BIST 100
12.265,98 0,43%
DOLAR
49,3394 0,06%
EURO
55,3617 0,20%
GRAM ALTIN
6.669,06 0,37%
BITCOIN
83.411,00 -0,20%
FAİZ
39,59 -0,40%
GÜMÜŞ GRAM
97,03 0,68%
GBP/TRY
65,4131 0,15%
EUR/USD
1,1212 0,11%
BRENT PETROL
102,90 0,30%
ÇEYREK ALTIN
10.903,92 0,37%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °

HABER

Sosyal medyada şiddet nasıl fonlanıyor? Dijital reklama harcanan tutar: 200 milyar TL

Sosyal medyada şiddet nasıl fonlanıyor? Dijital reklama harcanan tutar: 200 milyar TL

Sanal medyada şiddet içerikleri artıyor. Algoritmalar daha sert görüntüleri öne çıkarıyor. Çocuklar ve gençler şiddet içeriklerine maruz kalıyor.
Tartışmayı büyüten olay ise TikTok’ta yaşandı. Canlı yayın yapan bir fenomen, yayın sırasında bir kadına saldırdı. O anlar binlerce kişi tarafından anbean izlendi. Yayın saniyeler boyunca kesilmeden devam etti.
“TAMAMEN PARAYA VE TİCARETE DÖKÜLDÜ”
Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık konuyla ilgili, “Normalde düzgün bir filtreleme, moderasyon söz konusu olsa o ufak bir kan ya da sigara görüntüsü olduğunda biliyorsunuz artık yapay zeka görüntü analiz de gerçekleştirebiliyor. Piksel piksel işliyor. İstese sanal medya platformları direkt olarak canlı yayını kesebilir ama ne yapıyor? Tamamen paraya ve ticarete dökmüş durumdalar. Bunlar reklam aldıkça buradan ciddi bir gelir elde etmiş oluyor” dedi.

MESELE SADECE SANAL MEDYA DEĞİL
Kırık’a göre mesele yalnızca sanal medya değil. Şiddet içerikli oyunlar da tartışmanın merkezinde yer alıyor. Bu içeriklerin çocukların algısını etkileyebileceği ifade ediliyor. Gerçeklik ile sanal dünya arasındaki sınırın zayıfladığına dikkat çekiliyor.
Ali Murat Kırık, “Bizim derdimiz, oyunlardaki denetimsizlik ve kendini anonim olarak buraya sunan çocukları çetelere ulaştıran insanlarla derdimiz var. Çocukları koruyabilecek, dijital ortamlarda anonim hesaplarda siber zorbalardan, pedofililerden, istismarcılardan, koruyabilecek yasaların geliştirilmesi ve çocukların, dijital ortamda gönül rahatlığıyla olmasını biz istiyoruz” diye konuştu.
“İKİ YÜZ MİLYAR LİRA BURAYA NASIL GİTTİ?”
Bir diğer başlık ise ekonomi. Türkiye’den çıkan reklam bütçeleri hızla büyüyor. Bu bütçelerin önemli bir kısmı yurt dışı merkezli platformlara gidiyor. Reklam gelirlerinin, yüksek etkileşimli içeriklerle nasıl bir ilişki kurduğu sorgulanıyor.
Prof. Kırık, “Şu tablo bence iki yüz milyar nasıl oldu da buraya gitti? Bence buraya reklam veren şirketlerin de şapkayı öne çıkarıp koyması gerekiyor. Çünkü neyi fonladıklarını, neyi öne çıkardıkları görmesi gerekir diye düşünüyorum” dedi.
“SIKI DENETİM GEREKLİ”
Şiddet oyunları, kontrolsüz yayınlar ve dijital içerikler yeni bir tartışmayı doğuruyor. Çocukların bu içeriklere maruziyeti risk olarak değerlendiriliyor. Kırık, dijital ortamda daha sıkı denetim gerektiğini vurguluyor.
Ali Murat Kırık, “Ne dedik RTÜK. Dijital ortamda da BTK. Bence buranın sorumluluk ve yetkilerinin artması gerektiğini düşünüyorum. Küçük yaşlarda dijital okuryazarlık eğitimini çocuklarımıza vermek zorundasınız, ailelerimizin de bunu alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Talimat verdim, önceliğimiz okulların güvenliği
Araç piyasasında sessiz düşüş!…

Son dakika..

Son dakika… Gülistan Doku’nun sevgilisi Zeinal Abakarov’un ifadesi ortaya çıktı

Tunceli’de okuyan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 14 Nisan’da bazı şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiş, 10 şüpheli tutuklanmıştı.
Soruşturmada, şüphelilerden Altaş’ın yurt dışında olduğu tespit edilmişti.
Alınan bilgiye göre, Adalet Bakanlığı, Altaş’ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle aranması için resmi süreci başlattı.
Altaş’ın iade dosyasının hem ABD makamlarına iletilmek hem de Interpol Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak üzere ilgili bakanlıklara bildirildiği öğrenildi.

DÖNEMİN TUNCELİ DEVLET HASTANESİ BAŞHEKİMİ TUTUKLANDI
Son dakika bilgisine göre dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı.
Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada, Doku’nun 31 Aralık 2019’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş yaptığı kayıtların silindiği bilgileri dosyaya girmişti.
Sağlık Bakanlığınca, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hastane kayıtlarının silindiği iddiaları üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı ve müfettiş görevlendirildiği bildirilmişti.

GÜLİSTAN DOKU’NUN SEVGİLİSİNDEN ÇELİŞKİLERLE DOLU İFADE
Gülistan Doku soruşturmasında düğüm 6 yıl sonra çözülürken, Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov da şüpheli olarak tutuklandı. Rus vatandaşı olan ve Türkçeyi çok iyi bilmediğini beyan eden Abarakov’un yeminli tercüman eşliğinde alınan ifadesi ortaya çıktı.
1996 doğumlu Abarakov, Asayiş Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinde Alanya’da annesi ve üvey babası ile yaşadığını, sabit bir işi olmadığını belirtti. Abakarov, Gülistan Doku ile 2019 yılında Tunceli’de faaliyet gösteren Hanımeli isimli kafede birlikte çalıştıkları için tanıştıklarını ve sevgili olduklarını söyledi. Abakarov, Gülistan ile sevgili olduktan sonra Gülistan’ı kendi ailesi ile tanıştırdığını, Gülistan’ın ailesinden kimse ile tanışmadığını belirtti. Gülistan’ın kaybolduğunu basından öğrendiğini söyleyen Abakarov, kendisinin Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair bir bilgisi olmadığını savundu.
HTS KAYITLARI 2022’DEKİ İFADELERİN YALAN OLDUĞUNU ORTAYA KOYDU
Abakarov’a 17 Mart 2022 tarihinde verdiği ifadede “4 Ocak 2020 günü Gülistan’ın kendisini aramadığı ve kendisinin de onu aramadığı yönünde vermiş olduğu beyanının HTS kayıtlarından yalan olduğunun ortaya çıktığı” soruldu. Bunun üzerine Abakarov, “17 Mart 2022 tarihindeki ifademde konuyu tam hatırlamadığımdan bu şekilde bir cevap verdim. Gülistan 4 Ocak 2020 tarihinde bana ulaşmaya çalışmıştı, akabinde ben de kendisine dönüş yaptım. Bu konuda beni yalan söylemeye iten bir sebep yoktur” dedi.
İlginizi Çekebilir
“TELEFONUM SESSİZDEYDİ”
Savcılık, soruşturmada en son görüşme kaydı bulunan 22 Aralık 2019 tarihinden sonra 4 Ocak’a kadar Gülistan Doku ve Abakarov arasında görüşme olmadığını, 4 Ocak 2020 günü akşamında saat 20.00 ve 23.09 saatleri arasında Gülistan tarafından Abakarov’a gelen çok sayıda cevapsız çağrı olduğunu belirledi. Aynı akşam saat 20.08’de Gülistan tarafından Abakarov’a atılan mesaj ve akabinde Abakarov’un annesi tarafından saat 20.24’te Gülistan’ın 183 saniye arandığı, Abakarov’un da aynı gün saat 23.14’te Gülistan’ı 148 saniye aradığı tespit edildi. Görüldüğü son gecedeki ısrarla aramalara rağmen Gülistan’a neden cevap vermediği sorulan Abakarov, “Telefonum sessizdeydi. Cevapsız çağrıları ondan dolayı görmedim” cevabını verdi. Cevapsız çağrıları fark etmediğini belirten Abakarov, annesinin uyarısıyla Gülistan’ı geri aradığını söyledi.
“HATIRLAMIYORUM”
Abakarov, “Görüşme içeriklerini tam olarak hatırlamamakla beraber benim evime geldiği ve benimle görüşmek istediği yönündeydi” dedi.
İki hafta boyunca hiç görüşmemelerine rağmen 4 Ocak 2020 akşamı dosyada şüpheli olan birtakım kişiler kafeye girdikten 10-15 dakika sonra Gülistan’ın can havli ile o gün yeni işe başladığı kafeden izin alarak çıkıp alelacele Abakarov’un ikametine gelip kendisinden ve polis olan üvey babası Engin Yücer’den yardım istediği yönünde deliller mevcut olduğu ifade edilince Abakarov, “Bununla ilgili Gülistan Doku bana bir şey anlatmadı” dedi.
Son dakika: Gülistan Doku soruşturmasında esrarengiz not! Eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel, ‘tanımıyorum’ demişti
“HAL HATIR SORDUK, BAŞKA KONUŞMADIK”
Gülistan Doku’nun 4 Ocak 2020 tarihi akşam saatlerinde Abakarov’un ailesiyle birlikte yaşadığı Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde bulunan eve gittiği de tespit edildi. Abakarov, bu görüşmeyi anlatırken çelişkili ifadelerde bulundu. Abakarov şunları söyledi:
“Gülistan Doku 4 Ocak 2020 günü akşamı ikametimize geldiğinde ben evde değildim. Ben eve girdiğimde annem ve Gülistan mutfakta oturuyorlardı. Ben de onların yanına gittim, oturdum. Onların yanına gitmeden önce sadece üzerimdeki montu çıkararak yanlarına oturdum. Bu sırada Engin Yücer salonda TV izliyordu. Gülistan ile günlük şeyler konuştuk, hal hatır sorduk, başka bir şey konuşmadık. Yanımızda annem olduğu için özel konular ile ilgili herhangi bir şey konuşmadık. Ne kadar oturduğumuzu tam hatırlamamakla birlikte 15-20 dakika annem yanımızdan ayrıldı. Annem yanımızdan ayrıldıktan sonra Gülistan ile ilişkimiz konusunda konuştuk. Bu konuşmanın süresini tam olarak hatırlamıyorum. Gülistan’ın evimizden ayrılma saati, yurt kapanma saati 23.00 olduğu için net olmamakla beraber yurdun kapanmasına yaklaşık 20-30 dakika öncesinde ayrıldı.”
Gülistan’ın evlerinden tek başına ayrıldığını söyleyen Abakarov, “Gülistan evden çıktıktan hemen sonra Engin Yücer bana ‘Kız bu saatte yağmurlu havada yalnız gitmesin, sen arabayla bırak’ diyerek aracın anahtarını verdi. Ben de hemen Gülistan’ın arkasından çıktım” dedi.
Gülistan’ın yurda giderken her zaman kullandığından farklı bir yola yöneldiğini ifade eden Abakarov, kendisinin araca binmesini teklif ettiği halde Gülistan’ın bu teklifi reddettiğini belirtti. Abakarov şöyle devam etti:
“Gülistan yaya olarak gitti. Ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim. Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın diyerek ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ancak Gülistan yine reddetti. Bu ısrarlarım esnasında polisler geldi. Bize hitaben bir problem olup olmadığını sordu. Ben de polislere ‘Bir problem yok’ dedim, kız arkadaşımın yurda gitmesini istediğimi belirttim. Polisler bizlerin kimliklerini aldılar ve kontrol ettiler. Akabinde polisler de Gülistan’a ‘İstediğin bir yer varsa biz bırakalım’ teklifinde bulundular. Ancak Gülistan polislerin teklifini de kabul etmedi ve yaya olarak ana yola doğru ilerledi. Polisler beni bırakmadılar. Çünkü aracım yavaş yavaş hareket ettiği esnada çamura batmıştı. Polisler de babam Engin’i tanıdıkları için babamı aradılar ve bulunduğumuz yere çağırdılar. Polisler babamı arar aramaz babam arabamızın yanına geldi. Hatta babam, polislerin yanında araç çamura battığı ve kız istemiyorsa ısrarla arkasından gittiğim için bana bayağı kızdı. Birkaç dakika sonra polisler ile birlikte aracı battığı yerden çıkartarak babam ile beraber ikametimize döndük. Bu durumdan dolayı eve geldikten sonra da babam bana kızdı, bu duruma karşı çıkan anneme de kızdı.”
25 yaşındaki doktor Beyza yanarak can vermişti! Feci kaza kamerada
“6 YILLIK ÇAMUR ÇELİŞKİSİ”
Abarakov, 06.01.2020 tarihli ifadesinde ise hiç aracın çamura saplandığından bahsetmedi. Savcılık, 5 Ocak 2020’yi 6 Ocak 2020 gününe bağlayan gece saatlerinde Abarakov ve üvey babanın emniyete ifadeye gittiğinde kamera kayıtlarında aracın herhangi bir yerinde çamur izi olmadığını da tespit etti. Abakarov’a bu çelişki hatırlatılarak, bu aracı ne zaman ve nerede temizlediği soruldu. Abakarov, “Araç çamura battığı ve polisler geldiği için arkasından takip edemedim. Bu yaşananlardan dolayı üvey babam zaten bana kızgındı, ondan dolayı gittiği istikamete devam edemedim. Tabii ki Gülistan’ın nereye gittiğini merak ettim ve Gülistan’a WhatsApp üzerinden ‘Yurda git ya da Küba’nın yanına git’ mesaj attım. O gün başka, üvey babama ait araçla hiçbir yere gitmedik, direkt ikametimize döndük. Eve saat kaçta döndüğümüzü hatırlamıyorum. Gülistan Doku’yu araçla yavaş yavaş takip ettiğim esnada araç gidiş istikametine göre yolun sol tarafına doğru hafif kayarak çamura saplandı. Aracın çamura saplandığında çıkartmaya çalışırken aracın ön tekerleri ile benim ayakkabılarım ve pantolonumun alt tarafları çamur oldu. Aracın başka bir yerinde hasar ya da çamur yoktu. 6 Ocak 2020 tarihinde alınan ifademde, ifade esnasında tercüman olmadığı ve benim de Türkçem iyi olmadığı için bu hususu atlamış olabilirim. Aracın kamera görüntülerinde çamurlu olmadığı hususunu bilmiyorum, belki üvey babam yıkatmıştır, ben işteydim. Aracın herhangi bir yerinde hasar ya da kırık olup olmadığını hatırlamıyorum” dedi.
HER ZAMANKİNDEN ÇOK FARKLIYDI
Abakarov, 4 Ocak 2020 tarihinde Gülistan Doku’nun evlerinden çıktıktan sonra Engin Yücer’e ait 19 AU 212 plakalı araca binmediğini anlatarak, “O gün Gülistan Doku her zamanki halinden çok farklıydı, bu durumu şimdi şimdi anlıyorum” dedi.
Soruşturmada Zeinal Abakarov’un yanısıra eski polis olan üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer de “suç delillerini yok etmek, gizleme ve değiştirmek” suçlarından Alanya’da tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Son dakika: 10 il için ‘sarı’ kod verildi! Sıcaklık 7 derece birden düşecek… Çok kuvvetli geliyor…

SON DAKİKA KABİNE TOPLANTISI KARARLARI: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletçe yüreğimiz yanıyor

SON DAKİKA KABİNE TOPLANTISI KARARLARI: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletçe yüreğimiz yanıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Külliye’de toplanan Kabine yaklaşık 3 saat 40 dakika sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları…
Millet olarak hepimiz acılarımızı, ailelerimizin üzüntülerini samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını; eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz.
Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum. Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. İki öğretmen ile üç öğrencimizin tedavisi hâlen devam ediyor. Hamdolsun, yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor.
Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Rabbim bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha telin ediyorum.
“ATEŞ HEPİMİZİN YÜREĞİNE DÜŞTÜ”
Saldırılar sadece Kahramanmaraş’ı, sadece Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkiledi. Milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş’a düşen ateş hepimizin yüreğine düştü.
Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, millî eğitim, sivil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattı. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor.
Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat hâlinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkarıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Kahramanmaraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası da tutuklandı.

“İLK ANDAN İTİBAREN YAKINDAN SÜRECİ BİZZAT TAKİP ETTİM”
Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakından takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık.
İlginizi Çekebilir
Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini bu şekilde gösterebiliyor.
Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı; endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar. Pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle, bilerek veya bilmeyerek saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürülmüştür.

“BÖYLE BİR ACI ÜZERİNDEN MİLLETİ TAHRİK ETMEK SORUMSUZLUKTUR”
Kimse kusura bakmasın ama daha olay aydınlatılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milleti tehdit etmeye çalışan sivil toplum kuruluşlarının hedef tahtasına konulması ne anlama gelmektedir? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan “olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar” diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana, hangi ahlaka sığar?
Milletçe yüreğimiz yanıyor. Fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk olarak Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapılıyor. Nedir bu telaşınız, nedir bu aceleniz? Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra, infiale kapılmadan; sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun, bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.
Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş için kırmızı bülten! Dönemin başhekimi tutuklandı
“BÜTÜNCÜL STRATEJİ” VURGUSU
Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal iş birliğine uzanan geniş bir yelpazede bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor.
Şiddet kültürünü besleyen unsurların teşhisinde ne kadar isabetli olursak, tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız. Önümüzde, okulların adeta kışlaya veya karakola çevrilmesi gibi pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımlarla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor.
Şu gerçeğin hepimiz farkındayız: Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken, evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal âlemdeki dijital arkadaşlarıyla kurduğu ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Anne babasıyla geçirilen zaman, maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az.
Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler, hatta dijital ebeveynler; evlatlarımızın hayatlarına ve karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini ifsat ettiği, sosyal medya platformlarının amiyane tabirle adeta bir kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücü de eklendiğinde karşımıza son derece karmaşık bir tablo çıkıyor.
“BAKANLIKLARA GEREKLİ TALİMATLARI VERDİM”
Şunun bir defa bilinmesini isterim: Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız büyük önem taşımaktadır.
Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür ve görünmez varlığımızı, yapay zekâdan da istifade ederek daha da güçlendirmeliyiz. Okul-kolluk iş birliğinin artırılması ve yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi de bu süreçte atacağımız adımlar arasında yer alacaktır.
İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim. Aziz milletim, kıymetli basın mensupları; burada özellikle aileye ve ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile, kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adabımuaşeret kuralları ailede öğrenilir. Birey, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir. Aile; kültürün, millî ve manevi değerlerin taşıyıcısı; ahlakın, şefkatin ve diğer canlılara merhametle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” dememizin ve artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi budur.
Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı daha kırılgan hâle getiriyor. Okul, aile ve rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkin şekilde kullanılması büyük önem taşıyor. Hükûmet olarak bu doğrultuda bazı ilave adımlar atacağız. Okul ve veli arasındaki iletişimi güçlendirmek için iki yıl önce başlattığımız Veli Randevu Sistemi’ni daha etkin hâle getireceğiz. Dijital bağımlılıkla mücadele kapsamında velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alacağız.
Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek, duygu ve değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden ve etkili şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hâle getireceğiz.
TBMM’de 23 Nisan Özel Oturumu! Kurtulmuş’un koltuğuna oturan İnci Yıldız Şentürk’ün sözleri tüyleri diken diken etti
OLUMSUZ ETKİ OLUŞTURAN YAPIMLAR
Aziz kardeşlerim, şiddetin tırmanmasında bir diğer etken de çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturan diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın kişiler olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçekle bağını zedeliyor.
Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız açısından taklit riskini artırıyor. Bakınız, biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever ve hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil, her türlü canlı istifade etti.
“KURU GÜRÜLTÜYE PABUÇ BIRAKMAYIZ”
Belirli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz, en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar.
Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi ve toplumu koruma gayretleri adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla göz ardı edildi. Oysa terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele, bu ikisi arasında dengeyi yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız.
“EKRANDA ŞİDDET VE YOZLAŞMA” MESELESİ
Değerli arkadaşlar, burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: Reyting kaygısı, şiddet kültürünü yaygınlaştırmanın mazereti olamaz. Kuşkusuz bu konuda en büyük görev medya kuruluşlarımıza düşüyor. Şiddeti özendiren, çarpık ilişkileri meşrulaştıran, kötülüğü sıradanlaştıran yapımlardan ziyade; aileyi merkeze alan, iyiliği, merhameti ve şefkati teşvik eden yapımlara ekranlarda daha fazla yer verilmesi gerekiyor.
Biz, yaşanan bazı kötü tecrübelere rağmen iyiliği hayatının merkezine yerleştirmiş bir milletiz. İçimizi karartan manzaralara rağmen şehit Ayla öğretmenimiz gibi nice güzel insan, bu milletin mayasında ne olduğunu bizlere hatırlatıyor.
RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızla birlikte, özellikle ekranda şiddet ve yozlaşma meselesinin üzerine daha tavizsiz gitmekte kararlıyız. Farklı alanlarda üretilen verileri birleştirecek, erken uyarı mekanizmalarını güçlendirecek ve şiddet olayı henüz gerçekleşmeden önce müdahale edilmesini sağlayacak sistematik bir yapı kuracağız.
15 YAŞ ALTINA SOSYAL AĞ KULLANIMI DÜZENLEMESİ
Genelleyici ve tek tip çözümlerden ziyade yerel, bölgesel ve vaka bazlı analizlere dayalı bir politika seti üreteceğiz. Bazı bölgelerde aile destek mekanizmalarını güçlendirecek yeni düzenlemeler yaparken, bazı alanlarda ise dijital içerik takibinin daha sıkı yapılmasını temin edeceğiz.
Şu bir gerçektir ki dijital dünyada bir içerik birkaç dakika içinde çok geniş kitlelere ulaşabiliyor. Bu içeriklerin kaldırılması, erişime kapatılması veya yeniden dolaşıma girmesinin engellenmesinde zaman zaman gecikmeler yaşanabiliyor. Bu gecikmelerin önüne geçmek için içerik takibinde tek tek kaldırma yöntemi yerine hızlı filtreleme araçlarının kullanılması gerekiyor.
Aynı şekilde yaş doğrulama, kimlik temelli denetim ve VPN ile aşılma girişimlerine karşı teknik önlemlerin devreye alınması önem arz ediyor. Meclisimizde görüşmeleri devam eden, 15 yaş altı çocukların sosyal ağ kullanımını sınırlayan düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle önemli bir boşluğun doldurulacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde sosyal ağ platformlarında kimlik doğrulama ve bilgi paylaşma yükümlülüğünü de getireceğiz.
‘ATEŞLİ SİLAHLAR’ MESELESİ
Bir diğer konu ateşli silahlar meselesidir. Zaten bir süredir bu sorunun üzerine kararlılıkla gidiyorduk. Mevcut uygulamalara ek olarak, dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ateşli silah sahiplerine, özellikle silahın çocukların eline geçmesi durumunda verilecek cezaları artıracağız. Silah sahipliğinin sınırlandırılması konusunda ilave hukuki düzenlemeleri devreye alacağız.
Ayrıca tüm bu alanlarda kapsamlı bir politika belgesini ve eylem planını hayata geçireceğiz. Bugünkü kabine toplantımızda atılacak adımları acil, kısa, orta ve uzun vadeli olarak detaylıca planladık. Devlet olarak bu alanların her birinde yeni, uygulanabilir, etkin ve caydırıcı önlemleri kararlılıkla hayata geçireceğiz.
Bizim bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var: Onlara, vatandaşı olmaktan gurur duyacakları; müreffeh, huzurlu, itibarlı, kalkınmış ve güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz. Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri umutla parlayan çocukları için bu sorunu büyümeden çözüme kavuşturacağız.
Araç piyasasında sessiz düşüş!…

16 yaşındaki Zeynep hayatını kaybetmişti! Dehşet anı saniye saniye kamerada

16 yaşındaki Zeynep hayatını kaybetmişti! Dehşet anı saniye saniye kamerada

Kaza, dün saat 20.00 sıralarında Yüreğir ilçesi Akıncılar Mahallesi’nde meydana geldi. Bir alışveriş merkezindeki kafeteryada çalışan Zeynep Su Acar, arkadaşı Ercan Aydın’ın kullandığı motosikletle evine gitmek için yola çıktı.
İlginizi Çekebilir
Yolda ilerlerken Aydın’ın kontrolünü yitirdiği motosiklet, devrildi. Metrelerce sürüklenen motosiklet, metro köprüsünün ayağına çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan Aydın ile Acar, ilk müdahalelerinin ardından ambulansla Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan Zeynep Su Acar, yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı.
Adana Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsisinin ardından yakınları tarafından alınan Acar’ın cenazesi, Kürkçüler Mezarlığı’nda toprağa verildi. Hastanede tedavisi devam eden Ercan Aydın’ın ise hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi.
KAZANIN GÖRÜNTÜSÜ ORTAYA ÇIKTI
Adana’da Zeynep Su Acar’ın öldüğü, Ercan Aydın’ın ise ağır yaralandığı motosiklet kazasının güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı. Görüntüde, Aydın’ın kullandığı motosikletin refüjdeki taşa değdikten sonra kontrolden çıktığı, arkada oturan Zeynep Su Acar’ın savrularak metro köprüsünün ayağına çarptığı görüldü.
Haber Detay Görsel Slider
Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş için kırmızı bülten! Dönemin başhekimi tutuklandı
…

Son dakika..

Son dakika… Gülistan Doku soruşturmasında Umut Altaş için kırmızı bülten! Dönemin başhekimi tutuklandı

Tunceli’de okuyan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 14 Nisan’da bazı şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiş, 10 şüpheli tutuklanmıştı.
Soruşturmada, şüphelilerden Altaş’ın yurt dışında olduğu tespit edilmişti.
Alınan bilgiye göre, Adalet Bakanlığı, Altaş’ın geçici tutuklanması ve kırmızı bültenle aranması için resmi süreci başlattı.
Altaş’ın iade dosyasının hem ABD makamlarına iletilmek hem de Interpol Genel Sekreterliği tarafından kırmızı bülten yayımlanmasını sağlamak üzere ilgili bakanlıklara bildirildiği öğrenildi.

DÖNEMİN TUNCELİ DEVLET HASTANESİ BAŞHEKİMİ TUTUKLANDI
Son dakika bilgisine göre dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklandı.
Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada, Doku’nun 31 Aralık 2019’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş yaptığı kayıtların silindiği bilgileri dosyaya girmişti.
Sağlık Bakanlığınca, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hastane kayıtlarının silindiği iddiaları üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı ve müfettiş görevlendirildiği bildirilmişti.
Gülistan Doku soruşturmasında esrarengiz not! Eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel, ‘tanımıyorum’ demişti
25 yaşındaki doktor Beyza yanarak can vermişti! Feci kaza kamerada…

Yaptığı apartman 96 kişiye mezar olmuştu! Karar değişti: 62 kez müebbetten 22 yıla

Yaptığı apartman 96 kişiye mezar olmuştu! Karar değişti: 62 kez müebbetten 22 yıla

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesince görülen duruşmaya tutuklu sanık Alpargün, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı, avukatlar ve bazı müştekiler de duruşma salonunda hazır bulundu.
Esas hakkındaki mütalaasını tekrar eden cumhuriyet savcısı, sanığın “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması yönünde görüş sundu.
Alpargün, savunmasında, apartmanı kanunlara uygun inşa ettiğini öne sürerek, şu beyanda bulundu:
“İnşaatta hiçbir eksik malzeme kullanmadım. 1975 Deprem Yönetmeliği’ne uygun inşaat yaptım. Proje eksiksiz ve kusursuzdur. Binanın iskanını aldım. Ciddi sağlık sorunlarım var, kanser hastasıyım. Uzun süredir tutukluyum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”
Müşteki avukatları ise Konya Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan 6 kişilik heyetin hazırladığı ve yerel mahkemeye sunduğu 46 sayfalık ikinci bilirkişi raporu dikkate alınarak sanığın “olası kastla öldürme” suçundan cezalandırılmasını, savcılığın mütalaasını bu yönde değiştirmesini talep etti.
Beyanların ardından 18. Ceza Dairesi, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdığı Hasan Alpargün’ün tutukluluk halinin devamına karar verdi.
‘Başka binamda hasar yok’ diyen 96 kişinin öldüğü apartmanın müteahhidine büyük şok

İlginizi Çekebilir
DAVA SÜRECİ
Alpargün Apartmanı’nın yıkılması sonucu 96 kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan müteahhit Hasan Alpargün’ün 6 Şubat 2023’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gittiği belirlenmişti. Çalışmalar sonucunda Lefkoşa Emniyet Müdürlüğüne teslim olan Alpargün, Adana’ya getirilmiş ve 13 Şubat 2023’te tutuklanmıştı.
Alpargün’ün 990 bin dolar, 890 bin avro ve 500 bin lirasını Türkiye’den KKTC’ye transfer etmeye çalıştığı ve Lefkoşa’da daire satın almak için girişimde bulunduğu öne sürülmüştü.
Hakkında dava açılan Alpargün, Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesince 27 Eylül 2024’teki karar duruşmasında “olası kastla birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, sanık hakkındaki kararı hukuka aykırı bularak bozmuş ve dosyayı incelenmek üzere 12. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti. Yeniden yargılandığı davanın 30 Ekim 2025’teki karar duruşmasında aynı ceza verilen sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedilmişti.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi, 2 Şubat 2026’da verdiği kararla müteahhit Hasan Alpargün’ün hakkındaki ikinci istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına hükmetmişti.
MAHKEME HEYETİNE HAKARETTEN DE CEZA ALMIŞTI
Alpargün hakkında davanın 10 Temmuz 2025’teki celsesinde heyete yönelik sinkaflı ifadeler kullandığı gerekçesiyle “zincirleme şekilde kamu görevlisine alenen hakaret” suçundan yeni dava açılmıştı. Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesince 22 Ocak 2026’daki karar duruşmasında Alpargün’e kamu görevlisine yönelik “dini değerlere alenen hakaret” suçundan 255 bin lira adli para cezası verilmişti.
‘Mukadderat’ demişti, rekor ceza aldı! Alpargün Apartmanı davasında 96 canın katiline tarihi ceza

…

Son dakika haberler: 20 Nisan 2026 Kabine Toplantısı gündem maddeleri

Son dakika haberler: 20 Nisan 2026 Kabine Toplantısı gündem maddeleri

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı, saat 15.10’da başladı. Toplantının gündemi ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın sona ermesine yönelik müzakere süreci ve okul saldırıları olacak.
YSK kararını verdi: 6 beldede 7 Haziran’da sandık kurulacak
Kabinede savaşın sona ermesi ve ateşkes müzakerelerinin başarısı için Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik temaslar ve savaşın Türkiye ekonomisine yansımaları görüşülecek. Ateşkes müzakerelerine aktif diplomasiyle destek veren Türkiye, geçtiğimiz hafta 20’den fazla devlet ve hükümet başkanının ağırlandığı Antalya Diplomasi Forumu’na ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın forum kapsamında yürüttüğü diplomasi trafiğinin çıktıları da toplantıda ele alınacak.
OKUL SALDIRILARINA İLİŞKİN ÖNLEMLER
Toplantının gündeminde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’da meydana gelen okul saldırıları da yer alıyor. Kabinede, benzer saldırıların önüne geçmek için okullarda alınacak önlemlerin de masaya yatırılması bekleniyor.
Okul saldırılarıyla ilgili 661 hesap hakkında soruşturma: 68 tutuklama
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Kabine toplantısında öne çıkan diğer bir başlık ise Terörsüz Türkiye süreci. Terör örgütü PKK’nın silah bırakma kararının sahada nasıl uygulandığı MİT ve TSK’nın gözlem raporları ışığında detaylı olarak değerlendirilecek. Toplantıda hazırlanacak yasal düzenlemenin içeriği ve takvimi de görüşülecek.
…