BIST 100
13.965,65 -1,65%
DOLAR
45,9578 0,04%
EURO
53,3151 -0,27%
GRAM ALTIN
6.621,67 1,03%
FAİZ
43,45 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
109,01 1,35%
BITCOIN
66.717,00 -1,14%
GBP/TRY
61,7161 -0,30%
EUR/USD
1,1595 -0,31%
BRENT
97,48 1,54%
ÇEYREK ALTIN
10.826,43 1,03%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
19 °

ANASAYFA

Eczanede ilaç arama derdi bitiyor! Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu yeni sistemi duyurdu

Eczanede ilaç arama derdi bitiyor! Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu yeni sistemi duyurdu

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Memişoğlu, “Paylaşarak Güçlenen Eczacılık” temasıyla düzenlenen “Eczacı Çözüm Kongresi”ne katıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen kongrede konuşan Memişoğlu, sağlık politikalarının ortak akıl ve istişareyle geliştirildiğini vurguladı.
Memişoğlu, bu nedenle akademisyenlerle, eczacılarla ve gençlerle aynı hedef doğrultusunda ortak platformlarda olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ve bunu önemsediklerini ifade etti.
Eczacıların Türk tarihindeki savaşlarda adanmışlık ve idealizmle destan yazdığını aktaran Memişoğlu, Kovid-19 pandemisi ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde de eczacıların fedakarlıklarını bir kez daha ortaya koyduklarını, Bakanlığın ve meslek örgütlerinin işbirliğiyle afet bölgelerinde kurulan sahra eczaneleri ve mobil hizmet araçlarıyla vatandaşların yanında olduklarını bildirdi.

“ECZACILARIMIZIN EMEĞİNE, BİLGİSİNE VE VİCDANINA SONUNA KADAR GÜVENİYORUZ”
Bakan Memişoğlu, akılcı ilaç kullanımı, antibiyotik direnciyle mücadele, kronik hastalıkların takibi, hasta eğitimi ve koruyucu sağlık uygulamalarında eczacıların rolünün son derece değerli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bu rolü güçlendirmek adına dijital altyapılarımızı da sürekli geliştiriyoruz. Kısa süre önce e-Nabız üzerinden ‘İlacım Nerede?’ uygulamasını hayata geçirdik. Vatandaşlarımızın reçetelerindeki ilaçların hangi eczanelerimizde bulunduğunu anında görebildiği bu sistem hem vatandaş memnuniyetini artırmakta hem de eczacılarımızın hizmet kapasitesini dijital dünyada daha da görünür kılmaktadır.”
Genç eczacıların eczane açma imkanlarını geliştirmek, mesleki desteklerini artırmak ve istihdam alanlarını genişletmek adına kapsamlı çalışmalar yürüttüklerinin bilgisini veren Memişoğlu, “Sağlık Bakanlığı olarak eczacılarımızın emeğine, bilgisine ve vicdanına sonuna kadar güveniyoruz. Sizler bu sistemin sahadaki en güçlü temsilcileri, vatandaşımızla aramızdaki güven köprümüzsünüz. Akılcı, bilimsel ve yerli üretimi önceleyen her adımınızda daima yanınızdayız. Siz yeter ki araştırmaya, üretmeye ve milletimize şifa dağıtmaya devam edin. Biz tüm kapıları ardına kadar açmaya hazırız.” değerlendirmesinde bulundu.​​​​​​​
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada…

Adalet Bakanı Gürlek: Mevcut anayasamız maalesef yetersiz kalmaktadır

Adalet Bakanı Gürlek: Mevcut anayasamız maalesef yetersiz kalmaktadır

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) işbirliğiyle Fatih’teki MTTB Genel Merkezi’nde düzenlenen “Siyaset Okulu” açılış programında yaptığı konuşmada, MTTB’nin fikrin karakter kazandığı, inancın aksiyona dönüştüğü, iradenin omurga bulduğu bir mektep olduğunu söyledi.
MTTB’nin sadece söz üretmeyip aynı zamanda istikamet tayin ettiğini belirten Gürlek, “Bu çatı altında yetişen kadrolar Türkiye’nin kaderine yön vermiştir ve o kadroların en müstesna temsilcilerinden biri de aramızda bulunan Sayın İsmail Kahramandır. Kendisine sadece bir siyaset büyüğü olarak değil, bir istikamet ve bir dava hafızası olarak hürmetlerimi arz ediyorum.” dedi.
Siyasetin millete rağmen değil, milletle birlikte yürüme iradesi olduğunu dile getiren Gürlek, yapılabilecek tüm tanımlamaların ötesinde siyasetin en güvenli limanının ahlak olduğunu vurguladı.
Gürlek, Türkiye’nin yakın tarihinin siyasi mücadele serüvenleriyle dolu olduğuna değinerek, “Yakın siyasi tarihimizde birçok trajediler vuku bulmuş, demokrasimiz ciddi rahatsızlıklar yaşamış, siyaset kültürümüz olgunlaşmaya bile fırsat vermeden yaratılan krizlerle karanlık dehlizlere doğru itilmiştir. Her defasında millet inancını korumaya devam etmiş, sabırla ve vakur bir şekilde siyasetin en önemli çıkış yolu sandıkta millet üzerine kurulu oyunları bozmayı becermiştir.” ifadelerini kullandı.

“BU MİLLETE HİÇBİR SİNSİ HESAP KURULAMAZ”
Türk milletinin sağduyulu ve sabırlı duruşunun 1980 darbesinin cuntacı vesayetinin kısa zamanda bertaraf edilmesini sağladığını anlatan Gürlek, 1983 seçimleriyle demokratik alanın milletin iradesiyle yeni bir nefes aldığını ancak vesayetçi sistemin diğer enstrümanlarının boş durmadığını söyledi.
Bakan Gürlek, 28 Şubat sürecine de değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cuntacıların ’28 Şubat bin yıl sürecek’ sözü Türk siyasi hayatına sürülmüş karanlık bir lekedir. Dönemin cuntacı anlayışı ile bu millete dayatılan 1982 Anayasası demokratik hayatımız, toplumsal huzurumuz ve gelişen Türkiye için şartları zorlaştıran, hukuki görünümlü vesayet olarak ortaya çıkmaktadır. 1990’lı yıllara geldiğimizde Türk siyasi tarihinin kaderini değiştirecek liderin mücadelesinin azmine şahit olmaya başlıyoruz. Bu yıllarda siyaset sahnemizin en önemli ismi hiç kuşkusuz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yeni bir dil, yeni bir üslup ve yeni bir umutla milletin gönlünde yeşermeye başlıyor. İstanbul’da başlayan o yürüyüş sıradan bir belediye hikayesi değil, o gün atılan adım yıllarca bastırılmış bir iradenin, yıllarca ötelenmiş bir özgüvenin, senelerce sesi kısılmış bir milletin yeniden şahlanışıdır. ‘Sessiz çoğunluğun sesiyiz’ haykırışıdır.”
AK Parti’nin 2002 yılında milletin engin öngörüsüyle iktidara, akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın göreve geldiğini aktaran Gürlek, “Bu cesaret ve gönül mücadelesi, bu millet aşkı birçok evde, birçok ailede, birçok bireyde gözyaşının umutlara karıştığı o kutlu millet iradesinin var olma savaşıdır. Tehditler hiç bitmemiştir ve bitmeyecektir. Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Biz bu yola kefenimizle çıktık.’ sözü öyle klişe bir siyasi cümle değildir.” diye konuştu.
Gürlek, 27 Nisan “e-muhtırası”, Gezi Parkı olayları ve 15 Temmuz darbe girişimine de değinerek “Artık bu ülkede herkes şunu çok iyi bilmektedir. Bu millete hiçbir sinsi hesap kurulamaz. Bu milletin rızası hilafına hiçbir düzen inşa edilemez.” dedi.

“TÜRKİYE’NİN KADERİ, VESAYET SİSTEMİMİZİN KALINTILARINI BU ÜLKEDEN SÜPÜRÜP ATMAKLA DEĞİŞTİ”
Gençlere seslenerek “Siyasette muktedir olamıyorsanız ideallerinizi yansıtmanız mümkün değildir.” diyen Gürlek, “Türkiye’nin kaderi, vesayet sistemimizin kalıntılarını bu ülkeden süpürüp atmakla değişti. Türkiye’nin kaderini değiştirmek aslında dünyanın ve bölgenin kaderini değiştirmekle aynı anlama gelmektedir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Gürlek, Türkiye’nin yeni oyun düzeninde hak ettiği yere ulaşmak için en hızlı şekilde hareket ettiğinin altını çizerek, “Türkiye emir alan değil emir veren, kurulu oyun düzeninde pasif bir aktör değil kendi milli çıkarları için oyun kuran, içine kapanık halinden çıkarak dünyanın her yerinde konulara müdahale edebilen, fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir.” değerlendirmesini yaptı.
Gazze’deki ve Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki zulüm düzeninin, “Güçlü olmayanın adaleti olmaz.” hususunu gösterdiğini ifade eden Gürlek, “Sözde en demokratik ülke olmakla ahkam kesen merkezlerin, çıkarları uğruna insanlık değerlerini ne kadar alaşağı ettiklerine maalesef şahit oluyoruz. Uluslararası kuruluşların insanlık onuruna yapılan saldırılara karşı verdikleri sınavlarda ne kadar başarısız olduklarını görüyoruz.” dedi.
Gürlek, ülkelerin siyaset mekanizmalarının lider üretme sıkıntısı yaşamasının, bugün dünyada konuşulan en önemli sorunlarından biri olduğuna işaret ederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset ve devlet adamlığının Türkiye’nin bu süreçte en büyük şansı olduğunu söyledi.

“HEDEFİMİZ TERÖRDEN ARINDIRILMIŞ, GÜVENLİ VE HUZURLU BİR TÜRKİYE İDEALİDİR”
Yıllarca bürokrat olarak hizmet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’ne bugün Adalet Bakanı olarak hizmet etmenin sorumluluğunu taşıdığını dile getiren Gürlek, “Adalet Bakanı olarak misyonumuz hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve erişebilir bir adalet sistemini tesis etmek, vatandaşlarımızın hak arama özgürlüğünü en güçlü şekilde teminat altına almaktır.” dedi.
Gürlek, gelecek dönemde yarının Türkiye’sini şekillendirecek meselelere ilişkin iki büyük hedefi olduğunu belirterek, “Birincisi terörden arındırılmış, güvenli ve huzurlu bir Türkiye idealidir. Terör sadece bir ülkenin canına kasteden bir tehdit değildir, aynı zamanda demokrasiyi zayıflatan, kalkınmayı sekteye uğratan, hukuk vesayetini baskı altına almayı hedefleyen ve siyasi hayatımız üzerinde kurulacak vesayetlere zemin hazırlayan çok büyük bir tehdittir.” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Gürlek, vesayet ve cuntacı anlayışa atıfta bulunan, onun izlerini taşıyan, yamalı bohçaya dönen 1982 Anayasası’nı artık gündemden çıkarmaları, çağa ve geleceğe ışık tutan, yol gösteren yeni bir anayasayı el birliğiyle millete hediye etmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Anayasa bir devletin sadece yönetim çerçevesi değil, aynı zamanda millet ve devlet arasındaki hukuki ve ahlaki sözleşmeyi ifade eder. Bugün geldiğimiz noktada ulusal güvenlik tehditleri, toplumsal barış, değişen dünya şartları, gelişen toplum yapısı, artan hak ve özgürlük talepleri karşısında mevcut anayasamız maalesef yetersiz kalmaktadır. Yeni bir anayasa zorunluluktur.” şeklinde konuştu.
İÜ Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ile MTTB Genel Başkanı Tahsin Başarı’nın da birer konuşma yaptığı programa, Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Birlik Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Yaşar Karayel, bazı milletvekilleri, vali yardımcıları, hakimler ve öğrenciler katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu halen diri tutan milletin her bir yuvasını saygıyla selamladığını, hanelere Allah’tan sağlık, huzur ve mutluluk dilediğini söyledi.
Aileleri güçlendirmek, nüfusu arttırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını tebrik eden Erdoğan, aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarına, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olanlara teşekkür etti.
Bir milletin gücünün sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemeyeceğini belirten Erdoğan, “Bunların yanı sıra bir milletin gücü yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor, ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.” ifadesini kullandı.

“VATAN, MİLLET SEVGİSİNİN İLK ADRESİ AİLEDİR”
Erdoğan, program kapsamında, 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin takdim edileceğini dile getirirken, ödül kazananları tebrik etti.
“Hepiniz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz.” diyen Erdoğan, evlat olmanın da anne-baba olmanın da ailelere bağlı olduğuna değindi.
Ailenin insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekabül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez.”
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den ‘ara tatil’ açıklaması: Yaz tatili uzayacak!
Erdoğan, anayasanın 41’inci maddesinde yer alan “Aile Türk toplumunun temelidir.” ilkesinin hem bir yükümlülüğü hem de Türk milletinin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifade olduğunu söyledi.
Türk milletinin tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürdüğüne, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf ettiğine ve kültürel kodlarını korumayı başardığına dikkati çeken Erdoğan, “Vatanımızın, anavatan olması tesadüf değildir, devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın, aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir.” diye konuştu.
Erdoğan, bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyasından neşet eden kadim değerlerin olduğunu kaydederek, “Güçlü ve sağlıklı aileler, aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabileceği en güvenli limandır.” ifadelerini kullandı.

Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi ailenin de dönüşüp, form değiştirip ciddi sınamalarla karşılaştığını vurgulayan Erdoğan, “Alışageldiğimiz yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak, ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini veriyoruz.” sözlerini sarf etti.
Alıntı Metni
“ÜÇ ÇOCUK ÇAĞRILARIMIZIN HAKLILIĞI İSPAT EDİLMİŞ OLDU”
Erdoğan, 2007 yılında en az üç çocuk deyip hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkati çektiklerini hatırlatarak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahale eden, inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede üç çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin oluyoruz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle, kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak.”
Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmadıklarını belirten Erdoğan, aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleştiklerini dile getirdi.
Fotoğraflar bugün çekildi! Mayıs ayında kar sürprizi… Kent merkezi bembeyaz
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bilhassa yaşı 50’nin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar. Ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutuldu. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken, sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda.”
Refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsinin nüfus artış hızının azalmasından dert yandığına işaret eden Erdoğan, “Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek.” dedi.
Erdoğan, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef Türkiye’nin de etkilendiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:
“Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 35 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk, evin neşesi, bunun yanında kızdan torun, bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür.”

Sofralardan 10 yılda yarım milyona yakın küçük kaşığın eksildiğini belirten Erdoğan, “Şurası da endişe vericidir. Ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızın biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibariyle yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda.” diye konuştu.
OPEC’ten petrol fiyatları için yeni hamle!
Hanehalkı büyüklüğünün 30,08’e düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, “Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’e ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’e, hanımlarda 26’ya çıkarken, 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür. Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, bu endişe verici tablonun sadece Türkiye’nin meselesi olmadığına işaret ederek “Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin, bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş, Avrupa’da 45’tir. Türkiye, Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
“2025 SENESİ, AİLE MERKEZLİ POLİTİKALARIMIZDA BİR DÖNÜM NOKTASI TEŞKİL ETTİ”
Hükümet olarak uzun bir süredir “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguladıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki ‘aile’ ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi, aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonu’nu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize iki yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik. Temmuz 2025’te Yarı Zamanlı Çalışma Yönetmeliği’ni yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada üç ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğum iznini de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a değinerek “En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenlemeyle özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“MAYIS AYININ SON HAFTASINI ‘MİLLİ AİLE HAFTASI’ OLARAK KUTLAYACAĞIZ”
2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını ifade eden Erdoğan, aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdıklarını belirtti.
Erdoğan, bunu bir üst seviyeye çıkarmak istediklerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu amaçla 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı, aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının arttırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığın artırılmasını sağlayacağız.”
Kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştireceklerini aktaran Erdoğan, bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyon belgesinin hayırlara vesile olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti.
PROGRAMDAN NOTLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’la program öncesi “2025 Aile Yılı” kapsamında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Anadolu Ajansı işbirliğinde düzenlenen “Ailemiz Geleceğimiz Fotoğraf Yarışması Sergisi”ni gezdi.
“Aile ve Nüfus On Yılı” vizyon tanıtım filminin izletilmesiyle başlayan programda, Bakan Göktaş da konuşma yaptı. Bakan Göktaş’ın konuşmasından sonra “Türkiye’nin ritmi: Hikayemiz Yarım Kalmayacak” isimli video gösterimi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitabının ardından Bakan Göktaş, Orta Asya’daki Pazırık kurganlarında bulunmuş, Hunlara ait olan ve halıcılık tarihinin en eski örneği kabul edilen “Pazırık Halısı”nı takdim etti.
Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a da aileyi ve ondan neşet eden yeni nesilleri simgeleyen, Sıfır Atık vizyonuna dayalı olarak geri dönüştürülmüş materyallerden üretilen “Hayat Ağacı Kökü, Aile Gücümüz Nüfus” adlı eseri hediye etti.
Hediye takdiminin ardından 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri takdim edildi.
Fedakarlık ve Vefa Ödülü’nü şehit yakını Özlem Emir ile Kıvanç Emir, işitme engelli aile Gizem, Burak ve çocukları Okan Ali Uyanık, koruyucu aile Merve ve Seydullah Yuyucu ve dört kuşak aile olan Ahmet Demirci, Metin Demirci, Havva Demirci, Gülşah Doğan, Murat Doğan ve Eren Doğan aldı.
Aile ve Gençlik Fonu’ndan yararlanarak yuva kuran Fatima-Şahin Alkan ve çocukları Ali Asaf, Genç Aile Ödülü’ne layık görüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çifte ayrıca hediye verdi.
Ailemiz Geleceğimiz Fotoğraf Yarışması birincilik ödülünü Ercüment Öztürk, “Aile” temalı kısa film yarışmasının birincilik ödülünü de Mehmet Ali Alkış aldı.
Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hüseyin Yayman ve Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve davetliler katıldı.
Program aile fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi….

Son dakika..

Son dakika… Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrımızın haklılığı ortada

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle; Aziz milletim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın değerli mensupları, sivil toplum kuruluşlarımızın kıymetli temsilcileri, çok değerli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
2025-2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi tanıtım programında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Programı teşriflerinizden dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında; elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu hala diri tutan aziz milletimizin her bir yuvasını saygıyla selamlıyor; tüm hanelerimize Rabbimden sağlık, huzur ve mutluluk niyaz ediyorum.
10 yıllık bir dönemde ailelerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den ‘ara tatil’ açıklaması: Yaz tatili uzayacak!
HEPİMİZ VARLIĞIMIZI AİLELERİMİZE BORÇLUYUZ
Şu bir gerçek ki; bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz, bunun doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. ‘Ailemiz Geleceğimiz’ temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum.
Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilk okuludur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir.
Alıntı Metni
TÜRKİYE’Yİ YARINLARA HAZIRLAMANIN GAYRETİNDEYİZ
Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez. Anayasamızın 41. maddesinde yer alan ‘Aile Türk toplumunun temelidir’ ilkesi hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir.
Evet, Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başarmıştır. Vatanımızın -bu ifade önemli- anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır.
Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı ailenin temeli ise, güçlü ve sağlıklı aileler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır.
Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi aile de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz.
Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini veriyoruz. Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık.
Fotoğraflar bugün çekildi! Mayıs ayında kar sürprizi… Kent merkezi bembeyaz
YARIN TARİH TEKERRÜR EDECEK
Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak.
Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum: Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz.
BUGÜNÇOCUĞU AİLEYE, NÜFUSU ÜLKEYE YÜK GÖREN ANLAYIŞ TAMAMEN İFLAS ETMİŞ DURUMDA
Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar. İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyorlar. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek.
Değerli misafirler, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz. Aile bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi; bunun yanında kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür.
OPEC’ten petrol fiyatları için yeni hamle!
ENDİŞE VERİCİ TABLO
Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran artık 30,08’e düşen hanehalkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’a ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’a, hanımlarda 26’ya çıkarken 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür.
Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor. Tabii burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş Avrupa’da 45’tir. Türkiye Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.
VERİLEN DESTEKLER ARTTI
Değerli misafirler, saygıdeğer hanımefendiler; hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki aile ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik.
2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025’te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek.
5 STRATEJİK ÖNCELİK
Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik.
Aile ve Nüfus 10 Yılı; aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır.Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik.
1 – Aile kurumunun ve nesillerin korunması2 – Evlilik müessesesinin teşviki3 – Doğurganlık hızının artırılması4 – Gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahı5 – Kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımı
10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlamak toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu düşüncelerle vizyon belgemizin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyor, az önce ödüllerini takdim edeceğimiz kardeşlerimizi yürekten kutluyor, tekrar görüşmek dileğiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla….

İkna çabaları sonuç vermedi! Malatya'da rehine krizi ölümle bitti

İkna çabaları sonuç vermedi! Malatya’da rehine krizi ölümle bitti

Olay, dün akşam saatlerinde, Koldere Mahallesi’nde meydana geldi. Bir süre önce cezaevinden çıktığı öğrenilen Serhat Aydın, annesi H.A. ile tartıştı. Elindeki bıçakla annesini rehin alan Aydın’ı gören komşuları, durumu, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Adrese jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Aydın’ın annesine elindeki bıçakla zarar verdiğini gören jandarma ekipleri, duruma müdahale edip ikna çabalarını sürdürürken, şüpheli ise bıçakla jandarma personeline saldırdı.

2,5 yaşındaki Melike’den 17 saat sonra sevindiren haber! Bitkin halde bulundu
HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ
Bu sırada bölgedeki görevli jandarma personeli, ateş açarak Serhat Aydın’ı etkisiz hale getirdi. Yaralı olarak Doğanyol Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Aydın, yaşamını yitirdi. Aydın’ın cenazesi, otopsi için Malatya Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Yaralanan H.A. ise İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde tedaviye alındı.
VALİLİK AÇIKLAMA YAPTI
Konuya ilişkin Malatya Valiliği tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada, şüphelinin annesine ve müdahale eden personele bıçakla saldırmaya çalıştığı ifade edilerek, “Malatya ili Doğanyol ilçesi Koldere Mahallesi’nde 01 Mayıs 2026 Cuma günü saat 20.48 sıralarında meydana gelen olayla ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması ihtiyaç duyulmuştur. İstanbul ilinden yapılan bir ihbarda, S.A. isimli şahsın annesinin evine girmesine izin vermediği bildirilmiştir. İhbar üzerine Doğanyol İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri olay yerine sevk edilmiştir. Saat 21.15 sıralarında olay yerine ulaşan ekipler, şüpheli şahsın dengesiz davranışlar sergilediğini ve annesi H.A.’yı bıçakla rehin aldığını tespit etmiştir. Şahsın annesine zarar vermeye başlaması ve müdahale eden güvenlik güçlerine bıçakla saldırması üzerine, görevli personel tarafından meşru müdafaa kapsamında ateş edilerek şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Yaralı olarak Doğanyol Devlet Hastanesine kaldırılan şahıs, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Olayda yaralanan H.A. isimli vatandaşımız, Turgut Özal Tıp Merkezi’nde tedavi altına alınmış olup hayati tehlikesi bulunmamaktadır” denildi.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor….

Yer: İstanbul! 4 kilometre boyunca yola saçıldı; onlarca aracın lastiği patladı

Yer: İstanbul! 4 kilometre boyunca yola saçıldı; onlarca aracın lastiği patladı

Olay, saat 09.00 sıralarında D-100 kara yolu Edirne istikameti Yeni Mahalle mevkisinde meydana geldi. İnşaat malzemesi taşıyan bir kamyondan, henüz belirlenemeyen bir nedenle yaklaşık 4 kilometre boyunca yola vidalar döküldü.
Yola saçılan kesici maddeler, seyir halindeki birçok aracın lastiğine zarar verdi.

Sürücülerin ihbarı üzerine bölgeye Silivri Bölge Trafik, Karayolları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekipleri sevk edildi. Vidaların temizlenmesi amacıyla kara yolunun tüm şeritleri yaklaşık 2 saat boyunca trafiğe kapatıldı.
Ulaşım bu süre zarfında yan yoldan sağlandı. Temizlik çalışmaları sırasında yolda uzun araç kuyrukları oluştu.
Köpeklerden kaçarken yaralanan arkadaşını kaderine terk etmedi! Küçük kahraman yaralı dostunu sırtında taşıdı

POLİS VE ESNAF SEFERBER OLDU
Yoldaki vidalar; trafik polisleri, karayolları ekipleri ve çevredeki esnaf tarafından el birliğiyle toplandı. Çalışmaların ardından trafik akışı tek şeritten kontrollü olarak sağlanmaya başlandı. Öte yandan, trafikte bekleyen bir tanker şoförü ile görevli trafik polisi arasında kısa süreli tartışma yaşandı.
Çok nadir yere iniyor! Sivas’ta görüldü: Bir havalanışta 200 bin kilometre

‘SÜRÜCÜLERİN TEKERLEKLERİ ZARAR GÖRMESİN’
Ekiplere yardım eden bölge esnafından Hamza Yer, “Araçtan vidalar dökülmüş, elimizden geldiğince biz de toplamaya çalışıyoruz. Sürücülerin tekerleklerine zarar vermesin diye uğraşıyoruz. Bizde olayı yol kapanınca fark ettik. Vidalar büyük ihtimalle bir kamyonetten döküldü” dedi.

Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, vidaların döküldüğü kamyonu ve sürücüsünü belirlemek için çalışma başlattı.
SÜRÜCÜ GÖZALTINA ALINDI
Yapılan kontrollerde kamyonetin muayenesinin bulunmadığı belirlenirken, araç trafikten men edildi ve sürücüye idari para cezası uygulandı. Gözaltına alınan Y.K. hakkında “Mala zarar verme” ve “Trafik güvenliğini tehlikeye düşürme” suçlarından başlatılan tahkikatın sürdüğü öğrenildi….

deneme bonusu veren sitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren SitelerDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetslotograndpashabetgrandpashabetdeneme bonusupalazzobetpalacebetroyalbet güncel girişkonya eskortDeneme Bonusu Veren Sitelercasino siteleribahis sitelerideneme bonusu veren sitelergrandpashabetgrandpashabetJojobetDeneme Bonusu Veren Sitelergrandpashabetbetsalvador girişdeneme bonusugrandpashabetcasibombetpuanbetplaycasinoroyalbetplaybahiscasinobetplayonline casinosdoedadoedagrandpashabetmarsbahisjojobet girişjojobetmatbetpusulabetimajbet girişesbetcashwinbetpuansonbahistrendbettrendbet güncel girişamgbahiscasinowonbetbeybullbahispusulabetganobetligobetcasibomjojobetmadridbetslotbaronwinLunabetBetorderbetsmovedarkbetpusulabet girişjojobetjojobet girişCasibomroyalbetmeritkingbetpark girişbetparkgrandpashabet girişkralbetstarzbetpusulabetDeneme bonusu veren siteler 2026Deneme bonusu veren siteler 2026Grandpashabet güncel adres 2026Grandpashabet güncel adres 2026Deneme bonusuDeneme bonusugrandpashabetgrandpashabet instagramngsbahisdeneme bonusubetinedeneme bonusudeneme bonusudeneme bonusujojobetJojobetmatadorbetcasinoroyalcasinoroyalMarsbahisCasibomCasibomcasinoperCasibomganobetCasibomhttps://freshstartrealty.com/Jojobet Girişbetplaybetplay girişbetbeybetbey girişmercurecasinomercurecasino girişesbetesbet girişcashwincashwin girişbetpuanbetpuan girişsonbahissonbahis girişwbahisnesinecasinoCasibom GirişCasibom