BIST 100
14.274,02 0,10%
DOLAR
46,6202 0,14%
EURO
53,0953 0,16%
GRAM ALTIN
6.130,13 1,67%
FAİZ
40,33 -0,79%
GÜMÜŞ GRAM
88,74 2,39%
BITCOIN
60.022,00 -0,32%
GBP/TRY
61,5761 0,04%
EUR/USD
1,1384 0,12%
BRENT
71,99 -4,34%
ÇEYREK ALTIN
10.022,75 1,67%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
36 °

YEREL HABER

SON DAKİKA KABİNE TOPLANTISI: Cumhurbaşkanı Erdoğan duyurdu: Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu Kurban Bayramı tarihi ne zaman?

SON DAKİKA KABİNE TOPLANTISI: Cumhurbaşkanı Erdoğan duyurdu: Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu Kurban Bayramı tarihi ne zaman?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkanlığında toplanan Kabine sona erdi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları…
Şiddetli yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum.
Tarım ve İçişleri Bakanlarımız, sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler.
Değerli vatandaşlarım, dünyanın ve bölgemizin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde Türkiye, rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerliyor. Yaşadığımız her hadise, Türkiye’nin dayanıklılığını ortaya koydu. Bölgemizdeki her kriz, Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği büyük mesafeyi ispat ederken, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor.
“TÜRKİYE BÖLGESİNİN EN GÜÇLÜ ÜLKESİ”
Bugün yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde, bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde duran bir Türkiye vardır. Bu istikrarın sağladığı avantajlar sayesinde Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkilerini birçok alanda en düşük seviyede tutmayı başarabiliyoruz.
Geçen hafta açıklanan küresel veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Aziz vatandaşlarım, bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisan ayında güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-Nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu.
İlginizi Çekebilir
On iki aylık ihracat tutarı ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. İhracatımızın detaylarına baktığımızda ümitvar bir tabloyla karşılaşıyoruz. 166 ülke ve bölgeye ihracatımız arttı. 26 sektörün tamamında ihracatımız yükseldi.
Sektörler sıralamasında 3,9 milyar dolarla otomotiv liderliğini sürdürürken, 3,1 milyar dolarla kimyevi maddeler ikinci, 1,8 milyar dolarla elektrik-elektronik üçüncü, 1 milyar 451 milyon dolarla hazır giyim dördüncü oldu. Savunma ve havacılık ihracatımızın 962 milyon dolara ulaşmasını ayrıca kıymetli buluyoruz. Böylece yılın ilk dört ayında bu alanda yüzde 28 oranında artış kaydederek önemli bir başarıya imza attık.
Bir diğer çarpıcı rakam şudur: 1018 firmamız ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı göstermiştir. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, talebin daraldığı ve jeopolitik risklerin tırmandığı bir dönemde bu ihracat rakamları takdire şayandır.
“ZİRVELERE VE ETKİNLİKLERE EV SAHİPLİĞİ YAPACAĞIZ”
İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcamalarının ekonomimize ve sektörümüze hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu sene Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artıracak zirvelere ve etkinliklere ev sahipliği yapacağız. Bunları da kısaca hatırlatmak istiyorum.
20 Mayıs Çarşamba günü 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali İstanbul’da oynanacak. 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Zirvesi Ankara’da gerçekleştirilecek. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi çok büyük bir katılımla inşallah kasım ayında Antalya’da düzenlenecek. Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi de Türkiye’de tertiplenecek.
Bunların dışında çok sayıda irili ufaklı organizasyona ev sahipliği yapacak, dünyanın dört bir yanından üst düzey misafiri ülkemizde ağırlayacağız. Bu uluslararası etkinliklerin de Türk turizminin yıldızının parlamasına katkı sunacağına inanıyorum.
Sadece ihracat ve turizmde değil, istihdam tarafında da istatistiklerin umut verici olduğunu görüyoruz. İşsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e geriledi. İstihdam sayımız aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranımız ise 0,3 puan artarak yüzde 48,3’e yükseldi.
Keza iş gücü sayımız mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştı. İş gücüne katılma oranımız ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8’e çıktı. Böylece işsizlik oranımız tek haneli seyrini 35. ayında da korumuş oldu. Bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ediyoruz.
“KARAMSARLIĞA KAPILMADAN SAĞLAM ADIMLARLA İLERLEMEKTE KARARLIYIZ”
İhracat, istihdam ve turizmdeki bu olumlu tabloya rağmen maalesef savaşın etkilerini en fazla hissettiğimiz alanların başında enflasyon geliyor. Bugün nisan ayı enflasyon oranı yüzde 4,18 olarak açıklandı. Hâlen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatları, dünyada olduğu gibi bizde de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturuyor.Karamsarlığa kapılmadan, felaket tellallarına kulak asmadan biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla ilerlemekte kararlıyız.
AVRUPA BİRLİĞİ YOLCULUĞU
Aziz milletim, kıymetli basın mensupları, son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair, yine Avrupalı aktörlerin tetiklediği bazı yıpratıcı tartışmalara, bu tartışmaları vesile kılarak ülkemizin Avrupa Birliği yolculuğuyla ilgili bazı temel gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyorum.
Şimdi bakınız değerli arkadaşlar, Türkiye o zamanki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu olan Avrupa Birliği’ne ortaklık başvurusunu kuruluşundan 19 ay sonra, 31 Temmuz 1959’da yaptı. 1963’te de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki zeminini oluşturan Ankara Antlaşması imzalandı. Nihai amacı Türkiye’nin topluluğa tam üyeliği olan ortaklık antlaşması; birbirinin devamı niteliğindeki hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç ayrı devreyi kapsıyordu.
Ankara Antlaşması’nın 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmesiyle ilk devre yani hazırlık dönemi başlamış oldu. 13 Kasım 1970’te Katma Protokolü imzaladık ve bu belgenin üç yıl sonra uygulamaya konmasıyla geçiş dönemine ilk adımı attık. Takip eden süreçte Kıbrıs davamızdan kaynaklı anlaşmazlıklar, Avrupa Birliği yolculuğumuzda önümüzün kesilmesine sebep oldu.
Şurası oldukça dikkat çekicidir. Bakınız, o dönemde komşumuz Yunanistan, 1975’te üyelik başvurusunda bulunduğu Avrupa Birliği’ne çok kısa bir süre içinde 1981’de kabul edildi. Türkiye ise tamamen siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi. Demokrasimizin çok ağır yara aldığı 12 Eylül darbesiyle Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz resmen askıya alındı.
Sonraki yıllarda sivil iktidarın yeniden tesisi ve merhum Turgut Özal’ın inisiyatifiyle birlikte olan münasebetlerimiz tekrar ivme kazandı. 14 Nisan 1987’de Birliğe tam üyelik başvurumuzu yaptık ve merhum Özal’ın ifadesiyle uzun ince bir yola çıktık. Başvurumuzu değerlendiren komisyon, iki buçuk yıl sonra verdiği cevapta Türkiye’nin topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte topluluğun kendi iç bütünleşmesini sağlamadan yeni üye kabul etmeyeceğini ifade etti.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile geçiş dönemini tamamlamış ve nihai döneme geçmiş olduk. Değerli arkadaşlar, karşılaştığımız sıkıntılar kısa süre sonra tekrar nüksetmeye başladı. Öyle ki 1997’de düzenlenen Lüksemburg Zirvesi’nde 12 ülkeye adaylık statüsü verilirken, Türkiye’ye bir kez daha görmezden gelindi.
Nihayet 1999 yılında Helsinki’de toplanan devlet ve hükümet başkanları zirvesinde Türkiye’nin adaylığı konsey tarafından onaylandı ve katılım ortaklığı belgesinin hazırlanmasına karar verildi. 3 Kasım 2002’de ülkeyi yönetme görevini devralmamızın ardından tüm bu faaliyetlere yeni bir soluk kazandırdık.
2 senelik bir zaman dilimi içinde 8 uyum paketi Meclis’ten geçti. Aynı dönemde 53 kanunun 218 maddesinde değişiklik yaptık. Yine 2001 ve 2004 yıllarında 2 anayasa paketi Meclisimizde kabul edildi. Tüm bunlara rağmen 2004’te tarihinin en büyük genişleme hamlesine imza atan Avrupa Birliği, içinde Türkiye’nin olmadığı 10 ülkeyi daha birliğe üye olarak kabul etti. Bunlar arasında maalesef Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de yer alıyor.
AB’DEN HAKKANİYETSİZ VE HATALI KARARLAR
Türkiye olarak tüm bu hatalı ve hakkaniyetsiz kararları sineye çekerek yolumuza sabırla devam ettik. 3 Ekim 2005’te başlatılan müzakere sürecinde ve devamında üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirdik. 12 Nisan 2006’da 9. reform paketimizi açıkladık. 2006-2010 yılları arasında 13 fasıl müzakereye açıldı. 2010-2013 arası dönemde ancak bir fasıl açılabildi. 2012’de işlerlik kazandırılan pozitif gündem ise yalnızca 2 yıl sürdü.
Değerli basın mensupları, 2015’ten itibaren Suriye’deki iç savaşın yol açtığı ve Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan sonra gördüğü en büyük düzensiz göç dalgasının da etkisiyle birlikte ilişkilerimiz tekrar yoğunlaştı. Fakat 253 insanımızın şehit olduğu 15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türkiye’ye gerekli desteği vermekte geç, yetersiz ve isteksiz kalan birlikle ilişkilerimiz yakaladığı tempoyu koruyamadı.
“HER SEFERİNDE MUTLAKA BİR BAHANE BULDULAR”
Kimi zaman demokrasimizi dillerine doladılar, kimi zaman ekonomimizi tehdit olarak gördüler, kimi zaman nüfusumuz üzerinden korku yaydılar, kimi zaman inancımızı bahane ederek bizi ötekileştirdiler ama her seferinde Türkiye’yi dışlayacak, Türkiye’nin tam üyelik sürecini yavaşlatacak, Türkiye’yi kapıda bekletecek mutlaka bir bahane buldular.
Türkiye değişti, dönüştü, ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdi ama bu çevrelerin ülkemize yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadı. Biz diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldık. Merhum Özal’ın dediği gibi sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük. Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor.
Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılık maalesef Birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor. Kıymetli vatandaşlarım, bu noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir. Mesele, Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür.
“TÜRKİYE’NİN YAPICI TAVRININ KIYMETİ ÇOK İYİ BİLİNMELİ”
Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Biz, iyi niyeti suiistimal edilecek, varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sıkışık zamanlarda ötelenilecek bir ülke değiliz. Hiçbir zaman da olmayacağız. Avrupa Birliği, Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir. Bölgesel iş birliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy verdiği, küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünya kuruluyor. Ve Türkiye, yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer alıyor.
Bakın açık söylüyorum, bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler. Bizim temennimiz, Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye ile samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır. Böyle bir ilişkinin kazananı, Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla, vakarla, alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.
KURBAN BAYRAMI TATİLİ 9 GÜN OLDU
İki müjdemizi aziz milletimizle paylaşmak istiyorum. Bu sene Kurban Bayramı’nı inşallah 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmî tatillerine bir buçuk gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi bir buçuk günü idari izin kapsamına alarak toplamda 9 günlük bir tatil imkânı vermiş oluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Aile ve Gençlik Fonu’yla yuva kurmak isteyen gençlerimizi 200 ile 250 bin lira arasında bir rakamla destekliyoruz. Krediden faydalanan ve geri ödeme döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağlamıştık. Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksidini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik.
Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması hâlinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz. Genç çiftlerimize hayırlı uğurlu olsun diyor, Kabine toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum.
SON DAKİKA! İran BAE’de petrol tesisini vurdu: Bölgede alevler yükseliyor
Piyasalar allak bullak: Altın sert çakıldı!…

Doğu Akdeniz'de 7'lik deprem endişesi! İşaret edilen bölge! 'Uzun süredir büyük deprem üretmedi'

Doğu Akdeniz’de 7’lik deprem endişesi! İşaret edilen bölge! ‘Uzun süredir büyük deprem üretmedi’

İskenderun Teknik Üniversitesi’nden (İSTE) Prof. Dr. Semir Över, son günlerde sosyal medyada yer alan, “Doğu Akdeniz’de her an 7 ve üzeri büyüklüğünde deprem olacağı” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Över, “Bu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklentisi doğru değil. Bölgede farklı bir risk bulunmamaktadır. Adana’nın güneyinde Karataş ile Osmaniye arasında uzanan Karataş-Osmaniye fayı var, bu fay uzun süredir büyük deprem üretmedi, burada bir deprem beklenmektedir, ancak zamanına ilişkin kesin bir tarih verilemez” dedi.
İlginizi Çekebilir
İSTE Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, Adana, Kahramanmaraş ve Hatay’ın yer aldığı Doğu Akdeniz bölgesine ilişkin yayılan deprem iddialarını değerlendirdi.
Prof. Dr. Över, sosyal medyada özellikle Doğu Akdeniz’de her an 7 ve üzeri büyüklükte deprem olacağı yönünde paylaşımlar yapıldığını, ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirtti.
6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki depremin Çelikhan’dan Türkoğlu üzerinden Amik Ovası’na kadar uzanan hattı kırdığını hatırlatan Över, bu kırılmanın Doğu Anadolu fay zonu üzerinde gerçekleştiğini söyledi.
1970’li yıllardan bu yana farklı modeller geliştirildiğini, ancak fayın İskenderun Körfezi’ne doğru uzandığı yönündeki bazı görüşlerin tek bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

KARATAŞ-OSMANİYE FAYI UZUN SÜREDİR BÜYÜK DEPREM ÜRETMEDİ
Daha sonra yapılan çalışmalarda fayın Osmaniye yönüne ilerlemediğinin görüldüğünü belirten Över, 2023 depremlerinin de bunu doğruladığını söyledi.
Amanos Dağları’nın yapısının fayın batıya geçişini engellediğini ifade eden Över, “Son günlerde ‘Doğu Anadolu fay zonunun batı kolunda 7 ve üzeri deprem bekleniyor’ iddiaları var. Böyle bir fay kolu bulunmuyor. Bu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem beklentisi doğru değil. Bölgede farklı bir risk bulunmamaktadır. Adana’nın güneyinde Karataş ile Osmaniye arasında uzanan Karataş-Osmaniye fayı var, bu fay uzun süredir büyük deprem üretmedi, burada bir deprem beklenmektedir, ancak zamanına ilişkin kesin bir tarih verilemez. Söz konusu fayın üretebileceği depremin büyüklüğü de yaklaşık 6 ile 6.6 arasında olabilir. Bu büyüklükteki bir depremin açığa çıkardığı enerji dalgalar halinde yayılarak İskenderun Körfezi ve çevresindeki yerleşimlerde ciddi sarsıntıya neden olabilir. Depremin yıkıcılığı doğrudan yapı kalitesine bağlı, özellikle 2023 depremlerinde hasar gören ve güçlendirilmemiş binalar risk taşımaktadır. Depreme dirençli yapılar inşa etmek zorundayız. Güvenli şehirler ancak sağlam yapı stokuyla mümkündür” dedi.

Hürmüz’de sıcak dakikalar: İran ‘ABD gemisini vurduk’ dedi! ‘Radarı açtığı anda hedef oldu’

Kaderleri bir günde değişti, 85 haneli köy haritadan silinebilir: Durum çok ciddi

Kaderleri bir günde değişti, 85 haneli köy haritadan silinebilir: Durum çok ciddi

Kırıkkale’nin Delice ilçesine bağlı Derekışla köyünde, 3 gün önce etkili olan kuvvetli yağışın ardından toprak kayması meydana geldi. 85 haneli köyde 9 yapı ve cami duvarları zarar gördü. İhbar üzerine bölgeye AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kemal Karaburçak (73) ve eşi Döndü Karaburçak’ın (72) yaşadığı evin duvarlarında çatlaklar oluştu. Ekiplerin yaptığı incelemenin ardından kullanılamaz hale gelen ev tahliye edildi.

Yaşlı çift, Delice Kaymakamlığı tarafından geçici olarak köyde bulunan sağlık evine yerleştirildi. Hasar gören diğer 8 yapıda ise ikamet eden vatandaşın bulunmadığı öğrenildi. AFAD ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri, hasar gören evlerde ve camide inceleme yaptı. Ekipler, zeminde oluşan yarıkların bulunduğu alanlarda çalışma yaparak rapor hazırladı.
Gün ağardı, facia net görüldü: Böyle bir şey olacağını bilemedik

“BİRKAÇ GÜNDÜR YARILAN YERLERİN ARTTIĞI GÖRÜLÜYOR”
Derekışla köyü muhtarı Kenan Çakıltepe, yaptığı açıklamada, “Köyümüzde 3 gün önce son yağışlardan dolayı heyelan şeklinde kaymalar meydana geldi. İlk andan itibaren durumu jandarma ve AFAD birimlerine bildirdik. Sağ olsunlar, anında yetiştiler. Sayın Kaymakamımız köyümüze geldi. AFAD İl Müdürümüz ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğünden gelen teknik ekip de köyümüzde çalışma yaptı. Birkaç gündür yarılan yerlerin arttığı görülüyor” dedi.
Antalya’da ‘rüşvet’ ve ‘yolsuzluk’ davası… Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek’in ifadesi ortaya çıktı

“BURASI HEYELAN BÖLGESİ OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR”
Köy sakini Haydar Demirtaş ise durumun ciddi olduğunu ifade ederek, “Çok kısa zamanda köyümüze intikal ettiler ve gereken çalışmaları yaptılar. Caminin ve köyün alt kısmında gerekli incelemeler yapıldı, raporlar tutuldu. Şu anda durum çok ciddi. Bu kayma ve heyelan gittikçe artıyor. Cumartesi günü ile bugün arasında çok fark var. Yağışlar nedeniyle köy kanalından bu tarafa doğru yaklaşık 15-20 ev risk altında. Burası heyelan bölgesi olarak değerlendiriliyor. Köy camisi de dahil olmak üzere riskli alanlar var. İlerleyen süreçte köyün taşınma ihtimali var. Devletimiz bunu araştıracak. Uygun bir hazine arazisi bulunursa inşallah bu aşamaya gelinecek” diye konuştu.

Demirtaş, devletin tüm imkanlarıyla köyde çalışma yürüttüğünü belirterek, “Korkumuzun bir an önce giderilmesini yetkililerimize söyledik. Onlar da yardımcı olacaklarını, tekrar gelip gerekli çalışmaları yapacaklarını ve sürecin kontrol altında olduğunu ifade ettiler. Devletimizin bütün imkanları seferber edildi. AFAD ekipleri geldi, jandarmamız geldi. Devletimize Allah zeval vermesin” ifadelerini kullandı.

“ALLAH DEVLETİMİZE ZEVAL VERMESİN”
Köy sakinlerinden Cengiz Bulut da evinde çatlaklar oluştuğunu söyleyerek, “Buraya gelen bütün görevlilere teşekkür ediyoruz. Benim evimde de çatlaklar var. Bunlar yazıldı, liste haline alındı. İnşallah bir an önce bu korkularımızı devletimizin sayesinde atlatırız. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.

Gün ağardı, facia net görüldü: Böyle bir şey olacağını bilemedik

Gün ağardı, facia net görüldü: Böyle bir şey olacağını bilemedik

Edinilen bilgilere göre,yaylaya gitmek üzere yola çıkan Çetin Naral’a ait yaklaşık 4 bin küçükbaş hayvan, Hakmehmet ve Ağaver köyleri arasında yaklaşık 200 arı kovanının olduğu bölgeden geçerken arıların saldırısına uğradı. Arıların saldırmasıyla paniğe kapılan koyun ve kuzular kaçmaya başladı.
Kontrolden çıkan sürü, bölgede bulunan sulama kanalının altındaki başka boş bir kanala düşerek burada birbirini ezdi.

Yaşanan izdiham sonucu ilk belirlemelere göre 400 koyun telef oldu. Olay sırasında arıların saldırısına maruz kalan 5 kişi de yaralandı.

Hastanedeki tedavisinin ardından hayvanların olduğu yere geri dönen İsmail Naral, “Sürü dağa gidecekti. Burada arı kovanlarının içine girdi. Dolu vurmuş gibi etraflarında dönüp ezilerek, boğularak ölmüşler. Böyle bir şey olacağını bilemedik. Arılar vardı, gördük ama bu yoldan gidince bunun olacağını düşünmedik. Arı vurmadı, bu ezilme sonucu oldu” dedi.
Bir koyunu 333 koyun takip etti! Çobanlar durduramadı

EKİPLER İNCELEME YAPIYOR
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) ekipleri, dün akşam olayın yaşandığı Hakmehmet ile Ağaver köyleri arasındaki bölgede çalışma yapıyor.

Arı saldırısı sonucu kaçarak yol kenarındaki boş alana düşüp birbirlerini ezen sürüde telef olan hayvan sayısının belirlenmesi için başlayan çalışmalar, halen bu alanda bulunan arılar nedeniyle güçlükle sürdürülüyor.

İlk belirlemelere göre 400 civarında küçükbaş hayvanın telef olduğu olayla ilgili ekiplerin çalışması devam ediyor.
İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, olay nedeniyle üreticinin mağduriyet yaşadığını söyledi.

Ekiplerin gerekli çalışmaları titizlikle yaptığını ifade eden Tingiş, şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımız, şu an bölgeden arıların çekilmesini bekliyor. TARSİM ile Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerimizle beraber bugün kepçe ve diğer detaylı çalışmaların sonucunda zarar ziyan tespitini tam anlamıyla sonuçlandıracağız. Ben üreticimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yani bu gibi olaylardan dolayı da özellikle konar göçer üreticilerimizin daha dikkatli ve hassas olmasını öneriyorum.”
Haber Detay Görsel Slider

Kasapoğlu: Esnafımızı hakir görenlere asla müsaade etmeyeceğiz

Kasapoğlu: Esnafımızı hakir görenlere asla müsaade etmeyeceğiz

Dr. Kasapoğlu konuşmasının devamında “Bu Birlik, esnaf ve sanatkarımızın en güçlü şekilde dayanışmasını sembolize ediyor. Esnafımız sadece ticaret yapmıyor bu şehrin kardeşliğini, bu şehrin birliğini, bu şehrin beraberliğini bugünlere getiren önemli bir fikri ifade ediyor. Ben bu toplantı vesilesiyle tüm esnaf ve sanatkâr kardeşlerimizi, geçmişten bugüne kadar görev yapmış değerli yöneticileri şükran, minnet ve saygıyla selamlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın esnafa dair bir ifadesi var ; “Esnaf, sadece alıp satan, sadece ticaret yapan kişi değildir. Esnaf; sokağın vicdanıdır, mahallenin ağabeyidir, ablasıdır. Esnaf, o mahallenin adeta manevi muhafızıdır.”
‘ESNAFIMIZIN KÖKLERİNDE AHİLİK GELENEĞİ YATAR’
“Bizim medeniyetimizde esnaflık, köklerini doğrudan Ahilik teşkilatından alır.
Ahilik; dürüstlüğün, kardeşliğin, yardımlaşmanın ve helal rızkın sembolüdür.
Sabah dükkânını açarken “Bismillah” diyerek kepengini kaldırır, siftah yaptıktan sonra komşusu da kazansın diye müşterisini komşuya yönlendirir. İşte esnafımız bugün bu ahlakı sembolize ediyor. Bizim esnafımız, yalnızca mal satmaz; dert dinler, yol gösterir, rehberlik eder, gerekirse cebindeki son kuruşu komşusuyla paylaşır. Esnaf ve sanatkarımız, bu toplumun ahlak pusulasıdır, yol göstericisidir, toplumsal huzurumuzun, iktisadi hayatımızın en güçlü taşıdır, çimentosudur.

‘ESNAFIMIZI HAKİR GÖRENLERE ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ’
Dr. Kasapoğlu konuşmasının son bölümünde “Bizler esnaf ve sanatkârlarımızı sadece seçim zamanı hatırlanacak bir kitle olarak asla görmüyoruz. Her daim sizlerle beraberiz. Nerede esnafımızın derdi varsa onu çözmek, onunla birlikte geleceği inşa etmek için beraberiz. O yüzden hiçbir vatandaşımızı, hiçbir ferdi birbirinden ayırmadığımız gibi, esnafımızı da kategorize etmedik ve kategorize etmeyeceğiz. Esnafımızı ayrıştıranlara, tepeden bakanlara ve hakir görenlere asla müsaade etmeyeceğiz. Kılığıyla kıyafetiyle inancıyla ideolojisiyle hiçbir zaman esnafımızı ayrıştırmadık, ayrıştırmayacağız. Ütülü ceket de giyse, gömlek de giyse, tulumunu da giyse her bir esnafımız, sanatkarımız özverisiyle, gayretiyle, alın teriyle başımızın tacıdır. Bizim kitabımızda ayrıştırmak yok. Kucaklamak var, kapsamak var, birleştirmek var, bütünleştirmek var. Esnaf ve sanatkarımız feraset, gayret, emek, üretim sahibidir. İşte bu yönleriyle geleceğin daha aydınlık ve güçlü Türkiye’si Esnaf ve Sanatkarımızla yükselecektir. Bugüne kadar nasıl kuru laf siyasetinden demagojiden, ideolojik ayrıştırmadan uzak durduysak, elitist anlayışla milletimize halkımıza sanayicimize esnaf ve sanatkarımıza tepeden bakmadıysak, bundan sonra da çarşıda pazarda ekmek teknelerinizde sizinle birlikte olmaya, dertleşmeye, muhabbete devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı….

İçişleri Bakanlığı'ndan 'Suriyelilerin geri dönüş sayıları çelişkili' iddialarına yanıt

İçişleri Bakanlığı’ndan ‘Suriyelilerin geri dönüş sayıları çelişkili’ iddialarına yanıt

HABER MERKEZİ- Bakanlık, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından paylaşılan rakamların 2016’dan bugüne kadar olan toplam gönüllü geri dönüşleri kapsadığını belirtti. Buna göre, 2016 yılından itibaren Türkiye’den gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli şekilde ülkesine dönen Suriyeli sayısı 1 milyon 407 bin 568 olarak açıklandı.
Piyasalar allak bullak: Altın sert çakıldı!
Bakanlık tarafından yapılan açıklama şöyle;
“Bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde, Suriye’ye yönelik gönüllü geri dönüş sayılarına ilişkin resmî verilerin ve açıklamaların birbiriyle uyuşmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından kamuoyuyla paylaşılan veriler, 2016 yılından itibaren gerçekleştirilen toplam gönüllü geri dönüş sayılarını kapsamaktadır. Bu kapsamda, 2016 yılından bugüne kadar ülkemizden gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli şekilde geri dönen Suriyeli sayısı 1.407.568’dir.
Göç İdaresi Başkanlığının güncel verilerine göre, ülkemizde geçici koruma statüsünde bulunan Suriyeli sayısı 2.280.542 olup, 8 Aralık 2024 sonrasında gönüllü geri dönüş yapan Suriyeli sayısı 667.565 olarak kaydedilmiştir.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, 8 Aralık 2024 tarihinden bu yana bölge genelinde toplam 1.630.874 Suriyelinin ülkesine geri döndüğü tahmin edilmektedir.
Geri dönüşlerin ülkelere göre dağılımına bakıldığında, Türkiye 639.995 kişi ile ilk sırada yer almaktadır. Paylaşılan bu veriler; sınır geçişleri, nüfus hareketleri raporları ve farklı veri kaynaklarının birlikte analiz edilmesiyle elde edilmektedir.
Farklı tarihlere ait verilerin, aynı dönemin verisiymiş gibi kıyaslanarak haberleştirilmesi gerçeklikten uzak ve yanıltıcı bir yaklaşımdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Antalya’da ‘rüşvet’ ve ‘yolsuzluk’ davası… Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek’in ifadesi ortaya çıktı…

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskortDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelergrandpashabetDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelergrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetJojobetDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelerpusulabet girişCasibomdeneme bonusu veren sitelerultrabetmatadorbetmatadorbetmarsbahisgoldenbahissuperbetinroyalbet girişsuperbetinbetpuandeneme bonusuDeneme bonusucasibomjojobetgrandpashabetteosbetgrandpashabetholiganbetpusulabetvevobahisjojobetjojobetpusulabetcasibomjojobet girişHoliganbetHoliganbetjojobetdeneme bonusugrandpashabetjojobetjojobet güncel girişholiganbetdeneme bonusudeneme bonusubetciobetciodeneme bonusu veren sitelertipobetgrandpashabetbetasusjojobetjojobet girişgrandpashabet girişholiganbetgrandpashabetpradabetromabetholiganbet girişsahabetsekabetpusulabetcasinowonamgbahismercurecasinoholiganbetjojobetgrandpashabetjojobetteosbetwbahismeritkingwbahisteosbetholiganbetwbahisjojobetgrandpashabet girişwbahis giriştambet girişgameofbet girişradissonbet girişradissonbet girişjojobetbetpuanjojobetbetsalvadorpalacebetteosbet1winbetgitradissonbetcratosroyalbetmeritkingevcil hayvan satışıbanka hesabı kiralacasibombettiltmatbetimajbetcasibom güncelgalabet girişBetpasBetpas