BIST 100
12.250,68 0,82%
DOLAR
49,3661 0,14%
EURO
55,2997 0,46%
GRAM ALTIN
6.597,56 -0,23%
BITCOIN
82.918,00 -0,09%
FAİZ
39,58 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
94,18 -1,54%
GBP/TRY
65,4512 0,42%
EUR/USD
1,1193 0,34%
BRENT PETROL
105,69 2,72%
ÇEYREK ALTIN
10.787,00 -0,23%
İzmir Kapalı
İzmir hava durumu
21 °

HABER

Sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda

Sosyal medyaya ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda

Kabul edilen maddelere göre, Sosyal Hizmetler Kanunu’ndaki değişiklikle, ilgili hükümler uyarınca, kapatılmasına karar verilen yatılı kuruluşlarda, ihtiyaç duyulması halinde bakım faaliyetlerinin aksamaması ve hizmetin devamlılığını sağlamak üzere merkezin olağan idari, mali, hukuki, mesleki ve diğer tüm işleri valilikçe yürütülecek. Bu yetki çerçevesinde başka bir kuruluşa nakli hemen yapılamayan kişilere, durumlarına uygun bir kuruluşa yerleştirilinceye kadar ve azami 6 ay süreyle hizmet sunulmasına devam edilecek. Bu süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı yatılı kuruluşlarda görev yapan personel geçici olarak görevlendirilebilecek.
Gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerine ait sosyal hizmet kuruluşlarının kurucu müdürü hakkında, “kurucu müdürün kuruluşta hizmet verilen kişilere yönelik tehdit veya baskı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren fiziksel, cinsel, tıbbi, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren eylemlerden dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş olması” şeklinde belirtilen eylemlerden dolayı adli kovuşturma açılması halinde kovuşturma sonuçlanıncaya kadar valilikçe bu düzenleme kapsamında belirtilen tedbirlerin alınmasına karar verilebilecek.
Teklifle, devlet koruması altında yetişen gençlerin istihdamı için aranan şartlar somut hale getiriliyor.
İlginizi Çekebilir
Buna göre, devlet koruması altında yetişen gençlerin hüküm kapsamında sağlanan istihdam hakkından yararlanması için “hakkında korunma kararı veya Çocuk Koruma Kanunu uyarınca bakım tedbiri kararı alınmış olması, korunma kararı veya bakım tedbiri kararı devam ederken fasılalı olarak geçen yararlanma süreleri dahil en az 5 yıl kuruluş bakımı veya koruyucu aile sosyal hizmet modellerinden fiilen yararlanması ve reşit olduğu tarih itibarıyla fiilen yararlanmaya devam ediyor olması, korunma, bakım tedbir kararı veya Kanun’un ilgili hükmünde belirtilen himaye onayının sona erdiği tarih itibarıyla Türk vatandaşı olması, 14 yaşını doldurduğu tarihten itibaren kuruluştan ya da koruyucu aile yanından hizmet aldığı süre boyunca fasılalı da olsa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kayıtlarına göre 90 günden fazla izinsiz ayrılmamış olması, en az ortaöğretim mezunu olması, 18 yaşın doldurulduğu ve korunma, bakım tedbir kararı veya himaye onayının sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa başvuru yapmış olması ve başvuru tarihi itibarıyla 30 yaşından gün almamış olması” şartlarının tamamının taşınması gerekecek.
Düzenlemeyle, söz konusu şartlar kapsamında, hak sahibi olanların işe yerleştirilmeleri için izlenecek usul ve esaslar da belirleniyor.
Buna göre, kamu kurum ve kuruluşları tarafından hangi statüde olursa olsun dolu kadro ve pozisyonları toplamının binde biri, bu hüküm kapsamında istihdam edilecekler için ayrılacak ve her yıl belirtilen oranda kişi istihdam edilecek. Dolu kadro ve pozisyon toplamı binden az olan kamu kurum ve kuruluşlarına, talep edilmesi durumunda yerleştirme yapılacak. Hak sahipliği Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından onaylananların merkezi yerleştirme işlemleri, merkezi sınav sonuçlarına göre gerçekleştirilecek.
Yerleştirme yapılacak kadro ve pozisyon sayısı 2 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne tabi kurumların dolu memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonları ve işçi kadro sayılarının toplamının binde biri olacak. Toplam kadro ve pozisyon sayısının belirlenmesinde yerleştirme yapılacak yılın başındaki veriler esas alınacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu hüküm kapsamında hak sahiplerinin istihdam edileceği toplam kadro sayıları her kurum için tespit edilerek kurumlara bildirilecek.
Öğretmenlik alanları için Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen yükseköğretim programlarından mezun olanlar Öğretmenlik Mesleği Kanunu hükümleri uyarınca istihdam edilecek. Milli Eğitim Akademisi ile ilişikleri disiplin soruşturması dışında bir sebeple kesilenler memur ünvanlı kadrolara atanacak. Kurumlarca teşkilat bazında dağıtımın bildirilmemesi halinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar dahilinde resen yerleştirme yapılacak.
Hak sahipleri bu hüküm kapsamındaki istihdam hakkından yalnızca bir defa faydalanabilecek. Hak sahiplerinden herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna yerleştirilip atama onayı alınanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadro ve pozisyonlara her ne surette olursa olsun atananlar ve Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na göre hazırlık eğitimine alınanlar bu hükümde verilen hakkı kullanmış sayılacak. Öğrenim düzeyinin göreve başlama sonrasında değişmesi genel hükümler dışında bir atama veya ünvan değişikliğine hak teşkil etmeyecek.
Kamu kurum ve kuruluşları, bu hükümde belirtilen haktan yararlanarak yerleştirilenlerin atama işlemlerinin sonucunu, herhangi bir nedenle işten ayrılan personele ilişkin belirlenecek bilgileri ve halen çalışmakta olanların bilgilerini yönetmelikte belirlenecek zaman içerisinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kamu Personel Bilgi Sisteminin bulunduğu Kuruma bildirecek. Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamı dışında kalan kurumların da bu hüküm kapsamında istihdamla yükümlü oldukları kadro ve pozisyonları Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bildirmeleri gerekecek. Ancak bu kurumlara yapılacak yerleştirmelerde ilgili kurumların talep ettikleri kadro ve statüler esas alınacak.
Öğrenim durumlarına bakılmaksızın hüküm kapsamına giren kişilerin özel sektörde çalıştırılmaları halinde, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre ödenmesi gereken ve belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, kısa vadeli sigorta kolları primi ve genel sağlık sigortası primi, sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı ile İşsizlik Sigortası Kanunu’na göre ödenmesi gereken işsizlik sigortası primi, sigortalı ve işveren hissesinin tamamı sigortalının işe giriş tarihinden itibaren 5 yıl süre ile Hazine tarafından karşılanacak.
Bu kapsamda sağlanan prim teşvikinden işverenler yararlanacak ve Hazine tarafından işverene sağlanan sigortalı primi hissesi teşviki tutarının sigortalıya ödenmesi işverenden talep edilemeyecek. Bu kapsamdaki teşvikten faydalanabilmek için Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin kanuni süresi içinde verilmesi ve Hazine tarafından karşılanmayan primlerin kanuni süresi içinde ödenmesi gerekecek.
İşe yerleştirme yükümlülüğünün takip ve denetimine, yerleştirme yapılacak kadro ve pozisyonların belirlenmesine, merkezi sınav ve yerleştirme işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkili olacak.
MERKEZİ İZLEME SİSTEMİ’NE BAĞLI KAMERA SİSTEMLERİYLE ELDE EDİLEN VERİLER
Sosyal Hizmetler Kanunu’ndaki değişiklikle, anayasal ilkeler gözetilerek, yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan sosyal hizmet kalitesinin artırılması, bireylerin ve kuruluşların güvenliğinin sağlanması, bireylerin iyi olma halinin temini, acil durumlara hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilmesi ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla yazılım destekli kamera sistemleri kurulacak.
Yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmetlerin kalite ve verimliliğinin artırılması, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarının tespit edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve acil durumlarda erken müdahalenin sağlanması amacıyla Merkezi İzleme Sistemi’ne bağlı yazılım destekli kamera sistemlerinden yararlanılacak.
Bu çerçevede elde edilecek kişisel veriler adli veya idari soruşturmaya esas teşkil etmemesi halinde, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuatında gösterilen usul çerçevesinde, kayıt tarihinden 2 yıl geçtikten sonra silinecek. Bu veriler mahkeme kararı olmaksızın hiçbir kurum, kuruluş veya kişi ile paylaşılamayacak. Ancak kamu hizmetlerinin kalite ve verimliliğinin artırılması ile plan ve politika geliştirilebilmesi amacıyla bu verilerden anonim hale getirilmek suretiyle yararlanılabilecek.
Sosyal Hizmetler Kanunu’ndaki diğer bir değişiklikle, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bu düzenleme ile diğer kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile Bakanlığa verilmiş olan görevleri kapsamında sunulan hizmetlerden yararlanacak kişi ve hanelerin tespiti, ulusal politika ve stratejilerin oluşturulması ve sosyal yardımlardan yararlanacak kişilerin objektif ölçütlere göre belirlenmesinde kullanılmak üzere başvuru konusuyla ilgili olmak kaydıyla, sosyal yardım veya sosyal hizmet başvurusunda bulunan ya da halihazırda bu yardım ve hizmetlerden yararlanan kişiler ile bu kişilerin hanelerine ait taşınır, taşınmaz, sosyal güvenlik, sosyal yardım, sağlık, gelir, gider, varlık, nüfus ve mali durumlarına ilişkin her türlü veri ve bilgiyi gerçek ve tüzel kişilerden talep edebilecek.
Söz konusu veri ve bilgiler, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlar ve sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bu kurum ve kuruluşlara ait ortaklıklar ile kamu hizmeti sunan diğer tüzel kişilerden de doğrudan istenebilecek.
Bakanlık, bu kapsamda veri ve bilgilerin temin edilmesi, işlenmesi ve kaydedilmesi dahil bunlara ilişkin her türlü işlemi elektronik ortamda yapabilecek ve bunları arşivleyebilecek. Bu veri ve bilgiler, kullanıma açık hale gelmesi ya da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde imha edilecek. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkili olacak.
Aynı kanundaki değişiklikle, kadın konukevi hizmetinden yararlanan ve geliri bulunmayan veya meslek elemanının görüşü ve değerlendirme komisyonunun kararına göre yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınlara ve çocuklara, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmemiş olması halinde, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da belirtilen orana göre hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek.
Konukevinde kalan kadınların beraberindeki öğrenim gören çocukları ile çeşitli nedenlerle öğrenimine devam etmeyen ve ücretli olarak bir iş yerinde çalışmayan çocuklarına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı çocuk bakım kuruluşlarında kalan çocuklara verilen miktar kadar hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle belirlenecek.
GEÇİŞ HÜKÜMLERİ
Sosyal Hizmetler Kanunu’nda yapılan değişiklikler nedeniyle hak kaybı oluşmasının ve mağduriyet yaşanmasının önlenmesi için geçiş sürecine ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre, isteğe bağlı sigorta ödemelerine yönelik yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirilen isteğe bağlı sigorta ile sosyal ekonomik destek bedelleri talep edilmeyecek.
Korunma kararı veya Çocuk Koruma Kanunu uyarınca bakım tedbiri kararı alınmış olanlara ilgili düzenlemede 5 yıl olarak düzenlenen süre şartı, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihte 16 yaşını doldurmuş olanlar için 2 yıl, 15 yaşını doldurmuş olanlar için 3 yıl, 14 yaşını doldurmuş olanlar için 4 yıl şeklinde uygulanacak.
Değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce hak sahibi olanlardan daha önce istihdam hakkından yararlanmamış olanlar, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 12 ay içerisinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurmaları halinde söz konusu istihdam hakkından yararlanabilecek. Bu kişilerin işe yerleştirilmeleri, hüküm değiştirilmeden önceki usul ve esaslara göre yapılacak.
Düzenlemenin “14 yaşını doldurduğu tarihten itibaren kuruluştan ya da koruyucu aile yanından hizmet aldığı süre boyunca fasılalı da olsa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kayıtlarına göre 90 günden fazla izinsiz ayrılmamış olmak” şartındaki sürenin hesabında hükmün yürürlük tarihinden önceki süreler dikkate alınmayacak.
Kanun teklifinin 12. maddesinin de kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Buldan, birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
Selçuk Bayraktar paylaştı: K2 Kamikaze İHA test uçuşlarını başarıyla tamamladı
Son dakika… Sıcaklıklar 8 derece birden düşecek! Plan yapacaklar dikkat! Bahar havasına mola…

Bebeğini çöpe atmıştı! Cani anne hakim karşısında: Bebeğe dokunduğumda kaskatıydı

Bebeğini çöpe atmıştı! Cani anne hakim karşısında: Bebeğe dokunduğumda kaskatıydı

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 18 yıl önce çöpte ölü bulunan yeni doğmuş bebeğin annesi olduğu DNA ve parmak izi incelemesiyle belirlenen tutuklu sanık Emine Nilay Özkan (41), ilk kez hakim karşısına çıktı. Ağırlaştırılmış hapsi cezasıyla yargılanan Özkan, savunmasında, “Kordon bağının vücudumdan nasıl ayrıldığını hatırlamıyorum. Bebeğe dokunduğumda kaskatıydı” dedi.
İlginizi Çekebilir
27 Mayıs 2007’de İzmit ilçesine bağlı Yahyakaptan Mahallesi’nde çöpte yeni doğmuş kız bebek cesedi bulundu. Bebeğin cenazesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Mezarlık Müdürlüğü’ne ait Kimsesizler Mezarlığı’nda defnedildi. Otopsi raporunda bebeğin, boynuna 3 kez dolanan kordon bağı nedeniyle boğularak yaşamını yitirdiği belirlenirken, soruşturma kapsamında olay, faili meçhul olarak kaldı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 2025 yılında dosyayı yeniden açtı. Kapatılan dosyada olan tüm şüpheliler yeniden sorgulanırken, olay tarihinde toplanan deliller tekrar incelemeye alındı. 8 ay süren soruşturmada, 18 yıl önce bebeğin çöp konteynerinin içinde bulunduğu kutudaki parmak izi ile Emine Nilay Özkan’ın parmak izi eşleşti. Soruşturma kapsamında, Özkan’dan alınan DNA örneği bebekle eşleşti; Özkan’ın, bebeğin annesi olduğu tespit edildi. Sakarya’nın Sapanca ilçesinde yakalanan Özkan, 19 Kasım 2025 tarihinde çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. İnşaat sektöründe proje ve mali yönetim danışmanlığı yapan şirket sahibi Emine Nilay Özkan’ın çeşitli sivil toplum kuruluşları, dernek ve odalarda da aktif görev aldığı öğrenildi.

LAVABODA DÜŞÜK YAPTI
Özkan, emniyetteki ifadesinde olay tarihinde yalnız yaşadığını, fazla alkol aldığını, hamileliğini kimseyle paylaşmadığını belirterek, kanama sonrası lavaboda düşük yaptığını, bebeğin nefes almadığını düşündüğü için panikle kutuya koyup çöpe attığını, yıllardır da bu olayın vicdani yükünü taşıdığını söyledi.
‘KORDON BAĞININ VÜCUDUMDAN NASIL AYRILDIĞINI HATIRLAMIYORUM’
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanığın, ‘altsoydan birine, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılması istendi. Davanın ilk duruşması bugün Kocaeli 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Emine Nilay Özkan ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz verilen Emine Nilay Özkan, “Olay tarihlerde psikolojik sorunlarım vardı. Olayı net hatırlayamıyorum. Hamile olduğumun farkında değildim. Karnımda şişkinlik yoktu. Vücudumda değişkenlik yoktu. Olay günü şiddetli bir ağrıyla tuvalete gittim. Çok fazla kan vardı. Kanı görünce fenalaşıyorum. Bebeğin kafasını gördüm. Korkuyordum, ne olduğunu anlayamadığım bir durum gelişti. Kordon bağının vücudumdan nasıl ayrıldığını hatırlamıyorum. Bebeğe dokunduğumda kaskatıydı. Bayıldığımı hatırlıyorum. Ayıldığımda bebek kucağımda ve kaskatıydı. Kordonun nasıl olduğunu hatırlamıyorum. Bebek ağlamayınca sırtına vurdum. Olay esnasında alkollü olabilirim, net hatırlamıyorum” diyerek kendisini savundu.

‘FİZİKİ OLARAK DEĞİŞİM YAŞAMADI’
Olayın yaşandığı dönemde Emine Nilay Özkan’ın komşusu tanık C.T., “Özkan o zamanlarda hamile gibi görünmüyordu. Karnında şişlik yoktu, mevcut kilosunu koruyordu dedi. Emine Nilay Özkan’ın olay zamanı beraber yaşadığı halası tanık E.Ö. ise, “Yeğenim mide bulantısı yaşamıyordu, canı bir şeyler çekmiyordu. Fiziki olarak değişim yaşamadı” şekillinde konuştu. Mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.
Genç besicilere büyük destek: 100 küçükbaş hayvan temin edilecek
Gülistan Doku davasında kritik aşama! Dönemin valisinin oğlunun neden gözaltına alındığ ortaya çıktı…

'İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' davasında 21

‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ davasında 21. duruşma görüldü

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık KİPTAŞ AŞ Genel Müdürü Ali Kurt savunma yaptı. Savunmasında harita mühendisi olduğunu belirten Kurt, tutuklanmadan önceki aylık gelirinin 400 bin TL olduğunu beyan etti.
İlginizi Çekebilir
Kurt, 2019 yılında seçimleri Ekrem İmamoğlu kazanınca bir vesileyle KİPTAŞ Genel Müdürü olarak atandığını anlatarak, “KİPTAŞ’ı devraldığımızda ciddi sıkıntılar yaşadık, piyasaya yüklü miktarda borcu vardı. Finansman planı yaptık, borçları yapılandırdık. 1 yılda kurumu yürür hale getirdik sonra borçları sıfırladık.” savunmasını yaptı.
Memur olmamasına rağmen “irtikap” ile suçlandığını dile getiren Kurt, “2006 yılında askere gitmeden önce dahi arabam vardı. Hayatımın son 13 yılında üst düzey yöneticilik yapıyorum. Huzur hakkı alıyorum, standartların üzerinde bir gelirim var diye mal varlığım hakkında spekülatif beyanlarda bulunuyorlar. Ne telefonumda ne bilgisayarımda bir tane suç unsuru bulunamadı, MASAK raporu yok ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlığıma el konuldu.” beyanında bulundu.
Kurt, İETT’nin Vadi İstanbul olarak anılan arazisi için ihale açtığını, KİPTAŞ olarak en yüksek teklifi verip ihaleyi kazandıklarını, akabinde kendilerinin açtığı alt ihaleyi müşteki Bahattin Uçar’ın sahibi olduğu İnvest firmasının kazandığını söyledi.
Yüklenici firma sahibi Uçar’a 50 dairenin İBB personeline SPK değerinin altında satılması için baskı yaptığının iddia edildiğini ifade eden Kurt, “Uçar, bunu kabul etmediği için de bir ay boyunca satış onayı vermemişim, hak ediş ve satış onaylarını geciktirmişim. Satışa konu edilen dairelerin parası KİPTAŞ’a değil İETT’ye yatıyor. İnvest bizden ister, biz İETT’den isteriz ama aramızdaki sözleşmeye göre bizden isteme usul ve esasları var. Bahattin Bey bize yazdığı yazıları bir ay geciktirdiğimizi söylüyor. 250 bin metrekarelik bir inşaattan bahsediyoruz. Her dairenin ilk satış onayı önemlidir. Ne kadar arsa payı var, şerefiyesi nedir? Bunlar bir puantajdır. Böyle büyük bir işte yazının 1 ayda gelmesi fazla mı?” savunmasını yaptı.
İstanbul için 2300 kabusu! Bilim insanlarından 3 karanlık senaryo
Kurt, Başakşehir’de Sular Vadisi’ndeki arazinin son kiracısı Necmeddin Şimşek’i alanı amacı dışında kullandığı için çıkarmaya çalıştıklarını, açtıkları davanın 5 yıl sürdüğünü ve icra yoluyla tahliye yoluna gittiklerini öne sürerek, bu kişinin mülkteki kullanımını devam ettirmek için araya birini koymaya çalıştığını iddia etti.
Şimşek’in bu nedenle para verdiği kişi tarafından dolandırıldığını öne süren Kurt, “Dolandırılınca da koştur koştur gidip İBB dosyasında suç duyurusunda bulunuyor. Kurum yöneticisi olarak devletin işgal edilen arazisini tahliye ettirmişimdir. Aracı olarak para verdiğini iddia ettiği Turan Aydoğan ile arasındaki ilişki beni ilgilendirmez.” beyanında bulundu.
Sanık Kurt, duruşma savcısının “Müşteki Bahattin Uçar, sanıklar Ekrem İmamoğlu ve Ertan Yıldız ile Vadi İstanbul projesiyle ilgili bir toplantı yaptınız mı? Yaptıysanız konusu neydi?” sorusunu, “Böyle bir toplantı yapıldı ve gizli değildi. Bahattin Bey projesini Ekrem başkana anlatmak istedi. Hatta konutlarla ilgili İBB personeline kampanya yapalım mı diye düşündük ama Bahattin Bey bunu kabul etmedi.” şeklinde yanıtladı.
Sanık Kurt, Ekrem İmamoğlu’nun “6 yıl boyunca herhangi bir kişi için herhangi bir projede özel bir indirim yapılmasını istedim mi?” sorusuna ise “Kesinlikle böyle bir şey olmadı.” yanıtını verdi.
Bu cevap üzerine İmamoğlu, “Personel ya da çalışan arkadaşlarımızla ilgili hep arayışımız oldu. Sosyal konut yapabilir miyiz, hatta Anadolu’nun bir yerinde yazlık site bile çalışabilir mi diye. Nitelikli yöneticilerin yazın gidip oraya da katkı sunabileceği bir proje çalışabilir miyiz diye çok yönlü bazı fikirlerimizi sizinle paylaşmışımdır. Her ne kadar geliştirememiş olsak da.” ifadelerini kullandı.
Kurt daha sonra çapraz sorgusunda sanıkların ve sanık avukatlarının sorularını yanıtladı.
Öte yandan mahkeme başkanı Kurt’un bir avukatının beyanları sırasında kendisine yönelik sarf ettiği “Bizim için kıdem önemli değil.” sözleri üzerine, “Kıdemim yanlış biliniyor. Hakimlikte 12 yıl, avukatlıkta 8 yılım var.” dedi.
Duruşma yarın tutuklu sanıkların savunmasının alınmasıyla devam edecek.
Sıcaklıklar 8 derece birden düşecek! Plan yapacaklar dikkat! Bahar havasına mola…

Eski karısını Erciyes Üniversitesi'nde vahşice öldürmüştü: Ruh sağlığım yerinde değildi

Eski karısını Erciyes Üniversitesi’nde vahşice öldürmüştü: Ruh sağlığım yerinde değildi

Kayseri’de, Erciyes Üniversitesi kampüsünde 3 yıl önce boşandığı Meliha Keskin’i (39), pompalı tüfekle vurarak öldüren Ferhat Karakaya’nın tutuklu yargılandığı davada duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık Karakaya’nın ‘tasarlayarak boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Duruşma sanık avukatının süre istemesi üzerine ertelendi.
Olay, geçen yıl 23 Ekim’de saat 11.30 sıralarında Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Edebiyat Fakültesi’nde meydana geldi. ERÜ Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi öğrencisi, 3 çocuk annesi Meliha Keskin, fakülte binasının girişinde, olaydan 3 yıl önce boşandığı Ferhat Karakaya tarafından pompalı tüfekle vuruldu. İhbar üzerine fakülteye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan Keskin, ekiplerin ilk müdahalesinin ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Keskin, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olay sonrası otomobiliyle kaçan Karakaya, polis ekipleri tarafından yakalanıp, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Meliha Keskin, otopsi işlemleri sonrası Talas ilçesi Başakpınar Mahallesi’nde toprağa verildi. Öte yandan Keskin’in hayalinin öğretmenlik olduğu ve boşandıktan sonra tekrar üniversiteye döndüğü öğrenildi. Meliha Keskin’in 3 çocuğunun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındığı bildirildi.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanıp, iddianame hazırlandı. Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede Ferhat Karakaya için ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.
DAVA BAŞLADI
Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasında tutuklu sanık Ferhat Karakaya ile ölen Meliha Keskin’in yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da davaya müdahil oldu. Dava nedeniyle adliye içinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.
CEZAİ EHLİYETİ TAM ÇIKTI
Mahkeme başkanı, sanığın cezai ehliyetinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için Kayseri Şehir Hastanesi’nden beklenen akıl sağlığı raporunun mahkemeye ulaştığını belirtip, sanık Karakaya’nın cezai ehliyetinin yerinde olduğuna dair mahkemeye gelen raporu okuyarak dosyasına ekledi.
Duruşmada Karakaya’nın cinayet sonrası video kaydı alıp gönderdiği iddia edilen F.E.’nin de aralarında olduğu 4 kişi tanık olarak dinlendi. Olaydan haberi olmadığını iddia eden tanık F.E., “Olay günü neden bana mesaj attığını bilmiyorum. Çocuğumun üstüne yemin ederim bilmiyorum. ‘O kadar yazıyorum neden bakmıyorsun?’ dedi. Kargocu geleceği için ona baktığımı söyledim. Bana video gönderdi. ‘Birini vurdum’ dedi. Sonrasında da ‘Çocuklarımın annesini vurdum’ dedi. Ben de ‘Ne diyorsun Allah’ın belası şaka yapma’ dedim. Sonra helallik istedi. Ağladı. Olayın böyle ciddi bir iş olduğunu bilmiyordum” dedi.
‘EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILSIN’
Keskin ve Karakaya’nın oğlu olan H.K. ise, “En ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum” derken, Meliha Keskin’’n babası İ.K. ise, “Adaletinize sığınıyoruz. En yüksek cezayı almasını istiyoruz” diye konuştu.
Ölen Keskin’in ailesinin avukatı Deniz Onaç ise, “Sanık suçtan kurtulmaya yönelik savunma yapıyor. Tanıklardan F.E.’nin de bu olayın içinde olduğunu, fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini belirtmek istiyoruz. Ayrıca, mahkemeyi de yanıltmaktadır. Bu yüzden hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
SANIK: RUH SAĞLIĞIM YERİNDE DEĞİLDİ
Tutuklu sanık Ferhat Karakaya ise, “Bunların hepsi yalan söyledi. O gün ruh sağlığım yerinde değildi. Yeniden rapor aldırılmasını istiyorum” diyerek kendini savundu. Duruşma savcısı, mütalaasının hazır olduğunu açıklayarak, sanık Karakaya’nın, ‘tasarlayarak boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi.
ERTELENDİ
Mahkeme heyeti verdiği ara karar ile sanık Karakaya’nın tutukluluk halinin devamına hükmederek, sanık avukatının esasa ilişkin savunmasını hazırlamak için süre istemesi üzerine karar vermek üzere duruşmayı erteledi.
Gülistan Doku davasında kritik aşama! Dönemin valisinin oğlunun neden gözaltına alındığ ortaya çıktı
Ayasofya’da bayrak provokasyonu! 2 şüpheli tutuklandı…

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Astana'da Dünya Türk İş Konseyi Toplantısı'nda konuştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Astana’da Dünya Türk İş Konseyi Toplantısı’nda konuştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Toplantısı’na katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, Kazakistan’ın Türkiye için sıradan değil, stratejik ilişkilerinin olduğu, tarihi ve kültürel değerlerin paylaşıldığı dost ve kardeş bir ülke olduğunu söyledi.
Türk iş insanlarının bugüne kadar Kazakistan’a 5 milyar dolara varan doğrudan yatırım gerçekleştirdiğini, Kazakistan’dan da Türkiye’ye aynı şekilde belli düzeyde yatırımların olduğunu aktaran Yılmaz, “Hem Türkiye’den Kazakistan’a hem de Kazakistan’dan Türkiye’ye doğrudan yatırımların daha yüksek rakamlara ulaşmasını arzu ediyoruz.” diye konuştu.
Yılmaz, Türk müteahhitlerinin bugüne kadar Kazakistan’da 30 milyar doları aşan 541 proje gerçekleştirdiğini aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Devlet ve özel sektörün aynı hedefe yürüyen, birbirini tamamlayan iki ayrılmaz parça olduğunu biliyoruz. Bu ortak yolda sizlerin daima en büyük destekçisi olduğumuzu ve olmaya devam edeceğimizi de bilmenizi istiyoruz. Yarınki görüşmelerimizin temel noktası da ticari ve ekonomik ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi olacaktır. Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen 15 milyar dolar ticaret hacmi hedefimiz var. Bunun altını kamu ve özel sektör olarak doldurmamız, bu hedefi belli bir süre içinde yakalamamız gerekiyor. İnşallah, bu hedefi yakalayınca da daha yüksek hedefler koyup yolumuza devam edeceğiz. Baktığınız zaman geçen yıl 10 milyar dolara yaklaşmışız. Bu yılın ilk 3 ayına baktığımızda çok iyi bir artış görünüyor. Dolayısıyla, 2026 yılında inanıyorum ki 10 milyar doları aşacağız. Ondan sonra da 15 milyara ve daha üst hedeflere doğru yolumuza devam edeceğiz.
Kazakistan bugün yalnızca Orta Asya’nın en büyük ekonomisi değil, aynı zamanda Avrasya’nın yeniden şekillenen ekonomik mimarisinin merkezinde yer alan kilit bir ülkedir. Sahip olduğu zengin doğal kaynaklar, dinamik nüfusu, reform odaklı ekonomik yaklaşımı ve dışa açık ticaret politikalarıyla küresel yatırımcılar açısından cazibesi her geçen gün artmaktadır. Biz de her zaman altını çiziyoruz Türkiye’de. Siyasi istikrar olmadan ekonomik istikrar olmuyor. Siyasi istikrarın olduğu, öngörülebilir politikaların izlendiği ülkeler daha fazla yatırımcıyı cezbediyor. Türkiye ve Kazakistan bunun iki güzel örneği diye ifade etmek istiyorum.”
“GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİZ HER YATIRIM TÜRKİYE VE KAZAKİSTAN’IN REFAHINA YAPILMIŞ BİR KATKIDIR”
Türkiye’nin, Kazakistan’ın dünyaya ihracatında 6’ncı ve ithalatında ise 7’nci sırada yer aldığını dile getiren Yılmaz, bu sıralamanın ilk 3’e taşınması gerektiğini ifade etti.
Yılmaz, bu doğrultuda artık bireysel başarı hikayelerinin ötesine geçen, birbirini besleyen, ölçek ekonomisi yaratan ve ortak hareket kabiliyeti yüksek bir Türk iş ekosistemi inşa edilmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Bu çerçevede sizlerden beklentimiz, bulunduğunuz ülkede yerel ekonomiye güçlü şekilde entegre olurken, Türk iş dünyası içerisindeki bağları daha da güçlendirmeniz, bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmanız ve ortak projeler geliştirerek sinerjiyi oluşturmanızdır. Malumunuz, bu toplantı resmi temaslarımızın ötesinde bir aile meclisidir. Bu mecliste karşılaştığınız zorlukları, bürokratik engelleri, çözüm önerilerini ve gelecek vizyonunuzu samimiyetle paylaşmanızı bekliyoruz. Bugün sizlerden alacağımız notlar, geri bildirimler yarın Kazak muhataplarımızla yapacağımız görüşmelerde bizim için önemli bir gündem maddesi teşkil edecektir. Gerçekleştirdiğiniz her yatırım, her proje sadece sizlerin değil, hem Türkiye’nin hem de kardeş Kazakistan’ın refahına yapılmış bir katkıdır.”
Ayasofya’da bayrak provokasyonu! 2 şüpheli tutuklandı…