BIST 100
12.200,62 -0,53%
DOLAR
49,3367 0,06%
EURO
55,2618 0,02%
GRAM ALTIN
6.624,91 -0,30%
BITCOIN
83.429,00 -0,18%
FAİZ
39,59 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
96,25 -0,13%
GBP/TRY
65,3580 0,07%
EUR/USD
1,1193 -0,06%
BRENT PETROL
102,91 0,30%
ÇEYREK ALTIN
10.831,73 -0,30%
İzmir Parçalı Az Bulutlu
İzmir hava durumu
22 °

HABER

İletişim Başkanlığı'ndan 'Barışın Anahtarı Türkiye' paylaşımı: Dünyada gündem oldu

İletişim Başkanlığı’ndan ‘Barışın Anahtarı Türkiye’ paylaşımı: Dünyada gündem oldu

İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Barışın Anahtarı Türkiye’ kampanyası, dijital medya platformlarında geniş yankı uyandırdı. Türkiye’de sosyal medya platformlarında trend topic (TT) listelerinde ilk sıraya yükselen kampanya, kısa sürede uluslararası alanda da dikkat çekerek ABD’de en çok konuşulan başlıklar arasına girdi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, kampanya kapsamında paylaştığı mesajda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin uluslararası sistemde üstlendiği role işaret etti.
Duran, paylaşımında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemiz, Barışın Anahtarı Türkiye anlayışıyla yalnızca bölgesinde değil, dünyada da yapıcı ve dengeleyici bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Güçlü liderlik ve etkin diplomasiyle Türkiye, bölgesel krizlerde çatışmanın değil çözümün, kutuplaşmanın değil istikrarın adresi olmayı sürdürmektedir. Küresel ölçekte yaşanan savaş ve krizlerde sergilenen insani duruş, ülkemizi mazlumların yanında konumlandıran ‘merhamet diplomasisi’nin en güçlü yansımasıdır.” ifadelerini kullandı.
HAKKANİYETİ SAVUNAN GÜÇLÜ DURUŞ
İletişim Başkanlığı’nın kurumsal sanal medya hesabından yapılan paylaşımda ise “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, uluslararası sistemde adaleti, hakkaniyeti ve eşit temsili savunan güçlü bir duruş sergilemektedir.” mesajına yer verildi.
Söz konusu paylaşımlarla yayımlanan videolar kısa sürede yüksek etkileşim alarak sanal medya platformlarında gündemin üst sıralarına yerleşti. Kampanyaya çok sayıda bakanın yanı sıra siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve vatandaşların da destek verdiği görüldü.
“Barışın Anahtarı Türkiye” yaklaşımı, Türkiye’nin yalnızca kendi çıkarlarını değil, insanlığın ortak vicdanını merkeze alan bir dış politika anlayışı benimsediğini ortaya koyuyor. Mazlumların sesi olmayı sürdüren, krizlerde çözüm üreten ve barışı önceleyen Türkiye, daha adil bir dünya hedefi doğrultusunda çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Antalya Diplomasi Forumu’nda diplomasi trafiği
Savaşın 49. günü! İran’dan son dakika açıklaması: Hürmüz Boğazı açıldı…

Deprem 10 yıllık korkunç sırrı ortaya çıkarmıştı..

Deprem 10 yıllık korkunç sırrı ortaya çıkarmıştı… ‘Temeldeki ceset’ davasında karar

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerde Hediye Geçen’in 2014 yılında yaptırdığı müstakil ev de yıkıldı. Depremin ardından kayıp Hüseyin Bağatur’un yakınları Hediye Geçen’in sık sık evin bulunduğu bölgeye gelişini şüpheli bularak durumu polise bildirdi. Bunun üzerine soruşturmayı yeniden başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Hediye Geçen’in telefonlarını teknik takibe aldı. Teknik takip sırasında Hediye Geçen’in sık sık Ali Rıza ve Bayram Türker kardeşler ile görüştüğü ve evin enkazıyla ilgili konuşma yaptıkları tespit edildi. Geçmişe yönelik HTS kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, depremde yıkılan Hediye Geçen’e ait evin 2014 yılında yapımı sırasında Türker kardeşlerin telefonlarının bölgede sinyal verdiğini belirledi.
İlginizi Çekebilir
KADAVRA KÖPEKLER TEPKİ VERDİ
Soruşturmayı yürüten güvenlik güçleri, savcılık kararıyla depremde yıkılan Hediye Geçen’e ait evde kadavra köpekler ile arama yaptı. Evin yıkılmayan bölümlerinin iş makinesiyle yıkılarak zemine ulaşılmasının ardından kadavra köpeklerinin tepki verdiği bölgede yapılan kazıda kemik parçaları bulundu. 10 yıldır kayıp olarak aranan Hüseyin Bağatur’a ait olduğu değerlendirilen kemikler, DNA testi için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Adli inceleme ve DNA analizleri sonucunda, bulunan kalıntıların Hüseyin Bağatur’a ait olduğu belirlenerek, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Polisler, Hediye Geçen ile Ali Rıza ve Bayram Türker kardeşleri gözaltına aldı. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan davada Hediye Geçen, Ali Rıza Türker tutuklu, Bayram Türker ise tutuksuz yargılandı. Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada bugün karar verildi. Duruşmaya; taraf avukatları, Bağatur’un yakınları ve tutuklu sanık Ali Rıza Türker katıldı.

Hediye Geçen ile tutuksuz sanık Bayram Türker ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanıkların ‘iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Sanık avukatları ise suçlamaları kabul etmeyerek müvekkillerinin beraatını istedi. Tarafların beyanlarını dinleyip değerlendiren mahkeme heyeti, sanıklar Ali Rıza Türker ile Hediye Geçen’in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Tutuksuz sanık Bayram Türker’e ise 4 yıl hapis cezası verildi.
Antalya Diplomasi Forumu… Cumhurbaşkanı Erdoğan: Liderler zirvesine açığız
Gülistan Doku soruşturması… Eski Tunceli Valisi ile Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi gözaltına alındı…

Gülistan Doku soruşturması… Eski Tunceli Valisi ile Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi gözaltına alındı

Gülistan Doku soruşturması… Eski Tunceli Valisi ile Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi gözaltına alındı

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturma kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Elazığ’da gözaltına alındı.
Soruşturma kapsamında bir diğer gözaltı haberi ise dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir oldu. Özdemir, Bursa’da gözaltına alındı.
İlginizi Çekebilir
“SUÇ ŞÜPHESİNE ULAŞILDI”
Tunceli’de 5 Ocak 2020’den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu” eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına “Vali Tuncay Sonel” konulu yazı gönderildi.
Başsavcılığın yazısında, “2020/52” soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli “kasten insan öldürme”, “cinsel saldırı”, “suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi”, “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “suçu bildirmeme”, “suçluyu kayırma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.

Antalya Diplomasi Forumu… Cumhurbaşkanı Erdoğan: Liderler zirvesine açığız
Yazıda, şunlar kaydedildi:
“Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in TCK’nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel’e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK’nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur.”
İçişleri Bakanlığı, Gülistan Doku soruşturması kapsamında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in açığa alındığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Sonel hakkındaki iddialara ilişkin İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla soruşturma başlatıldı.Konuya ilişkin mülkiye müfettişi görevlendirmesi yapıldı.Soruşturma kapsamında Sonel, açığa alındı.
GÖZALTINA ALINDI
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu değerlendirilen Sonel hakkında gözaltı kararı verildi.Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu değerlendirilen Sonel hakkında gözaltı kararı verildi.Karar doğrultusunda Sonel, Elazığ’da emniyet ekiplerince gözaltına alındı.

Savaşın 49. günü! İran’dan son dakika açıklaması: Hürmüz Boğazı açıldı
ESKİ POLİSTEN ETKİN PİŞMANLIK TALEBİ
Gülistan Doku’ya ait SIM kartı bir telefona takarak veri akışı sağladığı ve sosyal medya hesabında veri sildiği iddiasıyla dün delilleri yok etme suçundan tutuklanan ihraç polis memuru Gökhan Ertok’un, etkin pişmanlıktan faydalanmak için talepte bulunduğu belirtildi.
DOKU’NUN HASTANE KAYITLARI SİLİNDİ İDDİASI
Gülistan Doku soruşturması dosyasına giren raporda, Gülistan Doku’nun emniyetin POLNET kayıtlarında 31 Aralık 2019 tarihinde Tunceli Devlet Hastanesi’ne giriş yaptığı ancak hastane sisteminde bu kayıtların olmadığı bilgisi yer aldı. Aynı sistemde diğer tarihlere ait verilerin bulunmasına rağmen sadece o güne ait kayıtların eksik olmasının olağan bir durum olmadığı, yapılan incelemelerde, bu durumun teknik arızadan ziyade ‘seçici silme’ ihtimalini güçlendirdiği değerlendirildi. Raporda, söz konusu verilerin kasıtlı ve yetkisiz müdahaleyle silinmiş olabileceği ifade edildi.
‘KASITLI OLARAK SİLİNDİĞİ DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR’
Raporda şu ifadelere yer verildi: “31.12.2019 tarihinde Gülistan Doku isimli hasta da dahil olmak üzere hiçbir hastaya ait log bilgisi sistemde mevcut değildir. Özetle; yapılan teknik değerlendirme neticesinde, 31.12.2019 tarihinden öncesi ve sonrasında sistemde log kayıtlarının mevcut olduğu, ancak yalnızca 31.12.2019 tarihinde hiçbir kullanıcıya ve hastaya ait log bilgisinin yer almadığı tespit edilmiştir. Gülistan Doku isimli hastaya ait 31.12.2019 tarihli hastane kaydının bulunduğuna dair ekte firmamıza gönderilen POLNET çıktısı ve tutanak bulunmasına rağmen yapılan araştırmalar sonucunda bu bilgilere şu an itibarıyla ulaşılamadığının anlaşıldığı, bunun sebebinin ne olduğunun araştırılarak bildirilmesi talep edilmektedir. Sistem üzerinde 31.12.2019 tarihinden öncesine ve sonrasına ait log kayıtları bulunmasına rağmen, yalnızca 31.12.2019 tarihine ait hiçbir log kaydı bulunmamaktadır. Gülistan Doku’nun muayeneye geldiği günlere ilişkin hiçbir log kaydı bulunmamaktadır. Şöyle ki; aynı gün hastaneye başvuru yapan bazı kişilerin vizit kayıtları mevcut olmasına rağmen, bu vizitlere ait log verisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte hastalardan 635’inin daha sonraki tarihlerde sistemde log oluşturdukları tespit edilmiştir. Örneğin, bir hastaya ait 31.12.2019 tarihli vizit kaydı sistemde mevcutken, aynı hastanın 01.01.2020 tarihli tedavi sürecine dair log kayıtları bulunmaktadır. Hal böyle iken yukarıda da ifade etmiş olduğumuz üzere ilgili tarihe ilişkin kayıtların kasıtlı olarak silinmiş olduğu tarafımızca değerlendirilmektedir. Sonuç olarak 31.12.2019 tarihine ait sistem loglarının bulunmaması olağan bir durum olarak değerlendirilmemekte; ilgili güne ait log kayıtlarının kasten ve yetkisiz teknik bir müdahale ile silindiği anlaşılmaktadır.

“Yüksek karlı gizli fon” dolandırıcılığı davası: Seçil Erzan’a verilen 102 yıllık ceza istinafça bozuldu
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Sağlık Bakanlığı, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hastane kayıtlarının silindiği iddiaları üzerine, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını ve müfettiş görevlendirildiğini bildirdi. Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Tunceli’de bahse konu olaya ilişkin Bakanlığımızca soruşturma başlatılmış, konuyla ilgili müfettiş görevlendirilmiştir.” ifadesi kullanıldı.
4 ŞÜPHELİ TUTUKLANMA TALEBİYLE MAHKEMEYE SEVK EDİLDİ
Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüpheliler Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Güven ve Cemile Yücer tutuklanmaları talebiyle; Uğurcan Açıkgöz ise yurtdışı çıkış yasağı ve belirlenen yerlere başvurma şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle mahkemeye sevk edildi.

2 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Doku’nun kaybolmasına ilişkin 13 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ile eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Antalya Diplomasi Forumu’nda diplomasi trafiği…

'Yüksek karlı gizli fon' dolandırıcılığı davası: Seçil Erzan'a verilen 102 yıllık ceza istinafça bozuldu

‘Yüksek karlı gizli fon’ dolandırıcılığı davası: Seçil Erzan’a verilen 102 yıllık ceza istinafça bozuldu

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesince, sanık Erzan’a “nitelikli dolandırıcılık” ve “özel belgede sahtecilik” suçlarından verilen 102 yıl 4 ay hapis cezası kararına ilişkin incelemesini tamamladı.
Daire, ilk derece mahkemenin hüküm kurulurken birleşen dosya bilgilerine yer vermediğini ve bunun da denetim güçlüğüne sebebiyet verdiğini belirterek, istinaf itirazlarını yerinde gördü.
Sanık Erzan’ın yargılanması sırasında bazı usullerin uygulanmadığını ifade eden Daire, kararın bozularak dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine hükmetti.
Daire, bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezası kararlarını da bazı usullerin uygulanmadığı gerekçesiyle bozarken, bir kısım sanıklar yönünde verilen kararları hukuka uygun buldu.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydedilmişti.
İddianamede, para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak müşteki Çeviker’in daha sonra Erzan’a ulaşmaya çalışsa da bunun gerçekleşmediği, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade edilmişti.
Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtilmişti.
Seçil Erzan’ın müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturduğu bilgisine yer verilen iddianamede, Erzan’ın bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği ifadeleri yer almıştı.
İddianamede, sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 109 yıldan 358 yıla kadar hapsi istenmişti.
Sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün de aynı suçlardan 3 ile 98 yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanık Rüya Sağır’ın ise “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.
İddianamede, Süleyman Aslan ve Mojtaba Haghani’nin “tefecilik” suçundan ayrı ayrı 2’şer yıldan 6’şar yıla kadar hapis ve 500 günden 5 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılması talep edilirken, Nur Erkasap’ın ise “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçundan 9 yıldan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülmüştü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve bu dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilen iddianamede ise Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun 24 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçunu işledikleri iddiasıyla 72’şer yıldan 240’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.
Yargılama sürecinde Candaş Gürol hakkında açılan dava da birleştirilmişti.
KARAR
Davayı 1 Aralık 2025’te karar bağlayan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Seçil Erzan’ı 27 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” ile “güveni kötüye kullanma” suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ile toplam 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı.
Mahkeme heyeti kararında, sanık Erzan hakkında, “özel belgede sahtecilik” suçundan her bir katılana yönelik ayrı ayrı ceza istemiyle kamu davası açıldığını anımsatarak, bu suçun mağdurunun kamu olduğunu, sanığın eyleminin de tek olduğunun kabul edildiğini belirtmişti.
Kararda ayrıca “özel belgede sahtecilik” suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren heyet, Erzan’ın bu suç yönünden 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmetmişti.
Erzan’ın katılanlar Nesrin Çakır, Kaan Sinih, Sevgil Sinih, Tursun Sinih, Erkan Karaca, Atilla Baltaş, Ercüment Gülen, Bakiye Gülen, Kemal Tanın Yılmaz, Merve Özer Yılmaz ile müşteki sanıklar Mojtaba Haghani, Nur Erkasap ve Süleyman Arslan’a yönelik eyleminden dolayı da beraatine karar verilmişti.
DİĞER SANIKLARA VERİLEN CEZALAR
Heyet, sanık Ali Yörük’ü, 4 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ile 150 bin lira para cezasına, sanık Atilla Yörük’ü de 4 müştekiye karşı aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ile 75 bin lira para cezasına çarptırmıştı.
Sanık Nur Erkasap’ı 3 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ile 79 bin 160 lira para cezasına çarptıran heyet, sanık Hüseyin Eligül’e de 3 müştekiye karşı aynı suçtan 5 yıl 2 ay hapis ile 7 bin 600 lira para cezası vermişti.
Heyet, sanık Nazlı Can’ı 3 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ile 31 bin 500 lira para cezasına çarptırırken, sanık hakkında 6 müştekiye karşı bu suçtan beraat hükmü kurmuştu.
Sanık Süleyman Aslan da “tefecilik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis ile 20 bin lirayla cezalandırılırken, Mojtaba Haghani, Asiye Öztürk, Mehmet Aydoğdu, Hakan Ateş, Rüya Sağır, Kerem Can ve Candaş Gürol’ün ise beraatine karar verilmişti.
Gerekçeli kararın yazılmasının ardından dosya istinafa taşınmıştı….

GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ SON DAKİKA: Hakkında soruşturma başlatılan eski Tunceli Valisi gözaltına alındı

GÜLİSTAN DOKU HABERLERİ SON DAKİKA: Hakkında soruşturma başlatılan eski Tunceli Valisi gözaltına alındı

Tunceli’de 5 Ocak 2020’den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu” eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.
İlginizi Çekebilir
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına “Vali Tuncay Sonel” konulu yazı gönderildi.
Başsavcılığın yazısında, “2020/52” soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli “kasten insan öldürme”, “cinsel saldırı”, “suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi”, “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “suçu bildirmeme”, “suçluyu kayırma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.
Yazıda, şunlar kaydedildi: “Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in TCK’nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel’e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK’nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur.”
TUNCAY SONEL GÖZALTINA ALINDI
Öte yandan, soruşturma kapsamında Tuncay Sonel’in açığa alındığı bildirildi.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmekte olduğu Gülistan Doku soruşturması kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel Elazığ’da gözaltına alındı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nca çıkarılan gözaltı kararında, Sonel hakkında ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçlarından soruşturma yürütüldüğü belirtilerek, “Şüphelinin üzerine atılı bulunan ve toplu olarak işlendiği değerlendirilen suçtan dolayı yürütülen 2026/7025 soruşturma sayılı dosyamız kapsamında, yakalanıp Cumhuriyet Başsavcılığımıza bildirilmesi, akabinde şüphelinin serbest bırakılmayıp, yüklenen suçun kanundaki ceza miktarı, gözaltına alınmanın soruşturma yönünden zorunluluk arz etmesi, şüphelinin yüklenen suçu işlediğini düşündürülebilecek emareler bulunması ve soruşturmanın tamamlanabilmesi için ilk olarak yakalama anından itibaren 24 saati geçmemek üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91/1-2-3 maddesi uyarınca gözaltına alınmasına karar verilmiştir” denildi.
ESKİ POLİSTEN ETKİN PİŞMANLIK TALEBİ
Gülistan Doku’ya ait SIM kartı bir telefona takarak veri akışı sağladığı ve sosyal medya hesabında veri sildiği iddiasıyla dün delilleri yok etme suçundan tutuklanan ihraç polis memuru Gökhan Ertok’un, etkin pişmanlıktan faydalanmak için talepte bulunduğu belirtildi.
DOKU’NUN HASTANE KAYITLARI SİLİNDİ İDDİASI
Gülistan Doku soruşturması dosyasına giren raporda, Gülistan Doku’nun emniyetin POLNET kayıtlarında 31 Aralık 2019 tarihinde Tunceli Devlet Hastanesi’ne giriş yaptığı ancak hastane sisteminde bu kayıtların olmadığı bilgisi yer aldı. Aynı sistemde diğer tarihlere ait verilerin bulunmasına rağmen sadece o güne ait kayıtların eksik olmasının olağan bir durum olmadığı, yapılan incelemelerde, bu durumun teknik arızadan ziyade ‘seçici silme’ ihtimalini güçlendirdiği değerlendirildi. Raporda, söz konusu verilerin kasıtlı ve yetkisiz müdahaleyle silinmiş olabileceği ifade edildi.
‘KASITLI OLARAK SİLİNDİĞİ DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR’
Raporda şu ifadelere yer verildi: “31.12.2019 tarihinde Gülistan Doku isimli hasta da dahil olmak üzere hiçbir hastaya ait log bilgisi sistemde mevcut değildir. Özetle; yapılan teknik değerlendirme neticesinde, 31.12.2019 tarihinden öncesi ve sonrasında sistemde log kayıtlarının mevcut olduğu, ancak yalnızca 31.12.2019 tarihinde hiçbir kullanıcıya ve hastaya ait log bilgisinin yer almadığı tespit edilmiştir. Gülistan Doku isimli hastaya ait 31.12.2019 tarihli hastane kaydının bulunduğuna dair ekte firmamıza gönderilen POLNET çıktısı ve tutanak bulunmasına rağmen yapılan araştırmalar sonucunda bu bilgilere şu an itibarıyla ulaşılamadığının anlaşıldığı, bunun sebebinin ne olduğunun araştırılarak bildirilmesi talep edilmektedir. Sistem üzerinde 31.12.2019 tarihinden öncesine ve sonrasına ait log kayıtları bulunmasına rağmen, yalnızca 31.12.2019 tarihine ait hiçbir log kaydı bulunmamaktadır. Gülistan Doku’nun muayeneye geldiği günlere ilişkin hiçbir log kaydı bulunmamaktadır. Şöyle ki; aynı gün hastaneye başvuru yapan bazı kişilerin vizit kayıtları mevcut olmasına rağmen, bu vizitlere ait log verisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte hastalardan 635’inin daha sonraki tarihlerde sistemde log oluşturdukları tespit edilmiştir. Örneğin, bir hastaya ait 31.12.2019 tarihli vizit kaydı sistemde mevcutken, aynı hastanın 01.01.2020 tarihli tedavi sürecine dair log kayıtları bulunmaktadır. Hal böyle iken yukarıda da ifade etmiş olduğumuz üzere ilgili tarihe ilişkin kayıtların kasıtlı olarak silinmiş olduğu tarafımızca değerlendirilmektedir. Sonuç olarak 31.12.2019 tarihine ait sistem loglarının bulunmaması olağan bir durum olarak değerlendirilmemekte; ilgili güne ait log kayıtlarının kasten ve yetkisiz teknik bir müdahale ile silindiği anlaşılmaktadır.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Sağlık Bakanlığı konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını ve ilgili müfettişin görevlendirildiğini duyurdu.
ŞÜPHELİLERDEN 7’Sİ ADLİYEDE
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 7’sinin jandarmadaki sorguları tamamlandı.
Gülistan Doku davasında gözaltı dalgası! Aile adliyeye koştu, anne fenalaştı! ‘Hepiniz katilsiniz’
Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal’ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.
Adliye önünde bekleyen Doku’nun bazı yakınları, zanlılara tepki gösterdi. Bu sırada fenalık geçiren Doku’nun annesi Bedriye Doku, ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel’in o dönem korumalığını yapan Şükrü E’nin ise jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Cep telefonu en son viyadükte sinyal vermişti! Gülistan orada yalnız değildi
2 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Doku’nun kaybolmasına ilişkin 13 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Gülistan Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ile eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı….

Avusturya Dışişleri Bakanı: 'Belirsiz ve stabil olmayan bir uluslararası sistemden bahsediyoruz'

Avusturya Dışişleri Bakanı: ‘Belirsiz ve stabil olmayan bir uluslararası sistemden bahsediyoruz’

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında “Sistemik Geçiş Sürecinde Çok Taraflılığı Yeniden Değerlendirmek” başlıklı panel düzenlendi.
Panelde konuşmacı olarak, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Dönem Başkanı ve İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Portekiz Dışişleri Bakanı Paulo Rangel ve Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakan Yardımcısı Alvin Botes yer aldı.
“BELİRSİZ VE STABİL OLMAYAN BİR ULUSLARARASI SİSTEMDEN BAHSEDİYORUZ”
Avusturya Dışişleri Bakanı Meinl-Reisinger, dünya genelinde daha fazla istikrarsızlık, belirsizlik, ekonomik tehdit ve insani durumdan bahsedildiğini vurguladı.
“Belirsiz ve stabil olmayan bir uluslararası sistemden bahsediyoruz.” diyen Meinl-Reisinger, bu durumun soğuk savaş sonrası dönemle bağlantılı olduğuna işaret etti.
İlginizi Çekebilir
Meinl-Reisinger, güven ve diyalog oluşturmak için ortak paydada buluşulması gerektiğinin altını çizerek, “Çok taraflılık bize kalmış bir şey.” dedi.
Barış ve güvenliğin kapsayıcı ve adil olması gerektiğini dile getiren Meinl-Reisinger, ülkesinin bu konuda net bir duruşa sahip olduğunu vurguladı.
Meinl-Reisinger, Birleşmiş Milletler’in (BM) önemine de işaret ederek, reforma ihtiyaç duyulduğunu ancak bunun var olanın yerine yeni bir şey koymak anlamına gelmediğini söyledi.
“Büyük güç, büyük sorumluluklarla birlikte gelir.” diyen Meinl-Reisinger, reformun hem küçük, hem orta hem de büyük ölçekteki ülkeler için önem taşıdığını aktardı.
Meinl-Reisinger, üzerinde çalışılması gereken çok konu bulunduğunu, ancak BM bünyesinde son derece etkin işleyen sistemlerin de olduğunu vurguladı.
İleriye dönük bahsedilen reformlarda bireylerin de dikkate alınması gerektiği değerlendirmesini yapan Meinl-Reisinger, “Uluslararası kurum ve kuruluşların gerçekten çok önemli değerleri var ve belli başlı bölgelerdeki gündemin şekillendirilmesini sağlıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
“ÇOK TARAFLILIĞIN ORTAYA KONULMASI KONUSUNDA HENÜZ EYLEME GEÇİLMEDİ”
İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis da çok taraflılığın ortaya konulması konusunda henüz eyleme geçilmediğini, bu konuda derin düşünme seviyesinde olunduğunu kaydetti.
Şu anda yaşanan şeylerin “sistemik geçiş” olduğunu aktaran Cassis, tarihi perspektifi de göz önünde bulundurarak ne deneyimlendiğini anlamaya çalışmanın gerektiğini söyledi.
Cassis, “Soğuk Savaş sonrasında bir illüzyon vardı. Denildi ki: ‘Tarihin sonuna geldik.’ Artık her yerde demokrasi olacak. Aslında büyük sorunlar çözüldü, denildi. Ancak tabii ki durum bu şekilde değildi.” diye konuştu.
Bu kapsamda “gerçekçi” olmak gerektiğinin altını çizen Cassis, “Büyük ülkelerde büyük ordular var. Bazen ne istiyorlarsa onu almaya karar veriyorlar ve o yönde ilerlemek istiyorlar. Bu noktada da yeni bir çok taraflılık oluşuyor.” şeklinde konuştu.
Cassis, dünyanın şu anda yeni bir döneme geçiş aşamasında olduğunu belirterek, bu noktada nasıl bir şeyle karşılaşılacağının bilinmediğini ve çok taraflılığın yeniden icat edilmeye çalışıldığını söyledi.
“KÜRESEL ANLAMDA ÇOK TARAFLILIKTAN BAHSETMEMİZ GEREKİYOR”
Portekiz Dışişleri Bakanı Paulo Rangel da “Şu anda deneyimlediğimiz şey bir kriz, çok kritik bir durumdan bahsediyoruz.” diyerek, zor bir dönemden geçildiğini ancak duruma başka bir bakış açısıyla da bakılması gerektiğini aktardı.
Çok taraflılık konusunda alınması gereken sorumluluğun bölgesel anlamda ve ikili ilişkilerde çok taraflılığa yatırım yapılması olduğunu aktaran Rangel, “Küresel anlamda çok taraflılıktan bahsetmemiz gerekiyor. Bölgesel çok taraflılığın da olması gerek.” görüşünü paylaştı.
Güvenlik Konseyi’nde çeşitliliğin önemine de işaret eden Rangel, “Gerçekten zor olduğunun farkındayım ancak reform gerçekleştirmemiz gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Rangel, “Bazı kurumlar belki çok işlevsel olmayacak, çok işe yaramayacaklar. Ancak çözümleri bulabilmek için sistem içerisinde olmamız gerekiyor.” dedi.
Dünya genelinde çok bahsedilmeyen çatışmaların daha görünür olması gerektiğini söyleyen Rangel, küresel hususlara daha adil şekilde yaklaşılması gerektiğini vurguladı.
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOK TARAFLILIĞIN ORTASINDA OLMALI”
Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakan Yardımcısı Botes ise çok taraflılık ve BM’ye ilişkin konuştu.
“Birleşmiş Milletler elbette ki her zaman çok taraflılığın ortasında olması gerekiyor.” diyen Botes, bunun “net” bir şekilde belirtilmesinin önemine dikkati çekti.
Tüm ülkelerin bir tercih yapması gerektiğine işaret eden Botes, “Ya çok taraflılık yolunda ilerleyeceğiz, ya tek kutuplu dünyadan bahsedeceğiz, ya da çok hırslı bir şekilde, çok kutupluluğa odaklanacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Botes ayrıca, tüm bu tercihlerin arasında bir “orta nokta” olmadığını vurguladı.
İran’ın ‘Hürmüz’ kararı sonrası piyasalarda son durum… Petrol düştü, altın yükselişte
Antalya Diplomasi Forumu… Cumhurbaşkanı Erdoğan: Liderler zirvesine açığız…