BIST 100
12.206,62 -0,48%
DOLAR
49,3370 0,06%
EURO
55,2647 0,03%
GRAM ALTIN
6.625,40 -0,29%
BITCOIN
83.442,00 -0,16%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
96,31 -0,06%
GBP/TRY
65,3553 0,06%
EUR/USD
1,1194 -0,05%
BRENT PETROL
102,91 0,30%
ÇEYREK ALTIN
10.832,31 -0,29%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
21 °

HABER

Kilosu 2 bin dolardan satılıyor! Karadeniz'e 8 bin adet dağıtılacak, çiple takip edilecek

Kilosu 2 bin dolardan satılıyor! Karadeniz’e 8 bin adet dağıtılacak, çiple takip edilecek

Yumurtaları mersin murt ağacının meyvesine benzediği için mersin balığı adı verilen bu balıklardan 6. yıldan itibaren havyar üretimi gerçekleşebiliyor.
Yavru balıkların Karadeniz ve bölgedeki akarsularla buluşması için anaç balıklardan sağım yapılıyor. Yapay dölleme yoluyla çoğaltılan balıklar tesiste yetiştiriliyor. Geçen yıl üretilip havuzlarda büyütülen balıkların ise Karadeniz ile buluşması için geri sayıma geçildi. Takiplerinin yapılması için çip takılacak balıklar Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere kadar ulaşabiliyor. Bu yıl gerçekleşecek dağıtımla Karadeniz’e bırakılan mersin balığı sayısı 30 bini bulacak.
A101 rakibini satın alıyor: Dudak uçuklatan rakam!

8 BİN ADEDİ KARADENİZ’E BIRAKILACAK
Alanında uzman görevlerin yer aldığı sağım işlemine Amasya Valisi Önder Bakan ile AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek de katıldı. Sakinleştirilen anaç balıklardan kolları sıvayıp sağım yapan Vali Bakan, “Geçen yıl sağım sonrası büyütülen balıklardan 8 bin adedi bakanlığımız tarafından Karadeniz’e bırakılacak” dedi.

NESLİNİN DEVAMI SAĞLANIYOR
Mersin balığının çok kıymetli bir tür olduğunu vurgulayan Bakan, “Neslinin devam etmesi için çok güzel işler yapılıyor. Karadeniz’e bırakılmadan önce üzerlerine telefon numarası olan çip takılıyor. Bulgaristan, Romanya gibi Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerde yakalandığı zaman irtibat kuruluyor. İyi niyetli ve profesyonel balıkçılar bu konuda gayet başarılılar” diye konuştu.
İneğini satıp havayolu şirketi kurdu! Van’dan çıkıp Japonya’da zirveye ulaştı

“TUNA NEHRİ’NDE YOK OLMAYA BAŞLADI”
Türün üretiminin ülke ekonomisi açısından çok önemli olduğunu vurgulayan AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek ise, “Mersin balığı Tuna Nehri’nde yok olmaya başladı. Dolayısıyla Karadeniz’e salınacak bu balıklar oradaki habitatın da devam etmesine katkı sağlayacak. İçinden siyah havyar çıkan bu balık dünyanın çok önemli türlerinden” şeklinde konuştu.
Karadeniz’de büyüyen balıkların yumurtlama döneminde tekrar salındıkları yerlere geldiklerini anlatan İpek, “Tekrar dönüp salındıkları yerlerde yumurtlayabilecekleri alan olması lazım. Tahmin ediyorum Yeşilırmak Nehri ve diğer ırmakların içine girdiğinde 20 kilometre kat edip yumurtlaması gerekiyormuş. Üniversitelerle birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu konuda çalışması lazım” ifadelerini kullandı.
Sağım programına Suluova Kaymakamı Şafak Gürçam ile Amasya İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Arslan da katıldı….

SON DAKİKA GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ: Gülistan Doku'ya ne oldu? Soruşturmada 2 kişi daha tutuklandı...

SON DAKİKA GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ: Gülistan Doku’ya ne oldu? Soruşturmada 2 kişi daha tutuklandı…

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 5 zanlıdan Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Uğurcan A. ve Zeinal’ın eski polis olan üvey babası Engin Yücer’in savcılıktaki sorgusu tamamlandı.
Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Abakarov ve Yücer tutuklandı, Uğurcan A. yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 8’e çıktı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel’in o dönem korumalığını yapan Şükrü E’nin savcılıktaki sorgusu sürüyor.
6 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Doku’nun kaybolmasına ilişkin aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de aralarında bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun sim kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Zeinal Abakarov’un annesi Cemile Yücer, Celal Altaş, Nurşen Arıkan ve Ferhat Hanedan Güven tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
İçişleri Bakanlığınca açığa alınan ve Elazığ’da gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Sonel, Erzurum’a götürülmüştü. Eski başhekim Özdemir’in jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Oğlundan sonra dönemin Tunceli Valisi Sonel de gözaltında: ‘Değiştirdi, gizledi, yok etti’
Ataşehir Belediyesi’ne operasyon! Onursal Adıgüzel dahil 18 kişiye gözaltı…

Komutada Türk ekolü! 44 ülkenin subayları Türkiye’de yetişiyor

Komutada Türk ekolü! 44 ülkenin subayları Türkiye’de yetişiyor

AYDIN HASAN / ANKARA – Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Millî Savunma Bakanlığı’nın (MSB) önceki gün İstanbul’da yapılan haftalık bilgilendirme toplantısına Ankara’dan katılan basın mensuplarını rektörlük binasında ağırladı. Afyoncu, harp okulları ile diğer askeri okulları tek çatı altında toplayan MSÜ ile ilgili yaptığı sunumda özetle şunları söyledi:
SIFIRDAN BAŞLATILDI
15 Temmuz’daki FETÖ kalkışmasından sonra MSÜ’nün kurulmasına karar verildi. 4 Ekim 2016’da atandığımda, kalkışmaya katılan subaylar görevden alınmıştı. Ancak sistem içinde hâlâ FETÖ mensubu olduğu değerlendirilen genç subaylar vardı; bunlar da sonraki süreçte ayrıldı. Yaklaşık 16 bin askeri öğrencinin okullarla ilişiği kesildi. Devlet, yeniden sağlıklı bir yapı kurmak için sistemi sıfırdan başlatmayı tercih etti. Yabancı öğrenciler de vardı. Bazı ülkeler öğrencilerini geri çekmişti, bazıları ise çekememişti. 31 Ekim 2016’da dost ve kardeş ülkelerden gelen öğrencilerin bir kısmını yeniden çağırdık. Yaklaşık 60-120 öğrenciyle 2017 Ekim ayında eğitime başladık.
Türk savunma sanayisi Asya Pasifik’te iddialı

GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ
2016’dan bu yana büyük bir yeniden yapılanma süreci yaşadık. Çok ciddi bir boşluğu kısa sürede doldurduk. Bugün 20 bin civarında öğrencimiz ve 62 bin mezunumuzla TSK’ya hizmet ediyoruz. Dünya giderek daha karmaşık ve riskli bir hâle geliyor. Bu nedenle güçlü olmak ve birlikte hareket etmek büyük önem taşıyor.
Dijital oyunlardaki şiddetin etkisi tartışılıyor! Çok yönlü denetim şart
KURMAYLIK EĞİTİMİ
En önemli sorunlardan biri kurmaylık eğitimiydi. 15 Temmuz’da yönlendirmede bulunanların büyük kısmının kurmay subay olması nedeniyle bu eğitim yeniden yapılandırıldı. Dünya örnekleri incelenerek Türkiye’ye uygun bir model oluşturuldu. Ayrıca araştırma enstitüleri kuruldu. Bugün Ankara ve İstanbul’da bulunan enstitülerimizde sivil ve asker birlikte yüksek lisans ve doktora eğitimi alıyor. Güvenlik, mühendislik, harp tarihi, KBRN ve yapay zekâ gibi alanlarda eğitim veriyoruz.
44 ÜLKEDEN ÖĞRENCİ
44 ülkeden yaklaşık 2 bin de yabancı öğrencimiz var. Bu sayı üniversite kurulduğunda 16 ülkeydi. Türkiye’nin uluslararası etkisi arttıkça bu sayı da artıyor. Ayrıca yurt dışına yüksek lisans ve doktora için öğrenciler gönderiyoruz. Deniz hukuku, hava hukuku gibi kritik alanlarda uzman yetiştiriyoruz. Şu anda 126 bursiyerimiz 14 ülkede eğitim görüyor. Bugüne kadar yaklaşık 62 bin subay ve astsubay yetiştirdik. Bu personel TSK’nın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Öğrenci alımına devam ediyoruz. Bu yıl başvuru sayısı 85-90 bin civarında ve genelde 110-120 bin seviyesinde tamamlanıyor. Bu oldukça yüksek bir rakam.
İNSANSIZ KUVVETLER
İHA sınıf okulumuz var. Elektronik harp (MEBS – Muharebe Elektronik Bilgi Sistemleri) ve siber güvenlik de yakında bir sınıf haline gelecek. İleride, bizde olur mu olmaz mı bilmiyorum. İnsansız Kuvvetler Komutanlığı’nın kurulacağını tahmin ediyorum. Yani dördüncü kuvvet olarak. Bu mutlaka bir komutanlık olacak. Bu insansız deniz aracı da, insansız hava aracı da, insansız kara aracı da hepsi bir arada; kara, deniz, hava gibi yeni bir komutanlık olarak örgütlenecek diye düşünüyorum.
YUNANİSTAN OKULLARI DOLDURAMIYOR
Komşumuz Yunanistan şu an okulların yarısını dolduramıyor. İki sebebi var. Bir, orada ilgi azalmış. İki, elinde aşırı silah platformu olduğu için nüfus olarak zaten doldurması mümkün değil. Yani o kadar az nüfus olan bir ülkede o kadar şey mümkün değil. Hollanda’da da, Romanya’da da, birçok ülkede de bu sıkıntıları görüyoruz….

Oğlundan sonra dönemin Tunceli Valisi Sonel de gözaltında: ‘Değiştirdi, gizledi, yok etti’

Oğlundan sonra dönemin Tunceli Valisi Sonel de gözaltında: ‘Değiştirdi, gizledi, yok etti’

Tunceli’de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasından bu yana “kayıp” olarak işlem gören dosya, 6 yıl sonra raftan indi ve cinayet soruşturmasına dönüştü. İçişleri Bakanlığı’nın hakkındaki iddiaları araştırmak için başmüfettiş görevlendirdiğini belirterek, eski Vali Tuncay Sonel dün sabah açığa alındığını duyurdu.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı da delil durumu itibariyle “yeterli suç şüphesi” bulunduğunu belirterek, dosyayı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Eski Vali Sonel’in, TCK’nın 281. maddesinde yer alan “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçunu işlediğine dair yeterli şüpheye ulaşıldığı belirtildi. Adli sürecin yanı sıra Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı,Sonel’in eylemlerinin “kişisel suç” mahiyetinde olduğunu saptayarak soruşturma işlemlerine başladı, hazırladığı dosyayı İçişleri Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. Başsavcılık yazısında, Sonel hakkında idari yönden gereğinin takdir ve ifası için ilgili evrakların sunulduğu açıkça ifade edildi.
Ataşehir Belediyesi’ne operasyon! Onursal Adıgüzel dahil 18 kişiye gözaltı
Daha önce“Oğlum Gülistan Doku’yu tanımaz, onun sevgilisini de tanımaz, lise öğrencisiydi” açıklaması yapan Eski Vali Sonel yürütülen soruşturma kapsamında dün akşam saatlerinde ise Elazığ’da gözaltına alındı.

‘VALİ BENİ YÖNLENDİRDİ’
Soruşturmada tutuklananeski polis Gökhan Ertok’un Etkin Pişmanlık’tan yararlanmak için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi. Ertok dilekçesinde“Hukuksuz ve yetkisiz olarak Gülistan Doku’nun SIM kartını kullanarak Instagram hesabına eriştiğim için pişmanım. Bu süreçte dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve Şükrü Eroğlu isimli şahıslar, ‘Basın çok üzerimize geliyor, kızı bulmalıyız’ diyereksoruşturmayı savcılıkla yürütüyormuş gibi beni yönlendirdi. Siber konulardaki teknik kabiliyetimden faydalanarak beni kullandılar” dedi.
HASTANE KAYITLARI DA SİLİNMİŞ: BAŞHEKİM DE GÖZALTINA ALINDI
Türkiye’nin yıllardır konuştuğu Gülistan Doku dosyasında, bugüne kadar “intihar” denilerek kapatılmak istenen perdenin arkasından organize bir cinayet ve profesyonel bir delil karartma mekanizması çıktı. Doku’nun kaybolmadan hemen önceki hastane kayıtlarının silindiği kaydedildi. Emniyetin POLNET sisteminde, Gülistan’ın 31 Aralık 2019 sabahı saat 09:09’da Tunceli Devlet Hastanesi’ne giriş yaptığı “kesin bir delil” olarak dururken, hastanenin kendi veri tabanında bu kayda dair tek bir satır bırakılmadı.
Kerkük’te 100 yıl sonra Türkmen devri! Uzman isim perde arkasını anlattı: ‘Ankara’nın diplomasi yeteneği’
Savcılık, bu işlemin Gülistan kaybolduktan hemen sonra, 7-9 Ocak tarihleri arasında yapıldığını saptadı. Ayrıca silme işleminin basit bir hata olmadığı, yalnızca yazılımın ana kodlarına hakim ve ileri düzey teknik bilgiye sahip kişilerce gerçekleştirilebileceği kaydedildi. Bu durum, olayın profesyonel şekilde planlanmış olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Belgelerde, kurtarılabilen veri parçalarında gebelikle ilgili olabileceği değerlendirilen tıbbi başlıkların yer aldığı belirtildi. Başsavcılık, silinen kayıtların Doku’nun gebelik durumuna ilişkin bilgi içerip içermediğinin araştırılmasını istedi. Sağlık Bakanlığı da iddialarla ilgili soruşturma başlatıldığını duyururken Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de dün Bursa’da gözaltına alındı.
‘CAN SUYUMUZ EBRU SAVCIMIZ TARİH YAZIYOR’
Eski polis Gökhan Ertok veİl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı’nın tutuklandı, Munzur Üniversitesi’nden kameralardan sorumlu Savaş Gültürk, Süleyman Önal ise adli kontrolle serbest bırakıldığı soruşturmada adliyeye sevk edilen şüpheliler Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Güven ve Cemile Yücer tutuklanmaları talebiyle; Uğurcan Açıkgöz ise yurt dışı çıkış yasağı ve belirlenen yerlere başvurma şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Gülistan’ın ablası Aygül Doku, “Can suyumuz olan Ebru savcımız tarih yazıyor. Tuncay Sonel ve şebekesi çökmüştür. Tutuklanacağından müebbet alacağından hiç kuşkumuz yok” dedi….

Dijital oyunlardaki şiddetin etkisi tartışılıyor! Çok yönlü denetim şart

Dijital oyunlardaki şiddetin etkisi tartışılıyor! Çok yönlü denetim şart

OZAN ÖMER KADÜKER – Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan saldırıların ardından dijital oyunların çocuklar ve ergenler üzerindeki etkileri yeniden tartışma konusu oldu. Konuyla ilgili uzmanların görüşleri şöyle:

DUYARSIZLAŞMA TEHLİKESİ
Çocuk-Ergen Psikoloğu Serhat Çıkman: Oyunlarda ölen bir karakter bir saniye sonra yeniden doğar. Sanal savaş oyununda şiddetin hiçbir acı sonucu yoktur. Saatlerce bu ortamda vakit geçiren bir çocuğun beyni, şiddete karşı duyarsızlaşır. Duyarsızlaşan bir zihin, gerçek hayatta bir silahı kaldırdığında, olması gereken korku ve acıma duygularını üretemez. Bu gençlerin zihninde okul bir harita, öğretmenler veya öğrenciler birer hedef, saldırı ise bir görev olarak kodlanmış olabilir. İntihar ise, oyunlardaki ‘görev bitti, karakter çıkıyor’ mantığının trajik bir yansımasıdır. 9-17 yaş için yetişkin şiddet içerikli oyunlar sağlıklı değildir.

‘YAŞ ETİKETİ YETMEZ’
Psikolog Kerem Gümüş: Oyunlarda yer alan yoğun şiddet, korku, cinsellik ya da ahlaki karmaşa içeren sahneler, çocuğun gerçeklik algısını zedeler, kaygı düzeylerini arttırır ve duyarsızlaşmaya yol açar. Ayrıca çocuk, yaşına uygun olmayan rol ve davranışları model alarak agresif tutumlar geliştirir. Yaşına uygun olmayan oyunlara erişim konusunda özellikle 18 yaş altı bireyler için daha güçlü bir denetim mekanizması şarttır. Çünkü çocukluk ve ergenlik dönemi; kimlik gelişiminin, duygu kontrolünün, vicdanın, sınır algısının ve gerçeklik değerlendirmesinin hâlâ şekillendiği bir dönemdir. Yalnızca yaş etiketi koymak yetmez; aile denetimi, okul temelli dijital farkındalık eğitimi, platformların kimlik doğrulama sistemleri ve gerektiğinde kamusal düzenlemeler birlikte çalışmalıdır. Buradaki amaç yasaklamak değil, gelişim dönemindeki çocuğu korumak ve sağlıklı dijital sınırlar oluşturmaktır.

AKTİF REHBERLİK
Nöropsikolog Merve Tuğçe Doğru: Yaş sınırlamaları, yalnızca içerik filtreleme aracı değil, aynı zamanda beyin gelişiminin hassas dönemlerini korumaya yönelik bilimsel bir çerçeve sunmaktadır. Özellikle ödül mekanizmasıyla şiddeti pekiştiren oyunlar, çocukların problem çözme repertuvarında saldırgan stratejilerin yer edinmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra, hızlı uyaran değişimi içeren oyunlar dikkat süresini olumsuz etkileyebilirken, korku ve gerilim unsurları içeren içerikler travmatik izler bırakabilir. Ailelerin bu süreçte aktif rehberlik rolü üstlenmesi kritik öneme sahip.
Kötü oyun yazılım savaşları…
HANGİ DÖNEMDE HANGİ ETKİ?
Nöropsikolog Merve Tuğçe Doğru’nun verdiği bilgilere göre çocukların oyunlara verdiği tepkiler yaş ve gelişim düzeyine göre şöyle:
Erken çocukluk dönemi (3-7 yaş): Çocuklar henüz soyut düşünme ve gerçeklik-kurgu ayrımı konusunda yeterli gelişimi göstermedikleri için, oyunlardaki şiddet içeriklerini model alma eğilimindedir.
Orta çocukluk dönemi (7-12 yaş): Kuralların ve toplumsal normların anlaşılması gelişse de tekrarlayan şiddet maruziyeti duyarsızlaşmaya ve empatik tepkilerin zayıflamasına neden olabilir.
Ergenlik dönemi (10+): İçerikleri daha eleştirel değerlendirebilse de yoğun şiddet teması; kimlik gelişimi, dürtü kontrolü ve risk alma davranışları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmekte.
Okul saldırısının tek bir nedeni yok! Ardındaki sessiz sinyaller neler? Sosyo-psikopati, radikalleşme…

YAŞ SINIRINDAKİ KRİTERLER
Oyunların yaş derecelendirmeleri PEGI ve ESRB sistemleri ile yapılıyor. Değerlendirmede ilk önce geliştirici beyanı, görseller ve oyunun özet oynanış videoları talep ediliyor. Uzmanlar, oyunu inceleyip derecelendirmesini açıklıyor. Oyun, derecelendirmeye uymayacak sahne veya mekanikleri saklamışlarsa para cezası, ürünün piyasadan kaldırılması gibi cezalarla karşılaşabiliyorlar.
Oyunlarda yaş ayrımı içerikteki şiddetin sunum biçimine göre değişiyor:
■ Bir zombiye balyozla vurmak, stilize grafikli bir oyunda zombi komik bir patlamayla silinirse 13+, fotogerçekçi bir şekilde etleri dökülerek parçalanırsa 17+/18+ yaş kategorisinde sayılıyor.
■ Gerçekçi olmayan, rengi değiştirilmiş veya piksel şeklinde gözüken kan grafikleri 13+ olarak sınıflandırılırken, kanla birlikte vücuda zarar gelmesi, uzuvların kopması gibi durumlarda 16+ ve 18+ oluyor.
■ Hep aynı şekilde tekrarlanan ölüm animasyonları 13+ olabilirken, gerçekçi ölüm animasyonları 17+ olabilmektedir.
SINIFTA ŞİDDET VİDEOLARI
7,5 milyon takipçisi bulunan ve her videosu milyonlarca izlenen“Minecraft Parodileri”isimli bir oyunkanalındaki “parodi” videolarında okul ortamı silahların ve zorbalığın hüküm sürdüğü bir “savaş alanı” gibi resmediliyor. Üstelik videolar, YouTube’un çocuklara özel “YouTube Kids” platformunda da yer alıyor. Bir sahnede öğretmenin sınıfa gerçek bir silahla girdiği, öğrencileri “Sizi öldürürüm, deşerim!” diyerek tehdit ettiği ve kaçmaya çalışan çocukların arkasından ateş açtığı görülüyor. Videolarda öğrenciler de öğretmenlerini tehdit ediyor, “geçmişteki kötü muamelenin intikamını almak için” öğretmenlerini darbediyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıdün söz konusu kanalla ilgili açıklama yaptı.
ERİŞİME ENGELLENDİ
Açıklamada özellikle okul çağındaki çocukları diğer öğrencilere ve öğretmenlere karşı şiddet içerikli eylemleri gerçekleştirmeye teşvik edici, şiddete yönlendirici görüntü ile söz ve beyanlara yer verildiği tespit edilen kanal hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. “Soruşturma kapsamında, söz konusu hesaba erişimin engellenmesine dair karar verilmesi hususundaki talebimiz üzerine İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince ilgili sosyal medya hesabına erişimin engellenmesine karar verilmiştir” denildi.
Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan da“Burada asıl mesele oyunlar değil; denetimsiz dijital çocukluk, yalnızlaşma ve kontrolsüz dijital etkileşimdir” dedi.
‘ÇÖZÜM AİLE DENETİMİ’
Eraslan “Bugün çocuklar kapalı gruplarda kimlerle iletişim kurduğu bilinmeden, algoritmaların yönlendirmesine açık şekilde, dijital akran baskısı altında büyümektedir. Unutulmamalıdır ki: Sorun ‘talimat veren oyunlar’ değil, ‘talimat alabilecek kadar yalnız bırakılan çocuklar’dır. Çözüm ise yasaklamak değil; dijital okuryazarlığı artırmak, aile denetimini güçlendirmek ve çocukların psikososyal dayanıklılığını desteklemektir” ifadelerini kullandı. EREN KOCA Haber Merkezi…

SON DAKİKA HABERLERİ: Ataşehir Belediyesi'ne operasyon! 18 şüpheli gözaltın..

SON DAKİKA HABERLERİ: Ataşehir Belediyesi’ne operasyon! 18 şüpheli gözaltın…a

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Belediye Başkan Yardımcıları Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu ve Oğuz Kaya ile ilgili birim amirleri ve personelinin ihale, imar ve iskan işlemlerine ilişkin rüşvet aldıkları yönündeki ihbarlar üzerine “rüşvet”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma” ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlarından soruşturma başlatıldı.
İlginizi Çekebilir
Soruşturma kapsamında şüphelilere ait MASAK raporları ve HTS kayıtları temin edildi. İskan ve yapı ruhsatı işlemlerinde rüşvet karşılığı işlem yapıldığı bulgusuna ulaşıldı.
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar neticesinde suçun unsurları ve organizasyon yapısı detaylı şekilde tespit edildi.
İncelemelerde, Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında milyon dolarları bulan rüşvetler alındığı, bu süreçte ruhsat işlemlerinin rüşvet karşılığı gerçekleştirildiği belirlendi.

Ayrıca belediye yetkilileri ile bazı firma sahiplerinin birlikte hareket ettikleri, rüşvet miktarlarının projelerin niteliğine göre belirlendiği ve alınan rüşvetlerin belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre paylaştırıldığı saptandı.
Suç örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi, delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla İstanbul’da 45 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda, aralarında Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alındı.
İki kişinin daha yakalanması için çalışmalar devam ediyor.Gözaltına alınan 18 şüpheliden bazıları Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne getirildi.

İletişim Başkanlığı’ndan “Barışın Anahtarı Türkiye” paylaşımı: Dünyada gündem oldu
Savaşın 49. günü! İran’dan son dakika açıklaması: Hürmüz Boğazı açıldı…

‘Tom Barrack istenmeyen adamdır’

‘Tom Barrack istenmeyen adamdır’

23 NİSAN KUTLANMALI: Yusuf Tekin’e bir gün daha Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunu işgal etme hakkı yoktur. 23 Nisan, çok önemli bir bayram. Hiç şüphe yok ki 23 Nisan kutlanmalıdır. Ancak elbette ki bu şartlar altında 23 Nisan büyük bir coşkuyla, müzikle, eğlenceyle değil; yas ortamına da uygun olarak ama asla ve asla hiçbir töreni iptal etmeden ama elbette ki konserlerle, eğlencelerle değil de günün gerektirdiği şekilde ama mutlaka kutlanmalıdır.
‘PERSONA NON GRATA’DIR: (ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın sözlerinin sorulması üzerine) Bu vakitten sonra Türkiye demokrasisi açısından Tom Barrack istenmeyen adamdır, istenmeyen insandır, ‘persona non grata’dır. Bu vakitten sonra biz Tom Barrack’ı Türkiye Cumhuriyeti’nde istenmeyen insan ilan ediyoruz.
‘Partimizi kimseye vermeyiz’
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hafta içinde gerçekleştirdiği il başkanları toplantısında, örgüt temsilcilerinin “mutlak butlan” davası ve “yedek parti” iddiaları gibi merak ettiği sorulara açıklık getirdi.
Özel, “mutlak butlan” tartışmalarına ilişkin, “Gündemimde butlan yok. Mutlak butlan olacağına da ihtimal vermiyorum. Biz, partimizdeyiz, hiçbir yere gitmeyiz de partimizi de kimseye vermeyiz” ifadelerini kullandı. Özel’in, “Yedek parti” tartışması konusunda da, “Temas halinde olduğumuz partiler var, ama bu ‘butlan gelirse’ diye alınan bir önlem değil, ola ki partiye bir kapatma davası falan açılırsa ona dönük” dediği öğrenildi. MEHTAP GÖKDEMİR Ankara
…

Yarısından fazlası suçtan uzaklaştı

Yarısından fazlası suçtan uzaklaştı

Evrin Güvendik / ANKARA – Adalet Bakanlığı yetkilileri, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’na, bu alanda yürüttükleri çalışma ve projeler hakkında bilgi verdi. Adli Destek Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Berkay Altuğ, 2025 yılında UNICEF’le Yargı Süreçlerinde Çocuklara Yönelik Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar (YÖN)” projesine başlandığını belirterek, projeyi şöyle anlattı:
“Projeyle, ilk kez suç işleyen ya da daha basit suçları işleyen çocuklarımızın adli sicil kaydı oluşmadan adalet ceza sistemi içerisinden en az hasarla veya rehabilite olarak çıkması hedeflenmekte. Diğer paydaşlarımız Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve UNICEF’le birlikte saha ziyaretlerimiz olacak.Dünya örnekleri de incelenecek. Birleşmiş Milletler’in bizden beklediği cezai ehliyetin sınırı olan 12 yaşın yukarıya çıkarılıp çıkarılmayacağı ya da 15-18 yaş aralığındaki çocukların, ceza adalet sisteminden ceza almadan nasıl rehabilite olarak çıkacağının yolunu araştırılması. Projemiz devam ediyor, 2028 yılında sonuçlanacak, sonuçlarını da açıklayacağız.”
12 pilot il
Ayrıca 179 Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde “Mükerrer Suçluluğun Önlenmesi Çalışma Grubu” oluşturulduğunu aktaran Altuğ, “2024 yılı içerisinde 83, 2025’te 74 suça sürüklenen çocukla ilgili tekrar suça meyilli bulunup bulunmadığıyla ilgili aktif takip yapıldı.2024’te 40, 2025’te 42 çocuğumuzun yeniden suç işlemeye meyilli olmadığı tespit edildi. Yani takibe aldığımız 74 çocuktan 42’si suç işlemekten uzaklaştı” dedi.
Zorunlu ders önerisi
Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Alper Aksoy da okulda disiplin için öğretmenlerin ellerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Müfredata “temel hukuk ve cezai sorumluluk” içerikli derslerin eklenmesini öneren Aksoy, Ceza Kanunu’nun ailenin yükümlülüğünü düzenleyen maddesinin işlevsel hale getirilmesinin önemine dikkati çekti. Aksoy, “Aile yüzde 55’le en önemli neden olarak önleyici mekanizmalardan biri” dedi….

Milliyet’e konuşan AB Körfez Özel Temsilcisi Maio’dan Türkiye örneği! Hürmüz’e tahıl koridoru formülü

Milliyet’e konuşan AB Körfez Özel Temsilcisi Maio’dan Türkiye örneği! Hürmüz’e tahıl koridoru formülü

ASENA YATAĞAN / ANTALYA -AB Dış İlişkiler Servisi Körfez Bölgesinden Sorumlu AB Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, ADF çerçevesinde Milliyet’in sorularını yanıtladı. Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler, Körfez bölgesinde yaşananlar ve AB’nin planladığı somut adımları değerlendiren Maio özetle şunları söyledi:
PAZARLIK KONUSU DEĞİL: Avrupa Hürmüz Boğazı krizden, dünyanın geri kalanı gibi etkileniyor. Bana, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının başlamasından sonra Karadeniz’de oluşan dinamiğin etkisini hatırlatıyor. Nitekim ateşkes meselesini çözmenin tek yolu da o dönemde Türkiye’nin kolaylaştırdığı Karadeniz tahıl girişimi örneğini takip etmek. Önce insani koridorların ve geçişlerin sağlanması, ardından da ABD-İran tarafında yapılacak görüşmelerle seyrüsefer serbestisinin korunması gerekiyor. Hürmüz’de seyrüsefer serbestisi pazarlık konusu olamaz. Bu müzakere edilebilir bir şey değil. Çünkü burası Süveyş ya da Panama gibi yapay bir kanal değil, doğal bir geçiş yolu. Bu yüzden geçiş ücretleri de söz konusu olamaz. Bu açıdan İslamabad görüşmeleri çok önemli olacak. Ama sadece İslamabad değil, son günler ve haftalarda barış için yapılan katkılar nedeniyle özellikle Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan’a teşekkür ederim.
DİRENÇLİLİK ANAHTAR KELİME: AB ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında yeni bir ilişki stratejisini uygulamaya başladık. Liderlerimizin ilk zirvesini yaptık, dışişleri bakanlarının birçok toplantısı oldu. Ticaret tarafında Birleşik Arap Emirlikleri ile yeni müzakerelere başladık, stratejik düzeyde de Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’nin (GCC) her bir üyesiyle ilerliyoruz. Oldukça iyi bir etkileşim seviyesine ulaştık. Ekonomilerimiz ve hükümetlerimiz giderek daha fazla iç içe geçiyor. Bu savaş sırasında da bazı üye ülkelerimizin, GCC ülkeleriyle olan ikili anlaşmaları kapsamında, İran’ın kabul edilemez saldırıları sonrası bu ülkelerin öz savunmasına katkı sağladığını görüyoruz. Savaş sonrası dönemde ilişkilerin geleceği, Avrupa modeli ile GCC modelini daha dirençli hale getirmek üzerine kurulacak. “Dirençlilik” geleceğin anahtar kelimesi. Çünkü Hürmüz Boğazı’na bağımlılık sadece GCC’nin değil, Avrupa’nın da bağımlılığı. Avrupa’nın ekonomik verilerine baktığımızda bu bağımlılık açıkça görülüyor. Bu yüzden dirençlilik; enerji, mal, veri hatta insan hareketliliği için alternatif yollar geliştirmek demek.
‘Onları dışlayarak anlaşmalar yapılmamalı’
BÖLGE ENTEGRE OLURSA SAVAŞ RİSKİ AZALIR: Bölgedeki herhangi bir güvenlik denklemi ve yeni mimari mutlaka bölge öncülüğünde olmalı. Geçmişte defalarca yaptığımız hatayı tekrar etmemeliyiz. Bölgenin üzerinde, onları dışlayarak anlaşmalar yapılmamalı. Çünkü bu tür anlaşmalar sürdürülebilir olmuyor ve er ya da geç bozuluyor. Bunu defalarca gördük. Artık daha da ileri gitmemiz gerekiyor. Bölge, kendi güvenliği ve refahı için inisiyatifi kendisi almalı. Bizim katkımız ise Avrupa’nın tecrübeleri olabilir: nükleer enerji ve nükleer silahsızlanma, pazar entegrasyonu, sınırların entegrasyonu ve Schengen Bölgesi gibi sınırların açılması ve siyasi entegrasyon. Bölge ne kadar entegre olursa savaş riski o kadar azalır. Bu entegrasyon kapsayıcı olmalı, asıl zorluk da burada. Avrupa’da da onlarca yıl önce durum aynıydı. Bazı ülkeler asla bölgesel yapının içinde yer alamayacaklarını düşünüyordu. Ama bu gerçekleşti ve Avrupa’yı onlarca yıl barış içinde tuttu.
…