BIST 100
12.265,98 0,43%
DOLAR
49,3379 0,06%
EURO
55,3127 0,11%
GRAM ALTIN
6.639,28 -0,08%
BITCOIN
83.901,00 0,39%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
96,64 0,27%
GBP/TRY
65,3755 0,10%
EUR/USD
1,1203 0,03%
BRENT PETROL
102,91 0,30%
ÇEYREK ALTIN
10.855,21 -0,08%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
16 °

HABER

Gülistan Doku soruşturması! Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yeni gelişme

Gülistan Doku soruşturması! Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yeni gelişme

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülistan Doku soruşturması kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında işlem yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası için Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazdı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısına istinaden soruşturma başlatan Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Sonel, 17 Nisan günü Elazığ’da gözaltına alındı.
İlginizi Çekebilir
Tuncay Sonel, Emniyet Müdürlüğü tarafından oluşturulan bir ekip tarafından 18 Nisan günü sabah saatlerinde Erzurum’a getirildi. Emniyetteki işlemleri devam eden Sonel’in gözaltı süresi uzatıldı.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161’inci maddesinde, ‘Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesi’nin (BAM) bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı ve aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine aittir’ hükmü uyarınca Sonel’in adli işlemleri Erzurum’da yapılıyor.

NELER OLMUŞTU?
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturma kapsamındaErzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu değerlendirilen ve Elazığ’da emniyet ekiplerince gözaltına alınan Sonel, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra kara yoluyla Erzurum’a getirilmişti.

Sonel’in, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde sorgu işlemleri başlatılmıştı.
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla soruşturma başlatılan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, açığa alınmıştı.

Yer :İzmir! Genç doktorun korkunç ölümü…

Son dakika..

Son dakika… Gülistan Doku soruşturması! Eski valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in ifadesi ortaya çıktı: Baz kaydıyla çelişti

HABER MERKEZİ- Tunceli’de 5 Ocak 2020’den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı.
İlginizi Çekebilir
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen Mustafa Türkay Sonel’in savcılıktaki sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Mustafa Türkay Sonel, “kasten öldürme” suçundan tutuklandı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 10’a çıktı.
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de aralarında bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ile annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Uğurcan A. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
İçişleri Bakanlığınca açığa alınan ve Elazığ’da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Sonel, Erzurum’a getirilmişti. Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı olduğu belirtilen ve ABD’de bulunan şüpheli Umut A. hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştı.

ESKİ VALİNİN OĞLUNUN İFADESİ CNN TÜRK’TE
Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in jandarma ifadesine CNN Türk ulaştı. Detayları CNN Türk Muhabiri Merve Tokaz aktardı;
“Mustafa Türkay Sonel, dönemin Tunceli valisinin oğlu; aslında iddiaların hedefindeki, hatta bu soruşturmanın baş şüphelilerinden bir tanesiydi. Daraltılmış baz kayıtları raporları; Gülistan’ın cinayetin failleriyle birlikte ortak noktalarda bulunduğunu gösteriyor. Gülistan’ın çalıştığı kafede, Sarı Saltuk’ta, düğünde, farklı tarihlerde ve farklı noktalarda bazı buluşmalar söz konusu. Bu isimlerden bir tanesi de Mustafa Türkay Sonel’di. Ayrıca bir itiraf mektubu verilmişti.
O mektupta Gülistan’ın Mustafa Türkay Sonel tarafından istismar edildiği, bu istismar sonucu hamile kaldığı ve Gülistan’ın bebeği aldırmak istemediği için Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan’ı başından vurarak öldürdüğü ve sonrasında da cansız bedenin yok edilmeye çalışıldığı yönünde bir takım iddialar ve itiraflar söz konusuydu.
“GÜLİSTAN DOKU’YU ŞAHSEN TANIMIYORUM”
Peki Mustafa Türkay Sonel ne söyledi? İfadesinde, savcılık ifadesinde neler anlattı? O ifadeye ulaştık. Öncelikle Mustafa Türkay Sonel, “Gülistan Doku’yu şahsen tanımıyorum. Herhangi bir yerde, herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybolmasından sonra, herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bu olayla bir ilgisi yoktur.” diyor.

“İSMİNİ BASINDAN DUYDUM”
Burada hem kendisini hem de babası Tuncay Sonel’i savunmaya yönelik bir beyanda bulunuyor. “Ben Gülistan Doku’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım.” diyor. Ancak daraltılmış baz kayıtları raporuna göre Gülistan’ın çalıştığı Hanımeli Kafe’ye gidiyor ve orada ortak baz veriyor.
“GÜLİSTAN’IN ÇALIŞTIĞI KAFEYE TATLI ALMAK İÇİN GİTTİK”
“Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğiniz Hanımeli cafenin sahibinin oğlu Sidar ELMA-bizim arkadaş grubunda okul arkadaşımdır. Hatta kendisine apple diyerek takılırdık. Bu arada ben bu hanımeli isimli kafeye bir yada iki kere gitmişimdir. O da arkadaşlarım Umut ALTAŞ ve Ekincanın bu kafenin tatlılarını sevmeleridir. Ben zaten tatlı seven bir insan değilim geçerken onlar için oraya uğrar paket olarak tatlıları alırdık. Hatta bana da tatlı yememi ısrar ederlerdi ancak ben tatlı yemezdim. Ben en çok Balkon isimli kafeye giderdim.”
“Şubat” isimli gizli tanık ne diyordu? 27 Aralık 2019 gecesinde Zeynel, Gülistan’ın bir arkadaşı, Uğur Can, Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel’in gençlik merkezinin üst katında alkol ve uyuşturucu kullandıkları, ardından Gülistan’a burada tecavüz ettikleri yönünde ifade vermişti. Ancak Mustafa Türkay Sonel bu ifadeyi reddediyor ve “Ben Gülistan’ı hayatımda hiç görmedim, ismini bile basından duydum.” diyor.
İfadesine şöyle devam ediyor: “Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla ilgili herhangi bir bilgim yoktur. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbirisi Gülistan Doku’yu tanımazdı.”
Arkadaş grubu olarak ifade ettiği kişiler firari Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz. Ancak bu isimler Gülistan’ın bulunduğu noktalarda birlikte görülüyor. Bunlar da savcılık tarafından tespit edilen hususlar arasında.
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dilekçe verildi
“BEYANLARINHİÇBİRİNİ KABUL ETMİYORUM”
Öte yandan Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019 ve 2020 yıllarında kullandıkları hatlar dışında başka hatları olup olmadığı konusunda bilgisi olmadığını söylüyor.
“Üzerime atılan bu beyanları, gizli tanığın hakkımda vermiş olduğu ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum.” diyor. “05.01.2020 tarihinde kendime ait plakalı araçla Elazığ istikametinden Tunceli’ye girişimin görüldüğü, ancak öncesinde Tunceli’den Elazığ’a çıkışımın görülmediği hususuyla ilgili söyleyecek bir şeyim yoktur.”

Burada kayıtlara yansıyan bir görüntü söz konusu. Yan koltukta Umut Altaş, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel bulunuyor. Bu görüntüyle ilgili olarak: “Elazığ istikametinden Tunceli istikametine gidiyordum.” diyor.
Silahlarla ilgili ise: “Benim renkli boncuk atan tüfeklere karşı bir merakım vardır. Bu ilgiyi arkadaşımın yönlendirmesiyle öğrendim. Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde benim ‘Bu tabanca ile birisini vurdum’ dediğim iddiası kesinlikle yalandır. Böyle bir beyanda bulunduğumu bilmiyordum, çok şaşkınım. Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur. Bu sporla ilgili evin bahçesinde oynadığımız birçok fotoğraf ve video mevcuttur. Kullanılan ekipmanların faturaları da vardır. Bunların hiçbiri gerçek tabanca değildir. Bana ait bir tabanca söz konusu değildir.” diyor.
BAZ KAYITLARI İLE ÇELİŞTİ
Gençlik merkeziyle ilgili sorulara ise şu şekilde yanıt veriyor: “Ünsal, Uğurcan, Şafak ve hatırlayamadığım birkaç dershane ve okul arkadaşımla birlikte gençlik merkezine giderdim. Ayrıca çevredeki kafelerde de zaman geçirirdik. Daraltılmış baz kayıtlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir.” Yani, aynı baz sinyalinde bulunmanın aynı yerde olduklarını göstermediğini savunuyor.
Yaklaşık 6 sayfalık ifadesinde kendisine çeşitli sorular yöneltiliyor. Özellikle valinin koruması Şükrü Eroğlu ile ilgili sorular soruluyor. Savcılık tarafından: “Gülistan Doku’ya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği değerlendirilmektedir. Barajda bulunan makas, peçete ve el yazılı not ile 5 Ocak 2020 günü bulunduğunuz bölgenin aynı olduğu tespit edilmiştir. Bu malzemeleri kimin attığı?” şeklinde sorular yöneltiliyor. Mustafa Türkay Sonel ise: “Ben Gülistan Doku’yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Biz o bölgede araçla hareket halindeydik, durup beklemezdik. Zaten aracın durabileceği bir yer yoktur.” diyor. Ancak bölgede araç park edilebildiği de biliniyor.
“SINAVLARIMA HAZIRLANIYOR OLMAM GEREKİRKEN BURADA BULUNUYORUM”
Son olarak: “Bahsettiğiniz malzemeleri kimin attığını bilmiyorum. Gizli tanığın beni suçlayan beyanları asılsızdır. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Bu durum bana ve aileme karşı yapılmış bir itibar suikastıdır.” ifadelerini kullanıyor.
Ayrıca: “Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Üniversite son sınıf öğrencisiyim. Sınavlarıma hazırlanıyor olmam gerekirken burada bulunuyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Gülistan’ı tanımadığım için aynı ortamda olsak bile fark etmezdim.” diyor. İfadesinde defalarca “Gülistan Doku’yu tanımadım, görmedim” şeklinde beyanda bulunuyor.”
“BU DURUMLARI YAŞAMAMIN TEK SEBEBİ BABAMIN MAKAMIDIR”
“Gizli tanığın aleyhimde Gülistan Dokuyu öldürdüğüme yönelik bu beyanı tamamen asılsızdır. Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiç birisini kabul etmiyorum. Bana ve aileme karşı yapılmış olan bir itibar suikastidir. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır. Benim gibi üniversite öğrencisi olan birisinin akşam saatlerinde evinden alınarak buraya getirilip gözaltına alınmam bu durumları yaşamamın tek sebebi babamın makamıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir. Benim şu an üniversitede vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken sizin karşınızdayım ve bu durum benim çok fazla zoruma gidiyor. Eğitim hayatım benim için çok önemlidir. Ben üniversite son sınıfta okuyorum. Bu yıl benim için son derece önemlidir. Ben Gülistan Doku’yu tanımadığım için bahse konu 04/01/2020 tarihinde cafenin içerisinde olsa bile fark etmezdim. Ben genelde tanıdığım insanların dışında kimse ile konuşan bir insan değilimdir. O gün de cafeye giriş amacım alışveriş olmuştur. Ben Gülistan Doku’nun ablası Aygül Dokuyu bizzat tanımıyorum basından duyduğum kadarıyla biliyorum. Ancak gülistan Doku’nun kaybolduğu dönem Aygül ve ailesi öğretmen evinde kaldıkları için ben de üniversite sınavına hazırlanmak amacıyla öğretmen evinde bulunduğum için Aygül Doku ile öğretmen evine karşılaştım. Bana naif bir dille “ablacım baban kardeşimi bulur dimi” dedi. Bende “bulunur ablacım. bizde bunu istiyoruz, neden.bulunmasın* dedim. Ben hiç bir zaman Umut’a Aygül’ü ara demedim. Umut’un aleyhime olan bu beyanlarını kabul etmiyorum. Neden benim aleyhime bu şekilde beyan verdiğini bilmiyorum. Umutla aramızda herhangi bir husumet yoktur.”
Son olarak tutuklamaya sevk yazısında; Gizli tanık beyanları, daraltılmış baz kayıtları ve diğer deliller doğrultusunda kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, suçun niteliği göz önünde bulundurularak tutuklanmasına karar verildiği belirtiliyor.
Ayrıca Koçpınar Köyü’nde yer altı görüntüleme cihazıyla yapılan aramalarda, bilirkişi raporuna göre daha önce gömülmüş bir cansız bedene dair bulgular olduğu da dikkat çekiyor.”

Kredi kartı limiti düzenlemesi askıya alındı iddiası! BDDK açıklama yaptı…

Esenyurt’ta şüpheli ölüm: ‘Babam intihar etti' dedi korkunç sır ortaya çıktı

Esenyurt’ta şüpheli ölüm: ‘Babam intihar etti’ dedi korkunç sır ortaya çıktı

Olay, dün saat 13.30 sıralarında Hürriyet Mahallesi Serçe Sokak’ta yaşandı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbarda bir kişinin silahla kendisini vurduğu bildirildi. İhbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan Hasan Yıldız, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
İlginizi Çekebilir
Olay yerinde ve çevresinde detaylı çalışma yürüten polis ekipleri, olayın intihar olmadığı yönünde bulgulara ulaştı. Yapılan incelemelerde, olayın aile içinde yaşanan tartışma sonrası gerçekleştiği ve silahı kullanan kişinin oğlu Şenol Yıldız olduğu tespit edildi.
Yaşanan olayla ilgili olarak konuşan komşu İnan Yıldız, “Bizim duyduğumuz önce aile içinde bir tartışma olmuş. Sonrasında silah patlama sesi duymuşlar ve “Ambulans” diye bağırmışlar. Ardından ambulans ve olay yeri inceleme ekipleri gelmiş. Götürdüler. Komşumuz vefat etmiş. Cenaze memleketine gitti. Çok sevdiğimiz, efendi insanlardı. Neden böyle oldu bilemiyoruz. Keşke böyle olmasaydı” dedi.
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Dilekçe verildi
Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kısa sürede yakalanan şüpheli gözaltına alınırken, olayda kullanılan silahın ise üst kattaki evde bulunduğu öğrenildi.
Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma sürüyor.
…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu konuşması kitabı, 3 dilde yayında

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu konuşması kitabı, 3 dilde yayında

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin küresel marka değerlerinden olan, barış diplomasisi açısından kritik öneme sahip ADF’ye bu yıl 150’den fazla ülkeden 20’yi aşkın devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, 40’tan fazlası dışişleri bakanı olmak üzere 50’nin üzerinde bakan, 75’i uluslararası kuruluş temsilcisi olmak üzere 460’ı aşkın üst düzey katılımcının yanı sıra aralarında akademisyen ve öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda konuk katıldı.
Kabine yarın toplanıyor! Gündemde okul saldırıları, bölgesel krizler ve yeni güvenlik tedbirleri var
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yarını Kurgulamak, Belirsizlikleri Yönetmek” temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşma, Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde kitaplaştırıldı.
Erdoğan, konuşmasında, mevcut uluslararası sistemin ahlaki ve varoluşsal bir kriz içinde olduğunu vurguladı.
Forumu sadece diplomatik bir temas noktası değil, küresel aklın ve vicdanın ortak kürsüsü olan bir “akıl platformu” olarak nitelendiren Erdoğan, özellikle Gazze’de yaşanan soykırımı, modern düzenin yapısal çürümesinin ve meşruiyet krizinin en bariz örneği olarak gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sistemin sadece “güçlünün hukukunu” gözettiğini belirterek, “Dünya beşten büyüktür” şiarıyla ifade edilen temsil açığı kapatılmadan ne sistem krizinin çözülmesinin ne de daha adil bir dünya inşasının mümkün olduğunu ifade etti.
Konuşmasında, bölgesel krizlere ve çözüm yollarına da geniş yer ayıran Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif’in girişimleriyle sağlanan 15 günlük ateşkesten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kalıcı barış için yapıcı diyalog ve diplomasinin önemine dikkati çekti.
Erdoğan, Türkiye’nin “Barışın Anahtarı” misyonuyla Ukrayna, Suriye ve Balkanlar gibi pek çok coğrafyada kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu ve komşularıyla işbirliğine açık olduğunu ifade ederek, Kalkınma Yolu ve Balkan Barış Platformu gibi stratejik projelerin altını çizdi.
Konuşmasında, Türkiye’nin Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve AB üyeliği hedefini koruduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi ve Antalya’daki COP-31 gibi önemli organizasyonlarla küresel dayanışma zeminini güçlendirme kararlılığını yineledi.

Koli koli silah! İstanbul’da durdurulan kamyonetten çıkanlar şoke etti…

100 yaşında ve hâlâ işinin başında! ‘Kontrol etmek için geliyorum’

100 yaşında ve hâlâ işinin başında! ‘Kontrol etmek için geliyorum’

Sakarya’da ikamet eden asırlık çınar Ömer Oğur, meslek hayatına 1956 yılında başladığı lokantada halen aktif olarak yer alıyor. 80 yılı aşkın süredir dönercilik yapan Oğur, her cuma günü dükkanına gelerek işleyişi kontrol ediyor.
İlginizi Çekebilir
Mesleğe olan bağlılığını dile getiren Oğur, 1976 yılından itibaren yetiştirdiği oğlunun ismini yaşatacağını ifade etti.
“İŞİMİ KONTROL ETMEK İÇİN GELİYORUM”
Meslek hayatına dair bilgiler veren Ömer Oğur, “1956 yılında bu lokantada çalışmaya başladım. O zamandan beri hala çalışıyorum. 80 yıldır dönercilik yapıyorum. İşimi kontrol ediyorum, onun için geliyorum. 76 yılından sonra oğlumu yetiştirdim. O da çok güzel çalışıyor ve çok güzel döner yapıyor. Benim ismimi yaşatacak” dedi.

“HALA İŞİNE SAHİP ÇIKIYOR”
Babasının yanında 15 yaşında komi olarak işe başlayan ve 49 yıldır birlikte çalışan Metin Oğur, mesleğin inceliklerini babasından öğrendiğini belirtti. Babasının halen işine sahip çıktığını vurgulayan Metin Oğur, “Ben 15 yaşından beri bu işin başındayım ama ilk başlangıçta dışarıya yemek taşıyıp komilik mesleğine başladım. Sonra kasaya oturdum, hesap ve para işlerine baktım. Ondan sonra babam et almanın inceliklerini öğretti. Bu dönercilik mesleğini babamdan öğrendim. Babamın 80 yıllık bu işini devam ettirmek beni çok mutlu ediyor. Her akşam gittiğim zaman ‘işler nasıl’ diye sorar, yani hala işine sahip çıkıyor” diye konuştu.
Dünya onun peşinde! Yarım gün süren işi 20 dakikaya indiren makine geliştirdi: ‘İhraç eder hale geldik’
…

Son dakika Gülistan Doku Haberleri: Gülistan doku soruşturmasında yeni gelişme! Dilekçe verildi

Son dakika Gülistan Doku Haberleri: Gülistan doku soruşturmasında yeni gelişme! Dilekçe verildi

Van’da iki yıl önce kaybolduktan 18 gün sonra sahilde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, 10 kişinin tutuklandığı Gülistan Doku soruşturmasında genç kızın ailesine destek olmak için Tunceli Adliyesi’ne geldi. Kabaiş, adliye önünde Gülistan’ın annesi Bedriye ile ablası Aygül Doku ile görüştü. Nizamettin Kabaiş, Bedriye Doku’nun elini öptü.
İlginizi Çekebilir
Nizamettin Kabaiş, Rojin dosyasının da çözüleceğine inandıklarını belirterek, “Doku ailesi çok büyük acılar çektiler. 6 yıldır bu acıyı çekiyorlar. Biz de 2 yıldır büyük acılar çektik, bize çektirdiler. Onlar validen şüphe etmişti, bizim olayda da rektörden çok şüpheleniyorum. Akrabasıdır, parmağı vardır içinde, ben biliyorum. Kamera kayıtları silinmiş. Hal hareketlerinden dahi bellidir. Otopsi odasına girmiş. Sürekli onun yüzüne de vuruyorum bunu. Taziyeye de gelmedi. Biz çocuğumuzu size emanet etmiştik. Siz ‘bunlar bizim evladımızdır, bizim kızımızdır’ demeliydiniz. Hiç mücadele etmediler. Hiç demedi ki ‘benim öğrencimdi, başına ne geldi’ diye. Aynı şekilde Gülistan Doku da öyle oldu. Böyle olmaması lazım. Bizim makama saygımız vardır. Devletimize güveniyoruz. Ama şahsi kızımıza sahip çıkmamışlar. Hakkımızı onlara helal etmeyeceğiz, bu olayın peşini de hiç bırakmayacağız” dedi.
Kabine yarın toplanıyor! Gündemde okul saldırıları, bölgesel krizler ve yeni güvenlik tedbirleri var

‘DEVLETİMİZE, ADALET BAKANIMIZA GÜVENİYORUM’
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in sözlerinin kendisini duygulandırdığını belirten Kabaiş, “Suçumuz günahımız nedir? Bu insanlar, bu aile 6 senedir burada acılar çekiyor. Bu yolda belki yüzlerce defa gelip, gittiler. Biz de sürekli Van’a gidip geliyoruz, acılar çekiyoruz. Onların umurunda değil. Rojin Kabaiş’in dosyasına 6 aydır hiçbir şey yapılmamış. Dosya halen o şekilde rafta duruyor. 2 erkek DNA’sı da tespit edildiği halde halen bir adım atılmadı. Sadece ‘telefonu yurt dışında, onu bekliyoruz’ diyorlar. Allah’ın izniyle her şey çözülecek, hem Rojin’in hem Gülistan’ın. Adalet Bakanımıza da buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Devletimize, Adalet Bakanımıza güveniyorum. Onun tarihi kelimeleri vardı, çok duygulandım, çok ağladım. Kendisi de söyledi. ‘Kim olursa olsun, güçlüye dokunulmaz algısı yapmasınlar’ diye. İnşallah her şeyi çözecek. Bizimki de ortaya çıkacak. Bu annenin hakkı nasıl ödenecek? 6 yıldır bu aile acı çekiyor. Bizimki de onun benzeridir. Van Valisine sesleniyorum. Bize yardımcı ol, her şey açığa çıksın. Kimin parmağı varsa, kim olursa olsun çözülsün. Gülistan Doku’daki gibi her şey açığa çıksın. Çünkü kameraları silmişler, dar baz çalışması yapılmadı, 2 erkek DNA’sı var” diye konuştu.
8 yıl sonra Rabia Naz dosyasında yeni umut! Kayıp detaylar yeniden gündemde, babadan ilk açıklama

‘İNŞALLAH SİZİNKİ DE BULUNUR’
Gülistan’ın annesi Bedriye Doku da sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyerek, “Ben bir anneyim. Bunlara müebbet verilmesini istiyorum. Ben kızımın katillerini buldum, inşallah sizinki de bulunur. Kızımın kemiklerini istiyorum. İnşallah Ebru Cansu gibi bir savcı da size denk gelsin. Ebru Cansu kızımın katillerini buldu, inşallah sizin de bulunacak. İnşallah kızımın da bir mezarı olur. Ben gidip bir Fatiha okuyacağım” dedi.

‘SONEL’İN ANNESİ HAKKINDA DİLEKÇE VERDİK’
Gülistan’ın ablası Aygül Doku, tutuklanan Mustafa Türkay Sonel’in annesi H.S. hakkında da şikayetçi olduklarını belirterek, şöyle konuştu:
“Aile avukatımız, Mustafa Türkay Sonel katilin annesi ve örtbasçı babası Tuncay Sonel’in eşi hakkında da tutuklama talebinde bulunmak üzere başsavcılığımıza dilekçesini gönderdi. Çünkü o katil ve tecavüzcünün annesi de oğlunun kızımızı öldürdüğünü biliyordu. Bu yüzden aile avukatımız tutuklanması için başvurusunu yaptı. En ağır şekilde müebbet almalarını istiyoruz, adalete inanıyoruz.
6 kişilik ailenin 70 yıllık gizemi! Sır perdesi aralandı, hayatta kalan son kişiden dikkat çeken çıkış geldi…

8 yıl sonra Rabia Naz dosyasında yeni umut! Kayıp detaylar yeniden gündemde, babadan ilk açıklama

8 yıl sonra Rabia Naz dosyasında yeni umut! Kayıp detaylar yeniden gündemde, babadan ilk açıklama

Rabia Naz Vatan, 12 Nisan 2018’de, Eynesil ilçesine bağlı Gümüşçay Mahallesi’ndeki evlerinin önünde yaralı bulundu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekibi tarafından hastaneye kaldırılan Rabia Naz, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Rabia Naz Vatan’ın ölüm nedeninin tespiti için Adli Tıp Kurumu tarafından rapor hazırlandı. Raporda ölümün, genel beden travmasına bağlı kırık ve iç organ yaralanması sonucu meydana geldiği, yüksekten düşme ile uyumlu olduğu kaydedildi. Aile ise kızlarına otomobil çarptığını ve yaralı olarak evin önüne bırakıldığını iddia etti.
İlginizi Çekebilir
Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada; Rabia Naz Vatan’ın ölümü ile ilgili yürütülen soruşturmasında takipsizlik kararı verildiği belirtildi. Kararda küçük kızın ölümünün yüksekten düşme sonucu meydana geldiği, başkası tarafından kasten ya da taksirle öldürüldüğü yönünde bir delil tespit edilemediğine yer verildi. 130 kişinin tanık olarak dinlendiği kaydedilen açıklamada, “Tüm dosya kapsamından, Rabia Naz Vatan’ın evinin çatısından düşerek vefat ettiği kanaatine varılmış, başka birinin kusuru tespit edilemeyen olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir” ifadesi kullanıldı.
İstanbul’da hayalet ekran hırsızlığı! Park halindeki 8 araçtan çaldılar, 2 şüpheli tutuklandı
‘İNŞALLAH ARTIK GEREKEN YAPILIR’
Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan, Tunceli’de 5 Ocak 2020’den beri kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasındaki yeni gelişmelerin ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, ‘Sadece Gülistan Doku dosyası değil, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları da inceleniyor’ açıklamasına ilişkin konuştu. Ziyaret ettiği kızının kabrine çiçek bırakıp, Bakan Gürlek’in açıklamasının umut verici olduğunu belirten Vatan, Adalet Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü’nü aradığını belirterek “İnşallah artık gereken yapılır” dedi.
‘GÜÇ ALIR GİBİ SIMSIKI ELİMİ SIKMIŞTI’
Olay günü yaşadıklarını DHA’ya anlatan Şaban Vatan, “Rabia Naz, okuldan çıktıktan sonra gittiği eczanedeki annesinin yanından ayrılıyor. Öncesinde kırtasiyeye gitmiş, arkadaşlarıyla dondurma alıp yemişler. Annesinin yanından ayrıldıktan sonraki süreçte Rabia Naz’a ne olduğu hala ortaya çıkmadı. O gün saat 17.17’de bana bir telefon geldi. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesindeydim. ‘Naz’a bir şey olmuş, yüzünde de bir şey var. Yolun kenarında duruyor’ dendi. Ben o panikle Eynesil’e geldim. O panikle yolda 112’yi aramıştım. Ambulans gelmişti ve Rabia Naz sırt üzeri yolun kenarına, iş yerimin önündeki kısma bırakılmıştı. Bulunduğu yerde sürüklenme gibi hiçbir iz yoktu. Bir çocuğu sırt üzeri bırakıp kaçmışlar gibiydi. Sırtında okul çantası olması gerekirdi, o bile yoktu. Hastaneye gitti ve Rabia Naz yaşıyordu. Yavrum acı içerisinde kıvranıyordu, ambulans içerisinde çığlık atmış. Sağ tarafında kan vardı ama burnu bile kanamamıştı. Aynı zamanda ayağında açık ve ciddi büyüklükte bir yara vardı. Kemikleri görünüyordu ama yaranın etrafında kan yoktu. Beni odadan çıkardılar. Kızıma cesaret vermek için elini tutmuş, ‘Kızım korkma, yanındayım’ demiştim. Güç alır gibi sımsıkı elimi sıkmıştı. Biz umutluyduk ve sadece ayağındaki yaradan ötürü endişemiz vardı. Naz’ın okul çantasını aramaya başladık. Olay yeri inceleme saat 20.00’a kadar da inceleme yapmış. Her yer arandı ama çantayı bulamadık. Bir süre sonra acildeki doktor, Rabia’yı kaybettiğimizi söyledi. Morg kısmının kapısında kızımızı bekledik. Hastane sedyesinden morg sedyesine kendim aldım. Rabia Naz’a araç çarptığı net olarak belliydi hatta fail araç aranıyordu” diye konuştu.

‘KATİLLERİN HAK ETTİKLERİ CEZALARI ALMASINI İSTİYORUZ’
Kızının okul çantasını sakladığını söyleyen Vatan, “Sayın Bakan Beyin şu anda yaptığı açıklamalara göre Rabia Naz, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku ile ilgili biz, katillerin yargılanmasını, hak ettikleri cezaları almasını istiyoruz. Rabia Naz’a araç çarptığı anda hastaneye yetiştirilmiş olsaydı, yaşayacaktı ki zaten yaşıyordu. İç organlarında hasar yoktu. Ölümüne de sebep oldular. Rabia Naz’ın okul çantası burada. Çantası bana takipsizlik kararı sonrasında verildi. Aldıktan sonra hiçbir yerine dokunmadım. Adli torbada olduğu gibi duruyor. Hiç açmadım ki tekrar incelensin diye. Çantanın altında simsiyah çizgili bir iz var; üzerinden bir şey geçmiş gibi. Araç lastik izi olma olasılığı çok yüksek. Rabia Naz’ın okul çantasında hiçbir ize rastlanmıyor. Çantayı tutuğu yer belli, her gün sırtına aldı, ders saatlerinde çantasını açıp kapattı. Rabia’nın parmak izi, naylon dokulu bir çantada nasıl olmaz? “ifadelerini kullandı.
Adı ‘altın’ ama değeri altından fazla! Antik Yunan’da soylular giyiyordu: Midye kabuğundan çıkıyor
‘BEDELLER ÖDEDİK’
Bakan Gürlek’in duyarlılığının farkında olduklarını kaydeden Şaban Vatan, şöyle konuştu:
“12 Nisan, Rabia Naz’ın ölüm yıl dönümüydü. Onun ardından gündeme gelen Gülistan Doku olayını Sayın Bakan Bey de yakından takip ediyormuş. Özel kalemini arayarak, bu konuyla ilgili bilgi almak istedim ve randevu talep ettim. Biz de bildiğimiz ve süreçte elde ettiğimiz tüm verileri Bakan Beye aktarmak istiyoruz. Bir ekip kurulmuş, bu ekiple sağlıklı sonuçlara gidilmesini bekliyoruz. Gülistan Doku’nun ardındaki süreç bize umut oldu. Bakan Beyin duyarlılığının farkındayız. Çabaladık ve anlatmaya çalıştık hatta bedeller ödedik. Gülistan Doku ve Dorukhan Büyükışık dosyaları hepsini anlatıyor. Rabia Naz da Rojin Kabaiş de aynıdır. Her can önemlidir. Biz, her şeyin en etkin şekilde yeniden soruşturulmasının başlatılmasını istiyoruz. Kurmuş olduğu ekibin özveriyle çalışmasını ve bizlerle de aile olarak görüşülmesini istiyoruz.”

‘BU SAATTEN SONRA İNŞALLAH SONUCA GİDİLİR’
Vatan, “8 yıl içerisinde bizler de bilgiler elde ettik ve sunacak olduğumuz bir yer yoktu. Bu saatten sonra inşallah sonuca gidilir. Dorukhan Büyükışık cinayetinde çok ümitlenmiştim. Gülistan Doku olayını da hep yakından takip ettik. Umut ediyoruz ki Gülistan’ın da bedeni inşallah bulunur. Umutluyum; gelinen süreç, tüm toplumun takibinde. Bu süreç bizim için umuttur. Sayın Bakanın da bu konuda tam yetkisi var. Biz de Sayın Bakandan bunu bekliyorduk. Bakanımız da Rabia Naz ve Rojin Kabaiş için de özel inceleme yapılacağını belirtmiş. Sadece adalet istiyoruz” dedi.
2295 gün sonra gelen itiraf: Hamile kaldı kafasına sıktım…