BIST 100
12.250,68 0,82%
DOLAR
49,3658 0,14%
EURO
55,2841 0,44%
GRAM ALTIN
6.593,36 -0,30%
BITCOIN
83.138,00 0,18%
FAİZ
39,58 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
94,02 -1,70%
GBP/TRY
65,4400 0,40%
EUR/USD
1,1190 0,31%
BRENT PETROL
105,81 2,84%
ÇEYREK ALTIN
10.780,14 -0,30%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
21 °

HABER

Son dakika..

Son dakika… Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiç kimse Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz

HABER MERKEZİ- İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, basınımızın kıymetli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler. Hepinizi en kalbi duygularımla, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sizlerle birlikte kalpleri ve vicdanları şu an burada bizimle olan 86 milyon vatandaşımızın her birini hürmetle selamlıyorum. Yine siz milletvekillerimiz aracılığıyla AK Parti’nin millete ve memlekete hizmet sevdasına gönül düşüren tüm yol arkadaşlarıma, 11.5 milyonu aşkın üyemizin tamamına buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
İlginizi Çekebilir
İki haftalık aranın ardından gönüllerimizi tekrar buluşturan Cenabı Allah’a sonsuz hamdü senalar olsun. Grup toplantımızı teşrif eden kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz diyor, bu kürsüden yapacağımız değerlendirmelerin ülkemiz, milletimiz, partimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Muhabbetinizden, ahde vefanızdan dolayı her birinize teşekkür ediyorum. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin diyorum.
Sözlerimin en başında, 14-20 Nisan Şehitler Haftası vesilesiyle, terörle mücadeleden sınır ötesi operasyonlara kadar farklı cephelerde vatanımızın bekası, milletimizin huzuru ve devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum. Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin. Kahraman gazilerimize de fedakârlıklarından ötürü şükranlarımı sunuyor, Mevla’dan kendilerine hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. Şehitlerimizin muhterem ailelerine de en derin hürmetlerimi takdim ediyor, devletimizin her zaman yanlarında olacağını bir kez daha ifade ediyorum.
ŞANLIURFA’DA LİSEDE SALDIRI
Yine burada dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Mühessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır.Yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise hâlen devam etmektedir. Yaralılarımıza Cenabı Allah’tan acil şifalar temenni ediyor, ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş
“ENERJİDE ‘TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’ HEDEFİMİZE KARARLI BİR ŞEKİLDE İLERLİYORUZ”
Kıymetli milletvekillerimiz, milletimizin takdir ve teveccühüne mazhar olmanın yüksek sorumluluğu içinde aldığımız her nefesi ülkemize hizmet için kullanmanın derdindeyiz. Enerjiden savunma sanayine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde, sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım. Bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır.
“TÜRKİYE’Yİ ENERJİDE BİR ÜST LİGE ÇIKARDIK”
Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkânlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz Gazı’ndan karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız.2028’de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hâle geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyoruz. Aynı zamanda bu imkânları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz.
Kıymetli milletvekili arkadaşlarım. Cuma günü Somali’de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki CURAD-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4500 km2’lik alanda sismik araştırmalar yürütmüş, umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey ile ya nasip diyor, inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz. Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır. CURAD-1, 7500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey’e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan, Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle, kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz. Hani hep söylüyorum ya, nereden nereye diye. İşte Türkiye sadece 23 yılda engellere rağmen buralara geldi. Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı.Ülkemizde bazıları Türkiye’nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Aynı şekilde aziz milletimiz o engin ferasetiyle her şeyin bilincindedir.
Bakınız. Burada Çağrı Bey’i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor. “Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden hâlen atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi. Çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş. Maşallah. Adeta bir sanat eseri.” Evet. Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye’nin hem Türkiye Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey’in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize Cenab-ı Allah’tan başarılar diliyoruz.2011 yılında kimse yokken nasıl Somali’nin imdadına koştuysak, nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak, inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye, destek olmaya devam edeceğiz.
Hürmüz’de Türk gemilerinin çıkışı için tarih belli oldu mu? Bakan Uraloğlu açıkladı
“KÜRESEL SİSTEM, EKONOMİK, SİYASİ VE GÜVENLİK BOYUTUYLA ÇATIRDIYOR”
Değerli milletvekili arkadaşlarım, iç ve dış gelişmeler bağlamında oldukça yoğun günlerden geçiyoruz. Merhum Cengiz Aytmatov’un “gül olur asra bedel” ifadesinin adeta ete kemiğe büründüğü bir döneme bizzat şahitlik ediyoruz. İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağı, neyin geleceği belirsizliğini koruyor. İnsanlık kendine bir çıkış ve kurtuluş yolu arıyor ancak bu yolun ufukta belirdiğini henüz söyleyemiyoruz. İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği 28 Şubat’ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır.
“GÖRÜŞMELERİN SÜRDÜRÜLMESİ NOKTASINDA GEREKLİ TELKİN VE GİRİŞİMLERDE BULUNUYORUZ”
Bizim savaşın ilk gününde Siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır. Biliyorsunuz, çatışmaların 40. gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştur. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi, sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir.
Kardeşlerim, bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır. Şayet bölgemizde barış olacaksa bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vadedilmiş topraklar hezeyanı ile hareket eden İsrail hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak.
GAZZE KASABI NETANYAHU
Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan Gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netanyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milletim adına kutluyorum.
“HİÇ KİMSE TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI’NA PARMAK SALLAYAMAZ”
Şunu herkes bilsin ki biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz. Kardeşlerim, Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen, tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin 100 sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz.
Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz.Yumuşak başta olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın. Kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz.
Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım hepimiz İstiklal Marşı “korkma” nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız. Biz on bir buçuk milyon üyesiyle şu muhteşem mısraları kalplerine nakşetmiş bir siyasi hareketin mensuplarıyız. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun. Korkma. Nasıl böyle bir imanı boğar? Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” Evet. İmkânsızlıklar içinde bile kükremiş sel misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlılığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar.
“TEPKİ GÖSTEREN TÜM SİYASETÇİLERE TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Bu vesileyle Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin millî gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum.
Son dakika: Gülistan Doku dosyasında sarsıcı görüntü! Kayıp SIM kartının izi sürüldü: Silinen 2 isim
Değerli kardeşlerim, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında başlayan müzakere sürecinden, yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarımızı kesmiş değiliz. Şurası bir gerçek ki, anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog ve diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizle arzu ve temenni ediyoruz. Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulh ve sükûnun egemen olması için bütün imkânlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesi ile barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız.
“TÜRKİYE MUHALEFETİN YÖNETTİĞİ BELEDİYELERDE FETRET DEVRİ YAŞIYOR”
Tabii bu süreçte ülkemizin şu gerçeğini de aklımızdan çıkarmıyoruz. Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken, iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkûm ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir fetret devri yaşıyor.
“2026 SENESİ ZİYA GÖKALP’İ ANMA YILI OLARAK İLAN EDİLDİ”
Değerli milletvekillerimiz, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, bu yıl milletimizin yetiştirdiği seçkin münevverlerden biri olan merhum Ziya Gökalp’in doğumunun 150. sene-i devriyesidir. Rahmetli Gökalp’in entelektüel mirasının doğru bir şekilde anlaşılması için Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunduk. Ülkemizin teklifi ve TÜRKSOY Daimi Konseyi’nin oy birliği ile aldığı karar neticesinde 2026 senesi Ziya Gökalp’i anma yılı olarak ilan edildi. Yahya Kemal’in tarifiyle kafasının içinde fosforlu bir beyin ve idrak taşıyan Ziya Gökalp, fikrin çilesini çekmiş bir şahsiyettir. Yazılarıyla, eserleriyle, fikirleriyle günümüz meselelerine de ışık tutan merhum Gökalp’in bundan 104 yıl önce Küçük Mecmua’da yazdığı şu satırları burada sizlerle paylaşmak arzusundayım. Haçlı seferleri sırasında Türkler ve Kürtlerin ehl-i salibe karşı birlikte omuz omuza cihat ettiklerini anlatan Ziya Gökalp, ikisi arasındaki kardeşliği, daha önemlisi kaderdaşlığı bakınız nasıl tarif ediyor. “Türkler ve Kürtler bin senelik müşterek din, müşterek tarih, müşterek bir coğrafyanın neticesi olarak hem maddi hem de manevi bir surette birleşmişlerdir. Bugün ise müşterek düşmanlar, müşterek tehlikeler karşısında bulunuyorlar. Bu tehlikelerden ancak müşterek bir azim ile kurtulabilirler.” Evet, bir asır önce kaleme alınan bu veciz ifadeler geçerliliğini hem de çok canlı biçimde hâlen muhafaza ediyor.
“BİZ BU TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ”
Bu topraklarda bin yıldır olduğu gibi bugün de Türklerin ve Kürtlerin hasımları ortaktır. Karşılaştıkları tehdit ve tehlikeler müşterektir. Bölgemizde oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk’ün de Kürt’ün de Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız ve bin yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişme ile yeniden müşahede ediyoruz.Değerli kardeşlerim, kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız 18. ayına giren terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73.000 Gazzelinin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar.
Değerli kardeşlerim, biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli. Allah’ın izniyle biz kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın, hiç kimse tereddüt etmesin. Bin yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne sahip değiliz.
Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum ve bu hafta sonu Antalya Diplomasi Forumu’nda beraber olmak umuduyla en kalbi duygularla sizleri selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.
ABD’yi karıştıran rapor talebi! Trump gerçekten sağlıklı mı?…

Eski okulunu basıp 16 kişiyi vurdu! Saldırgan sessizce toprağa verildi, ailesi ile ilgili flaş karar

Eski okulunu basıp 16 kişiyi vurdu! Saldırgan sessizce toprağa verildi, ailesi ile ilgili flaş karar

Olay, dün ilçeye bağlı Hasan Çelebi Mahallesi Rüştü Küçükömer Caddesi’ndeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. Devamsızlık nedeniyle sınıfta kaldığı ve okuldan uzaklaştırıldığı belirtilen, daha sonra açık öğretim lisesine geçen Ömer Ket, av tüfeğiyle eski okuluna geldi. Okul binasına girip, önüne çıkanlara ateş açan Ket, 16 kişiyi yaraladı. Çevredekilerin ihbarıyla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, polis memuru Emre Çopur ile kantin işletmecisi yaralandı.
İlginizi Çekebilir
Yaralılar hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı. Siverek Devlet Hastanesi’nde tedavi gören öğretmen Cihat Edim’in durumunun ağır olduğu belirtildi. Bazı öğrencilerin de saldırıdan kaçmak için sınıf pencerelerinden atladığı bildirildi. Diğer yandan ekiplere yakalanacağını anlayan Ket, tüfekle kendi yaşamına son verdi.
SANAL MEDYADA TEHDİT ETMİŞ
Bir lokantada paket servis işi yaptığı belirtilen Ket’in, okul yönetimiyle sorunlar yaşadığı ve sanal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı da belirlendi. Paylaşımlarda, Ket’in ‘Hazır olun bu okulda birkaç gün sonra saldırı olacak’ ve ‘Yarın görüşürüz, hepinizi yok edeceğim’ ifadelerini kullandığı tespit edildi. Babası inşaat işçisi olan ve 9 kişilik bir ailede yaşadığı belirtilen Ket’in, eğitim hayatındaki başarısızlığın sorumluluğunu okul yönetimine yüklediği ve bu nedenle kin beslediği ifade edildi. Şüphelinin bilgisayarda şiddet içerikli oyunlar oynadığı ve sanal medya paylaşımlarında sık sık ‘kill’ (öldürmek) ifadesini kullandığı da belirtildi. Öte yandan Ket’in iki arkadaşının sanal medyada intikam içerikli yazışmalar yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındığı bildirildi.
7 KİŞİ TABURCU OLDU
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “16 yaralıdan 7’si taburcu edilmiştir. Saldırganın okulun eski öğrencisi olduğu, yalnızca 9’uncu sınıfa kadar eğitim gördüğü ve sonrasında açık öğretim lisesine kayıtlı olduğu tespit edilmiştir” dedi.

4 KİŞİ GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından Ömer Ket’in cenazesi, yakınlarına teslim edildi. Güvenlik gerekçesiyle Siverek yerine Şanlıurfa’ya götürülen cenaze, gece saatlerinde Yeni Mezarlık’ta polis eşliğinde defnedildi. Olayın ardından saldırganın ailesi de ilçe dışına çıkarılarak devlet korumasına alındı. Şanlıurfa Valiliği ayrıca olayla ilgili 2 ilçe emniyet müdürlüğü görevlisi ile 2 ilçe milli eğitim yöneticisinin görevden uzaklaştırıldığını açıkladı.
Sanal ağdan namluya uzanan karanlık yol! ’81 ile bölünmüş gruplar var’…

GÜLİSTAN DOKU SON DAKİKA HABERLERİ: Sarsıcı görüntü! Kayıp SIM kartının izi sürüldü...

GÜLİSTAN DOKU SON DAKİKA HABERLERİ: Sarsıcı görüntü! Kayıp SIM kartının izi sürüldü…

Tunceli’de, 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan ihraç polis memuru Gökhan Ertok’un, Doku’nun kaybolduktan 13 gün sonra sim kartını kullandığı ve yaklaşık 3 saat boyunca kullanıp veri transferi yaptığı soruşturma dosyasına girdi. Dosyada ayrıca, Ertok’un dönemin valisi Tuncay Sonel ile gözaltında bulunan Sonel’in eski koruması olan Şükrü Eroğlu’yla görüşmeleri ve birden fazla para transferinin olduğunun tespit edildiği belirtildi.
İlginizi Çekebilir
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 2024 Haziran kararnamesiyle Tunceli’ye atanan Türkiye’nin 3 kadın başsavcısından biri olan Ebru Cansu, 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada özel ekip kurulmasını talep etti. Soruşturmada Doku’nun kaybolmadan önceki gün ve kaybolduğu güne ait kentteki tüm KGYS görüntüleri ve PTS kayıtları yeniden toplandı. Gülistan’a ait yeni görüntülerin de bulunduğu, 67’si ana arter olmak üzere toplamda 70 KGYS ile güvenlik kameralarına ait ek 700 saatlik görüntü de dosyaya girdi.

Soruşturmada, cinayet şüphesiyle 13 şüphelinin yakalanmasına yönelik 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Aralarında Doku’nun erkek arkadaşı Zeynel A. ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu M.T.S.’nin de bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı verilen yurt dışındaki 14’üncü şüpheli için kırmızı bülten talebinde bulunulacağı öğrenildi.

SIM KARTININ İZİ SÜRÜLDÜ
Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun yürüttüğü çalışmalarda, sim kartın ve telefonun IMEI numarasının izi sürüldü. BTK’den gelen veriler doğrultusunda, sim kartın bir cihaza takılarak uçak modunda bir iş yerinin kablosuz internetine bağlandığı saptandı. IP adresi ve cihazın IMEI numarasından yola çıkan ekipler, telefonun 13 gün sonra polislikten ihraç edilen Gökhan Ertok tarafından kullanıldığını belirledi. Şüpheli sıfatıyla dosyaya giren ve operasyonla gözaltına alınan Gökhan Ertok’un HTS kayıtları ve banka dökümanları üzerinde yapılan incelemede, dönemin valisi Tuncay Sonel ve yine gözaltında bulunan eski koruma Şükrü Eroğlu ile görüşme trafiği ve birden fazla para transferi gerçekleştirdiği tespit edildi. Savcılık, şüphelinin Gülistan Doku’nun sanal medya hesabına ‘şifremi unuttum’ yöntemiyle tek kullanımlık şifre alarak giriş yaptığını belirledi. Ulusal Kriminal Dairesi uzmanlarının incelemesi sonucu, Ertok’un hesaba girerek sanal medyadaki arkadaş listesinden 2 kişiyi sildiği tespit edildi. Şüphelinin, ayrıca yaklaşık 3 saat boyunca veri transferi yaptığı belirlendi.

‘SANAL MEDYA HESABINA GİRDİM, TELEFONA TAKTIĞIMI HATIRLAMIYORUM’
Ankara’da JASAT ekiplerince gözaltına alınan ve ifade işlemleri için Tunceli İl Jandarma Komutanlığı’na getirilen Gökhan Ertok, ön mülakatta Gülistan Doku’nun sanal medya hesabına girdiğini, ancak sim kartı bir telefona taktığını hatırlamadığını öne sürerek avukat talep etti. Tunceli Barosu’nun, Gülistan Doku dosyasındaki şüphelileri savunmama kararı alması üzerine, şüpheli için Elazığ’dan avukat görevlendirildi.
Gülistan Doku soruşturması! Bakan Gürlek: Öldürülüp öldürülmediği belli değil
AVUKAT ÇİMEN: SIM KART SİBER ÇETEYE TESLİM EDİLMİŞ
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, yaptığı açıklamada Gülistan Doku’ya ait sim kartın bir siber çeteye teslim edildiğini belirterek, “Gülistan Doku dosyasında ısrarla bir üst düzey kamu görevlisinin dosyayı örtbas ettiğini belirtmiştik. Geldiğimiz bu aşamada üst düzey kamu görevlisinin Tuncay Sonel olduğunu daha önce de savcılığa belirtmiştik. Dilekçe ile hakkında şikayetlerimiz söz konusu olmuştu. Tuncay Sonel, Gülistan Doku’ya ait sim kartı, kaybolduğu tarih olan 05.01.2020 tarihinden sonra devam eden günlerde, 18.01.2020’de bir siber çete ile iletişime geçip, kendisine görevi ile ilgili teslim edilen Gülistan Doku’nun sim kartını teslim edip, sanal medya hesabında birilerinin silinmesini sağlamıştır. Şu an bunu gerçekleştiren kişi Gökhan Ertok, bize mail vasıtasıyla ulaşmıştı. Rumuz kullanmıştı ama kendisinin olduğu anlaşılıyordu. Eylemini de belirtiyordu. Eylem ide dosyamızla örtüşüyordu. Gülistan’a ait SIM kart, Tuncay Sonel tarafından bir siber çeteye teslim ediliyor. Ve bu çete tarafından Gülistan’a ait veriler siliniyor. Bu hususta hiçbir tereddüt yok” dedi.

‘DOSYAYA MÜDAHALELERİ ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE VAR’
Avukat Çimen, Adalet Bakanlığı’nın üzerine düştüğünü yaptığını ifade ederek, “Yine burada görev alan Gökhan ile Tuncay Sonel arasında HTS baz kayıtları da var. Tuncay Sonel’in koruma müdürü tarafından kendisine defaatle para gönderildiği hususu da banka kayıtlarıyla sabit. Tuncay Sonel’in de artık eylemi net bir şekilde ortaya çıktı. Dosyaya müdahaleleri çok açık bir şekilde var. Halen de mülkiye başmüfettişi olarak görev yapıyor olması, dosyamızın sağlıklı bir şekilde yürütülmesine engel oluyor. Dosyamız 6 yıldır sürüncemedeydi. Adalet Bakanı’nın değişimiyle beraber dosyada bir ilerleme sağlandığını görüyoruz. Bir hukukçu olarak dosya üzerinden konuşuyorum, bunu da açıkça belirtmek isterim. Adalet Bakanlığı burada kendi görevini yerine getirmiştir. Sonel’in halen mülkiye başmüfettişi olarak görevde olması İçişleri Bakanlığı’nın tasarrufunda olan bir konudur. Dosyaya müdahalesi açık bir şekilde ortadadır. Maddi delilleriyle ortaya konuşmuş durumda. Artık burada da Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın elini güçlendirmek lazım. İçişleri Bakanlığı’nın bu kişiyi açığa almasını talep ediyoruz. Ardından da gözaltı kararları gelecektir” diye konuştu.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş
GÜLİSTAN’IN MESAJLARI ORTAYA ÇIKTI: KORKUYORUM SADECE
Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken en önemli unsurlardan biri, kaybolmadan önce attığı mesajlar oldu. CNN Türk Haber Koordinatörü Nihat Uludağ, genç kadının yazışmalarında yoğun bir korku hali içinde olduğunu vurgulayarak, “Korkuyorum sadece” ifadesinin dosyanın seyrini değiştirebilecek nitelikte olduğunu belirtti.
CNN Türk Haber Koordinatörü Nihat Uludağ’ın ifadeleri şöyle;
“Şu an için soruşturma kayıp vakasından cinayet ve karartma vakasına dönüşmüş durumda. Yani Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı diyor ki: Gülistan Doku kaçırıldı, infaz edildi, öldürüldü ve daha sonra kamu gücü imkânları da kullanılarak sistematik bir şekilde soruşturma karartıldı. Ve gözaltına alınan kişilere bakıyorsunuz, önemli isimler var ve bu alandaki isimler aslında gözaltına alınmış. Kim var? Dönemin valisinin oğlu. Dönemin valisinin koruma müdürü, polis memuru. Eski bir polis memuru. Gülistan Doku’nun erkek arkadaşının polis olan babası var. Ve bakıyorsunuz yine valinin oğlunun arkadaşı vesaire, o çevredeki insanları görüyoruz.
Son gelen bilgiler ışığında Gülistan’ın bir korku içerisinde olduğunu, polisten kaçtığını, devlet görevlilerinden saklanmaya çalıştığı yönünde bir intiba ediniyoruz. Ne diyor Gülistan? “Korkuyorum sadece.” diyor.Neden korkuyor?
Diyor ki: “Yurda geç, yoksa Kuba’nın yanında.” “Benden nefret ediyorsun, ben çok seviyorum seni.”

Burada ne anlıyoruz? Aslında bu da gözaltında. Yani Gülistan Doku’nun en çok güvenmesi gereken erkek arkadaşı da Gülistan’ı manipüle etmeye çalışıyor. Gülistan’ı kandırmaya çalışıyor, onu bir yere yönlendirmeye çalışıyor. “Ben çok seviyorum seni, çok seviyorum.”Ve “yurda geç” diyor. Bakın, hâlâ telkinleri var. Hatta diyor ki: “Ben neredesin söyle, Gülistan, yanına geleyim.” O da diyor ki mesajlarında hiçbir şey yazmıyor. Çünkü o mesajı niye yazmış? Gülistan da kaybolmuş, öldürülmüş. Öldürüldükten sonra 10 gün, 20 gün sonra o mesajları yazıyor. Diyor ki: “Eğer operasyon olur da yakalanırsam, bak ben Gülistan’ı koruyordum, düşünüyordum” mesajını verebilmek için planlanmış, kurgu bir mesaj gibi görünüyor.

Şimdi o köprü, önemli, kritik bir nokta. Olay 5 Ocak’ta oluyor. 6 Ocak’ta aile hemen kayıp başvurusunda bulunuyor. Aile Tunceli’ye geliyor ve kızlarını arıyor. Kızlarının peşine düşüyor. Ve o dönemin soruşturmacı birimleri, valilik, aileyi alıyor. Köprünün olduğu noktaya götürüyor. Ve diyor ki: “Kızınız buradan intihar etti.”
Peki, tamam, delil ne? İşte tam bu noktaya geliyoruz. Çünkü olay günü şöyle oluyor: Öğretmenin evinden çıkıyor, işte şu mesajları yazan erkek arkadaşının çalıştığı kafeye gidiyor, ortada bir tartışma oluyor, minibüse biniyor ve kız kendi üniversitesine doğru gidiyor. Ama şu an Sarı Saltuk Viyadüğü’nün geldiği noktada artık Gülistan Doku kayboluyor. Ve hemen diyorlar ki: “Gülistan Doku buradan intihar etti, baraja atladı ve barajda yok oldu, gitti.” “İntihar etti” diyorlar. Yani Gülistan Doku’ya ne yapıyorlar? İntihar imajı, süsü ve kamuflajı yapıyorlar. Soruşturmayı o alana çarpacaklar. O gariban aile, kızlarını arayan aile, 220 gün boyunca o viyadükte, o köprüde, 220 gün boyunca baraj kıyısında bekliyorlar.Sabah gidiyorlar, gecenin 24’üne kadar bekliyorlar.

Ve ilginç, hatta tezlerini güçlendirmek için o zamanki mekanizma şöyle bir şey yapıyor.Reçete.Barajda Gülistan’a ait olduğu iddia edilen bir reçete bulunuyor. Yani o da bana çok kuşkulu geliyor. Gülistan Doku’ya ait bir makas bulunuyor. O da bana şüpheli geliyor. Çünkü neden? Gülistan Doku’nun baraja atlayıp intihar ettiği tezini güçlendirecek ipuçları da yerleştirilmiş olabilir. Bu noktayı da Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın araştırması gerekiyor.
“KRİTİK İDDİA: KAÇIRILDI, ÖLDÜRÜLDÜ, DELİLLER KARARTILDI”
Gelinen son noktada, Gülistan Doku bir otomobile bindiriliyor, kaçırılıyor. Bunların olduğu iddia ediliyor. Tam bu mu bilmiyoruz ama oradan plaka tanıma sistemlerine yakalanan araç da bu. Peki bu araç kime ait? Gülistan Doku’nun sevgilisinin babasına ait. O da polis.Şimdi bu araç mı? Mutlak olarak onu tabii ki daraltılmış baz kayıtlarından savcılık çözmüştür diye düşünüyorum ben. Çünkü daraltılmış baz kayıtlarına baktığınız zaman, o Gülistan’ın kaybolduğu noktada Gülistan’ın yanında kimler var, kim yaklaştı, kim temas kurdu, nereye götürdü?
Süreçte araçla kaçırılıyor, iddia o. Gülistan infaz ediliyor, ateşli silahla. Öldürülüyor. Poşete, çuvala konuluyor.Savcılığın da değerlendirmesi o.
ESKİ VALİNİN OĞLU VE ARKADAŞI AYNI ARAÇTA
Gülistan Doku soruşturmasında dosyanın seyrini değiştirebilecek yeni bir gelişme daha ortaya çıktı. Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün Sarı Saltuk Viyadüğü yakınındaki PTS kamerasına yansıyan görüntülerde, dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile hakkında kırmızı bülten hazırlığı yapılan Umut Aktaş’ın aynı araçta birlikte görüntülendiği ifade edildi.
Detayları NTV Muhabiri Nizamettin Kaplan anlattı; “Soruşturmanın seyrini değiştirecek ilginç gelişmeler yaşanıyor. Mesela, 5 Ocak’ta yani 2020 yılının 5 Ocağı’nda, Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün, hemen Munzur Üniversitesi’nin biraz gerisinde bulunan Sarı Saltuk Viyadüğü’nün yakınındaki bir PTS kamerasına, o dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile şu anda Amerika’da bulunan, 2022 yılından bu yana Amerika’da bulunan ve geri getirilmesi için kırmızı bülten çıkarılması hazırlığı yapılan Umut Aktaş’ın birlikte çekilmiş bir görüntüsü var. Birlikte kameralara yansımış, araç içerisinde bir görüntüsü var.
Aslında bu fotoğraf, 28 Ocak 2025 tarihinde dosyaya yansıyor. Öncesinde dosyada yok, kolluk ekiplerinin ilk aşamadaki çalışmasında yer almıyor yani. Daha sonra emniyetin istihbarat raporunda olduğu ortaya çıkıyor ve buna rağmen yine dosyaya girmediği tespit ediliyor. Başsavcı Ebru Cansu göreve geldikten sonra resmi yazıyla bu belgeyi istiyor ve dosyaya koyuyor. Bu da önemli bir gelişme olarak dikkat çekiyor.”

Galatasaray’da Fenerbahçe öncesi sıkıyönetim! Prim ve yasak kararı…

Kaldırım taşıyla dehşet! Mahkemeden kritik karar: Boş arazideki taşlara çarpmıştır

Kaldırım taşıyla dehşet! Mahkemeden kritik karar: Boş arazideki taşlara çarpmıştır

Olay, 27 Ocak’ta Zeytinli Mahallesi’nde meydana geldi. 9 yıllık evli olan 3 çocuk annesi Nazlı Yavuz, şiddetli geçimsizlik nedeniyle eşi Feyzullah Yavuz’dan boşanmak için mahkemeye başvuru yaptı. Feyzullah Yavuz, kararından vazgeçmesi için daha önce de şiddet uyguladığı eşini adliyeye götürmek istedi. Bu sırada çift arasında tartışma çıktı; Feyzullah Yavuz, kaldırım taşıyla eşine vurdu. Feyzullah Yavuz gözaltına alınırken, Nazlı Yavuz Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı.
İlginizi Çekebilir
DAVA AÇILDI
Yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan Yavuz’un kafatasında ve burnunda kırık tespit edildi. Nazlı Yavuz hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilirken, Feyzullah Yavuz 29 Ocak’ta tutuklandı. Davanın ikinci duruşması, 8 Nisan’da Gaziantep 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, toplanan somut deliller kapsamında Feyzullah Yavuz’un ‘eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan davanın görevsizlik kararıyla birlikte üst dereceli ağır ceza mahkemesine gönderilmesini talep etti. Savcı, mütalaasında ayrıca “Şüphelinin önce mağduru tekme atarak daha sonra yerden silah sayılabilecek olan taşı alarak yüzüne birden fazla vurarak darp ettiği, müşteki hakkında alınan kati hekim raporunda yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde olduğu” ifadelerine yer verdi.
‘KENDİSİNE KALDIRIM TAŞI İLE VURMADIM’
Tutuklu sanık Feyzullah Yavuz, savunmasında olay sırasında eşine vurmadığını ve düşme sonucu yerdeki taşlara çarptığını söyledi. Sanık Yavuz, “Gelen belgelerde aleyhe olan hususları kabul etmiyorum, bir anlık tartışma yaşadık, eşimle itişip kalkıştık. Ben kendisini arabaya bindirmek istedim ancak kendisi düşerek yüzünü çarptı. Ben yuvamı kurtarmak istiyorum, kendisiyle barışmak istiyorum, kendisinden özür diliyorum. Ben arabadan indikten sonraki kısmı hatırlıyorum, sadece kendisinin yüzünden kan geldikten sonraki kısmı hatırlamıyorum. Kendisi düşünce yüzünü yerde, boş arazideki taşlara çarpmıştır; kaldırıma çarpmamıştır. Ben kendisine kaldırım taşıyla vurmadım. Mütalaayı kabul etmiyorum, ben kasten bir suç işlemedim. Olay bir anda gelişti, hatta ben kendisini hastaneye götürmek için geri döndüm ancak kendisi gitmişti. Beraatimi ve tahliyemi talep ederim” dedi.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş
AVUKATTAAN ‘RAPORLAR ÇELİŞKİLİ’ İDDİASI
Feyzullah Yavuz’un avukatı, alınması muhtemel cezanın miktarının belli olduğunu ve müvekkilinin tutuklu kaldığı sürede alabileceği cezanın infazını tamamladığını belirtti. Aynı zamanda Nazlı Yavuz hakkında aldırılan iki rapor arasında çelişki olduğunu, kırık derecelerinin farklılık gösterdiğini belirterek, kati raporun aldırılmasına daha 4 ay olduğunu söyledi. Sanık avukatı ayrıca Nazlı Yavuz’da oluşan kırığın sebebinin incelenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini istedi.
DOSYA AĞIR CEZA MAHKESİMESİNE GÖNDERİLDİ
Beyanların ardından mahkeme de sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, mevcut deliller doğrultusunda eylemin ‘eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğuna hükmedip, dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
Gülistan Doku dosyasında sarsıcı görüntü! Kayıp SIM kartının izi sürüldü: Silinen 2 isim
‘EMSAL TEŞKİL EDECEK BİR KARAR’
Duruşma sonrası konuşan Avukat Emine Çavuş, “Kamuoyu vicdanını yaralayan, eşi tarafından yüzünün taşla ezilmesi olayında Nazlı Yavuz dosyasında müvekkilimiz eşinden boşanmak istediğinden dolayı şikayetini geri çekmesi için zorbalanmış, bunu kabul etmediği için araçtan kaçmış; kovalamaca neticesinde eşi, Nazlı Hanım’ı yakalayarak kendisinin yüzünü taşla ezmiştir. İlk yargılamada asliye ceza mahkemesi, bu olayın eşine karşı kasten yaralama suçundan iddianame hazırlamışsa da yaptığımız savunmalar neticesinde kaldırım taşının silah sayıldığı, kişinin öldürme kastını barındırması hususlar değerlendirilerek, dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Verilen bu kararın yerinde olduğunu düşünüyoruz. Şiddet vakalarında emsal teşkil edecek bir karar olduğunu düşünüyoruz. Müvekkilimizin şu aşamada takibi yapılmaktadır. Yüzünde, burnunda karıklar vardır. 6 aylık bekleme süresinin ardından kati raporu alınacak ve karar çıkacaktır. Müvekkilimizin yüzünde şekil kayıpları yaşandı” dedi….

Antalya'da aile trajedisi! Oğlu cezaevine, baba mezara girdi

Antalya’da aile trajedisi! Oğlu cezaevine, baba mezara girdi

Olay, geçen yıl 5 Temmuz’da saat 01.00 sıralarında Konyaaltı ilçesi Liman Mahallesi’nde meydana geldi. Otelde vardiyalı çalışan Iryna Melnychuk Değer, mesai sonrası servisten inip evinin arka kapısından içeri gireceği sırada arkasında ses duydu. İddiaya göre; şapka ya da benzeri bir şeyle yüzünü kapatan uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi Mehmet Ali Değer, hiçbir şey söylemeden Iryna Melnychuk Değer’in başına sopayla defalarca vurdu. Yere düşen ve elleriyle başını korumaya çalışan kadının sol elinde çok sayıda kırık, başında yarılma oluştu. Iryna Melnychuk Değer, telefonuyla KADES uygulamasını kullandı.

ŞÜPHELİ EŞ TUTUKLANDI
Komşuları tarafından çağrılan ambulansla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Iryna Melnychuk Değer, 16 gün tedavi gördü. Değer’in sol eline platin takılırken, başında estetik müdahale gerektiren doku kayıpları oluştuğu belirlendi. Olay sonrası gözaltına alınan Mehmet Ali Değer, tutuklandı. Iryna Melnychuk Değer ile 1,5 yıl önce evlendiği belirlenen tutuklu eş, savcılıktaki ifadesinde suçlamaları kabul etmezken, olay anında başka bir evde olduğunu söyledi.

KARAR DURUŞMASI GÖRÜLDÜ
‘Eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla tutuklanan Mehmet Ali Değer’in, Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamasına devam edildi. Duruşma savcısı, sanığın Iryna Melnychuk Değer’in kafasına birden fazla vurması nedeniyle ‘Eşe karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunun işlendiğine kanaat getirerek cezalandırılmasını talep etti.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş

‘AİLEMİN YÜZÜNE BAKMAKTA ZORLANIYORUM’
Suçlamaları kabul etmeyen sanık Mehmet Ali Değer, “Iryna’yı darbetmediğimi açıkça ifade ediyorum. Bu onursuz davranışı ben gerçekleştirmedim. 10 yaşındaki kızımın üzerine yemin ederim ki Iryna’yı ben darbetmedim. İnandığım tek kutsal kitap olan Kur’an-ı Kerim üzerine el basarak da yemin ederim ki bu suçu işlemedim. Yaklaşık 10 aydır tutukluyum. 10 yaşında kız çocuğum var. Iryna ile 2,5 yıl birlikte yaşadık. Savaş bölgesinde yaşayan kızımın, işlemediğim bir suç nedeniyle 10 aydır benden uzak kalmasını nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. 5 Temmuz 2025 tarihinde de aynı şekilde, ‘Iryna’yı ben darbetmedim’ dedim. Ben, çocuklu bir kadına şiddet uygulayacak kadar onursuz biri değilim. Üzerime atılı suç nedeniyle gecelerce ağladım. Adalete sığındım, Kur’an-ı Kerim’i kalbime koyup ilahi adalete de sığındım. İşlemediğim bir suç yüzünden ailemin yüzüne bakmakta zorlanıyorum. Onların da boynu bükük kaldı. Tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işleyecek kadar cani biri değilim. Bu nedenle beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” dedi. Mahkeme heyeti, sanığı, ‘Kadına ve eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 19 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Bursa’da annesinden kaçırılan 7 yıl harabe evde tutulan Nazar ile ilgili kritik süreç başladı

YAKINLARI SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ
Öte yandan duruşma sonrası sanığın babası Hasan Değer, adliye tuvaletine gitti. Tuvalete giren bir kişi yerde hareketsiz yatan Değer’i görünce durumu özel güvenlik personeline iletti. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunulurken, adliye polisi güvenlik önlemi aldı. Sağlık ekibinin kontrolünde, Hasan Değer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Adliyede bulunan Değer’in yakınları, acı haberi alınca sinir krizi geçirdi. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen Hasan Değer’in cansız bedeni, otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. (DHA)…

Son dakika..

Son dakika…Hobi bahçeleriyle ilgili AK Parti’nin teklifinin ayrıntıları ortaya çıkıyor! Yıkıma ticari amaç şartı

HABER MERKEZİ- Tarım arazilerinde yıllardır tartışma yaratan ‘hobi bahçesi’gerçeği için düğmeye basıldı. Yeni düzenlemeyle, hobi bahçesi adı altında yapılan lüks villa ve kaçak yapılaşmalar tek tek ayrıştırılacak. Bakanlıkların ortak çalışmasıyla sahaya inecek denetimler öncesi, gözler şimdi hangi yapıların bu kapsama gireceğine çevrildi.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş
Tarım arazilerini korumaya yönelik hazırlanan yeni düzenlemeyle, ‘hobi bahçesi’ adı altında yapılan yapılaşmalar mercek altına alınıyor. Gerçek tarımsal kullanım ile lüks konut projeleri arasında net bir ayrım yapılması planlanırken, denetimlerin artırılması için bakanlıklar arası komisyon kuruldu. Yeni sistemle birlikte kaçak yapılaşmaya yönelik daha sıkı adımlar atılması hedefleniyor.
GERÇEK HOBİ BAHÇELERİYLE VİLLALAR AYIRT EDİLECEK
TRT Haber’de yer alan haberde, AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, tarım arazilerinin korunmasına yönelik hazırlanan yasal düzenlemede hobi bahçeleri ile kaçak yapılaşma kapsamındaki villalar birbirinden ayrılacak. Kurulan üçlü komisyonla, tarımsal faaliyet dışı lüks yapılaşmaya geçit verilmeyecek.
Tarım arazilerinin korunması amacıyla hobi bahçelerine yönelik denetimler sıkılaştırılıyor. Gerçek tarımsal faaliyet yürüten vatandaşlara izin başvuru yaptıktan sonra izin verilmesi gerektiğini belirten kaynaklar, tarım arazisi üzerine inşa edilen havuzlu villa ve ticari yapılaşmalara geçit verilmeyeceğini vurguladı. Bu kapsamda Tarım, Çevre ve İçişleri bakanlıklarından oluşan üçlü bir komisyonun kurulduğu, özellikle büyükşehir çevresindeki tarım alanlarının titizlikle korunacağı ifade edildi. Kaynaklar, uygulamada gerçek hobi bahçesi ile villaları ayırt edecek düzenleme yapacaklarını da kaydetti.

CNN Türk Muhabiri Melike Görür, hobi bahçeleriyle ilgili düzenlemeye ilişkin şu detayları aktardı;
“Son günlerde gündemdeydi ve bir düzenleme yapılması bekleniyor. Bunun için de hazırlıklar başladı ve bir komisyon kuruldu. Bu komisyona İçişleri Bakanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanı katılacak ve bu düzenlemenin nasıl olması gerektiği yönünde bir değerlendirme yapılacak. Buna göre de hobi bahçelerinin suistimal edilmemesi yönünde bir adım atılması bekleniyor.
Yani ticari amaçlı hobi bahçelerini ve sulama yöntemini kullananlara bir yaptırım olacak. Ancak tarım amacıyla bu hobi bahçelerini kullananlara yönelik ise bir yaptırım olması beklenmiyor. Aynı zamanda AK Partili kaynaklar, ticari amaçlı kullananlara yaptırım olacağının altını bir kez daha çiziyor.”
HOBİ BAHÇELERİ SONRASI GÖZLER AİDATLARDA
AK Parti kaynakları, önümüzdeki dönemin yasama takvimine ve üzerinde çalışılan yeni kanun tekliflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Genel Kurul gündemine ilişkin paylaşılan bilgilere göre, Hobi Bahçeleri Kanun Teklifi’nden sonra Genel Kurul’da site aidatları teklifi görüşülecek. Genel Kurul gündemine ilişkin paylaşılan bilgilere göre, hobi bahçeleriyle ilgili kanun teklifinin ardından site aidatlarına yönelik düzenleme görüşülecek. Mayıs ayında site aidatlarında yapılacak güncellemeler öncesinde, site aidatı teklifinin kanunlaştırılması isteniyor.
FAHİŞ FİYATLARA KARŞI YENİ ADIM: HAL YASASI YOLDA
AK Parti kaynakları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırlığını yaptığı yeni bir yasal düzenlemeyle sebze-meyve toptan hal fiyatlarına müdahale edebileceklerini kaydetti. TBMM gündemindeki tarımı koruma amaçlı düzenlemeyi hobi bahçeleriyle tartışmamak gerektiğini belirten kaynaklar, mutlaka tarımı ve tarım arazilerini koruma ihtiyacını görmek gerektiğini vurguladı.
Yeni Hal Yasası Teklifi şeklindeki düzenleme hazırlığı olduğunu belirten kaynaklar, “İran’daki gelişmeler tarımda planlama önemini gösteriyor. Enflasyon fiyatı üzerindeki gıda fiyatlarındaki artışa fahiş fiyatlar diyeceğiz. Toptan alıcı ile satıcı çiftçi arasındaki gıda ticareti sözleşmeli ve Bakanlığımızca sıkı kontrolünde olacak. Antalya, Manisa gibi üretim bölgelerindeki üretimlerde belirli gıda ürünlerinde artışlar olduğunda üretim potansiyelini harekete geçirmeliyiz. Tarımda üretim çeşitliliği sağlamalıyız” dedi.
CNN Türk Muhabiri Melike Görür, “AK Partili kaynaklar ‘Gıda fiyatlarında hal aşamasına kontrol düşünüyoruz.’ ifadelerini kullanıyorlar. Ve AK Partili kaynaklar aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırlığını yaptığı yeni bir yasal düzenleme ile sebze-meyve toptan hali fiyatlarına müdahale edebileceklerini kaydediyor. Aynı zamanda Meclis gündeminde tarımı koruma amaçlı düzenleme yine gündeme gelecek. Yeni hal yasası teklifi şeklindeki düzenleme hazırlığı olduğunu belirten kaynaklar, İran’daki gelişmelerin tarımda planlamanın önemini gösterdiğini ifade ediyor. Enflasyon üzerindeki gıda fiyatlarındaki artışa fahiş fiyatlar da neden oluyor deniliyor. Ve baktığımız zaman da toptan alıcıyla satıcı, çiftçi arasındaki gıda ticareti sözleşmeli olacak ve bakanlığımızın sıkı kontrolünde olacak ifadeleri kullanılıyor” diyerek 2 önemli kanun teklifinin hazırlıklarının başladığını belirti.
Taslak aşamasında olan teklifler, önümüzdeki aylarda Meclis gündemine gelecek.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
“Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirten kaynaklar, bu alanda zorlu bir süreçten geçilmesine rağmen kısa sürede büyük mesafe katedildiğini bildirdi.
CHP’DE ‘MUTLAK BUTLAN’
Öte yandan, CHP içindeki “mutlak butlan” tartışmalarına değinen AK Parti kaynakları, konunun tamamen CHP’nin iç gündemi olduğunu ve AK Parti olarak bu tartışmalarla ilgilenmediklerini ifade etti.
GENÇ İSTİHDAM PAKETİ
İmalat sektörünü odağa alan yeni bir “Genç İstihdam Paketi” üzerinde çalışmaların sürdüğü kaydedildi. Sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, genç istihdamını artırmak amacıyla asgari ücretin belirli bir döneminin devlet tarafından karşılanması formülü üzerinde duruluyor. Bu kapsamda “18 ay boyunca asgari ücretin yarısı” veya “6 ay boyunca tamamının karşılanması” seçenekleri değerlendiriliyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR
Suça sürüklenen çocuklara yönelik hazırlanan ve 4-5 maddeden oluşan düzenlemenin yeni yargı paketine girmesi bekleniyor. Cezai yaptırımların yanı sıra; Milli Eğitim, İçişleri, Aile ve Sağlık bakanlıklarının koordinasyonunda entegre bir sistem kurulacak. Sistemin odağında, suça yönelimin ilk sinyali olarak kabul edilen “okula devamsızlık” verileri yer alacak.
Dokuz yıllık bankacıydı, pazarcı oldu! ‘Topuklularla masa başında çalışmış biri olarak çok zordu’…

Bursa’da annesinden kaçırılan 7 yıl harabe evde tutulan Nazar ile ilgili kritik süreç başladı

Bursa’da annesinden kaçırılan 7 yıl harabe evde tutulan Nazar ile ilgili kritik süreç başladı

Mustafakemalpaşa ilçesinde oturan Umut K.’nin, çalışmak için gittiği Almanya’da birlikte yaşamaya başladığı sevgilisi Rebecca S.’den 2018 yılında ‘Nazar’ ismini verdikleri oğlu dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ile birlikte babasından ayrıldıktan sonra yeniden evlenen annesi Hanife S.’yi (60) ziyaret etmek için geldiği Bursa’da, 1 yaşındaki oğlu Nazar S.’yi kaybolduğunu söyleyerek kaçırdı. Rebecca S., polise gidip şikayette bulunduktan sonra ülkesine geri dönerken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
İlginizi Çekebilir
Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Diğer yandan arama kararı çıkarılan ve gözaltına alındıktan sonra haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakılan anne Hanife S.’den şüphelenen Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma genişletildi.
30 GÜNLÜK TAKİP, 300 SAATLİK GÖRÜNTÜ
Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Canik’in yürüttüğü soruşturma kapsamında, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökce’nin talimatıyla, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Gasp Büro Amirliği, Cinayet Büro Amirliği ve Kayıp Şahıslar Büro Amirliği personelinden oluşturulan 6 kişilik özel ekip kuruldu. 7 yıl boyunca izine rastlanılmayan Nazar, 30 gün süren teknik ve fiziki takip ile 300 saatlik kamera görüntüsü incelenerek, babaannesi tarafından alıkonulduğu harabe eve 10 Mart’ta düzenlenen operasyonla bulundu. Babaanne Hanife S. ile evin sahibi olan Umut K.’nin halasının oğlu Recai M. tutuklandı.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş
İLK KEZ ‘ANNE’ DEDİ
Nazar S., Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alınırken, oğlunun bulunduğu haberini alınca Almanya’dan Bursa’ya gelen Rebecca S., avukat ve Alman Konsolosluğu’nda görevliler ile birlikte gittiği Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde 7 yıl sonra ilk kez çocuğunu gördü. İlk etapta annesi olduğu söylenmeyen Rebecca S.’ye temkinli ve soğuk davranan Nazar’a, 17 Mart’ta yeniden kuruma gelen Rebecca S.’nin annesi olduğu söylendi. Rebecca S. ile oğlu Nazar S. arasındaki görüşme, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde pedagog eşliğinde gerçekleşirken; anne ile oğlunun oyun oynayarak zaman geçirmesi sağlandı. Akrabaları tarafından kendisini terk ettiği ve kötü olduğu söylenen annesi ile bu süreçte yakın ilişki kurmaya başlayan çocuğa, oyun oynadığı kişinin isminin Rebecca olduğu ve annesi olduğu söylendiğinde şaşırıp, “Rebecca kötü değil miydi ya ama iyiymiş” dediği öğrenildi. Görüşme sürecinde çocuğa, annesinin uzun süredir kendisini aradığı ve kendisine bakmak istediği ifade edildiğinde, ‘Sen benim annem misin? Ben şimdi Almanya’ya mı gideceğim? Ama ikimiz aynı dili konuşmuyoruz, Almanya’ya gidersem nasıl anlaşırız?’ dediği ve görüşme ilerledikçe Rebecca S.’ye ilk kez ‘anne’ diye hitap ettiği belirtildi.
DNA TESTİ İLE ANNESİ OLDUĞU KESİNLEŞTİ
19 Mart’ta yapılan DNA testi ile Nazar S.’nin, Rebecca S.’nin oğlu olduğu kesinleşti. DNA raporu yüzde 99.99 uyumlu çıkarken; Alman vatandaşı olan çocuğun menfaati gözetilerek yapılacak inceleme ve araştırmaların ardından mahkeme, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nce hazırlanacak Sosyal İnceleme Raporu (SİR), kaldığı çevrenin araştırmasını içeren rapor ile uzman ve pedagog görüşleri dikkate alınarak geleceğine karar verilecek.
Wall Street Journal yazdı! Gizli hazırlık başladı, NATO planı ortaya çıktı: ABD çekilirse Avrupa ne yapacak?
SÜRECİ DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI YÜRÜTECEK
Alman vatandaşı olan çocuk hakkında Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında mahkemeden çıkacak karara göre hareket edilecek. Buna göre; Nazar S.’nin Almanya’ya gönderilmesine karar verilmesi halinde Alman devletine teslim edilmesi, Türkiye’de kalmasına karar verilmesi durumunda devlet koruması ihtimali bulunuyor. Çocuğun Alman makamlarına teslim edilmesi halinde, annesine verilip verilmeyeceği de Almanya’daki değerlendirmeler sonucunda belirlenecek. Mahkeme kararını, her iki ülkede yapılacak incelemeler ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanacak raporlar ışığında verecek. Mahkeme kararına göre; Nazar, annesi Rebecca S.’ye verilirse süreç Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yürütülecek.

OKUMA-YAZMA ÖĞRENECEK
Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde koruma altında bulunan Nazar S.’nin eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanması için Göç İdaresi Başkanlığı’ndan ‘Geçici Koruma Kimlik Belgesi’ çıkartıldı. Bu belgenin alınmasının ardından Nazar S.’nin okuma ve yazma öğrenmesi için yurtta kalan çocukların gittiği ilkokula kayıt işlemleri de hızlandırıldı. Nazar, gerekli evrakların tamamlanmasının ardından yurtta birlikte kaldığı arkadaşlarının devam ettiği ilkokula başlayacak ve okuma yazmayı öğrenecek. Yurtta arkadaşlarıyla uyumlu olduğu ve hiçbir sorun yaşamadığı öğrenilen Nazar S.’nin geçen hafta Almanya’dan gelen annesi Rebecca S. ile bir kez daha görüştüğü de öğrenildi.
Korkunç gerçek yeni ortaya çıktı: Önce gömüp sonra taşımışlar…

SON DAKİKA HABERLERİ: Entübe edilmişti! Ortaokul öğrencisi Çağla’dan kahreden haber!

SON DAKİKA HABERLERİ: Entübe edilmişti! Ortaokul öğrencisi Çağla’dan kahreden haber!

Kent merkezindeki Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu’na giden 8’inci sınıf öğrencisi Çağla Savaş, 4 Nisan’da ateş ve baş ağrısı gibi şikayetlerle Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisine götürüldü.
İlginizi Çekebilir
İddiaya göre; burada yapılan kan tahlilinin ardından Savaş’a serum ve antibiyotik tedavisi verilip, taburcu edildi. Ertesi gün çocuklarının daha da kötü olduğunu gören ailesi, Çağla’yı tekrar aynı hastanenin acil servisine getirdi ve benzer tedavinin ardından taburcu edildi. Baş ağrıları artan ve ense sertliği oluşan Çağla Savaş’ı ailesi, 6 Nisan’da uzman hekime muayene ettirdi. Savaş’a antibiyotik tedavisi verildi ve evine gönderildi. Ertesi gün daha da kötüye giden Çağla Savaş, tekrar aynı hastanenin acil servisine götürüldü ve tedavisine devam edilmesi gerektiği söylendi.
Eski okulunu basıp dehşet saçtı: Saldırıyı her yerde duyurmuş
AMELİYATA ALINDI
8 Nisan’da bilinç kaybı, şiddetli baş ağrısı, ateş gibi şikayetlerle Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne götürülen Savaş, burada menenjit ön tanısı ile hastaneye yatırıldı. 10 Nisan’da başındaki baskıyı azaltmak için beyin ameliyatına alınan Çağla Savaş, entübe edildi. 1 haftadır çocuk yoğun bakım servisinde tedavisi süren Savaş, sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Ailesi büyük üzüntü yaşarken, Çağla Savaş’ın yarın toprağa verileceği öğrenildi….

Yapay zekada 'kalkan' dönemi! Türkiye’den dezenformasyona karşı yeni hamle

Yapay zekada ‘kalkan’ dönemi! Türkiye’den dezenformasyona karşı yeni hamle

HABER MERKEZİ- İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, bu ay hazırlanan veri setleriyle beş farklı büyük dil modeli üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirildiğini bildirdi. Yapılan analizler sonucunda, küresel yapay zekâ modellerinin dezenformasyona karşı direnç konusunda hâlâ geliştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğu tespit edildi.
İlginizi Çekebilir
Yeni dönemde, Dezenformasyonla Mücadele Bültenleri’nin büyük dil modelleri için temel ve güvenilir bir başvuru kaynağı haline getirilmesi hedefleniyor. Bu adımla birlikte, yapay zeka sistemlerinin doğrulanmamış iddiaları tekrar etmesinin önüne geçilmesi ve zayıf veri kaynaklarıyla yönlendirilmesinin engellenmesi amaçlanıyor.
5 BÜYÜK DİL MODELİ TEST EDİLDİ
İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açıklamaları şöyle;
“Dijital egemenliğimizi ‘Yapay Zekâ Kalkanı’ yaklaşımıyla güçlendiriyoruz. Dezenformasyonla mücadelede kamuda öncü bir adım atıyor, yapay zekâ sistemlerinin güvenilir bilgiyle beslenmesi için yeni bir çalışma yürütüyoruz.
Bu ay hazırladığımız veri setleriyle, beş farklı büyük dil modeli üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz bulgular, küresel yapay zekâ modellerinin dezenformasyona karşı direnç bakımından hâlâ geliştirilmesi gereken yönleri bulunduğunu ortaya koydu.
Bu çerçevede, Dezenformasyonla Mücadele Bültenlerimizi büyük dil modelleri için temel ve güvenilir bir başvuru kaynağı haline getirmeyi hedefliyoruz. Amacımız yapay zekâ sistemlerinin, doğrulanmamış iddiaları tekrar etmesini ve dayanağı zayıf verilerle yönlendirilmesini önlemek; ilgili başlıklarda teyit edilmiş bilgiye doğrudan erişimini güçlendirmektir.
“TÜRKİYE ARTIK YÖN VEREN BİR ÜLKE”
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, artık yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu doğru veriyle besleyen ve yön veren bir irade ortaya koyuyor. Dijital alanda hakikati esas alan bu yaklaşımı kararlılıkla sürdüreceğiz!”
Sanal ağdan namluya uzanan karanlık yol! ’81 ile bölünmüş gruplar var’…