BIST 100
12.180,97 -0,69%
DOLAR
49,3372 0,06%
EURO
55,2821 0,06%
GRAM ALTIN
6.634,49 -0,15%
BITCOIN
83.747,00 0,20%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
96,66 0,30%
GBP/TRY
65,3665 0,08%
EUR/USD
1,1197 -0,03%
BRENT PETROL
102,91 0,30%
ÇEYREK ALTIN
10.847,39 -0,15%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
19 °

HABER

Emine Erdoğan, 'Filistin İçin Tek Yürek' temalı programa katıldı

Emine Erdoğan, ‘Filistin İçin Tek Yürek’ temalı programa katıldı

NEST Kongre Merkezi’ndeki forum kapsamında “Filistin İçin Tek Yürek” temalı yüksek düzeyli yan etkinlik düzenlendi.
Emine Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mehriban Aliyeva, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman, KKTC Başbakanı Ünal Üstel’in eşi Zerrin Üstel, Sırbistan Başbakanı Duro Macut’un eşi Jelica Bjekic Macut, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic’in eşi Mirela Becirovic, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Nasri Abu Jaish, BM Genel Sekreterinin Çocuklara Karşı Şiddet Özel Temsilcisi Dr. Najat Maalla M’jid, eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarovic, eski Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kızı Leyla Aliyeva ve bazı milletvekilleri ile davetliler de yer aldı.
Diplomasinin nabzı Antalya’da atıyor! Erdoğan’dan peş peşe görüşmeler
Uluslararası kuruluşların temsilcilerinin konuşma yaptığı etkinlikte, Exeter Üniversitesinden İsrailli tarihçi Profesör Ilan Pappe’nin video mesajı gösterildi. Program sonunda aile fotoğrafı çektirildi.

Emine Erdoğan ve lider eşleri, daha sonra etkinlikle aynı temalı sergiyi gezdi.
Emine Erdoğan, NSosyal hesabından etkinliğe ilişkin yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
“Antalya Diplomasi Forumu kapsamında ‘Filistin İçin Tek Yürek’ konulu panelde değerli lider eşleri, farklı ülkelerden bakanlar ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle ortak vicdanda buluştuk. Davetimize icabet ederek Filistin’in yanında olduğunu gösteren tüm konuklarımıza şükranlarımı sunuyor, bu dayanışmanın kalıcı ve anlamlı sonuçlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
Rusya’dan Türkiye ve arabuluculuk mesajı: Olumlu yaklaşıyoruz…

Türk tiyatrosunun acı günü! Sanatçı Feyha Çelenk için tören düzenlendi

Türk tiyatrosunun acı günü! Sanatçı Feyha Çelenk için tören düzenlendi

Bursa’da hayatını kaybeden Türkiye’nin ilk kadın devlet tiyatrosu müdürü, sanatçı ve tiyatrocu Feyha Çelenk (81) için uzun yıllar emek verdiği Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde tören düzenlendi.Törene sanatçının kızı Fatma Çelenk, kardeşi Feyza Güven, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin, Bursa Devlet Tiyatroları (BDT) Müdürü Sezai Yılmaz, Bursa Şehir Tiyatroları Sanat Yönetmeni Ali Düşenkalkar ile öğrencileri ve çok sayıda sanatçı katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Feyha Çelenk’in yaşamından kesitlerin yer aldığı kısa film izlendi.

Türk tiyatrosunun acı kaybı! Feyha Çelenk hayatını kaybetti
Törende konuşan Fatma Çelenk, “Annemin son sahnesinde ona yoldaş oldunuz. Annem son dönemlerini büyük gururlarla geçirdi. Bir sanat kitaplığına adının verilmesi onu çok mutlu etmişti. İki hafta önce bana, ‘Geriye dönüp baktığımda yaşadığım hayata dair gözüm arkada kalmadı, çok huzurluyum’ demişti. Ben de bu yüzden huzurluyum” dedi.
‘ÇALIKUŞU’ ONUN ANISINA SAHNELENECEK
Bursa Devlet Tiyatrosu Müdürü Sezai Yılmaz ise “Feyha Çelenk bugün sadece Bursa için değil, Türk tiyatrosunun en güzide sanatçılarından biridir. Sadece sanatçı kimliğiyle değil, insan olarak da çevresine çok şey kazandıran annemiz, ablamız Feyha Çelenk için toplanmış bulunuyoruz. Bazı değerler vardır; çok fazla konuşmasanız da görüşmeseniz de onların varlığı sizi her zaman ayakta tutar. Bundan sonra salonumuzda bir koltuğu hep onun anısına boş bırakacağız. Ayrıca yıllar önce başrolünde oynadığı ‘Çalıkuşu’ oyununu tekrar sahneye koyacağız” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından sevenleri, sahnede sanatçının tabutu başında vedalaştı. Türk tiyatrosunda önemli bir iz bırakan Feyha Çelenk’in cenazesi, İstanbul’daki Şakirin Camii’nde bugün ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek. (DHA)

…

Ayağından vince asarak zihinsel engelli işçiye işkence yapan 3 sanığa tahliye

Ayağından vince asarak zihinsel engelli işçiye işkence yapan 3 sanığa tahliye

İş makinesi parçaları üretimi yapılan atölyede çalışan yüzde 61 zihinsel engelli Hamza S., yaklaşık 1,5 yıl önce iş arkadaşları tarafından ayağından vince bağlanıp, cep telefonu kamerasıyla kayda alındı. Hamza S.’nin görüntüleri sanal medyada paylaşıldı.
Hamza S.’nin yakınları, sanal medyadaki paylaşımı görerek, durumu polise bildirdi. İhbar üzerine gözaltına alınan iş yeri çalışanları Kemal Budak, Mehmet Ali Şenkal ve Niyazi Ayhan, geçen şubat ayında çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Gözaltına alınan iş yeri sahibi B.Ç. ise savcılıkta ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Mehmet Ali Şenkal, Niyazi Ayhan ve Kemal Buldak hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede 3 sanığın ‘Eziyet’, ‘Cebir-tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ ve ‘Özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçlarından 24 yıla kadar hapsi talep edildi.

İlginizi Çekebilir
DURUŞMA ERTELENDİ
Sanıkların yargılanmasına Ankara 87’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Dün görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıklar Mehmet Ali Şenkal, Niyazi Ayhan, Kemal Buldak ile taraf avukatları ve şikayetçi Hamsa S. hazır bulundu. Sanıklar, olayın şaka amacıyla gerçekleştirildiğini, pişman olduklarını ve iş yeri sahibinin olay günü iş yerinde bulunmadığını belirterek, olayla ilgisi olmadığını söyledi. Kemal Buldak, görüntüyü kaydettiğini belirtirken, Mehmet Ali Şenkal vincin kumandasını kontrol ettiğini söyledi. Niyazi Ayhan ise görüntüde gülen kişinin kendisi olduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması ve tutukluluk tedbirinden beklenen faydanın sağlandığı gerekçesiyle, yurt dışına çıkış yasağı ve ayda 2 kez imza atma adli kontrol tedbiri ile sanıkların tahliyesine karar verdi. Duruşma 15 Ekim’e ertelendi. …

SON DAKİKA GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ: Korkunç itiraf! Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş, Gülistan Doku'nun katledildiğini söyledi

SON DAKİKA GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ: Korkunç itiraf! Umut Altaş’ın abisi Sidar Altaş, Gülistan Doku’nun katledildiğini söyledi

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmasında yeni detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor.
Gülistan Doku dosyasında dikkat çeken yeni bir gelişme yaşandı. ABD’de bulunduğu öne sürülen şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’a ait olduğu iddia edilen bir itiraf videosunun savcılığa sunulduğu öğrenildi.

‘KAFASINA SIKTIM’
Sidar Altaş’ın soruşturma dosyasına giren görüntüde, “Ne biliyorsam bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya hazırım. Umut’un sorgusundan aldığım Türkay demiş ki kız hamile kaldı ben de kafasına sıktım. Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti” ifadelerini kullandı.

‘BU DUYDUKLARIMIZ ÇOK ÇOK ACI’
Gülistan Doku soruşturması kapsamında ABD’de bulunan şüpheli Umut Altaş’ın’nın ağabeyi Sidar Altaş’ın Doku ailesinin avukatı ile yaptığı konuşmanın görüntülerinin dosyaya girmesinin ardından Gülistan’ın ablası Aygül Doku, adliye önünde açıklamalarda bulundu.
Aygül Doku, dün gece saatlerinde Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın avukatlarına ulaştığını belirterek, “Gülistan’ın ölüm nedenini zaten gizli tanık söylemişti. Gülistan, valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından tecavüz edilmiş. Hamile kaldıktan sonra da silahla bir evde kafasına sıktığı söylenildi Sidar Altaş tarafından Bunu bir daha öğrendiğimiz için kendimizi iyi hissetmiyoruz. Gereken bilgileri yine de paylaşacağız. Yeni isimler verdi. Biz Başsavcımız Ebru Cansu’ya güveniyoruz. Her seferinde bu duyduklarımız çok çok acı. Başsavcımızın katil Mustafa Sonel’e ve onun bütün bu delillerini saklayan örtbasçı babası Tuncay Sonel’e ve o suç şebekesine adalet önünde hesap verdireceği konusunda kuşkumuz yoktur” dedi.
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8’e yükseldi

ETKİN PİŞMANLIK TALEBİNDE BULUNDU
Öte yandan 16 Nisan’da adliyeye sevk edilen şüphelilerden ihraç polis memuru Gökhan Ertok, ‘Delilleri yok etme’ suçundan, daraltılmış baz çalışmasıyla Gülistan Doku’ya son teması bulunduğu tespit edilen ve o dönem İl Özel İdaresi çalışanı olan Erdoğan Elaldı ise ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Doku’ya ait SIM kartı bir telefona takarak veri akışı sağladığı ve sosyal medya hesabında veri sildiği iddiasıyla dün delilleri yok etme suçundan tutuklanan ihraç polis memuru Gökhan Ertok’un, etkin pişmanlıktan faydalanmak için talepte bulunduğu belirtildi. Munzur Üniversitesi’nden kameralardan sorumlu olan Savaş Gültürk ve Süleyman Önal ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
Babası konuştu: Rojin’in de katilleri bulunacak

ESKİ VALİ TUNCAY SONEL VE BAŞHEKİM GÖZALTINA ALINDI
Dün de hakkında ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan soruşturma başlatılan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Elazığ’da gözaltına alındı. Gülistan’ın hastane kayıtlarının silindiği iddiasıyla da dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, Bursa’da gözaltına alındı.
Tuncay Sonel daha sonra karayoluyla sabah saatlerinde Erzurum’a getirildi.
SORUŞTURMA ERZURUM’DA YÜRÜTÜLECEK
Tuncay Sonel ile ilgili soruşturmayı ilgili mevzuat gereği Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı yürütecek.

TUTUKLU SAYISI 9 OLDU
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de aralarında bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Doku’nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ile annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer tutuklanmıştı.
Savcılıktaki ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu hakimlikte yeniden yapılan sorgusunun ardından tutuklandı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 9’a çıktı.
Dün adliyeye çıkartılan dönemin Tunceli Valisi Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in ise işlemleri devam ediyor.
Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Uğurcan A. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Oğlundan sonra dönemin Tunceli Valisi Sonel de gözaltında: ‘Değiştirdi, gizledi, yok etti’

…

Emine Erdoğan'dan Filistinli çocukların eğitimi için çağrı

Emine Erdoğan’dan Filistinli çocukların eğitimi için çağrı

Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026), ‘Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak’ konulu yüksek seviyeli oturum düzenlendi. Programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı’nın eşi Mirela Becirovic ve Exeter Üniversitesi’nden Akademisyen Ilan Pappé konuşma yaptı. Oturumda Filistin’de eğitimini tamamlayamayan çocukların daha güvenli ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirildiği alanlarda hayatlarını sürdürmesi ele alındı.
Emine Erdoğan, ADF’deki buluşmanın, en ufak anlaşmazlıklarda dahi silahların konuştuğu dünyada, insanlık onuruna en çok yakışan değer olan diplomatik sanatı icra etmekteki kararlılığın bir göstergesi olduğunu söyledi. Erdoğan, “Temennim odur ki vereceğimiz mesajlar kalplere dokunsun. Daha da önemlisi dünyanın dört bir yanında savaşların kurbanı olan çocuklar için yeni bir hayatın umut ışığı olsun” dedi.
Diplomasinin nabzı Antalya’da atıyor! Erdoğan’dan peş peşe görüşmeler

‘ŞİDDETİ ÖZENDİREN NE VARSA MÜCADELE ETMELİYİZ’
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki 2 okulda yaşanan silahlı saldırılardan dolayı derin üzüntü duyduğunu belirten Emine Erdoğan, “Saldırılarda hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum. Hastanede tedavi gören evlatlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum. Çocuklar ve gençler, bir milletin ümidi ve yarınlarıdır. Onları içine düştükleri bu şiddet sarmalına terk edemeyiz. Şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız. Özellikle dijital dünyada ve kültür endüstrisindeki kontrolsüzce yayılan şiddet içeriklerinin çocuklar ve gençler üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat kesilmeliyiz. Temennim odur ki hiçbir öğretmen, hiçbir öğrenci, hiçbir aile böyle vahim bir hadiseyle sınanmasın. Bir kez daha milletimize ve acılı ailelerimize başsağlığı diliyorum” diye konuştu.
FİLİSTİN’DE ÖLÜMÜN VE KAOSUN ORTAMINDA EĞİTİM
Filistin halkının 1948’de öz vatanlarından sürgün edildiğinde, mülteci kamplarında ilk iş olarak okul kurduklarını kaydeden Erdoğan, “O günden bu yana eğitim, Filistin halkı için bir direniş ve varoluş cephesidir. Çocukların ve gençlerin ellerinden hiç düşürmedikleri defter, kalem, Filistin’in gelecek güzel günlerine dair beslenen umudun sembolüdür. 7 Ekim sonrasında Gazze’de yaşanan soykırımla bu gerçeğe bir kez daha tanık olduk. Gazze’nin dört bir yanında harabelerin, çadırların, yıkıntıların içinde, bombaların, ölümün ve kaosun ortasında eğitim yine de devam etti. Öğretmenler ve eğitimciler, sivil direnişin en önemli aktörlerinden oldular. Tam 78 yıldır süren ablukaya ve sonu gelmeyen saldırılara rağmen eğitime ara vermeyen Filistinliler dünyaya çok önemli bir mesaj verdi. Eğitim, barışı beklerken askıya alınabilecek bir lüks değildir. Bilakis ayakta kalmak, toparlanmak ve yeniden inşa etmek için en hayati araçtır. Çünkü Filistinliler sadece bir savaşın içinde değiller. Onlar bir asra yakın zamandır sistematik bir eko-kırıma, kültür-kırıma, eğitim-kırıma ve soykırıma maruz kalıyorlar” diye konuştu.

‘İSRAİL, KÜTÜPHANELERİ, ARŞİVLERİ KASTEN BOMBALIYOR’
Bugün Gazze’de okul ve üniversite binalarının yüzde 90’ından fazlasının yıkılmış olmasının bu stratejinin bir ürünü olduğunu belirten Erdoğan, “Savaşın bir yan hasarı değildir. İsrail, kütüphaneleri, arşivleri, yüzyılların yadigarı kültür varlıklarını kasten bombalıyor. Filistin’in bekasını hedef alıyor. İstiyor ki Filistin coğrafyasında Filistin halkına ait bir tarih, kültür, hafıza velhasıl varlığına dair hiçbir ayak izi kalmasın. UNESCO’nun verilerine göre 7 Ekim 2023-24 Mart 2026 tarihleri arasında Gazze’de 164 kültür varlığı hasara uğradı. Bunların her biri cami, kilise, müze, tarihi çarşı gibi Filistin’in hafızasında köşe taşı olan yapılar. Bununla beraber Gazze şehri merkez arşivleri, Gazze İslam Üniversitesi Kütüphanesi ve Büyük Ömeri Camisi Kütüphanesi gibi tarihi belgelerin, el yazmalarının, akademik koleksiyonların bulunduğu merkezler yıkıldı. Bir halkın yeni nesillere ve geleceğe aktaracağı kültürel ve entelektüel birikimi maalesef yok oldu” dedi.
‘GAZZE’NİN ÇOCUKLARI ARTIK ÖLÜMDEN ÖTESİNİ HAYAL DAHİ EDEMİYOR’
7 Ekim’den önce Filistin’in dünyanın en yüksek okuryazarlık oranlarından birine sahip olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Bugünse Gazze’de okul çağındaki yaklaşık 637 bin çocuğun yüzde 60’ı eğitime erişemiyor. 90 bin üniversite öğrencisi eğitimine devam edemiyor. 1 milyondan fazla çocuk derin ruhsal yaralarla acil psikososyal desteğe muhtaç durumda yaşıyor. Geçtiğimiz günlerde 3-5 yaşlarındaki birkaç Gazzeli çocuğun oyuncak bir bebeği şehit gibi taşıdıkları cenaze oyunu medyada geniş yer buldu. Halbuki çocuk oyunları denilince insanın aklına saklambaç gelir, seksek gelir değil mi? Ne acı ki Gazze’nin çocukları artık ölümden ötesini hayal dahi edemiyor. Öyle ki orada oyuncak bebekler bile ölüyor. Buna rağmen Gazze’de moloz yıllarının arasında kep atılmaya devam ediyor. Son derece imkansız şartlar içinde dahi kolektif öğrenme kültürü ayakta tutuluyor” dedi.
‘KAÇ ÇOCUĞUN DAHA ÖLMESİ GEREKİYOR’
Sadece birkaç gün önce İsrail ordusunun Gazze şeridinde çocukların eğitim aldığı çadırlara açtığı ateşte 9 yaşındaki bir kız çocuğunun hayattan koparıldığını kaydeden Erdoğan, “Annesinin öpe koklaya büyüttüğü biricik evladının ardından söylediği şu sözler tüm dünyayı ayağa kaldırmalıdır; ‘Onun dünyanın her yerindeki diğer çocuklar gibi okula gitmesini istemiştim. Onu giydirmiş, saçını taramış ve bu sabah okula gitmesi için örmüştüm. Bana ölü olarak yüzü kan içinde geri verildi.’ Düşünün ki Gazze’de anne babalar çocuklarını okul çıkışında ellerinden tutup evlerine götüremiyor. Cansız bedenlerini kucaklayıp defnetmeye götürüyor. İşte böyle hukuk tanımayan insan haklarını, kadın haklarını, çocuk haklarını ayaklarının altında çiğneyen, çocuklara karşı savaş yürütecek kadar akıl dışı gayriinsani ve hukuksuz bir şiddetle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumun tam anlamıyla harekete geçmesi ve bu dehşetengiz çocuk soykırımına ‘dur’ demesi için kaç çocuğun daha ölmesi gerekiyor, doğrusu bilmiyorum” diye konuştu.
İSRAİL YARDIMLARI ENGELLİYOR
Türkiye olarak 7 Ekim’den beri Kızılay, AFAD, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlarla Filistin’e destek olmak için insani yardım faaliyetleri yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, “Bu süre zarfında 110 bin tondan fazla insani yardımı Gazze’ye ulaştırdık. 2023’te İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz ‘Filistin İçin Tek Yürek Lider Eşleri Zirvesi’nde Gazze’de derhal ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların sağlanması için uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştık. Ne mutlu ki vicdan sahibi dost ve kardeş ülkelerle dayanışma içindeyiz. Tüm bu çabalarımızın sonucunda batılı ülkeler ağırlıklı olmak üzere 21 ülke daha Filistin Devleti’ni tanıdı. Bugün geldiğimiz noktada her ne kadar ateşkes sağlanmış olsa da 80-90 kilometrekarelik bir alana sıkışan 2 milyon Filistinliye halen insani yardım sevkiyatı dışında başka bir destek ulaştırılamıyor. Bununla birlikte uluslararası kuruluşların faaliyetleri de İsrail tarafından engelleniyor. Bunlardan biri de Birleşmiş Milletler Yakın Doğudaki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’dır. Bu ajans başta eğitim olmak üzere Filistin mültecilerine her türlü hizmeti sunduğu gibi insanlık vicdanının bir temsilcisi olarak da orada bulunuyor. Çalışmalarının İsrail tarafından engellenmesini kabul edemeyiz. Bu hem uluslararası hukukun alenen ihlali hem de insani değerlerin katledilmesidir. Türkiye olarak sunduğumuz maddi katkıyla birlikte siyasi desteğini de çekmeyen nadir ülkelerdeniz. Bu vesileyle tüm ülkelerin bu ajansın yanında durmasının gerekli siyasi ve finansal desteği vermesinin ne kadar önemli olduğunun altını çizmek isterim” dedi.
FİLİSTİN HALKI KÜLLERİNDEN DOĞACAK
Gazze’nin yeniden inşasının, vicdan sahibi her insanın ve temelini teşkil ettiği uluslararası toplumun ödevi olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Geride kalan 1 milyondan fazla çocuk için eğitim altyapısını kuracak olan bizleriz. Öncelikli hedefimiz kamplarda eğitimin sürdürülmesi olmalıdır. Öğrenciler ve eğitimciler için İsrail saldırılarından korunacakları güvenli eğitim alanları mutlaka sağlanmalıdır. Yıkılan okulların yeniden inşa edilmesi için ortak projeleri birlikte geliştirmeliyiz. Dijital kaynaklarla, uzaktan eğitimle, gerekirse radyo yayınları aracılığı gibi alternatif çözümlerle çocukların yarıda kalan eğitimlerine devam etmelerini sağlamalıyız. Bu vesileyle dünyanın dört bir yanındaki eğitimcilere de seslenmek istiyorum. Bugün bir daha hiç okul yüzü göremeyecek binlerce çocuk tüm masumiyetiyle yarıda kalan kahkahaları ve hayalleriyle birlikte toprağın altında yatıyor. Onların ebedi uykusu vicdanlarımızda hiç kapanmayacak bir yaradır. Ancak sizler onların sesi ve geriye kalanların eğitim hakkı mücadelesinin destekçisi olabilirsiniz. Filistin halkı küllerinden doğacak bir Filistin’e inanıyor. Buna biz de tüm yüreğimizle inanıyoruz. O yüzden gelin el ele verelim. Medeniyet değerlerinin ve insanlık vicdanının dimdik ayakta olduğunu ispat eden bir Filistin inşa edelim.”…

Milli satranççı Feyza Keskin inşaat alanında ölü bulundu

Milli satranççı Feyza Keskin inşaat alanında ölü bulundu

Isparta’da Süleyman Demirel Fen Lisesi 10’uncu sınıf öğrencisi Feyza Keskin’den dün sabah saatlerinde evden ayrılmasının ardından haber alamayan ailesi, bir süre sonra polise başvurdu.
Feyza Keskin’in saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu’ndaki asri mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle seyir halindeyken görüldüğü bilgisini veren aile, kızlarının bulunmasını talep etti.

Çalışma başlatan polis, saat 20.00 sıralarında Muzaffer Türkeş Mahallesi’ndeki bir inşaat alanında Feyza Keskin’in cesedini buldu. Yapılan incelemelerin ardından Keskin’in cenazesi Isparta Şehir Hastanesi’ne morguna götürüldü. Keskin’in cenazesi otopsi işlemlerinin ardından ailesi tarafından morgdan alınarak defnedilmek üzere Burdur’un Kozluca köyüne götürüldü.
Babası konuştu: Rojin’in de katilleri bulunacak

BAŞSAĞLIĞI MESAJI
Satranç milli takım sporcusu Keskin’in ölümü sonrası Isparta Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve Satranç İl Temsilciliği tarafından taziye mesajı yayımladı. ‘Acı kaybımız’ başlıklı mesajda, “İlimiz milli sporcumuz Feyza Keskin’in vefatını derin üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve tüm spor camiamıza başsağlığı dileriz” ifadeleri yer aldı.
Haber Detay Görsel Slider
Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak da sanal medya hesabından taziye mesajı yayımladı. Ocak mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10’uncu sınıf öğrencimiz Feyza Keskin’in vefat haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun.” (DHA)
…

Babası konuştu: Rojin’in de katilleri bulunacak

Babası konuştu: Rojin’in de katilleri bulunacak

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Kabaiş’in, 18 gün sonra 15 Ekim günü Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde cansız bedeni bulundu. Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi’nin 10 Ekim 2025’te dosyaya giren raporunda, Kabaiş’in göğüs ve vajina iç bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiği belirtildi. Olay yerinden Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi’ne nakil sürecinde cenazeye temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilere yönelik kapsamlı DNA taraması yapıldı. İlk etapta 134 kişinin DNA profili karşılaştırılırken, bu sayı son olarak 195’e çıktı. Üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinden de DNA örnekleri alınırken, Rojin’e ait cep telefonu ise incelenmek üzere 3 ay önce İspanya’ya gönderildi. Ancak gelen son raporda cihaza erişim sağlanamadığı, yalnızca kısmi içerikli bir inceleme yapılabildiği belirtildi.
Milli satranççı Feyza Keskin inşaat alanında ölü bulundu

İlginizi Çekebilir
‘ROJİN’İN DOSYASI DA ALLAH’IN İZNİYLE ÇÖZÜLECEK’
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den beri kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasındaki yeni gelişmelerin ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek açıklama yaparak, “Sadece Gülistan Doku dosyası değil, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları da inceleniyor” dedi.
Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, “Allah’ın izniyle Gülistan Doku’nun dosyası 6 yıl sonra nasıl aydınlanıyorsa, Rojin’in dosyası da çözülecek. Ben yetkililere güveniyorum. Yani karanlıkta kalmayacak. Yeni Adalet Bakanına ben çok güveniyorum, çok umutluyum. İnşallah bu olay çözülecek, aydınlanacak. Çünkü 2 senedir biz acı çekiyoruz. Ailem Adalet Bakanı ile görüştü. Diyarbakır’a gelmişti. Ben İstanbul’daydım. Daha önce de zaten biz talep etmiştik. Ama aileme de söyledim. Bakan Bey’den şunları talep ettiler; ‘Her iki DNA tespit edilsin. Onun hakkında çalışmalar yapılsın. Üniversitedeki tüm erkeklerin DNA’sına bakılsın. Rektör ve rektörün tüm akrabalarının ve Mollakasım ile Bardakçı köyündekilerin DNA’larına bakılsın” diye. Bunları talep etmişler. Bakan Bey de gerekeni yapacaklarını söylemiş. Güzel bir açıklama yaptı. Ben çok memnun oldum, duygulandım. Yani bu validir, bu yetkilidir, bu rektördür, hiç kimseyi tanımıyor. Gerekeni yaptı. Gülistan Doku’un dosyasında kim çıktı? Tunceli Valisinin oğlu çıktı. Bizimki de onun benzeridir” diye konuştu.

‘ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Dosyada uzun süredir ilerleme olmadığını belirten Kabaiş, şunları söyledi:
“Son durum şu anda 6 aydır dosyada herhangi bir gelişme yoktur. Çünkü ben sürekli avukatlarımızla, Diyarbakır Barosu ile Van Barosu ile beraber Cumhuriyet Başsavcısının yanına, Van’a gidiyoruz. Sürekli söylüyoruz. Sorduğumuz soruların cevabı gelmiyor. O sorular da çok önemlidir. Çünkü avukatlar savcıya soruyor. Diyor ki: ‘Bu genç kızımız 18 gün boyunca kayıptı. Kaç gün suda kalmış? Hangi gün öldürülmüş? Biz bunun cevabını istiyoruz. Resmi olarak rapor gelsin’ O raporu çoktandır bekliyoruz ama maalesef cevap yok. Biz 2 bin 500 kişinin DNA’sına bakılması gerektiğini söyledik ama şimdiye kadar 195 kişiye bakmışlar. O gece saat 00.30’du. ‘Gülistan Doku’nun failleri bulundu’ diye son dakika haberler verildi. Ben o gece çok ağladım. Sevinç gözyaşları döktüm. Kendi kendime dedim Gülistan’ınki çözüldü. İnşallah Allah’ın izniyle Rojin’inki de çözülecek. İkisi de öğretmen olacaktı. Her iki aile de fakir fukaradır. Yapan kişi cezasını çeksin. Adalet Bakanına çok teşekkür ediyorum. Yani burada olsaydı gidip elini öpecektim. İnşallah Rojin’in de katilleri bulunacak. Çünkü bellidir, bu bir cinayettir. 2 erkek DNA’sı var, boğazına zarar vermişler. 18 gün boyunca o cansız beden suda olsaydı o şekli olmazdı.” (DHA)
…

TVYD'den reklam verenlere ince mesaj: Türkiye’deki en güvenilir mecra televizyondur

TVYD’den reklam verenlere ince mesaj: Türkiye’deki en güvenilir mecra televizyondur

Dernek tarafından yapılan açıklamada, yaşanan olayların toplumda derin üzüntü yarattığı belirtilerek, hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dilendi. Açıklamada, bu tür olayların ardından farklı değerlendirmelerin yapılmasının doğal olduğu ancak çok boyutlu hadiselerin tek bir mecra ya da içerik türü üzerinden açıklanmasının konunun bütün yönleriyle ele alınmasını zorlaştırabileceği ifade edildi.
TVYD tarafından yapılan açıklamanın devamı şu şekilde:
Bu tür acı olayların ardından toplumda farklı değerlendirmelerin yapılması anlaşılır bir durumdur. Ancak böylesine ciddi ve çok boyutlu hadiselerin nedenlerini tek bir mecra ya da içerik türü üzerinden açıklamaya çalışmanın, meseleyi tüm yönleriyle değerlendirmeyi zorlaştırabileceği kanaatindeyiz.
Çocukların ve gençlerin korunması, güvenliğinin sağlanması ve sağlıklı gelişimlerinin desteklenmesi; aile, eğitim ortamı, sosyal çevre, dijital mecralar ve diğer toplumsal etkenler dahil olmak üzere çok boyutlu bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.
Televizyon yayıncıları olarak, bu tür hassas konularda genelleyici değerlendirmeler yerine, tüm boyutları gözeten sağduyulu bir yaklaşımın benimsenmesinin önemli olduğuna inanıyoruz.
Yapılan incelemelerde ortaya çıkan bazı bulgular, çocukların maruz kaldıkları içeriklerin ve çevresel faktörlerin önemini bir kez daha gündeme getirmiştir. Bu çerçevede, tüm paydaşların ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin, çocukların korunması ve toplumsal farkındalığın artırılması açısından kritik olduğu değerlendirilmektedir.
Olayların ardından yapılan değerlendirmelerde, farklı mecralara yönelik çeşitli yorum ve yaklaşımların kamuoyuna yansıdığı görülmektedir. Ancak neredeyse hiçbir denetimin ve kuralın olmadığı sosyal medya ve zararlı içeriklere sahip oyun platformlarını işaret eden tüm bu bilgi ve bulgulara rağmen olayın hemen ardından suçlu ve hedef olarak televizyon kanallarının gösterilmesi yanlış bir bakış açısıdır. Bu yanlış yönlendirme neticesinde her türlü şiddet, provokasyon ve dezenformasyonun kol gezdiği sosyal medya ve şiddeti özendiren dijital oyunların mercek altına alınması gerektiğini düşünmekteyiz.
Reklamların sosyal medya ve zararlı içeriğe sahip oyun platformlarına yönelmesi buralardaki şiddet içerikli paylaşımların artmasını sağlamaktadır. Çünkü daha fazla görüntülenme, izlenme ve tık alma çabası; şiddeti, dezenformasyonu ve toplumu rencide edici içerik üretimini beslemektedir. Söz konusu mecralar sınırları kesin olarak çizilmiş kurallara tabi olmadıkları ve yeterli denetlenemedikleri için zararlı içerikleri engellemek de kolay kolay mümkün olmamaktadır.
Unutulmamalıdır ki televizyon kanallarımız ülkemize yatırım ve istihdam sağlamaktadır. İstatistiklere göre Türkiye’deki en güvenilir mecra televizyondur.
Türkiye’ye değer katan ve denetlenen köklü televizyon kanalları yerine denetimsiz ve şeffaf olmayan sosyal medya ve zararlı içeriğe sahip dijital oyun platformları gibi mecralara yönlenilmesi bu tarz mecralardaki zararlı içerikleri daha da artıracaktır.
Televizyon yayıncıları olarak böylesine hassas konularda, genelleyici ve tek taraflı değerlendirmeler yerine, çok boyutlu ve sağduyulu bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğine inanıyoruz.
Televizyon yayıncılığı, uzun yıllardır ülkemizde toplumsal sorumluluk bilinciyle faaliyet göstermekte; denetim mekanizmaları ve yayın ilkeleri doğrultusunda içerik üretmeye devam etmektedir. Bu çerçevede, tüm medya mecralarının ortak bir hassasiyetle hareket etmesi ve çocukların korunmasını önceleyen bir anlayışın güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve sağduyulu değerlendirmelerin öne çıkması adına bu görüşlerimizi saygıyla paylaşıyoruz.
Televizyon Yayıncıları Derneği
…