlem var. Her kafamızın estiği yere fidan dikemiyoruz, uygun araziler olması gerekiyor. Kişilerin arazilerine fidan dikmek, sit alanlarına ya da OGM’nin çalışma alanlarına fidan dikmek çok uygun olmuyor. Ama kamuya açık alanlarda ağaçsız, çorak alanlarda gönüllü olarak, bireysel olarak fidan dikebiliyoruz ve ben de sıklıkla bu alanları tercih ediyorum” ifadelerini kullandı.
Türkiye’den Afrika’ya enerji hamlesi: Uzmanlara göre ‘tarihi bir an’

‘AĞAÇ DİKMEK İÇİN YÜZLERCE KİLOMETRE GİDİP GELMEMİZ GEREKİYOR’
İstanbul’da uygun alan bulmanın zorluğuna değinen Seçer, 10 yıllık süreçte geçtiğimiz senelerde bir belgesele konu olduğundan da bahsetti. Seçer, “İstanbulluyum ama İstanbul’da malum ağaç dikmek için çok fazla uygun yer yok. En yakın ağaç diktiğimiz lokasyonlar da sıklıkla Sakarya, Bilecik, Bursa ve Balıkesir coğrafyası diyebilirim. Yani ağaç dikmek için yüzlerce kilometre gidip gelmemiz gerekiyor bazen, konaklamamız gerekiyor. Bu yaklaşık 10 yıllık serüvenin sonucunda geçtiğimiz sene ‘Ağaç Adam’ isminde bir belgeselimiz yayınlandı. Tamamen ağaç dikme ve tohum topları üzerine tasarlanmış bir belgesel. Bu belgesel yaklaşık bir buçuk sene içerisinde 30’dan fazla festivalde gösterim aldı, onlarca kez ‘En İyi Belgesel’ ödülüne layık görüldü. Bu belgesel paralelinde doğasever kitlemiz ve çevremdeki doğasever arkadaşlarımız sayısı otomatikman artmış oldu” dedi.

‘SAHİPLENİLEN HER AĞAÇ PROTOKOLLE KAYIT ALTINA ALINIYOR’
Zeytin ağaçlarının korunmasına yönelik başlattıkları ‘1 Milyon Zeytin Ağacı’ projesine değinen Seçer, şöyle devam etti:
“Son yıllarda çok fazla zeytin ağacının kesildiğine, yandığına şahit olduk ve buna kayıtsız kalamadım açıkçası. Yakın zamanda ‘1 Milyon Zeytin Ağacı Dikiyoruz’ ismiyle bir proje başlattık. Bu proje tamamen doğaseverlerin internet üzerinden sahiplendiği zeytin fidanlarının, ben ve etrafımdaki profesyonel doğasever arkadaşlar tarafından ihtiyaç sahibi çiftçilerimizin arazilerine dikilmesiyle gerçekleşiyor. Diktiğimiz tüm zeytin ağaçları çiftçilerimizle birlikte bir protokol karşılığında dikiliyor. Yani bugün sahiplenilen her zeytin ağacının hangi il, hangi ilçe, hangi köy, hangi parsele dikildiği bir protokolle kayıt altına alınıyor.”

‘KADINLARIMIZIN VE ÇOCUKLARIMIZIN ÜRETİME KATILMASINI İSTİYORUZ’
Seçer, “Aslında baktığınızda sadece bir zeytin ağacı dikme projesi değil, bir tarımsal destek projesi de diyebiliriz. Çünkü kırsal kesimde çok fazla ağaçsız araziler var ve orada kadınlarımız, çocuklarımız, dezavantajlı grupların üretime katılmasını istiyoruz. Çiftçiliğin artmasını, zeytin ağacının yok olmamasını istiyoruz. Çünkü hepimizin bildiği gibi çok kutsal bir ağaç. 1 milyon zeytin ağacı projesiyle ilk başta Kuzey Ege pilot bölge olmak üzere, ardından Manisa ve ardından Hatay olmak üzere umarım milyonlarca zeytin ağacını toprakla buluşturacağız” diye konuştu.

‘ORADA MİLYARLARCA CAN BİR GÜNDE YOK OLABİLİYOR’
Aynı zamanda yangın söndürme gönüllüsü olduğunu belirten Seçer, “Ben aynı zamanda bir orman gönüllüsüyüm. Orman Bakanlığı’na bağlı eğitimini almış bir yangın gönüllüsüyüm. Bugüne kadar onlarca yangına katılmışımdır. Hepimiz uzaktan ‘Bir yerler yanıyor’ diyoruz ama orman yangının içerisine girdiğinizde aslında oradaki resim bizim söylemlerimizden, sosyal medyada paylaştıklarımızdan çok çok daha farklı. Çünkü orada milyonlarca ağaç var, milyarlarca canlı var ve yüzyıllar boyunca orada yaşamışlar ve hepsi bir günde yok olabiliyor. İşte herhalde biz doğaseverler hem o yangında hem de o yangından sonra devreye girip elimizden geldiğince doğaya destek olmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘HAYATIMIZ KISA, DİKECEK ÇOK FAZLA FİDANIMIZ VAR’
Seçer sözlerini şöyle tamamladı: Geleceğe bir miras bırakıyoruz. Binlerce ağacı diktikten sonra asırlar boyunca yaşayacak, gelecek nesillere bereket olacak, nesillerimize nefes olacak, ekmek olacak, aş olacak, ailelere geçim sağlayacak. Hem bende hem bu sürece dahil olan tüm doğaseverlerde uyandırdığı hisler çok çok daha büyük. Her ne kadar doğada bu kadar vakit geçiriyor olsam da aslında kurumsal bir şirkette denetçi olarak çalışıyorum. Özellikle kış sezonunda, eylül ayından mart ayına kadar boş zamanlarımın neredeyse tamamını doğada geçiririm. Çünkü mümkün mertebe daha fazla fidan dikmek istiyorum. Hayatımız kısa, dikecek çok fazla fidanımız var ve doğa ananın da buna çok fazla ihtiyacı var. O yüzden fırsat buldukça doğada nefes alırım, doğada soluk alırım….

Son dakika: Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Son dakika: Hüsamettin Cindoruk hayatını kaybetti

Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 25 Aralık 2025 tarihinde, evde oksijen satürasyonunun düşmesi üzerine Koç Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı.
HAYATINI KAYBETTİ Burada tedavi altına alınan Cindoruk, yoğun bakım servisine yatırıldı. Cindoruk’un bugün hayatını kaybettiği bildirildi.

HÜSAMETTİN CİNDORUK KİMDİR?
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Hüsamettin Cindoruk, Türk siyasetinin bir dönem etkili isimleri arasındaydı. Cindoruk, siyaset hayatına Demokrat Parti gençlik kollarıyla başladı. 1958 yılında Demokrat Parti’den ayrılan Hüsamettin Cindoruk, Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı.
Cindoruk, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Yassıada yargılamalarında 18 eski milletvekilinin avukatlığını üstlendi. Hüsamettin Cindoruk, Yüksek Adalet Divanı’na hakaret ettiği gerekçesiyle iki buçuk ay hapis cezasına çarptırıldı.
Demokratik siyasal yaşama dönüşle birlikte Adalet Partisi ve Demokratik Parti’de faaliyet gösteren Cindoruk’un 12 Eylül 1980 darbesiyle siyasi yaşamı bir kez daha sekteye uğradı. Hüsamettin Cindoruk, 1983 yılında kurucusu olduğu Büyük Türkiye Partisi ile siyasete geri döndü ancak yeni kurulan partiyi Milli Güvenlik Konseyi kapattı.
Cindoruk, aralarında Süleyman Demirel’in de bulunduğu dönemin siyasetçileriyle Zincirbozan’a gönderilenler arasındaydı. Darbe süreçlerinin ardından Hüsamettin Cindoruk 14 Mayıs 1985 tarihinde Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi. Cindoruk, Genel Başkanlık koltuğunu siyasi yasağının bitmesinin ardından Süleyman Demirel’e bıraktı. Hüsamettin Cindoruk, 1991-1995 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini yürüttü.
Erdoğan’dan hobi bahçeleri talimatı
Savaşın 43. gününde dünyanın gözü Pakistan’da! Barış masası kuruluyor: ABD’den İran’ın şartına ilk onay geldi…

Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! 'Sen deli Kadirsin diyorlar'

Zihinsel engelli ve annesine sopalı saldırı! ‘Sen deli Kadirsin diyorlar’

Olay, dün sabah saat 07.00 sıralarında Cebeci Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yüzde 70 engelli olan Kadir Gökçe ablasının yanına giderek telefonuna mesajlaşma uygulaması indirmek istedi.
ABD basını yazdı! Ateşkesin perde arkasında yeni cephe: ‘Çin’den İran’a sessiz destek’
Ablasının yaşadığı sokakta karşılaştığı kişiler, Gökçe’nin kendilerine hakaret ettiğini öne sürdü. Annesinin yanında Gökçe ile tartışmaya başladı. Tartışma sırasında 2 kişi sopalarla Kadir Gökçe’yi darbetti. İhbar üzerine olay yerine gelen polisler kavgayı ayırmak istediği sırada 2 kişiden biri Gökçe’nin annesi Ayfer Kaya’ya vurmaya başladı. O anlar güvenlik kamerasına yansırken gözaltına alınan 2 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘SEN DELİ KADİRSİN DİYORLAR’
Anne Ayfer Kaya, “Olay, dün saat 06.30 sıralarında oldu. Oğlum ablasının yanına gitti. Oğlum oraya gidince ‘niye sen buraya geliyorsun, sen deli kadirsin’ diyorlar kavga çıkıyor. Daha sonra polis geldi. Ben de müdahale edince üzerime yürüdüler ve beni dövdüler” dedi.
Altında geri dönüş sinyali: Dev bankalardan dikkat çeken tahmin

‘BENİ İSTEMİYORLAR’
Kadir Gökçe, ” Ablamın yanına gittim sonra beni orada dövdüler. Beni istemiyorlar, engelli olduğumu deli olduğumu söylüyorlar. Gelip benim arkamdan vurdular. İyiyim ama kafam ağrıyor. Davacıyım, sonuna kadar davacıyım” dedi.
…

7 ili ilgilenlendiren fay hattı! 'Tehlike çok büyük, 7 üzerinde deprem olabilir'

7 ili ilgilenlendiren fay hattı! ‘Tehlike çok büyük, 7 üzerinde deprem olabilir’

Türkiye Bilişim Derneği tarafından Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde ‘Krizden Dayanıklılığa: Afetlerde Bilişim ve Haberleşme Çözümleri’ konulu panel düzenlendi. Kültür Merkezi’nde moderatörlüğünü Atatürk Üniversitesi Afet Haberleşmesi ve Teknolojileri Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Faruk Baturalp Günay’ın yaptığı panelde konuşan Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Kenan Akbayram, Kuzey Anadolu Fayı’nda 1949 yılından başlayan bir deprem silsilesi yaşandığını söyledi.
İlginizi Çekebilir
Fayda genel olarak batı yönlü bir deprem göçü olduğunu belirten Akbayram, “Yani yaklaşık 50 yılda meydana gelen depremler Marmara’ya kadar gelen Kuzey Anadolu Fayı’nın büyük bir kısmını kırmış. İki kısım kırılmamış. Birisi İstanbul’un güneyindeki Marmara sismik boşluğu diyebileceğimiz bölge diğeri de Yedisu. Bu iki bölgede tehlikemiz çok yüksek. Kahramanmaraş depremleri 13 ilimizi etkiledi. Çok büyük bir ihtimalle Yedisu Fayı’nda olacak bir depremde bu bölgede birçok ilimizi etkileyecek. Bütün şehirler tarumar olacak demiyoruz ama şehirlerde sismik riskin yüksek olduğu alanlarda yıkımlar olacaktır maalesef eğer hazırlanmazsak. Erzurum, Erzincan, Tunceli, Elazığ’ın bir kısmı, Muş, Diyarbakır ve Bitlis etkilenebilir. Belli bir çerçevede yaklaşık 100-150 kilometrelik bir dairede depremin merkez üssünü Yedisu olarak kabul edersek etkileme imkanı var” diye konuştu.

Fenerbahçe’den Vedat Muriqi bombası! Bonservisi ortaya çıktı
BİNGÖL SİSMİK BOŞLUĞU
Kahramanmaraş depremleriyle 330 kilometrelik Doğu Anadolu Fay zonunun kırıldığını kaydeden Akbayram, “6 Şubat depremleriyle Doğu Anadolu Fay zonunun büyük bir kesimi kırıldı. Kırılmayan bir yer var. Biz oraya ‘Bingöl sismik boşluğu’ diyoruz. Palu ile Bingöl’ün Ilıcalar beldesi arasındaki kesimde sismik boşluğumuz var. Buranın ne kadar büyüklükte bir deprem üreteceğine dair bir fikrimiz yok. Çok büyük bir ihtimalle 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeli var. Bununda bölgedeki illeri etkileme tehlikesi var maalesef” dedi.
ABD basını yazdı! Ateşkesin perde arkasında yeni cephe: ‘Çin’den İran’a sessiz destek’
Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erdem Bayrak, 30 istasyonla bölgeyi anlık olarak takip ettiklerini söyledi. Doç. Dr. Bayrak, Tüm Türkiye’nin ve bölgenin deprem konusunda riskli olduğunun görüldüğünü ifade etti. Erzurum çevresinde Karlıova Yedisu, Aşkale ve Horasan Faylarının devamında sismik boşluklar olduğunu anlatan Doç. Dr. Bayrak, şunları söyledi:
“Yaptığımız çalışmada özellikle sismik boşluğa denk gelen kısımlarda sismik gerilmenin gittikçe arttığı gelecekte potansiyel bir deprem üretebileceğini görebiliyoruz. Bölgemizdeki coğrafi zorluklar da çok önemli. Çünkü dört bir tarafımız dağlarla çevrili. Afet anını düşünürsek kaçmaya çalışanlar gelmeye çalışanlar bizler için problem. Onlarla ilgili tedbir almamız ve lojistiği kesintisiz hala getirmemiz gerekmektedir. Erken uyarı sistemi yapısal sağlık izlemeyle saniyeler kazanabiliriz.”
Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti Erzurum Şube Başkanı Ömer Faruk Özler, deprem sonrası iletişim ve haberleşmenin önemini anlattı. Panel sonrası konuşmacılar, izleyenlerin sorularını cevaplandırdı.

Altında geri dönüş sinyali: Dev bankalardan dikkat çeken tahmin…